2014-06-09 - 22:15
TBMM'DE "YEREL MEDYA ÖZENDİRME YARIŞMASI" ÖDÜL TÖRENİ...
Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün (BYEGM) 94. kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında düzenlenen 29. Yerel Medya Özendirme Yarışması'nın ödül töreni TBMM Tören Salonu'nda gerçekleşti.
Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün (BYEGM) 94. kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında düzenlenen 29. Yerel Medya Özendirme Yarışması'nın ödül töreni TBMM Tören Salonu'nda gerçekleşti.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, yarışmada dereceye girenlere ödüllerini vermek üzere TBMM'de düzenlenen törene katıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından BYEGM'nü tanıtan bir sinevizyon gösterisi sunuldu.

Törenin açılışında konuşan Arınç, Meclis Başkanı olduğu dönemde tören salonunun yılda sadece iki gün açık olduğunu anımsattı. Arınç, "Madem ki TBMM milletimizi, millet iradesini temsil eden mekandır, bu salon milletimize tahsis edilmeli" diye düşünerek, salonu, sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları, yüksek yargı ve toplantı yapmak isteyen nitelikli kuruluşlara tahsis ettiklerini anlattı.

Arınç, 5 yıl boyunca bulundukları salonda çok değerli toplantılar yapıldığını dile getirerek, "Sayın Başkan da aynı yoldan gidiyor ki bugünkü toplantımız için burayı tahsis etti. Bu mekanların hepsini işlevsel hale getirmemiz lazım. Buraları kapalı tutulacak, insani çalışma olmayacak diye düşünmemeliyiz. Umarım başka kurum, kuruluşların buna benzer, tören, toplantı salonları her türlü etkinliğe açık olabilsin" diye konuştu.

Atatürk'ün milli mücadele sırasında işaret ettiği iki önemli kuruluş bulunduğunu vurgulayan Arınç, bunların Anadolu Ajansı ve o zamanki adıyla Matbuat Umum Müdürlüğü olan BYEGM kuruluşu olduğunu belirtti.

Arınç, köklü iki kurumun, bu yıl 94. yılları olduğuna işaret ederek, Anadolu Ajansı'nın kuruluşunu farklı etkinliklerle kutladıklarını, bugünü de ödül töreniyle kutladıklarını anlattı. Arınç, basınla kucaklaşmak, kaynaşmak, çalışmalarına ayna tutmak, ödüllendirmek, bu vesileyle BYEGM'nin geldiği noktayı görmek istediklerini söyledi.

Başbakan Yardımcısı Arınç, 19 yaşında siyasete ilgi duyduğunu, daha sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne geldiğinde de kendisini siyasetin içinde bulduğunu kaydetti.

Yakın tarihe merak saldığını, pek çok dergi, kitap, biyografi okuduğunu anlatan Arınç, bunlardan Matbuat Umum Müdürü Vedat Nedim Tör'ün, 1943'te gazetelere yayınladığı genelgenin dikkatini çektiğini ifade itti. Arınç, Tör'ün, yaptığı tek şeyin, Ramazan ayında gazetelere, "Bazı gazetelerde, dinden bahisle bazı yayınlar yayınlanmaktadır. Biz bu ülkede dini bir zihniyet fideliği oluşmasını istemiyoruz. Bu genelgenin size tebliğinden itibaren bu tür yayınlarınızı derhal kesmeniz, dinden ima yoluyla bile bahsetmeniz yasaktır" şeklinde gönderdiği genelge olduğunu belirtti.

Arınç, son dönemlere dair hatırladıklarına göre, BYEGM'nin içine kapalı bir kurum, adeta istihbarat örgütü gibi olduğunu ifade etti. Arınç, "Türkiye, dünyayla ilgisi yok. Ne yapar, ne çizer, ne yayınlar, orası belli değil. Sadece yurt dışında yazılan bir kaç haberi tercüme eder, devlet erkanın önüne getirir, bunun dışında iç basına yönelik fazla bir faaliyeti yoktur. Canı isterse sarı basın kartı dağıtır veya bir başka şey yapar" dedi.

BYEGM ile 5 yıldır ilgili olduğuna işaret eden Arınç, önceki genel müdür Salih Melek ve şimdiki Genel Müdür Murat Karakaya ile kurumu layık olduğu yere getirmeyi amaçladıklarını anlattı. Arınç, şunları kaydetti:

"2020, 2023, 2053, 2071 gibi hedeflerimiz yoktu ancak 4-5 yıl içinde BYEGM'nü adına layık, kendisinden beklediğimiz fonksiyonları ifa edecek bir noktaya getirmeliydik. Bugün bu kurum, alnının akıyla, açıklığıyla, başının dikliğiyle görevini bihakkın yerine getirmektedir. Sadece yerel medya değil, ulusal medyamız açısından da gazetecilere sağlanan kolaylıklar bakımından da yerel medya eğitim seminerleriyle dünyaya açılarak, Afrika, Asya, Avrupa, Kuzey Amerika medya forumlarıyla, dünyanın pek çok ülkesindeki basın müşavirlikleri, basın ateşelikleriyle ve en önemlisi insan unsuru. Bu kurumda uzman olarak yetişmiş insan bulmak çok zordu, hatta geldiğimizde hemen hemen yoktu. 4 yılda önce uzman yardımcısı, sonra enformasyon uzmanı olarak karşımıza çıkan genç kadro, sadece yeni medya, dijital medya değil, yazılı basından televizyonlara kadar bütün basını didik izlemekte,bunlarla ilgili d sistemi içerisine bilgisokmakta. Yerel medyaya teknik eğitim desteği vermesinin yanında onları ödüllendirecek, onlara imkan hazırlayacak çalışmaların içerisindedir. Halk ile medyayla barışık, gerçekten enformasyon görevini yapmaya gayret eden, bunu başarıyla bugün ifa eden basın yayın enformasyon sistemimiz var. "

Arınç, 350'ye yakın yerel medyanın, artık dijital ortama aktarıldığını, herkesin kendi bilgisayar ve telefonuna yükleyerek, yerel medyayı takip edebileceğini bildirdi.

Gazetecilerin hizmet pasaportu talebi, basın kartı konusunda belki 50 yıllık beklentilerin karşılandığını dile getiren Arınç, özgürlükçü bir anlayışla basın yayının, bugün kendisine düşen görevi yerine getirdiğini vurguladı.

Arınç, Türkiye'nin pek çok ilinde toplantılar yaptıklarını anımsatarak, en son geçen kasım ayında Batman'da 200'e yakın gazetecinin katıldığı yerel medya eğitim semineri gerçekleştirdiklerini yaptıklarını anımsattı. Arınç, "Belki Haziran, Temmuz içinde yaz dönemi, Kasım, Aralık'ta kış dönemini farklı illerde gerçekleştireceğiz. Basın İlan Kurumu ile işbirliğimiz var. TRT, Anadolu Ajansı ve medya sektörüyle yakın ilişkimiz var. Arkadaşlarımızın bizden taleplerini karşılamaya çalışıyoruz. RTÜK ile ilgili bugünlerde bir kaç maddelik kanun değişikliği çıkacak. TRT, 50. yılını kutluyor, 15'e yakın kanalıyla bütün dünyaya yayın yapmak gibi güzel faaliyetin içinde" diye konuştu.

Katar'da geçtiğimiz günlerde El Cezire formunda konuk olduğunu anlatan Arınç, sözlerini şöyle tamamladı:

"Davetli olarak konferansı ben verdim. Arap ülkelerindeki değişim, nereye gidiyor konulu konferanstı. 26 ülkeden katılımcı vardı. El Cezire'de de mülakatımız oldu. Orada Anadolu Ajansı ve TRT'yi anlattım. Onlar, Balkanlar, başka kıtalardan da yayın yapak istiyorlar. Anadolu Ajansı 8 dilde haber servisi yapıyor. Bunların içinde Arnavutça sondur, bir öncesi de Fransızca'dır. Sırpların, Hırvatların, Boşnakların kullandığı ortak dilde, biz 2 iki yıldan bu yana günde 8 bine yakın haber geçiyoruz."

Arınç, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün 94. kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında düzenlenen Yerel Medya Özendirme Yarışması ödül törenindeki konuşmasında, gündemdeki konulara yer verdi.

Bugünlerde, özellikle belli bir bölgede, üzüntü verici olayların yaşandığını belirten Arınç, bu olaylardan birinin de Diyarbakır merkezindeki Hava Kuvvetleri'nin bulunduğu alandan, bir Türk bayrağının indirilmeye cüret edilmesi olduğunu kaydetti. Bunu, "alçakça bir hareket" olarak değerlendiren Arınç, "Çok şükür Türkiye'de herkes, kendini bilen herkes, bu ülkeye bağlılığını bildiğimiz, bayrağımıza, vatanımıza, ülkemize çok sevgi duyduğunu bildiğimiz herkes, bu hainliği, bu ihaneti, bu alçakça tecavüzü sadece Silahlı Kuvvetler, Cumhurbaşkanımız değil, şüphesiz bütün siyasetçiler, bütün kurumlar, Meclis Başkanımız dahil olmak üzere kınadılar. Silahlı Kuvvetler de ciddi bir açıklama yaptı, bu olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koydu" diye konuştu.

Batman'da yaptıkları yerel medya eğitim seminerine, bölgenin gazetecilerinin de geldiğini anımsatan Arınç, her birinin birbirinden vatanperver olduğunu kaydetti. Siyasi görüşleri ne olursa olsun, onları dinleme ve konuşmalarından yararlanma ihtiyacı duyduklarını dile getiren Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Oradan aldığım intibahla, o konuşmalar ışığında şunu söylemem lazım: Bir şeyi net olarak vermemiz lazım, adına ne dersek diyelim, ister Kürt sorunu, ister Güneydoğu, ister PKK sorunu diyelim, bu sorunu çözmek isteyenlerin yapacağı işler belli. Sorunu çözmek istemeyenler de var. Onların da yaptıkları çok ortada. Sorunu çözmek istemeyenler sadece şiddetten gıdalanıyorlar, besleniyorlar, dillerinde şiddet var, eylemlerinde şiddet ve silah var. Siyasi söylemlerinde bile her an insanları yeniden karanlık günlere götürecek bir kalkışma veya isyan çağrısı var. Bunların her biri, ülkemizde yaşanan terörün bir çözüm süreciyle bitmesinden dolayı endişe ediyorlar. Sorunu çözmek isteyenler, üslubuna, yapacaklarına dikkat ediyor, fikirle, düşünceyle ortaya çıkıyor. Mesela biz, şiddet dilinin terk edilmesi gerektiğini, pozitif bir habercilik anlayışı içinde evet olanları verelim ama kanlı kanlı, canlı canlı, bunları insanların nefret ve şiddetine yol açabilecek bir algılamaya da kesinlikle gitmeyelim diye düşünmüştük. Bunu bütün arkadaşlarımız da aynen kabul ettiler. Öylesine bazı gazeteler veya yazarlar var ki kaleminden kan damlıyor. Niçin insanlar ölmüyor, niye cenazelerin arkası kesildi, yoksa bu çözüm süreci başarılı mı olacak endişesini taşıyanlar var. "

Başbakan Yardımcısı Arınç, fikir ürettiklerini, daha bir kaç gün önce Diyarbakır'da çözüm süreci üzerine yeni bir çalıştay yapıldığını anımsattı.

Arınç, siyaset adamları, gazeteciler, fikir insanlarının, burada konuşmalar yaptığını, düşüncelerini açıkladığını ve sonunda ortak bazı noktalar bulduğunu anlattı. Arınç, şunları kaydetti:

"Düşünce ve fikirden yanayız. Silahtan ve şiddetten yana değiliz. Bu bir sene önce de Nevruz'da açıklanan bir mesajdı. O zaman bugün yapılanlar neyin nesidir? İki insanımızın ölmesi, kendisini gizleyen, orasını, burasını örten ama polisi öldürmek için, askerle çatışmak için ellerindeki molotofkokteyllerini, silahlarını, uzun namlulu silahlarını ateşleyen insanlar var. Bunlar ne kadar şiddet ve nefretle lanetlense de bir gerçek yaşanıyor ki 15 aydan beri devam eden çözüm sürecinin bir an önce bitmesini ve tekrar eylemlere dönülmesini istiyorlar. Kandil başka türlü hareket ediyor, onlar mesela bugünkü açıklamalarında 'HDP'li milletvekilleri bundan sonra Apo'ya niye gidecek, onun vereceği sözler bizim için geçerli değildir' anlamına gelen bir mesaj veriyor. HDP'li milletvekilleri, 'biz oraya tekrar gidersek, Öcalan'dan yeni bazı sözler alırız' diye ümidini oraya bağlamış, Kandil bir başka şey, Öcalan ve ekibi bir başka şey. Buradaki milletvekilleri, BDP'li mi HDP'li mi her gün isim değiştiriyorlar. Kimin ne söylediğinin farkında değiliz. Bir karmaşanın içerisinde. Sadece biz ne yaptığımızı biliyoruz. Biz, bazı küçük olaylara belki tahammül ediyoruz en azından çözüm sürecini lekelenmemesi bakımından. "

Bu oyunun belki bir kaç maksadı olabilir" diyen Arınç, sürecin doğru gitmesinden rahatsız olan, şiddet ve kanı özleyen çevrelerin bunun işaretini verebileceğini ya da süreci sabote eden çevrelerin ilk kez halkın seçeceği Cumhurbaşkanı seçimi öncesinde, hiçbir zaman alamayacakları haklar konusunda hükümeti taviz vermeye zorlamak, korkutmak, pazarlık masasına oturtmak isteyebileceğini ifade etti.

Başka senaryoların da söz konusu olabileceğini dile getiren Arınç, şöyle konuştu:

"Terör sorununun çözülmesi, Türkiye'nin yüzyılının en önemli meselesidir. Varlık veya yokluk meselesi kadar önemlidir. Baldıran zehiri içmeye hazır olmuş, mesele çözülecekse hükümetten gitmeyi bile şimdiden başının üstüne almış, hiçbir siyasi makam ve mevki beklentisi olmadan 'yeter ki bu ülke terörden, kandan, gözyaşından kurtulsun' diye hayırlı yola çıkmış olan hükümeti kimse diz çöktüremez. Bunların hepsini bir saatte toplamak ve iki saat sonunda cezasını vermek mümkündür. Ama sabrediyorsak, süreci baltalamaya çalışanların amaçlarına bir an önce ulaşmaması için. Biraz daha sabırlı olacağız, biraz daha dikkatli olacağız. Elbette asker bu noktaya gelmişken görevini yapacak, güvenlik güçleri görevini yapacak, idareciler, valiler, kaymakamlar görevlerini bihakkın yerine getirecektir.

Genelkurmay Başkanlığımızın açıklaması dikkatle okunmalıdır. Sabırla olayları takip ediyoruz. Eğer sabır olmasaydı, hükümetin siyasi iradesine bağlılık olmasaydı, bayrak direğine çıkmaya çalışıp, o bayrağı oradan yere indirmeye cüret eden insana cezası o anda verilebilirdi."

Arınç, Çanakkale Şehitliği'nde Lice'den en az 5-6 şehit askerin isminin yazılı olduğunu belirterek, "1915'te Çanakkale Harbi'ne giderek, Liceli Ahmet Manisalı Mehmet'in kucağında can vermişse, şimdi başka hiçbir Liceli o bayrağı yerinden sökmek ya da ayak altına almak cesareti gösteremez. Bu inançsız, bu memlekete bağlı olmayan, kafasını başkalarına kiraya vermiş, başka ideolojilerin esiri olmuş, hırsını bayraktan almaya çalışan insanlara en azından birkaç saat içinde gereken mutlaka yapılır ama oyuna düşmemek istiyoruz" diye konuştu.

Bir siyasi partinin genel başkanının "Bundan sonrasını KCK bilir" dediğini anlatan Arınç, şöyle devam etti:

"Onlar biliyorsa, onların yargılandığı sırada 'Bu insanlar suçsuz yere yargılanıyor, bunların paralel yapısı yok, bunlar KCK'nın şehir yapılanması değildir' diyordunuz. Şimdi bu eylemleri yapanları KCK ile bağlantılı gösteriyor ve 'ne yaparsa onlar bilir, biz de işin doğrusunu Öcalan'a gidersek öğrenebiliriz' diyorsunuz. Böyle bir siyasetçi türü. Türünün son örnekleri Türkiye'de.

Vatanseverliğimizden, ülkemizi kucaklamak istememizden, ülkemizin en can yakıcı sorununu Allah'ın izniyle çözecek olmamızdan kimsenin endişesi olmasın."

Terör örgütünün tek isteğinin propaganda olduğuna dikkati çeken Arınç, "Bu propagandayı göz önüne getirmek ve örgütün tekrar silaha sarıldığını ve bunun toplumda büyük bir panik ve korku meydana getireceğini düşünmek ve pozitif yayın yapmak hepimizin müşterek tarzı olmalı. Bütün Türkiye için sorumlu habercilik anlayışına ihtiyacımız var" dedi.

Terör örgütünün güçlü olmadığını, noktasal eylemler yaptığını dile getiren Arınç, "Ateşe benzin dökmek istiyorlar. Bunun farkındayız. Buna izin vermeyeceğiz. Hele hele bayrağımızın yerlerde sürünecek hale gelmesini hiçbir vatansever, bu memleketin evladı kabul edemez, biz de kabul etmiyoruz" diye konuştu.

Anadolu Ajansı'nın geçtiğimiz günlerde Kürtçe Haber Çalıştayı düzenlediğini anımsatan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mardin Artuklu Üniversitesi ve Muş Alparslan Üniversitesi'ndeki öğretim üyeleri, gazetecilerle birlikte 'habercilik dili nasıl oluşturulabilir' diye 2 gün çalıştılar. Biz de Türk Dil Kurumu olarak 11 bin kelimeden müteşekkil Kürtçe-Türkçe sözlük hazırladık. Piyasaya da çıktı. Biz bundan sonra akademik lügat üzerinde de çalışıyoruz. Bu lügat, hem üniversitelerde bu dersleri alanlar için hem seçmeli derste okutulmak üzere 3 bilim adamına hazırlattık. TRT-6, bölgede 35 radyo ve televizyon kanalı anadilde 24 saat yayın yapıyorlar.

Biz hükümet olarak bunları yapıyoruz. Onların bildiği tek şey molotof atmak, silah kullanmak ve birilerini öldürüp kan ve acıdan kaynaklanan yeni bir terör dalgası meydana getirmek. Aklıselim galip gelecek, yurtseverlik galip gelecek ve inşallah bu işin sonuca ulaştığını hep birlikte göreceğiz."

Açılışta konuşan Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya, kuruluş yıl dönümü törenlerinin, kendileri için sadece kutlama değil, aynı zamanda bir durum tespiti, yapılanların muhasebesi ve geleceğin yeniden kurgulanması fırsatı olduğunu söyledi.

Karakaya, 7 Haziran 1920?de bizzat Mustafa Kemal?in direktifleriyle kurulan Genel Müdürlüğün, o günden bu yana görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştığını bildirdi. Karakaya, "Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet?in kuruluşu, 2. Dünya Savaşı, çok partili demokrasiye geçiş, soğuk savaş yılları, Kıbrıs Harekatı gibi tarihsel dönüm noktalarında önemli görevler üstlenmiştir" diye konuştu.

Bugün gelinen noktada dünya ve Türkiye'nin, büyük bir değişim geçirdiğini belirten Karakaya, bu değişimde medyanın, belirleyici ve dönüştürücü bir rol oynadığını anlattı.

Karakaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün ana çalışma ekseninin medya olması, kurumumuzun önemini ve sorumluluk alanını bugün daha da artırmıştır. Personel, teknik donanım, faaliyet ve projeler anlamında yeni medya düzenine uyum sağlamak, ciddi bir dönüşümü zorunlu kılmaktadır. Kurum olarak bu zorunluluğun farkındayız ve kendimizi dönüştürmenin gayreti içindeyiz.

Kurumsal kimliğimiz, çalışanlarımızın katkıları alınarak ve profesyonel ekiplerle çalışılarak yenilendi. Bu değişikliklerin, farkındalık yaratmak bakımından başarılı sonuçlar getirdiğini şimdiden görmekteyiz. Medyadaki değişime paralel olarak, günümüzün en önemli olgularından biri haline gelen yeni medya konusunda da bir dizi çalışma başlatmış bulunuyoruz. Genel Müdürlüğümüz, internet haberciliği, blog yazımı, mobil iletişim, sosyal medya ve ilgili diğer mecraları araştırmakta, bu konuda dünyadaki gelişmeleri yakından izlemektedir. Türkiye ve dünya gündemine ilişkin haberleri, yerel medyada öne çıkanları, Genel Müdürlüğün etkinlikleri ve projeleri ile medyaya ilişkin gelişmeleri düzenli içerik geliştirerek takipçilerimizle paylaşmaktayız."

Karakaya, medyadaki gelişmelerin, yerel medyayı eskisinden daha da önemli hale getirdiğini dile getirerek, yerel medyanın, gelişmiş bir demokrasinin olmazsa olmazı olduğunu söyledi.

Yarışma sonuçlarının, yerel medya adına umutlu olmaları gerektiğini ortaya koyduğunu vurgulayan Karakaya, "Eserlerden anlamaktayız ki, yerel medya toplumun gerçek gündemini işlemektedir. Yerel medyanın daha da gelişmesi, toplumu yansıtan ayna işlevini tam anlamıyla yerine getirmesi, hepimizin ortak beklentisidir. Bu nedenle kurum olarak yarışmalarla, yayınlarla, çeşitli organizasyonlarla yerel medyaya katkı sağlamaya devam edeceğiz" dedi.

Arınç, ödül töreninden önce BYEGM'nin görsel arşivindeki fotoğraflarla düzenlenen "Ankara:1930-1960" Fotoğraf Sergisi'nin açılışını yaptı. Arınç, 44 fotoğrafın yer aldığı sergiyi gezerek, fotoğraflar hakkında bilgi aldı. Ayrıca, "Ankara Fotoğrafları 1930-1960 Kitabı" da tanıtıldı.

Bülent Arınç, yerel medyaya erişimi arttırmak amacıyla başlatılan, yerel medyanın gazetelerini yayınlayabilecekleri, arşivleyebilecekleri ve diğer yerel gazeteleri takip edebilecekleri Anadolu?nun Sesi mobil uygulamasının da açılışını yaptı. Arınç, sistemdeki yerel gazetelere göz attı.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****