2007-11-06 - 14:50
DTP TBMM GRUBU TOPLANDI..
DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Şimdi aslında teşekkür edilmesi gerekirken, adeta suçlanan bir grup konumuna getirildik. Yani 8 gencin ailelerine kavuşması için, hiçbir zarar görmemesi için çaba gösteriyorsunuz ve suçlu oluyorsunuz'' dedi.
DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, ''Şimdi aslında
teşekkür edilmesi gerekirken, adeta suçlanan bir grup konumuna
getirildik. Yani 8 gencin ailelerine kavuşması için, hiçbir zarar
görmemesi için çaba gösteriyorsunuz ve suçlu oluyorsunuz'' dedi.
Türk, partisinin grup toplantısında, geçen hafta Türkiye'nin siyasi
tarihinde çok önemli bir kişiliğin kaybedildiğini belirterek, Erdal
İnönü'yü rahmetle andığını söyledi.
İnönü'nün son günlerde siyasilere yönelik ''Birbirinize karşı,
insanlarınıza karşı kin ve nefret duymayın. Onları sevgiyle kucaklayın''
dediğini belirten Türk, ''Son vasiyeti buydu'' dedi.
Bir gün Parti Meclisi çalışmaları sırasında birilerinin Erdal İnönü'ye
''Sayın Genel Başkan, lütfen yumruğunuzu masaya vurun'' dediğini anlatan
Türk, İnönü'nün ise ''Peki masanın ne günahı var?'' diyerek espri
yaptığını anlattı.
Türk, Türkiye'nin sıcak gelişmeler ve gündemlerle karşı karşıya olduğunu
belirterek, ''Bugün yaşanan ulusal ve uluslararası trafiğin tek nedeni
aslında Kürt sorunudur. Ancak yıllarca sadece 'Kürt' sözcüğünü
kullandığı için bu ülkede aydınlar, yazarlar, siyasetçiler
cezalandırıldılar. O dönemlerde ülkeyi yöneten siyasetçiler cesurca
çıkıp 'Kürt'lerin sorunu vardır' diyemediler. Bugün Kürt sorununun,
hepimizin canını yakan bir noktaya geldiğini görüyoruz'' diye konuştu.
Türkiye'de bugün Kürt sorunundan ve DTP'den başka hiçbir şeyin
tartışılmadığını ifade eden Ahmet Türk, şöyle konuştu:
''Peki tüm basının dünyanın hepimizin ders çıkarıp, bunu olgunlukla
tartışılmasını istemek ihanet midir? Gerçekten öyle bir mantık var ki
sanki bunu tartışanlar ihanet içinde; buna karşı duruşuyla şoven
anlayışı öne çıkararak Türkiye'yi bir felakete götürmek isteyenler de
vatansever olarak değerlendiriyor. Aslında acizlik budur. İktidarın
acizliği buradan gelmektedir. Kendi Parlamentosunda, kendi Meclisinde
kendi insanıyla tartışmayan bir Hükümet, bu ülkenin geleceğini sağlıklı
bir şekilde yürütme şansına sahip olmayacaktır.''

-''SÖYLEMEYE, DEVAM EDECEĞİZ''-

''Ülkenin gerçeklerini, realitesini terörize ederek, meseleyi sadece bir
terör örgütü olarak Türkiye'nin ve halkının gündemine getirmek etik
değildir'' diyen Türk, kendi insanına güvenmeyen, kendi halkına
güvenmeyen, halkın iradesine saygı göstermeyen bir anlayışla karşı
karşıya olunduğunu ifade etti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD'de bir soru üzerine ''Operasyonun
kesinlikle oradaki insanlarımıza karşı, Kürt'lere karşı bir yönelme
olmadığını'' söylediğini belirten Türk, şöyle konuştu:
''Sayın Başbakan nasıl bir olgunlukla 'böyle bir şey yok' diyor. DTP'ye
oy veren insanları kendi yurttaşı olarak görmüyor mu? Biz
bu ülkede gelecekle ilgili projeleri olan herkes kadar bu Mecliste hakkı
olan, herkesin saygı göstermesi gereken insanların iradesiyle buraya
geldik. Bize oyunu veren seçmen, AK Parti'ye oyunu veren seçmen kadar
kutsaldır, onun kadar bilinçlidir. Ama bizleri, DTP grubunu bir susması
gereken, konuşmaması gereken, dinlemesi gereken bir grup olarak
değerlendiriyor. Biz buraya düşüncelerimizi söylemek için geldik.
Konuşmayın, yorumda bulunmayın, düşüncenizi açıklamayın diye halkımız
bizi buraya göndermedi. Biz söylemeye devam edeceğiz.''

-''TEŞEKKÜR EDİLMESİ GEREKİRKEN...''-

DTP Grup Başkanı Türk, irtibat kurulamayan askerlere ilişkin
girişimlerini de şöyle açıkladı:
''21 Ekimde yaşanan bir olaydan dolayı 8 gencimiz PKK tarafından
alıkonuldu. Alındıkları netleştikten hemen sonra 24 Ekim tarihinde basın
toplantısı yaptık. İnsani boyutlarıyla olayı ele aldığımızı, bu
gençlerin hiçbirine zarar verilmemesi için vicdani bir sorumluluk
duyduk. Bu vicdani sorumluluk gereğiyle çalışmalar yaptık. Şimdi aslında
teşekkür edilmesi gerekirken, adeta suçlanan bir grup konumuna
getirildik. Gerçekten hepimizi üzen açıklamalarla karşı karşıya kaldık.
Bir taraftan soruşturmalar açılıyor. Yani 8 gencin ailelerine kavuşması
için hiçbir zarar görmemesi için çaba gösteriyorsunuz ve suçlu
oluyorsunuz. Adalet Bakanı'nın yaptığı açıklamalar gerçekten hayret
verici, ürperten açıklamalar. 'Bu askerlerin sağ döndüğüne sevinemedim'
diyor. Böyle sorumsuzca bir açıklama ben bugüne kadar duymadım,
görmedim. Bir daha böyle bir açıklamayı görmek de istemiyorum yaşamak da
istemiyorum.
Hükümet Sözcüsü, 'Suç üstü yakalandılar' diyor. Yaşama hakkına
duyduğumuz saygıdan dolayı, insan yaşamına ve özgürlüğüne önem veren
insanlar olarak, eğer birilerinin burnu kanamadan kurtulmasına katkı
sunmuşsak, bundan sadece ve sadece mutluluk duyarız. Bundan dolayı
açılmış olan soruşturmaları, şoven, milliyetçi anlayışları tatmin etmek
için olduğunu dünyaya ilan ederiz.''

-''HAYIR BİZ REHİN OLMAYIZ''-

Türk, Başbakan Erdoğan'ın, ''aslında Doğu ve Güneydoğu'da DTP'den daha
fazla oy aldık. 70 tane Kürt milletvekili o bölgede partimizden
seçtirdik'' dediğini belirterek, bu milletvekillerinin Kürt sorunuyla
ilgili bir tek kelime söyleme cesareti gösteremediklerini iddia etti. Bu
vekillerin Başbakanlık Tezkeresi için oy kullandıklarını savunan Türk,
''Bir yerde rehin aldınız. Bizleri de mi rehin almak istiyorsunuz. Hayır
biz rehin olmayız. Vicdanı hür olan düşüncesi hür olan insanlarız. Biz
bunun mücadelesini veriyoruz'' diye konuştu.
8 askerle ilişkin girişimlerinde TBMM İnsan Haklarını İnceleme
Komisyonuna başvurduklarını belirten Türk, ''Parlamentoda pek çok kişiyi
böyle kutsal bir işe ortaklaştırmak için çaba gösterdik, destek
alamadık. Aslında Grup olarak diğer gruplarla bir şeyler yapmak istedik
ama hiçbir kıpırdama olmadı. Ancak bugün, Irak'tan ABD elçiliği
üzerinde, hatta Cumhurbaşkanı'na ulaşan bir trafiğin olduğunu görüyoruz.
Bu trafik sonucunda MİT devreye giriyor, bazı çalışmalar yapılıyor,
bunların kurtarılması için. Peki biz bu ülkenin insanıyız, grubu olan
bir siyasi partiyiz. Birileri yaptığı zaman çok iyi de Parlamentoda
grubu olan bir siyasi partinin buna bir şeyler katması suç oluyor. Bunu
gerçekten anlamakta zorluk çekiyoruz'' diye konuştu.
Türkiye'nin sorunlarının, iç dinamiklerle ancak çözülebileceği
inançlarını defalarca belirttiklerini, sorunun çözülmeyecek boyutlarda
ve noktalarında olmadığını söyleyen Türk, '' Sorun o kadar basit ki. Biz
bu sorunu içinden çıkılmaz hale getirmek için her şey yapıyoruz. O zaman
sorunların sorun olarak kalmasında birilerinin menfaati var. Artık Türk
halkı, insanlarımız bunu çok iyi görmeli'' diye konuştu.

-''GRUP KARARIYLA BU İŞİ YAPTIK''-

Türk, DTP'li 3 milletvekilinin 8 askerin kurtarılması için Irak'a
gitmesine ilişkin şunları kaydetti:
''Bu arkadaşlarımız, kendiliğinden gitmedi. Grubumuzda kutsal
gördüğümüz, o askerlerin yaşamasını önemsediğimiz için grubumuz
tartışarak, görüşerek grup kararı alarak gittiler. Şimdi 3 arkadaşımız
hakkında sanki bireysel bir tavırmış gibi veyahut açılan davalarda bu
şekilde gösterilmeye çalışılıyor. Hayır biz grup kararıyla bu işi
yaptık. Böylesi bir görevi üstlendikleri için kendilerine teşekkür
ediyoruz.''
Ahmet Türk, son dönemde MHP'nin açıklamalarını da eleştirerek,
sözlerini şöyle tamamladı:
''MHP, oyları kendi partisine çevirmenin formüllerini arama peşinde;
'Ben ne dersem o şoven milliyetçi kesimi kendime nasıl bağlarım'...
Burada halkın iradesiyle seçilmiş insanların ihanetçi ilan etme hakkına
sahipmiş gibi davranıyor. Bu hakkı kim veriyor? Eğer farklı düşüncelere
sahipseniz, bu Parlamentoda farklı düşüncelere sahip insanların da
olabileceğini, olması gerektiğini hazmetmeniz gerekir. Eğer siz bunu
kavrayamıyorsanız demokratik sistemde sizin hiç yeriniz yok. Demokrasi
paylaşımı, farklılıkları, kendisini özgürce ifade edebileceği bir
sistemdir. Bizim demokrasi anlayışımız bu. Eğer birileri farklı
anlıyorsa çıkıp demokrasiyi nasıl gördüklerini halka dünyaya izah
etsinler. Ama bunu yapma cesaretini göstermiyor, sadece oy avcılığı
yaparak, halkı karşı karşıya getirecek söylemlerle siyaset yapmayı
beceri olarak görüyor.''