2016-05-17 - 15:30
CHP GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Grubu'nda yaptığı konuşmasına, Beşiktaş'ın şampiyonluğunu, Fenerbahçe'nin Berlin'deki başarısını, Süger Lig'e çıkan Karabük ve Adanaspor'u kutlayarak başladı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Grubu'nda yaptığı konuşmasına, Beşiktaş'ın şampiyonluğunu, Fenerbahçe'nin Berlin'deki başarısını, Süger Lig'e çıkan Karabük ve Adanaspor'u kutlayarak başladı.

Kılıçdaroğlu, meşru bir hükümete karşı darbe gerçekleştirildiğini savunarak, "Bu anayasal suçtur. 12 Eylül darbecileri, 28 Şubat darbecileri nasıl yargılandıysa bu darbeciler de gün gelecek hesabını verecektir." dedi.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in değerlendirmesinin İzmir ve Türkiye için yüz akı olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, 2010'dan 2016'ya kadar İzmir Büyükşehir Belediyesinin kredi notunun 17 basamak yükseldiğini söyledi.

İzmir Büyükşehir Belediyesinin kredi notunun ABD, Almanya, İsviçre'nin kredi notuyla eşit olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, "Türkiye'nin kredi notu, İzmir Büyükşehir Belediyesinin 10 basamak altında. Çünkü CHP'li belediyeler halka inanıyor, halka güveniyor, halka hesap veriyor, kul hakkı yemiyor ve mücadele ediyorlar. Bu, CHP iktidarında Türkiye'nin nereye taşınacağını da çok iyi gösteriyor. Belediyenin kredi notunu bu noktaya getiren Belediye Başkanı, 400 küsur yıl hapisle yargılanıyor." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu,14 Mayıs'ın Dünya Çiftçiler Günü olduğunu anımsatarak, zarar edildiği gerekçesiyle Trakya büyüklüğündeki iki alanın ekilemediğini belirtti. Kılıçdaroğlu, sadece çiftçinin değil, ülkedeki büyük bir kesimin memnun olmadığını, herkesin huzursuzluk içinde olduğunu savunarak, "Eğer huzurlu, sevginin egemen olduğu bir dünya istiyorsan adresin çok açık; altı ok, CHP." dedi.

Çiftçinin, dertleriyle uğraşırken iktiran Tarım Bakanının, Fransa'da tarım ekonomisine katkılardan dolayı şövalye liyakat nişanı aldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Türk tarımına değil, Fransız tarımına yaptığı katkılardan dolayı... Senin alın terini sömürttü, liyakat madalyası aldı. Ben o madalyayı senin göğsüne takacağım çiftçi kardeşim." ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, 81 il başkanı ile geçen hafta sonu Van'da bir araya geldiğini anımsatarak, Van'daki vatandaşların kendisiyle paylaştığı sorunları aktardı.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Van Gölü'nün korunmasına yönelik bir kanun teklifi hazırlayacaklarını bildirdi.

Terörün Van'da birinci sorun olmaya devam ettiğini anlatan Kılıçdaroğlu, terörün sadece kendilerinin değil Türkiye'nin gündeminde olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, terör kimden, nereden gelirse, amacı ne olursa olsun hep beraber teröre karşı ortak tavır sergilemeleri gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Terör insanlık suçudur. Teröre karşı açık, net tavır takınmalıyız. Bunu söyledik. 'Teröre karşı ortak tavır takınırsak daha başarılı sonuçlar alırız' dedik. Şunu söylemekten de kendimi alıkoyamadım: 2002'de iktidara geldiler, ülkede terör yoktu. 2002'de terörsüz Türkiye devraldılar, bugün kan gövdeyi götürüyor. Binlerce kişi bulundukları yerden gitmiş, şehirler silah deposu haline dönüşmüş, masum çocuklar, kadınlar, aileler yerlerinden edildi. Bu hale Türkiye'yi kim getirdi? Van'daki taksi şoförü mü Hakkari'deki bakkal arkadaşımız mı Diyarbakır'daki taksi şoförü Şehmuz mu getirdi? Bu hale getiren kaçak sarayda oturan diktatör bozuntusudur.

7 Haziran'dan bu yana 500'ü aşkın şehit verdik. 500 eve ateş düştü. Sorumlusu kim? Ben biliyorum ama Vanlı, Hakkarili, Edirneli, Muğlalı, Çankırılı, Çorumlu kardeşime de sesleniyorum; kendi vicdanına soracaksın bu işin sorumlusu kimdir diye. Sormazsan Türkiye'de demokrasi kaybeder. Mehmet Ali Şahin'e, 23 Kasım 2014'te Güneydoğu'da terör örgütünün vergi topladığına dair bir soru soruluyor. Şahin, 'Buna benzer duyumlar, duyumların ötesinde bilgi ve tespitler bizler tarafından da yapıldı, hükümetimiz, devletin yetkili organları tarafından da yapıldı.' diyor. Terör örgütü vergi toplarken, bu ülkenin hükümeti, bakanı sen değil miydin, başbakanı kaçak sarayda oturan adam değil miydi? Bu hükümet ve kaçak sarayda oturan zat terör örgütüne yardım ve yataklık yapmışlardır. Terör örgütünün sponsoru, hamisi, yardım ve yataklık yapanı bunlardır. Gelen her şehidin, her ölen çocuğun sorumlusu bunlardır. Terörle bizi baş başa bıraktılar. Analar ağlamasın diyorlardı, ağlamadık ana bırakmadılar. Çocuğu şehit olmayan anne bile haberleri izleyemediğini, çocuklara üzüldüğünü söylüyor. Bunları yapan kim? 14 yıldır bu ülkenin başına bela olan o diktatör bozuntusu."

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin terördeki namının dünyayı sardığını, bütün dünyanın Türkiye'yi kaygıyla izlediğini öne sürdü.

Türkiye'nin adının sadece terörle değil, yolsuzlukla da ünlendiğini savunan Kılıçdaroğlu, uluslararası belgelere Türkiye'nin yolsuzluğunun geçtiğini iddia etti.

ABD'nin belirli yerlere insani yardım yapan Uluslararası Kalkınma Kurulu USAID'nin, Suriye'ye de insani yardım yaptığını anımsatan Kılıçdaroğlu, bu kuruluşun 6 Mayıs 2016'da bir açıklama yaptığını anımsattı.

Kılıçdaroğlu, kuruluşun, "Şu ana kadar Türkiye ile ilgili yürütülen soruşturmada, Suriye'ye insani yardım gönderilmesi için yapılan alım satım sözleşmelerinde ticari işletmeler, yardım kuruluşu çalışanları ve diğer kişilerin oluşturduğu bir ihale yolsuzluğu, rüşvet ve çıkar ağı kurulduğu belirlenmiştir." ve "Türkiye üzerinden yaptığımız yardımları durdurduk yolsuzluk yaptıkları için. Amerikan vergi mükellefinin parasının yolsuzluk ve suistimal konusu olması karşısında politikamız sıfır toleranstır." diye iki açıklama yaptığını söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, "Peki bizim iş adamlarımız bu konuda duyarlı mı? Yolsuzluklar yapılıyor, seslerini çıkarıyorlar mı? Ödedikleri vergilerin hesabını vermiyorlar, seslerini çıkarıyorlar mı? Çıkaramıyorlar seslerini. Senini çıkaramazsan sen demokrasiden yana kuruluş değilsin, sen demokrasiyi savunmuyorsun demektir." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'de hükümetin bulunmadığını, usulen başbakan, bakanların olduğunu savunan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Dünyanın sorununu yaşıyoruz ama hükümet yok. Niye yok? Çünkü hükümete karşı saray darbesi yapılıyor. Meşru bir hükümete karşı darbe gerçekleşmiştir. Bu bir anayasal suçtur. İkide bir bizim hakkımızda fezleke düzenleyen savcılara seslenmek istiyorum: Siz Cumhuriyetin savcıları değil misiniz, siz Anayasanın güvencesi değil misiniz? Siz neden birilerinin taşeronluğunu yapıyorsunuz? Saray darbesi gerçekleşti, neden konuyu soruşturmuyorsunuz? Soruşturamazlar. Savcı dediğin adam yürekli adamdır, cumhuriyeti korur, birilerinin uşaklığını yapmaz, darbe olunca soruşturmayı açar.

Darbeye karşı Davutoğlu, 'Görev süremizin 4 yıl sürmemesi benim tercihim değil, bir zaruretin sonucudur' diyor. Sayın Davutoğlu, o zaruret nedir? 23 milyon 600 bin kişinin oyunu aldın, niye milli iradeye sahip çıkmadın? 'Bana oy veren vatandaş var, hakkını gözardı edemem' niye demedin? Diyemedin. 64. Hükümete karşı bir saray darbesi gerçekleşmiştir. Tarih bunu böyle yazacaktır. Hiçkimse meraklanmasın 12 Eylül darbecileri, 28 Şubat darbecileri nasıl yargılandıysa bu darbeciler de gün gelecek hesabını verecektir."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Birileri Türkiye'yi babasının çiftliği sanıyor. Hiç meraklanmayın sevgili vatandaşlarım. Korkusuz ol, yılma, yürekli ol. CHP olduğu sürece bu ülkede rejimi değiştirmeye kimse yeltenemez." dedi.

Kılıçdaroğlu, AK PARTİ'nin, kendilerinin anladığı anlamda bir demokrasiyi savunmadığını ifade etti.

"Adalet ve Kalkınma Partisi Kuzey Kore modeline göre görev yapan bir partidir. Kuzey Kore'de de bir diktatör var. Bütün dünyada alay konusu. Bizde de bir diktatör var, o da bütün dünyada alay konusu" diyen Kılıçdaroğlu, partinin kendisini bir kişinin iki dudağı arasına hapsettiğini, demokrasilerde bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun genel başkanlık görevini bırakması kararını eleştiren Kılıçdaroğlu, Davutoğlu'nun bu kararı sonrasında mağduru oynadığını, ancak buna hakkı olmadığını savundu. Kılıçdaroğlu, "Mağduru oynayamazsın Sayın Davutoğlu. Sen yürekli bir adamsan sonuna kadar demokrasiyi savunacaktın. 23 milyon 600 bin kişinin oyunu ve hakkını savunacaktın" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Sonra diktatör buyurdu: 'Bir başbakan istiyorum'. Nasıl birisi olsun? 'Düşük profilli olsun'. Bir baktık hepsi sıraya girmişler; 'Vallahi de o düşük profilli değil, asıl benim düşük profilli. Beni seç'. Sevgili vatandaşlarıma sesleniyorum: Böyle parti, böyle demokrasi olur mu? Sıraya girmişler, 'Ben daha düşük profilliyim. Hatta çukurdayım. Beni seç ne emredersen yapacağım. 24 saat yatarım, yeter ki beni seç' diyor. Pes vallahi. Düşük profil ne demek? Aklını kullanmayan adama düşük profilli denir. Çünkü aklını başkasına kiraya vermiş. Bu kişilere aynı zamanda dalkavuk da denir. Çünkü ne denirse 'Emredersiniz' der. Bu yetiyor mu? Hayır. Diktatör yine buyurmuş: 'Mutlaka bıyıklı olması lazım' diyor. Bir bakıyorsunuz, herkes bıyık bırakıyor. Niye bıyık bıraktı? 'Zaten ben düşük profilli bir adamım, o da bıyık bırakın dedi. Ben de bıyık bırakmaya başladım. Belki beni seçer' diyor. Vatandaşlarıma sesleniyorum: Siz böyle bir başbakan seçim tarzını, Türkiye Cumhuriyeti tarihini bırakın, dünya tarihinde gördünüz mü Allah aşkına? Böyle demokrasi mi olur? Ayıp değil mi? Yazık, günah değil mi bu ülkeye? Bunların hepsinin hesabının verilmesi lazım."

Türkiye'de tüm yetkilerin tek kişide toplandığı bir sistemin hayata geçirilmeye çalışıldığını ileri süren Kılıçdaroğlu, "Sen ne istiyorsun diyorlar? 'Valiyi, kaymakamı, hakimi, savcıyı ben tayin edeceğim. Milletvekili, belediye başkan adaylarını ben belirleyeceğim. Her şeyi ben yapacağım. Hele şu yasama, yargı, bunlar da ayak bağı. Bunların kaldıracağım. Hele siz beni bir seçin, gerisi Allah kerim' diyor. Böyle bir şey olabilir mi? Olamaz. Ne dedik? Sen böyle bir demokrasiyi bizim bedenimizi çiğnemeden hayata geçiremezsin." şeklinde konuştu.

Bir gazetede yayınlanan, başkanlık sistemine ilişkin soru ve endişelerin yer aldığı Kırıkkale Üniversitesinden bir akademisyene ait yazıdan bölümler okuyan Kılıçdaroğlu, Meclis'te bir tek CHP'li bile kalsa başkanlık sisteminin hayata geçirilmesine izin vermeyeceklerini vurguladı.

Sözü edilen başkanlık sistemi de denetim ve eleştirinin olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, "23 milyon 600 bin oy alan bir partinin genel başkanına darbe yapıldı, denetleyen kim, eleştiren kim? CHP dışında bu olayın üzerine giden, demokrasiyi, hukuku savunan kim, yargı bağımsızlığını savunan kim? Millet can derdinde. 6 milyonu aşkın işsiz var. Bunların derdiyle ilgilenen var mı? Yok. Sadece biz ilgileniyoruz. Demiş ki diktatör bozuntusu; 'Biz ancak Kızılay'a kan veririz'. Lafa bak. Şunu demek istiyor; Kızılay para verirse kanımızı veririz. Ben biliyorum sen kanı bile parayla satarsın." dedi.

Kılıçdaroğlu, "Demiş ki 'Biz kandan değil, halktan besleniyoruz'. Senin kandan beslendiğin çok açık. Yüz binlerce kişi hayatını kaybetti, 3 milyona yakın kişi Türkiye'de mülteci konumunda. O ölenlerin tamamının kanı senin ellerinde, senin dişlerin de kanlı, ellerin kadar. MİT tırlarını gönderdin oraya, silah gönderdin. Niye gönderdin? İnsanlar katledilsin diye gönderdin. Hala insanlar öldürülüyor, masum insanlar öldürülüyor. Onların tamamının sorumlusu sensin." iddialarında bulundu.

Ergenekon davasına da değinen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Davaların savcısı değil miydi? O olaylarda hayatını kaybedenler ve onların acısı hala yüreğimizde. Onların sorumlusu kim? 'Ben bu davaların savcısıyım' diyen sen değil misin? Sen kandan besleniyorsun. Berkin Elvan 15 yaşında. Bir Allah rahmet eylesin bile demedin. Annesini seçim meydanlarında yuhalattın. Sende din var mı iman var mı ahlak var mı namus var mı şeref var mı? Söyle bakalım ne var? Sen kandan, gerginlikten, şiddetten besleniyorsun.

Ne diyordu? '400 milletvekili verin bu işi huzur içinde çözelim' Vermezseniz, işte böyle yapar, her gün kan, şehit gelir, her gün insanlar ölür. Milleti şantajla tehdit ediyor. Yakışır mı bu? Sekiz şehidimizin olduğu gün beyefendi nikah töreni yapıyor. Nikahını yaparsın ama mütevazı yaparsın. Biz de çoluk çocuk evlendirdik. 23 Nisan'ı yasaklarsın, şehitlerimiz var diye ama öbür tarafta gider her türlü pisliği yersin."

Kılıçdaroğlu, elektrikteki kayıp kaçak bedelinin, faturasını düzenli ödeyen vatandaşa fatura edildiğini, bunun da bir soygun olduğunu savundu.

Merhum başbakanlardan Adnan Menderes'in idamına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Rahmetli Menderes'in adını ağzına alarak CHP'yi suçladı. Bir, sakın ola ki bir daha rahmetli Menderes'in adını ağzına alma, yakışmıyor. O namuslu, şerefli, düzgün adamdı. O çocuklarının ticaret yapmasına bile izin vermedi. 'Ben politikacıyım, şaibesi olur' diye. Bak Menderes'in torunlarına, git sor bakayım, pırıl pırıl hepsi, Cumhuriyet'i savunuyorlar. İdamlarla ilgili bir gerçeği açıklayacağım. 27 Mayıs ihtilalinden sonra yargılamalar oldu, Menderes ve arkadaşları idam edildi. Siyasi idama her zaman karşı çıktım. Siyasi düşüncesinden ötürü kimse idam edilmemeli. Hiçbir ayrım da yapmam. Ama bu yaptı. Suudi Arabistan'da 47 kişi idam edildi. Dedi ki: 'Suudi Arabistan'ın kanunlarında var. İran'da da var. İdam olabilir'. Biz karşı çıktık. Mısır'da yapılan darbe sonucu idamlara da karşı çıktık. Bangladeş'te de bir kişiyi idam ettiler, Erdoğan köpürdü, 'Vay nasıl idam edersiniz' diye. Suudi Arabistan'da 47 kişi idam edilirken, 'Onların kanununda var.' İnsanda biraz omurga olur, insanda biraz ilkeli davranma olur.

Rahmetli İnönü idam kararları verildiğinde 14 Eylül 1961'de o dönemin bütün siyasi partilerinin genel başkanlarını topluyor, 'Ortak bir mektup yazalım ve idamlara karşı çıkalım'. Altında CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, Adalet Partisi Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala, MSP Genel Başkanı Enver Adakan, Yeni Türkiye Partisi Genel Başkanı Ekrem Alican, hep beraber diyorlar ki 'Biz idamlara karşıyız, yapmayın' diyorlar."

Kılıçdaroğlu, daha sonra İsmet İnönü'nün 15 Eylül 1961'de tek başına da bir yazı daha yazdığını belirterek, dört sayfalık bu mektubunda da idamlara karşı olduğunu ifade ederek, infazların gerçekleşmesini engellemeye çalıştığını aktardı.

Kürsüden Adnan Menderes'in oğlu Aydın Menderes'in yazdığı "Babam ve Ben" isimli kitapta yer alan İnönü'nün idam kararlarını önlemeye yönelik çabalarını anlatan bölümü de okuyan Kılıçdaroğlu, "Bu gerçeği bu kadar acımasızca ancak bir diktatör saptırabilir. Ortada bir gerçek ve bir acı var. Acının engellenmesi için en ciddi mücadeleyi bütün partilerle beraber İsmet Paşa da verdi." dedi.

İdam cezalarının kaldırılması kararının da merhum başbakanlardan Bülent Ecevit döneminde alındığına işaret eden Kılıçdaroğlu, kendilerinin her zaman demokrasiden yana olduğunu söyledi.

TOBB Genel Kurulunda yaptığı konuşmasının eleştirilere konu olan bölümünü de bir kez daha kürsüden tekrarlayan Kılıçdaroğlu, bu sözlerinin yeni olmadığını dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, "Birileri Türkiye'yi babasının çiftliği sanıyor. Hiç meraklanmayın sevgili vatandaşlarım. Korkusuz ol, yılma, yürekli ol. CHP olduğu sürece bu ülkede rejimi değiştirmeye kimse yeltenemez." ifadesini kullandı.