2014-11-18 - 16:41
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye ile Makedonya Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı kabul edildi. Tasarının kabul edilmesinin ardından, TBMM Başkanvekili Meral Akşener, alınan karar gereğince, birleşimi 19 Kasım Çarşamba günü saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu, 17 Kasım Dünya Prematüre Günü dolayısıyla yaptığı gündem dışı konuşmada, Türkiye'de bir yılda doğan 1 milyon 300 bin çocuktan yüzde 12'sinin prematüre olduğunu belirtti.
Yeni doğan bebek ölümlerinin önlenmesi için üniversitelerin 1990'lı yıllardan itibaren önemli başarı kaydettiğini anlatan Dağoğlu, daha sonra Sağlık Bakanlığı'nın devlet hastanelerinde çağın teknolojisine uygun üniteler kurduğunu anlattı. Dağoğlu, bu alanda gösterilen gelişme sonucu yeni doğan ölüm oranının binde 8'e düştüğünü ve bunun çok büyük başarı olduğunu vurguladı.
MHP Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek, Samsun'un sorunlarıyla ilgili konuşmasında, kentte ekilen tarım arazilerinin azaldığını, köylerin boşaldığını, sağlıkta nitelik sorunu olduğunu, Samsun'un net göç verdiğini ifade etti.
Samsun'un kalkınmada öncelikli iller sıralamasında alt sıralarda olduğu için yatırımların çevre kentlere kaydığını dile getiren Şimşek, bu durumun sorumlusunun Samsun'un iktidar partisi milletvekilleri olduğunu öne sürdü.
Sataşma nedeniyle söz alan AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Yeni, Samsun'da muhteşem gelişmeler olduğunu vurgulayarak, milletvekillerini Samsun'u görmeye davet etti. Yeni, Samsun'un kötülenmemesini istedi.
Bunun üzerine tekrar söz alan MHP'li Şimşek, Samsun'u kötülemediğini ifade ederek, resmi rakamlara göre kente yapılan yatırımlarda gerileme olduğunu, vatandaşların bir gün bir hastaneye, ertesi gün başka hastaneye gittiğini belirtti.
CHP Samsun Milletvekili İhsan Kalkavan da "Son 4 yıldır belediyecilik hizmetleri yönünden Samsun'a darbe vuruldu. Kıyı kenar çizgisi denen yerler Samsun'da bitti" diye konuştu.
CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse de Çorum'un sorunlarına değindiği gündem dışı konuşma yaptı. Köse, Bayat ilçesine bağlı Çukuröz köyündeki yangın sonrası yürütülen çalışmalardan dolayı ilgililere teşekkür etti.
Yerinden söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Ahmet Kaya'nın 16 Kasım 2000'de hayatını kaybettiğini anımsatarak, Kaya'nın müziğinin halk nezdinde karşılığı olduğunu söyledi. Ahmet Kaya'nın farklı bir insan olduğunu ifade ederek, "Farklılıklara tahammül edemeyen Türkiye'de yurt dışına kaçmak durumunda kaldı" dedi.
Bostancı, geçen cumartesi günü vefat eden MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın eşi Tuba Vural'a Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de MHP Grup Başkanvekili Vural'a başsağlığı diledi, Ahmet Kaya'yı ölümünün 14. yılında andıklarını ifade etti.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, Dersim ile Kerbela'nın aynı kategoride tutulmasının söz konusu olamayacağını kaydetti.
Genel Kurul'da, Danışma Kurulu'nun Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Makedonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Merkezleri'nin Kuruluşu ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışması önerisi kabul edildi.
Öneri üzerine söz alan MHP Grup Başkanvekili Halaçoğlu, Dersim ile Kerbela'nın aynı kategoride tutulmasının söz konusu olamayacağını belirterek, şunları söyledi:
"Eğer TBMM gerçekten Dersim meselesini gün yüzüne çıkarmak istiyorsa -işte, hemen burada destek veriyoruz- bir komisyon kuralım, bu komisyon İtalyan, Fransız, İngiliz ve Rus arşivlerini, bütün arşivleri incelemek suretiyle bir sonuç elde etsin. Bakın, hodri meydan. O zaman o devletlerin aldığı kararlar, kimlerle hangi ajanların Dersim bölgesine geldiği, onlara kimlerin silah getirdiği, hangi subayların bu olay içerisinde yer aldığı, bunları ortaya çıkaralım. Çok basit bir şey söylüyorum. 1921'de Koçgiri İsyanı, 1921'de Şeyh Said İsyanı vardır, 1927 ile 1930 tarihleri arasında 3 kere Ağrı isyanı vardır. Bunların içerisinde Seyit Rıza da vardır. Bunları görmezden gelemezsiniz. Orada meydana gelen olayların içerisinde hoşa gitmeyecek olaylar olmuş olabilir, bunları da kabul ediyorum ama bunu tümüyle gayrimeşru saymak PKK'yı yarın meşru saymakla eş değer hale gelecektir."
HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Halaçoğlu'nun "hoşa gitmeyecek olaylar olmuş olabilir" ifadesini eleştirerek, "Bu şekilde ifade etmek hem o güne hem de bugüne dair ne olduğunu anlamamak ve doğru dersler çıkarmamak olacaktır. Kürtler'in ve Aleviler'in uğradığı bu katliamdan hem özür dilemek, böyle bir basiret göstermek hem de bugünkü taleplerine yanıt vermek gerekir diye düşünüyorum" dedi.
Tüzel, Dersim katliamı meselesinin Türkiye'nin tarihinde bir gerçeklik olduğunu ifade etti.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç ise Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Hacı Bektaş Veli'de "Dersim katliamı modern Kerbela'dır" dediğini belirterek, "(Benim Başbakan olduğum Türkiye Cumhuriyeti devleti katil bir devlettir, katliam yapmıştır) diyor. Davutoğlu eğer sende haysiyet, onur varsa bir önerge verelim. Dersim'de ne olmuş onu tespit edelim" diye konuştu.
Bunun üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "Kamer bey her zaman ki gibi bir konuşma yaptı. Hasih Türkçesi, anlatım yeteneğiyle bizleri yine büyüledi. Esasen biz kendisini çok seviyoruz. Onu asla kötü, rezil, haysiyetsiz, alçak bir adam olarak görmüyoruz. Her konuştuğunda arkadaşlarımız o kadar onu sevme arzusuyla doluyorlar ki kürsüde konuşurken bile gelip öperek kendisini kutlamak istiyorlar. Ama zannediyorum öperek kutlama da iç tüzüğe aykırı olabilir. Kamer Bey sizi seviyoruz" dedi.
Halaçoğlu, tekrar söz alarak TBMM'nin seviyesini bu kadar düşürmemek gerektiğine vurgulayarak, "Herkes kendi seviyesini muhakkak ki burada gösterir. Hiç kimse başkasını rezil edemez, ancak kendi kendini rezil eder' şeklinde konuştu.
Yusuf Halaçoğlu, bu konunun siyasete alet edilmemesi, polemiğe sebep olmaması için TBMM'de bir komisyon kurulması gerektiğini sözlerini yineleyerek, "Arşivleri araştıralım, sonucu ortaya koyalım. Herkes ne olduğunu görsün. Ak mı, kara mı? Yok 70 bin mi öldü, yok 13 bin mi öldü? Kaç kişi öldüyse ortaya çıksın" dedi.
Meclis'te yeni kurulan Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu'nun üyeleri belli oldu.
TBMM Genel Kurul'da Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda yapılan değişiklikle kurulan Güvenlik ve İstihbarat Komisyon'nun 17 üyesinin isimleri okunarak kabul edildi.
Komisyonda, AK Parti'den 10, CHP'den 4, MHP'den 2 ve HDP'den 1 milletvekili yer alacak.
AK Parti'den, Adana Milletvekili Fatoş Gürkan, Aydın Milletvekili Semiha Öyüş, İstanbul Milletvekili Harun Karaca, İstanbul Milletvekili Şirin Ünal, İstanbul Milletvekili Ahmet Kutalmış Türkeş, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, Rize Milletvekili Hasan Karal, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Van Milletvekili Fatih Çiftçi; CHP'den Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş, Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner ve Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan; MHP'den Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz ile HDP'den İstanbul Milletvekili Levent Tüzel komisyonun üyeleri oldular.
Öte yandan, boş olan Milli Savunma Komisyonu üyeliğine MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan, Adalet Komisyonu üyeliğine de AK Parti Konya Milletvekili Gülay Samancı seçildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün "Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın Ölüm Cezalarının Yerine Getirilmesine Dair Kanun"un yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kanun teklifinin doğrudan gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.
Önerge üzerinde söz alan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, "Deniz Gezmiş ve arkadaşları yok edildiler ancak maalesef o dönemki olaylar devam ediyor. Bugün Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük gibi gençler idam sehpasında değil ama maalesef güvenlik güçlerinin kurşunlarıyla öldürülüyor, yok ediliyor ve emri maalesef Cumhurbaşkanı veriyor. Berkin Elvan'ın ailesini yuhalatanlar, Deniz Gezmiş'i idam edenle aynı kafadandır" dedi.
Ağbaba'nın bu sözleri Genel Kurul'da tartışma yarattı.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, söz alarak, şunları söyledi:
"Deniz Gezmişlerin, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve geçmişte yaşanan idamlara ilişkin elbette bizim kanaatlerimiz de darbe dönemlerinin hukukunun kabul edilemeyeceğidir. Orada vesayetçi kafa ki o vesayetçi kafayı aslında iyi bilmek gerekir, arkasındaki siyasal ilişkileri de iyi analiz etmek gerekir, o vesayetçi kafayla siyasal ortaklıkları da hesaba katmak gerekir. Bir şeye itiraz ederken başka tür bir akrabalığı olumlu görmek de yanlıştır, askerle sivil iktidarlar arasındaki o gönül bağını kastediyorum. 'Yusuf Aslan'ı, Hüseyin İnan'ı astınız kötüsünüz ama darbe yaptınız, iyisiniz' şeklindeki bir yaklaşım kabul edilemez? Ayrıca, Deniz Gezmiş, ailesine bıraktığı mektupta kardeşinin bilim adamı olmasını ister. O vasiyet aynı zamanda Veli kardeşimedir."
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de söz alarak, Bostancı'nın CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in konuşmasına yanıt verirken kullandığı "çirkin üslubu" kendisine iade ettiğini söyledi.
"Kendisi akademik kariyere sahip olduğu için bu kürsüden bir entelektüel birikim sunma iddiasıyla farklı cümleler kurmaya çalışıyor ama kurmuş olduğu bütün cümlelerle entelektüel birikimini deterjan olarak birilerinin hizmetine sunmayı amaçladığını görüyoruz" ifadesini kullanan Hamzaçebi, şunları kaydetti:
"Hayırlı yıkamalar size. Bu akademik kariyerinizle, bu entelektüel birikiminizle deterjan olarak ne kadar pisliği yıkayabileceksiniz, bakalım, onları göreceğiz. Kendisi bir vesayet lafı etti. Burada sık sık böyle laflar eder. AKP kongresi yapılıyor, sayın Davutoğlu'nun Genel Başkanlığa seçildiği kongre. Bir akreditasyon uygulaması yapılmış, birtakım gazeteler bu kongreye alınmamış, kendisine televizyonda sorulunca 'Efendim, gayet tabii ki olabilir bu akreditasyon. Geçmişte Genelkurmay akreditasyon uygulamıyor muydu? Bazı gazeteleri Genelkurmay'a sokmuyordu' diyor. Yani, vesayetten biraz önce şikayet eden, birilerini vesayetçi diye eleştirenler Genelkurmayın tutumunu sahipleniyor, özgürlük karşıtı tutumu sahipleniyor."
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, 2000-2014 yılları arasında toplam 5 bin 655 öğrenci askeri okullardan ayrıldığını, ayrılma sebeplerinin veli isteği, akademik başarısızlık, disiplinsizlik ve sağlık olduğunun tespit edildiğini söyledi.
Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
TSK personelinin özlük haklarıyla ilgili çalışmaların personel ayrımı gözetilmeksizin bir bütün olarak yürütüldüğünü belirten Yılmaz, "Bu kapsamda, teklifler, halen görevde bulunan subay, astsubay ve diğer personelin özlük hakları ile bunların emekli maaşlarında iyileştirme yapılmasını içerecek şekilde, ihtiyaca göre muhtelif zamanlarda hazırlanmaktadır" dedi.
Yılmaz, "2000-2014 yılları arasında toplam 5 bin 655 öğrenci askeri okullardan ayrılmıştır. Ayrılma sebeplerinin veli isteği, akademik başarısızlık, disiplinsizlik ve sağlık olduğu tespit edilmiştir" bilgisini verdi.
TSK'da meydana gelen her türlü vefat olaylarında mutlaka sorumluluk sahasına göre yetkili askeri savcılar tarafından adli soruşturma yapıldığını, akılda herhangi bir şüphe kalmaması için üstün gayret sarf edildiğini belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
"TSK, insan hayatına mal olacak kaza ve olaylar ile disiplinsizlikleri önceden tespit etmeye ve önlemeye yönelik olarak uyguladığı çeşitli tedbirlerin yanında, tüm dünyada artan intihar vakalarının azaltılması için gayret sarf etmekte, özellikle sorumlu personelin önceden tespiti ve koruyucu ruh sağlığı hizmetine ilişkin tedbirleri hassasiyetle uygulamaktadır.
Vefat eden personelin kötü muameleye maruz kalması, içinde bulundukları ortam sebebiyle böyle bir eylemi gerçekleştirmiş olması ve etnik kimliğini vurgulayan çıkarımlar herhangi bir araştırma ve bilimsellikten uzaktır. Meydana gelen her türlü intihar vakası, önceden başlamak üzere adli ve idari yönden soruşturulmakta, herhangi bir kusur veya ihmali tespit edilenler hakkında gerekli yasal işlemler yapılmaktadır. Yalnızca intihar olaylarında değil, ölümle sonuçlanan tüm olaylarda savcılık tarafından adli soruşturma mutlaka yapılmaktadır, olay bütün yönleriyle incelenmektedir, varsa sorumlular hakkında yasal işlem gerçekleştirilmektedir. Bugüne kadar kayıtlarımızda adli ve idari yönden tahkikatı yapılmamış, ölümü şüpheli olan bir vaka bulunmamaktadır."
Ayrıca ailenin verilen bilgiler dışında belge talep etmesi halinde adli soruşturmanın yapıldığı makamın iletişim bilgilerinin de verildiğini aktaran Yılmaz, "Alınan tüm önlemlere rağmen vefat ile sonuçlanan ecel, hastalık, intihar, silahlı iş kazası, iç güvenlik olayı ve buna benzer olaylarda personelin ölüm sebebinin zihinlerde hiçbir soru işareti bırakmayacak şekilde açıklanması maksadıyla garnizon komutanlıklarınca vefat haberinin alınmasını müteakip emniyet ve kaza önleme konularında tecrübeli silahlı kuvvetler mensupları tarafından bir subay ve bir tabipten oluşan bir heyet teşkil edilmekte ve anılan heyet personeli bizzat ilgilinin evine giderek, ailesiyle yüz yüze görüşerek olayla ilgili bilgi verilmektedir" diye konuştu.
Vefat haberinin verilmesini müteakip askeri alay, tugay ve eşiti birlik komutanınca aileye başsağlığı dileğinde bulunulduğunu ve özlük işlemlerinin tamamlanmasına kadar aile ile irtibatın sürdürüldüğünü belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
"Aile, ilgili birlik komutanlığınca kaza veya olayın meydana geldiği birliğe davet edilmekte, davetin aile tarafından kabul edilmemesi durumunda aile, tabur, alay veya tugay komutanı veya eşiti adli müşavir, personel şube müdürü ve tabip personelden oluşan mihmandar heyet tarafından karşılanarak bizzat heyet başkanı tarafından bilgilendirilmektedir. Özellikle olaya şahit olan kişiler, birlik komutanları ve arkadaşlarıyla görüşmeleri sağlanmaktadır. Verilen bilgiler dışında belge talep edilmesi halinde talep edilen belgelerin adli makamlardan talep edilmesi konusunda aile bilgilendirilmektedir. Ailenin olay yerine gelmek istememesi durumunda ailenin bilgilendirme isteği dikkate alınarak olay hakkında ayrıntılı bilgilendirme ilk hafta içinde aile yakınlarının katılımıyla ailenin evine en yakın konuşlu askeri birlikte garnizon komutanlığı ve ilgili birlik komutanlığı koordinesinde birliğinden asgari binbaşı rütbesinde bir heyet başkanı, adli müşavir, tabip ve ihtiyaç duyulan diğer personelden teşkil edilecek bir heyet tarafından yapılmaktadır.
Ayrıca, yakın zamanda TBMM'ye sevk edilecek bir tasarıyla asker kişilerin kıta, karargah ve kurumlarda ya da görev esnasında veya görev yerlerinde ölümü halinde soruşturma ve kovuşturma süresince yasal mirasçılarını temsil etmek üzere kendilerinin seçtiği bir avukat, vekil olarak görevlendirilecek. Görevlendirilen avukat savcılıkla yapılacak olay yeri inceleme, ölüm muayenesi ve otopsi ile tanık ve bilirkişi dinlenmesi işlemleri ile dava açılması halinde duruşmalar sırasında hazır bulunacak olup ilgili bakanlığın bütçesinden konulacak ödenekten de bu avukatın ücreti ödenecektir."
Yılmaz, Savunma Sanayii Müsteşarlığında hizmet binası kira bedeli olarak 2011 yılında 3 milyon 532 bin 732 TL, 2012 yılında 1 milyon 164 bin 230 TL ödeme yapıldığını, 2012 yılının Mayıs ayından itibaren Savunma Sanayii Müsteşarlığı kendi mülkiyetindeki hizmet binasına taşındığını söyledi.
Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı'nda kiralık olarak kullanılan hizmet binaları ve ek hizmet binaları için 2011 yılında 266 bin 311 TL, 2012 yılında 292 bin 159 TL ve 2013 yılı Haziran ayı itibarıyla 149 bin 392 TL kira bedelinin Mehmetçik Vakfına ödendiğini belirten Yılmaz, "Bakanlığımızca personel ve yük taşıma hizmet alımı kapsamında kiralanan servis araçlarına ödenen miktar 2011 yılında 12 milyon 5 bin 545 TL, 2012 yılında 11 milyon 238 bin 580 bin TL, 2013 yılında 15 milyon 553 bin 622 TL'dir" dedi.
Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nca sürücülü hizmet aracı ve personel servis araçları kiralama ihalesi kapsamında ödenen miktarın 2011 yılında 1 milyon 380 bin 529 TL; 2012 yılında 1 milyon 744 bin 920 TL; 2013 yılında 1 milyon 819 bin 889 TL olduğunu bildiren Yılmaz, "Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğünde hizmet aracı ve personel taşıma hizmeti kapsamında yapılan araç kiralamalarına ödenen miktar 2011 yılında 5 milyon 149 bin 554 TL, 2012 yılında 5 milyon 462 bin 151 TL, 2013 yılında 5 milyon 634 bin 235 TL'dir" diye konuştu.
Yılmaz, 1 Ocak 2002 tarihi ile 2013 yılı Temmuz ayı arasında Milli Savunma Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı kadrolarından istifa, emeklilik, ölüm ve buna benzer nedenlerle ayrılan sivil memur sayısı 1991 olduğunu bildirdi.
1 Temmuz 2013 tarihi itibarıyla Milli Savunma Bakanlığı kadrolarında istihdam edilen personel sayısının 6 bin 131 olduğunu belirten Yılmaz, Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı'nda 1 Ocak 2002 tarihi ile 2013 yılı Temmuz ayı arasında istifa, emeklilik, ölüm gibi nedenlerle boşalan işçi, memur ve personel kadro sayısının 1097 olduğunu kaydetti.
Yılmaz, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı ile Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıklarında geçici işçi vasıtasıyla veya hizmet alımı yoluyla 2004-2013 yılları arasında gerçekleştirilen faaliyet giderleri toplamının 204 milyon 729 bin 982 TL olduğunu ifade etti.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na mensup birlikler tarafından sorumluluk bölgelerinde teröristle mücadelede kolluk kuvvetlerine sağlanan destek kapsamında bölücü terör örgütü mensuplarının tespit edilmesi halinde, il valiliklerinin talepleri doğrultusunda tüm müdahaleler tereddütsüz yapıldığını belirten Yılmaz, Suriye hududunda yasa dışı geçiş ve kaçakçılık faaliyetlerinin artması üzerine bölgede görev yapan hudut birlikleri personel, malzeme ve teçhizat yönünden takviye edildiğini kaydetti.
Yılmaz, TSK personelinin özlük hakları ve mesleki gelişimle ilgili iyileştirmeler ve yapılan çalışmalara ilişkin bilgi verdi.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
AK Parti İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu, 17 Kasım Dünya Prematüre Günü dolayısıyla yaptığı gündem dışı konuşmada, Türkiye'de bir yılda doğan 1 milyon 300 bin çocuktan yüzde 12'sinin prematüre olduğunu belirtti.
Yeni doğan bebek ölümlerinin önlenmesi için üniversitelerin 1990'lı yıllardan itibaren önemli başarı kaydettiğini anlatan Dağoğlu, daha sonra Sağlık Bakanlığı'nın devlet hastanelerinde çağın teknolojisine uygun üniteler kurduğunu anlattı. Dağoğlu, bu alanda gösterilen gelişme sonucu yeni doğan ölüm oranının binde 8'e düştüğünü ve bunun çok büyük başarı olduğunu vurguladı.
MHP Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek, Samsun'un sorunlarıyla ilgili konuşmasında, kentte ekilen tarım arazilerinin azaldığını, köylerin boşaldığını, sağlıkta nitelik sorunu olduğunu, Samsun'un net göç verdiğini ifade etti.
Samsun'un kalkınmada öncelikli iller sıralamasında alt sıralarda olduğu için yatırımların çevre kentlere kaydığını dile getiren Şimşek, bu durumun sorumlusunun Samsun'un iktidar partisi milletvekilleri olduğunu öne sürdü.
Sataşma nedeniyle söz alan AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Yeni, Samsun'da muhteşem gelişmeler olduğunu vurgulayarak, milletvekillerini Samsun'u görmeye davet etti. Yeni, Samsun'un kötülenmemesini istedi.
Bunun üzerine tekrar söz alan MHP'li Şimşek, Samsun'u kötülemediğini ifade ederek, resmi rakamlara göre kente yapılan yatırımlarda gerileme olduğunu, vatandaşların bir gün bir hastaneye, ertesi gün başka hastaneye gittiğini belirtti.
CHP Samsun Milletvekili İhsan Kalkavan da "Son 4 yıldır belediyecilik hizmetleri yönünden Samsun'a darbe vuruldu. Kıyı kenar çizgisi denen yerler Samsun'da bitti" diye konuştu.
CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse de Çorum'un sorunlarına değindiği gündem dışı konuşma yaptı. Köse, Bayat ilçesine bağlı Çukuröz köyündeki yangın sonrası yürütülen çalışmalardan dolayı ilgililere teşekkür etti.
Yerinden söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Ahmet Kaya'nın 16 Kasım 2000'de hayatını kaybettiğini anımsatarak, Kaya'nın müziğinin halk nezdinde karşılığı olduğunu söyledi. Ahmet Kaya'nın farklı bir insan olduğunu ifade ederek, "Farklılıklara tahammül edemeyen Türkiye'de yurt dışına kaçmak durumunda kaldı" dedi.
Bostancı, geçen cumartesi günü vefat eden MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın eşi Tuba Vural'a Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de MHP Grup Başkanvekili Vural'a başsağlığı diledi, Ahmet Kaya'yı ölümünün 14. yılında andıklarını ifade etti.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, Dersim ile Kerbela'nın aynı kategoride tutulmasının söz konusu olamayacağını kaydetti.
Genel Kurul'da, Danışma Kurulu'nun Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Makedonya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Merkezleri'nin Kuruluşu ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışması önerisi kabul edildi.
Öneri üzerine söz alan MHP Grup Başkanvekili Halaçoğlu, Dersim ile Kerbela'nın aynı kategoride tutulmasının söz konusu olamayacağını belirterek, şunları söyledi:
"Eğer TBMM gerçekten Dersim meselesini gün yüzüne çıkarmak istiyorsa -işte, hemen burada destek veriyoruz- bir komisyon kuralım, bu komisyon İtalyan, Fransız, İngiliz ve Rus arşivlerini, bütün arşivleri incelemek suretiyle bir sonuç elde etsin. Bakın, hodri meydan. O zaman o devletlerin aldığı kararlar, kimlerle hangi ajanların Dersim bölgesine geldiği, onlara kimlerin silah getirdiği, hangi subayların bu olay içerisinde yer aldığı, bunları ortaya çıkaralım. Çok basit bir şey söylüyorum. 1921'de Koçgiri İsyanı, 1921'de Şeyh Said İsyanı vardır, 1927 ile 1930 tarihleri arasında 3 kere Ağrı isyanı vardır. Bunların içerisinde Seyit Rıza da vardır. Bunları görmezden gelemezsiniz. Orada meydana gelen olayların içerisinde hoşa gitmeyecek olaylar olmuş olabilir, bunları da kabul ediyorum ama bunu tümüyle gayrimeşru saymak PKK'yı yarın meşru saymakla eş değer hale gelecektir."
HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Halaçoğlu'nun "hoşa gitmeyecek olaylar olmuş olabilir" ifadesini eleştirerek, "Bu şekilde ifade etmek hem o güne hem de bugüne dair ne olduğunu anlamamak ve doğru dersler çıkarmamak olacaktır. Kürtler'in ve Aleviler'in uğradığı bu katliamdan hem özür dilemek, böyle bir basiret göstermek hem de bugünkü taleplerine yanıt vermek gerekir diye düşünüyorum" dedi.
Tüzel, Dersim katliamı meselesinin Türkiye'nin tarihinde bir gerçeklik olduğunu ifade etti.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç ise Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Hacı Bektaş Veli'de "Dersim katliamı modern Kerbela'dır" dediğini belirterek, "(Benim Başbakan olduğum Türkiye Cumhuriyeti devleti katil bir devlettir, katliam yapmıştır) diyor. Davutoğlu eğer sende haysiyet, onur varsa bir önerge verelim. Dersim'de ne olmuş onu tespit edelim" diye konuştu.
Bunun üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "Kamer bey her zaman ki gibi bir konuşma yaptı. Hasih Türkçesi, anlatım yeteneğiyle bizleri yine büyüledi. Esasen biz kendisini çok seviyoruz. Onu asla kötü, rezil, haysiyetsiz, alçak bir adam olarak görmüyoruz. Her konuştuğunda arkadaşlarımız o kadar onu sevme arzusuyla doluyorlar ki kürsüde konuşurken bile gelip öperek kendisini kutlamak istiyorlar. Ama zannediyorum öperek kutlama da iç tüzüğe aykırı olabilir. Kamer Bey sizi seviyoruz" dedi.
Halaçoğlu, tekrar söz alarak TBMM'nin seviyesini bu kadar düşürmemek gerektiğine vurgulayarak, "Herkes kendi seviyesini muhakkak ki burada gösterir. Hiç kimse başkasını rezil edemez, ancak kendi kendini rezil eder' şeklinde konuştu.
Yusuf Halaçoğlu, bu konunun siyasete alet edilmemesi, polemiğe sebep olmaması için TBMM'de bir komisyon kurulması gerektiğini sözlerini yineleyerek, "Arşivleri araştıralım, sonucu ortaya koyalım. Herkes ne olduğunu görsün. Ak mı, kara mı? Yok 70 bin mi öldü, yok 13 bin mi öldü? Kaç kişi öldüyse ortaya çıksın" dedi.
Meclis'te yeni kurulan Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu'nun üyeleri belli oldu.
TBMM Genel Kurul'da Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda yapılan değişiklikle kurulan Güvenlik ve İstihbarat Komisyon'nun 17 üyesinin isimleri okunarak kabul edildi.
Komisyonda, AK Parti'den 10, CHP'den 4, MHP'den 2 ve HDP'den 1 milletvekili yer alacak.
AK Parti'den, Adana Milletvekili Fatoş Gürkan, Aydın Milletvekili Semiha Öyüş, İstanbul Milletvekili Harun Karaca, İstanbul Milletvekili Şirin Ünal, İstanbul Milletvekili Ahmet Kutalmış Türkeş, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu, Rize Milletvekili Hasan Karal, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Van Milletvekili Fatih Çiftçi; CHP'den Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş, Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner ve Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan; MHP'den Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz ile HDP'den İstanbul Milletvekili Levent Tüzel komisyonun üyeleri oldular.
Öte yandan, boş olan Milli Savunma Komisyonu üyeliğine MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan, Adalet Komisyonu üyeliğine de AK Parti Konya Milletvekili Gülay Samancı seçildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk'ün "Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın Ölüm Cezalarının Yerine Getirilmesine Dair Kanun"un yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kanun teklifinin doğrudan gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.
Önerge üzerinde söz alan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, "Deniz Gezmiş ve arkadaşları yok edildiler ancak maalesef o dönemki olaylar devam ediyor. Bugün Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük gibi gençler idam sehpasında değil ama maalesef güvenlik güçlerinin kurşunlarıyla öldürülüyor, yok ediliyor ve emri maalesef Cumhurbaşkanı veriyor. Berkin Elvan'ın ailesini yuhalatanlar, Deniz Gezmiş'i idam edenle aynı kafadandır" dedi.
Ağbaba'nın bu sözleri Genel Kurul'da tartışma yarattı.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, söz alarak, şunları söyledi:
"Deniz Gezmişlerin, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve geçmişte yaşanan idamlara ilişkin elbette bizim kanaatlerimiz de darbe dönemlerinin hukukunun kabul edilemeyeceğidir. Orada vesayetçi kafa ki o vesayetçi kafayı aslında iyi bilmek gerekir, arkasındaki siyasal ilişkileri de iyi analiz etmek gerekir, o vesayetçi kafayla siyasal ortaklıkları da hesaba katmak gerekir. Bir şeye itiraz ederken başka tür bir akrabalığı olumlu görmek de yanlıştır, askerle sivil iktidarlar arasındaki o gönül bağını kastediyorum. 'Yusuf Aslan'ı, Hüseyin İnan'ı astınız kötüsünüz ama darbe yaptınız, iyisiniz' şeklindeki bir yaklaşım kabul edilemez? Ayrıca, Deniz Gezmiş, ailesine bıraktığı mektupta kardeşinin bilim adamı olmasını ister. O vasiyet aynı zamanda Veli kardeşimedir."
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de söz alarak, Bostancı'nın CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in konuşmasına yanıt verirken kullandığı "çirkin üslubu" kendisine iade ettiğini söyledi.
"Kendisi akademik kariyere sahip olduğu için bu kürsüden bir entelektüel birikim sunma iddiasıyla farklı cümleler kurmaya çalışıyor ama kurmuş olduğu bütün cümlelerle entelektüel birikimini deterjan olarak birilerinin hizmetine sunmayı amaçladığını görüyoruz" ifadesini kullanan Hamzaçebi, şunları kaydetti:
"Hayırlı yıkamalar size. Bu akademik kariyerinizle, bu entelektüel birikiminizle deterjan olarak ne kadar pisliği yıkayabileceksiniz, bakalım, onları göreceğiz. Kendisi bir vesayet lafı etti. Burada sık sık böyle laflar eder. AKP kongresi yapılıyor, sayın Davutoğlu'nun Genel Başkanlığa seçildiği kongre. Bir akreditasyon uygulaması yapılmış, birtakım gazeteler bu kongreye alınmamış, kendisine televizyonda sorulunca 'Efendim, gayet tabii ki olabilir bu akreditasyon. Geçmişte Genelkurmay akreditasyon uygulamıyor muydu? Bazı gazeteleri Genelkurmay'a sokmuyordu' diyor. Yani, vesayetten biraz önce şikayet eden, birilerini vesayetçi diye eleştirenler Genelkurmayın tutumunu sahipleniyor, özgürlük karşıtı tutumu sahipleniyor."
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, 2000-2014 yılları arasında toplam 5 bin 655 öğrenci askeri okullardan ayrıldığını, ayrılma sebeplerinin veli isteği, akademik başarısızlık, disiplinsizlik ve sağlık olduğunun tespit edildiğini söyledi.
Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
TSK personelinin özlük haklarıyla ilgili çalışmaların personel ayrımı gözetilmeksizin bir bütün olarak yürütüldüğünü belirten Yılmaz, "Bu kapsamda, teklifler, halen görevde bulunan subay, astsubay ve diğer personelin özlük hakları ile bunların emekli maaşlarında iyileştirme yapılmasını içerecek şekilde, ihtiyaca göre muhtelif zamanlarda hazırlanmaktadır" dedi.
Yılmaz, "2000-2014 yılları arasında toplam 5 bin 655 öğrenci askeri okullardan ayrılmıştır. Ayrılma sebeplerinin veli isteği, akademik başarısızlık, disiplinsizlik ve sağlık olduğu tespit edilmiştir" bilgisini verdi.
TSK'da meydana gelen her türlü vefat olaylarında mutlaka sorumluluk sahasına göre yetkili askeri savcılar tarafından adli soruşturma yapıldığını, akılda herhangi bir şüphe kalmaması için üstün gayret sarf edildiğini belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
"TSK, insan hayatına mal olacak kaza ve olaylar ile disiplinsizlikleri önceden tespit etmeye ve önlemeye yönelik olarak uyguladığı çeşitli tedbirlerin yanında, tüm dünyada artan intihar vakalarının azaltılması için gayret sarf etmekte, özellikle sorumlu personelin önceden tespiti ve koruyucu ruh sağlığı hizmetine ilişkin tedbirleri hassasiyetle uygulamaktadır.
Vefat eden personelin kötü muameleye maruz kalması, içinde bulundukları ortam sebebiyle böyle bir eylemi gerçekleştirmiş olması ve etnik kimliğini vurgulayan çıkarımlar herhangi bir araştırma ve bilimsellikten uzaktır. Meydana gelen her türlü intihar vakası, önceden başlamak üzere adli ve idari yönden soruşturulmakta, herhangi bir kusur veya ihmali tespit edilenler hakkında gerekli yasal işlemler yapılmaktadır. Yalnızca intihar olaylarında değil, ölümle sonuçlanan tüm olaylarda savcılık tarafından adli soruşturma mutlaka yapılmaktadır, olay bütün yönleriyle incelenmektedir, varsa sorumlular hakkında yasal işlem gerçekleştirilmektedir. Bugüne kadar kayıtlarımızda adli ve idari yönden tahkikatı yapılmamış, ölümü şüpheli olan bir vaka bulunmamaktadır."
Ayrıca ailenin verilen bilgiler dışında belge talep etmesi halinde adli soruşturmanın yapıldığı makamın iletişim bilgilerinin de verildiğini aktaran Yılmaz, "Alınan tüm önlemlere rağmen vefat ile sonuçlanan ecel, hastalık, intihar, silahlı iş kazası, iç güvenlik olayı ve buna benzer olaylarda personelin ölüm sebebinin zihinlerde hiçbir soru işareti bırakmayacak şekilde açıklanması maksadıyla garnizon komutanlıklarınca vefat haberinin alınmasını müteakip emniyet ve kaza önleme konularında tecrübeli silahlı kuvvetler mensupları tarafından bir subay ve bir tabipten oluşan bir heyet teşkil edilmekte ve anılan heyet personeli bizzat ilgilinin evine giderek, ailesiyle yüz yüze görüşerek olayla ilgili bilgi verilmektedir" diye konuştu.
Vefat haberinin verilmesini müteakip askeri alay, tugay ve eşiti birlik komutanınca aileye başsağlığı dileğinde bulunulduğunu ve özlük işlemlerinin tamamlanmasına kadar aile ile irtibatın sürdürüldüğünü belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
"Aile, ilgili birlik komutanlığınca kaza veya olayın meydana geldiği birliğe davet edilmekte, davetin aile tarafından kabul edilmemesi durumunda aile, tabur, alay veya tugay komutanı veya eşiti adli müşavir, personel şube müdürü ve tabip personelden oluşan mihmandar heyet tarafından karşılanarak bizzat heyet başkanı tarafından bilgilendirilmektedir. Özellikle olaya şahit olan kişiler, birlik komutanları ve arkadaşlarıyla görüşmeleri sağlanmaktadır. Verilen bilgiler dışında belge talep edilmesi halinde talep edilen belgelerin adli makamlardan talep edilmesi konusunda aile bilgilendirilmektedir. Ailenin olay yerine gelmek istememesi durumunda ailenin bilgilendirme isteği dikkate alınarak olay hakkında ayrıntılı bilgilendirme ilk hafta içinde aile yakınlarının katılımıyla ailenin evine en yakın konuşlu askeri birlikte garnizon komutanlığı ve ilgili birlik komutanlığı koordinesinde birliğinden asgari binbaşı rütbesinde bir heyet başkanı, adli müşavir, tabip ve ihtiyaç duyulan diğer personelden teşkil edilecek bir heyet tarafından yapılmaktadır.
Ayrıca, yakın zamanda TBMM'ye sevk edilecek bir tasarıyla asker kişilerin kıta, karargah ve kurumlarda ya da görev esnasında veya görev yerlerinde ölümü halinde soruşturma ve kovuşturma süresince yasal mirasçılarını temsil etmek üzere kendilerinin seçtiği bir avukat, vekil olarak görevlendirilecek. Görevlendirilen avukat savcılıkla yapılacak olay yeri inceleme, ölüm muayenesi ve otopsi ile tanık ve bilirkişi dinlenmesi işlemleri ile dava açılması halinde duruşmalar sırasında hazır bulunacak olup ilgili bakanlığın bütçesinden konulacak ödenekten de bu avukatın ücreti ödenecektir."
Yılmaz, Savunma Sanayii Müsteşarlığında hizmet binası kira bedeli olarak 2011 yılında 3 milyon 532 bin 732 TL, 2012 yılında 1 milyon 164 bin 230 TL ödeme yapıldığını, 2012 yılının Mayıs ayından itibaren Savunma Sanayii Müsteşarlığı kendi mülkiyetindeki hizmet binasına taşındığını söyledi.
Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı'nda kiralık olarak kullanılan hizmet binaları ve ek hizmet binaları için 2011 yılında 266 bin 311 TL, 2012 yılında 292 bin 159 TL ve 2013 yılı Haziran ayı itibarıyla 149 bin 392 TL kira bedelinin Mehmetçik Vakfına ödendiğini belirten Yılmaz, "Bakanlığımızca personel ve yük taşıma hizmet alımı kapsamında kiralanan servis araçlarına ödenen miktar 2011 yılında 12 milyon 5 bin 545 TL, 2012 yılında 11 milyon 238 bin 580 bin TL, 2013 yılında 15 milyon 553 bin 622 TL'dir" dedi.
Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nca sürücülü hizmet aracı ve personel servis araçları kiralama ihalesi kapsamında ödenen miktarın 2011 yılında 1 milyon 380 bin 529 TL; 2012 yılında 1 milyon 744 bin 920 TL; 2013 yılında 1 milyon 819 bin 889 TL olduğunu bildiren Yılmaz, "Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğünde hizmet aracı ve personel taşıma hizmeti kapsamında yapılan araç kiralamalarına ödenen miktar 2011 yılında 5 milyon 149 bin 554 TL, 2012 yılında 5 milyon 462 bin 151 TL, 2013 yılında 5 milyon 634 bin 235 TL'dir" diye konuştu.
Yılmaz, 1 Ocak 2002 tarihi ile 2013 yılı Temmuz ayı arasında Milli Savunma Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı kadrolarından istifa, emeklilik, ölüm ve buna benzer nedenlerle ayrılan sivil memur sayısı 1991 olduğunu bildirdi.
1 Temmuz 2013 tarihi itibarıyla Milli Savunma Bakanlığı kadrolarında istihdam edilen personel sayısının 6 bin 131 olduğunu belirten Yılmaz, Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı'nda 1 Ocak 2002 tarihi ile 2013 yılı Temmuz ayı arasında istifa, emeklilik, ölüm gibi nedenlerle boşalan işçi, memur ve personel kadro sayısının 1097 olduğunu kaydetti.
Yılmaz, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı ile Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıklarında geçici işçi vasıtasıyla veya hizmet alımı yoluyla 2004-2013 yılları arasında gerçekleştirilen faaliyet giderleri toplamının 204 milyon 729 bin 982 TL olduğunu ifade etti.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na mensup birlikler tarafından sorumluluk bölgelerinde teröristle mücadelede kolluk kuvvetlerine sağlanan destek kapsamında bölücü terör örgütü mensuplarının tespit edilmesi halinde, il valiliklerinin talepleri doğrultusunda tüm müdahaleler tereddütsüz yapıldığını belirten Yılmaz, Suriye hududunda yasa dışı geçiş ve kaçakçılık faaliyetlerinin artması üzerine bölgede görev yapan hudut birlikleri personel, malzeme ve teçhizat yönünden takviye edildiğini kaydetti.
Yılmaz, TSK personelinin özlük hakları ve mesleki gelişimle ilgili iyileştirmeler ve yapılan çalışmalara ilişkin bilgi verdi.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
