2015-02-21 - 16:44
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Kamuoyunda "iç güvenlik paketi" olarak bilinen tasarının ilk 10 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
Bahçekapılı, birleşimi açtıktan sonra yapılan yoklamada karar yeter sayısı bulunamayınca birleşime 20 dakika ara verdi.
Aradan sonra tekrar açılan birleşimde, CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, İçtüzük'ün 73. maddesinde, "Bu havaleye bir milletvekili itiraz etmek isterse oturumun başında söz alır" denildiğini anımsatarak, dün yayınlanan gelen kağıtlar listesine bakıldığı zaman, Türkiye ile Katar arasında imzalanan uluslararası bir anlaşmanın onaylanmasına ilişkin tasarının Milli Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına havale edildiğinin görüldüğünü söyledi. Gök, bu tasarının Plan ve Bütçe Komisyonu'na da gönderilmesi gerektiğini ifade ederek, "Bu işlem İçtüzük'e aykırıdır, bununla ilgili usul tartışması açmak istiyoruz" dedi.
Gök, Meclis'in İçtüzük'e uygun yönetilmesini istediklerini belirterek, söz konusu anlaşmanın Plan ve Bütçe Komisyonu'na sevkedilmeden gelen kağıtlar listesinde yayınlanmasının hata olduğunu, bunun da düzeltilmesi gerektiğini söyledi.
Başkanvekili Bahçekapılı, Meclis Başkanlığı'nın bunun gereğini yerine getireceğini belirtti.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, ülkücü genç Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun Ege Üniversitesi'nde PKK'lı teröristlerce şehit edilmesinin Hükümetin aczini gösterdiğini öne sürdü.
Halaçoğlu, "Ülkücülerin bu şekilde sokağa çekilmek istenmesi tehlikelidir. Fırat, yaralı olarak 45 dakika bekletilmiştir. Paralel yapı Hükümetle PKK arasındadır. Hükümet PKK'yı terör örgütü olarak görmemektedir. Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye getirilişinin yıl dönümü olan 15 Şubat'ta PKK bazı ilçeleri ateşe vermek suretiyle büyük bir tahribatta bulunmuştur ve Hükümet de buna kayıtsız kalmıştır. Ülkücü şehidin faillerini yakalayamayanlar ve bunun hesabını vermeyenler, er geç bu hesabı verecektir" diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Ege Üniversitesi'nde Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun hayatını kaybetmesinden üzüntü duyduklarını belirterek, şöyle konuştu:
"Fırat'ın ailesinin ve milletin başı sağolsun. Türkiye'de zaman zaman yaşanan bu tür olaylarda hayat kayıpları maalesef olabiliyor. Bunun arkasında elbette siyasal çatışmalar var. Hükümetin ve iktidarın yaklaşımı, Türkiye'de bu tür olayların yaşanmayacağı bir atmosferi kurmak ve milli birliği sağlamaktır, bunu da insanların iradesi ve rızası üzerine teşekkül ettirmek. Çünkü bir milletin birliği ancak insanların geleceğe ilişkin hayallerinde, o ülkenin geleceğine ilişkin yapılacak işlerde, irade olarak ortak olmaları ile mümkün olabilir. Sopayla, bağırarak çağırarak ya da güç kullanarak milli birliği sağlamak mümkün değildir.
Çeşitli çatışmalar yaşanabilir, çeşitli farklı fikirler olabilir. Siyasetin görevi bu ülkenin sınırları içindeki insanları, siyasetin olağan meşru zemini içerisinde tartıştırarak, görüştürerek, iktidar ilişkilerine katarak, onları toplumun bir parçası haline getirmektir. Türkiye'nin geçmişteki problemi siyasetin yollarının kapalı olması idi. AK Parti, demokratik ortamda özgürlükler temelinde ve olağan meşru mecralarda iktidar ilişkilerine katılarak insanların birliğini sağlamaktır. Bunda da son derece başarılı olduğunu görüyoruz. 2012 yılı sonundan itibaren bu ülkede çatışmalar, anlaşmazlıklar yine olmuş ama Allah'a çok şükür ciddi anlamda birtakım kayıplar yaşanmamıştır geçmişle mukayese edildiğinde. İnşallah bu ülkede milli birliği ve dirliği herkesin ortak iradesi ile sağlayacağız."
Tekrar söz alan Halaçoğlu, demokrasinin en önemli unsurlarından birinin hukuku uygulamak olduğunu söyledi.
Yasamanın çıkardığı yasalar uygulanmadığı zaman demokrasiden bahsedilemeyeceğini kaydeden Halaçoğlu, iktidarın elindeki yasaları uygulamadığını öne sürdü. Halaçoğlu, "(İnsanlar hayatını kaybetmedi) demeyin. 6-7 Ekim'de 49 vatandaş hayatını kaybetti. Ege Üniversitesi'nde olayların olabileceğini, işgal edildiğini söylememize rağmen hangi tedbiri aldınız? Siz halkın güvenliğini sağlayın, sokağa çıkmamakta ısrar eden ülkücü gençliği sokağa çıkarmayın" dedi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de 21 Şubat gününün, Ana Dil Günü olduğunu ifade etti.
Türkiye'de her dilin eşit muamele görmediğini, kamusal alanda bazı dillerin yasak olduğunu savunan Baluken, bugün de ana dil kullanımının desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Baluken, başta Kürtçe olmak üzere, Lazca, Çerkezce, Ermenice dillerinin özgürleştirilmesi için mücadeleye devam edeceklerini dile getirdi.
Ege Üniversitesi'nde karşıt görüşlü öğrenciler arasında çıkan kavgada bir öğrencinin yaşamını yitirmesini büyük bir üzüntü ile öğrendiklerini kaydeden Baluken, "Ortada bir cenaze varken olayların nasıl başladığını çok detaylı konuşamayabiliriz. Ancak burada bütün üniversitelerdeki mevcut durumun kapsamlı bir şekilde tartışılması gerekiyor. İç Güvenlik Paketi'nin Meclis'e geldiği, Parlamento'nun yoğun olduğu bir dönemde, Hükümet'in zorla bir yasayı dayattığı bir dönemde böyle bir hadisenin olmasını manidar buluyoruz. Bunun araştırılması gerekmektedir. Ege Üniversitesi'nde olaylar, 4 gündür 'geliyorum' diyor. Dört gündür ciddi çatışmalar olmasına rağmen, ne hikmetse o gün polisler yok oluyor ve öğrencilerin karşı karşıya geldiği bir zemin hazırlanıyor. Burada sorumluluk Hükümet ve İçişleri Bakanı'nda. Bu olayın arka planı hakkında kamuoyunun aydınlatılması gerekiyor" diye konuştu.
Başkanvekili Bahçekapılı da Başkanlık Divanı olarak Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun ailesine başsağlığı dileğinde bulunarak, "Umut ederiz ki bu tür şiddet içeren olaylar bir daha hiç yaşanmasın" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve cinayet yaşandığını, polis şiddeti olduğunu ve insanların aralarındaki kavgalarda hayatlarını kaybettiğini iddia etti. Bu tür olaylardan büyük üzüntü duyduklarını belirten Gök, ülkede huzurlu ve güvenli bir ortam sağlanamadığını savundu.
Gök, "Gençler ve insanlar mutsuzdur. Türkiye'yi huzura kavuşturmak ve insanlarımızın yaşam güvencesini tesis etmek iktidarın görevidir. Hayatını kaybeden arkadaşımıza ve ailesine başsağlığı diliyoruz. Bu olaylar tekrarlanmamalı. Bu ülkeyi çatışmadan uzaklaştırmak iktidarın görevidir ama iktidarın çatışmayı artırıcı yasalarla kamuoyunu meşgul ettiğini görüyoruz" diye konuştu.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, Çakıroğlu ailesinin Akşehir'in saygın bir ailesi olduğunu söyleyerek, "Gencecik bedeni, PKK terör örgütü öğrenim hakkını engellediği için toprağa verilmiştir. Üniversite içinde, 'PKK buradadır' diye yazılar vardır. PKK buraya yerleşmiştir. Vatan evlatlarının öğrenim hakkı zorla ellerinden alınmaktadır. Bu karşıt görüşlü öğrenciler arasında bir çatışma değildir, Akşehir'den gelen bir gencin terör örgütü tarafından katledilmesi, şehit edilmesidir" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Gök, iki tasarının havalesinin noksan yapılmasına da itiraz etti.
AK Parti'lilerin laf atması üzerine, Gök, "Titiz olmak suç mu? Titizlik gösteriyoruz, eleştiriliyoruz. Sizin yapacağınızı biz yapıyoruz. Bu tasarın da Tarım ve Köyişleri ile Milli Savunma komisyonlarına gönderilmesi gerekiyor" diye konuştu.
Bahçekapılı, Meclis Başkanlığı'nın bu konuda da gereğini yapacağını söyledi.
İdris Baluken dünkü bir beyanındaki sözlerini düzeltmek için kürsüye geldi.
Meclis'in bir haftadır kilitlendiğini vurgulayan Baluken, "Toplumun yüzde 50'lik iki kesimi arasında giderek artan bir kutuplaşma söz konusu. Bu yanlış gidişatla ilgili karanın gözden geçirilmesi gerekiyor. Bu tasarının komisyona geri çekilerek gözden geçirilmesi gerekiyor. AK Parti, bu gerilimden rant devşirmeyi düşünüyor. Siz seçim döneminde Kürt öğrencilerle ülkücü öğrencileri karşı karşıya getirmeyi ve aradan sıyrılmayı hedef olarak belirlemişsiniz, bu yanlıştır" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda Başkanlık Divanı'ndaki görevlendirme konusunda yaşanan tartışmalara ilgili olarak Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in görevlendirme yazısı milletvekillerinin bilgisine sunuldu.
TBMM Genel Kurulu'nda, HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın "dünkü birleşimde beyanının yarım kaldığı" gerekçesiyle söz isteğini Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın ret etmesi üzerine usul tartışması açıldı.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, bir milletvekilinin söz istemesi durumunda birleşimi yöneten Başkanvekili'nin söz vermesi gerektiğini savunarak, İçtüzüğün konuyla ilgili düzenlemenin uygulanmadığını söyledi. Veririm-vermem tartışmalarının Meclis'te daha çok zaman kaybına yol açtığını belirten Halaçoğlu, "Her milletvekilinin konuşmasında zaman zaman yanlış anlaşılmalar olabilir. Bundan dolayı açıklanma zarureti sağlanmalı" görüşünü kaydetti.
HDP'li Kaplan da söz alarak, Bahçekapılı'nın yetki yazısı olmadığı için korsan şekilde Başkanlık Divanı'nı işgal ettiğini, ayrıca milletvekillinin tutanakla ilgili düzeltme isteğinin yerine getirilmemesinin keyfi yönetim olduğunu söyledi. Kendisine değil, oylarıyla Meclis'e gönderen milletin iradesine sayısızlık yapıldığını savunan Kaplan, "Sayın Cemil Çiçek, yazı vermediği sürece korsan başkanlık yapıyorsunuz" dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Doğan Kubat da Başkanlığın tutumunun lehinde olduklarını ifade ederek, Kaplan'ın geri çekilen tekliflerin rapordan çıkarılması isteğinin de uygun olmadığını söyledi. İçtüzük'ten kaynaklanan hak ve yetkilerin kullanıldığını, ancak hakkın kötüye kullanılmasının hukukta korunmadığını belirten Kubat, "Her isteyenin beyanını düzeltme isteği, tutanak karşılaştırması yapılarak uygun zaman diliminde yerine getirilebilir. Başkanlık takdir hakkına sahiptir" diye konuştu.
Kaplan, sataşma gerekçesiyle söz alarak, "Sayın Kubat boşuna uğraşma, sana ders verebilirim burada. Eğer hukuk, kanun işleseydi kadınlara saldırı olduğunda, milletvekili üç metreden düşüp ölüm tehlikesi geçirdiğinde işlerdi. Başkanlık Divanı objektif olsaydı, bu kadar kavga, şiddet görüntüsü olmazdı. Ee, be insaf ,vicdan sizde yoksa....İnsanlar sizin tasarınızın içinde olmak istemiyor, suç ortağınız olmak istemiyor, tekliflerini geri çekmek istiyor. Bu hakkı niye tanımıyorsunuz milletvekillerine? Geri çekmişlerse tekliflerini, yapacağınız hakkını, rızasını teslim etmektir" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, "İç Güvenlik Paketi'ni getirmek hakkın kötüye kullanılması değil de İçtüzüğün tanıdığı hakkı kullanmak kötüye kullanmak olacak. Biz İçtüzüğe uygun davranıyoruz. 7 Haziran'dan sonra AKP milletvekilleri muhalefet olarak bunlardan yararlanacak. Burada staj görüyorsunuz. Bizden öğreniyorsunuz. Size pratik kur yaptırıyoruz. 8 Haziran'dan sonra lazım olacak. Bu Meclis'e temel hak ve hürriyetleri ilgilendiren kanun getirildiğinde muhalefetin görüşünü alacağız. Sizin yaptığınız gibi hakları gasp ederek, saldırarak, tehdit ederek değil. CHP'nin iktidar anlayışını, ülkemizi nasıl huzura, güvene götürdüğümüzü göreceksiniz" diye konuştu.
Bahçekapılı, tutumunda değişiklik olmadığını belirterek, Meclis kurulduğundan beri ilk defa bir uygulama yapıldIğını ifade etti. Bahçekapılı, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in, "TBMM Genel Kurulu gündeminin yoğunluğu ve çalışmalarının uzun sürmesinden dolayı Genel Kurulun 21 Şubat 2015 tarihli 60. birleşiminde Başkanlık Divanı'ndaki Başkanlık görevini dönüşümlü bir şekilde Sadık Yakut ve Ayşe Nur Bahçekapılı'nın yürütmesini, katip üyelik görevini Muhammet Bilal Macit ve Muharrem Işık'ın yürütmesini, bu katip üyelerin bulunmaması durumunda diğer katip üyelerin Genel Kurul'u yöneten Başkan'ın talebi üzerine görevi yürütmesini" içeren yazısını okudu.
Bahçekapılı, Kaplan'a, "Divanı korsan olarak nitelendirdiniz. Özür dileyecek misiniz?" diye sordu.
"Bu divan korsan değil, bu Divan Gazi Meclis'in Divanıdır ve burada kimlerin görev yaptığını da hepimiz bilmekteyiz" diyen Bahçekapılı, Çiçek'in yazısını Kaplan'a verdi.
CHP'li Gök'ün "AKP'li arkadaşlarımızı anlamak mümkün değildir. Bu arkadaşlarımız iki gün önce burada, kürsüde bulunan heyetinize 'yuh' çekmişlerdir" demesi üzerine Bahçekapılı, "sözlerinin herkes için geçerli olduğunu" söyledi.
Tartışmaların sona ermesi üzerine gündemdışı konuşmalara geçildi.
HDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, "21 Şubat Dünya Anadil Günü" konulu gündemdışı konuşmasına başlarken "Sayın Başkan, değerli Parlamenterler" sözünü Kürtçe söyledi. Aksoy, Türkiye'de anadil tartışmalarında bilimsel ve pedagojik gerçeklerin geri planlara itildiğini belirterek, yaşanan olumsuzluklardan en çok çocukların etkilendiğini söyledi.
AK Parti Batman Milletvekili Ziver Özdemir de aynı konudaki gündemdışı konuşmasında, UNESCO'ya göre dünyada 2 bin 473 dilin kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu, Türkiye'de 18 dil için de aynı tehlikenin geçerli olduğunu belirterek, "Yüz yıl içerisinde bir dili konuşacak çocuk kalmayacaksa, o dil tehlikede kabul ediliyor. Dilin kırılgan olması birçok çocuk tarafından konuşulmasına rağmen, bu kullanımın ev gibi belirli alanlarla sınırlandırıldığı anlamına geliyor. Türkiye'de de örnekleri Zazaca, Çerkezce ve Abhazca olarak sıralanıyor. Açıkça tehlikede olan diller olarak çocuklar tarafından anadil olarak öğrenilme oranı oldukça düşük olan Abhazca, Hemşince, Lazca gibi diller gösteriliyor. Ciddi anlamda tehlikede olan diller, toplumun yaşlı kesimi tarafından konuşulan, orta yaşlı kesim tarafından anlaşılan ama çocuklara öğretilemeyen dilleri kapsıyor. Bunlar da Gagavuzca, Ladino gibi dillerdir. Son derece tehlikede olan diller, toplumun yaşlı kesimi tarafından nadiren konuşuluyor. Türkiye'de de bu kategoriye giren tek dil, Hertevin dilidir" dedi.
HDP'nin; anadil ile ilgili sorunların araştırılmasını içeren grup önerisi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmedi.
HDP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine önerisini Genel Kurul'a taşıdı.
HDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, öneri üzerinde yaptığı konuşmada, anadilin çocuğun gelişimi açısından vazgeçilmez öneme sahip olduğunu, uluslararası sözleşmelerde yer almasının da gerekçesini oluşturduğunu belirterek, anadil eğitiminin önemli olduğunu söyledi. Aksoy, "Gelişimi, iletişimi, anlaşması, anlaşılması ve zihinsel süreç ve de buna aracılık eden dille ortaya dökülür. Okula başladığında ana dili dışında farklı bir dile dayalı eğitim onun gelişimini altüst edecek ve bocalamasına sebep olacaktır; çevreye küsmesine, kendini önemsemeyip kendinden kaçmasına neden olacaktır. Dolayısıyla, başarısızlık kaçınılmazdır" görüşünü kaydetti.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, eğitim dili ile anadilin aynı şey olmadığını belirterek, "AK Parti hükümetleri, 2003 yılında yapılan düzenlemelerle farklı dil ve lehçelerle anadilin öğrenilmesini sağlamıştır. Üniversitelerde bölümler açılmış, enstitüler kurulmuştur. Annesinin yavrusuyla cezaevinde anadilde sohbet edememe ayıbı da AK Parti hükümetleri tarafından ortadan kaldırılmıştır" dedi.
Meclis gündeminin belli olduğunu hatırlatan Can, İç Güvenlik Paketi'nin görüşmelerinde yol almak istediklerini söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, öneri lehinde yaptığı konuşmada, vatandaşların kimlikleri nedeniyle hiçbir ayrım ve eşitsizliğe maruz kalmamaları, insan hak ve özgürlükleri sonuna kadar kullanmaları, eksiksiz demokrasiyi arzuladıkları düzeni savunduklarını belirtti. Türkiye'de farklı etnik yapıların zenginlik olduğunu ifade eden Gök, sorunların yasalardaki eksikliklerden değil, uygulamadan kaynaklandığını savundu.
Gök, "Farklılıklar ulus zenginliğimizin güç kaynağıdır. Irk temelinde çözüm arayışı, asimilasyon tuzaklarından demokrasimizi korumamız lazım. Kürt sorunu konusunda CHP olarak verdiğimiz kanun teklifleri, araştırma önergeleriyle pek çok başvurumuz oldu. Sorunun temelinde yasakçı anlayış yatıyor. Türkçe resmi dildir, Türkçe dışında diğer dillerin kullanılması çocuğun üstün yararı çerçevesinde gerçekleştirilmeli" diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu ise kültürel hayatın devamında anadilin önemli olduğunuz kaydederek, anadil ile anadili arasında farkı görmezden gelmemek gerektiğini söyledi. Halaçoğlu, MHP olarak anadilinin öğretilmesinin kısıtlanmasının mümkün olmadığını düşündüklerini ifade etti.
Konuşmaların ardından HDP Grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin, din görevlilerinin sorunları ile ilgili önerisi kabul edilmedi.
MHP, din görevlilerinin sorunlarının araştırılmasına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini Genel Kurul'a getirdi.
MHP Ankara Milletvekili Mustafa Erdem, Ege Üniversitesi öğrencisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun, vatan bölünmesin diye, devletin yapamadığı sorumluluğun gereği olarak, dinine, devletine, vatanına ve milletine sahip çıktığı için alçaklar tarafından öldürülmesinden ve şehit olmasından duyduğu üzüntüyü dile getirerek, "AKP, yasaları uygulamaktan kaynaklanan bir acziyet ortaya koysa da, bu milleti yeni yasalarla oyalasa da, PKK ile pazarlık içinde bulunsa da vatanını, milletini, dinini ve devletini korumak için yemin etmiş Türk milliyetçileri buradadır" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, din görevlilerinin sorunlarının çok olduğunu, her memur 2 gün izin yaparken, din görevlilerinin bir gün izin yaptığını söyledi.
Özkes'in konuşmasında sırasında sarfettiği, "Bugün Türkiye'de iktidar korkusu Allah korkusunu geçmiştir" sözlerine AK Parti'li milletvekilleri tepki gösterdi. Bu sırada, Özkes ile AK Parti Düzce Milletvekili İbrahim Korkmaz arasında tartışma yaşandı.
Özkes, TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'dan, konuşmasını laf atarak engellediğini söylediği Korkmaz'ı uyarmasını istedi. Bahçekapılı da "Gidip kulaklarını çekemem ki ağzımla söylüyorum" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da İslamiyet adına yapılan konuşmaları her zaman dikkatlice dinlediklerini belirterek, "Hatalarımız söz konusu olabilir, bunlar üzerinde konuşuruz. Ama konuşanın bu ikazları ne için yaptığına bakarız" dedi.
Bostancı, CHP'li Özkes'in her zaman kışkırtıcı bir dille konuştuğunu söyledi.
Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen Özkes, "Evet, iktidar korkusu Allah korkusu geçmiştir. Şüpheniz varsa anket yapın, araştırma yapın. Allah rızası için bunu yapın" dedi.
Konuşmaların ardından MHP'nin önerisi kabul edilmedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Bahçekapılı, birleşimi açtıktan sonra yapılan yoklamada karar yeter sayısı bulunamayınca birleşime 20 dakika ara verdi.
Aradan sonra tekrar açılan birleşimde, CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, İçtüzük'ün 73. maddesinde, "Bu havaleye bir milletvekili itiraz etmek isterse oturumun başında söz alır" denildiğini anımsatarak, dün yayınlanan gelen kağıtlar listesine bakıldığı zaman, Türkiye ile Katar arasında imzalanan uluslararası bir anlaşmanın onaylanmasına ilişkin tasarının Milli Savunma ve Dışişleri Komisyonlarına havale edildiğinin görüldüğünü söyledi. Gök, bu tasarının Plan ve Bütçe Komisyonu'na da gönderilmesi gerektiğini ifade ederek, "Bu işlem İçtüzük'e aykırıdır, bununla ilgili usul tartışması açmak istiyoruz" dedi.
Gök, Meclis'in İçtüzük'e uygun yönetilmesini istediklerini belirterek, söz konusu anlaşmanın Plan ve Bütçe Komisyonu'na sevkedilmeden gelen kağıtlar listesinde yayınlanmasının hata olduğunu, bunun da düzeltilmesi gerektiğini söyledi.
Başkanvekili Bahçekapılı, Meclis Başkanlığı'nın bunun gereğini yerine getireceğini belirtti.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, ülkücü genç Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun Ege Üniversitesi'nde PKK'lı teröristlerce şehit edilmesinin Hükümetin aczini gösterdiğini öne sürdü.
Halaçoğlu, "Ülkücülerin bu şekilde sokağa çekilmek istenmesi tehlikelidir. Fırat, yaralı olarak 45 dakika bekletilmiştir. Paralel yapı Hükümetle PKK arasındadır. Hükümet PKK'yı terör örgütü olarak görmemektedir. Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye getirilişinin yıl dönümü olan 15 Şubat'ta PKK bazı ilçeleri ateşe vermek suretiyle büyük bir tahribatta bulunmuştur ve Hükümet de buna kayıtsız kalmıştır. Ülkücü şehidin faillerini yakalayamayanlar ve bunun hesabını vermeyenler, er geç bu hesabı verecektir" diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Ege Üniversitesi'nde Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun hayatını kaybetmesinden üzüntü duyduklarını belirterek, şöyle konuştu:
"Fırat'ın ailesinin ve milletin başı sağolsun. Türkiye'de zaman zaman yaşanan bu tür olaylarda hayat kayıpları maalesef olabiliyor. Bunun arkasında elbette siyasal çatışmalar var. Hükümetin ve iktidarın yaklaşımı, Türkiye'de bu tür olayların yaşanmayacağı bir atmosferi kurmak ve milli birliği sağlamaktır, bunu da insanların iradesi ve rızası üzerine teşekkül ettirmek. Çünkü bir milletin birliği ancak insanların geleceğe ilişkin hayallerinde, o ülkenin geleceğine ilişkin yapılacak işlerde, irade olarak ortak olmaları ile mümkün olabilir. Sopayla, bağırarak çağırarak ya da güç kullanarak milli birliği sağlamak mümkün değildir.
Çeşitli çatışmalar yaşanabilir, çeşitli farklı fikirler olabilir. Siyasetin görevi bu ülkenin sınırları içindeki insanları, siyasetin olağan meşru zemini içerisinde tartıştırarak, görüştürerek, iktidar ilişkilerine katarak, onları toplumun bir parçası haline getirmektir. Türkiye'nin geçmişteki problemi siyasetin yollarının kapalı olması idi. AK Parti, demokratik ortamda özgürlükler temelinde ve olağan meşru mecralarda iktidar ilişkilerine katılarak insanların birliğini sağlamaktır. Bunda da son derece başarılı olduğunu görüyoruz. 2012 yılı sonundan itibaren bu ülkede çatışmalar, anlaşmazlıklar yine olmuş ama Allah'a çok şükür ciddi anlamda birtakım kayıplar yaşanmamıştır geçmişle mukayese edildiğinde. İnşallah bu ülkede milli birliği ve dirliği herkesin ortak iradesi ile sağlayacağız."
Tekrar söz alan Halaçoğlu, demokrasinin en önemli unsurlarından birinin hukuku uygulamak olduğunu söyledi.
Yasamanın çıkardığı yasalar uygulanmadığı zaman demokrasiden bahsedilemeyeceğini kaydeden Halaçoğlu, iktidarın elindeki yasaları uygulamadığını öne sürdü. Halaçoğlu, "(İnsanlar hayatını kaybetmedi) demeyin. 6-7 Ekim'de 49 vatandaş hayatını kaybetti. Ege Üniversitesi'nde olayların olabileceğini, işgal edildiğini söylememize rağmen hangi tedbiri aldınız? Siz halkın güvenliğini sağlayın, sokağa çıkmamakta ısrar eden ülkücü gençliği sokağa çıkarmayın" dedi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de 21 Şubat gününün, Ana Dil Günü olduğunu ifade etti.
Türkiye'de her dilin eşit muamele görmediğini, kamusal alanda bazı dillerin yasak olduğunu savunan Baluken, bugün de ana dil kullanımının desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Baluken, başta Kürtçe olmak üzere, Lazca, Çerkezce, Ermenice dillerinin özgürleştirilmesi için mücadeleye devam edeceklerini dile getirdi.
Ege Üniversitesi'nde karşıt görüşlü öğrenciler arasında çıkan kavgada bir öğrencinin yaşamını yitirmesini büyük bir üzüntü ile öğrendiklerini kaydeden Baluken, "Ortada bir cenaze varken olayların nasıl başladığını çok detaylı konuşamayabiliriz. Ancak burada bütün üniversitelerdeki mevcut durumun kapsamlı bir şekilde tartışılması gerekiyor. İç Güvenlik Paketi'nin Meclis'e geldiği, Parlamento'nun yoğun olduğu bir dönemde, Hükümet'in zorla bir yasayı dayattığı bir dönemde böyle bir hadisenin olmasını manidar buluyoruz. Bunun araştırılması gerekmektedir. Ege Üniversitesi'nde olaylar, 4 gündür 'geliyorum' diyor. Dört gündür ciddi çatışmalar olmasına rağmen, ne hikmetse o gün polisler yok oluyor ve öğrencilerin karşı karşıya geldiği bir zemin hazırlanıyor. Burada sorumluluk Hükümet ve İçişleri Bakanı'nda. Bu olayın arka planı hakkında kamuoyunun aydınlatılması gerekiyor" diye konuştu.
Başkanvekili Bahçekapılı da Başkanlık Divanı olarak Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun ailesine başsağlığı dileğinde bulunarak, "Umut ederiz ki bu tür şiddet içeren olaylar bir daha hiç yaşanmasın" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve cinayet yaşandığını, polis şiddeti olduğunu ve insanların aralarındaki kavgalarda hayatlarını kaybettiğini iddia etti. Bu tür olaylardan büyük üzüntü duyduklarını belirten Gök, ülkede huzurlu ve güvenli bir ortam sağlanamadığını savundu.
Gök, "Gençler ve insanlar mutsuzdur. Türkiye'yi huzura kavuşturmak ve insanlarımızın yaşam güvencesini tesis etmek iktidarın görevidir. Hayatını kaybeden arkadaşımıza ve ailesine başsağlığı diliyoruz. Bu olaylar tekrarlanmamalı. Bu ülkeyi çatışmadan uzaklaştırmak iktidarın görevidir ama iktidarın çatışmayı artırıcı yasalarla kamuoyunu meşgul ettiğini görüyoruz" diye konuştu.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, Çakıroğlu ailesinin Akşehir'in saygın bir ailesi olduğunu söyleyerek, "Gencecik bedeni, PKK terör örgütü öğrenim hakkını engellediği için toprağa verilmiştir. Üniversite içinde, 'PKK buradadır' diye yazılar vardır. PKK buraya yerleşmiştir. Vatan evlatlarının öğrenim hakkı zorla ellerinden alınmaktadır. Bu karşıt görüşlü öğrenciler arasında bir çatışma değildir, Akşehir'den gelen bir gencin terör örgütü tarafından katledilmesi, şehit edilmesidir" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Gök, iki tasarının havalesinin noksan yapılmasına da itiraz etti.
AK Parti'lilerin laf atması üzerine, Gök, "Titiz olmak suç mu? Titizlik gösteriyoruz, eleştiriliyoruz. Sizin yapacağınızı biz yapıyoruz. Bu tasarın da Tarım ve Köyişleri ile Milli Savunma komisyonlarına gönderilmesi gerekiyor" diye konuştu.
Bahçekapılı, Meclis Başkanlığı'nın bu konuda da gereğini yapacağını söyledi.
İdris Baluken dünkü bir beyanındaki sözlerini düzeltmek için kürsüye geldi.
Meclis'in bir haftadır kilitlendiğini vurgulayan Baluken, "Toplumun yüzde 50'lik iki kesimi arasında giderek artan bir kutuplaşma söz konusu. Bu yanlış gidişatla ilgili karanın gözden geçirilmesi gerekiyor. Bu tasarının komisyona geri çekilerek gözden geçirilmesi gerekiyor. AK Parti, bu gerilimden rant devşirmeyi düşünüyor. Siz seçim döneminde Kürt öğrencilerle ülkücü öğrencileri karşı karşıya getirmeyi ve aradan sıyrılmayı hedef olarak belirlemişsiniz, bu yanlıştır" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda Başkanlık Divanı'ndaki görevlendirme konusunda yaşanan tartışmalara ilgili olarak Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in görevlendirme yazısı milletvekillerinin bilgisine sunuldu.
TBMM Genel Kurulu'nda, HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın "dünkü birleşimde beyanının yarım kaldığı" gerekçesiyle söz isteğini Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın ret etmesi üzerine usul tartışması açıldı.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, bir milletvekilinin söz istemesi durumunda birleşimi yöneten Başkanvekili'nin söz vermesi gerektiğini savunarak, İçtüzüğün konuyla ilgili düzenlemenin uygulanmadığını söyledi. Veririm-vermem tartışmalarının Meclis'te daha çok zaman kaybına yol açtığını belirten Halaçoğlu, "Her milletvekilinin konuşmasında zaman zaman yanlış anlaşılmalar olabilir. Bundan dolayı açıklanma zarureti sağlanmalı" görüşünü kaydetti.
HDP'li Kaplan da söz alarak, Bahçekapılı'nın yetki yazısı olmadığı için korsan şekilde Başkanlık Divanı'nı işgal ettiğini, ayrıca milletvekillinin tutanakla ilgili düzeltme isteğinin yerine getirilmemesinin keyfi yönetim olduğunu söyledi. Kendisine değil, oylarıyla Meclis'e gönderen milletin iradesine sayısızlık yapıldığını savunan Kaplan, "Sayın Cemil Çiçek, yazı vermediği sürece korsan başkanlık yapıyorsunuz" dedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Doğan Kubat da Başkanlığın tutumunun lehinde olduklarını ifade ederek, Kaplan'ın geri çekilen tekliflerin rapordan çıkarılması isteğinin de uygun olmadığını söyledi. İçtüzük'ten kaynaklanan hak ve yetkilerin kullanıldığını, ancak hakkın kötüye kullanılmasının hukukta korunmadığını belirten Kubat, "Her isteyenin beyanını düzeltme isteği, tutanak karşılaştırması yapılarak uygun zaman diliminde yerine getirilebilir. Başkanlık takdir hakkına sahiptir" diye konuştu.
Kaplan, sataşma gerekçesiyle söz alarak, "Sayın Kubat boşuna uğraşma, sana ders verebilirim burada. Eğer hukuk, kanun işleseydi kadınlara saldırı olduğunda, milletvekili üç metreden düşüp ölüm tehlikesi geçirdiğinde işlerdi. Başkanlık Divanı objektif olsaydı, bu kadar kavga, şiddet görüntüsü olmazdı. Ee, be insaf ,vicdan sizde yoksa....İnsanlar sizin tasarınızın içinde olmak istemiyor, suç ortağınız olmak istemiyor, tekliflerini geri çekmek istiyor. Bu hakkı niye tanımıyorsunuz milletvekillerine? Geri çekmişlerse tekliflerini, yapacağınız hakkını, rızasını teslim etmektir" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, "İç Güvenlik Paketi'ni getirmek hakkın kötüye kullanılması değil de İçtüzüğün tanıdığı hakkı kullanmak kötüye kullanmak olacak. Biz İçtüzüğe uygun davranıyoruz. 7 Haziran'dan sonra AKP milletvekilleri muhalefet olarak bunlardan yararlanacak. Burada staj görüyorsunuz. Bizden öğreniyorsunuz. Size pratik kur yaptırıyoruz. 8 Haziran'dan sonra lazım olacak. Bu Meclis'e temel hak ve hürriyetleri ilgilendiren kanun getirildiğinde muhalefetin görüşünü alacağız. Sizin yaptığınız gibi hakları gasp ederek, saldırarak, tehdit ederek değil. CHP'nin iktidar anlayışını, ülkemizi nasıl huzura, güvene götürdüğümüzü göreceksiniz" diye konuştu.
Bahçekapılı, tutumunda değişiklik olmadığını belirterek, Meclis kurulduğundan beri ilk defa bir uygulama yapıldIğını ifade etti. Bahçekapılı, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in, "TBMM Genel Kurulu gündeminin yoğunluğu ve çalışmalarının uzun sürmesinden dolayı Genel Kurulun 21 Şubat 2015 tarihli 60. birleşiminde Başkanlık Divanı'ndaki Başkanlık görevini dönüşümlü bir şekilde Sadık Yakut ve Ayşe Nur Bahçekapılı'nın yürütmesini, katip üyelik görevini Muhammet Bilal Macit ve Muharrem Işık'ın yürütmesini, bu katip üyelerin bulunmaması durumunda diğer katip üyelerin Genel Kurul'u yöneten Başkan'ın talebi üzerine görevi yürütmesini" içeren yazısını okudu.
Bahçekapılı, Kaplan'a, "Divanı korsan olarak nitelendirdiniz. Özür dileyecek misiniz?" diye sordu.
"Bu divan korsan değil, bu Divan Gazi Meclis'in Divanıdır ve burada kimlerin görev yaptığını da hepimiz bilmekteyiz" diyen Bahçekapılı, Çiçek'in yazısını Kaplan'a verdi.
CHP'li Gök'ün "AKP'li arkadaşlarımızı anlamak mümkün değildir. Bu arkadaşlarımız iki gün önce burada, kürsüde bulunan heyetinize 'yuh' çekmişlerdir" demesi üzerine Bahçekapılı, "sözlerinin herkes için geçerli olduğunu" söyledi.
Tartışmaların sona ermesi üzerine gündemdışı konuşmalara geçildi.
HDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, "21 Şubat Dünya Anadil Günü" konulu gündemdışı konuşmasına başlarken "Sayın Başkan, değerli Parlamenterler" sözünü Kürtçe söyledi. Aksoy, Türkiye'de anadil tartışmalarında bilimsel ve pedagojik gerçeklerin geri planlara itildiğini belirterek, yaşanan olumsuzluklardan en çok çocukların etkilendiğini söyledi.
AK Parti Batman Milletvekili Ziver Özdemir de aynı konudaki gündemdışı konuşmasında, UNESCO'ya göre dünyada 2 bin 473 dilin kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu, Türkiye'de 18 dil için de aynı tehlikenin geçerli olduğunu belirterek, "Yüz yıl içerisinde bir dili konuşacak çocuk kalmayacaksa, o dil tehlikede kabul ediliyor. Dilin kırılgan olması birçok çocuk tarafından konuşulmasına rağmen, bu kullanımın ev gibi belirli alanlarla sınırlandırıldığı anlamına geliyor. Türkiye'de de örnekleri Zazaca, Çerkezce ve Abhazca olarak sıralanıyor. Açıkça tehlikede olan diller olarak çocuklar tarafından anadil olarak öğrenilme oranı oldukça düşük olan Abhazca, Hemşince, Lazca gibi diller gösteriliyor. Ciddi anlamda tehlikede olan diller, toplumun yaşlı kesimi tarafından konuşulan, orta yaşlı kesim tarafından anlaşılan ama çocuklara öğretilemeyen dilleri kapsıyor. Bunlar da Gagavuzca, Ladino gibi dillerdir. Son derece tehlikede olan diller, toplumun yaşlı kesimi tarafından nadiren konuşuluyor. Türkiye'de de bu kategoriye giren tek dil, Hertevin dilidir" dedi.
HDP'nin; anadil ile ilgili sorunların araştırılmasını içeren grup önerisi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmedi.
HDP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine önerisini Genel Kurul'a taşıdı.
HDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, öneri üzerinde yaptığı konuşmada, anadilin çocuğun gelişimi açısından vazgeçilmez öneme sahip olduğunu, uluslararası sözleşmelerde yer almasının da gerekçesini oluşturduğunu belirterek, anadil eğitiminin önemli olduğunu söyledi. Aksoy, "Gelişimi, iletişimi, anlaşması, anlaşılması ve zihinsel süreç ve de buna aracılık eden dille ortaya dökülür. Okula başladığında ana dili dışında farklı bir dile dayalı eğitim onun gelişimini altüst edecek ve bocalamasına sebep olacaktır; çevreye küsmesine, kendini önemsemeyip kendinden kaçmasına neden olacaktır. Dolayısıyla, başarısızlık kaçınılmazdır" görüşünü kaydetti.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, eğitim dili ile anadilin aynı şey olmadığını belirterek, "AK Parti hükümetleri, 2003 yılında yapılan düzenlemelerle farklı dil ve lehçelerle anadilin öğrenilmesini sağlamıştır. Üniversitelerde bölümler açılmış, enstitüler kurulmuştur. Annesinin yavrusuyla cezaevinde anadilde sohbet edememe ayıbı da AK Parti hükümetleri tarafından ortadan kaldırılmıştır" dedi.
Meclis gündeminin belli olduğunu hatırlatan Can, İç Güvenlik Paketi'nin görüşmelerinde yol almak istediklerini söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, öneri lehinde yaptığı konuşmada, vatandaşların kimlikleri nedeniyle hiçbir ayrım ve eşitsizliğe maruz kalmamaları, insan hak ve özgürlükleri sonuna kadar kullanmaları, eksiksiz demokrasiyi arzuladıkları düzeni savunduklarını belirtti. Türkiye'de farklı etnik yapıların zenginlik olduğunu ifade eden Gök, sorunların yasalardaki eksikliklerden değil, uygulamadan kaynaklandığını savundu.
Gök, "Farklılıklar ulus zenginliğimizin güç kaynağıdır. Irk temelinde çözüm arayışı, asimilasyon tuzaklarından demokrasimizi korumamız lazım. Kürt sorunu konusunda CHP olarak verdiğimiz kanun teklifleri, araştırma önergeleriyle pek çok başvurumuz oldu. Sorunun temelinde yasakçı anlayış yatıyor. Türkçe resmi dildir, Türkçe dışında diğer dillerin kullanılması çocuğun üstün yararı çerçevesinde gerçekleştirilmeli" diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu ise kültürel hayatın devamında anadilin önemli olduğunuz kaydederek, anadil ile anadili arasında farkı görmezden gelmemek gerektiğini söyledi. Halaçoğlu, MHP olarak anadilinin öğretilmesinin kısıtlanmasının mümkün olmadığını düşündüklerini ifade etti.
Konuşmaların ardından HDP Grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin, din görevlilerinin sorunları ile ilgili önerisi kabul edilmedi.
MHP, din görevlilerinin sorunlarının araştırılmasına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini Genel Kurul'a getirdi.
MHP Ankara Milletvekili Mustafa Erdem, Ege Üniversitesi öğrencisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun, vatan bölünmesin diye, devletin yapamadığı sorumluluğun gereği olarak, dinine, devletine, vatanına ve milletine sahip çıktığı için alçaklar tarafından öldürülmesinden ve şehit olmasından duyduğu üzüntüyü dile getirerek, "AKP, yasaları uygulamaktan kaynaklanan bir acziyet ortaya koysa da, bu milleti yeni yasalarla oyalasa da, PKK ile pazarlık içinde bulunsa da vatanını, milletini, dinini ve devletini korumak için yemin etmiş Türk milliyetçileri buradadır" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, din görevlilerinin sorunlarının çok olduğunu, her memur 2 gün izin yaparken, din görevlilerinin bir gün izin yaptığını söyledi.
Özkes'in konuşmasında sırasında sarfettiği, "Bugün Türkiye'de iktidar korkusu Allah korkusunu geçmiştir" sözlerine AK Parti'li milletvekilleri tepki gösterdi. Bu sırada, Özkes ile AK Parti Düzce Milletvekili İbrahim Korkmaz arasında tartışma yaşandı.
Özkes, TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'dan, konuşmasını laf atarak engellediğini söylediği Korkmaz'ı uyarmasını istedi. Bahçekapılı da "Gidip kulaklarını çekemem ki ağzımla söylüyorum" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı da İslamiyet adına yapılan konuşmaları her zaman dikkatlice dinlediklerini belirterek, "Hatalarımız söz konusu olabilir, bunlar üzerinde konuşuruz. Ama konuşanın bu ikazları ne için yaptığına bakarız" dedi.
Bostancı, CHP'li Özkes'in her zaman kışkırtıcı bir dille konuştuğunu söyledi.
Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen Özkes, "Evet, iktidar korkusu Allah korkusu geçmiştir. Şüpheniz varsa anket yapın, araştırma yapın. Allah rızası için bunu yapın" dedi.
Konuşmaların ardından MHP'nin önerisi kabul edilmedi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
