2006-11-21 - 14:00
AK PARTİ GENEL BAŞKANI VE BAŞBAKAN ERDOĞAN: "TÜRKİYE DÜNYANIN GÜNDEMİNE PARLAYAN BİR YILDIZ OLARAK OTURMUŞTUR"
Partisinin grup toplantısında konuşan AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin dünyanın gündemine parlayan bir yıldız olarak oturduğunu belirterek Türkiye'nin yükselişinden rahatsız olanlar olduğunu, ancak bunların çabalarının boşuna olduğunu ve eski klişelerle yalanlarla Türkiye'nin önünü kesemeyeceklerini kaydetti.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin,
dünyanın gündemine parlayan bir yıldız olarak oturduğunu belirterek, ''Ancak
unutmayalım ki Türkiye'nin yükselişinden rahatsız olanlar da var, yok değil.
İçeride de var dışarıda da var. Onlar da boş durmuyor. Ama çabaları boşunadır.
Türkiye'yi eski klişelerle yalanlarla karalamaya, önünü kesmeye güçler
yetmeyecektir'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'de
düzenlenen uluslararası toplantılar hakkında bilgi verdi.

İnsanoğlunun çabuk unuttuğunu ifade eden Erdoğan, ''Onun için de sanki bu
yaşadıklarımız, gördüklerimiz, öteden beri alışageldiğimiz Türkiye'nin daha önce
de gördüğü olağan şeylermiş gibi yanlış bir hisse kapılanlar oluyor'' dedi.

Türkiye'nin daha önce HABITAT organizasyonuna ev sahipliği yaptığını
hatırlatan Erdoğan, bunun da yılın olayı haline geldiğini söyledi. Erdoğan, yine
bir ABD Başkanının ziyaretinin uzun süre gündemde kaldığını belirterek şunları
söyledi:
''Bu ölçekteki olaylar, artık Türkiye için vaka-ı adiye, yani sıradan olay
haline gelmiştir. İşte bizim 4 yıllık iktidarımızın, Türkiye adına, milletimiz
adına belki de en önemli kazanımlarından biri olmuştur.
Uzun yıllar hasretini çektiğimiz günleri, bizim dönemimizde artık Türkiyemiz
yaşıyor. Küresel ölçekte organizasyonlar, dünya gündemine oturan ziyaretler,
artık olağan karşılanıyor. Bunun sebebi çok basit. Çünkü artık bunlar Türkiye'de
yaşanıyor.''

Kasım ayında İstanbul'da gerçekleştirilen bazı organizasyonları hatırlatan
Erdoğan, Medeniyetler İttifakının Sonuç Belgesini Türkiye'den dünya kamuoyuna
açıkladıklarını söyledi. Bunun yankısının da büyük olduğunu ifade eden Erdoğan,
şöyle konuştu:
''Ama biz Türkiye'de bir gün konuştuk ve geçtik. Çünkü maalesef hala bunu
hazmetmeyenler de var. Hazmetme kapasitesi tabii herkesin farklı. Buna da
alışacaklar. Çünkü Türkiye büyüyor, inanıyorum ki büyüyen Türkiye'de isteseler de
istemeseler de buna alışacaklar. Artık Türkiye'yi küçük düşünenlerin değil,
kapalı, adeta kümes atmosferi içinde kalanların değil, dünyaya açık insanların
inşallah bu ülkede yer bulduğu bir ülke haline geliyoruz, gelmek üzereyiz.''

DAVOS FORUMU

Başbakan Erdoğan, Dünya Ekonomi Forumu olarak bilenen ''Davos Forumu''nun da
ilk kez Türkiye'de toplanacağını açıkladı. Bu olayın, Türkiye'nin nereden nereye
geldiğini göstermesi bakımından önemli olduğunu kaydeden Erdoğan, forumun 23-24
Kasım günlerinde İstanbul'da yapılacağını bildirdi.

Toplantıya 42 ülkeden devlet ve hükümet başkanlarının katılacağını kaydeden
Erdoğan, bu tür toplantıların her birinin, Türkiye'nin tanıtımına büyük katkı
sağladığını anlattı. Erdoğan, ''Bütün bunlar neden dün değil de bugün olmaya
başladı? Neden Türkiye birden bire dünyanın ilgi alanı haline geldi?'' diye
sordu.

Erdoğan, bu tür uluslararası zirvelerde küresel politikalar oluşturulduğunu
ifade ederek, buralarda Türkiye'nin vizyonunu anlattıklarını belirtti.

Başbakan Erdoğan, uluslararası toplantılarda Türkiye'yi, Türkiye'nin gelecek
vizyonunu, çözüm perspektiflerini ortaya koyduklarını ifade ederek, şunları
kaydetti:
''Daha düne kadar hayal edilemeyen bu gelişmeler kendiliğinden olmadı.
Turizmde ulaştığımız rakamları, bizim dışarıya yaptığımız ziyaretleri, Türkiye'ye
gelen önemli devlet adamlarını saymıyorum, bunlar ayrı... Sadece şu 1 aylık
trafiğe lütfen iyi bakınız diyorum. Antalya'da Türk Dil Kurultayı toplandı. Türk
dünyasından gerek devlet başkanları, gerek üst düzey yöneticiler, bu toplantıda
yer aldı. Türkiye, bizimle artık o eski Türkiye olmaktan çıkmıştır. Çok değil,
daha düne kadar AK Parti iktidarı öncesine kadar, büyük Türkiyemiz adına
konuşanlar, sadece ama sadece Türkiye'nin stratejik öneminden bahsedip
dururlardı. Ne yazık ki bu stratejik önemin ne olduğunu, hangi imkanları
barındırdığını izah edemezler, üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla
çevrili bir Türkiye fotoğrafı çizerlerdi. Bütün yaptıkları buydu. Allah aşkına,
bu fotoğraftan bir iz, bir eser var mı şimdi. Artık düşman üreten değil, dost
kazanan, dost üreten bir Türkiye var; buraya geldik. Artık Türkiye'yi nasıl
dünyaya nasıl tanıtacağız, imaj sorunlarınızı nasıl aşacağız, dikkat ederseniz
bunları konuşmuyoruz. Varsa bazı eksiklikler, onları da bir taraftan gidermeye
çalışıyoruz.''

''TÜRKİYE'NİN YÜKSELİŞİNDEN RAHATSIZ OLANLAR...''

Türkiye'nin imajının AK Parti ile her geçen gün biraz daha parladığını
belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
''Türkiye'nin imajı parlamaya devam edecek. Türkiye, dünyanın gündemine
parlayan bir yıldız olarak oturmuştur ama bazı olumsuz gelişmeler de yaşanmıyor
mu, elbette yaşanıyor. Ancak unutmayalım ki Türkiye'nin yükselişinden rahatsız
olanlar da var, yok değil. İçeride de var dışarıda da var. Onlar da boş durmuyor
ama çabaları boşunadır. Türkiye'yi eski klişelerle yalanlarla karalamaya, önünü
kesmeye güçleri yetmeyecektir. Bizi durduramayacaklar, yeter ki biz Türkiye'ye
inanalım, Türkiye'ye güvenelim.''

EKONOMİDEKİ REFORMLAR...

İktidara geldikleri günden itibaren, ekonomik göstergelerde iyiye doğru
gidişin başladığını anlatan Erdoğan, Hükümet olarak uyguladıkları sıkı para
politikası ve bütçe disiplininin, Türkiye'yi daha önce hiç sahip olmadığı,
olamadığı rakamlarla karşılaştırdığını söyledi.

Erdoğan, ekonomide yapısal reformları cesaretle uygulamaya koyduklarını,
Türkiye ekonomisini kırılgan yapısından kurtardıklarını ifade ederek, şöyle dedi:
''Türkiye ekonomisini her türlü şoka, her türlü darbeye mukavemet edecek bir
yapıya kavuşturduk. Her zaman söylüyorum; bugün artık Türkiye ekonomisini kriz
dönemleriyle karşılaştırmak yetmez, onları çoktan aştık. 4 yıl boyunca işsizlik
konusu özellikle üzerinde durduğumuz, çözmeye çalıştığımız bir konu. Bu ülkenin,
işsizlik sorunuyla başedebilmek için ne büyük bedeller ödediğini hepimiz
biliyoruz. Hepimiz biliyoruz ki toplumsal ve bireysel şiddetin göçün,
yoksulluğun, çarpık kentleşmenin, toplumsal çözülmenin kaynağında işsizlik
yatmaktadır. Bir yandan yüksek enflasyon, bir yandan istikrarsız büyüme, bir
yandan da yüksek faiz oranları... Yatırım yok, üretim yok, dolayısıyla istihdam
da yok. Çok şükür bu kısır döngüyü kırdık. Bu, kolay olmadı.''

Ekonomide elde ettikleri başarıları anlatmaya devam edeceklerini vurgulayan
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Hep anlatacağız. İnsanoğlu unutkan, bunları
anlatacağız, nereden nereye geldiğimizi bilelim. Nasıl bir Türkiye devraldık,
aldık bugün neredeyiz, nereye gidiyoruz'' diye konuştu.

Bir taraftan nüfusun, diğer taraftan kişi başına milli gelirin arttığını
bildiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu, kolay olmadı. Türkiye'de istihdam edilenlerin sayısı 21 milyon 354 bin
kişiydi. 2006 yılı Ağustos rakamı, dikkat edin, 23 milyon 279 bin kişi... Bu, ne
anlama geliyor; 2002 yılından bu yana 1 milyon 925 bin kişi ilk kez iş aramaya
başlamış ve iş bulmuş, çalışmaya başlamıştır. Yaklaşık 2 milyon insan... 4 yıl
gibi kısa bir zaman içinde, neredeyse Türkiye'deki memur sayısı kadar bir
istihdam sağlanmıştır. Bu, çok önemli, bunu küçümsemek mümkün değil, küçümseme
gayreti içinde olanlar var. Onların önüne bu tabloyu koyacaksınız. Unutmayalım
nüfusumuz hızla artıyor. Bu artan nüfusa iş üretmek zorundayız. Çok şükür bunu da
üretmişiz, üretiyoruz. Bununla kalmadık, işsizlikte bir miktar düşüş
kaydetmişiz.''

2002 yılında işsizlik oranının yüzde 10.3 olduğunu anımsatan Başbakan
Erdoğan, bu oranın her geçen gün düştüğünü söyledi. Geçen yıl Ağustos ayında
işsizlik oranının yüzde 9.4 olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu oranın bu yıl aynı
dönemde yüzde 9.1'e indiğini ifade etti.
Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bu yılın göstergeleri bu şekilde devam ederse inşallah yıl sonunda
işsizlik oranımız, tarihi düzeyde düşük çıkabilecektir. Sadece tarım sektöründe
son 1 yıl içinde 181 bin kişi işinden ayrılmış, sanayi ve hizmetler sektörüne
geçmiştir. Bu, son derece olumlu, sevindirici bir gelişmedir. Tüm bu rakamlar,
artık istihdam piyasasının hareketlendiğini, bu kronik sorunun da çözüm yoluna
girdiğini müjdelemektedir. Biz, bu istikrarı, gayretimizi, mücadelemizi
korudukça, bu sevindirici gelişmelerin daha fazlasına şahit olacak; Türkiye'nin
bu çok can alıcı, can yakan sorununu da çözmüş olacağız.''

GÜNEYDOĞU'DAKİ SEL FELAKETİ...

Batman, Diyarbakır ve Şanlıurfa'ya yaptığı ziyarette hem vatandaşlarla
kucaklaşma imkanı bulduğunu, dertlerini ve ihtiyaçlarını dinlediğini hem de
yapılanları yerinde gördüğünü belirten Erdoğan, ''Daha önce Bingöl ve Erzurum
depremleri, Edirne'deki sel felaketinde olduğu gibi, insanımızın sahipsiz
olmadığını, devletimizin, hükümetimizin süratle yaraları sarmaya başladığını, bu
üzücü hadisede de ortaya koyduk'' dedi.

Daha önceki yardımlara ek olarak dün Bakanlar Kurulunda selden etkilenen
vatandaşlar için bazı yeni tedbirler almayı kararlaştırdıklarını anlatan Erdoğan,
15 Eylül-20 Kasım 2006 tarihleri arasında Güneydoğu Anadolu ve İskenderun'da
meydana gelen afet nedeniyle çiftçilerin Ziraat Bankası ve tarım kredi
kooperatiflerine olan borçlarının ertelendiğini kaydeden Erdoğan, ağır ve orta
hasarlı yapılar için TOKİ'nin süratle yeni konutlar yapacağını belirtti. Erdoğan,
8 ay içinde tamamlanacak yaklaşık 2500 konutun valiliklerin hazırladığı listelere
göre ağır ve orta hasarlı konutların sahiplerine teslim edileceğini, ayrıca 6 ay
kira yardımı yapılmasını da karara bağladıklarını bildirdi.

''ESNAFIN ZARARI KARŞILANACAK''

Zarar gören esnafın Halk Bankasına olan borçları ile vergi ve sigorta
borçlarının de ertelendiğini ifade eden Erdoğan, ''Bunu ertelemekle kalmıyoruz,
ayrıca küçük esnafların kesin hasar tespiti yapıldıktan sonra bunların bu
zararlarını da inşallah karşılayacağız'' dedi.

Belediyelerin, İller Bankasından aldığı paydan borçlarına mahsuben yüzde
40'lık kesinti yapıldığını anımsatan Erdoğan, bu oranın felakete uğrayan
bölgelerdeki belediyeler için yüzde 20'ye indirildiğini bildirdi. Erdoğan, selde
evleri zarar gören vatandaşlara Afet İşleri Genel Müdürlüğünün yaptığı
yardımların süreceğini söyledi.

''DERE YATAKLARINDAKİ EVLER...''

Kentsel dönüşüm çerçevesinde afet bölgeleri için yeni bir planlama ve
projelendirmenin yapılarak uygulamaya konulacağını belirten Erdoğan, ''Dere
yataklarında evleri olan vatandaşlarımız, TOKİ'nin yapacağı konutlara taşınarak,
bu evlerini dere yataklarından yıkarak kaldıracak. Her akşam korkuyla yatmak ve
dere yataklarında bu çirkin yapılaşmaya artık müsaade etmek istemiyoruz. Bu
felaket bölgesinde yaşananlar umuyorum ülkemizin diğer illerine de örnek olur.
Bunun için de tüm belediyelerimizin duyarlı oymalarını rica ediyorum'' diye
konuştu.

Felaket nedeniyle ürünleri ve hayvanları zarar görenlere Tarım İşleri Genel
Müdürlüğünün tohumluk ve damızlık yardımında bulunacağını, bu yardımı Hazinenin
karşılayacağını kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''İnşallah, aldığımız bu tedbirlerle yaraları en kısa sürede sarmış
olacağız. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, acılı ailelerine başsağlığı ve
sabır diliyorum, yaralılara acil şifa diliyorum. Kardeşlerimizin acılarını
paylaşarak yardım ve aksaklıkları yerinde görmek için yaptığımız bu ziyaret
sırasında bana ve arkadaşlarımıza gösterdikleri sıcak ilgi sebebiyle halkımıza
özellikle teşekkür etmek istiyorum.''

''BUNLARI SAPTIRMAYALIM''

Erdoğan, yaşanan sel felaketinin ardından çeşitli yardım kampanyaları
açıldığına da işaret ederek, şöyle konuştu:
''Tabii bu dönemler, hassas dönemlerdir. Bu dönemlerde hakikaten birçok
vesilelerle çeşitli yardımlar toplanıyor. Fakat, zaman zaman üzüldüğüm konular da
olmuyor değil. Örneğin dün akşam bir kanalda, iyi niyetle bu yola çıktığına
inandığım bir kişinin yaklaşım tarzı vardı ki... Bir kampanya başlatmışlar.
'Hükümet bölgeye yardım elini uzatmadığı için bizler böyle bir kampanyayı
başlatmak zorunda kaldık' diyor. Belli ki hiç bölgeye uğramamış, bölgede neler
yaşanıyor, orada neler yapılıyor, neler oluyor hiç haberi yok, bilmiyor. Bu, iyi
niyet taşımıyor. Batman'da, Ceylanpınar'da, Çınar'da, Şırnak'ta, Silopi'de
İskenderun'da ne var, ne olmuş, bunu görmüyor. Vatandaş da iyi niyetle gidip
açılan kampanyanın hesap numarasına parasını yatırmış. Bunları saptırmayalım. Şu
anda buralarda samimi olan sivil toplum örgütleri, başta Kızılay, Deniz Feneri,
Kimse Yok Mu Derneği... Bunlar gittiler çadırlarını kurdular, gereken yardımı
yapıyorlar. Allah razı olsun. Onlar devletle, valiliklerle birlikte
çalışıyorlar.''

''BUNLARI NASIL GÖRMEZDEN GELİRSİNİZ?''

Hükümet olarak valiliklerin nakit talebini yaptıklarını, bunun dışında kesin
hasar tespiti yapıldıkça yardım göndereceklerini belirten Erdoğan, hasar gören
tüm ev eşyalarına yönelik çalışmaları da valiliklerin sürdüğünü söyledi. Ankara
ve İstanbul büyükşehir belediyelerinin bölgeye yönelik giyim eşyası, battaniye,
yastık yardımı yaptığını bildiren Erdoğan, bunların süreceğini söyledi.

Erdoğan, ''Bunları nasıl görmezden gelirsiniz. Ondan sonra da birtakım
şeylerle halkımızı aldatmaya gidiyorsunuz. Bu yanlıştır. Bu tür olayların olduğu
zamanlarda toplumun psikolojisini olumsuz etkilemeye kimsenin hakkı yok. Dertse,
biz onlardan çok daha dertliyiz. Onlar bizim bu noktada derdimizi paylaşamaz.
Sorumluluğumuzu da derdimiz de biliriz. Bakan, milletvekili arkadaşlarımı bölgeye
gönderdim, aynı şekilde partimizin teşkilatları de orada vatandaşımızla yatıp
kalkıyor, durumu takip ediyor'' diye konuştu.

KOBİ'LER İÇİN ANADOLU YAKLAŞIMI

Bakanlar Kurulunun dünkü gündeminde önemli bir konunun daha olduğunu
belirten Erdoğan, 2001 ve 2002 yıllarında ekonomik krizleri sebebiyle ağır
sıkıntı içine giren ve işgöremez hale gelen KOBİ'lerin mali sektöre olan
borçlarının yeniden yapılandırılmasına yönelik bir adım atılacağını söyledi.

Bununla ilgili ön çalışmaların yapıldığına işaret eden Erdoğan, ''Bu
çalışmayla hem bankaların KOBİ'lerden alacaklarını yeniden yapılandırmış, hem de
üretime ve istihdama büyük bir destek sağlamış oluyoruz. Zira KOBİ'ler üretim ve
istihdam konusunda Türkiye'nin omurgasıdır. Türkiye'nin imkanları ve kaynakları
ölçüsünde her fırsatı üretim, yatırım istihdam için değerlendiriyoruz'' dedi.

Kendilerinden önceki hükümetin, 2002 Ocak ayında bir yasayla finansal
yapılandırma getirdiğini ve adına ''İstanbul yaklaşımı'' dendiğini hatırlatan
Erdoğan, bu yasayla sadece 320 büyük firmaya çözüm getirildiğini, KOBİ'lerin ise
kaderine terkedildiğini söyledi.
''İstanbul Yaklaşımı'' sonucu 320 firmanın 6 milyar dolarlık borucunun
yeniden yapılandırıldığını, ancak kendilerinin bu yeni adımla ''Anadolu
Yaklaşımı'' adı altında Türkiye'nin her yerindeki KOBİ'ler için bir düzenleme
getirdiklerini anlattı. Bununla KOBİ'lerin 31 Aralık 2005 tarihinden önceye ait 1
milyar YTL civarındaki borcunu yeniden yapılandıracaklarını ifade eden Erdoğan,
''İstanbul Yaklaşımı ile yeniden yapılandırılan borcun 6'da birinden daha az...
Borçları bankaların takibinde olan 40 bin işletmeyi kurtaracak bir düzenlemeden
söz ediyoruz'' dedi.

Yeniden yapılandırmanın nasıl yapılacağı hakkında da bilgi veren Erdoğan,
önce BDDK'nın bir yönetmelik hazırlayacağını, yönetmelikte yapıladırmaya esas
olacak çerçeve anlaşmaların niteliğinin belirleneceğini, daha sonra buna uygun
olarak borçlu KOBİ ile alacaklı bankanın sözleşme imzalayacağını anlattı.

Erdoğan, ''Borcunu yeniden yapılandıran KOBİ'ler, 3 ay içinde ilgili kuruma
başvurarak kamuya olan vergi ve sigorta borçlarını da yürürlükteki mevzuata göre
erteleyebilecek. Bu işletmeler hem hayatını sürdürebilecek hem de borçlarını
ödeyecek'' dedi.