2013-01-29 - 16:16
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.
Genel Kurulu'nda, 2-B arazilerinin satışına yeni düzenleme getiren yasa teklifinin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı. Madde üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasıyla oturuma ara veren Başkanvekili Güldal Mumcu, aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.
Gündem dışı söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Gürsoy Erol, Türk insanının kötü davranış olarak görmesine rağmen ekmek israfının önlenemediğini ifade etti.
Türkiye'de üretilen ekmeğin ortalama yüzde 5'inin üzerindeki oranının israf edildiğini dile getiren Erol, en büyük israfın satılamayan ekmeklerden, daha sonra halkın taze ekmeğe ilgisi ve ihtiyacından fazla ekmek almasından kaynaklandığını vurguladı. Erol, israfın önlenmesi için halkın tüketim alışkanlığının değiştirilmesi gerektiğini belirtti.
Konuyla ilgili Hükümet adına söz alan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, hükümetin geçtiğimiz günlerde ekmek israfının önlenmesiyle ilgili kampanya başlattığını anımsattı. Eker, kampanyanın değişik çalışmalarla sürdürüldüğünü, birçok kurum ve kuruluştan destek alındığını söyledi.
Gıda konusunun son 5 yılda çok daha önemli konuma geldiğinin altını çizen Eker, hükümet politikalarının vatandaşın dalgalanmalardan etkilenmesine ve gıdaya erişim güçlüğüne fırsat vermediğini ifade etti.
Türkiye'nin yılda 20-22 milyon ton buğday ürettiğini, 18 milyon ton civarında buğday tükettiğini belirten Eker, Türkiye'nin son yıllarda önemli bir buğday ihracatçısı konumuna geldiğini kaydetti.
Eker, 250 gramlık standart ekmek üzerinden hesaplama yapıldığında Türkiye'de yılda 37 milyar ekmek üretildiğini, 35 milyar ekmek tüketildiğini anlattı. Ekmek israfının günde 6 milyon, yılda 2,1 milyar adet olduğuna, bunun yılda 550 bin ton ekmek anlamına geldiğine işaret eden Eker, ekmek israfının ekonomik boyutunun da yıllık 1,5 milyar lirayı bulduğunu vurguladı.
Türkiye'de her gün israf edilen 6 milyon ekmekle yaklaşık 6 milyon kişinin bir günlük ekmek ihtiyacının karşılanabileceğini dile getiren Eker, maddi kayıpla 3 çocuklu 104 bin ailenin geçinebileceğini söyledi. Eker, ''Ekmek israfı nedeniyle yıllık kaybımız, ihracatında dünya birincisi olduğumuz un ihraç gelirimize eşit'' dedi.
Mehdi Eker, ekmek israfının önlenmesi amacıyla başlatılan kampanya kapsamında valilikler, belediyeler, Genelkurmay Başkanlığı ve sivil toplumla işbirliği yapacaklarını ve çeşitli etkinlikler gerçekleştireceklerini kaydetti.
Gıda güvenliği ve denetimleri hakkında yasal ve sayısal bilgi veren Eker, Türkiye'nin hijyen bakımından AB ile tam uyumlu mevzuatı uygulamaya koyduğunu söyledi. Eker, ''Amacımız hem nitelik yönünden vatandaşın kaliteli, hijyenik gıdaya ulaşmasını temin etmek hem de bu ürünlerin üretimini istikrarlı şekilde sağlamaktır. Gelişmeler bu iki konuda da olumludur'' diye konuştu.
Bu arada Genel Kurul'da eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ da hazır bulundu.
Yoklamadan sonra Akdağ ve Günay'a yakın ilgi gösteren AK Parti milletvekilleri, eski bakanların yanına giderek tokalaştılar ve ayak üstü sohbet ettiler.
Bakan Eker, bir ara yan yana oturan Akdağ ve Günay'ın yanına giderek eski bakanlarla tokalaştı ve bir süre sohbet etti.
AK Parti'nin, TBMM Genel Kurulu'nun bu hafta ve Şubat ayına ilişkin çalışma takvimine ilişkin grup önerisi kabul edildi.
TBMM Danışma Kurulu'nun toplanamaması üzerine AK Parti, grup önerisini Genel Kurul'a taşıdı.
Öneri hakkında bilgi veren AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, Genel Kurul'un; bugün 1 saat sözlü soruların ardından 2B arazilerinin satışına ilişkin yeni düzenlemeyi içeren yasa teklifini, yarın bedelli askerlikle ilgili düzenlemeyi de içeren TSK Disiplin Kanunu Tasarısı, 31 Ocak Perşembe günü ise Diyarbakır'da yeni bir vakıf üniversitesi kurulmasını içeren yasa tasarısının görüşmeleri tamamlanıncaya kadar çalışmasını öngördüklerini söyledi.
Aydın, Genel Kurul'un Şubat ayı boyunca Salı günleri 15.00-20.00, Çarşamba ve Perşembe günleri ise 14.00-20.00 saatleri arasında çalışmasını istediklerini belirtti.
CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, bir süre önce bir yazarın ''çalışmak isteyen kadınların şiddet gördüğünü'', Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in ise ''kriz dönemlerinde kadınların iş gücüne katılımının arttığını'' ifade ettiğini belirterek, ''Her şeyin suçlusu kadınlar. 10 yıllık iktidarınız kalkınma ile değil, uzun tutukluluklar, kadın cinayetleriyle anılacak, bu dönem siyaset ise kadının nasıl yaşayacağının kurgulandığı dönem olarak tarihe geçecek'' dedi.
Kadın cinayetleri konusunda kesin rakamların olmadığını, ancak kadına yönelik şiddetin Meclis'e kadar uzandığını anlatan Onur, kadınların kendi hayatlarına dair karar verme ve boşanmak istemesinin bu olaylarda en önemli faktör olarak yer aldığını kaydetti. Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde yasaların değil anlayışın önemli olduğuna işaret eden Onur, ''Nikahlarda Başbakan veya bakanlar, 3 çocuk yerine 4, 5 çocuk yapmalarını istiyor. Keşke nikahlarda 'eşinize iyi davranın, birbirinize saygı gösterin' denilse. Kadın ile erkeğin eşit olmadığına inanan bir Başbakan var. Başbakan ve iktidar bu dilini değiştirmezse bu cinayetleri daha çok görürüz'' diye konuştu.
AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, öneri lehinde yaptığı konuşmada, Onur'un sözlerine işaret ederek, ''Herkes Başbakanı hayranlıkla, gıptayla izliyor. Başbakan'ın kadının erkek ile eşit olmadığını söylediğini kabul etmiyoruz. Biz kadının statüsünün bırakın erkekle eşit olduğunu, daha ileride olduğunu göstermek için birçok düzenleme yaptık'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, yakın zamanda çıkan yasalarla ilgili yanlış ve eksiklikleri düzelten tasarı ve tekliflerin gündeme alındığını belirterek, zamanında konuyla ilgili eksiklikleri öngördüklerini ve iktidarı uyardıklarını söyledi.
Görüşmelerin ardından AK Parti'nin grup önerisi kabul edildi.
Genel Kurul'da, BDP'nin, Türkiye'de iş cinayetleri ve taşeronlaştırma ile ilgili araştırma önergesinin görüşülmesini içeren grup önerisi ise kabul edilmedi.
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, 1,5 milyon taşeron işçi bulunuğunu ve bazı sektörlerde yoğunlaştığını belirterek, ''Taşeron çalışmanın sonuçları özellikle maden ocaklarında çarpıcı şekilde ortaya çıkıyor. Her 100 bin ton kömür başına işçi ölümü; sendikasız taşeronlarda 15-20 kat fazladır. Büyük işçi kitleleri bu konuda mücadele etmezse ve ayağa kalkıp direnmezse, Meclis ve Hükümet onlara çare bulamaz'' dedi.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaçar da yapılan düzenlemelere rağmen iş sağlığı ve güvenliği konusunda katedilmesi gereken çok yol olduğunu ifade ederek, ''İş kazalarının önemli bölümü önlenebilirdir. Bu alanda sorun olduğunu hepimiz görüyoruz. En önemli sorun; kıdem tazminatının ödenmemesi, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin önlemlere uyulmaması, çalışanların ücretlerinin tam ve zamanında ödenmemesi, sendikal örgütlenmenin olmamasıdır. Konu üzerinde samimiyetimizi ortaya koyan yasal çalışmalarda sona gelindi'' diye konuştu.
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin ise her gün ortalama 4 işçinin iş kazalarında yaşamını yitirdiğini, bundan iktidarın utanç duyması gerektiğini savundu.
Öte yandan, Bakanlar Kurulu'nda 4 bakan ile ilgili değişikliği içeren Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi de Genel Kurul'un bilgisine sunuldu.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, 2002-2011 döneminde hayvansal hasılanın yüzde 214 artışla 5,9 milyar dolardan 18,5 milyar dolara çıktığını söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda Bakan Eker, milletvekillerinin 100 sözlü soru önergesini cevapladı.
Almanya'daki Deniz Feneri e.V davasında adı geçen Ahmet Davutoğlu'nun Dışişleri Bakanı ile hiçbir ilgisi ve alakası bulunmadığını belirten Eker, Almanya'daki davanın iddianamesinde yer alan Ahmet Davutoğlu Vakfı'nın Bulgaristan merkezli Ahmet Davutoğlu Dostluk ve Kardeşlik Vakfı'nı ifade ettiğini söyledi.
Almanya'daki davada adı geçen kişinin 1983 yılında vefat etmiş, Bulgaristan'da tanınan bir din alimi olduğunu belirten Eker, daha önce bu konunun basında asılsız iddialarla dile getirildiğini, gerekli açıklamalara rağmen bir gazetenin 2011'in Temmuz ayında tekrar bu iddiaya yer vermesi sonucu haberin sorumluları hakkında kamu davası açıldığını anlattı.
Ek açıklama isteyen CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Deniz Feneri soruşturmasını yürüten Cumhuriyet savcılarının görevden alınarak, olayın örtbas edildiğini iddia etti ve cevabın tatmin edici olmadığını söyledi.
Eker, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) 24 Ocak 2013 itibarıyla 370 bin 691 ton makarnalık, 2 milyon 289 bin 875 ton ekmeklik buğday unu stoku bulunduğunu kaydederek, bu miktarın piyasaları düzenlemek için yeterli olduğunu ifade etti.
Et fiyatlarındaki dalgalanmanın önüne geçmek ve halkın beslenmesine katkıda bulunmak amacıyla 2011 yılında canlı hayvan ve et ithalatına izin verdiklerini anımsatan Eker, bu yolla et fiyatlarında düşüş meydana geldiğini anlattı. Eker, ithalattaki gümrük vergilerinin geçen yılın Ekim ayında karkas ette yüzde 100'e, canlı hayvanda yüzde 40'a çıkarıldığını anımsatarak, piyasanın böylece regüle edildiğini kaydetti.
Türkiye'de dana karkas fiyatının 25 Ocak 2013 itibarıyla ortalama 14 lira 17 kuruş olduğunu dile getiren Eker, marketlerde kıyma fiyatı ortalamasının 19 lira, kuşbaşı fiyatının 23 lira olduğunu belirtti.
Mehdi Eker, hayvancılığa sağlanan desteğin kapsamının genişletildiğini de ifade etti. Bu sayede hayvancılık sektöründe önemli gelişmeler yaşandığının altını çizen Eker, 2002-2011 döneminde hayvansal hasılanın yüzde 214 artışla 5,9 milyar dolardan 18,5 milyar dolara çıktığını belirtti. Eker, sığır sayısının 9,8 milyon baştan yüzde 26 artışla 12,4 milyon başa çıktığını söyledi.
Eker, süt üretiminin de aynı dönemde yüzde 79 artışla 8,4 milyon tondan 15 milyon tona çıktığını belirtti.
Bazı illerdeki tarımsal destek rakamlarından örnekler veren Eker, birçok alanda üretim artışı yaşandığını dile getirdi.
Bakan Eker, TÜİK verilerine göre 2002-2011 döneminde tarım ve gıda ürünleri ihracatının yüzde 283'lük artışla 4 milyar dolardan 15,3 milyar dolara yükseldiğini kaydetti.
Türkiye'nin 2002 yılında 161 ülkeye bin 480 tarım ve gıda ürünü ihraç ederken 2011'de 186 ülkeye bin 536 çeşit tarım ve gıda ürünü ihraç ettiğini anlatan Eker, 2012'nin Ocak-Kasım döneminde de tarımsal ihracatın önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,8 arttığını, ithalatın ise yüzde 7 oranında azaldığını söyledi.
Verdikleri rakamların tamamının kamuoyunun denetimine açık olduğuna ve TÜİK tarafından yayınlandığına işaret eden Eker, tarım ve hayvancılıktaki büyümenin ortada olduğunu kaydetti.
Eker, tarım alanlarının bir kısmının tarım politikalarının yanlış olmasından değil, miras yoluyla aşırı parçalanmasından dolayı kullanılamaz hale geldiğini belirtti.
''Tarım alanında hiçbir sorun yok demedim, cennetten de bahsetmiyorum'' diyen Eker, Türkiye'nin değişim ve dönüşüme en çok muhtaç olan sektörü hakkında konuştuklarını ifade etti. Mehdi Eker, ''Tarımda her bakımdan dünya ortalamalarının üzerindeyiz'' dedi.
Tarım sektörünü daha ileriye götürdüklerini ve yapısal sorunları çözdüklerini kaydeden Eker, Et ve Süt Müdahale Kurumu ile ilgili düzenleme üzerinde çalıştıklarını bildirdi.
Tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesinin önüne geçilmesini Meclis'in gündemine getireceklerini de belirten Eker, bu sorunun, çözülmemesi halinde gelecekte daha da yayılacağını ifade etti.
TBMM Genel Kurulu'nda, 2-B arazilerinin satışına yeni düzenleme getiren yasa teklifinin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Teklif üzerinde MHP Grubu adına konuşan Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, İstanbul'dan gelen baskılara dayanılmadığı için teklifin gündeme getirildiğini belirterek, sorunun çözümünden yana olduklarını söyledi. Yılmaz, ''Sadece İstanbul'da mı 2-B sorunu var- Diğer yerlerdeki sıkıntılar bu düzenlemeyle çözülmüyor. Fakir fukaranın sorununu çözmek için emlak değeri üzerinden satış yapılmasını önerdik. Ne yazık ki iktidar, olaya para olarak baktı. Yüzyıllardır ormanları koruyan orman köylüsü için bir şey yapılmıyor'' dedi.
Ormana sahip çıkan orman köylülerinin yüksek bedel nedeniyle yıllarca korudukları alanları alamadıklarını, bunun yerine arsa simsarlarının 2-B arazilerini satın aldığını ileri süren Yılmaz, vatandaşların ''Keşke bu 2-B yasasını hiç çıkarmasaydınız'' dediğini söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, teklif üzerinde yaptığı konuşmada, 10 milyon vatandaşı ilgilendiren bir düzenlemenin görüşüldüğüne işaret ederek, yasanın çıkmasının üzerinden 9 ay geçmesine rağmen belirsizlik nedeniyle başvurulara yanıt verilemediğini söyledi. 2-B yasasının bedele ilişkin hükmünün gerçeklere uymadığını, yeni teklifin bu nedenle getirildiğini savunan Hamzaçebi, şöyle konuştu:
''2-B arazisini kullanan halkın cebinde çok büyük para var sandınız ama baktınız ki yok. O zaman yasada değişiklik yapma gereği duydunuz. Yasa çıkarken bu konuda uyarılarımızı dile getirmiştik. Yasada 2-B arazilerinin rayiç bedelin yüzde 70'i olması öngörülüyordu. Belediyece belirlenen emlak vergi bedelinin satış bedeli olmasını önerdik. 'Yıllardır bu arazileri kullanan 7 milyon orman köylüsüne hakkını verelim' dedik. Rayiç bedelin yüzde 70'i demek, 'bu arazileri almayın' demektir, başkalarına satmaktır. Hükümet niye yüzde 70 yaptı- Şimdi Hükümet 9 ay sonra 400 metrekareye kadar olan kısmı için rayiç bedelin yüzde 50'sini getiriyor. Bu da uymayacak. Orman köylüsünü dışladınız. Orman köylüsüne sınır getiremezsiniz. Beykoz 2-B için çok iyi bir laboratuvardır. 2-B parsellerinin üçte ikisi bin metrekarenin altındadır. Beykoz'da 2-B arazisinde yeri olanların bunları alma imkanı yok. Aylık geliri bin 500 liranın altında olan kişi, rayiç bedelin yüzde 50'si bile dense bu araziyi satın alamaz. Mülkiyet milletindir, devlete düşen bunun kuralını koymaktır. Halktan o kadar koptunuz ki durumunu bilmiyorsunuz. Siz 2-B arazilerini kapatanlarla ilgili düzenleme yapıyorsunuz. Teklif, bir miktar iyileşme getirmekle birlikte derde deva değildir. 400 metrekareyi bin metrekareye çıkarın. Kapsamı genişletin.''
Hamzaçebi, sorunun çözülmesi için yasada davrandıkları gibi yeni düzenlemeyi de Anayasa Mahkemesi'ne götürmeyeceklerini belirtti.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, 2-B Yasası'nın çıkmasının ardından başvuruların iki kez uzatıldığını, yeni bir uzatma olmayacağını söyledi. Düzenlemenin mülkiyet sorununu çözmeyi amaçladığını vurgulayan Canikli, kullanan ile mülkiyet sahibinin farklı kişiler olduğunu belirtti.
Uzun yılların birikimi ve karışık yapının çözülmesi, hak sahiplerinin belli olmasının süreci uzatmasının normal olduğuna değinen Canikli, 26 Şubat'ta sona erecek başvuru süresinden sonra da sürecin devam edeceğini dile getirdi. 410 bin hektarın 90 binin 2-B arazisi şartını taşımadığının görüldüğünü belirten Canikli, 320 bin hektarlık 2-B arazisi olduğunu kabul edildiğini, bunun 282 bin hektarlık kısmının güncellemesi tamamlanarak Maliye Bakanlığı'na sunulduğunu söyledi. Canikli, ''Bu miktar yaklaşık 591 bin parsele denk geliyor. Kullanıcı sayısı ise 671 bin dolayında tespit edildi'' dedi.
Canikli, 28 Ocak itibarıyla 481 bin başvuru yapıldığını, bunun 447 binin satın alma talepli olduğunu, bedel ödemeden yapılan başvurunun 162 bin civarında gerçekleştiğini ifade etti.
Teklifin muhalefet tarafından eleştirildiğini belirten Canikli, ''400 metrekare orman köylüsü için katkı sağlamaz. Bu düzenleme, esas itibarıyla rayiç rakamı yüksek, kıymetli araziye sahip ancak ödeme kabiliyeti sınırlı olan hak sahiplerinin almalarını kolaylaştırmak için getiriliyor. Bu, bir işgaldir. Mülkiyeti kendisine ait olan gayrimenkulün, kamu arazisinin işgalidir. Kamu arazisi milletindir. İşgal etmeyenlerin rızasını almak gerekmez mi- Düzenleme adil bir denge vardır. İşgal eden ile esas sahip olan millet arasında dengeli paylaşım vardır'' diye konuştu.
CHP Antalya Milletvekili Osman Kaptan, TBMM lokantasında menünün başında ''Sultan Mahmut Çorbası' olduğunu belirterek, ''Mercimek çorbasının içine havuç konmuş, olmuş Sultan Mahmut...Osmanlı'nın çorbasından her şeyine değer veriyoruz da tapusuna niye önem vermiyoruz- Toros yörüklerine 'paran yoksa alamazsın' demek yanlış olacak. 400 metrekareye çadır kurabilir mi, ahırda da lazım. Bu işi çözelim'' dedi.
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, milletvekillerinin teklifle ilgili sorularını yanıtlarken, 2-B arazisi olarak toplam 282 bin hektarlık alan tespit edildiğini, bu alanla ilgili 665 bin hak sahipliğinin söz konusu olduğunu bildirdi. Yılmaz, ''588 bin taşınmaz söz konusu. 400 metrekare altı alan ise 115 bin taşınmaz olduğunu görüyoruz. 2-B ile tapu verilmesi, mülkiyet belirsizliğinin giderilmesi servet değerinde artış getiriyor. Bunun getireceği fayda da dikkate alınmalı. Bu malvarlığına sahip olanlar belirli finansman imkanını da kullanabilir. Büyük servete sahip olduğu için birtakım muafiyetler ve ayrıcalık getirilmesi, sosyal adalet açısından değerlendirilmeli'' diye konuştu.
Yılmaz, 430 milyon lira başvuru bedelinin söz konusu olduğuna dikkati çekerek, İstanbul ve Antalya gibi şehir merkezlerinin düzenlemeden daha ağırlıklı olarak yararlandığını kaydetti.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak maddelerine geçildi.
2-B arazilerinin satışına yeni düzenleme getiren yasa teklifinin 1. maddesi üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Madde üzerinde söz alan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Ak Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli'nin söz konusu arazileri kullananlara işgalci demesinin haksızlık olduğunu söyledi.
2-B arazilerinin 400 metrekareye kadar olanlarının rayicinin yüzde 50 indirilecek olmasını eleştiren Şandır, ''Devlet bu kadar muhtaç duruma mı düştü- Memurun maaşını ödeyemiyorsunuz da dar gelirli insanların vereceği üç kuruşa mı tenezzül ediyorsunuz- Gelin tamamını yüzde 50 indirelim'' diye konuştu.
Değerli yerlerdeki satışa konu 2-B arazilerinin zaten vatandaşın elinden çıktığını ve rantiyecilerin eline geçtiğini savunan Şandır, ''Onlara yüzde 20'lik indirim yaparak ilave rant mı çıkartıyorsunuz- Bu suçlama altında kalırsınız'' dedi.
CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçer de teklifin 2-B arazilerinin satışında farklılık yarattığı ve adaletsizliğe yol açtığını ifade ederek, ''Hükümetin gerçekten parayla ilgili bir tasarrufu mu var, yoksa toplum yararına mı bu düzenlemeyi yapıyor-'' diye sordu.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, TOKİ ve belediyelerin ortak çalışması konusunda, İstanbul'un Beykoz, Çekmeköy, Şişli, Pendik, Arnavutköy ve Eyüp ilçelerinde proje alanı ilan edilen yerler olduğunu söyledi.
Bakan Yılmaz Hatay, Bursa, Muğla, Kocaeli, Sakarya, Samsun ve Antalya'da proje alanı ilan edilen bölgeler de olduğunu belirterek, buralarda 15 bin 102 2-B arazisi bulunduğunu kaydetti.
Arazilerin satışına ilişkin başvuru süresinin uzatılmayacağının altını çizen Yılmaz, 26 Şubat'a kadar başvurulmaması halinde hak sahipliğinin kaybedileceği uyarısında bulundu.
Madde üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasıyla oturuma ara veren Başkanvekili Güldal Mumcu, aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
Gündem dışı söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Gürsoy Erol, Türk insanının kötü davranış olarak görmesine rağmen ekmek israfının önlenemediğini ifade etti.
Türkiye'de üretilen ekmeğin ortalama yüzde 5'inin üzerindeki oranının israf edildiğini dile getiren Erol, en büyük israfın satılamayan ekmeklerden, daha sonra halkın taze ekmeğe ilgisi ve ihtiyacından fazla ekmek almasından kaynaklandığını vurguladı. Erol, israfın önlenmesi için halkın tüketim alışkanlığının değiştirilmesi gerektiğini belirtti.
Konuyla ilgili Hükümet adına söz alan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, hükümetin geçtiğimiz günlerde ekmek israfının önlenmesiyle ilgili kampanya başlattığını anımsattı. Eker, kampanyanın değişik çalışmalarla sürdürüldüğünü, birçok kurum ve kuruluştan destek alındığını söyledi.
Gıda konusunun son 5 yılda çok daha önemli konuma geldiğinin altını çizen Eker, hükümet politikalarının vatandaşın dalgalanmalardan etkilenmesine ve gıdaya erişim güçlüğüne fırsat vermediğini ifade etti.
Türkiye'nin yılda 20-22 milyon ton buğday ürettiğini, 18 milyon ton civarında buğday tükettiğini belirten Eker, Türkiye'nin son yıllarda önemli bir buğday ihracatçısı konumuna geldiğini kaydetti.
Eker, 250 gramlık standart ekmek üzerinden hesaplama yapıldığında Türkiye'de yılda 37 milyar ekmek üretildiğini, 35 milyar ekmek tüketildiğini anlattı. Ekmek israfının günde 6 milyon, yılda 2,1 milyar adet olduğuna, bunun yılda 550 bin ton ekmek anlamına geldiğine işaret eden Eker, ekmek israfının ekonomik boyutunun da yıllık 1,5 milyar lirayı bulduğunu vurguladı.
Türkiye'de her gün israf edilen 6 milyon ekmekle yaklaşık 6 milyon kişinin bir günlük ekmek ihtiyacının karşılanabileceğini dile getiren Eker, maddi kayıpla 3 çocuklu 104 bin ailenin geçinebileceğini söyledi. Eker, ''Ekmek israfı nedeniyle yıllık kaybımız, ihracatında dünya birincisi olduğumuz un ihraç gelirimize eşit'' dedi.
Mehdi Eker, ekmek israfının önlenmesi amacıyla başlatılan kampanya kapsamında valilikler, belediyeler, Genelkurmay Başkanlığı ve sivil toplumla işbirliği yapacaklarını ve çeşitli etkinlikler gerçekleştireceklerini kaydetti.
Gıda güvenliği ve denetimleri hakkında yasal ve sayısal bilgi veren Eker, Türkiye'nin hijyen bakımından AB ile tam uyumlu mevzuatı uygulamaya koyduğunu söyledi. Eker, ''Amacımız hem nitelik yönünden vatandaşın kaliteli, hijyenik gıdaya ulaşmasını temin etmek hem de bu ürünlerin üretimini istikrarlı şekilde sağlamaktır. Gelişmeler bu iki konuda da olumludur'' diye konuştu.
Bu arada Genel Kurul'da eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ da hazır bulundu.
Yoklamadan sonra Akdağ ve Günay'a yakın ilgi gösteren AK Parti milletvekilleri, eski bakanların yanına giderek tokalaştılar ve ayak üstü sohbet ettiler.
Bakan Eker, bir ara yan yana oturan Akdağ ve Günay'ın yanına giderek eski bakanlarla tokalaştı ve bir süre sohbet etti.
AK Parti'nin, TBMM Genel Kurulu'nun bu hafta ve Şubat ayına ilişkin çalışma takvimine ilişkin grup önerisi kabul edildi.
TBMM Danışma Kurulu'nun toplanamaması üzerine AK Parti, grup önerisini Genel Kurul'a taşıdı.
Öneri hakkında bilgi veren AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, Genel Kurul'un; bugün 1 saat sözlü soruların ardından 2B arazilerinin satışına ilişkin yeni düzenlemeyi içeren yasa teklifini, yarın bedelli askerlikle ilgili düzenlemeyi de içeren TSK Disiplin Kanunu Tasarısı, 31 Ocak Perşembe günü ise Diyarbakır'da yeni bir vakıf üniversitesi kurulmasını içeren yasa tasarısının görüşmeleri tamamlanıncaya kadar çalışmasını öngördüklerini söyledi.
Aydın, Genel Kurul'un Şubat ayı boyunca Salı günleri 15.00-20.00, Çarşamba ve Perşembe günleri ise 14.00-20.00 saatleri arasında çalışmasını istediklerini belirtti.
CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, bir süre önce bir yazarın ''çalışmak isteyen kadınların şiddet gördüğünü'', Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in ise ''kriz dönemlerinde kadınların iş gücüne katılımının arttığını'' ifade ettiğini belirterek, ''Her şeyin suçlusu kadınlar. 10 yıllık iktidarınız kalkınma ile değil, uzun tutukluluklar, kadın cinayetleriyle anılacak, bu dönem siyaset ise kadının nasıl yaşayacağının kurgulandığı dönem olarak tarihe geçecek'' dedi.
Kadın cinayetleri konusunda kesin rakamların olmadığını, ancak kadına yönelik şiddetin Meclis'e kadar uzandığını anlatan Onur, kadınların kendi hayatlarına dair karar verme ve boşanmak istemesinin bu olaylarda en önemli faktör olarak yer aldığını kaydetti. Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde yasaların değil anlayışın önemli olduğuna işaret eden Onur, ''Nikahlarda Başbakan veya bakanlar, 3 çocuk yerine 4, 5 çocuk yapmalarını istiyor. Keşke nikahlarda 'eşinize iyi davranın, birbirinize saygı gösterin' denilse. Kadın ile erkeğin eşit olmadığına inanan bir Başbakan var. Başbakan ve iktidar bu dilini değiştirmezse bu cinayetleri daha çok görürüz'' diye konuştu.
AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, öneri lehinde yaptığı konuşmada, Onur'un sözlerine işaret ederek, ''Herkes Başbakanı hayranlıkla, gıptayla izliyor. Başbakan'ın kadının erkek ile eşit olmadığını söylediğini kabul etmiyoruz. Biz kadının statüsünün bırakın erkekle eşit olduğunu, daha ileride olduğunu göstermek için birçok düzenleme yaptık'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, yakın zamanda çıkan yasalarla ilgili yanlış ve eksiklikleri düzelten tasarı ve tekliflerin gündeme alındığını belirterek, zamanında konuyla ilgili eksiklikleri öngördüklerini ve iktidarı uyardıklarını söyledi.
Görüşmelerin ardından AK Parti'nin grup önerisi kabul edildi.
Genel Kurul'da, BDP'nin, Türkiye'de iş cinayetleri ve taşeronlaştırma ile ilgili araştırma önergesinin görüşülmesini içeren grup önerisi ise kabul edilmedi.
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, 1,5 milyon taşeron işçi bulunuğunu ve bazı sektörlerde yoğunlaştığını belirterek, ''Taşeron çalışmanın sonuçları özellikle maden ocaklarında çarpıcı şekilde ortaya çıkıyor. Her 100 bin ton kömür başına işçi ölümü; sendikasız taşeronlarda 15-20 kat fazladır. Büyük işçi kitleleri bu konuda mücadele etmezse ve ayağa kalkıp direnmezse, Meclis ve Hükümet onlara çare bulamaz'' dedi.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaçar da yapılan düzenlemelere rağmen iş sağlığı ve güvenliği konusunda katedilmesi gereken çok yol olduğunu ifade ederek, ''İş kazalarının önemli bölümü önlenebilirdir. Bu alanda sorun olduğunu hepimiz görüyoruz. En önemli sorun; kıdem tazminatının ödenmemesi, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin önlemlere uyulmaması, çalışanların ücretlerinin tam ve zamanında ödenmemesi, sendikal örgütlenmenin olmamasıdır. Konu üzerinde samimiyetimizi ortaya koyan yasal çalışmalarda sona gelindi'' diye konuştu.
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin ise her gün ortalama 4 işçinin iş kazalarında yaşamını yitirdiğini, bundan iktidarın utanç duyması gerektiğini savundu.
Öte yandan, Bakanlar Kurulu'nda 4 bakan ile ilgili değişikliği içeren Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi de Genel Kurul'un bilgisine sunuldu.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, 2002-2011 döneminde hayvansal hasılanın yüzde 214 artışla 5,9 milyar dolardan 18,5 milyar dolara çıktığını söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda Bakan Eker, milletvekillerinin 100 sözlü soru önergesini cevapladı.
Almanya'daki Deniz Feneri e.V davasında adı geçen Ahmet Davutoğlu'nun Dışişleri Bakanı ile hiçbir ilgisi ve alakası bulunmadığını belirten Eker, Almanya'daki davanın iddianamesinde yer alan Ahmet Davutoğlu Vakfı'nın Bulgaristan merkezli Ahmet Davutoğlu Dostluk ve Kardeşlik Vakfı'nı ifade ettiğini söyledi.
Almanya'daki davada adı geçen kişinin 1983 yılında vefat etmiş, Bulgaristan'da tanınan bir din alimi olduğunu belirten Eker, daha önce bu konunun basında asılsız iddialarla dile getirildiğini, gerekli açıklamalara rağmen bir gazetenin 2011'in Temmuz ayında tekrar bu iddiaya yer vermesi sonucu haberin sorumluları hakkında kamu davası açıldığını anlattı.
Ek açıklama isteyen CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Deniz Feneri soruşturmasını yürüten Cumhuriyet savcılarının görevden alınarak, olayın örtbas edildiğini iddia etti ve cevabın tatmin edici olmadığını söyledi.
Eker, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) 24 Ocak 2013 itibarıyla 370 bin 691 ton makarnalık, 2 milyon 289 bin 875 ton ekmeklik buğday unu stoku bulunduğunu kaydederek, bu miktarın piyasaları düzenlemek için yeterli olduğunu ifade etti.
Et fiyatlarındaki dalgalanmanın önüne geçmek ve halkın beslenmesine katkıda bulunmak amacıyla 2011 yılında canlı hayvan ve et ithalatına izin verdiklerini anımsatan Eker, bu yolla et fiyatlarında düşüş meydana geldiğini anlattı. Eker, ithalattaki gümrük vergilerinin geçen yılın Ekim ayında karkas ette yüzde 100'e, canlı hayvanda yüzde 40'a çıkarıldığını anımsatarak, piyasanın böylece regüle edildiğini kaydetti.
Türkiye'de dana karkas fiyatının 25 Ocak 2013 itibarıyla ortalama 14 lira 17 kuruş olduğunu dile getiren Eker, marketlerde kıyma fiyatı ortalamasının 19 lira, kuşbaşı fiyatının 23 lira olduğunu belirtti.
Mehdi Eker, hayvancılığa sağlanan desteğin kapsamının genişletildiğini de ifade etti. Bu sayede hayvancılık sektöründe önemli gelişmeler yaşandığının altını çizen Eker, 2002-2011 döneminde hayvansal hasılanın yüzde 214 artışla 5,9 milyar dolardan 18,5 milyar dolara çıktığını belirtti. Eker, sığır sayısının 9,8 milyon baştan yüzde 26 artışla 12,4 milyon başa çıktığını söyledi.
Eker, süt üretiminin de aynı dönemde yüzde 79 artışla 8,4 milyon tondan 15 milyon tona çıktığını belirtti.
Bazı illerdeki tarımsal destek rakamlarından örnekler veren Eker, birçok alanda üretim artışı yaşandığını dile getirdi.
Bakan Eker, TÜİK verilerine göre 2002-2011 döneminde tarım ve gıda ürünleri ihracatının yüzde 283'lük artışla 4 milyar dolardan 15,3 milyar dolara yükseldiğini kaydetti.
Türkiye'nin 2002 yılında 161 ülkeye bin 480 tarım ve gıda ürünü ihraç ederken 2011'de 186 ülkeye bin 536 çeşit tarım ve gıda ürünü ihraç ettiğini anlatan Eker, 2012'nin Ocak-Kasım döneminde de tarımsal ihracatın önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,8 arttığını, ithalatın ise yüzde 7 oranında azaldığını söyledi.
Verdikleri rakamların tamamının kamuoyunun denetimine açık olduğuna ve TÜİK tarafından yayınlandığına işaret eden Eker, tarım ve hayvancılıktaki büyümenin ortada olduğunu kaydetti.
Eker, tarım alanlarının bir kısmının tarım politikalarının yanlış olmasından değil, miras yoluyla aşırı parçalanmasından dolayı kullanılamaz hale geldiğini belirtti.
''Tarım alanında hiçbir sorun yok demedim, cennetten de bahsetmiyorum'' diyen Eker, Türkiye'nin değişim ve dönüşüme en çok muhtaç olan sektörü hakkında konuştuklarını ifade etti. Mehdi Eker, ''Tarımda her bakımdan dünya ortalamalarının üzerindeyiz'' dedi.
Tarım sektörünü daha ileriye götürdüklerini ve yapısal sorunları çözdüklerini kaydeden Eker, Et ve Süt Müdahale Kurumu ile ilgili düzenleme üzerinde çalıştıklarını bildirdi.
Tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesinin önüne geçilmesini Meclis'in gündemine getireceklerini de belirten Eker, bu sorunun, çözülmemesi halinde gelecekte daha da yayılacağını ifade etti.
TBMM Genel Kurulu'nda, 2-B arazilerinin satışına yeni düzenleme getiren yasa teklifinin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Teklif üzerinde MHP Grubu adına konuşan Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, İstanbul'dan gelen baskılara dayanılmadığı için teklifin gündeme getirildiğini belirterek, sorunun çözümünden yana olduklarını söyledi. Yılmaz, ''Sadece İstanbul'da mı 2-B sorunu var- Diğer yerlerdeki sıkıntılar bu düzenlemeyle çözülmüyor. Fakir fukaranın sorununu çözmek için emlak değeri üzerinden satış yapılmasını önerdik. Ne yazık ki iktidar, olaya para olarak baktı. Yüzyıllardır ormanları koruyan orman köylüsü için bir şey yapılmıyor'' dedi.
Ormana sahip çıkan orman köylülerinin yüksek bedel nedeniyle yıllarca korudukları alanları alamadıklarını, bunun yerine arsa simsarlarının 2-B arazilerini satın aldığını ileri süren Yılmaz, vatandaşların ''Keşke bu 2-B yasasını hiç çıkarmasaydınız'' dediğini söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, teklif üzerinde yaptığı konuşmada, 10 milyon vatandaşı ilgilendiren bir düzenlemenin görüşüldüğüne işaret ederek, yasanın çıkmasının üzerinden 9 ay geçmesine rağmen belirsizlik nedeniyle başvurulara yanıt verilemediğini söyledi. 2-B yasasının bedele ilişkin hükmünün gerçeklere uymadığını, yeni teklifin bu nedenle getirildiğini savunan Hamzaçebi, şöyle konuştu:
''2-B arazisini kullanan halkın cebinde çok büyük para var sandınız ama baktınız ki yok. O zaman yasada değişiklik yapma gereği duydunuz. Yasa çıkarken bu konuda uyarılarımızı dile getirmiştik. Yasada 2-B arazilerinin rayiç bedelin yüzde 70'i olması öngörülüyordu. Belediyece belirlenen emlak vergi bedelinin satış bedeli olmasını önerdik. 'Yıllardır bu arazileri kullanan 7 milyon orman köylüsüne hakkını verelim' dedik. Rayiç bedelin yüzde 70'i demek, 'bu arazileri almayın' demektir, başkalarına satmaktır. Hükümet niye yüzde 70 yaptı- Şimdi Hükümet 9 ay sonra 400 metrekareye kadar olan kısmı için rayiç bedelin yüzde 50'sini getiriyor. Bu da uymayacak. Orman köylüsünü dışladınız. Orman köylüsüne sınır getiremezsiniz. Beykoz 2-B için çok iyi bir laboratuvardır. 2-B parsellerinin üçte ikisi bin metrekarenin altındadır. Beykoz'da 2-B arazisinde yeri olanların bunları alma imkanı yok. Aylık geliri bin 500 liranın altında olan kişi, rayiç bedelin yüzde 50'si bile dense bu araziyi satın alamaz. Mülkiyet milletindir, devlete düşen bunun kuralını koymaktır. Halktan o kadar koptunuz ki durumunu bilmiyorsunuz. Siz 2-B arazilerini kapatanlarla ilgili düzenleme yapıyorsunuz. Teklif, bir miktar iyileşme getirmekle birlikte derde deva değildir. 400 metrekareyi bin metrekareye çıkarın. Kapsamı genişletin.''
Hamzaçebi, sorunun çözülmesi için yasada davrandıkları gibi yeni düzenlemeyi de Anayasa Mahkemesi'ne götürmeyeceklerini belirtti.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, 2-B Yasası'nın çıkmasının ardından başvuruların iki kez uzatıldığını, yeni bir uzatma olmayacağını söyledi. Düzenlemenin mülkiyet sorununu çözmeyi amaçladığını vurgulayan Canikli, kullanan ile mülkiyet sahibinin farklı kişiler olduğunu belirtti.
Uzun yılların birikimi ve karışık yapının çözülmesi, hak sahiplerinin belli olmasının süreci uzatmasının normal olduğuna değinen Canikli, 26 Şubat'ta sona erecek başvuru süresinden sonra da sürecin devam edeceğini dile getirdi. 410 bin hektarın 90 binin 2-B arazisi şartını taşımadığının görüldüğünü belirten Canikli, 320 bin hektarlık 2-B arazisi olduğunu kabul edildiğini, bunun 282 bin hektarlık kısmının güncellemesi tamamlanarak Maliye Bakanlığı'na sunulduğunu söyledi. Canikli, ''Bu miktar yaklaşık 591 bin parsele denk geliyor. Kullanıcı sayısı ise 671 bin dolayında tespit edildi'' dedi.
Canikli, 28 Ocak itibarıyla 481 bin başvuru yapıldığını, bunun 447 binin satın alma talepli olduğunu, bedel ödemeden yapılan başvurunun 162 bin civarında gerçekleştiğini ifade etti.
Teklifin muhalefet tarafından eleştirildiğini belirten Canikli, ''400 metrekare orman köylüsü için katkı sağlamaz. Bu düzenleme, esas itibarıyla rayiç rakamı yüksek, kıymetli araziye sahip ancak ödeme kabiliyeti sınırlı olan hak sahiplerinin almalarını kolaylaştırmak için getiriliyor. Bu, bir işgaldir. Mülkiyeti kendisine ait olan gayrimenkulün, kamu arazisinin işgalidir. Kamu arazisi milletindir. İşgal etmeyenlerin rızasını almak gerekmez mi- Düzenleme adil bir denge vardır. İşgal eden ile esas sahip olan millet arasında dengeli paylaşım vardır'' diye konuştu.
CHP Antalya Milletvekili Osman Kaptan, TBMM lokantasında menünün başında ''Sultan Mahmut Çorbası' olduğunu belirterek, ''Mercimek çorbasının içine havuç konmuş, olmuş Sultan Mahmut...Osmanlı'nın çorbasından her şeyine değer veriyoruz da tapusuna niye önem vermiyoruz- Toros yörüklerine 'paran yoksa alamazsın' demek yanlış olacak. 400 metrekareye çadır kurabilir mi, ahırda da lazım. Bu işi çözelim'' dedi.
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, milletvekillerinin teklifle ilgili sorularını yanıtlarken, 2-B arazisi olarak toplam 282 bin hektarlık alan tespit edildiğini, bu alanla ilgili 665 bin hak sahipliğinin söz konusu olduğunu bildirdi. Yılmaz, ''588 bin taşınmaz söz konusu. 400 metrekare altı alan ise 115 bin taşınmaz olduğunu görüyoruz. 2-B ile tapu verilmesi, mülkiyet belirsizliğinin giderilmesi servet değerinde artış getiriyor. Bunun getireceği fayda da dikkate alınmalı. Bu malvarlığına sahip olanlar belirli finansman imkanını da kullanabilir. Büyük servete sahip olduğu için birtakım muafiyetler ve ayrıcalık getirilmesi, sosyal adalet açısından değerlendirilmeli'' diye konuştu.
Yılmaz, 430 milyon lira başvuru bedelinin söz konusu olduğuna dikkati çekerek, İstanbul ve Antalya gibi şehir merkezlerinin düzenlemeden daha ağırlıklı olarak yararlandığını kaydetti.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak maddelerine geçildi.
2-B arazilerinin satışına yeni düzenleme getiren yasa teklifinin 1. maddesi üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Madde üzerinde söz alan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Ak Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli'nin söz konusu arazileri kullananlara işgalci demesinin haksızlık olduğunu söyledi.
2-B arazilerinin 400 metrekareye kadar olanlarının rayicinin yüzde 50 indirilecek olmasını eleştiren Şandır, ''Devlet bu kadar muhtaç duruma mı düştü- Memurun maaşını ödeyemiyorsunuz da dar gelirli insanların vereceği üç kuruşa mı tenezzül ediyorsunuz- Gelin tamamını yüzde 50 indirelim'' diye konuştu.
Değerli yerlerdeki satışa konu 2-B arazilerinin zaten vatandaşın elinden çıktığını ve rantiyecilerin eline geçtiğini savunan Şandır, ''Onlara yüzde 20'lik indirim yaparak ilave rant mı çıkartıyorsunuz- Bu suçlama altında kalırsınız'' dedi.
CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçer de teklifin 2-B arazilerinin satışında farklılık yarattığı ve adaletsizliğe yol açtığını ifade ederek, ''Hükümetin gerçekten parayla ilgili bir tasarrufu mu var, yoksa toplum yararına mı bu düzenlemeyi yapıyor-'' diye sordu.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, TOKİ ve belediyelerin ortak çalışması konusunda, İstanbul'un Beykoz, Çekmeköy, Şişli, Pendik, Arnavutköy ve Eyüp ilçelerinde proje alanı ilan edilen yerler olduğunu söyledi.
Bakan Yılmaz Hatay, Bursa, Muğla, Kocaeli, Sakarya, Samsun ve Antalya'da proje alanı ilan edilen bölgeler de olduğunu belirterek, buralarda 15 bin 102 2-B arazisi bulunduğunu kaydetti.
Arazilerin satışına ilişkin başvuru süresinin uzatılmayacağının altını çizen Yılmaz, 26 Şubat'a kadar başvurulmaması halinde hak sahipliğinin kaybedileceği uyarısında bulundu.
Madde üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasıyla oturuma ara veren Başkanvekili Güldal Mumcu, aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
