2011-02-23 - 14:04
TBMM Genel Kurulunda, Türkiye'nin çeşitli
alanlarda bazı ülkelerle imzaladığı uluslararası anlaşmaları onaylayan kanun
tasarıları kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkan vekili Meral Akşener başkanlığında toplandı.
MHP Çanakkale Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz'in geçirdiği trafik kazası,
milletvekillerine makam şoförü talebini yeniden gündeme getirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, bu sabaha karşı geçirdiği
trafik kazası nedeniyle hastanede tedavi gören MHP Çanakkale Milletvekili
Cengiz'e acil şifa diledi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de Cengiz'e şifa dilerken, ''150 bin
makam otomobiline şoför bulan devletin, milletvekillerine şoför bulamamasını
kınadığını'' belirtti.
İnce, ''2 bin nüfuslu belediye başkanına, il milli eğitim müdürüne makam
otomobili, şoförü bulan devlet Milli Eğitim Komisyonu üyesi milletvekiline
bulamıyorsa, 150 bin makam otomobili varken, milletvekillerinin asla makam
otomobili talebi yokken... Hem bir taraftan araba kullanacak, diğer taraftan
seçmenin telefonlarına bakacak, yoğun stres altında araç kullanacak. Pek çok
arkadaşımızın başına bu gelebilir. İki gazeteci aleyhimize yazı yazacak diye 550
milletvekilli olarak bu sorunu çözemiyorsak, milletin sorunlarını çözemeyiz. Bu
sorunu acilen çözmeliyiz, kim ne yazarsa, ne söylerse söylesin, hiç bir
milletvekili arkadaşımız bu duruma düşmemeli'' diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, ''Millet adına görev yapan
milletvekillerinin can güvenliği, hepimizin öncelikli sorumluluğu olmalı''
diyerek, milletvekillerinin şoför ihtiyacının karşılanması gerektiğini ifade
etti.
TBMM Genel Kurulunda, üç milletvekili gündem dışı söz aldı.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Vergi Haftası dolayısıyla yaptığı
gündemdışı konuşmada, verginin, toplumun tüm kesimlerince benimsenmesinin ve
gönüllü ödeme alışkanlığının önemli hale geldiğini söyledi.
Vergi sistemindeki bozukluk nedeniyle vergi yükünün, toplumda adil
dağıtılmadığını, vergi mevzuatındaki basitliğin, sadeliğin bir türlü
sağlanamadığını belirten Akçay, toplumun, vergilerin nereye harcandığı konusunda
bilgilendirilmediğini kaydetti. Akçay, kişilerin kazançları oranında değil,
harcamaları üzerinden vergilendirildiğini söyledi.
AK Parti Düzce Milletvekili Celal Erbay da Azerbaycan'daki Hocalı
Katliamı nedeniyle gündemdışı söz aldı. Erbay, Hocalı'nın, Ermeni silahlı
kuvvetlerince Ekim 1991'den itibaren ablukaya alındığını, 26 Şubat 1992'de
yüzyılın en acımasız soykırımına maruz kaldığını kaydetti.
MHP Niğde Milletvekili Mümin İnan da Nevşehir'in sorunlarını dile
getirdi. Nevşehir'in, ekonomik açıdan büyük sıkıntılar yaşadığını ifade eden
İnan, açık hava müzesi olan Nevşehir'in, dünyadaki tanıtımın sürekli gündemde
tutulmasını beklediğini söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, Avrupa Konseyi Terörizmin
Önlenmesi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Yasa Tasarısı kabul
edildi.
Tasarı üzerinde CHP Grubu adına konuşan Bursa Milletvekili Onur Öymen,
sözleşmenin 2006 yılında Bakanlar Kurulu tarafından Meclise sevkedildiğini,
ancak yasalaşamadığını belirterek, büyük bir ihmal ve gecikme olduğunu savundu.
Tasarının bazı maddelerinin dikkat çekici olduğunu, ''terör suçlularının
iadesini zorunlu kılmak yerine ülkelere iade etmemek için ne gibi bahaneler
üretilebileceğine imkan verecek ifadelerin yer aldığını'' ileri süren Öymen,
şöyle konuştu:
''Türkiye bugüne kadar ne kadar terörist yakaladıysa hepsini ülkelerine
ifade etmiştir. Ama Türk vatandaşı olup da Avrupa ülkelerinde yakalananların
hiçbiri Türkiye'ye iade edilmemiştir. Sözleşmeleri uygulansın diye mi yoksa
uygulanmasın diye mi imzalıyoruz? Terörle mücadelede işbirliğine yönelik
aramadığınız kadar çok belge var ama hiçbiri uygulanmıyor. Bunu uygulayacak olan
Hükümettir. Televizyonları izleyenler, Türkiye'nin diplomasi alanında çok
güçlüymüş izlenimini edinir. Eğer öyleyse bu anlaşmaları uygulatın. Avrupa'da
yakalanan bir tek PKK'lının Türkiye'ye iade edilmediğini İçişleri Bakanlığı
yetkilileri söylüyor. AB üyesi ülkeler, yakaladıkları hiçbir teröristi mi
ülkesine iade etmiyor. Hayır öyle değil. El Kaide üyeleri yakalanırsa, ABD'ye
iade ediliyor. Ülkeler niye bu konuda işbirliği yapmıyor? Bunun bir nedeninin,
terörist örgütleri karşılarına alırlarsa, bu örgütlerin kendilerine yönelik
saldırılarda bulunmalarından çekindikleridir. Hükümetten beklentimiz, bu konuda
somut adımlar atmasıdır.''
Öymen, terör örgütlerinin Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlara baskı
ve şantaj yaparak para aldığını, ellerindeki silah ve cephanenin büyük bölümünün
Avrupa ülkelerinden geldiğini belirterek, ''Bunun izini sürmek lazım. Geçmişte
Türkiye bunu yapmıştır. Seri numarasından hareketle silahın hangi ülkeden, hangi
vasıtayla getirildiği konusunda bu ülkelerle işbirliği yaptık. Şimdi niye
yapamıyoruz? Emniyet güçlerimiz muhalif yazarları, gazeteciler, aydınlar için
harcayacağı zamanı buna ayırsa eminim yapar. Bunu geçmişte İspanyollar yaptı.
Öyle bir politika izledi ki sonunda Fransa, kaçak teröristleri iade etmek zorunda
kaldı'' dedi.
Teröristlerle müzakere değil, mücadele edileceğini, hiçbir ülkenin terörü
bitirmek için teröristlerle müzakereden medet ummadığını kaydeden Öymen,
''Türkiye'nin de medet ummaması lazım. Bir taraftan Kandil ile bir taraftan
İmralı ile dolaylı temaslarla terörü bitirmemiz mümkün değil'' diye konuştu.
MHP Grubu adına konuşan Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş de Türkiye'nin,
kuruluşundan beri Avrupa Konseyi'nin üyesi olduğunu, AKPM Başkanı'nın Türk
olduğunu hatırlatarak, ancak Türkiye'nin son 1 yıl içinde sadece ''Türk haftası''
düzenlemek dışında AKPM'de siyasi olarak ağırlığını koyamadığını söyledi.
Türkeş, AKPM'de son dönemde hazırlanan bazı raporlardan örnekler vererek,
''Yanlı tavrı orada her an görüyorsunuz. Müslüman ülkelere karşı gizli dayanışma
ve direniş var orada. Bunun düzeltilmesi gerekir. Kendi tarafındaki insanları
destekleyen, çifte standartlı tavırlarını yüzlerine vurmak lazım. Türkiye'nin 30
yıldan beri terörle yaptığı haklı ve doğru mücadeleyi görmelerini sağlamak
lazım'' diye konuştu.
Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, tasarı üzerinde milletvekillerinin
sorularını yanıtlarken, terörle mücadele konusunda parti grupları arasında ciddi
bir fark olmadığını belirterek, ''Hepimiz uluslararası anlamda çok daha güçlü bir
koordinasyondan yanayız. Bu konuda geçmişten gelen belli eksiklikler olduğunu
biliyoruz. Terörizm her zaman farklı devletlerden beslenmiş, farklı uluslararası
çatışmalardan beslenmiş bir konudur. Ülkeler kendi dar çıkarları açısından
maalesef başka ülkelerdeki terör faaliyetlerini zaman zaman
destekleyebilmektedirler, himaye edebilmektedirler. Bu, orta ve uzun vadede
hiçbir devletin faydasına olmayan bir yaklaşımdır'' dedi.
Türkiye'nin konuyla ilgili olarak net ve kararlı olduğuna işaret eden
Yılmaz, şöyle konuştu:
''Hem uluslararası anlamda işbirliğine açık bir ülkeyiz hem de diğer
ülkeleri bizimle işbirliğine davet ediyoruz. Son dönemde komşu ülkeler başta
olmak üzere, bir çok ülkeyle bu alanda önemli işbirlikleri gerçekleştiriliyor.
Bunun da terörle mücadelede büyük katkısı olduğuna inanıyorum. Özellikle terör
örgütünün izole edilmesinde ve uluslararası anlamda meşruiyet, imkan
bulamamasında etkilidir. Terörle mücadelenin önemli boyutu, uluslararası
işbirliği ve koordinasyondur. Esas olan ülkelerdeki siyasi iradedir. Siyasi irade
bunu net bir şekilde göremez ve arkasında duramazsa, yapılan anlaşmalar tabii ki
etkili olmaz. Bundan beklentimiz odur ki uluslararası anlamda işbirliğini
güçlendirsin.''
Terörle mücadele ile demokrasiyi, birbirinin alternatifi süreçler olarak
görmediklerini dile getiren Yılmaz, ''Bir taraftan terörle etkili şekilde
mücadele ederken, hiçbir şekilde vatandaşlarımızın can güvenliğine tehdit
oluşturmaması yönünde mücadele ederken, diğer taraftan da demokrasiyi geliştirme
yönünde de her türlü adımı atıyoruz, atmaya devam edeceğiz. Terör örgütleri
aslında bakarsanız ülkelerde demokrasinin alanını daraltmaya çalışmışlardır.
Çünkü demokrasi bir taraftan terörün zeminini, argümanlarını zayıflatan bir
süreçtir. Fakat terör olsun, olmasın biz ülke olarak halkımızın hak ettiğine
inandığımız ileri demokratik standartlara ulaşması konusunda her zaman adımlar
atmaya devam edeceğiz'' diye konuştu.
Konuşmaların ardından tasarı kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulunda, Türkiye'nin çeşitli
alanlarda bazı ülkelerle imzaladığı uluslararası anlaşmaları onaylayan kanun
tasarıları kabul edildi.
Genel Kurulda kabul edilen kanunlar şöyle:
''Genelkurmay Başkanlığı ile ABD Savunma Bakanlığı Arasında Savunma Uzay
İşbirliği Anlaşmasını Onaylayan Kanun,
Türkiye ile Ukrayna Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin
Anlaşmayı Onaylayan Kanun,
Türkiye ile İsveç Arasında 30 Haziran 1978'de İmzalanan Sosyal Güvenlik
Sözleşmesini Değiştiren Ek Sözleşmeyi Onaylayan Kanun,
Türkiye ile Avustralya Arasında Diplomatik Misyon ve Konsolosluklarda
Çalışan Diplomatik ve Konsüler Kadro ile İdari ve Teknik Personel Yakınlarının
İstihdamına İlişkin Anlaşmayı Onaylayan Kanun,
Türkiye ile İspanya Arasında Diplomatik ve Konsüler Misyonlarda Çalışan
Diplomatik, Konsüler, İdari ve Teknik Personelin Yakınlarının Kazanç Getirici Bir
İşte Çalışmalarına İlişkin Anlaşmayı Onaylayan Kanun,
Türkiye ile Pakistan Arasında Pakistan'da TİKA Tarafından Program
Koordinasyon Ofisi Kurulmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasını Onaylayan Kanun,
Türkiye ile Birleşik Meksika Devletleri Arasında Diplomatik ve Konsüler
Misyon Üyelerinin Yakınlarının Kazanç Getirici Bir İşte Çalışmalarına Olanak
Sağlayan Anlaşmayı Onaylayan Kanun,
Avrupa Haberleşme Ofisi Kuruluş Sözleşmesini Onaylayan Kanun,
Türkiye ile Uruguay Doğu Cumhuriyeti Arasında Dostluk ve İşbirliği
Anlaşmasını Onaylayan Kanun,
Türkiye ile Uruguay Doğu Cumhuriyeti Arasında Ticari, Ekonomik ve Teknik
İşbirliği Anlaşmasını Onaylayan Kanun.''(14:04)
MHP Çanakkale Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz'in geçirdiği trafik kazası,
milletvekillerine makam şoförü talebini yeniden gündeme getirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, bu sabaha karşı geçirdiği
trafik kazası nedeniyle hastanede tedavi gören MHP Çanakkale Milletvekili
Cengiz'e acil şifa diledi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de Cengiz'e şifa dilerken, ''150 bin
makam otomobiline şoför bulan devletin, milletvekillerine şoför bulamamasını
kınadığını'' belirtti.
İnce, ''2 bin nüfuslu belediye başkanına, il milli eğitim müdürüne makam
otomobili, şoförü bulan devlet Milli Eğitim Komisyonu üyesi milletvekiline
bulamıyorsa, 150 bin makam otomobili varken, milletvekillerinin asla makam
otomobili talebi yokken... Hem bir taraftan araba kullanacak, diğer taraftan
seçmenin telefonlarına bakacak, yoğun stres altında araç kullanacak. Pek çok
arkadaşımızın başına bu gelebilir. İki gazeteci aleyhimize yazı yazacak diye 550
milletvekilli olarak bu sorunu çözemiyorsak, milletin sorunlarını çözemeyiz. Bu
sorunu acilen çözmeliyiz, kim ne yazarsa, ne söylerse söylesin, hiç bir
milletvekili arkadaşımız bu duruma düşmemeli'' diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, ''Millet adına görev yapan
milletvekillerinin can güvenliği, hepimizin öncelikli sorumluluğu olmalı''
diyerek, milletvekillerinin şoför ihtiyacının karşılanması gerektiğini ifade
etti.
TBMM Genel Kurulunda, üç milletvekili gündem dışı söz aldı.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Vergi Haftası dolayısıyla yaptığı
gündemdışı konuşmada, verginin, toplumun tüm kesimlerince benimsenmesinin ve
gönüllü ödeme alışkanlığının önemli hale geldiğini söyledi.
Vergi sistemindeki bozukluk nedeniyle vergi yükünün, toplumda adil
dağıtılmadığını, vergi mevzuatındaki basitliğin, sadeliğin bir türlü
sağlanamadığını belirten Akçay, toplumun, vergilerin nereye harcandığı konusunda
bilgilendirilmediğini kaydetti. Akçay, kişilerin kazançları oranında değil,
harcamaları üzerinden vergilendirildiğini söyledi.
AK Parti Düzce Milletvekili Celal Erbay da Azerbaycan'daki Hocalı
Katliamı nedeniyle gündemdışı söz aldı. Erbay, Hocalı'nın, Ermeni silahlı
kuvvetlerince Ekim 1991'den itibaren ablukaya alındığını, 26 Şubat 1992'de
yüzyılın en acımasız soykırımına maruz kaldığını kaydetti.
MHP Niğde Milletvekili Mümin İnan da Nevşehir'in sorunlarını dile
getirdi. Nevşehir'in, ekonomik açıdan büyük sıkıntılar yaşadığını ifade eden
İnan, açık hava müzesi olan Nevşehir'in, dünyadaki tanıtımın sürekli gündemde
tutulmasını beklediğini söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, Avrupa Konseyi Terörizmin
Önlenmesi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Yasa Tasarısı kabul
edildi.
Tasarı üzerinde CHP Grubu adına konuşan Bursa Milletvekili Onur Öymen,
sözleşmenin 2006 yılında Bakanlar Kurulu tarafından Meclise sevkedildiğini,
ancak yasalaşamadığını belirterek, büyük bir ihmal ve gecikme olduğunu savundu.
Tasarının bazı maddelerinin dikkat çekici olduğunu, ''terör suçlularının
iadesini zorunlu kılmak yerine ülkelere iade etmemek için ne gibi bahaneler
üretilebileceğine imkan verecek ifadelerin yer aldığını'' ileri süren Öymen,
şöyle konuştu:
''Türkiye bugüne kadar ne kadar terörist yakaladıysa hepsini ülkelerine
ifade etmiştir. Ama Türk vatandaşı olup da Avrupa ülkelerinde yakalananların
hiçbiri Türkiye'ye iade edilmemiştir. Sözleşmeleri uygulansın diye mi yoksa
uygulanmasın diye mi imzalıyoruz? Terörle mücadelede işbirliğine yönelik
aramadığınız kadar çok belge var ama hiçbiri uygulanmıyor. Bunu uygulayacak olan
Hükümettir. Televizyonları izleyenler, Türkiye'nin diplomasi alanında çok
güçlüymüş izlenimini edinir. Eğer öyleyse bu anlaşmaları uygulatın. Avrupa'da
yakalanan bir tek PKK'lının Türkiye'ye iade edilmediğini İçişleri Bakanlığı
yetkilileri söylüyor. AB üyesi ülkeler, yakaladıkları hiçbir teröristi mi
ülkesine iade etmiyor. Hayır öyle değil. El Kaide üyeleri yakalanırsa, ABD'ye
iade ediliyor. Ülkeler niye bu konuda işbirliği yapmıyor? Bunun bir nedeninin,
terörist örgütleri karşılarına alırlarsa, bu örgütlerin kendilerine yönelik
saldırılarda bulunmalarından çekindikleridir. Hükümetten beklentimiz, bu konuda
somut adımlar atmasıdır.''
Öymen, terör örgütlerinin Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlara baskı
ve şantaj yaparak para aldığını, ellerindeki silah ve cephanenin büyük bölümünün
Avrupa ülkelerinden geldiğini belirterek, ''Bunun izini sürmek lazım. Geçmişte
Türkiye bunu yapmıştır. Seri numarasından hareketle silahın hangi ülkeden, hangi
vasıtayla getirildiği konusunda bu ülkelerle işbirliği yaptık. Şimdi niye
yapamıyoruz? Emniyet güçlerimiz muhalif yazarları, gazeteciler, aydınlar için
harcayacağı zamanı buna ayırsa eminim yapar. Bunu geçmişte İspanyollar yaptı.
Öyle bir politika izledi ki sonunda Fransa, kaçak teröristleri iade etmek zorunda
kaldı'' dedi.
Teröristlerle müzakere değil, mücadele edileceğini, hiçbir ülkenin terörü
bitirmek için teröristlerle müzakereden medet ummadığını kaydeden Öymen,
''Türkiye'nin de medet ummaması lazım. Bir taraftan Kandil ile bir taraftan
İmralı ile dolaylı temaslarla terörü bitirmemiz mümkün değil'' diye konuştu.
MHP Grubu adına konuşan Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş de Türkiye'nin,
kuruluşundan beri Avrupa Konseyi'nin üyesi olduğunu, AKPM Başkanı'nın Türk
olduğunu hatırlatarak, ancak Türkiye'nin son 1 yıl içinde sadece ''Türk haftası''
düzenlemek dışında AKPM'de siyasi olarak ağırlığını koyamadığını söyledi.
Türkeş, AKPM'de son dönemde hazırlanan bazı raporlardan örnekler vererek,
''Yanlı tavrı orada her an görüyorsunuz. Müslüman ülkelere karşı gizli dayanışma
ve direniş var orada. Bunun düzeltilmesi gerekir. Kendi tarafındaki insanları
destekleyen, çifte standartlı tavırlarını yüzlerine vurmak lazım. Türkiye'nin 30
yıldan beri terörle yaptığı haklı ve doğru mücadeleyi görmelerini sağlamak
lazım'' diye konuştu.
Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, tasarı üzerinde milletvekillerinin
sorularını yanıtlarken, terörle mücadele konusunda parti grupları arasında ciddi
bir fark olmadığını belirterek, ''Hepimiz uluslararası anlamda çok daha güçlü bir
koordinasyondan yanayız. Bu konuda geçmişten gelen belli eksiklikler olduğunu
biliyoruz. Terörizm her zaman farklı devletlerden beslenmiş, farklı uluslararası
çatışmalardan beslenmiş bir konudur. Ülkeler kendi dar çıkarları açısından
maalesef başka ülkelerdeki terör faaliyetlerini zaman zaman
destekleyebilmektedirler, himaye edebilmektedirler. Bu, orta ve uzun vadede
hiçbir devletin faydasına olmayan bir yaklaşımdır'' dedi.
Türkiye'nin konuyla ilgili olarak net ve kararlı olduğuna işaret eden
Yılmaz, şöyle konuştu:
''Hem uluslararası anlamda işbirliğine açık bir ülkeyiz hem de diğer
ülkeleri bizimle işbirliğine davet ediyoruz. Son dönemde komşu ülkeler başta
olmak üzere, bir çok ülkeyle bu alanda önemli işbirlikleri gerçekleştiriliyor.
Bunun da terörle mücadelede büyük katkısı olduğuna inanıyorum. Özellikle terör
örgütünün izole edilmesinde ve uluslararası anlamda meşruiyet, imkan
bulamamasında etkilidir. Terörle mücadelenin önemli boyutu, uluslararası
işbirliği ve koordinasyondur. Esas olan ülkelerdeki siyasi iradedir. Siyasi irade
bunu net bir şekilde göremez ve arkasında duramazsa, yapılan anlaşmalar tabii ki
etkili olmaz. Bundan beklentimiz odur ki uluslararası anlamda işbirliğini
güçlendirsin.''
Terörle mücadele ile demokrasiyi, birbirinin alternatifi süreçler olarak
görmediklerini dile getiren Yılmaz, ''Bir taraftan terörle etkili şekilde
mücadele ederken, hiçbir şekilde vatandaşlarımızın can güvenliğine tehdit
oluşturmaması yönünde mücadele ederken, diğer taraftan da demokrasiyi geliştirme
yönünde de her türlü adımı atıyoruz, atmaya devam edeceğiz. Terör örgütleri
aslında bakarsanız ülkelerde demokrasinin alanını daraltmaya çalışmışlardır.
Çünkü demokrasi bir taraftan terörün zeminini, argümanlarını zayıflatan bir
süreçtir. Fakat terör olsun, olmasın biz ülke olarak halkımızın hak ettiğine
inandığımız ileri demokratik standartlara ulaşması konusunda her zaman adımlar
atmaya devam edeceğiz'' diye konuştu.
Konuşmaların ardından tasarı kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulunda, Türkiye'nin çeşitli
alanlarda bazı ülkelerle imzaladığı uluslararası anlaşmaları onaylayan kanun
tasarıları kabul edildi.
Genel Kurulda kabul edilen kanunlar şöyle:
''Genelkurmay Başkanlığı ile ABD Savunma Bakanlığı Arasında Savunma Uzay
İşbirliği Anlaşmasını Onaylayan Kanun,
Türkiye ile Ukrayna Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin
Anlaşmayı Onaylayan Kanun,
Türkiye ile İsveç Arasında 30 Haziran 1978'de İmzalanan Sosyal Güvenlik
Sözleşmesini Değiştiren Ek Sözleşmeyi Onaylayan Kanun,
Türkiye ile Avustralya Arasında Diplomatik Misyon ve Konsolosluklarda
Çalışan Diplomatik ve Konsüler Kadro ile İdari ve Teknik Personel Yakınlarının
İstihdamına İlişkin Anlaşmayı Onaylayan Kanun,
Türkiye ile İspanya Arasında Diplomatik ve Konsüler Misyonlarda Çalışan
Diplomatik, Konsüler, İdari ve Teknik Personelin Yakınlarının Kazanç Getirici Bir
İşte Çalışmalarına İlişkin Anlaşmayı Onaylayan Kanun,
Türkiye ile Pakistan Arasında Pakistan'da TİKA Tarafından Program
Koordinasyon Ofisi Kurulmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasını Onaylayan Kanun,
Türkiye ile Birleşik Meksika Devletleri Arasında Diplomatik ve Konsüler
Misyon Üyelerinin Yakınlarının Kazanç Getirici Bir İşte Çalışmalarına Olanak
Sağlayan Anlaşmayı Onaylayan Kanun,
Avrupa Haberleşme Ofisi Kuruluş Sözleşmesini Onaylayan Kanun,
Türkiye ile Uruguay Doğu Cumhuriyeti Arasında Dostluk ve İşbirliği
Anlaşmasını Onaylayan Kanun,
Türkiye ile Uruguay Doğu Cumhuriyeti Arasında Ticari, Ekonomik ve Teknik
İşbirliği Anlaşmasını Onaylayan Kanun.''(14:04)
