2006-11-06 - 23:00
Resmi bir ziyaret için Cezayir'de bulunan TBMM Başkanı Arınç, Cezayir Ulusal Halk Meclisi Başkanı Amar Saada'nın onuruna verdiği akşam yemeğine katıldı.
Cezayir Ulusal Halk Meclisi Başkanı Amar Saada'nın resmi davetlisi olarak bu ülkede bulunan TBMM Başkanı Arınç, Saada'nın onuruna verdiği akşam yemeğinde yaptığı konuşmada, "İki halk arasındaki müstesna kardeşlik duygularının, yaşanan işgallere rağmen koparılamadığını, aksine zamanın ve konjonktürel gelişmelerin sınamalarından başarıyla geçtiğini ve güçlenerek devam ettiğini memnuniyetle görmekteyiz." dedi.
TBMM Başkanı Arınç, dost ve kardeş ülke olarak nitelendirdiği Cezayir'i ziyaret etmekten büyük memnuniyet duyduğunu ifade ederek, Cezayir'e ilk defa gelmesine rağmen kendisini vatanında hissettiğini belirtti.
TARİH KİTAPLARINDA AYNI KAHRAMANLARI PAYLAŞIYORUZ..
Arınç; iki halkın arasında yüzyıllarca öteye uzanan ortak tarihi ve kültürel bağlara ve paylaşılan değerlere dayanan yakın dostluk ve kardeşlik hislerinin mevcut olduğunu söyleyerek; "Tarih kitaplarında aynı kahramanları paylaşan Türkler ve Cezayirliler arasında Barbaros Hayreddin ve Oruç Reis'te kök bulan bağlar, Uluç Ali'yle perçinlenmiş ve Akdeniz'in güvenliği bu kahramanlar tarafından yıllarca elbirliğiyle sağlanmıştır. İki halk arasındaki müstesna kardeşlik duygularının, yaşanan işgallere rağmen koparılamadığını, aksine zamanın ve konjonktürel gelişmelerin sınamalarından başarıyla geçtiğini ve güçlenerek devam ettiğini memnuniyetle görmekteyiz.
Cezayir'in Milli Kahramanı Emir Abdülkadir önderliğinde sömürgeci güçlere karşı yürütülen mücadelede de birlikte davranıldığı, Sultan II. Mahmud'un Mektupları, Hamdan Hoca'nın Anıları ve Kuloğullarının yararlılıklarına ilişkin çok sayıda tarihi belgeye işlenmiş ve günümüze aktarılmış bulunmaktadır. Emir Abdülkadir, tutsaklık döneminin ardından, kendi yurdu olarak gördüğü Türk topraklarına sığınmış, bir süre Bursa'da yaşadıktan sonra Şam'a gitmiştir" dedi.
Mustafa Kemal Atatürk'ün 1911 yılında Libya'da sömürgeciliğe karşı direnişi örgütlerken "burayı yitirmemiz, aynı zamanda Tunus'lu ve Cezayir'li kardeşlerimizle bağlantımızın kopması manasına gelir" şeklindeki özdeyişinin anlamına işaret eden TBMM Başkanı, "Birinci Dünya Savaşı yıllarında başka bir ülkenin üniformasıyla topraklarımıza gelen Cezayirli askerlerin Türk kardeşlerine ateş etmemeleri, Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Cezayir camilerinde başarımız için dualar okunması, 1954-1962 yıllarında Cezayir'in bağımsızlık mücadelesi yürütülürken de, Türk halkının her türlü desteği sağlaması bu bağların gücünü gösterir." Dedi.
TBMM Başkanı Arınç, soğuk savaşın sona ermesiyle, Türk-Cezayir ilişkilerinin doğal mecrasına dönerek hızlı bir biçimde gelişmekte olduğunu gördüklerini ve İki ülkenin, yakın tarihte geçirdikleri zor dönemlerde de birbirlerini yalnız bırakmadıklarını, karşılıklı desteklerini sürdürdüklerini söyledi.
CEZAYİR'DE SON ALTI YILIN POLİTİKALARI GELECEĞE GÜVENLE BAKMAMIZI SAĞLIYOR
Arınç, Cezayir'in, son dönemde, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve serbest piyasa ekonomisine geçişte cesur adımlar attığının takdirle müşahade edildiğini söyleyerek: "Cezayir'de son altı sene içerisinde uygulanan politikalar sonucunda varılan nokta, geleceğe güvenle bakmamızı sağlamaktadır. Önümüzdeki dönemde bu adımların köklü reformlarla sürdürüleceğine, Cezayirli kardeşlerimizin ulusal uzlaşı ve barış anlayışıyla çağdaş uygarlık, ekonomik özgürlük ve hukuk devleti yolunda yeni atılımlar gerçekleştirerek, toplumsal refahlarını artıracaklarına olan inancım tamdır" dedi.
Arınç, Cezayir'in, AB ile imzalanan Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması ve NATO'nun Akdeniz Diyaloğu sürecinin en etkin üyelerinden biri olması, Türkiye ve Cezayir'in, Avrupa-Atlantik işbirliğinin bu önde gelen kurumunda aynı masada oturmalarına ve işbirliği yapmalarına imkan tanıdığını belirtti.
Türkiye ve Cezayir'in Akdeniz havzasındaki müstesna jeostratejik konumlarından ve Akdeniz ülkeleriyle var olan derin tarihi, siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerinden hareketle, bu bölgede barış ve istikrarın ilerletilmesine yönelik somut işbirliği politikaları geliştirebileceğini söyleyen TBMM Başkanı Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü;
"Türkiye'de "2005 Afrika Yılı" çerçevesinde düzenlenen faaliyetler, "Uluslararası Birinci Türk-Afrika Kongresi"yle doruğa ulaşmıştır. Bu çerçevede, Türkiye ile Afrika arasında işbirliğinin geliştirilmesi açısından önemli olanakların bulunduğu anlaşılmış ve "Afrika Yılı" ile kazanılan ivmenin, izleyen yıllarda da sürdürülmesi kararlaştırılmıştır. Türkiye'nin Afrika Birliği nezdindeki gözlemci statüsünden hareketle, Afrika temelli etkinliklerin düzenlenmesi ve bu çerçevede siyasetçi, işadamı, sanatçı ve sporcu değişiminde bulunulması öngörülmektedir. Ülkenizin önder konumda olduğu NEPAD girişimi de bu açıdan önemli olanaklar içermektedir."
Birbirlerini tamamlayan unsurlar taşıyan iktisadi yapılarıyla Türkiye ile Cezayir arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesi açısından bir üst sınırın bulunmadığını belirten Arınç, "Avrupa Birliği ile Ortaklık ve İşbirliği Anlaşmanız ve ülkemizin desteğiyle yakın bir gelecekte gerçekleştirmesini beklediğimiz Dünya Ticaret Örgütü üyeliğiniz, Türkiye ve Cezayir arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi bakımından önemli imkânlar sunmaktadır.
Türkiye ile Cezayir arasında Serbest Ticaret Anlaşması'na yönelik müzakerelerin en kısa zamanda sonuçlandırılması bu çerçevede ayrıca önem kazanmaktadır" dedi.
Türkiye'nin çağdaş uygarlığa ulaşma hedefi doğrultusunda gerçekleştirdiği reformlarla Kopenhag ölçütlerini yerine getirdiğini ve bu doğrultuda AB ile üyelik müzakerelerinin Ekim 2005'te başladığını hatırlatan Arınç, bu görüşmelerle AB'nin, uygarlıklar çatışmasını istemediğini, evrensel değerleri simgelediğini, Orta Doğu, Balkanlar, Kafkaslar, Asya ve Akdeniz coğrafyalarında güçlü bir konum kazanarak, barış ve istikrarı sağlamayı arzuladığını kanıtladığı önemli kazanımlar elde edeceğini söyledi.
Cezayir Ulusal Halk Meclisi Başkanı Amar Saada'nın onuruna verdiği akşam yemeğinde yaptığı konuşmada, Kıbrıs'ta son dönemde yaşanan gelişmelere de değinen TBMM Başkanı Arınç, "Annan Planı süreci ve buna bağlı olarak yapılan halkoylamaları hatırlandığında, gerek Türkiye'nin, gerek KKTC'nin almış olduğu tutumlar ortadadır. Türkiye, 24 Ocak 2006 tarihinde açıkladığı ve Kıbrıs'taki tüm kısıtlamaların kaldırılmasını öngören Eylem Planıyla, özverili politikalarına bir halka daha ekleyerek, çözüm yolunda üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirmiştir. Türkiye'ye bunun ötesinde bir istekle gelmek ve çözüm istemeyenlerin üzerine gitmemek öncelikle adalet ilkelerine aykırıdır. Türkiye halen Birleşmiş Milletler çerçevesinde kalıcı bir çözüm için gayret sarfetmeye devam etmektedir" dedi.
Arınç, Cezayir Ulusal Halk Meclisi Başkanı Amar Saada tarafından onuruna verilen akşam yemeğinde yaptığı konuşmasını şöyle sürdürdü;
"Uluslararası toplumun ve özellikle İKÖ üyelerinin gerekli açılımı fazlasıyla göstermiş olan Kıbrıs'taki Türk kardeşlerinin içinde bulundukları yalnızlıktan çıkartılmaları için atacakları somut adımlar ve gösterecekleri dayanışma çözümü hızlandıracaktır.
Türkiye'nin İslam Konferansı Örgütünün etkin ve verimli bir işbirliği ortamına dönüştürülmesi ve üye ülkelerin ortak çıkarlarının başarıyla savunulabilmesi için gerekli dayanışmanın gösterilmesi yolundaki beklentisi kendi ulusal çıkarlarıyla sınırlı değildir. Bu örgütün daha büyük işlerlik ve saygınlık kazanmasının, bütün üye ülkelerin çıkarlarına olacağına inanılmaktadır.
Türkiye'nin bölgesindeki istikrarsızlıktan büyük kaygı duyduğunu belirtmeme sanırım gerek bulunmamaktadır. Bu çerçevede son dönemde özellikle Irak, Filistin, İran ve Suriye'de süregelen gelişmeler, bölgesel barış ve istikrarı uzun dönemde etkileyecek unsurlar içermektedir.
Bütün bu konularda Cezayir ile görüşlerimizin örtüştüğünü memnuniyetle görmekteyiz. Bölgemizde kalıcı barış ve istikrar için birlikte çalışma azmi içindeyiz.
Son dönemde Türkiye ile Cezayir arasında gerçekleştirilen üst düzey ziyaretler, siyasal ilişkilerimizin tatminkar içeriğini ve dış politika amaçlarımızın benzerlik içinde olduğunu bir kez daha teyid etmiştir.
Nitekim Cezayirli yetkililerin, ikili işbirliğimizi hak ettiği zirvelere çıkarmak için hiç bir çabayı esirgemeyeceğini belirtmesi, Türkiye tarafından büyük memnuniyet ve heyecanla karşılanmıştır."
TBMM Başkanı Arınç Cezayir'e gerçekleştirdiği ziyaret çerçevesinde Askeri Müzeyi'de gezeceğini belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü;
"Ziyaretim sırasında, tüm mazlum milletlerin desteklediği mücadelenizin önemli aşamalarının sergilendiği Askeri Müze'yi de gezme fırsatını bulacağım. Bu suretle, sömürgecilerin Cezayir halkına karşı yaptıkları mezalimin izlerini bizzat müşahade edeceğim. Bildiğiniz gibi, Fransa Ulusal Meclisinde sözde "Ermeni Soykırımı Yasası" kabul edilmiştir. Senato tarafından da onaylandığı takdirde yürürlüğe girecek olan bu yasayla hem Türkiye'ye karşı haksızlık edilmiş, hem de ifade özgürlüğüne uymayan ve demokratik bir ülkeye yakışmayan bir davranış sergilenmiştir. Kendi tarihiyle ilgili suçlamalar karşısında konuyu tarihçilere bırakmak gerektiğini ve tarihin yasayla yazılamayacağını savunan Fransız siyaset adamlarının, Türkiye'nin tarihine gelince kendilerinde karar alma hakkı görmeleri ibret vericidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu davranışı şiddetle kınamaktadır."
Arınç, ayrıca, İki milletin tarihi dostluğunun önde gelen sembollerinden olan Dayı Sarayı'nı gezme olanağını bulacağını belirtti.
Dayı Sarayı'nın Cezayir'in talebi doğrultusunda, Türk uzmanlar tarafından restore edilerek gelecek kuşaklara taşınması ve bu süreçte Cezayirli uzmanların eğitilmesine yönelik çalışmaların sürdürüldüğünü belirten Arınç, "Ortak tarih ve kültür alanında Türkiye'nin katkılarını esirgemeyeceğini ve Türkiye'nin her türlü yardıma hazır olduğunu bilmenizi istiyorum." Dedi.
TBMM Başkanı Arınç, bugün gerçekleşen görüşmelerde, siyasal ilişkilerde herhangi bir sorun bulunmadığını ve dış politika amaçlarının benzerlik içinde olduğunu bir kez daha gördüklerini belirterek, ikili ilişkilerin daha da geliştirme kararlılığını yinelediklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın Cezayir ziyareti sırasında imzalanmış olan "Dostluk ve İşbirliği Anlaşması"nın iki ülke meclisi tarafından onaylanmasının Türkiye ile Cezayir arasındaki ilişkilerin derinleştirilip çeşitlendirilmesini sağlayacağını belirten Arınç konuşmasını şöyle tamamladı;
"Bugün gerek baş başa, gerek heyetler halinde gerçekleştirilen görüşmelerimizin ve yapacağımız diğer temasların ilişkilerimize ve işbirliğimize katkıda bulunacağına inanıyorum.
Bu bağlamda ikili ilişkilerimizin ve karşılıklı işbirliğimizin geliştirilmesinde Parlamentolarımızın üzerine düşen görevler bağlamında bugün imzalamış olduğumuz Mutabakat Muhtırasının da bu konuda önemli işleve sahip olacağına içtenlikle inanıyorum."
(*) TBMM Başkanı Arınç'ın, Cezayir Ulusal Halk Meclisi Başkanı Amar Saada'nın onuruna verdiği akşam yemeğinde yaptığı konuşmanın tam metni "İLGİLİ DOKÜMANLAR" bölümünde yer almaktadır..
TBMM Başkanı Arınç, dost ve kardeş ülke olarak nitelendirdiği Cezayir'i ziyaret etmekten büyük memnuniyet duyduğunu ifade ederek, Cezayir'e ilk defa gelmesine rağmen kendisini vatanında hissettiğini belirtti.
TARİH KİTAPLARINDA AYNI KAHRAMANLARI PAYLAŞIYORUZ..
Arınç; iki halkın arasında yüzyıllarca öteye uzanan ortak tarihi ve kültürel bağlara ve paylaşılan değerlere dayanan yakın dostluk ve kardeşlik hislerinin mevcut olduğunu söyleyerek; "Tarih kitaplarında aynı kahramanları paylaşan Türkler ve Cezayirliler arasında Barbaros Hayreddin ve Oruç Reis'te kök bulan bağlar, Uluç Ali'yle perçinlenmiş ve Akdeniz'in güvenliği bu kahramanlar tarafından yıllarca elbirliğiyle sağlanmıştır. İki halk arasındaki müstesna kardeşlik duygularının, yaşanan işgallere rağmen koparılamadığını, aksine zamanın ve konjonktürel gelişmelerin sınamalarından başarıyla geçtiğini ve güçlenerek devam ettiğini memnuniyetle görmekteyiz.
Cezayir'in Milli Kahramanı Emir Abdülkadir önderliğinde sömürgeci güçlere karşı yürütülen mücadelede de birlikte davranıldığı, Sultan II. Mahmud'un Mektupları, Hamdan Hoca'nın Anıları ve Kuloğullarının yararlılıklarına ilişkin çok sayıda tarihi belgeye işlenmiş ve günümüze aktarılmış bulunmaktadır. Emir Abdülkadir, tutsaklık döneminin ardından, kendi yurdu olarak gördüğü Türk topraklarına sığınmış, bir süre Bursa'da yaşadıktan sonra Şam'a gitmiştir" dedi.
Mustafa Kemal Atatürk'ün 1911 yılında Libya'da sömürgeciliğe karşı direnişi örgütlerken "burayı yitirmemiz, aynı zamanda Tunus'lu ve Cezayir'li kardeşlerimizle bağlantımızın kopması manasına gelir" şeklindeki özdeyişinin anlamına işaret eden TBMM Başkanı, "Birinci Dünya Savaşı yıllarında başka bir ülkenin üniformasıyla topraklarımıza gelen Cezayirli askerlerin Türk kardeşlerine ateş etmemeleri, Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Cezayir camilerinde başarımız için dualar okunması, 1954-1962 yıllarında Cezayir'in bağımsızlık mücadelesi yürütülürken de, Türk halkının her türlü desteği sağlaması bu bağların gücünü gösterir." Dedi.
TBMM Başkanı Arınç, soğuk savaşın sona ermesiyle, Türk-Cezayir ilişkilerinin doğal mecrasına dönerek hızlı bir biçimde gelişmekte olduğunu gördüklerini ve İki ülkenin, yakın tarihte geçirdikleri zor dönemlerde de birbirlerini yalnız bırakmadıklarını, karşılıklı desteklerini sürdürdüklerini söyledi.
CEZAYİR'DE SON ALTI YILIN POLİTİKALARI GELECEĞE GÜVENLE BAKMAMIZI SAĞLIYOR
Arınç, Cezayir'in, son dönemde, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve serbest piyasa ekonomisine geçişte cesur adımlar attığının takdirle müşahade edildiğini söyleyerek: "Cezayir'de son altı sene içerisinde uygulanan politikalar sonucunda varılan nokta, geleceğe güvenle bakmamızı sağlamaktadır. Önümüzdeki dönemde bu adımların köklü reformlarla sürdürüleceğine, Cezayirli kardeşlerimizin ulusal uzlaşı ve barış anlayışıyla çağdaş uygarlık, ekonomik özgürlük ve hukuk devleti yolunda yeni atılımlar gerçekleştirerek, toplumsal refahlarını artıracaklarına olan inancım tamdır" dedi.
Arınç, Cezayir'in, AB ile imzalanan Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması ve NATO'nun Akdeniz Diyaloğu sürecinin en etkin üyelerinden biri olması, Türkiye ve Cezayir'in, Avrupa-Atlantik işbirliğinin bu önde gelen kurumunda aynı masada oturmalarına ve işbirliği yapmalarına imkan tanıdığını belirtti.
Türkiye ve Cezayir'in Akdeniz havzasındaki müstesna jeostratejik konumlarından ve Akdeniz ülkeleriyle var olan derin tarihi, siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerinden hareketle, bu bölgede barış ve istikrarın ilerletilmesine yönelik somut işbirliği politikaları geliştirebileceğini söyleyen TBMM Başkanı Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü;
"Türkiye'de "2005 Afrika Yılı" çerçevesinde düzenlenen faaliyetler, "Uluslararası Birinci Türk-Afrika Kongresi"yle doruğa ulaşmıştır. Bu çerçevede, Türkiye ile Afrika arasında işbirliğinin geliştirilmesi açısından önemli olanakların bulunduğu anlaşılmış ve "Afrika Yılı" ile kazanılan ivmenin, izleyen yıllarda da sürdürülmesi kararlaştırılmıştır. Türkiye'nin Afrika Birliği nezdindeki gözlemci statüsünden hareketle, Afrika temelli etkinliklerin düzenlenmesi ve bu çerçevede siyasetçi, işadamı, sanatçı ve sporcu değişiminde bulunulması öngörülmektedir. Ülkenizin önder konumda olduğu NEPAD girişimi de bu açıdan önemli olanaklar içermektedir."
Birbirlerini tamamlayan unsurlar taşıyan iktisadi yapılarıyla Türkiye ile Cezayir arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesi açısından bir üst sınırın bulunmadığını belirten Arınç, "Avrupa Birliği ile Ortaklık ve İşbirliği Anlaşmanız ve ülkemizin desteğiyle yakın bir gelecekte gerçekleştirmesini beklediğimiz Dünya Ticaret Örgütü üyeliğiniz, Türkiye ve Cezayir arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi bakımından önemli imkânlar sunmaktadır.
Türkiye ile Cezayir arasında Serbest Ticaret Anlaşması'na yönelik müzakerelerin en kısa zamanda sonuçlandırılması bu çerçevede ayrıca önem kazanmaktadır" dedi.
Türkiye'nin çağdaş uygarlığa ulaşma hedefi doğrultusunda gerçekleştirdiği reformlarla Kopenhag ölçütlerini yerine getirdiğini ve bu doğrultuda AB ile üyelik müzakerelerinin Ekim 2005'te başladığını hatırlatan Arınç, bu görüşmelerle AB'nin, uygarlıklar çatışmasını istemediğini, evrensel değerleri simgelediğini, Orta Doğu, Balkanlar, Kafkaslar, Asya ve Akdeniz coğrafyalarında güçlü bir konum kazanarak, barış ve istikrarı sağlamayı arzuladığını kanıtladığı önemli kazanımlar elde edeceğini söyledi.
Cezayir Ulusal Halk Meclisi Başkanı Amar Saada'nın onuruna verdiği akşam yemeğinde yaptığı konuşmada, Kıbrıs'ta son dönemde yaşanan gelişmelere de değinen TBMM Başkanı Arınç, "Annan Planı süreci ve buna bağlı olarak yapılan halkoylamaları hatırlandığında, gerek Türkiye'nin, gerek KKTC'nin almış olduğu tutumlar ortadadır. Türkiye, 24 Ocak 2006 tarihinde açıkladığı ve Kıbrıs'taki tüm kısıtlamaların kaldırılmasını öngören Eylem Planıyla, özverili politikalarına bir halka daha ekleyerek, çözüm yolunda üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirmiştir. Türkiye'ye bunun ötesinde bir istekle gelmek ve çözüm istemeyenlerin üzerine gitmemek öncelikle adalet ilkelerine aykırıdır. Türkiye halen Birleşmiş Milletler çerçevesinde kalıcı bir çözüm için gayret sarfetmeye devam etmektedir" dedi.
Arınç, Cezayir Ulusal Halk Meclisi Başkanı Amar Saada tarafından onuruna verilen akşam yemeğinde yaptığı konuşmasını şöyle sürdürdü;
"Uluslararası toplumun ve özellikle İKÖ üyelerinin gerekli açılımı fazlasıyla göstermiş olan Kıbrıs'taki Türk kardeşlerinin içinde bulundukları yalnızlıktan çıkartılmaları için atacakları somut adımlar ve gösterecekleri dayanışma çözümü hızlandıracaktır.
Türkiye'nin İslam Konferansı Örgütünün etkin ve verimli bir işbirliği ortamına dönüştürülmesi ve üye ülkelerin ortak çıkarlarının başarıyla savunulabilmesi için gerekli dayanışmanın gösterilmesi yolundaki beklentisi kendi ulusal çıkarlarıyla sınırlı değildir. Bu örgütün daha büyük işlerlik ve saygınlık kazanmasının, bütün üye ülkelerin çıkarlarına olacağına inanılmaktadır.
Türkiye'nin bölgesindeki istikrarsızlıktan büyük kaygı duyduğunu belirtmeme sanırım gerek bulunmamaktadır. Bu çerçevede son dönemde özellikle Irak, Filistin, İran ve Suriye'de süregelen gelişmeler, bölgesel barış ve istikrarı uzun dönemde etkileyecek unsurlar içermektedir.
Bütün bu konularda Cezayir ile görüşlerimizin örtüştüğünü memnuniyetle görmekteyiz. Bölgemizde kalıcı barış ve istikrar için birlikte çalışma azmi içindeyiz.
Son dönemde Türkiye ile Cezayir arasında gerçekleştirilen üst düzey ziyaretler, siyasal ilişkilerimizin tatminkar içeriğini ve dış politika amaçlarımızın benzerlik içinde olduğunu bir kez daha teyid etmiştir.
Nitekim Cezayirli yetkililerin, ikili işbirliğimizi hak ettiği zirvelere çıkarmak için hiç bir çabayı esirgemeyeceğini belirtmesi, Türkiye tarafından büyük memnuniyet ve heyecanla karşılanmıştır."
TBMM Başkanı Arınç Cezayir'e gerçekleştirdiği ziyaret çerçevesinde Askeri Müzeyi'de gezeceğini belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü;
"Ziyaretim sırasında, tüm mazlum milletlerin desteklediği mücadelenizin önemli aşamalarının sergilendiği Askeri Müze'yi de gezme fırsatını bulacağım. Bu suretle, sömürgecilerin Cezayir halkına karşı yaptıkları mezalimin izlerini bizzat müşahade edeceğim. Bildiğiniz gibi, Fransa Ulusal Meclisinde sözde "Ermeni Soykırımı Yasası" kabul edilmiştir. Senato tarafından da onaylandığı takdirde yürürlüğe girecek olan bu yasayla hem Türkiye'ye karşı haksızlık edilmiş, hem de ifade özgürlüğüne uymayan ve demokratik bir ülkeye yakışmayan bir davranış sergilenmiştir. Kendi tarihiyle ilgili suçlamalar karşısında konuyu tarihçilere bırakmak gerektiğini ve tarihin yasayla yazılamayacağını savunan Fransız siyaset adamlarının, Türkiye'nin tarihine gelince kendilerinde karar alma hakkı görmeleri ibret vericidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu davranışı şiddetle kınamaktadır."
Arınç, ayrıca, İki milletin tarihi dostluğunun önde gelen sembollerinden olan Dayı Sarayı'nı gezme olanağını bulacağını belirtti.
Dayı Sarayı'nın Cezayir'in talebi doğrultusunda, Türk uzmanlar tarafından restore edilerek gelecek kuşaklara taşınması ve bu süreçte Cezayirli uzmanların eğitilmesine yönelik çalışmaların sürdürüldüğünü belirten Arınç, "Ortak tarih ve kültür alanında Türkiye'nin katkılarını esirgemeyeceğini ve Türkiye'nin her türlü yardıma hazır olduğunu bilmenizi istiyorum." Dedi.
TBMM Başkanı Arınç, bugün gerçekleşen görüşmelerde, siyasal ilişkilerde herhangi bir sorun bulunmadığını ve dış politika amaçlarının benzerlik içinde olduğunu bir kez daha gördüklerini belirterek, ikili ilişkilerin daha da geliştirme kararlılığını yinelediklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın Cezayir ziyareti sırasında imzalanmış olan "Dostluk ve İşbirliği Anlaşması"nın iki ülke meclisi tarafından onaylanmasının Türkiye ile Cezayir arasındaki ilişkilerin derinleştirilip çeşitlendirilmesini sağlayacağını belirten Arınç konuşmasını şöyle tamamladı;
"Bugün gerek baş başa, gerek heyetler halinde gerçekleştirilen görüşmelerimizin ve yapacağımız diğer temasların ilişkilerimize ve işbirliğimize katkıda bulunacağına inanıyorum.
Bu bağlamda ikili ilişkilerimizin ve karşılıklı işbirliğimizin geliştirilmesinde Parlamentolarımızın üzerine düşen görevler bağlamında bugün imzalamış olduğumuz Mutabakat Muhtırasının da bu konuda önemli işleve sahip olacağına içtenlikle inanıyorum."
(*) TBMM Başkanı Arınç'ın, Cezayir Ulusal Halk Meclisi Başkanı Amar Saada'nın onuruna verdiği akşam yemeğinde yaptığı konuşmanın tam metni "İLGİLİ DOKÜMANLAR" bölümünde yer almaktadır..
