2013-04-30 - 14:00
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sayıştay raporlarının Meclis'e gelmemesini eleştirerek, ''Sayın Cemil Çiçek, sağa sola bakma. O raporlar buraya gelecek. Sen getireceksin o raporları. Ya getireceksin ya koltuğundan ayrılacaksın'' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sayıştay raporlarının Meclis'e gelmemesini eleştirerek, ''Sayın Cemil Çiçek, sağa sola bakma. O raporlar buraya gelecek. Sen getireceksin o raporları. Ya getireceksin ya koltuğundan ayrılacaksın'' dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 2B mağdurlarına değinerek, birçok bölgede, köylülerin hakları olan arazileri alabilmek için rayiç bedeli ödeyecek gücü bulamadıklarını söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu, 2B mağdurları haklarını alıncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini dile getirdi.
AK Parti'nin Sayıştay'la ilgili kanun teklifine değinen Kılıçdaroğlu, mevcut yasanın gereğinin yapılmadığını, 2 yıldır Sayıştay Başkanı'nın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'na gelip bilgi vermediğini söyledi. TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e seslenen Kılıçdaroğlu, ''Madem ki parlamento çalışmalarına duyarlılık gösteriyorsun, Sayıştay Yasası'nın yürütmesi sana ait; neden Sayıştay Başkanı komisyona gelip bilgi vermiyor- Hangi gerekçeyle sen bunu istemiyorsun- Sayıştay Başkanı'nın muhatap olacağı sorulardan mı çekiniyorsun-'' dedi.
Sayıştay'ın TBMM adına kamu harcamalarını denetlediğini belirten Kılıçdaroğlu, milletvekillerinin bütçeyi onaylarken ya da bütçeye itiraz ederken Sayıştay raporunu görmek zorunda olduğunu kaydetti. İlk kez Sayıştay raporu olmadan kesin hesabın kabul edildiğini belirten Kılıçdaroğlu, bunun ciddi bir zafiyet olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, ''Herkesten vergi toplayacaksınız, hesabını verirken kaçacaksınız. Bunu kabul etmek mümkün değil. Mevcut yasaya göre Sayıştay'la ilgili yasa teklifi, tasarısı gelmeden önce Sayıştay Genel Kurulu'nda konu görüşülürdü. Sayın Cemil Çiçek'e ikinci sorum; verilen yasa teklifi Sayıştay Genel Kurulu'nda neden görüşülmedi- Siz yasaları uygulamakla görevlisiniz. Yasama organının başındaki kişi yasayı uygulamazsa, sokaktaki vatandaşa 'niye yasalara uymadın' diye soru sorma hakkınız olur mu-'' diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Sayıştay'ın kuruluş yıl dönümünde yaptığı konuşmada, ''Sayıştay'ı hiçbir zaman bir ayak bağı olarak görmememiz gerekir. Böyle gördüğümüz andan itibaren yanlışlara girmiş oluruz. Mali konularda ve idari konularda hesap vermemek, diktatörlüklerde ve oligarşilerde söz konusudur'' ifadesini anımsatan Kılıçdaroğlu, gelinen sürecin diktatörlük sürecine uygun bir süreç olduğunu, hesap vermekten korkan iktidar bulunduğunu ileri sürdü.
Bütçe görüşmelerinde 100'ün üzerinde Sayıştay raporunun gelmesinin beklendiğini ancak gelmeyince TBMM Başkanı Çiçek'e başvurduklarını anlatan Kılıçdaroğlu, ''Yanıt- 'Hele Anayasa Mahkemesi kararı çıksın, sonra.' Karar çıktı, bir daha başvuruldu. Yanıt- 'Hele şu gerekçeli karar açıklansın, sonra.' Nisan ayında gerekçeli karar açıklandı. Sayın Cemil Çiçek, sağa sola bakma, kararlar açıklandı. O raporlar bu Meclis'e gelecek. Benim bildiğim kadarıyla TBMM Başkanlarının iktidarların yolsuzluklarını kapatma, gizleme görevleri yoktur. Orası anayasal kuruluş ise o raporlar buraya gelecek. Sen getireceksin o raporları. Ya getireceksin ya koltuğundan ayrılacaksın'' diye konuştu.
Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın, yarım saat boyunca ''nasıl yolsuzluk yapmadığını'' anlattığını belirten Kılıçdaroğlu, ''Bir adamın bir Başbakan'ın, 'Ben yolsuzluk yapmadım' diye yarım saat kendini anlatması, 'Ben yolsuzluk yapanlara kol kanat geriyorum' demektir'' dedi.
Meclis'e getirilmeyen 2011 yılı Sayıştay raporundan yalnızca bir bölüm okumak istediğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
''2010 yılında devlet tarafından yıllık 110 bin 135 liraya bir benzinlik yandaşa kiralanıyor. Aynı yıl içinde aynı yer 1 milyon 466 bin 273 liraya üçüncü kişilere kiralanıyor. Devlet 110 bine, o da 1 milyona başkasına kiralıyor. Recep Tayip Erdoğan'a soruyorum: Yolsuzluk yapmadığını söylüyorsun. Devletin raporundan bir cümle okuyorum. Adam gibi bu cümleyi oku, sonra konuş.
Bu raporların Meclis'e gelmesi neden engelleniyor, bunun için engelleniyor. Bunlar bir de 'Biz kul hakkı yemeyiz' diyorlar. Kul hakkı yiye yiye karnınız şişmiş sizin. Kefenlerinin cebi olsa, kefenlerinin cebine dolar koyacaklar. Vatandaşa gelince din iman, hepsi han hamam sahibi. İnançlı, imanlı bir insan bu rezaletlere son verir. Dürüst adam geçiniyorlar. Nereden çıktı senin dürüstlüğün. 'Rize'den yırtık ayakkabı ile geldim İstanbul'a' diyorsun. Oturduğun yere bak etrafını duvarlarla örmüşsün. Oturduğun yere alışveriş merkezleri yapıyorsun. 'Biz ecdadımıza saygılıyız' diyorsun. Ecdadına o kadar saygılısın ki Sultan Ahmet Camisi'ni bile parselledin sen. O silueti nasıl yaparsın- Efendim ne olmuş- Sultan Ahmet Cami'nin silueti bozulmuş, demiş ki 'Bunu tıraşlayın.' Sahibi de tıraşlamamış o da küsmüş. Akla, mantığa bakın. Sen bu ülkede Başbakansan, sen bu ülkede namuslu vatandaşın yanındaysan, kul hakkı yemiyorsan, onun ruhsatını ona kim verdi, ona soracaksın sen.
Milleti kandırıyorsun, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyorsun. Açıkça söylüyorum. Sen çıkıp millete, 'Ben kul hakkı yemedim' diyemezsin. Diyemez. Derse alnını karışlarım.''
CHP olarak geçmişte ülkeye hizmet eden herkesi minnet ve şükranla andıklarını belirten Kılıçdaroğlu, kimsenin, özellikle de Allah'ın rahmetine kavuşanların arkasından kötü söz söylememeye özen gösterdiklerini belirtti.
Başbakan Erdoğan'ın ise ölen kişilerin arkasından en ağır ifadeleri kullandığını iddia eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
''İnönü'ye, Ecevit'e hakaret ediyor. Şimdi Süleyman Demirel'e hakaret ediyor. Bu ülkede Cumhurbaşkanlığı yapmış biri o. İnsanda biraz aile terbiyesi olur. Terbiye olur biraz insanda. Ağzından çıkanı kulağı duyar insanın. Bu kadar ahlaksız bir söylemi, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'ndan dinlemek beni rencide ediyor. Yazık, günah bu ülkeye. İnsanda biraz terbiye olur. Hesaplaşacaksan adam gibi gel karşıma hesaplaşalım.
Ne yaptı İnönü, Bülent Ecevit- Bülent Ecevit, 'Milliyetçiliği biz Beşparmak Dağları'na yazdık, Ege'nin derin sularına yazdık' diyor. Sen ne yaptın- Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldın. Sen kim, yurt severlik kim- Senin görevin, ülkeyi pazarlamak zaten. Ne diyorlardı bu Başbakan için, 'Bunu kullanın, deliğe süpürmeyin.' Kullanılan bir adamdan Başbakan olmaz. Hele hele hem yalan söyleyip hem de kullanılan bir adamdan Başbakan olmaz.''
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, çözüm sürecine ilişkin, "Eğer bir başbakan silahların gölgesinde söylenene teslim olmuşsa bağımsız iradesini kullanamaz artık. Recep Tayyip Erdoğan, PKK'nın tutsağıdır. Herkes bunu çok iyi bilsin" dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, son günlerde bazı çevrelerin "ülkeye barış gelecek, CHP barışa karşı" şeklinde bir anlayışı ortaya attığını belirterek, 12 Eylül zindanlarında hesap veren, mağdur olan, çocuklarının adını barış, özgür koyan bir partinin mensuplarının barışa karşı olmasının söz konusu olamayacağını söyledi.
"Koca koca köşe yazarları da efendim neymiş, 'CHP tabanının, yüzde 53'ü mü, 63'ü mü neyse, barışa destek veriyormuş'. Yalan! Bu ülkede CHP'nin tabanı yüzde 100 barış istiyor" diyen Kılıçdaroğlu, ancak barışın, özgürlük ve demokrasiyle elde edilebileceğini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "hiçbir zaman terör örgütüyle pazarlık yapmadıklarını" söylediğini ifade eden ve bu yöndeki demeçlerini okuyan Kılıçdaroğlu, ancak kabinenin bir bakanın ise "tek bayrak, tek millet, tek devlet, tek vatan" konusunda pazarlık yapıldığı ve bundan ödün verilmediği yönündeki açıklamalarının basında yer aldığını aktardı.
Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Türkiye Cumhuriyeti'ndeki bütün yurttaşlarıma sesleniyorum; bir ülkenin vatanı, milleti, bayrağı, devleti pazarlık masasında olur mu olmaz mı- Recep Tayyip Erdoğan, sen mi doğruyu söylüyorsun, senin bakanın mı doğruyu söylüyor- Sen, 'pazarlık yapmadık' diyorsun, o da diyor ki '4 konuda pazarlık yaptık'. Kim doğruyu söylüyor-
Süreç konusunda Kandil'deki Karayılan'ın mı bilgisi daha fazla yoksa AKP Hükümeti'nin Sözcüsü Bülent Arınç'ın mı bilgisi daha fazla- Bugüne kadar bekledik. Dedik ki şu pazarlığı bir görelim bakalım nedir- Sayın Başbakan, 'Yok efendim pazarlık mazarlık yok. Biz bildiğimizi okuruz, pazarlık da asla yapmayız. Pazarlık yapanlar da alçaktır' diyor. Bu konuda Sayın Başbakan ile görüş birliği içindeyiz. Ben de aynı şeyi söylüyorum, pazarlık yapanlar alçaktır ve şerefsizdir."
Terör örgütü üyelerini sınır dışına çıkışlarına ilişkin de çelişkili açıklamalar olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın örgüt üyelerinin "ellerinde silahları ile sınır dışına çıkmalarının asla söz konusu olmadığı" yönünde açıklamaları olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Sonra ne oldu, AKP'nin Kandil'deki sözcüsü Karayılan açıklama yaptı, 'Yok efendim biz elde silahlarla gideceğiz. Ordu da müdahale etmeyecek. Ederse misilleme yaparız' Kim doğruyu söylüyor-" dedi.
Hükümetin sürece ilişkin konuşmadığını ancak Kandil'in medyanın önüne geçerek pazarlıkların sonunda, "silahlarımızla gideceğiz", "Öcalan dahil herkes özgürleşecek" şeklinde açıklamalar yaptığını kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Şimdi Recep Tayyip Erdoğan'a soruyorum; sen konuşmadın, senin adına konuştular. Bu söylenenler doğru mu değil mi- Silahların gölgesinde parlamentoya yasa teklifi getiriyorsanız, siz o silahlara teslim olan başbakansınız. Bunu unutma Recep Tayip Erdoğan.
Bilinen bir gerçek var. AKP-PKK işbirliği var. Herkes bunu biliyor artık. Şimdi anayasada yapacaklar. Eğer bir başbakan silahların gölgesinde söylenene teslim olmuşsa bağımsız iradesini kullanamaz artık. Recep Tayyip Erdoğan, PKK'nın tutsağıdır. Herkes bunu çok iyi bilsin."
CHP'nin yeni anayasa konusunda da tavrının çok açık olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, anayasanın birinci, ikinci ve üçüncü maddelerini okuyarak bu maddelerin kendileri için kırmızı çizgi olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, "Ayrıca anayasanın başlangıç bölümünde 'Türk milleti' lafı yer alacaktır. Onu oradan çıkarmaya Recep Tayyip Erdoğan'ın ne beyni, ne aklı ne gücü yeter. Türk sözü de anayasada kalacak, o da bizim kırmızı çizgimizdir. Atatürk'ün kurucu ve önder rolü anayasamazın başlangıç bölümünde bütün görkemiyle yer alacaktır" dedi.
Başbakan Erdoğan'a her yerde "Sen hangi ülkenin başbakanısın- Neden çıkıp Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanıyım diyemiyorsun-" sorusunu sorduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, "Çünkü cumhuriyetle sorunu var onun. Başkanlık hayalleriyle yatıp kalkıyor. Aç tavuk kendisini buğday ambarında sanır. Ecdadımızdan söz ediyor. Biz de ecdadımızla gurur duyarız ama o ecdadı kendi başkanlık hayallerine alet etmesin. Çok iyi bilsin, bu parlamentoda CHP olduğu sürece, başkanlık sistemi geçemez" ifadelerini kullandı.
Geçmişte AK Parti'ye oy verenlere, ülkesini seven yurtseverlere seslenen Kılıçdaroğlu, "AKP'nin maskesini gördünüz. Maskeyi indiren Kandil oldu. Orada söylediler, süreci açıkladılar. Artık Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ve onun başındaki kişinin birileri tarafından kullanıldığını, silaha teslim olduğunu herkesin bilmesini isterim" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, iktidarın gücünün vatandaşa yettiğini, "elinde silah olana ise esas duruşta 'bir talimatınız var mı-' diye sorduğunu, sonra da milletin önüne çıkarak, 'biz hiç pazarlık yapmadık' dediğini" ileri sürdü.
Partisinin daha önceki grup toplantılarından birinde 16 maddelik bir paket açıkladığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, hiç kimsenin Başbakan Erdoğan'a bu paket hakkında ne düşündüğünü sormadığını, soramadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, "Şimdi diyor ki 'tarihi yeniden yazacağız'. Çok basit iki köşe yazarı bulursun, cebini de doldurursun, sana yeni bir tarih kitabı yazarlar" şeklinde konuştu.
Konuşmasında 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün İstanbul'da Taksim'de kutlanması tartışmalarına da değinen Kılıçdaroğlu, Hükümetin bu konudaki tavrını eleştirdi.
Taksim Meydanı'na izin verilmemesine tepki gösteren ve yasakçı anlayışla sorunların çözülemeyeceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Eğer bir kişinin saçının teline zarar gelirse, bir kişinin burnu kanarsa onun sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan'dır" dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 2B mağdurlarına değinerek, birçok bölgede, köylülerin hakları olan arazileri alabilmek için rayiç bedeli ödeyecek gücü bulamadıklarını söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu, 2B mağdurları haklarını alıncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini dile getirdi.
AK Parti'nin Sayıştay'la ilgili kanun teklifine değinen Kılıçdaroğlu, mevcut yasanın gereğinin yapılmadığını, 2 yıldır Sayıştay Başkanı'nın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'na gelip bilgi vermediğini söyledi. TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e seslenen Kılıçdaroğlu, ''Madem ki parlamento çalışmalarına duyarlılık gösteriyorsun, Sayıştay Yasası'nın yürütmesi sana ait; neden Sayıştay Başkanı komisyona gelip bilgi vermiyor- Hangi gerekçeyle sen bunu istemiyorsun- Sayıştay Başkanı'nın muhatap olacağı sorulardan mı çekiniyorsun-'' dedi.
Sayıştay'ın TBMM adına kamu harcamalarını denetlediğini belirten Kılıçdaroğlu, milletvekillerinin bütçeyi onaylarken ya da bütçeye itiraz ederken Sayıştay raporunu görmek zorunda olduğunu kaydetti. İlk kez Sayıştay raporu olmadan kesin hesabın kabul edildiğini belirten Kılıçdaroğlu, bunun ciddi bir zafiyet olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, ''Herkesten vergi toplayacaksınız, hesabını verirken kaçacaksınız. Bunu kabul etmek mümkün değil. Mevcut yasaya göre Sayıştay'la ilgili yasa teklifi, tasarısı gelmeden önce Sayıştay Genel Kurulu'nda konu görüşülürdü. Sayın Cemil Çiçek'e ikinci sorum; verilen yasa teklifi Sayıştay Genel Kurulu'nda neden görüşülmedi- Siz yasaları uygulamakla görevlisiniz. Yasama organının başındaki kişi yasayı uygulamazsa, sokaktaki vatandaşa 'niye yasalara uymadın' diye soru sorma hakkınız olur mu-'' diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Sayıştay'ın kuruluş yıl dönümünde yaptığı konuşmada, ''Sayıştay'ı hiçbir zaman bir ayak bağı olarak görmememiz gerekir. Böyle gördüğümüz andan itibaren yanlışlara girmiş oluruz. Mali konularda ve idari konularda hesap vermemek, diktatörlüklerde ve oligarşilerde söz konusudur'' ifadesini anımsatan Kılıçdaroğlu, gelinen sürecin diktatörlük sürecine uygun bir süreç olduğunu, hesap vermekten korkan iktidar bulunduğunu ileri sürdü.
Bütçe görüşmelerinde 100'ün üzerinde Sayıştay raporunun gelmesinin beklendiğini ancak gelmeyince TBMM Başkanı Çiçek'e başvurduklarını anlatan Kılıçdaroğlu, ''Yanıt- 'Hele Anayasa Mahkemesi kararı çıksın, sonra.' Karar çıktı, bir daha başvuruldu. Yanıt- 'Hele şu gerekçeli karar açıklansın, sonra.' Nisan ayında gerekçeli karar açıklandı. Sayın Cemil Çiçek, sağa sola bakma, kararlar açıklandı. O raporlar bu Meclis'e gelecek. Benim bildiğim kadarıyla TBMM Başkanlarının iktidarların yolsuzluklarını kapatma, gizleme görevleri yoktur. Orası anayasal kuruluş ise o raporlar buraya gelecek. Sen getireceksin o raporları. Ya getireceksin ya koltuğundan ayrılacaksın'' diye konuştu.
Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın, yarım saat boyunca ''nasıl yolsuzluk yapmadığını'' anlattığını belirten Kılıçdaroğlu, ''Bir adamın bir Başbakan'ın, 'Ben yolsuzluk yapmadım' diye yarım saat kendini anlatması, 'Ben yolsuzluk yapanlara kol kanat geriyorum' demektir'' dedi.
Meclis'e getirilmeyen 2011 yılı Sayıştay raporundan yalnızca bir bölüm okumak istediğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
''2010 yılında devlet tarafından yıllık 110 bin 135 liraya bir benzinlik yandaşa kiralanıyor. Aynı yıl içinde aynı yer 1 milyon 466 bin 273 liraya üçüncü kişilere kiralanıyor. Devlet 110 bine, o da 1 milyona başkasına kiralıyor. Recep Tayip Erdoğan'a soruyorum: Yolsuzluk yapmadığını söylüyorsun. Devletin raporundan bir cümle okuyorum. Adam gibi bu cümleyi oku, sonra konuş.
Bu raporların Meclis'e gelmesi neden engelleniyor, bunun için engelleniyor. Bunlar bir de 'Biz kul hakkı yemeyiz' diyorlar. Kul hakkı yiye yiye karnınız şişmiş sizin. Kefenlerinin cebi olsa, kefenlerinin cebine dolar koyacaklar. Vatandaşa gelince din iman, hepsi han hamam sahibi. İnançlı, imanlı bir insan bu rezaletlere son verir. Dürüst adam geçiniyorlar. Nereden çıktı senin dürüstlüğün. 'Rize'den yırtık ayakkabı ile geldim İstanbul'a' diyorsun. Oturduğun yere bak etrafını duvarlarla örmüşsün. Oturduğun yere alışveriş merkezleri yapıyorsun. 'Biz ecdadımıza saygılıyız' diyorsun. Ecdadına o kadar saygılısın ki Sultan Ahmet Camisi'ni bile parselledin sen. O silueti nasıl yaparsın- Efendim ne olmuş- Sultan Ahmet Cami'nin silueti bozulmuş, demiş ki 'Bunu tıraşlayın.' Sahibi de tıraşlamamış o da küsmüş. Akla, mantığa bakın. Sen bu ülkede Başbakansan, sen bu ülkede namuslu vatandaşın yanındaysan, kul hakkı yemiyorsan, onun ruhsatını ona kim verdi, ona soracaksın sen.
Milleti kandırıyorsun, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyorsun. Açıkça söylüyorum. Sen çıkıp millete, 'Ben kul hakkı yemedim' diyemezsin. Diyemez. Derse alnını karışlarım.''
CHP olarak geçmişte ülkeye hizmet eden herkesi minnet ve şükranla andıklarını belirten Kılıçdaroğlu, kimsenin, özellikle de Allah'ın rahmetine kavuşanların arkasından kötü söz söylememeye özen gösterdiklerini belirtti.
Başbakan Erdoğan'ın ise ölen kişilerin arkasından en ağır ifadeleri kullandığını iddia eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
''İnönü'ye, Ecevit'e hakaret ediyor. Şimdi Süleyman Demirel'e hakaret ediyor. Bu ülkede Cumhurbaşkanlığı yapmış biri o. İnsanda biraz aile terbiyesi olur. Terbiye olur biraz insanda. Ağzından çıkanı kulağı duyar insanın. Bu kadar ahlaksız bir söylemi, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'ndan dinlemek beni rencide ediyor. Yazık, günah bu ülkeye. İnsanda biraz terbiye olur. Hesaplaşacaksan adam gibi gel karşıma hesaplaşalım.
Ne yaptı İnönü, Bülent Ecevit- Bülent Ecevit, 'Milliyetçiliği biz Beşparmak Dağları'na yazdık, Ege'nin derin sularına yazdık' diyor. Sen ne yaptın- Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldın. Sen kim, yurt severlik kim- Senin görevin, ülkeyi pazarlamak zaten. Ne diyorlardı bu Başbakan için, 'Bunu kullanın, deliğe süpürmeyin.' Kullanılan bir adamdan Başbakan olmaz. Hele hele hem yalan söyleyip hem de kullanılan bir adamdan Başbakan olmaz.''
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, çözüm sürecine ilişkin, "Eğer bir başbakan silahların gölgesinde söylenene teslim olmuşsa bağımsız iradesini kullanamaz artık. Recep Tayyip Erdoğan, PKK'nın tutsağıdır. Herkes bunu çok iyi bilsin" dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, son günlerde bazı çevrelerin "ülkeye barış gelecek, CHP barışa karşı" şeklinde bir anlayışı ortaya attığını belirterek, 12 Eylül zindanlarında hesap veren, mağdur olan, çocuklarının adını barış, özgür koyan bir partinin mensuplarının barışa karşı olmasının söz konusu olamayacağını söyledi.
"Koca koca köşe yazarları da efendim neymiş, 'CHP tabanının, yüzde 53'ü mü, 63'ü mü neyse, barışa destek veriyormuş'. Yalan! Bu ülkede CHP'nin tabanı yüzde 100 barış istiyor" diyen Kılıçdaroğlu, ancak barışın, özgürlük ve demokrasiyle elde edilebileceğini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "hiçbir zaman terör örgütüyle pazarlık yapmadıklarını" söylediğini ifade eden ve bu yöndeki demeçlerini okuyan Kılıçdaroğlu, ancak kabinenin bir bakanın ise "tek bayrak, tek millet, tek devlet, tek vatan" konusunda pazarlık yapıldığı ve bundan ödün verilmediği yönündeki açıklamalarının basında yer aldığını aktardı.
Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Türkiye Cumhuriyeti'ndeki bütün yurttaşlarıma sesleniyorum; bir ülkenin vatanı, milleti, bayrağı, devleti pazarlık masasında olur mu olmaz mı- Recep Tayyip Erdoğan, sen mi doğruyu söylüyorsun, senin bakanın mı doğruyu söylüyor- Sen, 'pazarlık yapmadık' diyorsun, o da diyor ki '4 konuda pazarlık yaptık'. Kim doğruyu söylüyor-
Süreç konusunda Kandil'deki Karayılan'ın mı bilgisi daha fazla yoksa AKP Hükümeti'nin Sözcüsü Bülent Arınç'ın mı bilgisi daha fazla- Bugüne kadar bekledik. Dedik ki şu pazarlığı bir görelim bakalım nedir- Sayın Başbakan, 'Yok efendim pazarlık mazarlık yok. Biz bildiğimizi okuruz, pazarlık da asla yapmayız. Pazarlık yapanlar da alçaktır' diyor. Bu konuda Sayın Başbakan ile görüş birliği içindeyiz. Ben de aynı şeyi söylüyorum, pazarlık yapanlar alçaktır ve şerefsizdir."
Terör örgütü üyelerini sınır dışına çıkışlarına ilişkin de çelişkili açıklamalar olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın örgüt üyelerinin "ellerinde silahları ile sınır dışına çıkmalarının asla söz konusu olmadığı" yönünde açıklamaları olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Sonra ne oldu, AKP'nin Kandil'deki sözcüsü Karayılan açıklama yaptı, 'Yok efendim biz elde silahlarla gideceğiz. Ordu da müdahale etmeyecek. Ederse misilleme yaparız' Kim doğruyu söylüyor-" dedi.
Hükümetin sürece ilişkin konuşmadığını ancak Kandil'in medyanın önüne geçerek pazarlıkların sonunda, "silahlarımızla gideceğiz", "Öcalan dahil herkes özgürleşecek" şeklinde açıklamalar yaptığını kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Şimdi Recep Tayyip Erdoğan'a soruyorum; sen konuşmadın, senin adına konuştular. Bu söylenenler doğru mu değil mi- Silahların gölgesinde parlamentoya yasa teklifi getiriyorsanız, siz o silahlara teslim olan başbakansınız. Bunu unutma Recep Tayip Erdoğan.
Bilinen bir gerçek var. AKP-PKK işbirliği var. Herkes bunu biliyor artık. Şimdi anayasada yapacaklar. Eğer bir başbakan silahların gölgesinde söylenene teslim olmuşsa bağımsız iradesini kullanamaz artık. Recep Tayyip Erdoğan, PKK'nın tutsağıdır. Herkes bunu çok iyi bilsin."
CHP'nin yeni anayasa konusunda da tavrının çok açık olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, anayasanın birinci, ikinci ve üçüncü maddelerini okuyarak bu maddelerin kendileri için kırmızı çizgi olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, "Ayrıca anayasanın başlangıç bölümünde 'Türk milleti' lafı yer alacaktır. Onu oradan çıkarmaya Recep Tayyip Erdoğan'ın ne beyni, ne aklı ne gücü yeter. Türk sözü de anayasada kalacak, o da bizim kırmızı çizgimizdir. Atatürk'ün kurucu ve önder rolü anayasamazın başlangıç bölümünde bütün görkemiyle yer alacaktır" dedi.
Başbakan Erdoğan'a her yerde "Sen hangi ülkenin başbakanısın- Neden çıkıp Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanıyım diyemiyorsun-" sorusunu sorduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, "Çünkü cumhuriyetle sorunu var onun. Başkanlık hayalleriyle yatıp kalkıyor. Aç tavuk kendisini buğday ambarında sanır. Ecdadımızdan söz ediyor. Biz de ecdadımızla gurur duyarız ama o ecdadı kendi başkanlık hayallerine alet etmesin. Çok iyi bilsin, bu parlamentoda CHP olduğu sürece, başkanlık sistemi geçemez" ifadelerini kullandı.
Geçmişte AK Parti'ye oy verenlere, ülkesini seven yurtseverlere seslenen Kılıçdaroğlu, "AKP'nin maskesini gördünüz. Maskeyi indiren Kandil oldu. Orada söylediler, süreci açıkladılar. Artık Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ve onun başındaki kişinin birileri tarafından kullanıldığını, silaha teslim olduğunu herkesin bilmesini isterim" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, iktidarın gücünün vatandaşa yettiğini, "elinde silah olana ise esas duruşta 'bir talimatınız var mı-' diye sorduğunu, sonra da milletin önüne çıkarak, 'biz hiç pazarlık yapmadık' dediğini" ileri sürdü.
Partisinin daha önceki grup toplantılarından birinde 16 maddelik bir paket açıkladığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, hiç kimsenin Başbakan Erdoğan'a bu paket hakkında ne düşündüğünü sormadığını, soramadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, "Şimdi diyor ki 'tarihi yeniden yazacağız'. Çok basit iki köşe yazarı bulursun, cebini de doldurursun, sana yeni bir tarih kitabı yazarlar" şeklinde konuştu.
Konuşmasında 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün İstanbul'da Taksim'de kutlanması tartışmalarına da değinen Kılıçdaroğlu, Hükümetin bu konudaki tavrını eleştirdi.
Taksim Meydanı'na izin verilmemesine tepki gösteren ve yasakçı anlayışla sorunların çözülemeyeceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Eğer bir kişinin saçının teline zarar gelirse, bir kişinin burnu kanarsa onun sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan'dır" dedi.
