2014-07-20 - 15:02
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 15 maddesi daha kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Genel Kurul?a başına Filistin puşisi takarak katıldı.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Öze,l gündem dışı yaptığı konuşmada, Soma?daki maden işçilerinin sorunlarına dikkati çekti.
Soma faciasının üzerinden 67 gün geçtiğini hatırlatan Özel, "Bazı konuları gündeme getirebilmek için gündem dışı söz almak zorunda kaldım. Çünkü 67 gün sonunda Soma'yı gündemden düşürmeye çalışıyor bazıları. Hem Soma'dan gazeteler, televizyonlar uzaklaştıktan sonra, hem Soma'ya verilen sözlerin tutulmayacağı, önemli bölümünün terk edileceği anlaşılıp bunu sulandırmak, zamana yaymak için iktidar partisinin hem Plan ve Bütçe Komisyonundaki hem de Meclis Genel Kurulu'ndaki taktikleri bizi buna mecbur etti" diye konuştu.
Soma'nın mağdurlarının yalnızca hayatını kaybeden 301 işçi olmadığını belirten Özel, burada çeşitli şirketler bünyesinde yeraltında montaj işi ya da toprak nakil çalışması yapan işçilerin de iş sağlığı ve güvenliği ile maddi konularda sıkıntılar yaşadıklarını anlattı. Özel, bu işçilerin sorunlarını iletme çabalarına girdiklerinde ise işten çıkarıldıklarını ifade etti.
Soma faciasından önce hayatını kaybeden işçiler ve yakınlarına karşı da duyarlı olunması gerektiğine işaret eden Özel, "Soma'da, Zonguldak'ta, Afşin'de Bursa'da bundan önce ölen ya da Allah göstermesin ama maden kazalarında bundan sonra ölecek işçiler var. Bu parlamento işçilere maalesef şunu söylüyor; 'ya ölmek için çok geç kaldınız ya da çok erken öldünüz' diyor. En önemlisi 'sizin suçunuz teker teker öldünüz' diyor. Çünkü '301 kişi bir arada ölmezseniz hiçbir hakkınızı vermeyiz' diyor" değerlendirmesinde bulundu.
CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz de gündem dışı konuşmasında Bursa'daki meyve üreticilerinin sorunlarını gündeme getirdi. Üreticilerin yanlış tarım politikaları ve iklimsel sorunlar nedeniyle sıkıntılı günler geçirdiğini belirten Demiröz, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın duyarsız bir yaklaşım sergilediğini savundu.
TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye'nin Ortadoğu politikası, Gazze'ye yardım yollarının araştırılmasına ilişkin grup önerisi görüşüldü.
CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören, milletvekillerinin bu konuyla ilgili sağlıklı bilgilere kavuşması gerektiğini kaydetti.
İsrail'e Türkiye'nin yapacağı birçok şey olduğunu ifade eden Ören, "Türkiye sadece teferruatla uğraşıyor. Dışişleri Bakanı 'Oradaki katliamlar sürdükçe bize uyku yok' diyor. Uyumamak sorunu çözecekse, çocukların katledilmesine engel olacaksa Parlamentoda oturalım, hiç uyumayalım ama maalesef böyle bir şey yok" dedi.
Ören, Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan "Cumhurbaşkanı" diye söz etmesi üzerine AK Partililer alkışladı ve "Allah söyletti" diye laf attılar. Ören bunun üzerine, "Oltaya çabuk takılıyorsunuz. Söylemek istemem ama güzel bir balık vardır, o çok çabuk takılır oltaya. Bunu Allah söyletiyor da Gazze'de ölen çocuklarla ilgili Allah size bir şey söyletmiyor mu?" karşılığını vedi.
Ören, "Hesabına yatırılan bin lirayı iade eden Başbakan, eğer bunca insan Gazze'de ölüyorsa, bunca ailenin, bunca annenin önünde çocuklar katlediliyorsa, Amerika'da aldığı madalyayı bugün geriye iade etme günü değil midir?" diye sordu.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, ne Başbakan'ın ne Dışişleri Bakanı'nın ne de hükümetin herhangi bir yetkilisinin kullanmış olduğu cümlelerin bir karşılık ya da duyarlılık yaratmadığını savundu.
Soru önergelerine gelen yanıtlara göre, sadece savunma sanayisi alanında İsrail ile 2 milyar dolarlık bir işbirliği anlaşmasının olduğunu, ticaret hacminin de yıllara göre giderek arttığını ifade eden Baluken, "Şimdi, ortada bu resmi yanıtlarınız varken siz kimi kandırdığınızı sanıyorsunuz? 'Sıfırlama' dediğiniz şey, her ay artan askeri ve ekonomik ticari hacimler mi oluyor?" diye sordu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, hükümetin, Meclis'teki siyasi partilerin imzasıyla yayınlanan ortak bildirinin arkasında olmadığını savundu.
Bu amaçla toplanan TBMM'ye hükümetin gelmemesinin bunun arkasında olmadığını gösterdiğini belirten Vural, "Gazze'ye nasıl yardım yapılacağını araştıralım. Gerekirse komisyon Gazze'ye gider ve bunu araştırır" diye konuştu.
"Türkiye reel politikaya, gerçekçi politikaya dönmelidir ve özellikle dış politikasını yeniden gözden geçirmelidir" diyen Vural, "(Normalleşme olmaz, şu olmaz, bu olmaz...) Ama, ne oldu? İsrail'in enerji güvenliğini sağlamak amacıyla boru hattı planlanmadı mı? Bugün uygulanan politikayla Türkiye'nin ticareti İsrail'e kaydırılmadı mı, gemicikler orada çalışmıyor mu? Bu tabloyu gördüğümüz zaman, 1 milyar dolardan ihracatımız 5 milyar dolara kadar geldiği bir dönem içerisinde yaşıyoruz" şeklinde konuştu.
Dışişleri Komisyonu Başkanı, AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, ilk olarak ateşkesin sağlanmasına çalıştıklarını kaydetti.
Uluslararası örgütler nezdinde bütün girişimleri yaparak uluslararası toplumu harekete geçirmeye gayret ettiklerini ifade eden Bozkır, "Uluslararası toplululuk bu olayda sınıfta kalmıştır. BM'den bir şey beklemek bugün hayalden öteye gitmemektedir" dedi.
Gazze'ye yönelik yapılan yardımları anlatan Bozkır, CHP sıralarından "başka bilgiler vermesinin" istenmesi üzerine, "Önemli konular, sırf bilgi almak adına buralarda paylaşılırsa, gerçekleştirilebilecek adımlar da gerçekleşemeyebilir" diye konuştu.
Laf atmaların sürmesi üzerine, Bozkır, CHP'li Ören'in konuşmasına atfen "Gebze ile Gazze karıştırıldıktan sonra bu önerileri nasıl tartışacağız" dedi. Ören, bu sözlere, yerinden, "Büyükelçilik yapmış biri, bir dil sürçmesine sığınacak kadar küçülebilir mi?" karşılığını verdi.
CHP'nin önerisi kabul edilmedi.
Öte yandan, MHP'nin, Bafa Gölü'ndeki sorunların araştırılması önergesinin bugün gündeme alınmasına dair önerisi reddedildi.
Grup önerilerinin ardından "Torba Yasa" tasarının görüşmelerine geçildi.
MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, "IŞİD'e giden, Adana'da yakalanan TIR'lardaki silahlar var, Adana'da yakalanan TIR'larda silahlar. Eğer onlar 'Suriye'deki muhalefete götüreceğim' diye IŞİD'e gitmişse, onunla Müslüman Türkmen'in kanı dökülmüşse bunun hesabını bu ramazan günü Allah indinde kim verecek?" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam ediliyor.
Tasarının 27. maddesi görüşülürken kürsüye gelen HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Kobani'de yaşananlara değindi. Gelişmelerle ilgili bilgi almak için Şanlıurfa Valisine ulaşmak istediklerini, grup başkanvekillerinin valiyi 6 defa aradığını, ancak valinin telefonlarına çıkmadığını anlatan Kaplan, bu duruma tepki gösterdi. Kaplan, "Şanlıurfa Valisi, Grup Başkanvekilimizin telefonuna çıkmıyor. Meclis'te grubu olan bir partinin çözüm sürecinde telefonuna çıkmıyor. Bu vali kimin valisidir? Devletin valisi midir, milletin valisi midir, yoksa IŞİD'le mi bağlantısı vardır? Nedir ki milletin iradesiyle parlamentoya gelen bir grup başkanvekilinin telefonuna çıkmayacak kadar küstahlaşabiliyor? Kim bu? Böylelerini atadınız o hassas bölgeye, çözüm sürecine zarar veriyorsunuz" dedi.
Valinin istifa etmesi ya da görevinden alınması gerektiğini savunan Kaplan, "böyle valilerden valilik beklemeyin" ifadesini kullandı.
Kaplan, yerine geçerken de Hükümeti temsilen salonda bulunan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz'ın yanına gelerek, valiye ilişkin şikayetlerini aktarmaya devam etti.
Bu sırada konuşmasını yapmak üzere kürsüde bulunan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal da sözlerini keserek, Kaplan'ın yerine oturmasını bekledi. Meclis Başkanvekili Sadık Yakut'un kürsüde bir hatip olduğunu belirterek, Kaplan'dan yerine oturmasını istemesi üzerine AK Parti'li bazı milletvekilleri de Kaplan'a yerlerinden tepki gösterdiler. Kaplan, önce kürsüye dönerek Yakut'a valiyle ilgili şikayetlerini sürdürmeye devam etti, yerine otururken de eleştirilerini sürdürdü.
Tanal da konuşmasında Şanlıurfa'da elektriklerin kesik olduğunu, işsizlik sorunu yaşandığını, daha pek çok sıkıntının da sürdüğünü ifade ederek, "Şanlıurfa halkı uyandı. Şanlıurfalılar AKP'yi sandığa gömecek" dedi.
Daha sonra yerinden söz alan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ise AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdulkerim Gök'ün Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük ile telefonda görüştüğünü aktardı. Yılmaz, şunları kaydetti:
"Sayın Valinin söylediği; 'Sıkıntılı bir durum var. Suruç bölgemizde birtakım hadiseler oluyor'. Sabaha kadar o bölgede çalıştığını, dolayısıyla cevap veremediğini, cebinden de herhangi bir kimsenin aramadığını ifade ediyor. Böyle durumlar zaman zaman yaşanabiliyor. Mazeretler olabiliyor. Elbette valilerimizin, kamu görevlilerimizin en hızlı bir şekilde cevap vermesi hepimizin ortak arzusudur. Birtakım zaman zaman yaşanan durumlardan, kriz şartlarından dolayı imkan bulamamış olabilir kamu görevlileri. Onların da durumunu önce bir iyice anladıktan sonra değerlendirme yapmak daha doğru olur diye düşünüyorum."
AK Parti iktidarının Şanlıurfa'ya katrilyonları bulan miktarda yatırım yaptığını ifade eden Yılmaz, "Bunu da Urfa halkı gayet iyi bildiği için her seçimde de bize destek olmaya devam ediyor" dedi.
Bakanın açıklamalarının ardından yerinden tekrar söz alan Kaplan, "Grup başkanvekilimiz 6 defa Urfa valisini aradı telefona çıkmadı. Ama Şanlıurfa Milletvekili Sayın Gök'ün bir arayışında çıktı" diye konuştu. Kaplan, valinin tutumunu eleştirmeyi sürdürdü.
Daha sonra önerge üzerine söz alan MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz'ın konuşmasında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nu ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın izlediği politikaları eleştirmesi ve "IŞİD'e giden, Adana'da yakalanan TIR'lardaki silahlar var, Adana'da yakalanan TIR'larda silahlar. Eğer onlar 'Suriye'deki muhalefete götüreceğim' diye IŞİD'e gitmişse, onunla Müslüman Türkmen'in kanı dökülmüşse bunun hesabını bu ramazan günü Allah indinde kim verecek? Buna bağırmayacağım da neye bağıracağım? İçimiz yanıyor. Sayın Başbakan bağırırken niye sesiniz çıkmıyor?" ifadelerini kullanması AK Parti'li milletvekillerinin tepkisine yol açtı.
Bazı MHP milletvekillerinin de yerlerinden kalkıp sıraların önüne gelmeleri üzerine karşılıklı tartışma yaşandı. Başkanvekili Yakut, birleşime 5 dakika ara verdi. Ara sırasında da bazı MHP ve AK Parti milletvekilleri arasında tartışma sürdü.
Aranın ardından HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken tekrar söz alarak Şanlıurfa valisine yönelik eleştirilerini sürdürdü. Baluken, "Pişkin bir devlet memuru zahmet edip hala 3 milyon oy almış partinin grup başkanvekiline, 'niye aradı' diye dönmüyor. Bu vali, bir milletvekiline nasıl ulaşacağını bilmiyor herhalde" dedi.
Baluken, TBMM Başkanvekil Sadık Yakut'a yönelik de "Başkanlık olarak TBMM'nin itibarını korumak zorundasınız. Başkan olarak sizi de kınıyorum. Öncelikle sizin buna müdahil olmanız gerekir" diye konuştu ve TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e çağrıda bulundu.
Yakut da Başkanvekillerinin İçtüzük'teki görevlerini anımsattı.
Yakut, "Biz burada sadece aracılık yapıyoruz. Konu TBMM başkanlık divanı ile ilgili bir olay değildir. Bakan görüştü ama biz de arayacağız" dedi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, "Buradan ABD'ye, Almanya'ya sormak lazım, İsrail hangi hakkını aramak için Filistin'e saldırmaktadır? Hangi hak için Filistin'deki çocukları, kadınları yaşlıları katletmektedir?" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam ediliyor.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, önerge üzerine yaptığı konuşma için kürsüye, Genel Kurul salonunda başına bağladığı Filistin puşisini, boynuna takarak çıktı.
Konuşmasına "emperyalizmin Ortadoğu'daki jandarma görevini üstlenen israil yönetiminin Filistin halkına yönelik saldırı ve katliamı protesto ederek başladığını" ifade eden Öztürk, Filistin davasının sadece İsrail ile Filistin arasında bir olay olmadığını belirtti. Öztürk, "İsrail Devletinin emperyalist amaçları gerçekleştirmek için Filistin'e yaptığı katliamlara karşı mücadelede yaşamlarını yitiren başta Filistin Kurtuluş Halk Hareketi'nin lideri Yaser Arafat olmak üzere tüm gerillaların, Filistin halkının ve Türkiye'den Filistin'e giden Bora Gözen ve arkadaşlarının, Türk ve Kürt devrimcilerinin saygıyla önlerinde eğiliyorum. Ölenlere Allah'tan rahmet diliyorum" diye konuştu.
Bugün yaşanan katliamları bir yandan batının bir yandan da ABD'nin seyrettiğini, Almanya'nın da İsrail'in yaklaşımını hak arama olarak gördüğünü aktaran Öztürk, bu durumu eleştirdi.
Filistin'in haklı bir mücadele içinde olduğunu vurgulayan Öztürk, yaşanan süreçte Yaser Arafat'ın öneminin Ortadoğu'da daha da aranır hale geldiğini söyledi. "Buradan ABD'ye, Almanya'ya sormak lazım, İsrail hangi hakkını aramak için Filistin'e saldırmaktadır? Hangi hak için Filistin'deki çocukları, kadınları yaşlılar katletmektedir?" diyen Öztürk, Türkiye'nin de yaşananlara seyirci kalamayacağını belirtti. Öztürk, "İsrail ile başta ikili anlaşmalar olmak üzere tüm ilişkiler dondurulmalı, askıya alınmalıdır. Bizim Filistin halkı ile gerçekten dayanışmayı göstermemiz lazım. Bu dayanışma sadece lafla, parlamentonun yayınladığı bir bildiri ile olamaz" değerlendirmesinde bulundu.
CHP Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu da önerge üzerine yaptığı konuşmada torba kanun tasarısının vatandaşların beklentilerine yanıt veren düzenlemeler içermediğini savundu. Öğretmenlerin, emeklilerin, polislerin, engellilerin bekleyen sorunlarına çözüm getirilmediğini ifade eden Canalioğlu, "Torbada her şey var ama toplumun genelini ilgilendiren hiçbir şey yok" dedi.
MHP Mersin Milletvekili Ali Öz de torba kanun tasarısı yapılırken Soma'nın dışında da yaşanan maden kazalarında yaşamlarını kaybeden madencilerin düşünülmemiş olmasını eleştirdi.
Tasarıdaki sosyal güvenlik primlerine ilişkin affı da eleştiren Öz, primlerini zamanında yatıranların haklarının da gözardı edilmemesini istedi.
"Torba Kanun Tasarı"nın komisyon aşamalarında tartışmalar yol açan Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) veri paylaşımına ilişkin maddesinde partilerin ortak önergesi ile değişikliğe gidilerek, "bireysel, toplu veri ve haklar ile ticari sırların satılamayacağı" hükmüne açıklık getirildi.
Tasarının SGK'nın veri paylaşımına "Kurum; işverenlerin, sigortalıların, genel sağlık sigortalılarının, emeklilerin ve bunların hak sahipleri ile dul ve yetimlerinin ve kurumdan aylık alan diğer kişilerin bireysel veri ve hakları, bireysel veri ve haklarından oluşan toplu veri ve hakları ile işletmelerin ticari sırları hariç olmak üzere sahip olduğu gayri maddi haklarını yönetim kurulunun onayı ile satabilecek" şeklindeki maddesi partilerin ortak önergesiyle yeniden düzenlendi.
Düzenlemeye göre, kurum; işverenlerin, sigortalıların, genel sağlık sigortalılarının, emeklilerin ve bunların hak sahipleri ile dul ve yetimlerinin ve kurumdan aylık alan diğer kişilerin bireysel veri ve hakları, bireysel veri ve haklarından oluşan toplu veri ve hakları ile işletmelerin ticari sırları satılamaz ve paylaşılamaz. Kurum, bunların dışında sahip olduğu gayri maddi haklarını, yönetim kurulunun onayıyla satabilecek veya paylaşabilecek. Bu hükümlerin aksine davrananlar hakkında TCK'nın ilgili hükümleri uygulanacak.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, söz konusu maddenin önemli bir düzenleme olduğunu belirterek, katkı sağlayan herkese teşekkür etti.
Böyle bir düzenlemenin ortak karar doğrultusunda gerçekleştirilmesinin en sağlıklı yaklaşım olduğunun altını çizen Çelik, şunları kaydetti:
"40. madde diyordu ki, 'bireysel veri ve haklardan oluşan toplu veri ve haklar ile işletmelerin ticari sırları hariç olmak üzere'. Bunları hariç tutuyoruz, bunlar verilemez anlamında. Ama grup başkanvekili arkadaşlar dediler ki 'verilemez ve hariç tutmayı gelin biraz daha netleştirelim'. Nasıl yapalım? Satılamaz. Hariç tutmak da aynı anlama gelmesine rağmen satılamaz diyelim daha net olsun dedim. Çok doğru."
Çelik, konunun daha net olması için TCK'ya atıfta bulunulmasını önerdiklerini ve partiler olarak birlikte daha açık, anlaşılır bir düzenleme haline getirdiklerini belirterek, "Kişisel verilerin korunmasına dair bir yasa yok. Müstakil bir yasa çalışması şu anda devam ediyor. Ama illegal yollardan kurumun verilerinin elde edilmesini engellemek için tabi ki hepimize düşen sorumluluk var" dedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Genel Kurul?a başına Filistin puşisi takarak katıldı.
CHP Manisa Milletvekili Özgür Öze,l gündem dışı yaptığı konuşmada, Soma?daki maden işçilerinin sorunlarına dikkati çekti.
Soma faciasının üzerinden 67 gün geçtiğini hatırlatan Özel, "Bazı konuları gündeme getirebilmek için gündem dışı söz almak zorunda kaldım. Çünkü 67 gün sonunda Soma'yı gündemden düşürmeye çalışıyor bazıları. Hem Soma'dan gazeteler, televizyonlar uzaklaştıktan sonra, hem Soma'ya verilen sözlerin tutulmayacağı, önemli bölümünün terk edileceği anlaşılıp bunu sulandırmak, zamana yaymak için iktidar partisinin hem Plan ve Bütçe Komisyonundaki hem de Meclis Genel Kurulu'ndaki taktikleri bizi buna mecbur etti" diye konuştu.
Soma'nın mağdurlarının yalnızca hayatını kaybeden 301 işçi olmadığını belirten Özel, burada çeşitli şirketler bünyesinde yeraltında montaj işi ya da toprak nakil çalışması yapan işçilerin de iş sağlığı ve güvenliği ile maddi konularda sıkıntılar yaşadıklarını anlattı. Özel, bu işçilerin sorunlarını iletme çabalarına girdiklerinde ise işten çıkarıldıklarını ifade etti.
Soma faciasından önce hayatını kaybeden işçiler ve yakınlarına karşı da duyarlı olunması gerektiğine işaret eden Özel, "Soma'da, Zonguldak'ta, Afşin'de Bursa'da bundan önce ölen ya da Allah göstermesin ama maden kazalarında bundan sonra ölecek işçiler var. Bu parlamento işçilere maalesef şunu söylüyor; 'ya ölmek için çok geç kaldınız ya da çok erken öldünüz' diyor. En önemlisi 'sizin suçunuz teker teker öldünüz' diyor. Çünkü '301 kişi bir arada ölmezseniz hiçbir hakkınızı vermeyiz' diyor" değerlendirmesinde bulundu.
CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz de gündem dışı konuşmasında Bursa'daki meyve üreticilerinin sorunlarını gündeme getirdi. Üreticilerin yanlış tarım politikaları ve iklimsel sorunlar nedeniyle sıkıntılı günler geçirdiğini belirten Demiröz, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın duyarsız bir yaklaşım sergilediğini savundu.
TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye'nin Ortadoğu politikası, Gazze'ye yardım yollarının araştırılmasına ilişkin grup önerisi görüşüldü.
CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören, milletvekillerinin bu konuyla ilgili sağlıklı bilgilere kavuşması gerektiğini kaydetti.
İsrail'e Türkiye'nin yapacağı birçok şey olduğunu ifade eden Ören, "Türkiye sadece teferruatla uğraşıyor. Dışişleri Bakanı 'Oradaki katliamlar sürdükçe bize uyku yok' diyor. Uyumamak sorunu çözecekse, çocukların katledilmesine engel olacaksa Parlamentoda oturalım, hiç uyumayalım ama maalesef böyle bir şey yok" dedi.
Ören, Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan "Cumhurbaşkanı" diye söz etmesi üzerine AK Partililer alkışladı ve "Allah söyletti" diye laf attılar. Ören bunun üzerine, "Oltaya çabuk takılıyorsunuz. Söylemek istemem ama güzel bir balık vardır, o çok çabuk takılır oltaya. Bunu Allah söyletiyor da Gazze'de ölen çocuklarla ilgili Allah size bir şey söyletmiyor mu?" karşılığını vedi.
Ören, "Hesabına yatırılan bin lirayı iade eden Başbakan, eğer bunca insan Gazze'de ölüyorsa, bunca ailenin, bunca annenin önünde çocuklar katlediliyorsa, Amerika'da aldığı madalyayı bugün geriye iade etme günü değil midir?" diye sordu.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, ne Başbakan'ın ne Dışişleri Bakanı'nın ne de hükümetin herhangi bir yetkilisinin kullanmış olduğu cümlelerin bir karşılık ya da duyarlılık yaratmadığını savundu.
Soru önergelerine gelen yanıtlara göre, sadece savunma sanayisi alanında İsrail ile 2 milyar dolarlık bir işbirliği anlaşmasının olduğunu, ticaret hacminin de yıllara göre giderek arttığını ifade eden Baluken, "Şimdi, ortada bu resmi yanıtlarınız varken siz kimi kandırdığınızı sanıyorsunuz? 'Sıfırlama' dediğiniz şey, her ay artan askeri ve ekonomik ticari hacimler mi oluyor?" diye sordu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, hükümetin, Meclis'teki siyasi partilerin imzasıyla yayınlanan ortak bildirinin arkasında olmadığını savundu.
Bu amaçla toplanan TBMM'ye hükümetin gelmemesinin bunun arkasında olmadığını gösterdiğini belirten Vural, "Gazze'ye nasıl yardım yapılacağını araştıralım. Gerekirse komisyon Gazze'ye gider ve bunu araştırır" diye konuştu.
"Türkiye reel politikaya, gerçekçi politikaya dönmelidir ve özellikle dış politikasını yeniden gözden geçirmelidir" diyen Vural, "(Normalleşme olmaz, şu olmaz, bu olmaz...) Ama, ne oldu? İsrail'in enerji güvenliğini sağlamak amacıyla boru hattı planlanmadı mı? Bugün uygulanan politikayla Türkiye'nin ticareti İsrail'e kaydırılmadı mı, gemicikler orada çalışmıyor mu? Bu tabloyu gördüğümüz zaman, 1 milyar dolardan ihracatımız 5 milyar dolara kadar geldiği bir dönem içerisinde yaşıyoruz" şeklinde konuştu.
Dışişleri Komisyonu Başkanı, AK Parti İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, ilk olarak ateşkesin sağlanmasına çalıştıklarını kaydetti.
Uluslararası örgütler nezdinde bütün girişimleri yaparak uluslararası toplumu harekete geçirmeye gayret ettiklerini ifade eden Bozkır, "Uluslararası toplululuk bu olayda sınıfta kalmıştır. BM'den bir şey beklemek bugün hayalden öteye gitmemektedir" dedi.
Gazze'ye yönelik yapılan yardımları anlatan Bozkır, CHP sıralarından "başka bilgiler vermesinin" istenmesi üzerine, "Önemli konular, sırf bilgi almak adına buralarda paylaşılırsa, gerçekleştirilebilecek adımlar da gerçekleşemeyebilir" diye konuştu.
Laf atmaların sürmesi üzerine, Bozkır, CHP'li Ören'in konuşmasına atfen "Gebze ile Gazze karıştırıldıktan sonra bu önerileri nasıl tartışacağız" dedi. Ören, bu sözlere, yerinden, "Büyükelçilik yapmış biri, bir dil sürçmesine sığınacak kadar küçülebilir mi?" karşılığını verdi.
CHP'nin önerisi kabul edilmedi.
Öte yandan, MHP'nin, Bafa Gölü'ndeki sorunların araştırılması önergesinin bugün gündeme alınmasına dair önerisi reddedildi.
Grup önerilerinin ardından "Torba Yasa" tasarının görüşmelerine geçildi.
MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, "IŞİD'e giden, Adana'da yakalanan TIR'lardaki silahlar var, Adana'da yakalanan TIR'larda silahlar. Eğer onlar 'Suriye'deki muhalefete götüreceğim' diye IŞİD'e gitmişse, onunla Müslüman Türkmen'in kanı dökülmüşse bunun hesabını bu ramazan günü Allah indinde kim verecek?" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam ediliyor.
Tasarının 27. maddesi görüşülürken kürsüye gelen HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Kobani'de yaşananlara değindi. Gelişmelerle ilgili bilgi almak için Şanlıurfa Valisine ulaşmak istediklerini, grup başkanvekillerinin valiyi 6 defa aradığını, ancak valinin telefonlarına çıkmadığını anlatan Kaplan, bu duruma tepki gösterdi. Kaplan, "Şanlıurfa Valisi, Grup Başkanvekilimizin telefonuna çıkmıyor. Meclis'te grubu olan bir partinin çözüm sürecinde telefonuna çıkmıyor. Bu vali kimin valisidir? Devletin valisi midir, milletin valisi midir, yoksa IŞİD'le mi bağlantısı vardır? Nedir ki milletin iradesiyle parlamentoya gelen bir grup başkanvekilinin telefonuna çıkmayacak kadar küstahlaşabiliyor? Kim bu? Böylelerini atadınız o hassas bölgeye, çözüm sürecine zarar veriyorsunuz" dedi.
Valinin istifa etmesi ya da görevinden alınması gerektiğini savunan Kaplan, "böyle valilerden valilik beklemeyin" ifadesini kullandı.
Kaplan, yerine geçerken de Hükümeti temsilen salonda bulunan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz'ın yanına gelerek, valiye ilişkin şikayetlerini aktarmaya devam etti.
Bu sırada konuşmasını yapmak üzere kürsüde bulunan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal da sözlerini keserek, Kaplan'ın yerine oturmasını bekledi. Meclis Başkanvekili Sadık Yakut'un kürsüde bir hatip olduğunu belirterek, Kaplan'dan yerine oturmasını istemesi üzerine AK Parti'li bazı milletvekilleri de Kaplan'a yerlerinden tepki gösterdiler. Kaplan, önce kürsüye dönerek Yakut'a valiyle ilgili şikayetlerini sürdürmeye devam etti, yerine otururken de eleştirilerini sürdürdü.
Tanal da konuşmasında Şanlıurfa'da elektriklerin kesik olduğunu, işsizlik sorunu yaşandığını, daha pek çok sıkıntının da sürdüğünü ifade ederek, "Şanlıurfa halkı uyandı. Şanlıurfalılar AKP'yi sandığa gömecek" dedi.
Daha sonra yerinden söz alan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ise AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdulkerim Gök'ün Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük ile telefonda görüştüğünü aktardı. Yılmaz, şunları kaydetti:
"Sayın Valinin söylediği; 'Sıkıntılı bir durum var. Suruç bölgemizde birtakım hadiseler oluyor'. Sabaha kadar o bölgede çalıştığını, dolayısıyla cevap veremediğini, cebinden de herhangi bir kimsenin aramadığını ifade ediyor. Böyle durumlar zaman zaman yaşanabiliyor. Mazeretler olabiliyor. Elbette valilerimizin, kamu görevlilerimizin en hızlı bir şekilde cevap vermesi hepimizin ortak arzusudur. Birtakım zaman zaman yaşanan durumlardan, kriz şartlarından dolayı imkan bulamamış olabilir kamu görevlileri. Onların da durumunu önce bir iyice anladıktan sonra değerlendirme yapmak daha doğru olur diye düşünüyorum."
AK Parti iktidarının Şanlıurfa'ya katrilyonları bulan miktarda yatırım yaptığını ifade eden Yılmaz, "Bunu da Urfa halkı gayet iyi bildiği için her seçimde de bize destek olmaya devam ediyor" dedi.
Bakanın açıklamalarının ardından yerinden tekrar söz alan Kaplan, "Grup başkanvekilimiz 6 defa Urfa valisini aradı telefona çıkmadı. Ama Şanlıurfa Milletvekili Sayın Gök'ün bir arayışında çıktı" diye konuştu. Kaplan, valinin tutumunu eleştirmeyi sürdürdü.
Daha sonra önerge üzerine söz alan MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz'ın konuşmasında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nu ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın izlediği politikaları eleştirmesi ve "IŞİD'e giden, Adana'da yakalanan TIR'lardaki silahlar var, Adana'da yakalanan TIR'larda silahlar. Eğer onlar 'Suriye'deki muhalefete götüreceğim' diye IŞİD'e gitmişse, onunla Müslüman Türkmen'in kanı dökülmüşse bunun hesabını bu ramazan günü Allah indinde kim verecek? Buna bağırmayacağım da neye bağıracağım? İçimiz yanıyor. Sayın Başbakan bağırırken niye sesiniz çıkmıyor?" ifadelerini kullanması AK Parti'li milletvekillerinin tepkisine yol açtı.
Bazı MHP milletvekillerinin de yerlerinden kalkıp sıraların önüne gelmeleri üzerine karşılıklı tartışma yaşandı. Başkanvekili Yakut, birleşime 5 dakika ara verdi. Ara sırasında da bazı MHP ve AK Parti milletvekilleri arasında tartışma sürdü.
Aranın ardından HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken tekrar söz alarak Şanlıurfa valisine yönelik eleştirilerini sürdürdü. Baluken, "Pişkin bir devlet memuru zahmet edip hala 3 milyon oy almış partinin grup başkanvekiline, 'niye aradı' diye dönmüyor. Bu vali, bir milletvekiline nasıl ulaşacağını bilmiyor herhalde" dedi.
Baluken, TBMM Başkanvekil Sadık Yakut'a yönelik de "Başkanlık olarak TBMM'nin itibarını korumak zorundasınız. Başkan olarak sizi de kınıyorum. Öncelikle sizin buna müdahil olmanız gerekir" diye konuştu ve TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e çağrıda bulundu.
Yakut da Başkanvekillerinin İçtüzük'teki görevlerini anımsattı.
Yakut, "Biz burada sadece aracılık yapıyoruz. Konu TBMM başkanlık divanı ile ilgili bir olay değildir. Bakan görüştü ama biz de arayacağız" dedi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, "Buradan ABD'ye, Almanya'ya sormak lazım, İsrail hangi hakkını aramak için Filistin'e saldırmaktadır? Hangi hak için Filistin'deki çocukları, kadınları yaşlıları katletmektedir?" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam ediliyor.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, önerge üzerine yaptığı konuşma için kürsüye, Genel Kurul salonunda başına bağladığı Filistin puşisini, boynuna takarak çıktı.
Konuşmasına "emperyalizmin Ortadoğu'daki jandarma görevini üstlenen israil yönetiminin Filistin halkına yönelik saldırı ve katliamı protesto ederek başladığını" ifade eden Öztürk, Filistin davasının sadece İsrail ile Filistin arasında bir olay olmadığını belirtti. Öztürk, "İsrail Devletinin emperyalist amaçları gerçekleştirmek için Filistin'e yaptığı katliamlara karşı mücadelede yaşamlarını yitiren başta Filistin Kurtuluş Halk Hareketi'nin lideri Yaser Arafat olmak üzere tüm gerillaların, Filistin halkının ve Türkiye'den Filistin'e giden Bora Gözen ve arkadaşlarının, Türk ve Kürt devrimcilerinin saygıyla önlerinde eğiliyorum. Ölenlere Allah'tan rahmet diliyorum" diye konuştu.
Bugün yaşanan katliamları bir yandan batının bir yandan da ABD'nin seyrettiğini, Almanya'nın da İsrail'in yaklaşımını hak arama olarak gördüğünü aktaran Öztürk, bu durumu eleştirdi.
Filistin'in haklı bir mücadele içinde olduğunu vurgulayan Öztürk, yaşanan süreçte Yaser Arafat'ın öneminin Ortadoğu'da daha da aranır hale geldiğini söyledi. "Buradan ABD'ye, Almanya'ya sormak lazım, İsrail hangi hakkını aramak için Filistin'e saldırmaktadır? Hangi hak için Filistin'deki çocukları, kadınları yaşlılar katletmektedir?" diyen Öztürk, Türkiye'nin de yaşananlara seyirci kalamayacağını belirtti. Öztürk, "İsrail ile başta ikili anlaşmalar olmak üzere tüm ilişkiler dondurulmalı, askıya alınmalıdır. Bizim Filistin halkı ile gerçekten dayanışmayı göstermemiz lazım. Bu dayanışma sadece lafla, parlamentonun yayınladığı bir bildiri ile olamaz" değerlendirmesinde bulundu.
CHP Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu da önerge üzerine yaptığı konuşmada torba kanun tasarısının vatandaşların beklentilerine yanıt veren düzenlemeler içermediğini savundu. Öğretmenlerin, emeklilerin, polislerin, engellilerin bekleyen sorunlarına çözüm getirilmediğini ifade eden Canalioğlu, "Torbada her şey var ama toplumun genelini ilgilendiren hiçbir şey yok" dedi.
MHP Mersin Milletvekili Ali Öz de torba kanun tasarısı yapılırken Soma'nın dışında da yaşanan maden kazalarında yaşamlarını kaybeden madencilerin düşünülmemiş olmasını eleştirdi.
Tasarıdaki sosyal güvenlik primlerine ilişkin affı da eleştiren Öz, primlerini zamanında yatıranların haklarının da gözardı edilmemesini istedi.
"Torba Kanun Tasarı"nın komisyon aşamalarında tartışmalar yol açan Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) veri paylaşımına ilişkin maddesinde partilerin ortak önergesi ile değişikliğe gidilerek, "bireysel, toplu veri ve haklar ile ticari sırların satılamayacağı" hükmüne açıklık getirildi.
Tasarının SGK'nın veri paylaşımına "Kurum; işverenlerin, sigortalıların, genel sağlık sigortalılarının, emeklilerin ve bunların hak sahipleri ile dul ve yetimlerinin ve kurumdan aylık alan diğer kişilerin bireysel veri ve hakları, bireysel veri ve haklarından oluşan toplu veri ve hakları ile işletmelerin ticari sırları hariç olmak üzere sahip olduğu gayri maddi haklarını yönetim kurulunun onayı ile satabilecek" şeklindeki maddesi partilerin ortak önergesiyle yeniden düzenlendi.
Düzenlemeye göre, kurum; işverenlerin, sigortalıların, genel sağlık sigortalılarının, emeklilerin ve bunların hak sahipleri ile dul ve yetimlerinin ve kurumdan aylık alan diğer kişilerin bireysel veri ve hakları, bireysel veri ve haklarından oluşan toplu veri ve hakları ile işletmelerin ticari sırları satılamaz ve paylaşılamaz. Kurum, bunların dışında sahip olduğu gayri maddi haklarını, yönetim kurulunun onayıyla satabilecek veya paylaşabilecek. Bu hükümlerin aksine davrananlar hakkında TCK'nın ilgili hükümleri uygulanacak.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, söz konusu maddenin önemli bir düzenleme olduğunu belirterek, katkı sağlayan herkese teşekkür etti.
Böyle bir düzenlemenin ortak karar doğrultusunda gerçekleştirilmesinin en sağlıklı yaklaşım olduğunun altını çizen Çelik, şunları kaydetti:
"40. madde diyordu ki, 'bireysel veri ve haklardan oluşan toplu veri ve haklar ile işletmelerin ticari sırları hariç olmak üzere'. Bunları hariç tutuyoruz, bunlar verilemez anlamında. Ama grup başkanvekili arkadaşlar dediler ki 'verilemez ve hariç tutmayı gelin biraz daha netleştirelim'. Nasıl yapalım? Satılamaz. Hariç tutmak da aynı anlama gelmesine rağmen satılamaz diyelim daha net olsun dedim. Çok doğru."
Çelik, konunun daha net olması için TCK'ya atıfta bulunulmasını önerdiklerini ve partiler olarak birlikte daha açık, anlaşılır bir düzenleme haline getirdiklerini belirterek, "Kişisel verilerin korunmasına dair bir yasa yok. Müstakil bir yasa çalışması şu anda devam ediyor. Ama illegal yollardan kurumun verilerinin elde edilmesini engellemek için tabi ki hepimize düşen sorumluluk var" dedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
