2016-03-22 - 16:21
CHP GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada terörün; nereden ve kimden gelirse gelsin, nerede olursa olsun, amasız, fakatsız lakinsiz lanetleyecekleri bir olay olduğunu belirtti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada terörün; nereden ve kimden gelirse gelsin, nerede olursa olsun, amasız, fakatsız lakinsiz lanetleyecekleri bir olay olduğunu belirtti.

İnsanlık suçu olan terörün, herkesin ortak tavır takınması gereken bir olay olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, "Brüksel'de patlayan bombalar, insanlığa karşı yapılmış bir suçtur. Bütün Belçika'ya, orada yaşayan bütün insanlara, bizim yurttaşlarımız dahil hepsine geçmiş olsun dileklerimizi, ölenler için başsağlığı dileklerimizi CHP Grubu'ndan gönderiyoruz." ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, terör ve terörün önlenmesi konusunda en net tavrı, en ilkeli duruşu sergileyen tek partinin CHP olduğunu savundu.

Kısa bir terör tarihi sunacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, 7 Haziran'dan sonra, sosyal medyada "Millet kaosu seçti" paylaşımları yapıldığını, hükümetin, "1 Kasım'da bizi tek başına iktidara getirin, şehit cenazeleri gelmeyecek", "Tek başına iktidara getirin ekonomide istikrarı sağlayacağız" dediğini anımsattı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Size söz verenler, verdikleri sözleri yerine getirmediler. Sizleri, tehdit ve şantajla kandırdılar. O nedenle bütün vatandaşlarımın bu konuda çok duyarlı olması lazım. Türkiye öyle konuma geldi ki bırakın terörü bitirmeyi, canlı bomba olmanın eğitim alanına dönüştü. 'Canlı bomba mı olmak istiyorsun, git Türkiye'ye eğitimini al.' Böyle bir yapı, anlayış olabilir mi? Sorumlusu kim? Bu soruyu sormazsan, yurttaş olarak görevini yapamazsın. Eğer 'sorumlusu ülkeyi yönetenlerdir' diyorsan, o zaman bir daha düşüneceksin.

İstanbul'da bombalar patladı, Fenerbahçe-Galatasaray maçını iptal ettiler. Şimdi de vatandaşa, 'sokaklara çıkalım', 'turist niye gelmiyor, gelsin' diyorlar. Sen bir maçı bile yapmaktan, maça gidenlerin güvenliğini bile sağlamaktan acizsin, turist buraya niye gelsin? Üstelik seçilmiş bir yer, aranılarak girilen yer, sen oranın bile güvenliğini sağlayamıyorsun. Sen Türkiye'nin güvenliğini nasıl sağlayacaksın, bu millet sana nasıl güvenecek? Kendi vatandaşını korumaktan aciz olan bir hükümet, ülkenin sorunlarını çözemez. Can ve mal güvenliğini sağlayamayan bir hükümet, kendi ülkesinin sorunlarını çözemez."

Kılıçdaroğlu, son olaylarda, Türkiye'deki büyükelçiliklerin kendi vatandaşlarına yaptıkları uyarıların ne kadar doğru olduğunu öğrendiklerini dile getirdi.

Bunun, hükümetin işlevini bitirdiği, verilen bilgilerin doğru olmadığı, büyükelçiliklerin Türkiye'yi daha iyi tanıdığı, terörü daha iyi takip ettikleri anlamına geldiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, bu gerekçelerle hükümetin ülkeyi yönetemediğini söylediklerini kaydetti.

Kılıçdaroğlu, "Sen kendi vatandaşının can ve mal güvenliğini sağlayamıyorsun, böyle bir ortam hazırlamışsın, ülkeyi kaosun içine soktun." dedi.

Türkiye'nin neden bu hale geldiğini soran Kılıçdaroğlu, birincisinin, Türkiye'nin "terörle mücadele edeceğim" diye terör örgütleriyle masaya oturduğunu öne sürdü. Kılıçdaroğlu, en büyük hatanın, daha başlangıçta yapıldığını, gömleğin iliğinin daha en başta yanlış iliklendiğini iddia etti.

Kılıçdaroğlu, hukuk devleti olan, Anayasası, Bakanlar Kurulu, yargı, yürütme ve yasaması olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, bir terör örgütüyle aynı masada nasıl bir araya getirildiğini sorarak, vatandaşın bunun hesabını sorması gerektiğini belirtti.

Kemal Kılıçdaroğlu, "Sadece bu mu? Hayır. Masaya oturdular ama terör örgütünün güçlenmesine ortam hazırladılar. Dönemin Başbakanı 'silahları bırakın' diye çağrı yaptı, bunlar bırakmayacaklarını söylediler. Masaya oturdular, terör örgütünün elinde silah var bizimkilerin yok, eşit koşullarda değiller. Güvenlik birimlerine 'bunlara karşı silah kullanmayacaksınız' dediler, valilere talimat verdiler. Neden 'AKP'nin yöneticileri, hükümet terör örgütlerine yardım, yataklık yapıyor' diyoruz, bunun için." diye konuştu.

İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın, "AK Parti ile PKK görüşüyor" şeklinde açıklama yaptığını anlatan Kılıçdaroğlu, şu görüşlere yer verdi:

"Sosyal medyada bizim milletvekillerimize linç kampanyası başlatan o trollere sesleniyorum, sizde ahlak, vicdan varsa, siz Ala'nın bu açıklamasını bütün kitlelere, dünyaya, Türkiye'ye yaymıyor sunuz? Hangi ahlaktan söz ediyor sunuz? Kazara bizden milletvekilimiz, herhangi bir ilçe başkanımız, 'biz ilçe olarak PKK ile görüşüyoruz' dese emin olun kıyamet kopardı. Bakan gayet açık, net, küstahça söylüyor. Ses veren, eleştiren var mı? Davutoğlu ne diyor? Dut yemiş bülbül gibi mübarek. Bizi eleştireceğine, bakanı çağırsana. Senin gücünün yetmediğini biliyorum, ona kızamazsın zaten, birşey de diyemezsin. Çünkü abin buna izin vermez. O nedenle sen vesayet altındasın."

Kılıçdaroğlu, Kandil'den 5-6'şar kişilik gruplar geldiğini, "teslim oluyoruz" dediklerini, teslim olup, serbest bırakıldıklarını ifade ederek, şehirleri silah deposuna döndürenlerin bunlar olduğunu bildirdi. Hükümetin bunun farkına vardığını belirten Kılıçdaroğlu, vatandaşın neden önlem almadığını sorduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, "Kendi vatandaşının can ve mal güvenliğini sağlayamayan bir iktidarın kesinlikle gitmesi lazım. Ahlaki olan budur." görüşünü savundu.

Kılıçdaroğlu, hükümetin gözleri önünde ve bilgisi dahilinde mahkemeler, vergi daireleri, askere alma daireleri kurulduğunu, şehirlerde, şehirlerarası yollarda kimlik kontrolü yapıldığını ancak ses çıkaranın olmadığını söyledi.

Terörü sonlandırmak isteyen güvenlik güçlerinin, "Şurada terör örgütü var ve müdahale etmemiz lazım. Ellerinde silah, bombalar var" diyerek, 292 kez yazı yazdığını anlatan Kılıçdaroğlu, valilere, "bunlara dokunmayın" talimatı verildiğini öne sürdü.

Kılıçdaroğlu, şunları ifade etti:

"Bunları yapanlar, teröre yardım ve yataklık yapanlar değil mi? Bundan daha açık delil var mı? Bu kadar söylüyorum, AKP, 'Ben seni mahkemeye veririm' demiyor. Şimdi mahkemeye vermeye cesaretleri yok. Neden? Çünkü o belgelerin tamamı mahkemeye gelecek, getireceğiz. İl başkanlarımız suç duyurusunda bulunuyor. Şimdi yürekli, namuslu, ülkesini seven, unvanında cumhuriyet olan ve cumhuriyetin hakkını veren savcı arıyoruz. Teröre yardım ve yataklık yapmaktan fezleke düzenleyecek bir namuslu savcı arıyoruz. Bir yürekli savcı arıyoruz. Çocuklarına ve Türkiye'ye, gençlerimize iyi miras bırakacak bir savcı arıyoruz.

Faturayı kim ödüyor? Ankara'daki beyler, onların çocukları mı ödüyor? Hayır. Bu ülkenin gariban aileleri ödüyor, yoksul anneler ağlıyor. Onların çocukları faturayı ödüyor, onlar şehit olarak geliyor, Ankara'daki beyler de üst perdeden konuşuyorlar o kadar. Yaptıkları hiçbir iş yok. Türkiye'yi kan gölüne çevirdiler. PKK belası vardı bir de IŞİD belası getirdiler. Ortadoğu'nun bütün dengelerini alt üst ettiler. Türkiye kan gölüne döndü. Bütün bu terör olaylarının tek sorumlusu vardır, AKP hükümetidir. Türkiye'de 70 ilden IŞİD'e katılım oldu, bunlar seyrettiler. IŞİD militanları gazete çıkardılar, toplandılar, internet siteleri açtılar, seyrettiler. Yaralılar Türkiye'de tedavi edildi, eline silah verilerek tekrar gönderildi, bunlar seyrettiler. Londra merkezli araştırma kuruluşunun çatışma ve silahlanmayı araştırma birimi, 20 ay boyunca Suriye ve Irak'ta araştırma yapıyor, araştırmayı AB fonluyor. Araştırmaya göre, Türkiye IŞİD'in bomba malzemeleri için bir transfer istasyonu haline geldi. Bunu biz değil, orada 20 ay boyunca araştırma yapan kuruluş söylüyor. IŞİD terör örgütü mü, değil mi uzun süre hükümet tereddüt etti. Artık IŞİD'in en büyük destekçilerinin Türkiye'de olduğu anlaşılıyor. Sadece Türkiye'nin değil dünyanın da başına dert oldu."

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin izlediği dış politikanın tamamen iflas ettiğini ileri sürdü.

2 milyon 700 bin mülteci ile baş başa kalındığını dile getiren Kılıçdaroğlu, bu vebalin kime ait olduğunu sordu.

Kılıçdaroğlu, CHP milletvekillerine saldırıldığını, sosyal medyadan linç edilmeye kalkıldığını öne sürerek, Başbakan Ahmet Davutoğlu'na, "Senin kaç milletvekilin terör örgütünün ailelerine taziyeye gitti? Senin hangi belediye başkanın taziye çadırı açtı?" diye sordu.

"Hodri meydansa hodri meydan. Terör örgütünü besleyenler, eline silah verenler, masaya oturanlar bunlar. Sözde kahraman olanlar da bunlar. Gelen her şehidin sorumlusu bunlardır" diyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Hükümet ne yapıyor terörle mücadelede? Gücü kime yeterse onu tutup hapse atıyor. Gücü akademisyenlere yetiyor. Bildiri yayınlıyorlar, tutup bir bildiri imzaladı diye adam hapse mi atılır? Hangi çağda yaşıyoruz? Bütün dünyaya bizi rezil ettiler. Hangi gerekçeyle bunları tutukluyorsunuz? Eğer siyasi iktidarın sopası haline gelmiş bir yargı varsa, bu yargı bir yerden talimat alıp gereğini yapıyorsa o ülkede demokrasiden söz edemezsiniz."

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Çünkü güçleri oraya yetmiyor. Çünkü onlar bir makamdan talimat alarak görevlerini yerine getiriyorlar. Diyorlar ki 'Akademisyenleri tutuklayacaksınız, hapse atacaksınız', 'Emredersiniz' diyorlar. Onlar için hukuk yok. Hiç kimse kusura bakmasın bir makamdan talimat alıp, o talimatın gereğini yerine getirenler, satılık insanlardır. Bu kadar açık. Yargı satılık insanların alanı değildir. Yargı dürüst ve namuslu insanların alanıdır."

Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı'nın, bir konuşmasında, "Ülkeyi ayakta tutacak olanlar okumamış, hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış, cahil halktır. Onlar bu yanlışların hiçbirini yapmazlar. Türkiye'nin okumuş kesimi, profesörlerden başlayarak geriye doğru en tehlikeli olanlar üniversite mezunları. Olayları en rahat okuyanlar da ilkokul mezunları. Çünkü zihinleri berrak. Üniversite ve sonrası durum çok vahim. Çünkü gidişatı okuyamıyorlar, zihinleri bulanık" şeklinde ifadeler kullandığını aktaran Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunu söyleyen bir akademisyen. Şimdi Sabahattin Zaim Üniversitesinin yöneticilerine sesleniyorum, lütfen eğer bu adamı burada tutacaksanız, üniversiteyi kapatın. Eğer bu düşünceleri paylaşıyorsanız, üniversiteyi kapatın, kimseyi okutmayın. Niye üniversite açtınız? Hangi gerekçe ile açtınız? Bu adam birilerine yalakalık yapsın diye mi oraya getirdiniz?"

Üniversitelerin toplumun kalkınmasında ve gelişmesindeki önemine işaret eden CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Bu adamın bilgi çağından, insanlığın geldiği evrimden haberi yok. Nasıl okumuş, nasıl profesör olmuş, nasıl o koltuğa oturmuş, anlamakta zorluk çekiyorum. Gerizekalı desem, adama hakaret etmiş olurum, çünkü gerizekalılığın da bir düzeyi var." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumdan çıkması ve sorunların çözülmesi için ülkenin kurucu ayarlarına geri dönmesi, barış eksenli bir politikaya geçilmesi gerektiğini belirterek, dış politikanını tamamen değişmesini, kavgadan değil, barıştan yana bir yaklaşım sergilenmesini istedi.

Irak, İran, Suriye, Mısır, Libya, İsrail, Rusya ile neden kavgalı hale gelindiğinin sorgulanmasının şart olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, bu ülkelerle Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda sorunları çözecek partinin CHP olduğunu, partisinin sorunları doğru tespit ederek, çözüm önerilerini ortaya koyduğunu kaydetti.

Kemal Kılıçdaroğlu, "Eğer, 'kavgadan besleneceğiz' diyorsanız, ülkeyi kan gölüne döndürürsünüz. Geldiğimiz nokta da budur. Yeni bir barış iklimi yaratmak istiyorsak, bunların gitmesi lazım." değerlendirmesinde bulundu.

Yaşanan terör olayları nedeniyle TBMM Başkanı'nın ve Meclis'in inisiyatif alması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, bu kapsamda Meclis Başkanı İsmail Kahraman'a yaptığı ziyareti hatırlattı.

"Terör gibi herkesi bunaltan bir soruna bu Meclis çözüm getirmeyecek de kim getirecek?" diye soran Kılıçdaroğlu, Meclis Başkanı Kahraman'ın liderlere terör gündemiyle bir toplantı çağrısı yapmasını istedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, "Eğer liderler sorunun çözümüne katkı vermiyorlarsa, neden vermediklerini çıkıp millete anlatsınlar. Bu çağrımı tekrarlıyorum. TBMM, buna el koysun. Çünkü bu hükümetle bu işler yürümez." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin başına bu kadar bela açan insanların siyasi sorumluluğu bulunması gerektiğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Eğer bir hükümette birisi kalkıp siyasi sorumluluğu üstlenmiyorsa, o erdemi ve o ahlakı göstermiyorsa, hükümet bitmiştir. Sıcak koltuğuna oturacak, her gün şehit cenazeleri gelecek ve sorumluluk üstlenmeyecek. Bombalar patlayacak, 'terörü lanetliyoruz' diye iki cümle kuracak, yine sıcak koltuğunda oturacak. Bunların gitmesi lazım. Eğer ahlak varsa, ahlakın kırıntısı varsa bunların yerlerinden ayrılmaları lazım." dedi.

Devlette liyakat sisteminin yeniden etkin hale getirilmesini isteyen Kılıçdaroğlu, bakanlıkların cemaatlar, vakıflar, tarikatlar arasında bölüşüldüğünü, böyle bir devlet yapısının kabul edilemez olduğunu, etkili görevlere yetkin insanların getirilmediğini, bu nedenle her alanda Türkiye'nin ateşe atıldığını ve bunların aşılması gerektiğini bildirdi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, terör olaylarının ekonomiyi de olumsuz yönde etkilediğini belirterek, "istikrar" diye gelen iktidarın istikrarı tamamen bitirdiğini öne sürdü.

Konuşmasında AB ile Türkiye arasında mültecilere ilişkin anlaşmaya da değinen Kılıçdaroğlu, büyük bir başarı olarak gösterilmeye çalışan anlaşmanın Türkiye'yi mülteci bakımevine döndüreceğini iddia etti.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Türkiye bir mülteci bakımevi olmamalıdır. Türkiye mülteciler açısından tampon ülke olmamalıdır. Ama gittiler altına imzayı attılar. Hangi gerekçe ile biz bu mültecilere bakacağız? Baktığımız kadar baktık zaten. Gidiyorlarsa gitsinler. Sorun bizim değil ki onların sorunu. Burada durmak istemiyor, oraya gitmek istiyor. Çıkıp şu yürekliliği göstermediler, 'Kardeşim, ne 6 milyar avrosu? 6 milyar avroyu ben size vereyim, tamamına siz bakın'. Burası mülteci bakımevi mi? Yarın bunlar, 2 milyon 700 bin Suriyeli ne olacak Türkiye'de? Türkiye başına nasıl bir bela aldığının farkında mı? Bir felaketi devralıyoruz. Bu insanlara nasıl bakılacak? Nasıl beslenecek bu insanlar? 'Avrupa'ya giden Suriyeliler kadar bizden seçip Suriyeli alacaklar', bir insana yapılan en büyük saygısızlıktır bu. Geri gönderecekler, 'İçlerinden mühendisleri, doktorları, avukatları alacağım, döküntüler sizde kalacak'. Bir insana böyle bakılır mı? Kişi ölümü göze alarak, çoluk çocuk gitmiş oraya. Al bak kardeşim, al bak. Suriye kan gölüne dönerken ağzını bıçak açmıyordu, seyrediyordun sadece. Sorunu çözmek için hiçbir çaba göstermedin. Ne zaman mülteciler gitti başladın ağlamaya."

Avrupa'nın 500 milyon, Türkiye'nin ise 78 milyon nüfusu olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, bu kadar büyük bir nüfusa sahip olmasına rağmen, 2 milyon 700 bin kişiyi kabul etmeyip para karşılığı Türkiye'ye baktırmaya çalıştığını kaydetti.

Bunun Türkiye'yi aşağılamak ve ikinci sınıf ülke konumuna düşürmek olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, hükümetin de böyle bir muameleye neden olan anlaşmaya imza atmasını eleştirdi.

Türkiye'nin 72 şartı yerine getirmesi halinde, Avrupa'ya vizesiz seyahatin gündeme geleceğinin söylendiğini aktaran Kemal Kılıçdaroğlu, 2014 yılında Meclis gündemine getirilen Geri Kabul Anlaşması'nda da yine Avrupa'ya vizesiz seyahatin gerçekleşeceğinin söylendiğini ileri sürdü.

Kılıçdaroğlu, "Onu unutturdular, şimdi buna yeni bir vize kamufle etmeye çalışıyorlar. Vize de turist vizesi. Yahu milletin ne parası var ki zaten turist vizesini sorun etsin. Turist olarak gidenler zaten gidiyorlar. '72 şart' diyorsan getir, hepsine destek vereceğiz. Ama ben de adım gibi biliyorum ki bunları getiremeyecekler. Çünkü getirdikleri zaman demokrasi lazım Türkiye'ye. AB standartları olması lazım. Diktayı arzu eden bir yönetim demokrasiden yana tavır mı alır? Unutturacaklar." değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, AB'nin 17-18 Mart tarihlerinde bir sonuç bildirgesi yayımladığını ve bildirgede, "AB, demokrasi, hukuk devleti, ifade özgürlüğünün de dahil olduğu temel haklara saygı konusu olduğunda Türkiye'nin en yüksek standartlara saygı duymasını bekler" cümlesinin yer aldığını aktararak, bu cümleye muhatap olmanın kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Kılıçdaroğlu, iş adamı Rıza Sarraf'ın ABD'de tutuklanmasıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ben eminim çoğunun gözüne bu akşam uyku girmeyecek, yataklarında rahat uyuyamayacaklar. FBI Bölge Direktörü, bu suçlamaların gerçek ortaklara bir mesaj olduğunu söylüyor. Yani Rıza Sarraf gerçek ortak değil. Gerçek ortaklar var. Deniz Feneri'ni hatırlıyorsunuz değil mi? Ne diyordu Alman hakim, 'Asıl failler Türkiye'dedir' diyordu. Rıza Sarraf orada konuşur, göreceksiniz, konuşacaktır. Bütün kirli çamaşırlar ortaya çıkacak. Ve böylece biz dört bakanla ilgili bütün gerçekleri, bütün ayrıntıları ile öğrenmiş olacağız. Birilerinin Rıza Sarraf'ın önüne nasıl, hangi gerekçe ile yattığını çok daha iyi öğrenmiş olacağız. Ne diyorduk? Allah büyüktür, diyorduk. Hiçbir haksızlığa, yolsuzluğa yer vermemeliyiz. Türkiye'yi hukukun üstünlüğü bağlamında yüceltmeliyiz."

Öte yandan Kılıçdaroğlu, toplantı çıkışında gazetecilerin, partiden ihraç edilen Ankara Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın grup toplantısına katılmasına ilişkin sorusuna, "Vatandaş olarak herkes gelebilir" karşılığını verdi.