2009-02-03 - 16:01
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Davos'taki gelişmeleri iç siyasi gelişmelerden bağımsız ele almadıklarını belirterek, ''Kendi içinde barışı tesis edemeyen bir Başbakanın, bölgesel barışta rol oynamaya çalışması inandırıcı bulunmamıştır'' dedi.
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin
siyasal iktidarın uygulamaları nedeniyle demokratikleşme ve AB hedefinden hızla
uzaklaştığını, ekonomik bunalımın da giderek derinleştiğini ileri sürdü.
İsrail'in Gazze saldırısı ve sonrasında yaşanan gelişmelerin Türkiye'nin
iç gündemindeki önemini korumaya devam etiğini belirten Türk, İsrail'in
uyguladığı zulme karşı olduklarını, mazlum Filistin halkının yanında yer almaya
devam ettiklerini belirtti.
Kürtlerin ve Türkiye devrimci hareketinin, Filistin mücadelesinin ilk
yıllarında Filistin saflarında yer alarak tarihi bir dayanışma içerisine
girdiklerini anlatan Türk, ''Bizim dayanışmamız, birilerinin yaptığı gibi
söylemde değil, özde bir dayanışmadır. Filistin halkının yaşadığı dramı en iyi
anlayan ve yüreğinde hisseden bizleriz'' dedi.
Davos'ta, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''diplomatik teamüllerin
dışına çıkarak'', salonu terk ettiğini anımsatan Türk, ''Başbakanın Davos'ta,
kime karşı tepki gösterdiği net anlaşılamadı. İsrail Cumhurbaşkanı Peres'e karşı
sert ifadeler kullandı ama sonradan 'oturumu yöneten kişiye tepki gösterdim'
dedi. Açıkça 'İsrail politikalarına tepki gösteriyorum' diyemedi. Yani yaptığının
arkasında duramayan bir Başbakanı izledik'' diye konuştu.
-''YOL YAKINKEN VAZGEÇİN''-
Davos'taki gelişmeleri iç siyasi gelişmelerden bağımsız ele almadıklarını
ifade eden Türk, ''Kendi içinde barışı tesis edemeyen bir Başbakanın, bölgesel
barışta rol oynamaya çalışması inandırıcı bulunmamıştır'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın Davos dönüşünde İstanbul'da kendisini karşılayan
kalabalıktan oy istediğini ve Davos'u yerel seçimlere kilitlediğini ileri süren
Türk, şöyle devam etti:
''Yerel seçim kampanyasını bir anlamda Davos'a taşıyarak, oy hesabı
yapmıştır. Anlaşılan o ki dağıttığı kömür ve makarnayı yeterli görmemektedir.
Başbakan ve partisi, açık bir biçimde insanların dini ve vicdani duygularını da
sömürmeye çalışmaktadır. İsrail'in Filistin halkına karşı uyguladığı zulme haklı
olarak karşı çıkan, tepki gösteren kitlelerin bu vicdani duruşunu siyasal ranta
dönüştürmek istiyor. Başbakan, bu kitleler farklı siyasal adreslere yönelmesin
diye en fevri çıkışları dahi yapabileceğini göstermiştir.
Seçmenlere Gazze üzerinden selam gönderirken çok tehlikeli bir süreci de
geliştirdiğinin farkında değildir Başbakan. Yani Başbakan, oy için bir yandan din
ve vicdan sömürüsü yaparken, diğer yandan da milliyetçiliği tırmandırmaktadır. Bu
gidişat tehlikelidir. Yarın herhangi bir provokasyon yaşandığında bunun hesabını
verebilecek misiniz Sayın Başbakan? Sizi uyarıyoruz. Kendi siyasi hesaplarınız
nedeniyle Türkiye'yi tehlikeli sulara çekme girişimlerinden yol yakınken
vazgeçin.''
-''DAVOS'TAKİ ÇIKIŞINIZDA SAMİMİYSENİZ...''-
''Başbakanın bu fevri çıkışlarla üstünü örtemeye çalıştığı gerçeklerden
biri de İsrail'le yaptığı gizli anlaşma ve ittifaklardır'' iddiasında bulunan
Türk, Erdoğan'ın, muhalefette olduğu 2002 yılında İsrail saldırılarına ilişkin,
'İsrail'e verilen tank modernizasyonu projesi derhal iptal edilsin. İsrail,
ABD'nin onayı olmadan tek bir adım dahi atamaz. ABD yönetimi İsrail'in
saldırılarını durdurmalıdır' dediğini ileri sürdü.
Türk, 7 yıl önce İsrail'le anlaşmaların iptal edilmesini savunan Başbakan
Erdoğan'ın İsrail'le yapılan ihale ve anlaşmaları bizzat kendisinin imzaladığını
sö
yledi.
Güneydoğu'da ve sınırötesi operasyonlarda kullanmak üzere İsrail'den 10
Heron casus uçağı satın alındığını ve bu anlaşmayı Erdoğan'ın imzaladığını
anlatan Türk, şöyle konuştu:
''Heron uçaklarının 183 milyon dolar olduğu söyleniyor. Peki kimin
parasıyla alınıyor bu uçaklar? 70 milyonun vergileriyle. Başbakan bir yandan 'siz
öldürmeyi iyi bilirsiniz' diyerek İsrail'e tepki gösteriyor ama diğer yandan da
savaş teknolojileri karşılığında İsrail'e halkımızın vergilerini aktarıyor.
Nereye gidiyor bu paralar? Gazze'de insanların tepesine yağdırılan bombaları
üreten İsrail silah sanayisine. Halkımız büyük bir dayanışma duygusuyla dişinden
tırnağından biriktirdiği bağışları Gazze'ye gönderiyor. Hükümet ise halkın
vergileriyle İsrail'in silah sanayisini besliyor. Bu ne iki yüzlülüktür? Bu ne
samimiyetsizliktir.
Bir de kalkıp Gazze'de ölen çocuklar için sahte gözyaşları döküyorlar. Bu
mu sizin Müslümanlık anlayışınız? Bu mu sizin Filistin halkıyla dayanışmanız?
İşte 70 milyon bu gerçeği iyi bilmeli ve görmeli. İsrail politikalarına karşı
çıkmak sözde değil, özde tavır gerektirir. Çıkarsınız, İsrail'le olan anlaşmaları
askıya aldığınızı, ihaleleri iptal ettiğinizi açıklarsınız. İşte dik durmak
budur. Halkın beklentisi ve talebi de budur. Eğer Davos'taki çıkışınızda
samimiyseniz, bunun gereğini yerine getirirsiniz. Yoksa sözleriniz hamasi bir
nutuk olarak kalır.''
-''BARIŞA ÖNCÜ OLMANIN YOLU...''-
Başbakan Erdoğan'ın İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e 'siz öldürmeyi iyi
bilirsiniz' dediğini hatırlatan Türk, 2006'da Diyarbakır'da 6-7 yaşlarındaki Enes
ile 12 yaşındaki Uğur Kaymaz'ın öldürüldüğünü iddia etti.
Çocukları öldürenlerin yargılanmadığını, bu tür olayların görmezden
gelindiğini ileri süren Türk, ''İsrail zulmünden söz ederken kendi ülkenizdeki
ölüm kuyularını da kayıp mezarlarını da göreceksiniz. Başbakan diyor ki 'yurtta
barış, dünyada barış.' Türkiye'yi yakından tanımayanlar herhalde Başbakanı barış
elçisi sanıyordur. Barışı ancak barışabilenler temsil eder'' dedi.
Hamas için önerilen diyaloğun Kürt sorununda neden başlatılmadığını soran
Ahmet Türk, ''Halkın taleplerini görmezden, duymazdan geliyorsunuz. İşte bu
politikalarınız nedeniyle Türkiye'de iç barış tesis edilemiyor. Toplumsal
barışın, iç barışın önündeki en büyük engel, AKP'nin izlediği inkar
politikalarıdır. Bu gerçekleri bir kenara bırakıp, Orta Doğu'da barış turları
atmanızın ne ülkemiz açısından ne de uluslararası toplum açısından bir
inandırıcılığı vardır. Olamaz da. Türkiye, Orta Doğu'daki bölgesel barış
girişimlerine öncü olmak istiyorsa bunun yolu Diyarbakır'dan geçer; Gazze ve
Davos'tan değil'' diye konuştu.
