2006-10-11 - 09:30
Müsiad Ankara Şubesi tarafından verilen iftar yemeğine katılan TBMM Başkanı Arınç yaptığı konuşmada bir takım kuru gürültülerin halkın huzurunu kaçırmak için yapıldığını belirterek Türkiye'nin sahip olduğu medeniyet birikimi ile büyük devlet olmaya mecbur olduğunu söyledi.
TBMM Başkanı Arınç ekonominin yükselmesinin sebebinin özgürlüklerin artması olduğunu söyledi.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, Müstakil Sanayici İşadamları Derneği (Müsiad) Ankara Şubesi tarafından Gazi Üniversitesi Gazi Kültür Merkezi'nde verilen iftar yemeğine katıldı.
Meclis Başkanı Arınç, yemekte yaptığı konuşmada bir takım kuru gürültülerin toplumun huzurunu kaçırmak için yapıldığını savundu. Türkiye'nin sahip olduğu medeniyet birikimine dikkat çeken Arınç "Türkiye bu şartlar içerisinde büyük devlet olmaya mecburdur. Bizi büyük devlet olmaktan öteye, bir hasta adam psikolojisiyle kendi içerisinde kavgalı, küçülmüş, içine kapanmış bir devlet olmaya götürmeyi çok seven kişiler, kurumlar ve odaklar olabilir." dedi.
Müsiad'ın sadece üyelerinin mesleki çıkarlarını gözetmekle kalmadığını, aynı zamanda demokratikleşme ve temel insan hakları konularında insanımızın ortak değerleri için çok önemli çalışmalar yaptığını ifade eden Meclis Başkanıı Arınç "Arkadaşlarımızı bu katkılarından dolayı tebrik ediyorum. Türkiye demokratikleşme konularında ne kadar olumlu adım attıysa bunda bir pay da Müsiad'a aittir" dedi.
TBMM'de yapılan anayasa değişikliği ile seçilme yaşının 25'e indirileceğini kaydeden Arınç "Bunun hayırlı olduğunu düşünüyorum. Özellikle Avrupa ülkelerinde seçilme yaşında bazılarında sınır yok, bazılarında ise sınır 21'den başlıyor. Dolayısıyla Türkiye'nin biraz gecikerek de olsa bu yaşı 25'lere çekmesi umarım ki faydalı olacak." diye konuştu.
DEMOKRASİNİN NORMALLEŞMESİ?
TBMM'nin 5. Yasama Yılına başladığını, seçimlerin normal süresi olan 5 yılda yapılacak olmasından dolayı da garip bir sevinç duygusu yaşandığını ifade eden TBMM Başkanı Arınç demokrasi tarihimize dikkat çekerek şöyle konuştu: "Bakınız; 1946'da yani çok partili siyasi hayata geçtiğimizden bu yana 60 yıl geçmiştir. Bu 60 yıllık çok partili siyasi hayat tecrübemiz içerisinde olağan şartlarda devam etmiş 10-15 yılı zor bulursunuz. Bazen darbelerle, bazen muhtıralarla, bazen de post-modern darbelerle Türkiye'nin demokratik hayatına müdahale edilmiştir. Bu müdahaleler sonucunda demokrasinin olmazsa olmaz kuralı maalesef işlememiş, çoğu zaman da askıya alınmıştır. Bu yüzden 'Allah Allah 5 yılın sonunda mı seçime gideceğiz' diye hayret edenler haksız da sayılmazlar. Demokrasinin en önemli şartı normalleşmektir. Her şeyin kendi mecrası ve kendi kuralları içerisinde devam etmesidir."
Konuşmasında, demokratik teamüller, demokratik terbiye ve demokratikleşmenin çok önemli olduğunu ve bunun şartlarının yerine getirilmesi gerektiğine işaret eden Arınç, sadece ekonomik verilerin istikrar için yeterli olmayacağını vurguladı. Toplum hayatının sadece paradan ibaret olmadığına dikkat çeken Meclis Başkanı Arınç toplumu ihmal eden ekonomik reçetelerin yüzde yüzünün başarısız olduğunun görüldüğünü ifade etti.
Toplumsal barışın da kurulması gerektiğini dikkat çeken Arınç, din ve vicdan hürriyeti, düşünce ve inanç hürriyeti ve teşebbüs özgürlüğünün üç önemli özgürlük alanları olduğunu vurguladı.
Ekonominin yükselmesinin sebebinin özgürlüklerin artması olduğunu söyleyen Meclis Başkanı Arınç "Bugün toplumsal barış, din ve vicdan özgürlüğü ve insanların düşüncelerini rahatlıkla ifade edebilmeleri toplumun en büyük dinamiklerindendir." dedi.
Türkiye ne zaman ayağa kalksa, ne zaman halkın iradesi parlamentoya tam olarak yansımaya başlasa bundan üzülenler, şikayet edenler olduğunun esefle görüldüğünü söyleyen Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bir takım kuru gürültüler, şunun bunun sözleri, şurada burada yüksek sesle konuşulan bir takım şeyler toplumun huzurunu kaçırmak için yapılıyor. Bunlar, Türkiye'de mevcut istikrarın gitmesi, yeniden bazı güç odaklarının egemen olması için yapılıyorsa burada dikkat etmemiz gerekir; Biz 70 milyonluk büyük bir kitleyiz. Tarihin en büyük medeniyetlerine sahibiz. Tarihimiz, coğrafyamız, kültürümüz, jeopolitik konumumuz bizi çok önemli kılıyor. Türkiye bu şartların içerisinde büyük devlet olmaya mecburdur. Bizi büyük devlet olmaktan öteye, bir hasta adam psikolojisiyle kendi içerisinde kavgalı, küçülmüş, içine kapanmış bir devlet olmaya götürmeyi çok seven kişiler, kurumlar ve odaklar olabilir."
Bunların iki grupta tasnif edilebileceğini ifade eden TBMM Başkanı Arınç birinci grubun halkına yabancılaşmış aydın, entelektüel veya yöneticiler ikinci grubun da halktan ümidini kesmiş politikacılar olduğunu söyledi. Bu iki grubun zaman zaman seslerinin yükseldiğini belirten Meclis Başkanı Arınç, "Zaman zaman fırsat kollarlar, millet iradesine müdahale etmeyi geleneksel silahlarıyla birkaç defa daha denemek isterler. Bu silahları da hepimiz biliyoruz. Tariflerini yapmazlar, çünkü işlerine gelmez. Tariflerini yapsalar onu kullanamayacaklar." dedi.
10-12 sene öncesine göre demokrasinin normalleştiğini belirten Arınç, bugün o günlerdeki şartların aynen devam ettirilmek istenmesine rağmen, aynı etkiyi göstermediğini söyledi. İnsanların kendilerine olan özgüvenlerinin arttığını kaydeden Arınç "İnsanımız ortalıkta dolaşan sözlere aldırış bile etmiyor. Eskiden öksürürken düşen borsa artık böyle üst perdeden konuşmalara bile cevap verecek tenezzülde bulunmuyor. Bunda halkımızın sağduyusu, işadamlarımızın gayreti, bilim adamlarımızın ve siyasetçilerimizin ortak çabaları elbetteki faydalı olmuştur. Ben bu Ramazan'ı geçmişe göre daha rahat, daha huzurlu bir Ramazan olarak görüyorum. Emin olun bundan sonraki Ramazan'da rabbim izin verirse çok daha rahat, çok daha huzurlu olacağız." diye konuştu.
Konuşmasında, siyasetçinin halkına ümit vermesi gerektiğine işaret eden Meclis Başkanı Arınç 'Öldük, bittik, mahvolduk' söylemi yerine 'Ey millet korkma, senin sahibin var, iktidar bunu yapamadıysa ben yapacağım' güveniyle halkın çok rahat sandığı gideceğini söyledi.
Müsiad Başkanı Ömer Bolat da yaptığı konuşmada ekonomik sektörlerle Lübnan ve Filistin ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerine yönelik yardım kampanyalarını devam ettirdiklerini söyledi.
Türkiye'nin ekonomik ve siyasi istikrarını zedeleyecek açıklamaları endişeyle karşıladıklarını belirten Bolat bu açıklamaların konjönktörel olduğunu düşündüğünü ifade etti. Bu tür tartışmaların ülke kaynaklarını ve ülkenin enerjisini tükettiğini ifade Bolat bu gelişmelere iş dünyası ve duyarlı medyanın prim vermediğini söyledi.
Türkiye'nin daha fazla özgürlük ortamına ihtiyaç duyduğunu belirten Müsiad Başkanı Bolat yasakların arttığı dönemde Türkiye'nin içine kapanarak, dünyadan soyutlandığını, hürriyetlerin genişlediği, dışa açılmanın sağlandığı dönemlerde ise ileri gittiğini kaydetti.
ERMENİ SOYKIRIMI YASA TASARISI...
Fransa Parlamentosu'nda görüşülecek olan sözde Ermeni soykırımını kabul etmemenin suç olmasını öngören yasa tasarısıyla ilgili olarak da, bu tasarının Batı'nın ikiyüzlü ve çifte standartlı politikalarının bir benzeri olduğunu savunarak "Ermeni tasarısı Fransa Parlamentosu'nda kabul edilirse biz de Müsiad olarak tüm üyelerimizle Fransız firmalarıyla olan ekonomik ilişkilerimizi durduracağız. Bu noktada hükümetin alacağı tüm kararlarda ve tüm sivil toplum hareketlerinde birlikte olacağız. Fransız ürünlerinde boykot konusu tüm sivil toplum kuruluşları tarafından etkin bir şekilde uygulanmalıdır." diye konuştu.
Müsiad Ankara Şubesi tarafından verilen iftar yemeğine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, TBMM Başkanvekili İsmail Alptekin, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan ve Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıoğlu ile birlikte çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi ve Müsiad üyesi de katıldı.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, Müstakil Sanayici İşadamları Derneği (Müsiad) Ankara Şubesi tarafından Gazi Üniversitesi Gazi Kültür Merkezi'nde verilen iftar yemeğine katıldı.
Meclis Başkanı Arınç, yemekte yaptığı konuşmada bir takım kuru gürültülerin toplumun huzurunu kaçırmak için yapıldığını savundu. Türkiye'nin sahip olduğu medeniyet birikimine dikkat çeken Arınç "Türkiye bu şartlar içerisinde büyük devlet olmaya mecburdur. Bizi büyük devlet olmaktan öteye, bir hasta adam psikolojisiyle kendi içerisinde kavgalı, küçülmüş, içine kapanmış bir devlet olmaya götürmeyi çok seven kişiler, kurumlar ve odaklar olabilir." dedi.
Müsiad'ın sadece üyelerinin mesleki çıkarlarını gözetmekle kalmadığını, aynı zamanda demokratikleşme ve temel insan hakları konularında insanımızın ortak değerleri için çok önemli çalışmalar yaptığını ifade eden Meclis Başkanıı Arınç "Arkadaşlarımızı bu katkılarından dolayı tebrik ediyorum. Türkiye demokratikleşme konularında ne kadar olumlu adım attıysa bunda bir pay da Müsiad'a aittir" dedi.
TBMM'de yapılan anayasa değişikliği ile seçilme yaşının 25'e indirileceğini kaydeden Arınç "Bunun hayırlı olduğunu düşünüyorum. Özellikle Avrupa ülkelerinde seçilme yaşında bazılarında sınır yok, bazılarında ise sınır 21'den başlıyor. Dolayısıyla Türkiye'nin biraz gecikerek de olsa bu yaşı 25'lere çekmesi umarım ki faydalı olacak." diye konuştu.
DEMOKRASİNİN NORMALLEŞMESİ?
TBMM'nin 5. Yasama Yılına başladığını, seçimlerin normal süresi olan 5 yılda yapılacak olmasından dolayı da garip bir sevinç duygusu yaşandığını ifade eden TBMM Başkanı Arınç demokrasi tarihimize dikkat çekerek şöyle konuştu: "Bakınız; 1946'da yani çok partili siyasi hayata geçtiğimizden bu yana 60 yıl geçmiştir. Bu 60 yıllık çok partili siyasi hayat tecrübemiz içerisinde olağan şartlarda devam etmiş 10-15 yılı zor bulursunuz. Bazen darbelerle, bazen muhtıralarla, bazen de post-modern darbelerle Türkiye'nin demokratik hayatına müdahale edilmiştir. Bu müdahaleler sonucunda demokrasinin olmazsa olmaz kuralı maalesef işlememiş, çoğu zaman da askıya alınmıştır. Bu yüzden 'Allah Allah 5 yılın sonunda mı seçime gideceğiz' diye hayret edenler haksız da sayılmazlar. Demokrasinin en önemli şartı normalleşmektir. Her şeyin kendi mecrası ve kendi kuralları içerisinde devam etmesidir."
Konuşmasında, demokratik teamüller, demokratik terbiye ve demokratikleşmenin çok önemli olduğunu ve bunun şartlarının yerine getirilmesi gerektiğine işaret eden Arınç, sadece ekonomik verilerin istikrar için yeterli olmayacağını vurguladı. Toplum hayatının sadece paradan ibaret olmadığına dikkat çeken Meclis Başkanı Arınç toplumu ihmal eden ekonomik reçetelerin yüzde yüzünün başarısız olduğunun görüldüğünü ifade etti.
Toplumsal barışın da kurulması gerektiğini dikkat çeken Arınç, din ve vicdan hürriyeti, düşünce ve inanç hürriyeti ve teşebbüs özgürlüğünün üç önemli özgürlük alanları olduğunu vurguladı.
Ekonominin yükselmesinin sebebinin özgürlüklerin artması olduğunu söyleyen Meclis Başkanı Arınç "Bugün toplumsal barış, din ve vicdan özgürlüğü ve insanların düşüncelerini rahatlıkla ifade edebilmeleri toplumun en büyük dinamiklerindendir." dedi.
Türkiye ne zaman ayağa kalksa, ne zaman halkın iradesi parlamentoya tam olarak yansımaya başlasa bundan üzülenler, şikayet edenler olduğunun esefle görüldüğünü söyleyen Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bir takım kuru gürültüler, şunun bunun sözleri, şurada burada yüksek sesle konuşulan bir takım şeyler toplumun huzurunu kaçırmak için yapılıyor. Bunlar, Türkiye'de mevcut istikrarın gitmesi, yeniden bazı güç odaklarının egemen olması için yapılıyorsa burada dikkat etmemiz gerekir; Biz 70 milyonluk büyük bir kitleyiz. Tarihin en büyük medeniyetlerine sahibiz. Tarihimiz, coğrafyamız, kültürümüz, jeopolitik konumumuz bizi çok önemli kılıyor. Türkiye bu şartların içerisinde büyük devlet olmaya mecburdur. Bizi büyük devlet olmaktan öteye, bir hasta adam psikolojisiyle kendi içerisinde kavgalı, küçülmüş, içine kapanmış bir devlet olmaya götürmeyi çok seven kişiler, kurumlar ve odaklar olabilir."
Bunların iki grupta tasnif edilebileceğini ifade eden TBMM Başkanı Arınç birinci grubun halkına yabancılaşmış aydın, entelektüel veya yöneticiler ikinci grubun da halktan ümidini kesmiş politikacılar olduğunu söyledi. Bu iki grubun zaman zaman seslerinin yükseldiğini belirten Meclis Başkanı Arınç, "Zaman zaman fırsat kollarlar, millet iradesine müdahale etmeyi geleneksel silahlarıyla birkaç defa daha denemek isterler. Bu silahları da hepimiz biliyoruz. Tariflerini yapmazlar, çünkü işlerine gelmez. Tariflerini yapsalar onu kullanamayacaklar." dedi.
10-12 sene öncesine göre demokrasinin normalleştiğini belirten Arınç, bugün o günlerdeki şartların aynen devam ettirilmek istenmesine rağmen, aynı etkiyi göstermediğini söyledi. İnsanların kendilerine olan özgüvenlerinin arttığını kaydeden Arınç "İnsanımız ortalıkta dolaşan sözlere aldırış bile etmiyor. Eskiden öksürürken düşen borsa artık böyle üst perdeden konuşmalara bile cevap verecek tenezzülde bulunmuyor. Bunda halkımızın sağduyusu, işadamlarımızın gayreti, bilim adamlarımızın ve siyasetçilerimizin ortak çabaları elbetteki faydalı olmuştur. Ben bu Ramazan'ı geçmişe göre daha rahat, daha huzurlu bir Ramazan olarak görüyorum. Emin olun bundan sonraki Ramazan'da rabbim izin verirse çok daha rahat, çok daha huzurlu olacağız." diye konuştu.
Konuşmasında, siyasetçinin halkına ümit vermesi gerektiğine işaret eden Meclis Başkanı Arınç 'Öldük, bittik, mahvolduk' söylemi yerine 'Ey millet korkma, senin sahibin var, iktidar bunu yapamadıysa ben yapacağım' güveniyle halkın çok rahat sandığı gideceğini söyledi.
Müsiad Başkanı Ömer Bolat da yaptığı konuşmada ekonomik sektörlerle Lübnan ve Filistin ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerine yönelik yardım kampanyalarını devam ettirdiklerini söyledi.
Türkiye'nin ekonomik ve siyasi istikrarını zedeleyecek açıklamaları endişeyle karşıladıklarını belirten Bolat bu açıklamaların konjönktörel olduğunu düşündüğünü ifade etti. Bu tür tartışmaların ülke kaynaklarını ve ülkenin enerjisini tükettiğini ifade Bolat bu gelişmelere iş dünyası ve duyarlı medyanın prim vermediğini söyledi.
Türkiye'nin daha fazla özgürlük ortamına ihtiyaç duyduğunu belirten Müsiad Başkanı Bolat yasakların arttığı dönemde Türkiye'nin içine kapanarak, dünyadan soyutlandığını, hürriyetlerin genişlediği, dışa açılmanın sağlandığı dönemlerde ise ileri gittiğini kaydetti.
ERMENİ SOYKIRIMI YASA TASARISI...
Fransa Parlamentosu'nda görüşülecek olan sözde Ermeni soykırımını kabul etmemenin suç olmasını öngören yasa tasarısıyla ilgili olarak da, bu tasarının Batı'nın ikiyüzlü ve çifte standartlı politikalarının bir benzeri olduğunu savunarak "Ermeni tasarısı Fransa Parlamentosu'nda kabul edilirse biz de Müsiad olarak tüm üyelerimizle Fransız firmalarıyla olan ekonomik ilişkilerimizi durduracağız. Bu noktada hükümetin alacağı tüm kararlarda ve tüm sivil toplum hareketlerinde birlikte olacağız. Fransız ürünlerinde boykot konusu tüm sivil toplum kuruluşları tarafından etkin bir şekilde uygulanmalıdır." diye konuştu.
Müsiad Ankara Şubesi tarafından verilen iftar yemeğine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, TBMM Başkanvekili İsmail Alptekin, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan ve Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıoğlu ile birlikte çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi ve Müsiad üyesi de katıldı.
