2010-05-25 - 17:15
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Türkiye'nin AB yolunda zorlu bir müzakere süreci yaşadığını belirterek, ''Katılım
müzakerelerinin zorluğuna rağmen, Hükümetin kararlılığı, başta demokratikleşme
alanında olmak üzere ülkemize önemli kazanımlar sağlamıştır'' dedi.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Türkiye'nin AB yolunda zorlu bir müzakere süreci yaşadığını
belirterek, ''Katılım müzakerelerinin zorluğuna rağmen, Hükümetin kararlılığı, başta
demokratikleşme alanında olmak üzere ülkemize önemli kazanımlar sağlamıştır'' dedi.
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 64. Toplantısının açılışında
konuşan Atalay, Komisyonunun AB ile parlamentolar arası ilişkilerin kurumsal
temelini oluşturan önemli bir platform olduğunu, kurulduğu günden bu yana
Türkiye-AB ortaklığının demokratik denetim organı olarak görev yaptığını
söyledi.
''Komisyonun, başta üyelik süreci olmak üzere, Türkiye-AB ilişkilerinin
geliştirilmesinde ve sorunların çözüme kavuşturulmasında gerekli ve yararlı bir
platform olduğuna inanıyorum'' diyen Atalay, Türkiye'nin AB tam üyeliği konusunda
çabaları ve arzusunun tüm üye ülkeler tarafından bilindiğini kaydetti.
Türkiye'nin üyelik sürecinde gerçekleştirdiği reformların, AB
müktesebatına uyum amacıyla yaptığı yasal ve anayasal düzenlemeler ve bunların
uygulamaya yansıtılması için gösterilen çabaların takdire şayan olduğunu belirten
Atalay, şöyle konuştu:
''Bu süreçte zaman zaman inişli çıkışlı dönemler yaşansa da AB üyelik
süreci ülkemiz için her zaman için bir devlet politikası olmuş ve bu alandaki
kararlılığımız hep devam etmiştir. Bu anlamda özellikle son 8 yılda AK Parti
hükümetleri döneminde önemli siyasi reformlar gerçekleştirilmiştir. İnsan hak ve
özgürlükleri alanında, düşünce ve ifade özgürlüğü geliştirilmesi hususunda ciddi
reformlar yapılmıştır. Böylece hukuk sistemimiz güçlendirilmiş, daha katılımcı ve
şeffaf bir demokrasi sağlanmış ve böylelikle ülkemiz dünyada ve bölgesinde daha
güçlü, güvenilir ve saygın bir ülke haline gelmiştir.
Reformlar sonucunda 2005 yılında AB ile tam üyelik hedefli katılım
müzakerelerinin başlaması, AB'ye katılım ve uyum çalışmalarına yeni bir boyut ve
ivme kazandırmıştır. AB yolunda zorlu bir müzakere süreci yaşamaktayız. Katılım
müzakerelerinin zorluğuna rağmen Hükümetin kararlılığı, başta demokratikleşme
alanında olmak üzere ülkemize önemli kazanımlar sağlamıştır. Hükümetimizin AB
heyecanı hiçbir zaman kaybolmamış, aksine daha da artarak devam etmiştir. Tam
üyelik için gerekli şart olan siyasi kriterler ve Topluluk müktesebatından
kaynaklanan yükümlülüklerimizin yerine getirilmesi konusunda Hükümetimiz ve
Bakanlığım yoğun bir gayret içindedir.''
Katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki
çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan İçişleri Bakanı Atalay,
''Hedefimiz, tüm vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin standardını
yükselterek, demokratikleşme alanını genişletmektir. Bu kapsamda hiçbir ayrım
yapmadan bütün bireylerin eşit olarak hakkını arayabildiği mekanizmaların
kurulması ve mevcut mekanizmaların bu yönde güçlendirilmesi temel amaç ve
çalışmalar bu yönde devam etmektedir'' diye konuştu.
AB uyum süreci bağlamında entegre sınır yönetiminin kurulması, iltica ve
göç alanında düzenlemeler yapılması gibi pek çok hususta son birkaç yılda önemli
adımlar atıldığını ifade eden Atalay, kolluk uygulamalarının daha modern bir
çizgide düzenlenmesi, iç güvenik sektörü üzerinde sivil denetimin artırılması
yoluyla denetimin etkinleştirilmesi, örgütlenme özgürlüğünün desteklenmesi ve
aile içi şiddetin önlenmesi konularında Türkiye'nin insan hakları karnesini daha
ileri bir noktaya getirecek çok önemli çalışmalar ve projeler yürüttüklerini
anlattı.
Atalay, AB heyecanını tüm kurumlara ve ülkenin her köşesine yaymak
amacıyla her ilde bir vali yardımcısının başkanlığında AB Daimi Temas Noktası
oluşturulduğunu anımsattı ve çalışmaları hakkında bilgi verdi.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Kürt sorunu
ve terör de dahil bütün toplumsal sorunların demokratik açılım çalışması içinde
bulunduğunu belirterek, ''Kısa, orta ve uzun vadeli yapılacaklar listesini, eylem
planının büyük bölümünü tamamladık. Yasal çerçevede olanlar devam ediyor''
dedi.
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 64. Toplantısının açılışında
konuşan Atalay, Bakanlığının AB konusunda yaptığı çalışmalar hakkında bilgi
verdi.
İç güvenliğin sağlanması konusundaki reformları anlatan Atalay, AK Parti
hükümetleri döneminde insan hakları konusunda ciddi gelişmeler olduğunu ifade
etti.
Hükümetleri döneminde uyguladıkları politikalarla işkence ve kötü
muameleyi ülke gündeminden çıkardıklarını belirten Atalay, ''Hükümetlerimiz
döneminde en baştan itibaren işkenceye sıfır tolerans ilkemiz ki, Türkiye bu
konuda yargıda ve uluslararası insan hakları mahkemesinde sorunları olan bir
ülkeydi, ama son 8 yılda uygulanan hassas politikayla büyük bir başarı sağlandı.
Son yıllarda işkence ve kötü muameleden açılan dava sayısı yok denecek kadar az.
İşkence ve kötü muameleye hiç müsamaha etmeyeceğiz'' diye konuştu.
Karakolların adını ''polis merkezi'' olarak değiştirdiklerini ifade eden
Atalay, ülke genelindeki 1320 polis merkezini hem ortam, hem de çalışanları
açısından gözden geçirdiklerini anlattı. Bu anlamda 40 bin polisin eğitildiğini,
tüm nezarethanelerin kameralı hale getirildiğini vurgulayan Atalay, polis
eğitimini de genel olarak gözden geçirdiklerini, insan ve hukuk odaklı bir eğitim
vermeye çalıştıklarını kaydetti.
Atalay, ülke genelinde hizmet veren 220 bin polisin yüzde 80'inin
üniversite mezunu olduğunu, son yıllarda lisans mezunu olmayanların polis
olamadığını anlattı.
Bakan Atalay, AB standartlarında biyometrik pasaportu da önümüzdeki hafta
vermeye başlayacaklarını anlattı.
Hükümetin yıllardır devam eden demokratikleşme çabalarının yeni ve güçlü
bir hamlesi olarak başlattığı demokratik açılım sürecinin, reformlar konusundaki
kararlılığın önemli bir göstergesi olduğunu vurgulayan Atalay, şöyle konuştu:
''Demokratik açılımı başlatırken iki temel ilkeyi çok önemli gördük.
Birincisi, bütün toplumsal sorunların çözümünde daha fazla anlama, daha fazla
analiz ve daha fazla demokrasi en etkili yoldur. Buna hükümet olarak inanıyoruz
ve hükümet olduğumuz günden bu yana 8 yıldır bu yönde çaba sarf ettik. Daha fazla
demokratikleşme bütün toplumsal sorunların çözümünde çağımızda en etkili
yöntemdir. Bunun için de çok araştıracak, sorunu iyi analiz edecek ve çok boyutlu
stratejiler oluşturacaksınız. İkincisi, makro boyuttaki sorunların çözümü ve daha
fazla demokratikleşme, mikro boyuttaki sorunların çözümünü de kolaylaştıracaktır.
Genel manada rahatlama dar alanlardaki sorunların çözümünü de kolaylaştıracaktır.
Bu ilkelerle bu konudaki çalışmaları sürdürdük ve sürdürüyoruz. Kürt sorunu ve
terör de dahil bütün toplumsal sorunlar demokratik açılım çalışması içinde
kapsanmaktadır. Parlamentoda da görüştük. Kısa, orta ve uzun vadeli yapılacaklar
listesini, eylem planının büyük bölümünü tamamladık. Yasal çerçevede olanlar
devam ediyor.''
Çocukların çocuk mahkemelerinde yargılanmasıyla ilgili yasa tasarısının
Meclis gündeminde olduğunu belirten Atalay, tasarının parlamento tatile girmeden
yasalaşmasını istediklerini söyledi.
Farklı dil ve lehçelerde özel televizyonlarda da yayın yapılmasına olanak
tanındığını anımsatan Atalay, farklı dil ve lehçelerde üniversitelerde enstitü
kurulması ve araştırma yapılmasının önünün açıldığını kaydetti.
Güvenlikle ilgili politika ve stratejileri geliştirmek ve koordinasyonu
sağlamak üzere Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı kurulduğunu ve faaliyete
geçtiğini anlatan Atalay, ''Burası alanda uygulaması olan bir kuruluş değil,
hükümete çok boyutlu, ciddi politikalar ve stratejiler sunacak'' dedi.
İnsan Hakları Kurumu Tasarısını, İşkenceye Karşı Birleşmiş Milletler
Sözleşmesinin İhtiyari Protokolünün Onaylanmasına Dair Kanun Tasarısını, Genel
Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulmasına İlişkin Tasarıyı Meclise sunduklarını
anlatan Atalay, Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu oluşturulmasına yönelik
taslağın da bakanlıkların görüşüne sunulduğunu anlattı.
Atalay, Anayasa değişikliğinin bütün bunları pekiştiren ve
demokratikleşme açısından önemli bir adım olduğunu kaydederek, ''Paketi, tam bir
demokrasi paketi olarak niteledik. Pakete sadece demokratikleşmeyle ilgili
hususları koyduk. Bazı ekonomik hususların da konulması istendi. Ama biz, sadece
demokrasi paketi olarak kalsın ve parlamentoya böyle gitsin istedik'' diye
konuştu.
Paketin birey hakkını güçlendirdiğini, Anayasa Mahkemesine bireysel
başvuru hakkı getirdiğini kaydeden Atalay, paketle millet iradesini daha da
güçlendirdiklerini ifade etti.
İçişleri Bakanı Atalay, konuşmasında iltica ve göç konusuna da değinerek,
Türkiye'nin yasa dışı göç ve iltica ile mücadele eden bir ülke olduğunu söyledi.
Bu sorunları çözme yönünde bir eylem planı hazırladıklarını ve Bakanlıkta bir
ekip kurduklarını ifade eden Atalay, bu konuda bir yasa çalışması içinde
olduklarını söyledi.
Bu konuyu köklü şekilde çözmek istediklerini belirten Atalay, ''Kişilerin
gelişi, ağırlanması, geri iade konularında zorluklarımız var. Bunları misafir
ettiğimiz merkezler istenilen şartlarda değil. 10 kadar yeni merkez
oluşturuyoruz, önümüzdeki yılın ortalarına kadar 10 bin kişi kapasiteli yeni
merkezler olacak'' dedi.
Güvenlikle ilgili 24. faslın açılması konusunda entegre sınır yönetimi
alanında çalışmaların devam ettiğini belirten Atalay, ''Entegre Sınır Yönetimi
Yol Haritası Taslağı''nı hazırladıklarını, ''Sınır Güvenliği Teşkilatı Kanun
Taslağı''nı da yıl sonuna kadar tamamlamayı düşündüklerini söyledi.
Polis akademisi bünyesinde sınır güvenliği bölümü açtıklarını, bu sene de
polis meslek yüksek okulunda sınır güvenliğiyle ilgili öğrenciler
yetiştireceklerini belirten Atalay, polisin en güvenilir kurum durumuna doğru
geldiğini kaydetti.
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 64. Toplantısında komisyon
üyelerinin sorularını yanıtlayan Atalay, kaçak göçmenlerin geri kabulü
anlaşmasında belli bir aşamaya geldiklerini belirtti.
Atalay, ''Türkiye olarak bu konuda anlaşmanın bir an önce yapılmasını
arzu ediyoruz. Teknik konular var, hepsi görüşülüyor. Bu yılın ortalarına doğru,
1-2 ay içinde belirgin şekilde sonuca yaklaşılacağını düşünüyoruz'' dedi.
Türkiye'ye göç veren ülkelerle de geri kabul anlaşmaları yapmaya
çalıştıklarını ifade eden Atalay, ''Şuna da inandık, AB ile geri kabul
anlaşmasını imzalamamız ve bu konuyu kurumsal bazda yürütmemiz, diğer ülkelerle
geri kabul anlaşmalarının imzalanmasına destek olacak'' diye konuştu.
Komisyon üyesi Onur Öymen'in Anayasa çalışmalarına yönelik sorularına
karşılık da Atalay, Anayasa değişikliğinin en geniş mutabakatla yapılmasının
önemine inandıklarını ve çalışmalarını da bu yönde yürüttüklerini anlatarak,
şöyle konuştu:
''CHP görüşmesinde şu örneği vermek istiyorum. Burası iç siyasetin
tartışılması gereken bir yer değil ama... Heyetimizin CHP heyetini ziyareti
sonrasında ana muhalefet partisi sözcüleri, 'İncelemedik, içinde ne olduğunu
bilmiyoruz, ama AK Parti ile işbirliği yapmayacağız' dediler. Tavır böyle oldu.
Türkiye'de en çok partisi kapanan gelenek BDP geleneğidir. Kaç defa parti
kapanmış, yeniden kurulmuştur. Ama öyle bir tutum gösterdiler ki, parti
kapatmayla ilgili maddede dahi olumlu oy vermediler. Bu tutumları neden böyle, o
partilere sormak lazım. Biz bütün kapıları açık tuttuk ve tutmaya
çalışıyoruz.''
Onur Öymen'in, ''Terörle mücadeleden, başarıdan bahsettiniz. Eskiden bir
yılda 6 şehit verirken şimdi bu 20 katına çıktı. Bu artışın sebebi nedir?''
sorusuna da Atalay, şu yanıtı verdi:
''Terör, uluslararası bir tehdit. PKK da 30 yıldır Türkiye'de sorun olan
bir terör örgütü. Terör konusunda bütün hassasiyetlerimiz sürüyor. Demokratik ve
insani yöntemlerle mümkün olduğunca bütün sosyal sorunlar çözülebilsin diye
uğraşıyoruz. Bir yandan da terörle mücadele aynı şekilde devam ediyor. Terörün,
şiddetin olduğu yerde demokratik süreçlerin yürümesi de daha zordur. PKK terör
örgütüyle ilgili doğrusu burada AB üyelerinin parlamenterlerini bulmuşken şunu
söylemek istiyorum. Avrupa kesiminde PKK terör örgütü ve bu konuyla irtibatlı
gerek finans temini yönünde gerek sivil toplum kuruluşu şeklinde çalışmalarda
hassasiyet artmıştır. Başvurularımız, konuyu dikkatlerine getirmemiz sonucunda
AB'nin engelleyici tavırları vardır, son zamanlarda gelişmeler vardır. Bunları da
yakından takip ediyoruz. Terör örgütüne karşı ciddi tavır takınan Avrupa
ülkelerine teşekkür ediyorum.
Doğu ve güneyimizdeki komşu ülkelerle terör konusunda ciddi
çalışmalarımız var. Özellikle Irak topraklarından Türkiye'ye yönelen terör
tehdidi konusunda Irak, ABD ve Türkiye üçlü mekanizma çalışmamız var. Hem içeride
hem de komşu ülkelerle işbirliği içinde terörle mücadele çalışmamız sürüyor. ''
(17.15)
belirterek, ''Katılım müzakerelerinin zorluğuna rağmen, Hükümetin kararlılığı, başta
demokratikleşme alanında olmak üzere ülkemize önemli kazanımlar sağlamıştır'' dedi.
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 64. Toplantısının açılışında
konuşan Atalay, Komisyonunun AB ile parlamentolar arası ilişkilerin kurumsal
temelini oluşturan önemli bir platform olduğunu, kurulduğu günden bu yana
Türkiye-AB ortaklığının demokratik denetim organı olarak görev yaptığını
söyledi.
''Komisyonun, başta üyelik süreci olmak üzere, Türkiye-AB ilişkilerinin
geliştirilmesinde ve sorunların çözüme kavuşturulmasında gerekli ve yararlı bir
platform olduğuna inanıyorum'' diyen Atalay, Türkiye'nin AB tam üyeliği konusunda
çabaları ve arzusunun tüm üye ülkeler tarafından bilindiğini kaydetti.
Türkiye'nin üyelik sürecinde gerçekleştirdiği reformların, AB
müktesebatına uyum amacıyla yaptığı yasal ve anayasal düzenlemeler ve bunların
uygulamaya yansıtılması için gösterilen çabaların takdire şayan olduğunu belirten
Atalay, şöyle konuştu:
''Bu süreçte zaman zaman inişli çıkışlı dönemler yaşansa da AB üyelik
süreci ülkemiz için her zaman için bir devlet politikası olmuş ve bu alandaki
kararlılığımız hep devam etmiştir. Bu anlamda özellikle son 8 yılda AK Parti
hükümetleri döneminde önemli siyasi reformlar gerçekleştirilmiştir. İnsan hak ve
özgürlükleri alanında, düşünce ve ifade özgürlüğü geliştirilmesi hususunda ciddi
reformlar yapılmıştır. Böylece hukuk sistemimiz güçlendirilmiş, daha katılımcı ve
şeffaf bir demokrasi sağlanmış ve böylelikle ülkemiz dünyada ve bölgesinde daha
güçlü, güvenilir ve saygın bir ülke haline gelmiştir.
Reformlar sonucunda 2005 yılında AB ile tam üyelik hedefli katılım
müzakerelerinin başlaması, AB'ye katılım ve uyum çalışmalarına yeni bir boyut ve
ivme kazandırmıştır. AB yolunda zorlu bir müzakere süreci yaşamaktayız. Katılım
müzakerelerinin zorluğuna rağmen Hükümetin kararlılığı, başta demokratikleşme
alanında olmak üzere ülkemize önemli kazanımlar sağlamıştır. Hükümetimizin AB
heyecanı hiçbir zaman kaybolmamış, aksine daha da artarak devam etmiştir. Tam
üyelik için gerekli şart olan siyasi kriterler ve Topluluk müktesebatından
kaynaklanan yükümlülüklerimizin yerine getirilmesi konusunda Hükümetimiz ve
Bakanlığım yoğun bir gayret içindedir.''
Katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki
çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan İçişleri Bakanı Atalay,
''Hedefimiz, tüm vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin standardını
yükselterek, demokratikleşme alanını genişletmektir. Bu kapsamda hiçbir ayrım
yapmadan bütün bireylerin eşit olarak hakkını arayabildiği mekanizmaların
kurulması ve mevcut mekanizmaların bu yönde güçlendirilmesi temel amaç ve
çalışmalar bu yönde devam etmektedir'' diye konuştu.
AB uyum süreci bağlamında entegre sınır yönetiminin kurulması, iltica ve
göç alanında düzenlemeler yapılması gibi pek çok hususta son birkaç yılda önemli
adımlar atıldığını ifade eden Atalay, kolluk uygulamalarının daha modern bir
çizgide düzenlenmesi, iç güvenik sektörü üzerinde sivil denetimin artırılması
yoluyla denetimin etkinleştirilmesi, örgütlenme özgürlüğünün desteklenmesi ve
aile içi şiddetin önlenmesi konularında Türkiye'nin insan hakları karnesini daha
ileri bir noktaya getirecek çok önemli çalışmalar ve projeler yürüttüklerini
anlattı.
Atalay, AB heyecanını tüm kurumlara ve ülkenin her köşesine yaymak
amacıyla her ilde bir vali yardımcısının başkanlığında AB Daimi Temas Noktası
oluşturulduğunu anımsattı ve çalışmaları hakkında bilgi verdi.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Kürt sorunu
ve terör de dahil bütün toplumsal sorunların demokratik açılım çalışması içinde
bulunduğunu belirterek, ''Kısa, orta ve uzun vadeli yapılacaklar listesini, eylem
planının büyük bölümünü tamamladık. Yasal çerçevede olanlar devam ediyor''
dedi.
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 64. Toplantısının açılışında
konuşan Atalay, Bakanlığının AB konusunda yaptığı çalışmalar hakkında bilgi
verdi.
İç güvenliğin sağlanması konusundaki reformları anlatan Atalay, AK Parti
hükümetleri döneminde insan hakları konusunda ciddi gelişmeler olduğunu ifade
etti.
Hükümetleri döneminde uyguladıkları politikalarla işkence ve kötü
muameleyi ülke gündeminden çıkardıklarını belirten Atalay, ''Hükümetlerimiz
döneminde en baştan itibaren işkenceye sıfır tolerans ilkemiz ki, Türkiye bu
konuda yargıda ve uluslararası insan hakları mahkemesinde sorunları olan bir
ülkeydi, ama son 8 yılda uygulanan hassas politikayla büyük bir başarı sağlandı.
Son yıllarda işkence ve kötü muameleden açılan dava sayısı yok denecek kadar az.
İşkence ve kötü muameleye hiç müsamaha etmeyeceğiz'' diye konuştu.
Karakolların adını ''polis merkezi'' olarak değiştirdiklerini ifade eden
Atalay, ülke genelindeki 1320 polis merkezini hem ortam, hem de çalışanları
açısından gözden geçirdiklerini anlattı. Bu anlamda 40 bin polisin eğitildiğini,
tüm nezarethanelerin kameralı hale getirildiğini vurgulayan Atalay, polis
eğitimini de genel olarak gözden geçirdiklerini, insan ve hukuk odaklı bir eğitim
vermeye çalıştıklarını kaydetti.
Atalay, ülke genelinde hizmet veren 220 bin polisin yüzde 80'inin
üniversite mezunu olduğunu, son yıllarda lisans mezunu olmayanların polis
olamadığını anlattı.
Bakan Atalay, AB standartlarında biyometrik pasaportu da önümüzdeki hafta
vermeye başlayacaklarını anlattı.
Hükümetin yıllardır devam eden demokratikleşme çabalarının yeni ve güçlü
bir hamlesi olarak başlattığı demokratik açılım sürecinin, reformlar konusundaki
kararlılığın önemli bir göstergesi olduğunu vurgulayan Atalay, şöyle konuştu:
''Demokratik açılımı başlatırken iki temel ilkeyi çok önemli gördük.
Birincisi, bütün toplumsal sorunların çözümünde daha fazla anlama, daha fazla
analiz ve daha fazla demokrasi en etkili yoldur. Buna hükümet olarak inanıyoruz
ve hükümet olduğumuz günden bu yana 8 yıldır bu yönde çaba sarf ettik. Daha fazla
demokratikleşme bütün toplumsal sorunların çözümünde çağımızda en etkili
yöntemdir. Bunun için de çok araştıracak, sorunu iyi analiz edecek ve çok boyutlu
stratejiler oluşturacaksınız. İkincisi, makro boyuttaki sorunların çözümü ve daha
fazla demokratikleşme, mikro boyuttaki sorunların çözümünü de kolaylaştıracaktır.
Genel manada rahatlama dar alanlardaki sorunların çözümünü de kolaylaştıracaktır.
Bu ilkelerle bu konudaki çalışmaları sürdürdük ve sürdürüyoruz. Kürt sorunu ve
terör de dahil bütün toplumsal sorunlar demokratik açılım çalışması içinde
kapsanmaktadır. Parlamentoda da görüştük. Kısa, orta ve uzun vadeli yapılacaklar
listesini, eylem planının büyük bölümünü tamamladık. Yasal çerçevede olanlar
devam ediyor.''
Çocukların çocuk mahkemelerinde yargılanmasıyla ilgili yasa tasarısının
Meclis gündeminde olduğunu belirten Atalay, tasarının parlamento tatile girmeden
yasalaşmasını istediklerini söyledi.
Farklı dil ve lehçelerde özel televizyonlarda da yayın yapılmasına olanak
tanındığını anımsatan Atalay, farklı dil ve lehçelerde üniversitelerde enstitü
kurulması ve araştırma yapılmasının önünün açıldığını kaydetti.
Güvenlikle ilgili politika ve stratejileri geliştirmek ve koordinasyonu
sağlamak üzere Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı kurulduğunu ve faaliyete
geçtiğini anlatan Atalay, ''Burası alanda uygulaması olan bir kuruluş değil,
hükümete çok boyutlu, ciddi politikalar ve stratejiler sunacak'' dedi.
İnsan Hakları Kurumu Tasarısını, İşkenceye Karşı Birleşmiş Milletler
Sözleşmesinin İhtiyari Protokolünün Onaylanmasına Dair Kanun Tasarısını, Genel
Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulmasına İlişkin Tasarıyı Meclise sunduklarını
anlatan Atalay, Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu oluşturulmasına yönelik
taslağın da bakanlıkların görüşüne sunulduğunu anlattı.
Atalay, Anayasa değişikliğinin bütün bunları pekiştiren ve
demokratikleşme açısından önemli bir adım olduğunu kaydederek, ''Paketi, tam bir
demokrasi paketi olarak niteledik. Pakete sadece demokratikleşmeyle ilgili
hususları koyduk. Bazı ekonomik hususların da konulması istendi. Ama biz, sadece
demokrasi paketi olarak kalsın ve parlamentoya böyle gitsin istedik'' diye
konuştu.
Paketin birey hakkını güçlendirdiğini, Anayasa Mahkemesine bireysel
başvuru hakkı getirdiğini kaydeden Atalay, paketle millet iradesini daha da
güçlendirdiklerini ifade etti.
İçişleri Bakanı Atalay, konuşmasında iltica ve göç konusuna da değinerek,
Türkiye'nin yasa dışı göç ve iltica ile mücadele eden bir ülke olduğunu söyledi.
Bu sorunları çözme yönünde bir eylem planı hazırladıklarını ve Bakanlıkta bir
ekip kurduklarını ifade eden Atalay, bu konuda bir yasa çalışması içinde
olduklarını söyledi.
Bu konuyu köklü şekilde çözmek istediklerini belirten Atalay, ''Kişilerin
gelişi, ağırlanması, geri iade konularında zorluklarımız var. Bunları misafir
ettiğimiz merkezler istenilen şartlarda değil. 10 kadar yeni merkez
oluşturuyoruz, önümüzdeki yılın ortalarına kadar 10 bin kişi kapasiteli yeni
merkezler olacak'' dedi.
Güvenlikle ilgili 24. faslın açılması konusunda entegre sınır yönetimi
alanında çalışmaların devam ettiğini belirten Atalay, ''Entegre Sınır Yönetimi
Yol Haritası Taslağı''nı hazırladıklarını, ''Sınır Güvenliği Teşkilatı Kanun
Taslağı''nı da yıl sonuna kadar tamamlamayı düşündüklerini söyledi.
Polis akademisi bünyesinde sınır güvenliği bölümü açtıklarını, bu sene de
polis meslek yüksek okulunda sınır güvenliğiyle ilgili öğrenciler
yetiştireceklerini belirten Atalay, polisin en güvenilir kurum durumuna doğru
geldiğini kaydetti.
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 64. Toplantısında komisyon
üyelerinin sorularını yanıtlayan Atalay, kaçak göçmenlerin geri kabulü
anlaşmasında belli bir aşamaya geldiklerini belirtti.
Atalay, ''Türkiye olarak bu konuda anlaşmanın bir an önce yapılmasını
arzu ediyoruz. Teknik konular var, hepsi görüşülüyor. Bu yılın ortalarına doğru,
1-2 ay içinde belirgin şekilde sonuca yaklaşılacağını düşünüyoruz'' dedi.
Türkiye'ye göç veren ülkelerle de geri kabul anlaşmaları yapmaya
çalıştıklarını ifade eden Atalay, ''Şuna da inandık, AB ile geri kabul
anlaşmasını imzalamamız ve bu konuyu kurumsal bazda yürütmemiz, diğer ülkelerle
geri kabul anlaşmalarının imzalanmasına destek olacak'' diye konuştu.
Komisyon üyesi Onur Öymen'in Anayasa çalışmalarına yönelik sorularına
karşılık da Atalay, Anayasa değişikliğinin en geniş mutabakatla yapılmasının
önemine inandıklarını ve çalışmalarını da bu yönde yürüttüklerini anlatarak,
şöyle konuştu:
''CHP görüşmesinde şu örneği vermek istiyorum. Burası iç siyasetin
tartışılması gereken bir yer değil ama... Heyetimizin CHP heyetini ziyareti
sonrasında ana muhalefet partisi sözcüleri, 'İncelemedik, içinde ne olduğunu
bilmiyoruz, ama AK Parti ile işbirliği yapmayacağız' dediler. Tavır böyle oldu.
Türkiye'de en çok partisi kapanan gelenek BDP geleneğidir. Kaç defa parti
kapanmış, yeniden kurulmuştur. Ama öyle bir tutum gösterdiler ki, parti
kapatmayla ilgili maddede dahi olumlu oy vermediler. Bu tutumları neden böyle, o
partilere sormak lazım. Biz bütün kapıları açık tuttuk ve tutmaya
çalışıyoruz.''
Onur Öymen'in, ''Terörle mücadeleden, başarıdan bahsettiniz. Eskiden bir
yılda 6 şehit verirken şimdi bu 20 katına çıktı. Bu artışın sebebi nedir?''
sorusuna da Atalay, şu yanıtı verdi:
''Terör, uluslararası bir tehdit. PKK da 30 yıldır Türkiye'de sorun olan
bir terör örgütü. Terör konusunda bütün hassasiyetlerimiz sürüyor. Demokratik ve
insani yöntemlerle mümkün olduğunca bütün sosyal sorunlar çözülebilsin diye
uğraşıyoruz. Bir yandan da terörle mücadele aynı şekilde devam ediyor. Terörün,
şiddetin olduğu yerde demokratik süreçlerin yürümesi de daha zordur. PKK terör
örgütüyle ilgili doğrusu burada AB üyelerinin parlamenterlerini bulmuşken şunu
söylemek istiyorum. Avrupa kesiminde PKK terör örgütü ve bu konuyla irtibatlı
gerek finans temini yönünde gerek sivil toplum kuruluşu şeklinde çalışmalarda
hassasiyet artmıştır. Başvurularımız, konuyu dikkatlerine getirmemiz sonucunda
AB'nin engelleyici tavırları vardır, son zamanlarda gelişmeler vardır. Bunları da
yakından takip ediyoruz. Terör örgütüne karşı ciddi tavır takınan Avrupa
ülkelerine teşekkür ediyorum.
Doğu ve güneyimizdeki komşu ülkelerle terör konusunda ciddi
çalışmalarımız var. Özellikle Irak topraklarından Türkiye'ye yönelen terör
tehdidi konusunda Irak, ABD ve Türkiye üçlü mekanizma çalışmamız var. Hem içeride
hem de komşu ülkelerle işbirliği içinde terörle mücadele çalışmamız sürüyor. ''
(17.15)
