2009-05-05 - 17:35
CHP GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, iktidarın, Ergenekon davasının bu noktaya gelişine çok gayret gösterdiğini ileri sürerek, ''Uyarıyorum, Başbakan, bunun altından çekilsin, yoksa, kendisi de bunun altında kalır. Bu dava, Başbakan'ı da altına alabilir'' dedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, iktidarın, Ergenekon davasının bu noktaya gelişine çok gayret gösterdiğini ileri sürerek, ''Uyarıyorum, Başbakan, bunun altından çekilsin, yoksa, kendisi de bunun altında kalır. Bu dava, Başbakan'ı da altına alabilir'' dedi.

Baykal, Türkiye'nin nereye gittiğini gösteren iki soruşturma konusu bulunduğunu ifade etti. Bunlardan birinin uzun süredir devam eden, ucu açık, kapsamı ve niteliği belirsiz bir
soruşturma olduğunu ifade eden Baykal, soruşturmanın, Türkiye'de derin bölünmelerin, çatışmaların ve tartışmaların tohumunu ektiğini söyledi. Baykal, diğerinin ise kapsamı ortaya konulamayan, gereği yapılmayan Deniz Feneri soruşturması olduğunu kaydetti.

Birinci soruşturmada, tartışmaya yeni yeni tarafların sürüklendiğini,
Genelkurmay Başkanı'nın bu konuda değerlendirme yapma gereği duyduğunu vurgulayan
Baykal, iddianame eklerinin, çok vahim iddialara, ithamlara aracı olduğunu
söyledi. Baykal, dedikodu, itham ve hakaretlerin, yargı kurumunun temel
belgesinin içinde itibar kazandığını belirtti.

''DEDİKODULARA İTİBAR KAZANDIRMAK...''

Herkesin, herkes hakkında belli düşüncelere sahip olabileceğini dile
getiren Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu onun iç dünyasıdır. Bu duygu, düşüncelerini, uygun gördüğü
insanlarla paylaşabilir, dedikodu yapabilir 'cimridir, cömerttir' der, aleyhinde
konuşabilir, çekiştirebilir. Hayatın gerçeği bunlar. Ama bu insanların, toplumsal
çerçeve içinde dahil, uygun görülmeyen öyle değerlendirmelerin, hiçbir hukuki
zorunluluk yokken, hukuki bir iddianameye mesnet olma niteliği taşımazken,
devletin yargı işlerinin, önemli resmi belgesinin bir parçası haline
dönüştürdüğünüzde, bu herkesin okuması, konuşması mümkün bir anlam taşıyor. Bir
itibar kazandırıyorsunuz. Dünyanın neresinde, hukuk, savcılık, iddianame kurumu,
dedikodulara itibar kazandırmak için kullanılır? En utanç verici, ayıp
dedikodular, resmi belge haline getirilmiş.

Bir eski kuvvet komutanı, görevdeki Genelkurmay Başkanı hakkında 'kendi
çıkarını düşünür, memleketi düşünmez' diye değerlendirme yapıyor. Bu
değerlendirme, savcılığın resmi belgeleri içinde yer alıyor. Ne yapmaya
çalışıyoruz, orduyu, kurumları birbirine düşürmek mi istiyoruz? Türkiye'ye karşı
fesat planlaması yapan bir insan, Türkiye'yi nasıl karıştırırım diye emek, para,
gayret göstererek hazırlık yapsa, herhalde çıkaracağı sonuç, ülkeyi birbirine
katmak için böyle bir sonuçtan farklı olmaz.''

''MARDİN'DEKİ KATLİAM GİBİ''

Baykal, iddianamenin eklerinin yavaş yavaş ortaya çıktığını, her gün bir
mayının farklı yerde patladığını kaydetti.

''Hakkında yargı kararı alınıncaya kadar herkes masumdur'' denildiğini
dile getiren Baykal, ''Bunlar ne? Toplu katliam yapıyorsunuz. Mardin'deki katliam
gibi, şerefleri, karakterleri, erdemi, ahlakı katlediyorsunuz. İddianameye
koyarken hiç umurunuzda olmayacak, her şeyi dolduracaksınız. Sonuçta bir takım
insanlar, kurumlar, yargı, Silahlı Kuvvetler çürütülecek. Varsa çık, suçunu
söyle, takip et, hükmü ver, ne duruyorsun? Bunu yapmıyorsan da bu yola girme''
diye konuştu.

Baykal, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidarda olduğunu ancak
kalkınmanın ve adaletin kalmadığını savundu.

Toplumun saygıdeğer insanlarının, avukatlarıyla konuşmasına rağmen neden
tutuklandığını anlayamadığını belirten Deniz Baykal, Prof.Dr. Mehmet Haberal'ın
tutukluluk nedenini sordu.

''UYARIYI GÖREV BİLİYORUM''

Soruşturma kapsamında çıkan silahlara işaret eden Baykal, bu konunun
aydınlığa kavuşturulmasını istedi. Baykal, ''Silah, toplumsal dehşet duygusunu
azamiye çıkarmak için kullanılan bir araç mı yoksa belli bir terör örgütünün,
belli amaçla kullanmak üzere sakladığı bir cephane niteliğinde mi?'' diye
sordu.

Türkiye'de ilk kez Silahlı Kuvvetlerin, yürütülen soruşturmayla ilgili
şikayet söyleme, tavır takınma ihtiyacı hissettiğini belirten Baykal, konuşmasına
şöyle devam etti:

''Bunu, herkesin doğru değerlendirmesi gerekiyor, iyi gidiş değildir. Bu
dava ne zaman rayına oturur, biter, kimsenin bir şey söylemesi mümkün değil.
Sadece bu belirsizlik, güvensizlik dahil, toplumsal tehlike, tehdittir.

İktidar, bu davanın bu noktaya gelişine çok gayret gösterdi. Bu tablonun
sorumlusu, hiç kuşku yok ki iktidardır. Bu başından beri siyasal bir anlayışla
inşa edilmiştir. İktidar, bu noktaya getirmiştir. Uyarıyorum, Başbakan, bunun
altından çekilsin, yoksa, kendisi de bunun altında kalır. Bu dava, Başbakan'ı da
altına alabilir. Bu uyarıyı yapmayı görev biliyorum.''

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, anayasa değişikliğine ilişkin, ''CHP'yi, böyle aldatmacalarla, şirinlik gösterileriyle, kaba, pazarlıkçı yaklaşımlarla bir anayasa değişikliğine ikna etmeleri, kesinlikle mümkün değildir'' dedi.

Baykal, partisinin TBMM Grubunda, Deniz Feneri davası ve anayasa
değişikliği çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Alman savcılığının, Türkiye'den 16 kişi hakkında bilgi talep ettiğini
anımsatan Baykal, ''Biri RTÜK'ün başında, diğeri Türkiye'de bir televizyonun
sahibi, Başbakan ile sınıf arkadaşlığı, hısımlığı var. Ama Türkiye'de yaprak
kımıldamıyor'' diye konuştu.

Baykal, Ergenekon'da saat 04.00'de evlerin, televizyonların,
yazıhanelerin basıldığını ancak Deniz Feneri'nde ifadelerin bile alınmadığını
kaydetti. ''Senin gözünde takip edilmesi gereken bir dava değil mi?'' diye soran
Baykal, bu davanın, sanıklar açısından utanç verici olduğunu, Türkiye'deki
iktidar açısından da yüz kızartıcı manzara oluşturduğunu öne sürdü.

Türkiye'de adalet duygusunun rencide edildiğini, adaletin, vicdanın
kanadığını ifade eden CHP Lideri Baykal, ''Yolsuzluk yapanlar, memlekette eli
kolu serbest, rahatça gezip dolaşmaktadır. Niçin; çünkü AKP iktidardadır. AKP'nin
adalet anlayışı budur'' görüşünü savundu.

''ALTINDA KENDİNİ KURTARMA YATIYOR''

Konuşmasında, Anayasa değişikliği çalışmalarına da yer veren Baykal,
teklifin ortaya çıkmasının ardından görüşlerini dile getireceklerini söyledi.

CHP Genel Başkanı Baykal, bunun altında, ''Kendini kurtarma ve gündemi
değiştirme çabasının'' yattığını ileri sürerek, anayasa değişikliğinde
milletvekilliği görev süresinin 4 yıldan 5 yıla, cumhurbaşkanının görev süresinin
ise 5 yıldan 7 yıla çıkarılmasının öngörüldüğünü belirtti.

Bunun, ''İbretlik bir manzara'' olduğunu ifade eden Baykal, şunları
kaydetti:

''Buna hangi kılıfı giydirirlerse giydirsinler, gerçek çok açıkça
ortadadır. Anayasa değişmiştir. Anayasada, milletvekilliği süresinin 4 yılın
ötesinde olabileceğine dair hukuki hiçbir unsur yoktur. Cumhurbaşkanının görev
süresi de ne zaman seçilirse seçilsin 5 yıldır. Bunun hukuki bakımdan
savunulabilir hiçbir tarafı yoktur. Şimdi, 'belirsizlik var, aydınlığa
kavuşturalım, aydınlığa kavuştururken de 4'ü 5, 5'i 7 yapalım' deniliyor. Nereden
çıktı bu, daha dün yaptık. Uzatma ihtiyacı neden? Acaba önümüzdeki seçimlerde
iktidarın değişeceğini onlar da gördüler de bu parlamento çoğunluğunu, halk
desteği kaybolduğu halde cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği görev süresini
ekstra uzatma peşine mi düştüler? Bunun için mi bu anayasa değişikliğini
yapıyorlar?

Buna bizim hiçbir şekilde katkı vermemiz söz konusu değildir. Süreyle
oynayarak, uzatarak, ne iktidarlarını sürdürebilirler ne de kendi hesaplarına
göre düzenledikleri anayasa değişikliklerini anlayışla karşılayacak bir
parlamento ortamı yaratmayı başarabilirler. Böyle aldatmacalarla, şirinlik
gösterileriyle, milletvekiline çıkar, süre teklif eden böylesine kaba, pazarlıkçı
yaklaşımlarla bir anayasa değişikliğine CHP'yi ikna etmeleri, kesinlikle mümkün
değildir.''