2009-12-03 - 12:00
Parlamento Muhabirleri Derneği ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ortaklığında, düzenlenen ''Kadının Siyasete Katılımı ve Medya
Duyarlılığı'' konulu panelde konuşan Cumhurbaşkanı Vekili ve TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, dünya siyasetinin en önemli sorunlardan birinin, kadınların temsili konusundaki sorun olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Vekili ve TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD) ve Birleşmiş Milletler
Kalkınma Programı ortaklığında, düzenlenen ''Kadının Siyasete Katılımı ve Medya Duyarlılığı'' konulu panelde konuştu.
Mehmet Ali Şahin, panelin; kadının siyasete daha fazla katılmasının
hedeflenmesi, PMD'nin, 'Bu konuda basına da görev düşüyor' demesi açısından büyük
önem taşıdığını ifade etti. Şahin, panelin, Türkiye'de kadına seçme ve seçilme
hakkı verilmesinin de yıl dönümünün kutlanacağı bir aya denk gelmesinin de
anlamlı olduğunu kaydetti.
Şahin, çağdaş demokrasi ve medeniyetin, insanlar arasında; dil, din, ırk,
renk, cinsiyet ayırımı yapılmadan eşit haklar sunulması olduğunu ifade etti.
Hayatı, kadın ve erkeklerin birlikte yaşadığını belirten Şahin, bu nedenle
sorumlulukların da birlikte yüklenilmesi gerektiğine işaret etti.
Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesinin uzun süren bir mücadele
olduğunu anlatan Şahin, kadınlara dünyada ilk defa, 116 yıl önce Yeni Zelanda'da
yalnızca seçme hakkı tanındığını anımsattı. Şahin, hem seçme hem seçilme hakkının
ise ilk defa 102 sene önce Finlandiya'da gerçekleştiğini kaydetti.
Kendisini dün ziyaret eden Kosova Cumhuriyeti Meclisi milletvekillerinin
de panele katılmasından mutluluk duyduğunu belirten Şahin, Kosova heyetinin, 7
kadın milletvekilinden oluşmasının da panele ayrı bir renk kattığını ifade etti.
Şahin, Türkiye'nin Kosova'ya olan desteğinin, geçmişte olduğu gibi bundan sonra
da süreceğini söyledi.
-DÜNYA SİYASETİNİN EN ÖNEMLİ SORUNU-
Dünya parlamentolarında kadınların temsil oranının ortalama yüzde 18
olduğunu belirten Şahin, aslında bunun düşük bir oran olduğunu belirterek,
''Dünya siyasetinin en önemli sorunlarından biri, kadınların temsili konusundaki
sorundur'' dedi.
Türkiye'de de kadınlara 1935 yılında seçme ve seçilme hakkının
verildiğini, ancak kadınların Meclisteki temsil oranının düşük seyrettiğini ifade
eden Şahin, 2007 yılında 50 kadın milletvekillinin Parlamentoya girerek temsilde
yüzde 9,1'lik bir oran oluşturduğunu kaydetti.
Bu oranın dünya ortalamasının altında olduğuna dikkati çeken Şahin,
Türkiye'nin de bu konuda alması gereken uzun bir mesafe, atması gereken adımlar
olduğunu dile getirdi.
Mehmet Ali Şahin, ayrıca, panelde, ''Kadınların siyasette temsil oranının
artırılmasının, kadınların sorunlarının çözümü için yeterli olacak mı?'' ve
''Kadın milletvekillerinin sayısı ile ülkelerin gelişmişlik düzeyi doğru orantılı
mıdır?'' sorularına da yanıt aranabileceğini sözlerine ekledi.
Devlet Bakanı Aliye Kavaf da Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD) ve Birleşmiş Milletler (BM)
Kalkınma Programı Ortaklığında gerçekleştirilen ''Kadının Siyasete Katılımı ve
Medya Duyarlılığı'' panelinde konuştu.
Kavaf, medyanın, kadın ile erkeğin medyada yer alışına eşitlikçi bir
anlayışla yer vererek, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında önemli bir
potansiyele sahip olduğunu dile getirdi.
Son yıllarda toplumsal sorumluluk projelerinin medya tarafından
desteklenmesi ve yürütülmesinin önemli bir dönüşümün göstergesi olduğunu söyleyen
Kavaf, şunları kaydetti:
''Kadınların iletişim sistemlerine katılımında ve ulaşılabilirliğinde
yaşanan eşitsizlik, medyada kadının klişe rollerle temsil edilmesi, şiddet
içeren, kadını küçük düşüren haberlere yer verilmesi, toplumsal cinsiyet
eşitsizliğini medyada yeniden üretebilmekte, böylece toplumda mevcut cinsiyet
ayrımcılığının pekişmesine neden olabilmektedir.
Pek çok başarılı işleri icra etmelerine rağmen kadınlar, meslekleriyle ve
becerileriyle medyada çok az yer bulmakta, yer aldıkları vakit de başarılarından
ziyade daha çok kişisel yaşamları ve görüntüleriyle öne çıkarılmaktadır.
Kurgulanmış programlarda ise kadın daha çok mağdur olarak temsil edilmekte,
kadına yönelik her türlü şiddet ya kadının kışkırtması ya da erkeğin kendine
hakim olamaması gibi nedenlerle sunularak cinsiyetçi bakış açısı
meşrulaştırılmaktadır. Şiddet, ya istisnai bir vaka gibi sunulmakta ya da haklı
bir nedene dayandırılarak olağanlaştırılmaktadır.''
Kadının medyada görmezden gelinmesinin, eksik temsili ya da belirli
roller içinde sunulmasının küresel bir sorun olduğunu belirten Kavaf, bu konuda
yapılan araştırmalardan örnekler verdi.
Kavaf, televizyon programlarının genelinde kadına yönelik şiddetin yer
aldığını, programlar aracığıyla şiddetin kanıksandığını ve bir süre sonra
toplumun tepkisizleştiğini ifade etti.
Siyasal hayatta olduğu gibi medyada da kadınların karar alma
mekanizmalarında daha az sayıda yer aldığını belirten Kavaf, ''Kadının medyada
sadece içerik olarak değil, istihdam açısından da oranının yükseltilmesi
gerekir'' dedi.
Kavaf, medya alanında Türkiye'nin içinde yer aldığı uluslararası
sözleşmeler ve ulusal düzenlemeleri anımsatarak, Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğünün yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verdi.
"TELEVİZYON, TEMEL REFERANS NOKTASI"
Kavaf, yapılan bir araştırmaya göre, televizyonların Türk ailesinin temel
referans noktasından biri haline geldiğini kaydetti.
Medyanın, kadın ve aile odaklı politikalar benimsemesinin hiç kuşkusuz
televizyonun işlevini daha da olumluya çevireceğini belirten Kavaf, ''Medya,
şiddeti körüklemekten ve cinsel ayrımcılıktan kaçınmaya çalışmalı ve cinsel
suçlara dair haberler başta olmak üzere kadın ve çocukların kişilik haklarını
gözeten bir anlayışla habercilik yapmaya özen göstermelidir'' diye konuştu.
Cinsiyet eşitsizliklerinin, töre ve namus cinayetlerinin, her türlü
ayrımcılığın ve şiddetin, sadece Türkiye'de değil, dünyada ne kadar büyük
dramlara ve acılara yol açtığının görüldüğünü kaydeden Kavaf, kadınların siyasal
hayatta temsilinde de medyada yer alma biçiminin son derece önemli rol oynadığını
dile getirdi.
Kavaf, ''Bir ülkede bilim, sanat, medya ve siyaset, kadın dünyasının o
özgün ve özellikli dilini yansıtmıyorsa, o zaman haklar konusunda çok fazla
mesafe kat etmek, hızlı zihinsel değişim ve dönüşüm yaşamak mümkün değildir''
dedi.
"İSPANYA'DA YÜZDE 36 TEMSİL"
BM Kalkınma Programı Daimi Temsilci Vekili Ulrika Richardson-Golinski,
toplumsal cinsiyet eşitsizliğin giderilmesinin, insan haklarının en üst düzeye
çıkarılması için gerekli olduğunu belirtti.
Türkiye'de kadın hakları konusunda önemli çalışmalar yapıldığını ifade
eden Golinski, aile içi şiddet ve iş gücüne katılım konusunda ise sorunlar
yaşandığını kaydetti.
Golinski, toplantının, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine duyarlı bir medya
oluşmasına katkı sağlamasını diledi.
İspanya Eşitlik Bakanlığı Kadın Enstitüsü Genel Direktörü Rosa Peris
Cervera da İspanya'da 2007 yılında eşitlik kanunu çıkardıklarını belirterek,
ülkesinin bu konuda yaptığı çalışmaları anlattı.
Cervera, İspanya Parlamentosunda kadın oranının yüzde 36 olduğunu ifade
etti.
Kalkınma Programı ortaklığında, düzenlenen ''Kadının Siyasete Katılımı ve Medya Duyarlılığı'' konulu panelde konuştu.
Mehmet Ali Şahin, panelin; kadının siyasete daha fazla katılmasının
hedeflenmesi, PMD'nin, 'Bu konuda basına da görev düşüyor' demesi açısından büyük
önem taşıdığını ifade etti. Şahin, panelin, Türkiye'de kadına seçme ve seçilme
hakkı verilmesinin de yıl dönümünün kutlanacağı bir aya denk gelmesinin de
anlamlı olduğunu kaydetti.
Şahin, çağdaş demokrasi ve medeniyetin, insanlar arasında; dil, din, ırk,
renk, cinsiyet ayırımı yapılmadan eşit haklar sunulması olduğunu ifade etti.
Hayatı, kadın ve erkeklerin birlikte yaşadığını belirten Şahin, bu nedenle
sorumlulukların da birlikte yüklenilmesi gerektiğine işaret etti.
Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesinin uzun süren bir mücadele
olduğunu anlatan Şahin, kadınlara dünyada ilk defa, 116 yıl önce Yeni Zelanda'da
yalnızca seçme hakkı tanındığını anımsattı. Şahin, hem seçme hem seçilme hakkının
ise ilk defa 102 sene önce Finlandiya'da gerçekleştiğini kaydetti.
Kendisini dün ziyaret eden Kosova Cumhuriyeti Meclisi milletvekillerinin
de panele katılmasından mutluluk duyduğunu belirten Şahin, Kosova heyetinin, 7
kadın milletvekilinden oluşmasının da panele ayrı bir renk kattığını ifade etti.
Şahin, Türkiye'nin Kosova'ya olan desteğinin, geçmişte olduğu gibi bundan sonra
da süreceğini söyledi.
-DÜNYA SİYASETİNİN EN ÖNEMLİ SORUNU-
Dünya parlamentolarında kadınların temsil oranının ortalama yüzde 18
olduğunu belirten Şahin, aslında bunun düşük bir oran olduğunu belirterek,
''Dünya siyasetinin en önemli sorunlarından biri, kadınların temsili konusundaki
sorundur'' dedi.
Türkiye'de de kadınlara 1935 yılında seçme ve seçilme hakkının
verildiğini, ancak kadınların Meclisteki temsil oranının düşük seyrettiğini ifade
eden Şahin, 2007 yılında 50 kadın milletvekillinin Parlamentoya girerek temsilde
yüzde 9,1'lik bir oran oluşturduğunu kaydetti.
Bu oranın dünya ortalamasının altında olduğuna dikkati çeken Şahin,
Türkiye'nin de bu konuda alması gereken uzun bir mesafe, atması gereken adımlar
olduğunu dile getirdi.
Mehmet Ali Şahin, ayrıca, panelde, ''Kadınların siyasette temsil oranının
artırılmasının, kadınların sorunlarının çözümü için yeterli olacak mı?'' ve
''Kadın milletvekillerinin sayısı ile ülkelerin gelişmişlik düzeyi doğru orantılı
mıdır?'' sorularına da yanıt aranabileceğini sözlerine ekledi.
Devlet Bakanı Aliye Kavaf da Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD) ve Birleşmiş Milletler (BM)
Kalkınma Programı Ortaklığında gerçekleştirilen ''Kadının Siyasete Katılımı ve
Medya Duyarlılığı'' panelinde konuştu.
Kavaf, medyanın, kadın ile erkeğin medyada yer alışına eşitlikçi bir
anlayışla yer vererek, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında önemli bir
potansiyele sahip olduğunu dile getirdi.
Son yıllarda toplumsal sorumluluk projelerinin medya tarafından
desteklenmesi ve yürütülmesinin önemli bir dönüşümün göstergesi olduğunu söyleyen
Kavaf, şunları kaydetti:
''Kadınların iletişim sistemlerine katılımında ve ulaşılabilirliğinde
yaşanan eşitsizlik, medyada kadının klişe rollerle temsil edilmesi, şiddet
içeren, kadını küçük düşüren haberlere yer verilmesi, toplumsal cinsiyet
eşitsizliğini medyada yeniden üretebilmekte, böylece toplumda mevcut cinsiyet
ayrımcılığının pekişmesine neden olabilmektedir.
Pek çok başarılı işleri icra etmelerine rağmen kadınlar, meslekleriyle ve
becerileriyle medyada çok az yer bulmakta, yer aldıkları vakit de başarılarından
ziyade daha çok kişisel yaşamları ve görüntüleriyle öne çıkarılmaktadır.
Kurgulanmış programlarda ise kadın daha çok mağdur olarak temsil edilmekte,
kadına yönelik her türlü şiddet ya kadının kışkırtması ya da erkeğin kendine
hakim olamaması gibi nedenlerle sunularak cinsiyetçi bakış açısı
meşrulaştırılmaktadır. Şiddet, ya istisnai bir vaka gibi sunulmakta ya da haklı
bir nedene dayandırılarak olağanlaştırılmaktadır.''
Kadının medyada görmezden gelinmesinin, eksik temsili ya da belirli
roller içinde sunulmasının küresel bir sorun olduğunu belirten Kavaf, bu konuda
yapılan araştırmalardan örnekler verdi.
Kavaf, televizyon programlarının genelinde kadına yönelik şiddetin yer
aldığını, programlar aracığıyla şiddetin kanıksandığını ve bir süre sonra
toplumun tepkisizleştiğini ifade etti.
Siyasal hayatta olduğu gibi medyada da kadınların karar alma
mekanizmalarında daha az sayıda yer aldığını belirten Kavaf, ''Kadının medyada
sadece içerik olarak değil, istihdam açısından da oranının yükseltilmesi
gerekir'' dedi.
Kavaf, medya alanında Türkiye'nin içinde yer aldığı uluslararası
sözleşmeler ve ulusal düzenlemeleri anımsatarak, Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğünün yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verdi.
"TELEVİZYON, TEMEL REFERANS NOKTASI"
Kavaf, yapılan bir araştırmaya göre, televizyonların Türk ailesinin temel
referans noktasından biri haline geldiğini kaydetti.
Medyanın, kadın ve aile odaklı politikalar benimsemesinin hiç kuşkusuz
televizyonun işlevini daha da olumluya çevireceğini belirten Kavaf, ''Medya,
şiddeti körüklemekten ve cinsel ayrımcılıktan kaçınmaya çalışmalı ve cinsel
suçlara dair haberler başta olmak üzere kadın ve çocukların kişilik haklarını
gözeten bir anlayışla habercilik yapmaya özen göstermelidir'' diye konuştu.
Cinsiyet eşitsizliklerinin, töre ve namus cinayetlerinin, her türlü
ayrımcılığın ve şiddetin, sadece Türkiye'de değil, dünyada ne kadar büyük
dramlara ve acılara yol açtığının görüldüğünü kaydeden Kavaf, kadınların siyasal
hayatta temsilinde de medyada yer alma biçiminin son derece önemli rol oynadığını
dile getirdi.
Kavaf, ''Bir ülkede bilim, sanat, medya ve siyaset, kadın dünyasının o
özgün ve özellikli dilini yansıtmıyorsa, o zaman haklar konusunda çok fazla
mesafe kat etmek, hızlı zihinsel değişim ve dönüşüm yaşamak mümkün değildir''
dedi.
"İSPANYA'DA YÜZDE 36 TEMSİL"
BM Kalkınma Programı Daimi Temsilci Vekili Ulrika Richardson-Golinski,
toplumsal cinsiyet eşitsizliğin giderilmesinin, insan haklarının en üst düzeye
çıkarılması için gerekli olduğunu belirtti.
Türkiye'de kadın hakları konusunda önemli çalışmalar yapıldığını ifade
eden Golinski, aile içi şiddet ve iş gücüne katılım konusunda ise sorunlar
yaşandığını kaydetti.
Golinski, toplantının, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine duyarlı bir medya
oluşmasına katkı sağlamasını diledi.
İspanya Eşitlik Bakanlığı Kadın Enstitüsü Genel Direktörü Rosa Peris
Cervera da İspanya'da 2007 yılında eşitlik kanunu çıkardıklarını belirterek,
ülkesinin bu konuda yaptığı çalışmaları anlattı.
Cervera, İspanya Parlamentosunda kadın oranının yüzde 36 olduğunu ifade
etti.
