2006-11-28 - 14:00
Anavatan Genel Başkanı Erkan Mumcu Papa'nın Türkiye'ye geliş sebebinin Türkiye'yi ziyaret olmadığını belirterek "Bu ziyaretin arkasında yatan gerçek Patrikhane'yi ziyarettir." dedi
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, ''Papa'nın Türkiye'ye yapacağı
ziyareti yüzümüze gözümüze bulaştırdık'' dedi. Mumcu, Hükümetin tutumunu da
''Yine omurgalı olamadınız, yine dik duramadınız'' diye eleştirdi.
Partisinin Grup toplantısında konuşan Mumcu, Papa 16. Benediktus'un Türkiye
ziyaretini değerlendirdi. ''Papa'nın ziyaretini yüzümüze gözümüze bulaştırdık''
diyen Mumcu, Türk geleneklerinde ''Gelene hoşgeldin, gidene güle güle'' dendiğini
hatırlattı.
Mumcu, ''Biz de geleneğe uyarak, Papa'ya (hoşgeldin) diyoruz. İnşallah iyi
niyetlerle gelmişsindir. Geçmişine bakılırsa, pek iyi niyetle gelmiş gibi
görünmüyorsun. Açıkça konuşmamız lazım ki bu ziyaretin sebebi, Türkiye'yi ziyaret
değildir. Bu ziyaretin arkasında yatan gerçek, Patrikhaneyi ziyarettir'' diye
konuştu.
Fener Rum Patrikhanesine yapılacak ziyaret üzerinde durulması gerektiğini
vurgulayan Mumcu, şunları kaydetti:
''Çünkü bir ekümenlik meselesidir. Sadece bir ruhsal, ruhani liderlik
kimliğinin tanınması meselesi değildir. Ruhanilik manevi bir mesele olarak
kalsaydı, herhalde devlet politikalarının ağzına, devlet politikalarının içine
girmiş olmazdı. Herhalde ABD ve AB bize dönüp, Patriğin ekümenlik vasfını
tanımamız gerektiğini, kendilerinin bu vasfını tanıdıklarını beyan etmek zorunda
kalmazlardı.
Eğer ülkeler, devlet adamları, bu meseleye angaje oluyorlar ve ekümenlik
meselesinin altını özenle çiziyorlarsa; bizim, kulaklarımızı dimdik hale
getirmemizin zamanı gelmiştir.''
''DİK DURUN, OMURGALI OLUN''
Papa'nın ziyareti öncesinde Hükümetin tutumunu da eleştiren Mumcu, şöyle
devam etti:
''Bu hükümete söyleyeceğim bir şey var; Yine omurgalı olamadınız, yine dik
duramadınız. Papa, Cumhurbaşkanının davetlisi olarak gelirdi, geldiği gibi de
giderdi. Bir 'Görüşeceğiz' dediniz, bir 'Görüşmeyeceğiz' dediniz, bir
'Havaalanında görüşeceğiz' dediniz.... Bir dik durun Allah aşkına...
Ya deyin ki 'Biz bu ülkenin hükümetiyiz, ülkeler arası ilişkilerde sonuç
itibariyle dünya Hristiyanlığının belli bir bölümünü temsil eden Papa'nın
karşılanması, en azından diplomatik bir görevdir. Biz, Türkiye Cumhuriyetinin
geleneklerine uygun olarak bu diplomatik görevi yerine getiriyoruz' Bu
diplomatik görevi adam gibi yerine getirirsiniz.
Ya da derseniz ki 2Bu diplomatik görevi Cumhurbaşkanı ve memurlar yerine
getiriyor. Biz bir siyasi kadroyuz. Bizim bir siyasi tavrımız var. Papa iyi
niyetli değil. Papa iyi niyetli olsaydı, daveti önce Patrik'ten değil, bizden
isterdi. Papa iyi niyetli olsaydı, Türkiye'ye gelmeden önce İslam ve Müslümanlar
hakkında olumsuz değil, olumlu konuşurdu. Öyleyse iyi niyetli olmayan bu girişim
karşısında biz de kendi hakkımızı, kendi milletimizin hakkını sonuna kadar
savunmak zorundayız. Biz siyasetçiyiz, tavır koyuyoruz konuşmuyoruz' O kadar...
Tavır koyun, delikanlı olun, omurgalı olun. Bir türlü dik durmayı
beceremiyorsunuz. Sürekli dik durma numarası yapıyor, ama bir türlü dik durmayı
beceremiyorsunuz.''
"EN YÜKSEK REEL FAİZ ÖDEYEN ÜLKEYİZ"
Mumcu, grup toplantısındaki konuşmasında İstanbul'da, bir Devlet
Bakanına yol açmak isterken şehit olan polis memuruyla ilgili ''Cüzdanında para
yerine kağıt çıktı'' şeklindeki gazete haberlerine değindi.
Mumcu, bu kişinin 23 yaşında, 648 milyon maaşla geçinmeye çalışan binlerce
polis memurundan biri olduğunu ifade ederek, gencecik polis memurunun hayatını da
hayallerini de asfaltta bıraktığını söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın, ''Nereden nereye...'' diyerek, edebiyat yaptığını,
''avcı hikayeleri'' anlattığını ileri süren Mumcu, ''Gerçek, öldüğü zaman
cüzdanında kağıt çıkan polis memurunun hikayesidir'' dedi.
Türk-İş'in açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarına değinen Mumcu, 4
yıllık AK Parti iktidarı döneminde, Türkiye'nin değerli kaynaklarının haraç mezat
satıldığını, en yüksel reel faiz ödeyen ülke haline getirildiğini, toplam borç
stokunun yüzde 70 arttığını söyledi. Mumcu, ''Buna karşılık elde var sıfıra sıfır
ise biz, (nereden nereye) hesabını bu Hükümetin burnundan fitil fitil gelinceye
kadar soracağız'' diye konuştu.
KIBRIS SORUNU
Hükümetin Kıbrıs politikasını eleştiren ve bir yıl önce söyledikleri ile
bugün söylediklerinin birbirini tutmadığını savunan Mumcu, ''Şimdi, 'İzolasyonlar
kaldırılmadıkça, biz ek protokol hükümlerini yerine getirmeyeceğiz' diyorlar. Fin
Planında ucundan azıcık bir şey verirlerse, ona da razılar ama... Ek Protokol
hükümlerine imza atarken, durumun bu olduğunu size söylemedik mi? Şimdi siz kime
kabadayılık yapıyorsunuz'' dedi.
OLLİ REHN'İN SÖZLERİ
Mumcu, Avrupa Birliğinin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'in ''Kıbrıs
protokolü uygulanmasa da bu hayatın sonu değil, müzakereler yavaşlar ama durmaz.
Türkiye-AB münasebetleri bitmez'' dediğini hatırlatarak, şunları kaydetti:
''Hani Kıbrıs olmadan olmazdı, hani Ek Protokol'deki yükümlülüklerini yerine
getirmeden müzakereler ilerleyemezdi? Şimdi ne oldu da böyle söylüyor? Çünkü AB
Türkiye'den vazgeçemez. Türkiye'nin AB'ye üyeliği Türkiye'den çok AB'ye lazım.
Türkiye'nin AB'ye üyeliği, Türkiye'nin AB'ye girmesi değildir. AB'nin Türkiye'ye
doğru genişlemesidir. Kendisini Avrasya'ya doğru açmayan bir AB'nin bir geleceği
yoktur, olmayacaktır. Onun için Türkiye'ye omurgalı, vizyonu olan bir hükümet
lazımdır. Onun için Türkiye'ye Avrupa'yı kapımıza getirip yalvartacak bir hükümet
lazım. Onun için Türkiye'ye bir ucunda Sincan, Doğu Türkistan, bir ucunda Bosna,
Sancak'ı gören bir vizyon, bu vizyona sahip Başbakan lazım. Onun için ANAVATAN
iktidarı lazım.''
''ASLANLAR DA HİKAYELERİNİ YAZACAK''
Mumcu, bu işlerin, 'mış'' gibi yapılarak, ''sahte kabadayılıkla'', ''yalan
avcı'' hikayeleriyle olmayacağını ifade ederek, Başbakan Erdoğan'ı millete yalan
avcı hikayeleri anlatmakla suçladı.
Erkan Mumcu, ''Sadece avcıların yazdığı hikayeler anlatılmayacak, aslanlar
da kendi hikayelerini yazacak. O gün geliyor, o gün bu millet, sandıkta size akı
karayı gösterecek'' diye konuştu.
Manşetlerde büyüyenlere de seslendiğini dile getiren Mumcu, konuşmasını
şöyle tamamladı:
''Bu laf, böylece saklanacak ve gerekli hesabı sorulacak diye söylüyorum.
Yıllardır memleketin has evlatlarına, Anadolu tosunu diyerek, kurbanlık koç
muamelesi yapıp, kurbanlık gibi meydanlara sürenler, şimdi dönüp, başkalarının
kucağında tosun tosun oturuyorlar. Şimdi diyorlar ki dün memleketinin has
evlatlarının üzerinden, canı üzerinden şan şöhret yapanlar, şimdi milletin
esaslı davalarına arkalarını dönüp, diyorlar ki 'canım o işler öyle olmaz, böyle olur'
Size de söyleyeceğimiz şudur; baronların kucağında bir şey olacağınızı zannediyorsanız,
yolunuz açık olsun, ama unutmayın bu millet ve o milletin has evlatları, bu
milletin kaderini ne baronlara, ne baronların tosunlarına, ne de onların küresel
efendilerine bırakmayacak. Bu ülke, şehit kanıyla kazanıldı. Bu ülkenin her bir
karışına, bu ülkenin evlatları kan verdi, can verdi. Bu ülke, sizin heveslerinizin,
sizin günübirlik hırslarınızın oyuncağı olmayacaktır. Bu milletin has evlatları
bu milletin kaderine sahip çıkmaya devam edecektir. Mücadeleyi sonuna kadar
vermeyi devam edecektir. Bu sözlerin içinden isteyen istediği sonucu çıkarsın.''
ziyareti yüzümüze gözümüze bulaştırdık'' dedi. Mumcu, Hükümetin tutumunu da
''Yine omurgalı olamadınız, yine dik duramadınız'' diye eleştirdi.
Partisinin Grup toplantısında konuşan Mumcu, Papa 16. Benediktus'un Türkiye
ziyaretini değerlendirdi. ''Papa'nın ziyaretini yüzümüze gözümüze bulaştırdık''
diyen Mumcu, Türk geleneklerinde ''Gelene hoşgeldin, gidene güle güle'' dendiğini
hatırlattı.
Mumcu, ''Biz de geleneğe uyarak, Papa'ya (hoşgeldin) diyoruz. İnşallah iyi
niyetlerle gelmişsindir. Geçmişine bakılırsa, pek iyi niyetle gelmiş gibi
görünmüyorsun. Açıkça konuşmamız lazım ki bu ziyaretin sebebi, Türkiye'yi ziyaret
değildir. Bu ziyaretin arkasında yatan gerçek, Patrikhaneyi ziyarettir'' diye
konuştu.
Fener Rum Patrikhanesine yapılacak ziyaret üzerinde durulması gerektiğini
vurgulayan Mumcu, şunları kaydetti:
''Çünkü bir ekümenlik meselesidir. Sadece bir ruhsal, ruhani liderlik
kimliğinin tanınması meselesi değildir. Ruhanilik manevi bir mesele olarak
kalsaydı, herhalde devlet politikalarının ağzına, devlet politikalarının içine
girmiş olmazdı. Herhalde ABD ve AB bize dönüp, Patriğin ekümenlik vasfını
tanımamız gerektiğini, kendilerinin bu vasfını tanıdıklarını beyan etmek zorunda
kalmazlardı.
Eğer ülkeler, devlet adamları, bu meseleye angaje oluyorlar ve ekümenlik
meselesinin altını özenle çiziyorlarsa; bizim, kulaklarımızı dimdik hale
getirmemizin zamanı gelmiştir.''
''DİK DURUN, OMURGALI OLUN''
Papa'nın ziyareti öncesinde Hükümetin tutumunu da eleştiren Mumcu, şöyle
devam etti:
''Bu hükümete söyleyeceğim bir şey var; Yine omurgalı olamadınız, yine dik
duramadınız. Papa, Cumhurbaşkanının davetlisi olarak gelirdi, geldiği gibi de
giderdi. Bir 'Görüşeceğiz' dediniz, bir 'Görüşmeyeceğiz' dediniz, bir
'Havaalanında görüşeceğiz' dediniz.... Bir dik durun Allah aşkına...
Ya deyin ki 'Biz bu ülkenin hükümetiyiz, ülkeler arası ilişkilerde sonuç
itibariyle dünya Hristiyanlığının belli bir bölümünü temsil eden Papa'nın
karşılanması, en azından diplomatik bir görevdir. Biz, Türkiye Cumhuriyetinin
geleneklerine uygun olarak bu diplomatik görevi yerine getiriyoruz' Bu
diplomatik görevi adam gibi yerine getirirsiniz.
Ya da derseniz ki 2Bu diplomatik görevi Cumhurbaşkanı ve memurlar yerine
getiriyor. Biz bir siyasi kadroyuz. Bizim bir siyasi tavrımız var. Papa iyi
niyetli değil. Papa iyi niyetli olsaydı, daveti önce Patrik'ten değil, bizden
isterdi. Papa iyi niyetli olsaydı, Türkiye'ye gelmeden önce İslam ve Müslümanlar
hakkında olumsuz değil, olumlu konuşurdu. Öyleyse iyi niyetli olmayan bu girişim
karşısında biz de kendi hakkımızı, kendi milletimizin hakkını sonuna kadar
savunmak zorundayız. Biz siyasetçiyiz, tavır koyuyoruz konuşmuyoruz' O kadar...
Tavır koyun, delikanlı olun, omurgalı olun. Bir türlü dik durmayı
beceremiyorsunuz. Sürekli dik durma numarası yapıyor, ama bir türlü dik durmayı
beceremiyorsunuz.''
"EN YÜKSEK REEL FAİZ ÖDEYEN ÜLKEYİZ"
Mumcu, grup toplantısındaki konuşmasında İstanbul'da, bir Devlet
Bakanına yol açmak isterken şehit olan polis memuruyla ilgili ''Cüzdanında para
yerine kağıt çıktı'' şeklindeki gazete haberlerine değindi.
Mumcu, bu kişinin 23 yaşında, 648 milyon maaşla geçinmeye çalışan binlerce
polis memurundan biri olduğunu ifade ederek, gencecik polis memurunun hayatını da
hayallerini de asfaltta bıraktığını söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın, ''Nereden nereye...'' diyerek, edebiyat yaptığını,
''avcı hikayeleri'' anlattığını ileri süren Mumcu, ''Gerçek, öldüğü zaman
cüzdanında kağıt çıkan polis memurunun hikayesidir'' dedi.
Türk-İş'in açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarına değinen Mumcu, 4
yıllık AK Parti iktidarı döneminde, Türkiye'nin değerli kaynaklarının haraç mezat
satıldığını, en yüksel reel faiz ödeyen ülke haline getirildiğini, toplam borç
stokunun yüzde 70 arttığını söyledi. Mumcu, ''Buna karşılık elde var sıfıra sıfır
ise biz, (nereden nereye) hesabını bu Hükümetin burnundan fitil fitil gelinceye
kadar soracağız'' diye konuştu.
KIBRIS SORUNU
Hükümetin Kıbrıs politikasını eleştiren ve bir yıl önce söyledikleri ile
bugün söylediklerinin birbirini tutmadığını savunan Mumcu, ''Şimdi, 'İzolasyonlar
kaldırılmadıkça, biz ek protokol hükümlerini yerine getirmeyeceğiz' diyorlar. Fin
Planında ucundan azıcık bir şey verirlerse, ona da razılar ama... Ek Protokol
hükümlerine imza atarken, durumun bu olduğunu size söylemedik mi? Şimdi siz kime
kabadayılık yapıyorsunuz'' dedi.
OLLİ REHN'İN SÖZLERİ
Mumcu, Avrupa Birliğinin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'in ''Kıbrıs
protokolü uygulanmasa da bu hayatın sonu değil, müzakereler yavaşlar ama durmaz.
Türkiye-AB münasebetleri bitmez'' dediğini hatırlatarak, şunları kaydetti:
''Hani Kıbrıs olmadan olmazdı, hani Ek Protokol'deki yükümlülüklerini yerine
getirmeden müzakereler ilerleyemezdi? Şimdi ne oldu da böyle söylüyor? Çünkü AB
Türkiye'den vazgeçemez. Türkiye'nin AB'ye üyeliği Türkiye'den çok AB'ye lazım.
Türkiye'nin AB'ye üyeliği, Türkiye'nin AB'ye girmesi değildir. AB'nin Türkiye'ye
doğru genişlemesidir. Kendisini Avrasya'ya doğru açmayan bir AB'nin bir geleceği
yoktur, olmayacaktır. Onun için Türkiye'ye omurgalı, vizyonu olan bir hükümet
lazımdır. Onun için Türkiye'ye Avrupa'yı kapımıza getirip yalvartacak bir hükümet
lazım. Onun için Türkiye'ye bir ucunda Sincan, Doğu Türkistan, bir ucunda Bosna,
Sancak'ı gören bir vizyon, bu vizyona sahip Başbakan lazım. Onun için ANAVATAN
iktidarı lazım.''
''ASLANLAR DA HİKAYELERİNİ YAZACAK''
Mumcu, bu işlerin, 'mış'' gibi yapılarak, ''sahte kabadayılıkla'', ''yalan
avcı'' hikayeleriyle olmayacağını ifade ederek, Başbakan Erdoğan'ı millete yalan
avcı hikayeleri anlatmakla suçladı.
Erkan Mumcu, ''Sadece avcıların yazdığı hikayeler anlatılmayacak, aslanlar
da kendi hikayelerini yazacak. O gün geliyor, o gün bu millet, sandıkta size akı
karayı gösterecek'' diye konuştu.
Manşetlerde büyüyenlere de seslendiğini dile getiren Mumcu, konuşmasını
şöyle tamamladı:
''Bu laf, böylece saklanacak ve gerekli hesabı sorulacak diye söylüyorum.
Yıllardır memleketin has evlatlarına, Anadolu tosunu diyerek, kurbanlık koç
muamelesi yapıp, kurbanlık gibi meydanlara sürenler, şimdi dönüp, başkalarının
kucağında tosun tosun oturuyorlar. Şimdi diyorlar ki dün memleketinin has
evlatlarının üzerinden, canı üzerinden şan şöhret yapanlar, şimdi milletin
esaslı davalarına arkalarını dönüp, diyorlar ki 'canım o işler öyle olmaz, böyle olur'
Size de söyleyeceğimiz şudur; baronların kucağında bir şey olacağınızı zannediyorsanız,
yolunuz açık olsun, ama unutmayın bu millet ve o milletin has evlatları, bu
milletin kaderini ne baronlara, ne baronların tosunlarına, ne de onların küresel
efendilerine bırakmayacak. Bu ülke, şehit kanıyla kazanıldı. Bu ülkenin her bir
karışına, bu ülkenin evlatları kan verdi, can verdi. Bu ülke, sizin heveslerinizin,
sizin günübirlik hırslarınızın oyuncağı olmayacaktır. Bu milletin has evlatları
bu milletin kaderine sahip çıkmaya devam edecektir. Mücadeleyi sonuna kadar
vermeyi devam edecektir. Bu sözlerin içinden isteyen istediği sonucu çıkarsın.''
