2007-02-06 - 12:40
AK PARTİ GENEL BAŞKANI VE BAŞBAKAN ERDOĞAN: "TÜRKİYE DAHA BÜYÜK, DAHA GENİŞ DÜŞÜNMEYE BAŞLIYOR"
Başbakan Erdoğan partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 1980 yılından bu yana kapalı olan Türkiye ile Suriye arasındaki Çobanbey İstasyonu'nun yeniden hizmete açılacağını bildirerek, ''Trenlerimizin ulaştığı her istasyona, vagonlar dolusu dostluk ve kardeşlik götürüyoruz'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,AK Parti
iktidarıyla Türkiye'nin, bir çok uluslararası projenin merkez ülkesi haline
geldiğini belirterek, ''Türkiye, yeni bir vizyona kavuşuyor, daha geniş,
daha büyük düşünmeye başlıyor'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 1980 yılından
bu yana kapalı olan Türkiye ile Suriye arasındaki Çobanbey İstasyonu'nun yeniden
hizmete açılacağını bildirerek, ''Trenlerimizin ulaştığı her istasyona, vagonlar
dolusu dostluk ve kardeşlik götürüyoruz'' dedi.

Geçmişte büyük ölçüde içe kapalı, dünyaya tamamıyla kapalı yaşayan
Türkiye'nin, Hükümetleri döneminde sağlanan yeni açılımlarla artık dünya ile
birleştiğini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:
''Milletimizin ufku genişliyor. Hedeflerimiz ise büyümeye devam ediyor.
Yarın Gürcistan'a gidiyoruz. Burada hem Kars-Tiflis-Ahırkelek Demiryolu
Projesine ilişkin anlaşmanın imza törenini hem de bir Türk firmasının içinde
bulunduğu konsorsiyum tarafından yapılan Tiflis Uluslararası Hava Limanı'nın
açılışını gerçekleştireceğiz.
Daha önce Azerbaycan ve Gürcistan ile bölgedeki en önemli enerji
projelerinden Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının açılışını, bildiğiniz gibi
gerçekleştirmiştik. Ve üç ülke arasındaki dostluğun her zamankinden daha fazla
güçlenmesine vesile olan bir adımdı bu...
Bu çalışmadan sonra Türkiye'nin jeostratejik önemini, jeopolitik konumunu
daha da güçlendirecek bir büyük yatırımın imza törenini, Azerbaycan ve Gürcistan
Devlet Başkanlarıyla birlikte gerçekleştiriyoruz. Özellikle bu demiryoluyla yani
Kars-Tiflis-Ahırkelek demiryoluyla birlikte şu anda Türk cumhuriyetlerine uzanan
bir adımı da atmış olacağız.
Özellikle Gürcistan ve Azerbaycan demiryolu hatları da iyileştirilerek,
standart bir hale kavuşturulacak. Bu hatla birlikte Türkiye, Asya ve Avrupa
kıtaları arasında ulaşım koridoru olma özelliğini daha da güçlendirecek. Çin ile
Kazakistan arasındaki demiryolunun inşa edilmesi ve Boğaz geçişli MARMARAY Tüp
Geçidinin tamamlanmasıyla bu proje, kıtaları birbirine bağlayan bir hatta
dönüşmüş olacak.''

''DOSTLUK VE KARDEŞLİK''

Demiryollarının ulaştığı her hattı, aynı zamanda bu coğrafyada yaşanan
toplumları birbirine daha sıkı bağlayacak, kaynaştıracak bir dostluk hattı olarak
gördüklerini ifade eden Erdoğan, ''Trenlerimizin ulaştığı her istasyona, vagonlar
dolusu dostluk ve kardeşlik götürüyoruz'' dedi.

Erdoğan, Türkiye'de hızla devam eden büyük demiryolu atılımını da bu tabloya
dahil ederek düşünmek gerektiğini belirterek, yapım çalışmaları devam eden
Ankara-İstanbul ve Ankara-Konya demiryolları hakkında bilgi verdi.

SURİYE İLE YENİ SINIR KAPISI

Erdoğan, 1980 yılından bu yana kapalı olan, Türkiye ile Suriye arasındaki
üçüncü demiryolu sınırkapısı Çobanbey İstasyonu'nu, yakın zamanda yeniden hizmete
açacaklarını bildirdi.

Türkiye'nin, uluslararası demiryolu taşımacılığını 1.6 milyon tondan 3.6
milyon tona çıkardığını ifade eden Erdoğan, demiryollarının ülkeler arasında
insani, ticari ve kültürel bağlar kurulmasına da katkı sağlayacağını söyledi.

AFRİKA

Erdoğan, geçen hafta Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesinin
açılış oturumuna katılmak üzere Etiyopya'ya gittiğini hatırlatarak, Türkiye'nin
ilk kez bu toplantıya başbakan düzeyinde katıldığını belirtti.

Afrika'nın, 53 bağımsız ülkenin yer aldığı son derece zengin bir kıta
olduğuna dikkati çeken Erdoğan, ''Afrika'nın problemlerine duyarsız, ilgisiz ve
sağır kalmadık'' diye konuştu.

Erdoğan, TİKA aracılığıyla Afrika ülkeleri ile ilişkileri daha da
yoğunlaştırmayı hedeflediklerini bildirerek, ''Elbette diploması önemlidir,
elbette ticaret önemlidir ama daha önemlisi insanlığın vicdanındaki yaraların
kapatılmasıdır'' dedi.

Afrika kıtasında yaşayanların sıkıntılarının gelişmiş ülkelerce dikkate
alınması ve çözüm geliştirilmesinin önemine işaret eden Erdoğan, Türkiye'nin ''bu
medeniyet sorumluluğunu hakkıyla taşıyacağını'' ve Afrika'nın sorunlarının çözümü
yolunda her zeminde gayret göstereceğini söyledi.


LAİKLİK İLKESİNİN ANAYASA'DA YER ALMASININ 70. YILDÖNÜMÜ..

Milletin, Cumhuriyetin temel niteliklerini benimsemiş, laiklik gibi demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerini özümsediğini ve sosyal devlet olma anlayışını kavradığını anlatan Erdoğan, ''Bu itibarla bütün değer ve kurumlarıyla Cumhuriyetimizin de demokrasimizin de en büyük güvencesi aziz milletimizdir'' dedi.

Dün, laiklik ilkesinin Anayasada yer almasının 70. yıldönümü olduğunu hatırlatan Erdoğan,
''Geçen sürede laiklik ilkesinin farklı inanç ve yaşam biçimleri için özgürleştirici bir güvence olarak taşıdığı önem, çok daha iyi anlaşılmıştır. Laikliği ayrıştırıcı değil, birleştirici bir ilke olarak yaşatıp gelecek kuşaklara taşımak için gündelik siyasi tartışmaların üstünde tutmaya büyük özen gösterdik. Hükümet olarak bu sorumluluk şuuru ile Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi daha güçlendirmek için çalışmaya devam edeceğiz. Özellikle, partimizin kuruluşunda ifade ettiğimiz gibi bizler, 1982 Anayasasının gerekçesinde tanımını bulan laiklik tanımını parti olarak benimsemiş ve programımız içine aynen yerleştirmiş bulunuyoruz.''

''HUKUK İLE KANUNU BİRBİRİNE KARIŞTIRMAYALIM''

Cumhuriyet, demokrasi ve laiklik kadar önemli olan bir anayasal kavramının da hukuk devleti olduğunu vurgulayan Erdoğan,''Cumhuriyeti de demokrasiyi de laikliği de yaşatmanın ve korumanın yolu, hukuk devleti anlayışını koruyabilmekten, geliştirmekten geçiyor. Adalet, mülkün temeli... Hukuk, demokratik sistemin de ana taşıyıcı sütunudur. Hukuk ile kanunu lütfen birbirine karıştırmayalım. Hukuk devleti olmak başka bir şeydir, kanun devleti olmak
bambaşka bir şeydir. Bunları birbirine karıştırmayalım'' diye konuştu. Başbakan Erdoğan, her şeyden önce Türkiye'yi bir hukuk devleti olarak görmek suretiyle insanların hukukunu koruma bilincine kavuşması noktasında çalışmalarını sürdürdüklerini anlatarak, ''Aslolan budur. Bu anlayış, milleti devlete göre önceleyen bir anlayıştır. Diğer anlayış ise devleti millete göre önceleyen bir anlayıştır. Biz, milleti öne çıkaran bir gayretin içerisindeyiz. Buna
çalışıyoruz. Onun için çıkışımızdaki temel felsefeyi; insanı yücelt ki devlet yücelsin anlayışı üzerine bina ettik'' dedi.

Hukuk devletinin, ''bir ülkede yaşayan herkesin ve her kurumun hukuk kurallarına bağlı olduğu, herkesin uyması gereken objektif kuralları kayıt altına aldığı devlet yapısı olduğuna'' dikkati çeken Erdoğan, hukuk devletini yasa devletinden ayıran özelliğin; temel hak ve özgürlükler gibi evrensel değerleri kabul etmesi olduğunu vurguladı.

-''HUKUK KURALLARINA KARŞI İMTİYAZ VE KAYIRMA...''-
Erdoğan, hükümetleri döneminde demkoratikleşme adımları kadar hukuk devleti anlayışını da geliştirmenin, çağdaş normalara kavuşturmanın mücadelesini verdiklerini belirterek, şunları kaydetti:
''Hukuk devleti anlayışını koruyamazsak, ne hukuku ne adaleti ne de toplumsal birlik ve bütünlüğümüzü koruyabiliriz. Bu nedenle hükümetimiz, geçen 4 yılda sadece adi suçlarla mücadele etmekle kalmamış, hukuk sistemi içinde kendilerine karanlık odalar, imtiyazlı alanlar oluşturmak isteyen yapılanmalarla da etkin mücadele etmiştir, etmeye devam edecektir. Türkiye, hükümetimizle birlikte faili meçhullerle anılan dönemlerden, olayların faillerinin kısa sürede yakalandıkları aktif mücadele dönemine girmiştir. Eğer kendilerini kanunlardan azade, hukuken bağımsız görenler, hukuk kurallarına karşı imtiyaz ve kayırma bekleyenler varsa, bunlar büyük bir yanılgı içindedir. Kayıtdışı yönetim, kayıtdışı ekonomi, kayıtdışı güvenlik anlayışı olamaz, olmamalıdır. Hukukun üstünlüğü ilkesinin zedelenmesine kesinlikle göz yummadık, göz yummayacağız. Eğer birileri kalkıp ülkeyi ve vatanı kurtarmak adına hukuku ayaklar altına alıyorsa orada masum ve gözardı edilecek bir durumdan söz edilemez. Hiçbir gerekçe, hukuku çiğnemeyi masum gösteremez.''

''ÇETELERİN TAM DA İSTEDİĞİ...''
Erdoğan; birilerinin ''bunları söyleyenler devleti, milliyetçiliği töhmet altında bırakıyor'' dediğini belirterek, ''Hayır yanılıyorsunuz veya milletimizi bilerek yanıltıyorsunuz. Mülagata yapıyorsunuz. Hata da çetelerin tam da istediği gibi tehlikeli bir şekilde kurumlarımızı karşı karşıya getiriyorsunuz. Kimse yanlış yapamaz. Birkaç kişi üzerinden devletimizi, devletimizin kurumlarını yıpratmaya tevessül etmesin. Bilsinler ki bunlara bizim iktidarımızda yer
yoktur'' dedi.

Erdoğan, derin devletin, devletin kurumları ve kendisi olmadığını belirterek, ''Derin devlet, kurumlar içerisinde kendi anlayışları veya kendi kutsalları adına yetkilerini aşarak, hukukun dışına çıkmak suretiyle oluşan çeteleşmelerdir'' dedi.

Bu konudaki açıklamasının ardından bazı kişilerin, ''Sen Başbakansın, iktidarsın, çöz bitir bu işi...'' dediklerini hatırlatan Erdoğan, ''Kusura bakmayın bu kadar kolaysa, bunca zamandır iktidar oldunuz. Ne yaptınız bu ülkede, hiçbir şey...Biz şu anda çomağı soktuk. Onun için bundan rahatsız olanların sesi yükselmeye başladı'' görüşünü ifade etti.

Erdoğan; ''derin devlet''den ne anladıklarını çok açık ifade ettiğini belirterek, şöyle konuştu: ''Derin devlet dedikleri, devletimizin kurumları değildir, devletin kendisi hiç değildir. Derin devlet, kurumlar içerisinde kendi anlayışları veya kendi kutsalları adına yetkilerini aşarak hukukun dışına çıkmak suretiyle oluşan çeteleşmelerdir. Bunu söyledim. Bu tür çeteleşmeler, dünyanın başka ülkelerinde olduğu gibi taa Osmanlı'dan beri bizde de var, ola gelmiştir. Birileri bunu alıp hemen, 'Sen Başbakansın, iktidarsın, çöz, bitir bu işi...' diyor. Kusura bakmayın bu kadar kolaysa bunca zamandır iktidar oldunuz. Hep bunları sizler konuştunuz;
'gerillalar' dediniz, 'kontrgerilla' dediniz. Ne yaptınız bu ülkede, hiçbir şey. Biz şu anda çomağı soktuk. Onun için bundan rahatsız olanların sesi yükselmeye başladı.''

Konuşması ''Seninleyiz her zaman, Recep Tayyip Erdoğan'' sloganlarıyla kesilen Erdoğan, ''Faili meçhuller dönemi kapandı. Ama bundan önce dikkat ederseniz, failleri meçhulleri dinlemekten başka ne yapıldı. Şimdi tüm bağlantılar, şunlar, bunlar üzerinde yaptığımız çalışmalarla bir yerlere doğru varıldı. Bunların neticesini yüzde 100 alamazsak da büyük oranda inşallah alıyoruz, alacağız'' diye konuştu.

Devlete ve devletin kurumlarına en büyük zararı bu tür yanlışların içinde olanların verdiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, ''Kimse devleti töhmet altında bırakamaz, bırakmamalıdır. Bugün bağıranlar, bu bağlantıları sebebiyle bağırıyorlar'' görüşünü dile getirdi.

''KADROLAŞMA VARSA, SİZİN ESERİNİZ''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bunlar sizin döneminizdeki kadrolaşmanın sonucudur'' denildiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''İnsaf...Biz KPS denilen imtihanla şu anda devlete eleman alıyoruz. Bu imtihanda böyle bir seçme hakkınız var mı? Bu işin üst yönetimine gelince, eğer kadrolaşma varsa, bu kadrolaşmayı geçmişte yaptığınız iktidarlarda sizler gerçekleştirdiniz. Çok açık net söylediniz. 'Ben, benim partimden değil de filanca partiden olanları mı filanca yere yerleştireceğim' diyen bakanlar oldu. Şu an dönemimiz içinde yaptığımız üst yönetimler, 15-20 yıldır bu ülkede memuriyet görevinde bulunanlar ve bu hakkı kazanmış olan insanlar arasından yapılan atamalardır. Bunlar bizim yeni aldığımız insanlar değil ki...Yeni aldıklarımız KPS'ye tabi olarak gelenlerdir. 'Bu kimdir, şu kimdir' bunlar ayırt edilemez. Düşünün 20 bin öğretmen alınacak. 20 bin öğretmen, tek tek KPS
imtihanını kazanmış. Ondan sonra açın hafıza kayıtlarını; 'Bu AK Parti'li mi, şu partili mi, bu partili mi?', Bu mümkün mü Allah aşkına? Milleti aldatmanın anlamı yok. Biz bu ülkede hizmet verecek olan her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını, yeter ki hizmet etsin ülkemizin her ilini onlara açtık ve gerekeni yapıyoruz. Eğitimde de sağlıkta da adalette de emniyette de ulaşımda da toplu konutta da enerjide de Dışişleri'nde de her yerde böyle.''

''TÜRKİYE'DE TARİH AK PARTİ İLE Mİ BAŞLADI?''
Başbakan Erdoğan, bunu söyleyenlere, ''Türkiye'de tarih, AK Parti ile mi başladı? Türkiye'nin bizden önce bir geçmişi yok muydu?'' diye sorduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: ''O zaman siz nerelerdeydiniz? Bugün kamu kurumlarında görev yapan kadroları biz gökten zembille mi indirdik Allah aşkına? Buralarda bir politik kadrolaşma yaşandıysa bu kimin eseri? Siz önce bunlara cevap verin. Bal gibi sizin eseriniz. Bu konuda daha konuşacak çok şey var. Vakti saati geldiğinde onları da konuşacağız. Bu konuda atılan adımlarda, ülkemizdeki sıkıntıların arkasında nelerin olduğunu vakti saati geldiğinde açıklayacağız. Bunlar da yer alacak bazı yerlerde. Ama kusura bakmasınlar onun da vakti saati gelecek. Ama şahsım açıklayacak, ama bu doğruları idrak eden idrak-i meali bunları açıklayacak. Tabii
eğer verecek bir cevabınız, konuşacak bir yüzünüz varsa, bunlar karşısında insaflı davranırsınız. Ben size bir şey söyleyeyim, sizin göstermeye çalıştığınız gibi her şey AK Parti ile başlamadı. Ama çok önemli bir sürecin miladı AK Parti oldu.''

Erdoğan, şeffaflığın önemine işaret ederek, hukukun üstünlüğü ilkesinin güçlendirilmesi, 'derin devlet' türü yapılanmanın pan zehirinin tüm dünyada şeffaf devlet olduğunu vurguladı.

Başbakan Erdoğan, hukuk dışı oluşumlarla mücadelenin en etkin yönteminin, devletin kamu kurumlarının şeffaflaştırılması, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işletilmesi ve yerleştirilmesi olduğunu söyledi. Erdoğan, gençlerin provokasyona, tahrike alet olmamasını isteyerek, ''Irkçılık, kafatasçılık yapmak, dışlayıcı milliyetçiliktir, ayrımcılıktır, bölücülüktür,
negatif bir milliyetçiliktir'' dedi.

Erdoğan, artık Milli Eğitim Bakanlığının kapılarında kuyruğa girilmediğini, ''milletvekilleri
vasıtasıyla imtihan kazanayım'' döneminin sona erdiğini söyledi. Erdoğan, ''Kimse artık bunun geçerli olmadığını biliyor. Müracaatını yapıyor, kazandıysa kazandı, kaybettiyse kaybetti'' diye konuştu.

Bu mücadelede attıkları adımlar ve aldıkları mesafenin ortada olduğunu belirten Erdoğan, dünyada sessiz devrim olarak adlandırılan demokratikleşme reformlarının altında herkesin imzası olduğunu belirtti. İşbaşına gelirken dünyaya, açık bir ekonomi ve toplum istediklerini
söylediklerini anımsatan Erdoğan, Türkiye'yi dünyaya, dünyayı da Türkiye'ye açtıklarını söyledi. Devletlerin online ve off-line olmak üzere ikiye ayrıldığını söylediğini ifade eden Erdoğan, Türkiye'yi online devlet haline getirdiklerini kaydetti.

''OYUNLAR ÇEVİRMEYE BAŞLADILAR''
Türkiye'nin büyümesini, kalkınmasını ve gelişmesini istemeyenler bulunduğunu vurgulayan Erdoğan: ''Türkiye'nin önünü kesmek için türlü türlü oyunlar çevirmeye başladılar. Bunların en tehlikelisi dünyadan koparmaya, tekrar içe kapamaya, yalnızlaştırmaya yönelik gayretlerdir. Bu oyuna milletimizin dikkatini çekmek istiyorum. Türkiye'nin artık gündemi belirlenen değil, gündem belirleyen bir ülke haline gelmesinden, içerde ve dışarıda rahatsız olanlar var. Türkiye'nin bölgesindeki ve dünyadaki gelişmeleri kenardan seyretmek yerine
kendi menfaatleri istikametinde yönlendirmeye başlamasından rahatsız olanlar var. Türkiye'nin bölgesel ve küresel bir aktör olmasından rahatsız olup, içine kapanmasını, iç çekişmelerle enerjisini boşa harcamasını isteyenler var. Bu arada çıkarları zedelenenler var. Açık söylüyorum, içerde de var, dışarda da var. Onun için buradan bir kez daha milletime, özellikle üzerinde oyun oynanan gençlerimize sesleniyorum: Gençler, içinde hamaset, öfke, şiddet ve nefret olan söylemlerle telkin ve davranışlara karşı uyanık olmak mecburiyetindeyiz. Biz, toplumsal sorumluluk üstlenen, yüreği sevgi dolu bir gençlik istiyoruz. Genç kardeşlerimizin evlatlarımızın, hiçbir provokasyona, tahrike alet olmamasını istiyoruz. Irkçılık
yapmak, kafatasçılık yapmak, dışlayıcı milliyetçiliktir, ayrımcılıktır, bölücülüktür, negatif bir milliyetçiliktir, bu millete yapılabilecek en büyük kötülüktür. Devleti de milleti de milliyetçiliği de töhmet altında bırakan asıl bu anlayıştır. Milleti sevmek, millete hizmet etmekle olur.''

''KİRLİ OYUNLAR KUTSAL DEĞERLER ÜZERİNDEN OYNANIYOR''
Başbakan Erdoğan, ''Türkiye'yi içine kapatmak, halk arasında nifak tohumu sokmak ve ekmek isteyenler ile kışkırtıcılık yapanlar bulunduğunu'' söyledi. ''Milletin soluduğu havayı zehirleyenler, karşımıza her ne sıfatla çıkarlarsa çıksınlar belki her şey olabilirler ama asla vatansever, yurtsever olamazlar'' diyen Erdoğan, bu kişilere karşı uyanık olunmasını istedi.

Erdoğan, hiç bir illegal oluşumun kamu düzenini, birlik ve bütünlüğü bozmasına, hukuk devleti anlayışını zedelemesine izin verilmeyeceğini belirterek, Türkiye'nin büyüme iradesini, sahip olduğu zengin imkanları bir zaafa döndürmek isteyenlerin elini boş çıkarmak zorunda olduklarını kaydetti. Başbakan Erdoğan, kirli oyunların, en kirlilerinin masumiyet ve kutsal
değerler üzerinden oynandığını, milletin geçmişte acı tecrübeler yaşayarak gördüğünü bildirdi.

''HUSUMET TOHUMLARI SAÇARLAR''
Recep Tayyip Erdoğan, ''Düşünce üretemeyenler hamaset ve slogan üretirler; dostluk köprüleri kuramayanlar husumet tohumları saçarlar'' dedi. Hükümet olarak bugüne kadar attıkları adımların vatandaşı güçlendiren adımlar olduğunu kaydeden Erdoğan, bundan sonra atacakları adımların, demokrasi ve insan hakları yönünde olacağını söyledi. Erdoğan, ''Hiç kimse kendini devletin yerine koyamaz ve hukuk dışı oluşumlara bizden göz yummamızı bekleyemez'' dedi.

Başbakan Erdoğan'ın konuşmasını, Trabzon'un Pelitli Beldesinin Belediye Başkanı Ömer Kayıkçı ile çarşı ve mahalle bekçilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda partili de izledi. Bazı partililer Erdoğan'a, konuşmasının ardından çiçek takdim etti.