2014-01-07 - 14:06
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, 4 BDP'li ve bir bağımsız milletvekili, yemin etti.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, 4 BDP'li ve bir bağımsız milletvekili, yemin etti.

Genel Kurul, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı. Akşener. toplantı yeter sayısı olduğunu belirterek, gündeme geçilmeden önce and içmemiş milletvekillerini kürsüye davet etti. Kürsüye ilk olarak BDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım, ardından Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan, Şırnak milletvekilleri Selma Irmak ve Faysal Sarıyıldız ile Van Bağımsız Milletvekili Kemal Aktaş, kürsüye gelerek and içti.

Öte yandan, milletvekilleri Genel Kurul'a gelişte BDP ve HDP milletvekilleri tarafından alkışlandı. Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı ile AK Parti'den Mehmet Metiner, Salih Fırat, Kasım Gülpınar, CHP'den Sezgin Tanrıkulu, Aydın Ayaydın, Sinan Aygün ve Mustafa Balbay BDP sıralarına gidip milletvekillerine geçmiş olsun dileklerini ileterek kısa süre sohbet etti.

AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır ve bazı milletvekilleri, yemin ettikten sonra milletvekillerini kutladı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, tutuklu bulunan MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan'ın parlamentoya gelmeden, parlamentonun ayıplı, defolu ve fireli görüntüsünün kamuoyundan silinmeyeceğini kaydetti.

TBMM Genel Kurulu'nda yerinden söz alan Altay, 24. Dönem parlamentosunun 8 üyesinin tutsak olarak cezaevlerinde, zindanlarda kaldığı bir ortamda çalışmalarına başladığını belirterek, "Bu, milli irade parlamentoya tam yansımadan parlamentonun ayıplı, defolu ve fireli olarak çalışmasına yol açmıştır" dedi.

Önce Mehmet Haberal'ın sonra Mustafa Balbay'ın parlamentoda yemin ederek çalışmalarına başladığını anımsatan Altay, bugün yemin eden milletvekillerine geçmiş olsun dileğinde bulunarak, başarılar diledi. Altay, şöyle devam etti:

"Bir hukuk ayıbının, bir hukuk garabetinin ve milli iradeye saygısızlığın ortadan kalkmasından dolayı memnuniyetimizi ifade ediyoruz. Ancak aynı şekilde halen cezaevinde bulunan İstanbul Milletvekili sayın Engin Alan parlamentoya gelmeden parlamentomuzun ayıplı, defolu ve fireli görüntüsü kamuoyundan silinmeyecektir. Parlamentomuzun öncelikli işinin sayın Engin Alan'ın da parlamentoya gelmesi olmalıdır."

Altay, birden çok milletvekiline yurtdışı yasağı getirmenin bir parlamentoya, TBMM'ye yapılabilecek en büyük aşağılama olduğunu iddia ederek, "TBMM Başkanlığı olarak bu duruma yönelik tedbir ve çaba içinde olmanızı da CHP olarak diliyoruz. Sayın Aygün'ün, Balbay'ın ve Haberal'ın yurtdışı yasağı onların şahsına değil, TBMM'ye büyük bir aşağılama ve hakarettir" diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın ise 5 milletvekilinin yemin ederek, görevlerine başlamasını tebrik ederek, "Milli irade, Meclisimiz ve milletimiz açısından hayırlı olsun, kendilerine başarılar diliyorum" dedi.

Bu milletvekillerinin göreve başlamasını özellikle AK Parti'nin demokratikleşmeye verdiği önemin göstergesi olarak niteleyen Aydın, "En son 2010 yılında referandum suretiyle geçen pakette yer alan anayasaya bireysel başvuru hakkını kullanmak suretiyle bugün buradalar. Bundan da büyük bir mutluluk duyduğumu ifade ediyorum. Eğer o gün orada o bireysel başvuru maddesi o paketin içinde olmasaydı ne yazık ki bugün bu arkadaşların burada olması biraz zor gibi görünüyordu. Ama her şeye rağmen geçte olsa bu karardan dolayı ben kendilerini tebrik ediyorum. Saygıyla karşılıyoruz" diye konuştu.

Konuşmacıların sürekli AK Parti'yi yolsuzlukla birleştirmeye, biraraya getirmeye çalıştığını ifade eden Aydın, şunları söyledi:

"Yolsuzlukla mücadele AK Parti'nin varlık nedenidir. 2002 yılında uluslararası yolsuzlukla mücadeledeki algı endeksine baktığınızda Türkiye şeffaflaşmada gelinen noktada 53. sıradadır. Çok ciddi adımlar atmış. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Hukukçular da hukuka bağlı kalmak suretiyle yargı işini yapacaktır. Yargıya asla müdahale etmeyeceğiz. Ancak yargının bir operasyonuymuş gibi algılanıp da ve bu perde arkasında özellikle bu operasyonun tüm AK Parti hükümetlerine, tüm AK Parti iktidarına ve bu millete mal edilmesine de 'dur' diyeceğiz. Bu siyasi suikaste de 'dur' diyeceğiz. Bu açıdan da elimizden geleni yapacağız."

BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan da gruplar adına geçmiş olsun dileklerini ileten grup başkanvekillerine de teşekkür etti.

En kısa zamanda bir tutuklu milletvekilinin daha görevine başlaması temennilerini dile getiren Buldan, şunları kaydetti:

"Sayın Engin Altay'ın ifade ettiği tutuklu vekillerin serbest kalmasıyla birlikte gündeme gelen yurtdışı yasağının bir an önce kaldırılması gerektiğini ben de ifade etmek istiyorum. Çünkü bizim de HDP Genel Başkanımız Sebahat Tuncel hakkında yurtdışına çıkma yasağı var. Dolayısıyla bunun bir iradeye saygısızlık olduğunu ifade ederek bu yasağın bir an önce kaldırılması gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda Meclis bünyesinde hukukçu vekillerden oluşan bir komisyon var. Bu komisyonun bir an önce bu konuyu, bu meseleyi gündemine alarak Türkiye'nin artık bu konudaki ayıbından kurtulması gerektiğini ifade ediyoruz."

Adana'nın düşman işgalinden kurtuluşunun 92. yılı nedeniyle gündem dışı söz alan MHP Adana Milletvekili Ali Halaman, Adana halkının işgalcilerden kurtulmanın yolunu ve önemini herkese gösterdiğini ifade ederek, "Türk bayrağını indirmeye, bu vatanı bölmeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini büyük bir istekle söylemiş olan Adanalıların 5 Ocak bayramını kutluyorum" dedi.

BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani de 5 milletvekilinin aralarına katılmalarından memnuniyet duyduğunu belirterek, "Önümüzdeki süreçte sayın Hatip Dicle'nin de parlamentoda, bu sıralarda oturmasını sağlamak için mücadeleye etmeye devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum" diye konuştu.

CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, kürsüde bir ayakkabı kutusu göstererek, "Bu elimdeki kutu. Bu kutudan insan korkar mı? Bu kutunun içinde demokrasi, hukuk olursa korkar. Aslında diktatör anlayışa sahip insanlar demokrasiden ve hukuktan korkarlar. Ama bu boş kutu. Bunun içinde dolar falan yok. Fakat sayın Başbakan bu kutudan korkuyor. Balkonunda bu kutuyu gösteren insanlar apar topar gözaltına alınıyor" ifadelerini kullandı.

TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin, Uludere'de meydana gelen hava harekatı olayının araştırılmasını içeren grup önerisi kabul edilmedi.

BDP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Uludere'de 34 canın paramparça olduğunu belirterek, olayla ilgili Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın verdiği takipsizlik kararını eleştirdi.

"Böylesine vahim bir olayın geldiği nokta bu mu olmalıydı?" diyen Kaplan, kararda Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nun kararının kullanıldığını savundu. Kaplan, "İsteyen takip etmesin ama insan olup da takip etmeyenin vicdanı kurusun. Biz adalet için sonuna kadar takip edeceğiz. Nasıl takip etmezsiniz? Anaların yitirdiği 34 can için feryatlarını ve adalet arayışlarını ne çabuk unuttunuz? Bize, Ankara'nın karanlık dehlizlerinde Roboski katliamının asla unutulmayacağını söyleyen Başbakan, şimdi ne söyleyecek? Genelkurmay Başkanlığı'nın ışıklı koridorlarında adalet kaybediliyor. Bu Meclis'in en büyük ayıbıdır. Takipsizlik kararında 'TBMM'nin aldığı karar...' diyor. Savaş tezkeresine imza atan, ona oy verenlerin hepsi bu kararın sorumlusudur. Bu kararda öyle yazıyor. Kazaysa beyler, trafik kazasında bile kusurlu olana ceza verilmiyor mu? Hava trafiğinde 34 can paramparça olurken kusur, ihmal, dikkatsizlik, adalet, insanlık onuru, Allah korkusu yok mu yüreklerinizde. Meclis nasıl bu kararın payandası olabilir. Meclis böyle bir kararın altında kalır" şeklinde konuştu.

Çocuklarını kaybeden annelerin simsiyah giysileriyle, başları dik, ellerinde çocuklarının resimleriyle AİHM'in, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin önüne dayanacaklarını ve adalet diyerek oraları çınlatacaklarını ifade eden Kaplan, Türkiye'nin o mahkemelerde yargılanacağını ve mahkum olacağını söyledi. Uludere'de meydana gelen olayın fotoğraflarını gösteren Kaplan, Hükümet ve Genelkurmay'ın katliamın emrini ve iznini verdiğini ileri sürdü.

Öneri aleyhinde konuşan AK Parti Ordu Milletvekili İhsan Şener, olayla ilgili olarak TBMM İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde alt komisyon kurulduğunu, olay yerine giderek ailelerle ve yetkililerle görüştüğünü, ayrıca ilgili kurum ve kişileri dinlediklerini anlattı. Hazırlanan raporda "kasta dair belgeye rastlamadıklarını" ifade ettiklerini hatırlatan Şener, "Bir şeyi gizlemedik. Elimizdeki bilgi ve belgeler ışığında olayı etraflıca inceledik. Yapılacak başka bir şey olmadığına karar verdik. Bu çalışma eleştirilebilir, eksik bulunabilir. Olaydan derin elem duyanlar olarak bu görmemezlikten gelinemez. Türkiye, kurumlarıyla hukuk devleti olarak ayaktadır ve hak arama yolları her zaman açıktır. Verilen kararlar itiraza açıktır ve nihai değildir. Bu tür olayların yaşanmaması için, hesap verebilir yapının olması lazım. Bunu oluşturmak da hepimizin görevidir. Bu acı olaydan hiçbir kimse, hoşnut değil. Hata ve kusuru olan kim varsa, hesap vermeli. Ama siz TBMM'yi yargının yerine koymaya kalkarsanız hata yaparsınız. Süreçle ilgili mutlaka bir gün adalet önünde hesap verilecektir" diye konuştu.

Konuyla ilgili yapılması gerekenlerin yapıldığını belirten Şener, bundan sonrasının yargının işi olduğunu söyledi.

BDP'li Kaplan, sataşma gerekçesiyle söz alarak, "Siz hangi hakla kendinizi yargının yerine koyup 'kasıt yoktur' deyip, bu karara dayanak oluşturdunuz. Takipsizlik kararında hiç olmazsa 5-6 kişinin şüpheli olarak ismi var, bunları çağırıp sorgulama yapıp, insansız hava araçlarının hangi ülkenin emrinde olduğunu, MİT'in niye suskun kaldığını, bomba yağdıranların sorumlu olduğunu, trafik kazasında bile çarptığınız bedenin bedeli olduğunu insan hakları değil de marangozlar komisyonu mu bilecekti? Yüreğiniz yetiyorsa gelin bu konuyu araştıralım" dedi.

AK Parti'li Şener, raporlarında yargı cümlesi olmadığını, araştırma ve incelemelerinde kasta dair bir belgeye rastlanmadığını belirttiklerini ifade etti. Kaplan'ın elindeki raporları göstererek, "Bunlar ne? Al, al...." demesine Şener, "Ben yalan söylemiyorum" karşılığını verdi.

Başkanvekili Meral Akşener, Kaplan ile Şener arasında tartışmanın sürmesi üzerine birleşime ara verdi.

CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, öneri lehinde yaptığı konuşmada, sözün bittiği bir günü yaşadıklarını belirterek, yakın tarihimizin en acı olayını konuştuklarını söyledi. Ölenlerin PKK'lı olduğu algısının yerleştirilmeye çalışıldığını, ailelerin devlete güvendiğini ve bugüne kadar bağırlarına taş basarak sonucu beklediklerini anlatan Gök, "AKP'li arkadaşlar, ölen 34 yurttaşın içinde 2 PKK'lı olduğunu yazarak olayı meşru göstermeye çalıştılar. Onlar masum değil, çünkü kararı kendileri yazmadı. Bu rapor, Genelkurmay ve iktidarın karanlık odalarında yazıldı ve önlerine konuldu" dedi.

Kendilerinin ve BDP'lilerin tanık dinleme taleplerinin reddedildiğini, her kararın oybirliğiyle alınmadığını anlatan Gök, hem TBMM İnsan Hakları Komisyonu hem de İçişleri Bakanlığı'nın olayı kapattığını, yargı olarak Diyarbakır mahkemesi görevsizlik kararı verdiğini, dosyayı gönderdiği Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın ise verdiği takipsizlik kararında "askeri yetkililer görevlerini yerine getirirken kaçınılmaz hataya düştüler" dediğini kaydetti.

Gök, "İnsan hayatı bu kadar ucuz mu? Bugün devlet aklı tükenmiştir, çökmüştür. Uludereli aileler, çocuklarının öldüğü ilk gün gibi sarsılmıştır. AKP ve Genelkurmay'ın sözünün bittiği gündü bugün. Türk halkının iktidara ve Genelkurmay'a verdiği avansın bittiği gündür. Bundan sonra artık vicdanlar, insanlık, sivil toplum ve dünya ayağa kalkacaktır. Herkes bugünden sonra konuşacaktır. Kimse sanmasın ki adalet yerini bulmayacak, failler yargılanmayacak. AKP'nin bu duyarsızlığı karşısında Türk halkı, bir kez daha hesap sorma kararlılığındadır. Bugün utanç yaşanıyor. Adalet yere batırıldı. Hesabı bugün Türk halkı açıyor" dedi.

AK Parti İzmir Milletvekili Hamza Dağ, Meclis'in yargılama görevinin söz konusu olmadığını, Meclis'in yasama ve denetim anlamında görevini yaptığını belirterek, konuyla ilgili araştırma komisyonu kurulmasının anlamı olmayacağını söyledi. "Kaçınılmaz hata" ifadesinin birilerinin uydurduğu bir şey olmadığını savunan Dağ, "Çözüm sürecini yaşıyoruz ve bizim için çok önemli, ülke için tarihi bir süreçtir. Bu olayı gördüğümde ve incelediğimde keşke çözüm sürecini çok önce yaşamış olsaydık dedim. Silvan olayını yaşamamış olsaydık, belki Uludere'yi konuşmamış olurduk" diye konuştu.

Konuşmaların ardından BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

MHP Hatay Milletvekili Şefik Çirkin, Hatay'da durdurulan TIR'a ilişkin, "Bunun El Kaide'ye gittiği yolunda çok ciddi bilgiler, emareler var" dedi.

MHP, Suriye'de yaşanan olayların bölge illerinde yarattığı sorunların belirlenmesi amacıyla verdiği araştırma önergesinin bugün TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesi için grup önerisi getirdi.

MHP Hatay Milletvekili Şefik Çirkin, Hatay'da durdurulan TIR ile ilgili İçişleri Bakanı'nın açıklamasına değinerek, sahadaki Türkmenler ile görüştüğünü, onlara giden bir yardım olmadığını iddia etti. "Sayın İçişleri Bakanı'na tavsiyemiz biraz destekli konuşmasıdır" ifadesini kullanan Çirkin, şu görüşleri dile getirdi:

"Eğer bu Türkmen'e gidiyorsa kabul etmek gerekir ki bunu dahi beceremediniz. Yani bir TIR'ı sınırdan geçiremediniz ya. Bunu kaçakçıya verin sizden, hükümetten iyi yapar. Şimdi Türk devleti yıpranmasın diye her şeyi ifade edemiyoruz. Ama daha TIR'ların, malzemelerin olduğu da söyleniyor. Bunun El Kaide'ye gittiği yolunda çok ciddi bilgiler, emareler var. Ama bir şeyi iyi biliyoruz, Türkmen'e giden bir damla yok. Bunu bir an evvel temizleyin oradaki Türkmen'in yiyeceği, silahı, mermisi, içeceği yok. Hiç birşeyi yok. Yok oğlu yok."

BDP Van Milletvekili Nazmi Gür de Uludere olayına ilişkin verilen takipsizlik kararını eleştirerek, bu kararın kendilerini derinden yaraladığını, yürekleri ve vicdanları kanattığını söyledi.

Gür, "Bir kez daha bu ülkede hukukun nasıl işlediğini, hukukun üstünlüğünün nasıl bir masal, hak, hukuk ve adalet gibi söylemlerinin içinin ne kadar boş olduğu kanıtlanmış oldu. Roboski yeni açıldı, kapanmayacak. Roboski'nin, bu katliamın emrini verenler cezalandırılıncaya kadar bizler mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.

CHP Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz, Hatay'da durdurulan TIR'a değinerek, "Mahkeme kararına rağmen Cumhuriyet savcısının görevini yerine getirmesine engel olan bütün devlet yetkilileri açıkça suç işlemişlerdir. Bu olay uluslararası suç kapsamında değerlendirilmesi gereken bir olaydır. Aranmasına izin verilmeyen TIR'da BM tarafından terör listesine alınan radikal gruplara silah taşındığı yönünde vahim iddialar var. Bu olay üstü örtülemeyecek ve geçiştirilemeyecek kadar önemlidir" şeklinde konuştu.

MHP'nin önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, 17 Aralık'ta gerçekleşen rüşvet ve yolsuzluk operasyonuyla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini kapsayan grup önerisi kabul edilmedi.

CHP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan CHP Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar, 17 Aralık operasyonunun iktidar tarafından kumpas ve benzeri terimlerle nitelendirildiğini belirterek, "Hortumları keseceğiz diyenler aslında hortum yerine boru döşediklerinin; milletin karşısına ak çıktıklarını söyleyenlerin, Türkiye'yi karanlığa götürdüklerinin ortaya çıkış tarihidir 17 Aralık..."dedi.

Öneri aleyhinde konuşan AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, CHP'nin verdiği araştırma önergesinin, Anayasa'ya aykırı olduğunu belirterek, bağımsız Türkiye hayaline, millet ve sandık iradesine saygısı olmadığını söyledi. Külünk, "CHP'de Gezici'lerin arkasında kuyruk olmak, Türkiye'ye operasyon yapmak isteyenlere alkış tutmak, sermaye ve faiz lobisinin dümen suyuna girmek, diktatör ve darbecilere selam vermek, ihraç ettiklerinden iktidar devşirme talebi var. Yavaş yavaş dönüşen, kendi duruşunu ve ideolojisini belirleyemeyen, güller açan, ortaya karışık bir anamuhalefet var" diye konuştu.

Külünk, 17 Aralık darbe girişimiyle Türkiye'nin, 120 milyar lira zarara uğratıldığını belirterek, hukuki soruşturmanın gizlilik ilkesi ihlal edilerek sansasyonel operasyona dönüştürüldüğünü ve seçimle işbaşına gelmiş iktidarı darbe girişimiyle alaşağı etmek istendiğini söyledi. Operasyonunun hedefinin çözüm sürecini akamete uğratmak, Türkiye'ye ikinci bir Sevr'i dayatmak, milli devleti yok etmek ve Yeni Türkiye olduğunu ifade eden Külünk, "İstiklal Savaşı'nı yapan, Cumhuriyeti kuran kadronun ruhunu muazzep ediyorsunuz. Açılım politikalarıyla ikinci Sevr'i saf dışı bırakan siyasi akla 17 Aralık darbesiyle yeni bir Sevr dayatılmak istenmektedir. 17 Aralık herhangi bir soruşturma değildir, küresel sermaye ile milli devlet mücadelesinin karşılığıdır. Bu millet, Kuvvayi Milliye ruhuyla ayaktadır. Bu ülke, Başbakan'ın çalışma ofisinin dinlendiği müstemleke devlet değildir. Başta Başbakanımız olmak üzere AK Parti iktidarı dimdik ayaktadır, gelişmelere hakimdir ve ikinci kurtuluş savaşını da kazanacaktır" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, sataşma gerekçesiyle söz alarak, iktidarın devleti ne kadar kirlettiğinin araştırılmasını istediklerini belirterek, "Sizin içinizden çıkan hükümet hukuken zanlıdır, siyaseten kirlidir. Ben buradan sordum ama Eski Bakan Egemen Bağış cevap vermeden kaça kaça gitti, '1,5 milyon dolar rüşveti aldın mı almadın mı?' diye...Bağış'ın yüreği yetiyorsa gelsin, 'almadım' desin. Halk Bankası Genel Müdürü'nun evinde bulunan 4,5 milyon lirayı ayakkabı kutularının içine küresel güçler mi anamuhalefet partisi mi koydu, bunun cevabını arıyoruz" dedi.

Altay'ın "Hırsız imam" fıkrasına AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın sataşma gerekçesiyle söz istedi. Aydın, "Çankaya'nın yamyamlarını unuttunuz herhalde...Doyuramadı sizi değil mi? Yolsuzluk varsa ve kim üstüne gitmiyorsa namerttir, şerefsizdir. Sonuna kadar hırsızlığın, yolsuzluğun üstüne gidilecektir. Ama olmadığı halde isnatlarda bulunuyorsa o da şerefsizdir, namussuz ve ahlaksızdır. Mahkemeler yargı işini yapacak. Ama operasyon adı altında milletin iradesi gasp edilmeye çalışılıyorsa, bu millet iradesine sahip çıkacaktır, bu siyasi suikaste de asla prim vermeyecek. Yargı işini yapacak ama siyaseti gasp edemeyecek. Siyaset yapılan yanlışlara, hukuksuzluğa dur demek için vardır. Kim hukuku çiğniyorsa, siyaset bunun gereğini millet adına yapacaktır" dedi.

Sataşma gerekçesiyle yeniden söz alan CHP'li Altay, "Çankaya Belediye Başkanı en azından müşteki olmuş. Her ailede, siyasi partide böyle şeyler çıkar. Çankaya Belediye Başkanı birilerinden rahatsız olmuş, keşke onun kadar olabilse Başbakan. Keşke Adnan Menderes kadar olabilse, oğluna ticaret yapma yasağı getirebilse ve 'mahkemeye git ifadeni ver' dese. Ortada iddialar var; para kasaları, para sayma makineleri, paralar, çil çil dolarlar, milyarlık saatler ve ayakkabı kutuları var. AKP Grubu'nun bir kısmı, bunun büyük Türkiye'nin önünü kesmek için yapıldığını ifade ediyor. Türkiye hukuk devletiyse, Bilal Erdoğan'a bir mahkeme çağrı yapmışsa, edep, 'git oğlum, ifadeni ver' demeyi gerektirir" diye konuştu.

Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ***