2006-10-17 - 13:30
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın rahatsızlığından duyduğu üzüntüyü ifade etti.
Mumcu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın rahatsızlığından duyduğu üzüntüyü ifade etti. ''İnşallah kaygı verecek rahatsızlığı yoktur'' diyen Mumcu, Erdoğan'ın kısa sürede iyileşerek mesaisine dönmesini temenni ettiklerini söyledi.
Fransa'nın sözde Ermeni soykırımına ilişkin kararını da eleştiren Mumcu, ''Fransa'nın aldığı karardan daha vahim olan şey Türkiye'nin tepkisizliğidir. Ölü sessizliği var'' diye konuştu.
Mumcu, Fransa'nın 2 yıl önce sözde Ermeni soykırımını tanıyan karar aldığını anımsatarak, ''Fransa'nın 2 yıl önceki kararına topyekun tavır göstermiş
olsaydık, bugün böyle bir karar almaya cesaret edemezdi. Bugün Fransa'ya topyekun tavır gösteriyor olamamamız, başkalarını da yüreklendirecektir'' diye konuştu.
Fransa Cumhurbaşkanı Jacgues Chirac ile Başbakan Erdoğan'ın telefon görüşmelerine ilişkin haberleri gazete haberlerinden takip ettiğini anlatan Erkan Mumcu, haberlerle Fransa'nın mazur gösterilmeye çalışıldığını öne sürdü.
''Dış politikamızın bayağı yapılıyor olması, birilerinin bizim üzerimizden popülist siyaset yapmasına imkan verdi'' diyen Mumcu, 2 hafta önce Ermenistan'a giden Chirac'ın ''Ermenistan, Ağrı Dağının bulunduğu ülke'' dediğini hatırlattı.
ANAVATAN lideri Mumcu, şöyle devam etti:
''Bir ülkenin sınırlarını değiştiren, düşmanca tavırlarını fütursuzca ortaya koyan adama kim tepki gösterdi. Başbakan, Meclis Başkanı tepki gösterdi mi? Şimdi Fransa mazur gösterilmeye çalışılıyor. Böyle bir zaaf içerisindeki bir ülke nereye varabilir, bu ülke hangi milli davasına sahip çıkabilir. Biz içeride türlü çeşitli konular üzerinden birbirimize girerken, aslı astarı olmadan meseleler üzerinde birbirimizle kavga edip dururken, etrafımızda derin, tehlikeli bir kuşatma yürüyor. Türkler, İstanbul'un etrafını kuşatırken, Bizans meleklerin cinsiyetini tartışıyordu. Bizans'ın ileri gelenleri ''melekler dişi mi, erkek mi'' kavgasının içindelerdi. Emin olun şu anki durumumuz bundan hiç de farklı değil.''
''...AKLINIZ NEREDEYDİ?''-
Fransa'ya gösterilecek tepkilerin ekonomik açıdan Türkiye'nin zararına olabileceğinin ileri sürülerek, halkın soğukkanlı olmasının istendiğini belirten
Mumcu, ''Yani onlar hakaret etsin, biz ağırbaşlı olalım. Niye? Ekonomik dengemiz sarsılmasın... Ekonomimizi sıcak para müptelası yaparken aklınız neredeydi?'' dedi.
''5 yıl iktidarlığı hovardalıkla geçirirken aklınız neredeydi?'' diye soran Mumcu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Merkez Bankası, yüzde 11 faizle döviz borçlanıyor, bu paranın 10 milyar dolardan fazlasını Fransa bankalarında yüzde sıfıra yakın faizle tutuyor. Bunu Türkiye'deki sıcak para için yapıyor. Eğer bu sıcak para birgün gitmek isterse dövizleri hazır bulunsun diye... Bu para burada değil de Avrupa'da, Fransız bankalarında hazır tutuluyor'' diye konuştu.
Türkiye'nin konuya ''Aman kavgaya girmeyelim yumruk yeriz'' mantığıyla yaklaştığını ifade eden ANAVATAN Genel Başkanı Mumcu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Kavgada yenen yumruk sayılmaz beyler...Kavga bir onur mücadelesidir. Kavga iyi bir şey değildir ama bazen kavgaya girmek bir zarurettir, yoksa onurunuzu kaybedersiniz. Kavgaya girerseniz belki birkaç dayak yersiniz ama kavgaya girmezseniz onurunuzu kaybedersiniz.
Fransa'nın kararı doğrultusunda Türkiye'nin onurlu dik bir duruşunu çok görenler, Türkiye'nin şu veya bu şekilde zarar göreceğini söylüyorlar. Bu zararı göze almadıkça bundan sonra uğrayacağınız zararları peşin ödemekten başka yapacak hiçbir şeyiniz yoktur. Fransa yaptığının bedelini ödemelidir. Fransa Parlamentosu, Türkiye'nin geçmişine hakaret etmiştir, bu karşılıksız bırakılamaz.''
Erkan Mumcu, Başbakan Erdoğan'ı Fransa'nın kararının ardından ''akıllı olalım, dikkatli olalım, öfkeyle kalkan zararla oturur'' mesajları verdiğini
belirterek, ''Sayın Başbakan, adeta Fransa'nın halkla ilişkilerini yapan bir tavır takınıyor. Olmaz, bu kabul edilemez'' dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Mumcu, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın ''Dağda silah atmak yerine, düz ovada siyaset yapsınlar'' sözünü eleştirdi.
Ağar'ı, sözlerinin ne anlama geldiğini açıklamaya davet eden Mumcu, Ağar'ın bu sözleri tekrar edecek cesarete sahip olmadığını iddia etti.
Mumcu, herhangi bir siyasi partiyi eleştirmekten öteye, ülkenin bütünlüğü etrafında oynanan oyunları teşhir etmek istediğini dile getirerek, ''Hiç kimseyle işimiz olmaz. Herkes yolunda gitsin, Allah herkesin çarşısına pazar versin, ama kimse memleketi pazarlamaya kalkmasın. Kimse vatanın bütünlüğünü pazarlamaya kalkmasın'' diye konuştu.
Başbakan'ın, geçen yıl Ağar'ı ve muhalefeti, ''terörden beslenmekle'' suçladığını ve ''Cesaretiniz varsa gidin Hakkari'ye, Hakkari'de konuşun'' dediğini; Mehmet Ağar'ın da buna karşılık, ''Kandil'e gel'' diye cevap verdiğini anımsatan Mumcu, ''Ne oldu, sonunda Washington'da buluştular'' dedi.
-GENELKURMAY BAŞKANI'NIN SÖZLERİ-
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Ağar'a yönelik sözlerini kendisinin de eleştirdiğini hatırlatan Mumcu, şöyle devam etti:
''Çünkü Genelkurmay Başkanı'nın, bir politikacının sözlerini eleştirmesini doğru bulmuyorum. Politikacıların söylediklerini, politikacılar eleştirir. Genelkurmay Başkanları siyasal gündeme doğrudan muhatap olmazlar. Dolayısıyla gazeteler, 'Mumcu'dan Ağar'a destek' diye verseler de ben demokrasiyi destekledim, Ağar'ı desteklemedim.
Genelkurmay Başkanı'nın bu sözleri söylemesi doğru değil, ama söylediği sözler doğru. Şimdi Erkan Mumcu olarak, o sözlerin altına imza atıyorum. Şimdi o sözleri, ben söylüyorum. Genelkurmay Başkanı keşke o sözleri söylememiş olsaydı da bu sözler bizim tarafımızdan söylenmiş sözler olarak tarihe kaydedilseydi. İnşallah bundan sonra olmaz.''
Erkan Mumcu, terör örgütüne üye olmayanlar açısından siyaset yapmaya bir
engel olmadığını, Mehmet Ağar'ın zaten bunu kastetmediğini ifade ederek, dağdakilerin afla siyaset yapabileceğini söyledi.
Ağar'ın, ''Hükümet inisiyatif alsın, ben risk alırım'' derken ''bunu kastettiğini'' dile getiren Mumcu, ''Sen neyin riskini alıyorsun. Risk, Türkiye'nin boynuna, iktidar sizin koynunuza. Bütün mesele, bir ABD senaryosu üzerinden hükümete ortak alabilmek'' diye konuştu.
Mumcu, bu ülkenin kaderi, bütünlüğü, bağımsızlığı üzerinden, terörle pazarlık anlamına gelecek sözleri söylemeye kimsenin hakkı bulunmadığını ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Buradan iyi niyet çağrısında bulunuyorum. Sayın Ağar'ı doğru yola davet ediyorum. Sayın Ağar gittiğiniz yol doğru yol değil, siz en iyisi doğru yola lütfen geri dönün. Hakikaten partinizin de yolu bu yol değil. Olmadı, uymadı, yakışmadı... Gelin siz de Başbakan gibi özür dileyin. Sayın Başbakan, şehit ailelerinden özür diledi. Bence erdemli bir davranış göstermiştir. Gelin siz de özür dileyin, bu meseleyi kapatalım.''
Mumcu, PKK'nın silah bırakmasına Türkiye'den çok Kuzey Irak Kürt yönetimi ve ABD'nin ihtiyacı olduğunu ifade ederek, Kuzey Irak'ta bir devlet kurulmaya çalışırken, devlet dışında silahlı bir otoritenin varlığının istenmediğini vurguladı.
ABD'nin bu bölgede yerleştiğini ve başına bela istemediğini dile getiren Mumcu, Türkiye'nin bir yola doğru sevk edildiğini kaydetti.
'Türkiye'deki 2002 seçimlerinin Irak'ta yürütülecek ABD operasyonu için elverişli bir hükümet arayışı'' doğrultusunda gerçekleştirildiğini savunan Mumcu, bundan sonraki seçimlerin karakteristiğinin de ''Irak'ın kuzeyinde kurulacak bir Kürt devletine hami olacak bir hükümeti çıkarmak'' olduğunu ileri sürdü.
Mumcu, ''Sayın Ağar'ın talip olduğu rol, AKP ile beraber Kuzey Irak Kürt devletine hami rolüdür. Gidip Washington'da yalvararak, ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü koruyamazsınız'' dedi.
Erkan Mumcu, Başbakan Erdoğan, Gül ve Ağar'ı kastederek konuştuğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
''Yumuşak yumuşak mesajlarla eğer siz milletten iktidar bekliyorsanız, yanılıyorsunuz. Milletin iradesi sağlamdır. Siz öyle istiyorsunuz, ABD öyle istiyor diye, millet istediğiniz ortaklığı vermez.
Belki bu tutumunuzla 5-10 yıl sonra bir Nobel verirler. Sayın Gül'e ve Ağar'a sesleniyorum, 'barışsever tutumumuz dolayısıyla bize de bir Nobel verirler' diye düşünüyorsanız, o mümkündür. Leyla Zana, Mehmet Ağar ve Abdullah Gül'e ortak bir Nobel ödülü verilmesi gerçekten mümkün. Bu sözlerim karşısında ne kadar vatansever olduklarını söylemeye kalkmasınlar. Vatanı korumak, birlik ve bütünlüğünü muhafaza etmek için ne gerekiyorsa onu yapsınlar.''
Erkan Mumcu, konuşmasını vatandaşların Ramazan Bayramı'nı kutlayarak bitirdi.
Fransa'nın sözde Ermeni soykırımına ilişkin kararını da eleştiren Mumcu, ''Fransa'nın aldığı karardan daha vahim olan şey Türkiye'nin tepkisizliğidir. Ölü sessizliği var'' diye konuştu.
Mumcu, Fransa'nın 2 yıl önce sözde Ermeni soykırımını tanıyan karar aldığını anımsatarak, ''Fransa'nın 2 yıl önceki kararına topyekun tavır göstermiş
olsaydık, bugün böyle bir karar almaya cesaret edemezdi. Bugün Fransa'ya topyekun tavır gösteriyor olamamamız, başkalarını da yüreklendirecektir'' diye konuştu.
Fransa Cumhurbaşkanı Jacgues Chirac ile Başbakan Erdoğan'ın telefon görüşmelerine ilişkin haberleri gazete haberlerinden takip ettiğini anlatan Erkan Mumcu, haberlerle Fransa'nın mazur gösterilmeye çalışıldığını öne sürdü.
''Dış politikamızın bayağı yapılıyor olması, birilerinin bizim üzerimizden popülist siyaset yapmasına imkan verdi'' diyen Mumcu, 2 hafta önce Ermenistan'a giden Chirac'ın ''Ermenistan, Ağrı Dağının bulunduğu ülke'' dediğini hatırlattı.
ANAVATAN lideri Mumcu, şöyle devam etti:
''Bir ülkenin sınırlarını değiştiren, düşmanca tavırlarını fütursuzca ortaya koyan adama kim tepki gösterdi. Başbakan, Meclis Başkanı tepki gösterdi mi? Şimdi Fransa mazur gösterilmeye çalışılıyor. Böyle bir zaaf içerisindeki bir ülke nereye varabilir, bu ülke hangi milli davasına sahip çıkabilir. Biz içeride türlü çeşitli konular üzerinden birbirimize girerken, aslı astarı olmadan meseleler üzerinde birbirimizle kavga edip dururken, etrafımızda derin, tehlikeli bir kuşatma yürüyor. Türkler, İstanbul'un etrafını kuşatırken, Bizans meleklerin cinsiyetini tartışıyordu. Bizans'ın ileri gelenleri ''melekler dişi mi, erkek mi'' kavgasının içindelerdi. Emin olun şu anki durumumuz bundan hiç de farklı değil.''
''...AKLINIZ NEREDEYDİ?''-
Fransa'ya gösterilecek tepkilerin ekonomik açıdan Türkiye'nin zararına olabileceğinin ileri sürülerek, halkın soğukkanlı olmasının istendiğini belirten
Mumcu, ''Yani onlar hakaret etsin, biz ağırbaşlı olalım. Niye? Ekonomik dengemiz sarsılmasın... Ekonomimizi sıcak para müptelası yaparken aklınız neredeydi?'' dedi.
''5 yıl iktidarlığı hovardalıkla geçirirken aklınız neredeydi?'' diye soran Mumcu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Merkez Bankası, yüzde 11 faizle döviz borçlanıyor, bu paranın 10 milyar dolardan fazlasını Fransa bankalarında yüzde sıfıra yakın faizle tutuyor. Bunu Türkiye'deki sıcak para için yapıyor. Eğer bu sıcak para birgün gitmek isterse dövizleri hazır bulunsun diye... Bu para burada değil de Avrupa'da, Fransız bankalarında hazır tutuluyor'' diye konuştu.
Türkiye'nin konuya ''Aman kavgaya girmeyelim yumruk yeriz'' mantığıyla yaklaştığını ifade eden ANAVATAN Genel Başkanı Mumcu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Kavgada yenen yumruk sayılmaz beyler...Kavga bir onur mücadelesidir. Kavga iyi bir şey değildir ama bazen kavgaya girmek bir zarurettir, yoksa onurunuzu kaybedersiniz. Kavgaya girerseniz belki birkaç dayak yersiniz ama kavgaya girmezseniz onurunuzu kaybedersiniz.
Fransa'nın kararı doğrultusunda Türkiye'nin onurlu dik bir duruşunu çok görenler, Türkiye'nin şu veya bu şekilde zarar göreceğini söylüyorlar. Bu zararı göze almadıkça bundan sonra uğrayacağınız zararları peşin ödemekten başka yapacak hiçbir şeyiniz yoktur. Fransa yaptığının bedelini ödemelidir. Fransa Parlamentosu, Türkiye'nin geçmişine hakaret etmiştir, bu karşılıksız bırakılamaz.''
Erkan Mumcu, Başbakan Erdoğan'ı Fransa'nın kararının ardından ''akıllı olalım, dikkatli olalım, öfkeyle kalkan zararla oturur'' mesajları verdiğini
belirterek, ''Sayın Başbakan, adeta Fransa'nın halkla ilişkilerini yapan bir tavır takınıyor. Olmaz, bu kabul edilemez'' dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Mumcu, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın ''Dağda silah atmak yerine, düz ovada siyaset yapsınlar'' sözünü eleştirdi.
Ağar'ı, sözlerinin ne anlama geldiğini açıklamaya davet eden Mumcu, Ağar'ın bu sözleri tekrar edecek cesarete sahip olmadığını iddia etti.
Mumcu, herhangi bir siyasi partiyi eleştirmekten öteye, ülkenin bütünlüğü etrafında oynanan oyunları teşhir etmek istediğini dile getirerek, ''Hiç kimseyle işimiz olmaz. Herkes yolunda gitsin, Allah herkesin çarşısına pazar versin, ama kimse memleketi pazarlamaya kalkmasın. Kimse vatanın bütünlüğünü pazarlamaya kalkmasın'' diye konuştu.
Başbakan'ın, geçen yıl Ağar'ı ve muhalefeti, ''terörden beslenmekle'' suçladığını ve ''Cesaretiniz varsa gidin Hakkari'ye, Hakkari'de konuşun'' dediğini; Mehmet Ağar'ın da buna karşılık, ''Kandil'e gel'' diye cevap verdiğini anımsatan Mumcu, ''Ne oldu, sonunda Washington'da buluştular'' dedi.
-GENELKURMAY BAŞKANI'NIN SÖZLERİ-
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Ağar'a yönelik sözlerini kendisinin de eleştirdiğini hatırlatan Mumcu, şöyle devam etti:
''Çünkü Genelkurmay Başkanı'nın, bir politikacının sözlerini eleştirmesini doğru bulmuyorum. Politikacıların söylediklerini, politikacılar eleştirir. Genelkurmay Başkanları siyasal gündeme doğrudan muhatap olmazlar. Dolayısıyla gazeteler, 'Mumcu'dan Ağar'a destek' diye verseler de ben demokrasiyi destekledim, Ağar'ı desteklemedim.
Genelkurmay Başkanı'nın bu sözleri söylemesi doğru değil, ama söylediği sözler doğru. Şimdi Erkan Mumcu olarak, o sözlerin altına imza atıyorum. Şimdi o sözleri, ben söylüyorum. Genelkurmay Başkanı keşke o sözleri söylememiş olsaydı da bu sözler bizim tarafımızdan söylenmiş sözler olarak tarihe kaydedilseydi. İnşallah bundan sonra olmaz.''
Erkan Mumcu, terör örgütüne üye olmayanlar açısından siyaset yapmaya bir
engel olmadığını, Mehmet Ağar'ın zaten bunu kastetmediğini ifade ederek, dağdakilerin afla siyaset yapabileceğini söyledi.
Ağar'ın, ''Hükümet inisiyatif alsın, ben risk alırım'' derken ''bunu kastettiğini'' dile getiren Mumcu, ''Sen neyin riskini alıyorsun. Risk, Türkiye'nin boynuna, iktidar sizin koynunuza. Bütün mesele, bir ABD senaryosu üzerinden hükümete ortak alabilmek'' diye konuştu.
Mumcu, bu ülkenin kaderi, bütünlüğü, bağımsızlığı üzerinden, terörle pazarlık anlamına gelecek sözleri söylemeye kimsenin hakkı bulunmadığını ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Buradan iyi niyet çağrısında bulunuyorum. Sayın Ağar'ı doğru yola davet ediyorum. Sayın Ağar gittiğiniz yol doğru yol değil, siz en iyisi doğru yola lütfen geri dönün. Hakikaten partinizin de yolu bu yol değil. Olmadı, uymadı, yakışmadı... Gelin siz de Başbakan gibi özür dileyin. Sayın Başbakan, şehit ailelerinden özür diledi. Bence erdemli bir davranış göstermiştir. Gelin siz de özür dileyin, bu meseleyi kapatalım.''
Mumcu, PKK'nın silah bırakmasına Türkiye'den çok Kuzey Irak Kürt yönetimi ve ABD'nin ihtiyacı olduğunu ifade ederek, Kuzey Irak'ta bir devlet kurulmaya çalışırken, devlet dışında silahlı bir otoritenin varlığının istenmediğini vurguladı.
ABD'nin bu bölgede yerleştiğini ve başına bela istemediğini dile getiren Mumcu, Türkiye'nin bir yola doğru sevk edildiğini kaydetti.
'Türkiye'deki 2002 seçimlerinin Irak'ta yürütülecek ABD operasyonu için elverişli bir hükümet arayışı'' doğrultusunda gerçekleştirildiğini savunan Mumcu, bundan sonraki seçimlerin karakteristiğinin de ''Irak'ın kuzeyinde kurulacak bir Kürt devletine hami olacak bir hükümeti çıkarmak'' olduğunu ileri sürdü.
Mumcu, ''Sayın Ağar'ın talip olduğu rol, AKP ile beraber Kuzey Irak Kürt devletine hami rolüdür. Gidip Washington'da yalvararak, ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü koruyamazsınız'' dedi.
Erkan Mumcu, Başbakan Erdoğan, Gül ve Ağar'ı kastederek konuştuğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
''Yumuşak yumuşak mesajlarla eğer siz milletten iktidar bekliyorsanız, yanılıyorsunuz. Milletin iradesi sağlamdır. Siz öyle istiyorsunuz, ABD öyle istiyor diye, millet istediğiniz ortaklığı vermez.
Belki bu tutumunuzla 5-10 yıl sonra bir Nobel verirler. Sayın Gül'e ve Ağar'a sesleniyorum, 'barışsever tutumumuz dolayısıyla bize de bir Nobel verirler' diye düşünüyorsanız, o mümkündür. Leyla Zana, Mehmet Ağar ve Abdullah Gül'e ortak bir Nobel ödülü verilmesi gerçekten mümkün. Bu sözlerim karşısında ne kadar vatansever olduklarını söylemeye kalkmasınlar. Vatanı korumak, birlik ve bütünlüğünü muhafaza etmek için ne gerekiyorsa onu yapsınlar.''
Erkan Mumcu, konuşmasını vatandaşların Ramazan Bayramı'nı kutlayarak bitirdi.
