2015-04-02 - 15:13
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. İş Sağlığı ve Güvenliği Tasarısı'nın 7 maddesi kabul edildi, 2 maddesi metinden çıkarıldı.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, "Meclis'te bulunan tüm siyasi parti gruplarının katılacağı ortak bir bildirinin yayınlanarak teröre karşı duruşumuzun bir kez daha çok yüksek ve net bir şekilde belirtilmesini, kamuoyuyla paylaşılmasını talep ediyoruz" dedi.

TBMM Genel Kurulu Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı.

Gök, terörün amacının toplumdaki moral duygusunu çökertmek, güvensiz ortamı artırmak olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Böylesine üzücü olayların yaşandığı bu dönemde teröre karşı ortak bir sorumluluk duygusuyla hareket edilmesi gerektiğinin çok önemli olduğu bir zaman dilimini yaşıyoruz. Gerçekleşen terör saldırılarının amacına ulaşmaması açısından Meclis'te bulunan tüm siyasi partileri eğer ortak mutabakatta bir görüş bildirirse, bir bildiri yayınlayarak TBMM'nin de bu konudaki iradesinin ortaya konulmasının zorunlu olduğunu düşünüyoruz. Terörün arzuladığı amacın gerçekleşmemesi ve toplumdaki güven unsurunun artması açısından ulusça beraber ve ortak davranmanın gerekli olduğu kanısındayız. Bu nedenle CHP olarak Meclis'te bulunan tüm siyasi parti gruplarının katılacağı ortak bir bildirinin yayınlanarak teröre karşı duruşumuzun bir kez daha çok yüksek ve çok net bir şekilde belirtilmesini, kamuoyuyla paylaşılmasını talep ediyoruz."

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, kendisine gelen ve balıkçılık sektörünün sorunlarının yer aldığı elektronik postayı okudu. Hamzaçebi, "Balıkçılarımız Tarım Bakanı'ndan müjdeli bir haber beklemektedir. TBMM çalışmalarını sonlandırırken balıkçılarımızın sorunlarını çözmek üzere Tarım Bakanımızı göreve davet ediyorum" diye konuştu.

MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, elektrik kesintilerinin teknik sebepleri konusunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ile hükümetten tatmin edici bir açıklama yapmasını talep etti.

Işık, iç tüzüğe göre milletvekillerinin kısa bir açıklamada bulunmak amacıyla söz taleplerini yerine getiren Meclis Başkanvekilleri Güldal Mumcu ve Meral Akşener'e teşekkür etti. Işık, "Gösterdiğiniz bu örnek tavrın demokrasi adına 25. dönemde yüce Meclis'te aynı görevi yapacak olan diğer Meclis başkanvekillerine örnek olmasını temenni ediyorum" dedi.

Genel Kurul'da bazı üç dönemdir Meclis'te olan bazı AK Parti milletvekilleri yerlerinden söz alarak vedalaştı.

Genel Kurul'da, AK Parti Van Milletvekili Mustafa Bilici Van'ın kurtuluş yıldönümü, HDP Mardin Milletvekili Erol Dora lösemili çocukların sorunları ve CHP Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu kamu aşçılarının sorunları hakkında gündem dışı söz aldı.

Bu arada TBMM Başkanı Cemil Çiçek çeşitli toplantı ve resmi ziyaretler için İtalya, Portekiz, Arnavutluk ve Türkmenistan'a gidecek.

TBMM Genel Kurulu'nda, CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes'in, MHP'nin Grup önerisi sırasında yaptığı konuşma üzerine AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışmaya yaşandı.

Özkes, MHP'nin milli ve manevi değerlerin korunması için yapılması gerekenler konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesinin bugün gündeme alınması önerisiyle ilgili söz aldı.

Özkes, AK Parti'nin hukuka, insan haklarına çok zarar verdiğini iddia ederek, şunları söyledi:

"AKP iktidarı en büyük zararı dine verdi. AKP yüce İslam dininin içini boşalttı. Dinin dibine dinamit koydu. Dine darbe yaptı. AKP'nin en büyük darbesi dine olmuştur. İslam dininde dokunulmaz olan sadece Allah'tır. Ama AKP 'dokunulmaz olan bizleriz' diyor. Ya siz Allah mısınız haşa. Dokunulmazlık sadece Allah'ta varken dokunulmazlık zırhına büründünüz 4 tane bakanı burada yargılanmadan akladınız. AKP döneminde hırsızlık helal sayıldı. İktidar korkusunu Allah korkusunun önüne geçirdiniz. Bu ayıp, bu günah AKP'ye yeter de artar bile. Sizin zamanınızda zina çoğaldı, bina yükseldi, riba yayıldı."

Özkes'e, AK Parti milletvekilleri tepki gösterdi.

Sataşma nedeniyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, şunları kaydetti:

"Eğer müftü olarak cemaatine böyle konuşmalar yaptıysa o camide cemaat kalmamıştır. Çünkü böyle bir dile kimse muhatap olmak istemez. Aklıma bir Alman atasözü geldi. ''Tilki vaaza başlayınca kümesteki tavuklara dikkat etmek lazım' diyor. Hocanın buradaki vaazı dini bir vaaz değil, asıl vaazı siyasal bir coşku ve tribünlerden alkış almaya dönük bir anlatım. Sürekli bağırıp çağıran, masayı yumruklayan, hakaret eden bir konuşma. Gerçekten de böyle bir konuşmanın, siyasal coşkuya, retoriğe dayalı bir konuşmanın aynı zamanda bu ölçüde dini kavramlarla süslenmesini utanç verici buluyorum."

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ise coşkulu konuşmanın siyasetin sanatı olduğunu ifade ederek, "Sizin eski başbakanınız siyasal konuşmanın şiddeti konusunda, onun bir konuşma sanatı olduğunu söylediği zaman niye karşı çıkmıyorsunuz da bizim müftümüzün, hocamızın, milletvekilimizin bir isyanını, karşı duruşunu niye haksız buluyorsunuz" dedi.

Uyuşturucu, fuhuş ve içkide rakamların "korkunç" olduğunu ileri süren Gök, bazı AK Parti milletvekillerinin tepki göstermesi üzerine, "Sen sus, otur yerine. Grup başkanvekilin cevap verir. Burası Meclis'in kürsüsü. Burada her konuşan milletten aldığı yetkiyle konuşuyor. Haksızlığa, hukuksuzluğa karşı elbette CHP de sesini yükseltecektir" karşılığını verdi.

Konuşmalar sırasında hakaret içerikli sözler sarfeden bazı milletvekillerinin birbirinin üzerine yürüdüğü görüldü.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, "Babayiğit varsa tek tek dışarı gelin" sözleri üzerine "hadi" diyerek CHP sıralarına doğru yürüyen bazı AK Parti milletvekillerini ise her iki grubun milletvekilleri araya girerek durdurdu.

Tartışma sırasında Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu da sık sık milletvekillerini uyararak, "Sayın milletvekilleri lütfen buranın Genel Kurul olduğunu unutmayınız. Burası kimseye had bildirme yeri değil. Burası bir genel kurul. Sayın milletvekilleri çok rica ediyorum Genel Kurul adabına uygun davranınız" dedi.

Tartışmaların sürmesi üzerine Mumcu, birleşime 30 dakika ara verirken, gerginlik, bu arada da bir süre devam etti.

MHP'nin grup önerisi, HDP'nin engellilerin sorunlarının araştırılması için verdiği grup önerisi ile CHP'nin "TMSF'nin, el konulan bir şirketi usulsuz olarak hükümete yakın bir şirkete verdiği" iddiasıyla ilgili verdiği araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi kabul edilmedi.

Öte yandan, TBMM Kadına Şiddetin Sebeplerini Araştırma Komisyonu'nun çalışma süresi bir ay uzatıldı. Komisyon, Meclis tatildeyken de çalışmalarını sürdürecek.

TBMM Genel Kurulu'nda, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler başladı.

HDP Grubu adına söz alan Hakkari Milletvekili Adil Zozani, 2002 yılından bu yana meydana gelen iş kazalar sonucu yaşamını yitirenlerle ilgili rakamlara değinerek, geçen yıl bin 600 işçinin iş kazasında yaşamını yitirdiğini söyledi.

Bunlardan 301 işçinin Soma'daki faciada yaşamını yitirdiğini anımsatan Zozani, yeraltında çalışan emekçilere verilen sözlerin tutulmadığını kaydetti. Zozani, "Söz verdiniz. Soma acısını ilk gününden itibaren Başbakan, Cumhurbaşkanı, bakanlar, iktidar partisinin temsilcileri bir bir ortaya çıkıp sözler verdiler. Bir daha yeraltında bu tarz iş faciaları söz konusu olmasın diye" dedi. Yaşam odası ve yeraltında çalışan işçilerin çalışma saatine ilişkin verilen sözlerin de tutulmadığını vurgulayan Zozani, "Soma ve Ermenek faciasından kaynaklı olarak verdiğiniz hiçbir sözü tutmadınız" diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, bu tasarının sorunları çözmeyeceğini belirterek, "(Gelin ILO standartlarına uygun bir düzenleme yapalım) dedik ama anlatamadık. Ne zaman insanlar ölüyor, ne zaman iş cinayetleri oluyor hemen bir yasa gündeme geliyor. ' İş cinayetlerini önlemek, iş cinayetlerine son verilmek isteniyorsa iş sağlığı güvenliği uzmanlarını bağımsız bir yapıda oluşturalım' dedik. 'Özerk bir yapı olsun' dedik. Ne oldu? Komisyonda reddedildi." şeklinde konuştu.

Çelebi, tasarıdaki birkaç maddenin çekilmesi ve düzeltilmesinin muhalefetin ısrarları sonucu olduğunu belirterek, tek bir maddenin düzenlemesinde devletin 165 milyon lirasını kurtardıklarını anlattı.

Dertlerinin işi yokuşa sürmek olmadığını ifade eden Çelebi, bu tasarının sorunu köklü çözmediğini, sorunların pansuman tedavisiyle geçiştirildiğini söyledi. Çelebi, "Gerçekçi çözüm üreten bir yasayı muhalefetin önerilerini dikkate alarak sonlandıralım" dedi.

MHP Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek, bazı ekonomik verileri anımsatarak, hükümet politikalarını eleştirdi.

Bu dönemde kadın cinayetleri, uyuşturucu kullanımı, fuhuş ve yozlaşmanın alabildiğine arttığını iddia eden Şimşek, aynı zamanda toplumun etnik ve mezhepsel olarak ayrıştığını, boşanmaların arttığını, cezaevlerindeki çocuk ve genç suçlu sayısında bir patlama yaşandığını öne sürdü.

Şimşek, yine bu dönemde demokrasi ve hukuk devletinden hızla uzaklaşıldığını savundu.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'ndan 15 maddenin çıkarılacağını, 15 maddede de önergelerle değişiklik yapılacağını bildirdi.

Çelik, Genel Kurul'da tasarının tümü üzerinde yaptığı açıklamada, son derece önemli bir yasayı görüştüklerini kaydetti.

Alt ve üst komisyon çalışmalarının ardından dün ve bugün de komisyon üyeleriyle yapılabilecekler konusunda yoğun bir çalışma gerçekleştirdiklerini belirten Çelik, "Tasarıdan 15 maddenin çıkarılması, 15 maddenin de yeni önergelerle daha da zenginleşmesi ve rayına oturması konusunda arkadaşlarımızın katkısı oldu" dedi.

Çelik, tasarıda yer alan düzenlemelerle ilgili bilgi verdi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Karayollarındaki taşeron işçilerin, ihtiyaçlar doğrultusunda kadroya alınmaları konusunda bir değerlendirmeyi tamamladıklarını, ayrıntılı açıklamayı Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yapacağını bildirdi.

Çelik, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

İş kazalarındaki ve meslek hastalığındaki mevcut tablonun daha da aşağıya çekilmesi için bu düzenlemeleri gerçekleştirdiklerini belirten Çelik, "Türkiye'de 1992'den beri 1000-1200 işçinin hayatını kaybettiğini her yıl görüyoruz. Bu rakam yüksek bir rakamdır. 'Şu dönemde yüksek, bu dönemde düşük' dememiz bir şey ifade etmiyor. Bir kişinin bile hayatını kaybetmesini saygıyla karşılamak mümkün değil" dedi.

Sorunun sadece mevzuat boyutuyla çözülemeyeceğini ifade eden Çelik, "Bu konuda duyarlı bir işverene ihtiyaç var. İşveren duyarlı değilse sizin mevzuatınızın çok iyi olması sorunu nasıl çözecek?" diye sordu.

İşçinin nitelikli, iyi yetişmiş olmasının da önemli olduğunu dile getiren Çelik, "Şimdi, mevzuatı tamamlıyoruz, tamamladık. 2 bin inşaatın 1600'ü durduruluyorsa, inşaat sektöründeki işverenlerin olaylara, iş güvenliğine bakışını, emeğe bakışını ortaya koyması açısından tablo önümüzde. O halde, bu duyarsızlıktan çıkması gerekiyor işverenlerimizin; mutlaka farkındalık anlayışı çerçevesinde davranmaları gerekiyor" diye konuştu.

Çelik, şunları söyledi:

"4/C'lilerin mağduriyetleri konusuydu. 4/C'li kardeşlerimizle ilgili önemli düzenlemeler yaptık. İş güvenceleri konusunda bir sorun kalmadı. Ücretlerinde ciddi sıkıntılar vardı ve aile yardımı alamıyorlardı. Toplu sözleşmede aile yardımını kendilerine verdik, ayrıca ücretlerinde de yüzde 40'lık bir artış sağladık. Şimdi 1450 ila 1800 lira arasında ücretlerle 4/C'liler şu anda kamuda çalışmakta. Önümüzdeki Ağustos ayında da toplu sözleşme süreci olduğu dikkate alınırsa, ücretlerindeki beklentilere de kavuşacakları inancı içerisindeyim.

Taşeron işçilerle ilgili düzenlemeler yaptık. Asıl işle yardımcı işleri birbirinden ayıran bir düzenleme yaptık. Asıl iş olduğuna dair muvazaa neticesinde yargıya taşınan konularda yargının verdiği kararlardan bir tanesi Karayollarıdır. Bunların kadroya alınmalarıyla ilgili sayın Başbakanımız, Türk-İş'i ziyaretinde açıkça ifade ettiler. Bununla ilgili ayrıntılı bir açıklamayı kendileri yapacaklardır. Fakat ilgili sendika, işçiler, Bakanlık, hükümet olarak bir uzlaşma sağladığımızı ve Karayollarının ihtiyaçları doğrultusunda bu elemanların kadroya alınmaları konusunda bir değerlendirmeyi tamamlamış bulunuyoruz.

Diğer kurumlarda muvazaaya konu olup asıl işçi olduğu şeklinde dava kazananlar ise eğer o kurumda elemana ihtiyaç varsa, kadroya ihtiyaç var ise bunların değerlendirilmesi, değil ise tazminatları ödenmesi şeklinde... Bu, geçmişe dönük sıkıntıları kökten çözecek olan bir düzenlemeyi tamamlamış bulunuyoruz."

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, "İş güvenliği uzmanını görevini yaptı diye bir işveren işinden alır ise asgari 20 aylık bir tazminat ödemekle karşı karşıya kalacak. Bu 'ücretini işverenden alıyor' denilen iş güvenliği uzmanının bir güvenceye kavuşması anlamında önemli bir düzenleme" dedi.

Çelik, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü üzerindeki görüşmeler sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Çelik, iş güvenliği uzmanının acil ve tehlikeli halleri bakanlığa bildirme zorunluluğu olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Bunu bildirecek ki ani teftişler gerçekleşsin ve orada bir iş kazasının oluşmamasına aracılık etmiş olsun. Şimdi, bu konuda bir yıllık ilave bir tazminat söz konusu oluyor. Dolayısıyla, iş güvenliği uzmanını görevini yaptı diye bir işveren işinden alır ise asgari yirmi aylık bir tazminat ödemekle karşı karşıya kalacak. Bu, bir anlamda 'ücretini işverenden alıyor' denilen iş güvenliği uzmanının bir güvenceye kavuşması anlamında önemli bir düzenleme."

Gelir testi yaptırmayan vatandaşlarla ilgili çok ciddi bir rakamla karşı karşıya olunduğunu dile getiren Çelik, Genel Sağlık Sigorta uygulamasına değindi. Uygulamaya 1 Ocak 2012'de geçildiğini anımsatan Çelik, şöyle devam etti:

"O günden bugüne yani yaklaşık iki yılı aşkın süredir gelir testini yaptırmayanlarla ilgili bu düzenlemede diyoruz ki, 'geliniz, gelir testine giriniz. Eğer kamu tarafından sağlık hizmetleriniz karşılanacaksa o ortaya çıkacak, değilse primlerinizi ödemeye devam edeceksiniz. Geriye kalan borçlarınızla ilgili de, oluşan borçlarınızla ilgili de 'eğer sağlığınız kamu tarafından karşılanacaksa borçlar silinecek. Hayır, böyle değil, belli bir oranda teste tabiyseniz faizlerinizi ortadan kaldıracağız' diye bu düzenlemeyi getiriyoruz ve köklü bir çözüme ulaşıyor."

Seyyanen ücret artışlarına ilişkin soru üzerine Çelik, emeklilere 2003 yılında 75 lira ile 100 lira arasında seyyanen zam yapıldığını belirterek, 2010 ve 2011 yıllarında ise 60 lira seyyanen zam yapıldığını kaydetti.

SSK aylığında 2003 yılında yüzde 30, Bağ-Kur esnaf aylığında yüzde 67, Bağ-Kur tarım aylığında yüzde 151'lik artışlar yapıldığını anımsatan Çelik, "Dolayısıyla, 2003 yılından bugüne bizim emeklileri enflasyona ezdirmemenin yanında, enflasyon üzerinde artış sağlamanın yanında, seyyanen yaptığımız artışlarla da alt gelir gruplarını yukarı taşıma ve buradaki gelir makasını daraltma konusunda çalışmalarımızı aynı kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi.

Çelik, "GAP'a aktarılan 11,5 milyar liranın geri dönüşleri Yüksek Planlama Kurulu tarafından sağlanacaktır" diye yasal düzenlemeyi yaptıklarını anlatarak, henüz bu anlamda fona bir dönüşün olmadığını söyledi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***