2012-04-17 - 18:28
TBMM BİLİŞİM VE İNTERNET ARAŞTIRMA KOMİSYONU...
TBMM Bilgi Toplumu Olma Yolunda Bilişim Sektöründeki Gelişmeler ile İnternet Kullanımının Başta Çocuklar, Gençler ve Aile Yapısı Üzerinde Olmak Üzere Sosyal Etkilerinin Araştırılması Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar başkanlığında toplandı.
TBMM Bilgi Toplumu Olma Yolunda Bilişim Sektöründeki Gelişmeler ile İnternet Kullanımının Başta Çocuklar, Gençler ve Aile Yapısı Üzerinde Olmak Üzere Sosyal Etkilerinin Araştırılması Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar başkanlığında toplandı.

Komisyonun bugünkü oturumunda, Gazi Üniversitesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Nöropsikiyatri Merkezi'nden Prof. Dr. Hayrunnisa Bolay, ''Bilgi ve iletişim çağında zihin dönüşümü'' konulu sunum yaptı.

Giderek artan bilgi ve iletişim çağında zihinlerin olumsuz yönde değişime uğradığını belirten Bolay, ''Daha sabırsız, aceleci, hızla bir veriden diğerine atlayan, hızla tüketen bireyler ortaya çıkıyor. Veri nedir, güvenilir bir veri midir gibi sorgulamalardan yoksunlar'' diye konuştu.

Derin düşünmenin önemini de belirten Bolay, insanlara ilham veren fikirlerin ve yaratıcı düşüncelerin yalnızken ortaya çıktığını belirterek, dijital teknolojinin ise insanı bu imkandan mahrum bıraktığını kaydetti.

Prof. Dr. Hayrunnisa Bolay, sözlerinde şunları kaydetti:

"İnsan zihni, ileri tekniklerle elde edilen bilgiler, çoğu işlevin beyinle ilişkisini göstermiştir. (bilişsel, davranış vs?) Beraberinde yeniden yorumlamayı gerektirecek soruları ortaya çıkarmıştır.

Beyinde beraber veya karşıt çalışan ağ sistemleri mevcuttur. Beyin istirahat halinde dahi tam kapasite çalışır ve tamamı kullanılır.

Bilinçli faaliyetlerde önemli olan dikkat'in kısıtlı kapasitesi mevcuttur. Her beyin ve zihin kendine özgü özellikler taşır, farklılıklar zenginliktir. Çevreden gelen anlık uyarılarla sürdürülür.

Beynin esas çalışma prensibi içseldir ve bu içsel aktivite bilginin yorumlanması, yanıt oluşturma ve hatta dış çevreden gelebilecek talepleri öngörmek için bilginin devamlılığını sağlar.

Beynin enerji tüketimi başka bir organdan 10 kat fazladır, %80 'i nöronlar ve destek hücreleri arası haberleşmede kullanılır.

Anlık çevresel taleplere gereken ilave enerji ise tüm enerji tüketiminin %1 kadar küçük bir kısmıdır.

Tüm beyin işlevlerini göz önüne alındığında içsel aktivite, uyarılmış aktiviteden daha baskın.

Algı etrafımızdaki dünyanın bir kopyası değildir. Beynin dış dünyayı pasif bir biçimde kaydeden bir kamera değildir, sinir hücrelerinin işlevsel konumuna göre dış olayların bir temsilini yapılandırır.

"Ses" yoktur, havada yayılan basınç dalgaları vardır. Nesnelerin rengi yoktur, atomlarının belli dalga boyunda yaydıkları fotonlar vardır.

Cisimlerin kokusu yoktur, tadı yoktur, yaydıkları moleküllerin kimyasal özellikleri vardır. Bunların hepsi ancak algılayabilecek reseptör algaç sitemleri ve yorumlayacak bir beyin varsa mevcuttur.

Giderek artan bilgi ve iletişim çağında zihinlerin değişimi; Çok sayıda veri/bilgi, derin düşünme ve kendini tanıma, çoklu görevler ve dikkatin dağılması;

Daha sabırsız, aceleci, hızla bir veriden diğerine atlayan, hızla tüketen bireyler, ancak veri nedir güvenilir bir veri midir sorgulamaktan yoksunlar?

Bilgi demek için verinin sizin zihin süreçlerinizde işlemlenerek sizin anılarınızla ve beyninizde geçmiş bilgilerinizi bir yere konulması lazım. Bu zaman ve protein sentezi, zaman gerektiren bir süreç.

Sürekli veri bombardımanı insanı daha zeki yapmaz. Verinin içselleştirilip o bireyin zihin süzgeçlerinden geçip özgün bilgiye dönüşmesi gerekir. Zihin, ünlü düşünür Plutarch'ın da belirttiği gibi "içi doldurulacak bir kazan değil, ateşlenmesi gereken bir kıvılcımdır."

Karar verme yetkisi risk altında, çünkü alternatifleri düzgün biçimde değerlendirmek için gereken uyarı bombardımanından uzak. Zihin sürekli yeni veri ve bilginin peşinde hızlı bir koşuda iken sebat edip ayrıntılı düşünemiyor.

Öğrenme, hafızada bilgiyi saklama beyinde protein yapımını ve zaman gerektiren bir süreç. Olayları da sırasına göre kodlayarak ve o sırada diğer olaylarla bağlantılandırarak hafızada tutuyoruz. Ve geleceği öngörme sırasında bu verileri geri çağırarak plan yapıyoruz. Hayal kurma aktif bir süreç.

Fazla uyaran ve kesintiye uğrarsa bilgiyi geri çağırma, esnekliği zorlaşıyor ve kaydolduğu koşulların dışında kullanılması farklı olaylara uyum gösterecek şekilde değiştirilmesi güçleşiyor.

Herkes internet başında, telefonda twitte birbirinin ne yazdığına bakıyor. Haber takip ediyor ama bu bilgilendirilecek, düşündürecek, ufuk açacak bir bilgi değil. İnsan kelimelerle ve kavramlarla düşünür ve bunu ifade şeklide önemlidir.

145 karakterde bir düşünce içeriği aktarılamaz. Kavramların azalması, ifadenin azalması düşüncenin sığlaşmasını da beraberinde getiriyor.

Sonuç olarak önerilerim ise;

Bilişim ve paylaşım sitelerinin kontrollü kullanılması,

İnternet ve ekran okuma ile öğrenmenin kısıtlı olduğunun farkındalığının oluşturulması,

Aynı anda çoklu iş yapmanın zararının anlatılması, Kitap okuma, metin yazma ve yaratıcı zihin faaliyetlerine özellikle zaman ayrılması,

Öğrencilerde stresin azaltılması, hobi ve spora yer verilmesi,

Ülke çapında bir durum tespiti yapılması,

Zihin işlevlerini etkileyen bu tip sorunlar için öğrenci, ebeveyn ve öğretmenlerde ve toplumda farkındalık bilincinin oluşturulması gibi öneriler getirebiliriz."

TBMM Bilişim ve İnternet Araştırma Komisyonu Başkanı Necdet Ünüvar, komisyona yarın kamuoyunda ''etik hacker-beyaz hacker'' olarak bilinen bilişim uzmanının geleceğini açıkladı. (18:28)