2009-01-06 - 13:10
AK PARTİ GRUP TOPLANTISI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Geçen haftadan buyana Gazze'de büyük bir insanlık dramı yaşanıyor. Türkiye olarak, 'bekle gör' politikası ya da 'sorunları tribünden izleme' yaklaşımı içinde olamazdık''
''Geçen haftadan buyana Gazze'de büyük bir insanlık dramı
yaşanıyor. Türkiye olarak, 'bekle gör' politikası ya da 'sorunları tribünden
izleme' yaklaşımı içinde olamazdık'' dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, İsrail'in
Gazze'ye düzenlediği saldırılara değindi.
Geçen haftadan buyana Gazze'de büyük bir insanlık dramı yaşandığına
işaret eden Başbakan Erdoğan, aslında bu dramın İsrail'in uyguladığı ambargo
nedeniyle aylardır sürdüğüne dikkate çekti. ''Yani 27 Aralıkta başlayan bir süreç
değil'' diyen Başbakan Erdoğan, bu sürecin 27 Aralıktan önce başladığını
anımsattı.
Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
''Haziran 2008 anlaşmasıyla aslında ateşkes ve ambargoların
kaldırılmasına yönelik bir uygulama olması gerekirken, Hamas ateşkese uymuş,
ateşkesi sağlamış ama ne yazık ki İsrail o süre içinde ambargoları
kaldırmamıştır.
Önce hava saldırısıyla sonra kara harekatıyla başlayan süreç, dramı daha
da derinleştirdi ve şu anda gelen bilgilere göre, 600'e yakın insanın ölmesine,
binlercesinin yaralanmasına sebep oldu. En temel ihtiyaçlarını karşılamayan
insanlar, varlık-yokluk sorunuyla karşı karşıya geldiler.
Türkiye olarak, ilk andan itibaren -yani operasyonların başladığı anı
kastetmiyorum- Haziran 2008 anlaşmasından sonraki süreçte bizler, insani yardım
olarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak, insani yardımlarımızı göndermeye
başlamıştık. Fakat bu yardımlarımız maalesef gönderdiğimiz anda Gazze'ye
ulaşamıyordu. Sürekli irtibatlar, sürekli görüşmelerle kah 10 gün, kah 5 gün
bekletilerek bu yardımları ancak ulaştırabiliyorduk.''

-''DİPLOMATİK ATAK''-

Erdoğan, Türkiye olarak ilk andan itibaren sivil ve masum insanları hedef
alan bu saldırıları şiddetle kınadıklarını ve haklı tepkilerini tüm dünyaya
duyurduklarını ifade ederek, ''Sadece tepki vermekle kalmadık, bu trajedinin bir
an önce son bulması için önemli bir diplomatik bir atak başlattık'' diye
konuştu.
Suriye, Ürdün, Mısır ve Suudi Arabistan'a geçen hafta gerçekleştirdiği
ziyaretler hakkında da bilgi veren Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Ziyaretlerden sonra ülkemize dönerek bu defa batıya yönelik olarak
yoğun bir telefon diplomasisini oluşturmaya başladık. Önce AB dönem başkanı Çek
Cumhuriyeti Başbakanı ile bir görüşmem oldu. Ardından Medeniyetler İttifakında
birlikte eş başkanı olduğumuz Zapetero (İspanya Başbakanı) ile görüşmem oldu. Bu
arada yine Sayın Sarkozy ile ki şu anda BM Güvenlik Konseyinin her ay değişen
ocak ayı dönem başkanı olmaları sebebiyle bir görüşmem oldu. İtalya ile görüşmem
oldu, Rusya Başbakanı Putin ile görüşmem oldu, İngiltere Başbakanı ile görüşmem
oldu ve bütün bu görüşmelerden sonra ortaya bir irade koyalım.
Türkiye olarak 'bekle gör' politikası ya da 'sorunları tribünden izleme'
yaklaşımı içinde olamazdık. Türkiye, tarihinden ve bugününden gelen insani
misyonu ön plana çıkarmak durumundaydı. Özellik 1 Ocak itibariyle BM Güvenlik
Konseyi geçici üyeliğimizin başlamış olması, bize ilave sorumluluklar
yüklemektedir. Bu yüzden yaşanan olaylar sonrasında öncelikle bölge ülkelerini
dolaşarak, barışa yönelik diplomatik seçeneklerin önünü açmaya çalıştık.
Görüşmelerimizde şu hususların altını çizdik:
1- İsrail Gazze'deki saldırıları derhal durdurmalıdır.
2- İlgili taraflar arasında kalıcı bir ateşkes temin edilmelidir.
3- Ambargolar kaldırılmalı, sınır kapıları açılmalıdır.
4- Filistinli gruplar arasında ulusal uzlaşı sağlanmalıdır.
Bu ziyaretlerdeki amaçlarımız şu şekilde özetlenebilir: Farklı görüşteki
taraflar arasında ortak bir dil ve anlayış geliştirilmelidir. Bölgesel bilinci ve
ortak aklı harekete geçirmek. Diplomatik baskıları artırmak, uluslararası düzeyde
kamuoyu oluşturmak, tüm tarafları sürece dahil etmek. Taraflar arasında diyalog
kurulmasını sağlamak. Ateşkesin sağlanması için uygulanabilir bir eylem planı
ortaya çıkarmak.
Memnuniyetle ifade etmeliyim ki bu amaçlarla yaptığımız görüşmeler
neticesinde bölge ülkelerinin giderek daha fazla bir ortak hassasiyete ve
duyarlılığa sahip olduğunu müşahede ettim.''

-''SİYASİ İSTİSMAR''-

Başbakan Erdoğan, konuşmasında uyarıda da bulunarak, ''Burada bir gerçeği
daha ifade etmek istiyorum, o da şudur: Bu işin siyasi istismarı olmaz. Ama ne
yazık ki görüyorum, hala ülkemizde bu işin siyasi istismarını yapmaya gayret
edenler var'' dedi.
Erdoğan, şöyle konuştu:
''Şu anda 'Hükümet şunu yapmalıydı, bunu yapmalıydı' veya 'şu yapılmalı,
bu yapılmalı...' Değerli arkadaşlar, dürüst olacağız, samimi olacağız. Devletler
duygusal bir anlayış içeresinde veya 'ben hükümete şöyle bir saldırayım, neticesi
ne olursa olsun bu halka hoş gelir. Ben buradan oy devşirebilir miyim' mantığı
ile konuşmalar yapmak, ortaya bir şeyler atmak bu işlerde doğru değil. Biz
bunları geçmişte çok yaşadık, bunları iyi biliriz. Bunları konuşanlar da
geçmişlerine iyi baksınlar. Acaba bu konularda neler yaptılar? Özellikle şu anda
parlamentoda olanları ben geçmişte bu ülkenin yönetiminde gördüm.
Şimdi MHP, DSP, ANAP bizden önce bu ülkeyi yönetmediler mi? Yönettiler.
İsrail'le ilişkiler bu dönemde yok muydu? Vardı. Peki niye kesmediniz İsrail'le
ilişkileri? O zaman sıkıntı yok muydu? vardı. Şimdi bunu yapamayanlar bizden ne
istiyorlar? Diyorlar ki 'gelin hemen ilişkileri kesin...' Arkadaşlar, biz bakkal
dükkanını idare etmiyoruz. Biz Türkiye Cumhuriyeti'ni idare ediyoruz...''

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında, İsrail'in Gazze'ye yönelik
saldırıları konusunda görüşlerini açıkladı. Bu konuda atılması gereken adımların
takvimini ve yol haritasını iyi belirlediklerini, derslerini iyi çalıştıklarını
ve her an arkadaşlarıyla işin değerlendirmesini yaptığını belirten Erdoğan,
nerede, ne gibi adımların atılacağı ve nasıl görüşmeler yapmaları gerektiği
hususunu da tespit ettiklerini söyledi.
''Şu an özel temsilcim Suriye'de, bu iş için orada. Sayın Sarkozy, Beşşar
Esad ve Hamas yetkilileri ile görüşmeler yapmak üzere bu sabah oraya gönderdim''
diyen Erdoğan, ''Adım adım ve an be an, bazı muhalefetlere rağmen çalışmayı
yürüttüğünü'', diğer taraftan Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın dün akşam ABD'ye
gittiğini, orada BM Güvenlik Konseyi daimi ve geçici üyeleriyle görüşmeler
yapacağını kaydetti. Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bütün bu sıkı markaj, bütün bu hassasiyetler, buradan geliyor. Onun
için bırakalım birbirimize laf atmayı... Gün, birlik günüdür, beraberlik günüdür.
Gün, Gazze'deki kardeşlerimizin yanında yer almak günüdür. Buna dikkat edelim.
Yoksa, birbirimize böyle kurusıkı atmak suretiyle bir şey elde edemeyiz. Biz şu
anda elimizden geleni yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Bundan en ufak bir sapma
olmayacak. Bize atılması gereken adımlar noktasında, bize aklıselim ile oturup
kalkanların getirip söylediği bir şey varsa, onu da müzakere eder, konuşuruz,
istifade edeceğimiz konularda da kesinlikle onlara uyarız. O adımları da biz
atarız. Bu konuda da en ufak bir geri adım atma olmaz. Çünkü bizim siyasi
hesabımız yok. Ortada bir zulüm var, bu zulme karşı biz zalimlerin yanında
olamayız.''

-''DUYGUSAL KONUŞMUYORUM''-

İsrail'in ''Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı duygusal konuşuyor'' sözlerine
de yanıt veren Erdoğan, şunları kaydetti:
''Hayır, ben duygusal konuşmuyorum. Eğer benim duygusallığım varsa,
Gazze'deki kardeşlerime yöneliktir. Olayı kılı kırk yararak, düşünerek
konuşuyorum, akılla, bilgiyle, tecrübeyle konuşuyorum. Eğer bir duygusallıktan,
hesaptan bahsediliyorsa, bu hesabı bu anda İsrail yapıyor. Bu ne hesabıdır?
Şubatta yapılacak olan seçim hesabıdır. Ben buradan Ehud Barak'a, Livni'ye
sesleniyorum; Siz Şubat ayında yapacağınız seçimi bırakın, tarih sizi şu
yaptıklarınızla insanlık yaşamına bir kara leke düşürdünüz diye yargılayacak.
Biz, dedeleriniz, ecdadınız kovulduğu zaman, sizi kalkıp da bu topraklarda
ağırlayan, bu topraklarda misafir eden Osmanlı'nın torunları olarak konuşuyoruz.
Her zaman mazlumun yanında olduk, bugün de yanındayız, yarın da yanında olacağız
ve bundan kimsenin endişesi olmasın.
Gazze'de devam eden saldırıların insanlık tarihine leke olarak geçeceğini
söyledim. İnsanları tarihte derin acılar yaşayan bir devletten beklenen, insanlık
yaşamına özellikle herkesten daha çok saygı duyması gerekirken, bunları yapmış
olması gerçekten affedilir bir şey değil. İnsan hayatının özellikle çocukların,
kadınların, yaşlıların hayatının ne kadar değerli, ne kadar kutsal olduğunu,
hakkın, hukukun, birlikte yaşama kültürünün ne kadar mühim olduğunu en çok da
tarihte acı günler yaşamış olan bu milletin bilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Nitekim, dünyanın birçok bölgesinde yaşamış olan veya yaşayan Yahudiler de
yaşanan gelişmelere karşı duydukları üzüntü ve kaygıyı dile getiriyorlar.
İsrail'de de ayaklananlar var. Orada da rahatsız olanlar var. Ama bunlara tabii
kulakları sağır olan bir yönetim var.''

-''NASIL TEPKİ GÖSTERİLMESİN Kİ...''-

Meseleye sadece insani hassasiyetle bakan bir çok kesimin haklı bir tepki
gösterdiğini, bu çerçevede Türkiye'nin birçok ilinde yapılan gösterilerin,
mitinglerin toplumun duyarlılığını ortaya koyduğunu anlatan Erdoğan, bu
duyarlılığı kimsenin gözardı edemeyeceğini vurguladı.
''Nasıl tepki gösterilmesin ki? Filistin meselesi kanayan bir yara olarak
gündemimizde ön sıralardaki yerini koruyor'' diyen Erdoğan, iki yıldan beri
Gazze'nin abluka altında tutulduğunu, giriş ve çıkışların engellendiğini, ekmek,
gıda, giyecek ve ilaç sevkıyatına izin verilmediği, ''Gazze halkının tam iki
yıldan beri dünyanın en büyük açık hava hapishanesinde adeta bir toplama kampında
kendi kaderlerine terk edildiğini'' söyledi.
Bölgeyi gören, ''Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak, Ramallah sınır
kapısında arabasının içinde yarım saat bekletilmiş bir başbakan'' olarak
konuştuğunu belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bunu yapan kim? İsrail... Şimdi bu İsrail hala kalkıp diplomasiden
bahsediyor, hala demokrasiden bahsediyor. Ne demokrasisi? Dostluk vesaire bütün
bunlara rağmen açık konuşuyorum, bizler 'İsrail-Suriye arasında bir endirekt
acaba bir arabuluculuk yapılabilir mi?' diye talepler geldiğinde buna olumlu
baktık. Ama Pazartesi günü, bütçe görüşmelerinin olduğu haftanın pazartesi günü
(22 Aralık), biz burada Olmert'i kabul ettik. Biliyorsunuz bazı yayın organları,
siyasiler bunu da konuştular. Güya, gelmişler bizden izin almışlar, görüşmüşler,
ondan sonra da gidip Cumartesi günü (27 Aralık) harekatı yapmışlar.
Bizimle; İsrail-Suriye ilişkilerinin beşinci raundunu görüşmeye geldiler
ve biz bu beşinci raundu görüştük. Kendileri ve Suriye ile o akşam, bir mutabakat
metni üzerinde sürekli bir telefon diplomasisiyle ne yapılabilir, bunu görüştük.
Yaklaşık 6 saat hem burayla (İsrail), hem de Sayın Beşşar Esad ve Dışişleri
bakanları ile arkadaşlarımız görüşmeler yapıyordu. Olay geldi geldi, bir-iki
kelimede takıldı. Dedik ki 'hafta sonuna kadar bu çalışmaları devam ettirin,
burada da bir mutabakat sağlayıp, neticeye varalım.' Tabi biz, İsrail
Başbakanı'nın cuma günü için bize dönüşünü beklerken, maalesef biz Cumartesi günü
bütçe müzakerelerindeyken saat 11.30'da İsrail uçaklarının ne yazık ki Gazze'yi
bombaladığını duyduk. Bunu da Türkiye'ye bir saygısızlık olarak da görüyoruz.
Tüm bu olumsuzluklara ilave olarak hala kalkıp da duygusallık olarak bu
süreci değerlendirme gayreti içine giriyorlar. 550 insanını öldürülmesi, 2 binin
üzerinde insanın şu anda yaralı olarak, gerek Gazze ve gerek Gazze dışında tedavi
ediliyor olmaları, bunların içinde daha ne kadarı ölecek onu bilmiyoruz. Hiçbir
gerekçe, böyle bir vahşeti insanlık vicdanında meşrulaştırma yolu olabilir mi?
Pazar yerlerine, ambulanslara, hastanelere, okullara, camilere, masum sivillerin
yaşadığı evlere fırlatılan bombaların bir izahı var mı? Olabilir mi? Suyu,
elektriği, ekmeği, ilacı esirgenen insanların üzerlerine ölüm yağdırarak neyi
çözebilirsiniz?''

-''ORTADOĞU SON 100 YILDIR BARIŞA HİÇ BU KADAR YAKIN OLMAMIŞTI''

Filistin'de yaşayan insanların da en azından diğerleri kadar değerli ve
yaşama hakkına sahip olduğuna işaret eden Erdoğan, ''İnsan hayatını hiçe sayan
bir anlayış, ancak bir insanlık ayıbı olarak görülebilir. Bu şekilde ancak kin ve
nefret tohumları geleceğe dönük olarak ekilebilir. İsrail bu gerçeği görmeli ve
bir an önce saldırılara son vermelidir. bu şekilde hiçbir sorun çözülmez, barış
süreci ciddi yara alır, sorunlar daha da ağırlaşır'' dedi.
Saldırılarla, ''insanlığın ortak vicdanında onarılması zor bir yara
açıldığını'' vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Şu noktanın altını özellikle çizmek istiyorum; Ortadoğu son 100 yıldır
barışa hiç bu kadar yakın olmamıştı. Suriye ile İsrail arasında, bizim de
girişimlerimizle bir diyalog başlatıldı. Mısır ile İsrail arasında diyalog
gelişiyordu. Lübnan, kendi iç meselelerini halletme yolunda önemli adımlar
atmıştı. Özellikle Filistin ile İsrail arasında, bizim de katkılarımızla barışa
dönük adımlar atılmış, Annapolis süreci başlatılmış ve önemli umut ışığı
doğmuştu. Ama barışa bu kadar yakın olduğumuz bir anda başlayan bu saldırılar,
barış umutlarını bir kez daha ne yazık ki kararttı.
Türkiye olarak her zaman Filistin'in yanında olduk, olmaya da devam
edeceğiz. Filistin ile bizim, tarihi, kültürel bağlarımız var, her şeyden
önemlisi gönül bağımız var. Millet olarak yediğimizden, giydiğimizden,
kazandığımızdan fedakarlık ettik ve Filistinli kardeşlerimizin her zaman yanında
olduk. Sadece yardım etmekle kalmadık, bölgenin bir an önce huzura, refaha,
istikrara kavuşması için sorunların başladığı ilk günden itibaren devrede olduk.
Şu hususu herkes iyi anlamalıdır; Filistin meselesi, sadece Filistin'in ve
Filistinlilerin meselesi değil, sadece Arapların, Müslümanların ve Ortadoğu
coğrafyasının da meselesi değildir, olmamıştır. Filistin'de kalıcı barışın
sağlanması, elbette Ortadoğu'da kalıcı barış ve istikrar için öncelikli şarttır.
Ancak bugün Filistinli'lerin maruz kalığı sıkıntılar, tüm insanlığın meselesi
olarak görülmelidir.''
Erdoğan, TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın, Gazze'ye yönelik olarak sadece
milletvekillerini kapsayan bir yardım kampanyası başlattığını belirterek, buna
milletvekillerinin katılacağını, kendilerinin de AK Parti Grubu olarak bu
kampanyada en iyi ve en güçlü şekilde yerlerini alacaklarını söyledi.

*** AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın grup toplantısında yaptığı konuşmanın tamamı haberimizin İLGİLİ DOKÜMANLAR bölümünde yer almaktadır