2008-01-08 - 15:20
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, terör ve ekonomiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ekonomiyle
ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Bütün işaret ve belirtilerin, ekonomide güç günlerin geldiğini ortaya
koyduğunu ileri süren Baykal, mali istikrar tablosunun ''sağlam
temellere dayanmadığını'' savundu.
Büyüme hızının düşmeye başlandığını anlatan Baykal, enflasyonla
mücadelede de başarısız olunduğunu, enflasyonun kronikleşmeye
başladığını öne sürdü.
Deniz Baykal, açıklanan enflasyon rakamlarını da eleştirerek, ''TÜİK'in
tüketim sepeti ne, Ankara'nın gecekondu bölgesinde yaşayan, asgari
ücretle geçimini sürdürmeye gayret eden ailelerin aylık tüketim sepeti
ne?'' diye sordu.
-ORTA VE DAR GELİRLİNİN ENFLASYONU-
Artık büyük fotoğrafa değil, ayrıntılara bakacaklarını ifade eden
Baykal, ''Ayrıntıya baktığımız zaman gördüğümüz şu: Orta ve dar
gelirlinin enflasyonu net bir şekilde çift rakamlı bir enflasyondur.
Yüzde 10'unun altında değildir. Yüzde 15 ile 20 arasında tespitler
yapılıyor... Türkiye'de halkın enflasyonunun, TÜİK'in resmi rakamlarıyla
kamufle edilmesine izin vermemek lazım'' diye konuştu.
Memur ve emekli aylıkları ile işçi ücretleri ve asgari ücrette yapılan
artışların, elektrik ve doğalgaz zammının altında kaldığını savunan CHP
lideri Baykal, hükümetin, bir eliyle verir gibi yaptığını, öbür eliyle
fazlasıyla geri aldığını iddia etti. Baykal, ''Kaşıkla verdiğini,
kepçeyle almıştır'' dedi.
-ELEKTRİK ZAMMI-
Deniz Baykal, elektrik zammındaki ölçüsüz uygulamanın Bakanları bile
şaşırttığını savunarak, ''(Ya o kadar mı zam yapmışız) diyor. Kim diyor?
Başbakan, diyor. Başbakan'ın ne kadar zam yaptığından haberi yok. Evet,
yüzde 20 zam yaptın Sayın Başbakan. Yüzde 2 verdiğin insanlara, şimdi
yüzde 20 zam yaptın'' diye konuştu.
Elektrik ve doğalgaz zamlarının süreceğini iddia eden CHP Genel Başkanı
Baykal, ''Elektrik de otomatiğe bağlandı. Bundan sonra zamlar otomatik.
Arkasından tak, tak, tak gelecek. Bu bir başlangıç. Artık yeni bir süreç
geliyor, zamlar dönemi geliyor. Zam yağmurları başlıyor'' dedi.
-FİNANSAL KİRALAMADA VERGİ ARTIŞI-
CHP lideri Baykal, hükümetin, finansal kiralama işlemlerindeki KDV
oranını, yüzde 1'den yüzde 18'e yükseltmesini de eleştirdi.
Türkiye'de finansal kiralama yoluyla 35 milyar dolarlık yatırım
yapıldığını, sistemin çok başarılı bir şekilde işlediğini anlatan
Baykal, bu nedenle yeni düzenlemenin hiçbir şekilde mazur
görülemeyeceğini söyledi.
''Bu, Türkiye'nin kalkınmasına vurulacak en büyük darbedir, en yanlış
iştir'' diyen Baykal, hükümetin, ''kimsenin haberi olmadan böyle bir
düzenleme yaptığını'' savundu. Baykal, kalkınmaya, sanayileşmeye ve
KOBİ'lere zarar verecek; işsizliği teşvik edecek yanlışa bir an önce son
verilmesini talep ettiklerini söyledi.
-''NE SUSUYORSUN SAYIN ÇAĞLAYAN?...''-
Hükümetin, bocalamaya başladığını öne süren Baykal, doğru, sağduyulu ve
memleketin yararına karar almakta artık tereddüt içine girdiğini
savundu. Baykal, ''Bu işleri bilmesi gereken sanayi bakanı hükümette...
O eğer şimdi AKP milletvekili olmasaydı, Sanayi Bakanı olmasaydı, Ankara
Sanayi Odasının başında olsaydı, en büyük tepkiyi herhalde o gösterirdi.
Ne susuyorsun Sayın Çağlayan?...'' diye konuştu.
Deniz Baykal, sosyal güvenlik yasa tasarısıyla da işçi, memur, emekli,
dul ve yetimlerin, ''kazanılmış haklarının alınacağını'' iddia ederek,
''Bir darbe de oradan geliyor'' diye konuştu.
-''KİMSE, TÜRK MİLLETİ KAVRAMINI SULANDIRMAYA, ZAAFA
UĞRATMAYA, MASKELEMEYE ÇALIŞMASIN. BU ÇABALARLA, TERÖRÜ
ÖNLEMENİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR, OLSA OLSA TERÖRÜ AZDIRIRSINIZ''
-''KİMSE KIVIRMASIN, TÜRKİYE'DE YAŞANAN OLAYIN ADI; TERÖRDÜR''
Partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada terör konusuna
değinen Baykal, Irak'ın kuzeyine yönelik askeri harekatın, Türkiye'yi
rahatlatmaya başladığı şeklinde düşünülmeye başlanırken, terör
örgütünün, mücadelesinden vazgeçmediğine tanık olduklarını belirtti.
Baykal, önce araçların yakıldığını, toplumda panik havası yaratılmaya
çalışıldığını, Bursa ve Van'da C-4 patlayıcı yakalandığını, son olarak
da Diyarbakır'daki vahim olayın yaşandığını anımsattı.
Bu olayın ağır manevi yükünün, herkesin üzerinde olduğunu dile getiren
Baykal, hayatını kaybeden 6 vatandaşın ''pırıl pırıl'' kişiler olduğunu
söyledi. Baykal, ''olumsuz haber gelecek'' diye, yüreklerinin kıpır
kıpır beklediğini kaydetti.
Baykal, ''Terör karşısında ikircikli tavırlarla, bahaneler arayarak,
mazeretler üreterek, gerçek niteliğini saklamaya çalışarak, ne olayı
doğru dürüst anlarız ne de bu duruma bir çare bulabiliriz. Bu nedenle
acı gerçeği bütün yönleriyle görmek zorundayız'' diye konuştu.
Hükümetin, Irak'a yönelik askeri harekat sonrası, ''acaba ne zaman af
çıkarırız, nasıl müzakere zemini yakalarız'' anlayışında olduğunu
savunan Baykal, şimdi bu gerçeklerle karşı karşıya kaldıklarını
belirtti. Baykal, bu gerçeklerin, vaatle, sırt sıvazlayarak, göz yumarak
değişeceğini umut etmenin, temel bir yanılgı olacağını söyledi.
-''DEMOKRASİ DERSİNİ KİMSEDEN ALMADIK''-
Deniz Baykal, bu olayın kamuoyunda bir kaç boyutuyla tartışıldığını,
bunların, demokratik hak ve özgürlüklerle ilgili tartışma, terör boyutu
ve Türkiye'nin anayasal düzeninde bu konuda ne yapılabileceğiyle ilgili
arayışlar olduğunu anlattı.
Türkiye'nin, insan hak ve özgürlükleri açısından geri kalabileceği
hiçbir noktanın bulunmadığını, ne gerekiyorsa yapıldığını ve
yapılacağını belirten Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''İnsan hak ve özgürlükleri açısından Türkiye'de hiçbir zafiyeti,
eksikliği kabul etmemiz mümkün değil. Dünyanın en ileri demokrasisinde,
insan hak ve özgürlükleri açısından ne varsa Türkiye'de de mutlaka
olacaktır, olmalıdır, bu konuda tereddütümüz yok. Bu bizim Cumhuriyet
projemizin özüdür. Biz, demokrasi dersimizi kimseden almadık, demokrasi
hedefini biz koyduk ve onun gereğini yaptık. Demokrasi yolunun
yolcularıyız.
İnsan hakları, demokrasi alanında atmamız gereken adımları atacağız.
Kimse bize, 'insan hakları, demokrasi alanında adım atın da bu sorun
çözülsün' diye ders vermeye kalkmasın. Biz bu konuda gerekeni yaptık,
yapıyoruz. Son dönemde, üst üste kaç tane anayasa değişikliği,
düzenlemeler yapıldı. Terör ortadan kalktı mı? Terörün bununla
bağlantısı yok. Kimse, atılacak adımlarla terörün ortadan kalkacağını
zannetmesin, 'o zaman bu adımları atmayalım' diye de düşünmesin. Bu
adımlarla terör sorununu ortadan kaldırmak mümkün değildir, mümkün
olmadığı halde yapacağız. Sadece terörü ortadan kaldırmak için
yapmıyoruz. İnsanımız hak ettiğine inandığımız için yapacağız.''
-''TERÖRÜ MAZUR GÖSTERMEK DAHA BÜYÜK AYIP''-
''Kimse kıvırmasın, saklamaya, bahane bulmaya çalışmasın, Türkiye'de
yaşanan olayın adı; terördür'' diyen Baykal, bunu, ''şiddet'' diye
tanımlamanın, izah etmenin, meşrulaştırmanın, hakkaniyet kazandırmanın
mümkün olmadığını belirtti.
Siyasetin terörle değil, fikir ve düşünceyle yapılacağını vurgulayan
Baykal, kimsenin, ''eli, beli silahlı ya da beli silahlı birini arkasına
alarak, çağdaş, demokratik siyaset yapamayacağını'' belirtti.
Terörün reddedilmesi gerektiğini dile getiren Baykal, ''Terör yapmak
ayıptır, terörü mazur göstermek daha da büyük ayıptır'' dedi.
Baykal, terör konusunda samimi ve dürüst bir tavra ihtiyaç bulunduğunu
ifade etti.
-''ÇIPA NE AB NE IMF, ÇIPA ANAYASA''-
CHP Genel Başkan Baykal, Türkiye'nin, terör saldırısına maruz kaldığı
sırada, yeni bir anayasa tartışmasına çekildiğini belirtti.
Türkiye'de bazı çevrelerin ''çıpa'' arayışında olduğunu ifade eden
Baykal, '' IMF çıpasına bağlanalım'' ya da ''AB çipasına bağlanalım''
denildiğini söyledi. Baykal, ''Çıpa arıyorsan, çıpa ne AB ne IMF'dir,
çıpa Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasasıdır'' dedi.
Baykal, topyekun bir anayasa değişikliğinin, Türkiye'nin tarihsel,
ulusal bütünlüğüne, temel hassas dengelerine, hukukun üstünlüğüne zarar
vereceğini savunarak, şöyle devam etti:
''Kimse etnisite kavramını, anayasaya, devlete taşımaya kalkmasın.
Kimse, Türk milleti kavramını sulandırmaya, zaafa uğratmaya, gizlemeye,
maskelemeye, göstermemeye çalışmasın. Bu çabalarla, terörü önlemeniz
mümkün değildir, olsa olsa terörü azdırırsınız.
Yurt dışından, Türkiye'de Alevi toplumunu suçlayıcı, hedef alıcı
çalışmalar, çabalar sergileniyor, televizyon programları yayınlanıyor.
Nereden çıktı? Size ne Türkiye'deki toplumun huzurunu, kardeşliğini,
uyumunu bozmak. Toplumu bölmeye yönelik tezgahlar, herkesi birbirine
düşürmeye yönelik çabalar, yanlıştır. Millet olmakla iftihar ediyoruz.
Milletimizin içinde Kürt, Arap, Arnavut, Gürcü kökenli vatandaşımız da
var ama hepsi Türk milletinin parçası. Kimsenin kimseyi dışlamaya hakkı
yok. Devletimizi sahipleneceğiz ama kimliğimizi iftiharla, birbirimize
saygı anlayışı içinde ortaya koyacağız.''
-''İÇERİĞİNİN SORGULANMASI UYGUN DEĞİL''-
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ABD ziyaretine de değinen Baykal, 2 ay
önce de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD'de olduğunu anımsattı.
Baykal, devletler arası temasların sık yapılmasının sevindirici olduğunu
ancak bunların sıradanlaşması, içeriğinin, anlamının sorgulanır hale
dönüşmesinin uygun olmadığını söyledi.
Türkiye'nin, 2 ay önce ABD'li yetkililer ile görüştüğünü, Irak'ın
kuzeyinde bir sürecin işlemeye başladığını dile getiren Baykal, ''Kara
harekatı yapamıyor muyuz, engel mi var? Hava harekatında da serbest
miyiz? Bunlar karşısında bir vaadimiz var mı?'' diye sordu. Baykal,
bütün bunların netleşmesi gerektiğini dile getirdi.
Erdoğan'ın, ''karşılık gözeterek anlaşma yapmak, şerefsizliktir''
dediğini ifade eden Baykal, akıllara, Dubai anlaşmasının geldiğini
sösözlerine ekledi.
ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Bütün işaret ve belirtilerin, ekonomide güç günlerin geldiğini ortaya
koyduğunu ileri süren Baykal, mali istikrar tablosunun ''sağlam
temellere dayanmadığını'' savundu.
Büyüme hızının düşmeye başlandığını anlatan Baykal, enflasyonla
mücadelede de başarısız olunduğunu, enflasyonun kronikleşmeye
başladığını öne sürdü.
Deniz Baykal, açıklanan enflasyon rakamlarını da eleştirerek, ''TÜİK'in
tüketim sepeti ne, Ankara'nın gecekondu bölgesinde yaşayan, asgari
ücretle geçimini sürdürmeye gayret eden ailelerin aylık tüketim sepeti
ne?'' diye sordu.
-ORTA VE DAR GELİRLİNİN ENFLASYONU-
Artık büyük fotoğrafa değil, ayrıntılara bakacaklarını ifade eden
Baykal, ''Ayrıntıya baktığımız zaman gördüğümüz şu: Orta ve dar
gelirlinin enflasyonu net bir şekilde çift rakamlı bir enflasyondur.
Yüzde 10'unun altında değildir. Yüzde 15 ile 20 arasında tespitler
yapılıyor... Türkiye'de halkın enflasyonunun, TÜİK'in resmi rakamlarıyla
kamufle edilmesine izin vermemek lazım'' diye konuştu.
Memur ve emekli aylıkları ile işçi ücretleri ve asgari ücrette yapılan
artışların, elektrik ve doğalgaz zammının altında kaldığını savunan CHP
lideri Baykal, hükümetin, bir eliyle verir gibi yaptığını, öbür eliyle
fazlasıyla geri aldığını iddia etti. Baykal, ''Kaşıkla verdiğini,
kepçeyle almıştır'' dedi.
-ELEKTRİK ZAMMI-
Deniz Baykal, elektrik zammındaki ölçüsüz uygulamanın Bakanları bile
şaşırttığını savunarak, ''(Ya o kadar mı zam yapmışız) diyor. Kim diyor?
Başbakan, diyor. Başbakan'ın ne kadar zam yaptığından haberi yok. Evet,
yüzde 20 zam yaptın Sayın Başbakan. Yüzde 2 verdiğin insanlara, şimdi
yüzde 20 zam yaptın'' diye konuştu.
Elektrik ve doğalgaz zamlarının süreceğini iddia eden CHP Genel Başkanı
Baykal, ''Elektrik de otomatiğe bağlandı. Bundan sonra zamlar otomatik.
Arkasından tak, tak, tak gelecek. Bu bir başlangıç. Artık yeni bir süreç
geliyor, zamlar dönemi geliyor. Zam yağmurları başlıyor'' dedi.
-FİNANSAL KİRALAMADA VERGİ ARTIŞI-
CHP lideri Baykal, hükümetin, finansal kiralama işlemlerindeki KDV
oranını, yüzde 1'den yüzde 18'e yükseltmesini de eleştirdi.
Türkiye'de finansal kiralama yoluyla 35 milyar dolarlık yatırım
yapıldığını, sistemin çok başarılı bir şekilde işlediğini anlatan
Baykal, bu nedenle yeni düzenlemenin hiçbir şekilde mazur
görülemeyeceğini söyledi.
''Bu, Türkiye'nin kalkınmasına vurulacak en büyük darbedir, en yanlış
iştir'' diyen Baykal, hükümetin, ''kimsenin haberi olmadan böyle bir
düzenleme yaptığını'' savundu. Baykal, kalkınmaya, sanayileşmeye ve
KOBİ'lere zarar verecek; işsizliği teşvik edecek yanlışa bir an önce son
verilmesini talep ettiklerini söyledi.
-''NE SUSUYORSUN SAYIN ÇAĞLAYAN?...''-
Hükümetin, bocalamaya başladığını öne süren Baykal, doğru, sağduyulu ve
memleketin yararına karar almakta artık tereddüt içine girdiğini
savundu. Baykal, ''Bu işleri bilmesi gereken sanayi bakanı hükümette...
O eğer şimdi AKP milletvekili olmasaydı, Sanayi Bakanı olmasaydı, Ankara
Sanayi Odasının başında olsaydı, en büyük tepkiyi herhalde o gösterirdi.
Ne susuyorsun Sayın Çağlayan?...'' diye konuştu.
Deniz Baykal, sosyal güvenlik yasa tasarısıyla da işçi, memur, emekli,
dul ve yetimlerin, ''kazanılmış haklarının alınacağını'' iddia ederek,
''Bir darbe de oradan geliyor'' diye konuştu.
-''KİMSE, TÜRK MİLLETİ KAVRAMINI SULANDIRMAYA, ZAAFA
UĞRATMAYA, MASKELEMEYE ÇALIŞMASIN. BU ÇABALARLA, TERÖRÜ
ÖNLEMENİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR, OLSA OLSA TERÖRÜ AZDIRIRSINIZ''
-''KİMSE KIVIRMASIN, TÜRKİYE'DE YAŞANAN OLAYIN ADI; TERÖRDÜR''
Partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada terör konusuna
değinen Baykal, Irak'ın kuzeyine yönelik askeri harekatın, Türkiye'yi
rahatlatmaya başladığı şeklinde düşünülmeye başlanırken, terör
örgütünün, mücadelesinden vazgeçmediğine tanık olduklarını belirtti.
Baykal, önce araçların yakıldığını, toplumda panik havası yaratılmaya
çalışıldığını, Bursa ve Van'da C-4 patlayıcı yakalandığını, son olarak
da Diyarbakır'daki vahim olayın yaşandığını anımsattı.
Bu olayın ağır manevi yükünün, herkesin üzerinde olduğunu dile getiren
Baykal, hayatını kaybeden 6 vatandaşın ''pırıl pırıl'' kişiler olduğunu
söyledi. Baykal, ''olumsuz haber gelecek'' diye, yüreklerinin kıpır
kıpır beklediğini kaydetti.
Baykal, ''Terör karşısında ikircikli tavırlarla, bahaneler arayarak,
mazeretler üreterek, gerçek niteliğini saklamaya çalışarak, ne olayı
doğru dürüst anlarız ne de bu duruma bir çare bulabiliriz. Bu nedenle
acı gerçeği bütün yönleriyle görmek zorundayız'' diye konuştu.
Hükümetin, Irak'a yönelik askeri harekat sonrası, ''acaba ne zaman af
çıkarırız, nasıl müzakere zemini yakalarız'' anlayışında olduğunu
savunan Baykal, şimdi bu gerçeklerle karşı karşıya kaldıklarını
belirtti. Baykal, bu gerçeklerin, vaatle, sırt sıvazlayarak, göz yumarak
değişeceğini umut etmenin, temel bir yanılgı olacağını söyledi.
-''DEMOKRASİ DERSİNİ KİMSEDEN ALMADIK''-
Deniz Baykal, bu olayın kamuoyunda bir kaç boyutuyla tartışıldığını,
bunların, demokratik hak ve özgürlüklerle ilgili tartışma, terör boyutu
ve Türkiye'nin anayasal düzeninde bu konuda ne yapılabileceğiyle ilgili
arayışlar olduğunu anlattı.
Türkiye'nin, insan hak ve özgürlükleri açısından geri kalabileceği
hiçbir noktanın bulunmadığını, ne gerekiyorsa yapıldığını ve
yapılacağını belirten Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''İnsan hak ve özgürlükleri açısından Türkiye'de hiçbir zafiyeti,
eksikliği kabul etmemiz mümkün değil. Dünyanın en ileri demokrasisinde,
insan hak ve özgürlükleri açısından ne varsa Türkiye'de de mutlaka
olacaktır, olmalıdır, bu konuda tereddütümüz yok. Bu bizim Cumhuriyet
projemizin özüdür. Biz, demokrasi dersimizi kimseden almadık, demokrasi
hedefini biz koyduk ve onun gereğini yaptık. Demokrasi yolunun
yolcularıyız.
İnsan hakları, demokrasi alanında atmamız gereken adımları atacağız.
Kimse bize, 'insan hakları, demokrasi alanında adım atın da bu sorun
çözülsün' diye ders vermeye kalkmasın. Biz bu konuda gerekeni yaptık,
yapıyoruz. Son dönemde, üst üste kaç tane anayasa değişikliği,
düzenlemeler yapıldı. Terör ortadan kalktı mı? Terörün bununla
bağlantısı yok. Kimse, atılacak adımlarla terörün ortadan kalkacağını
zannetmesin, 'o zaman bu adımları atmayalım' diye de düşünmesin. Bu
adımlarla terör sorununu ortadan kaldırmak mümkün değildir, mümkün
olmadığı halde yapacağız. Sadece terörü ortadan kaldırmak için
yapmıyoruz. İnsanımız hak ettiğine inandığımız için yapacağız.''
-''TERÖRÜ MAZUR GÖSTERMEK DAHA BÜYÜK AYIP''-
''Kimse kıvırmasın, saklamaya, bahane bulmaya çalışmasın, Türkiye'de
yaşanan olayın adı; terördür'' diyen Baykal, bunu, ''şiddet'' diye
tanımlamanın, izah etmenin, meşrulaştırmanın, hakkaniyet kazandırmanın
mümkün olmadığını belirtti.
Siyasetin terörle değil, fikir ve düşünceyle yapılacağını vurgulayan
Baykal, kimsenin, ''eli, beli silahlı ya da beli silahlı birini arkasına
alarak, çağdaş, demokratik siyaset yapamayacağını'' belirtti.
Terörün reddedilmesi gerektiğini dile getiren Baykal, ''Terör yapmak
ayıptır, terörü mazur göstermek daha da büyük ayıptır'' dedi.
Baykal, terör konusunda samimi ve dürüst bir tavra ihtiyaç bulunduğunu
ifade etti.
-''ÇIPA NE AB NE IMF, ÇIPA ANAYASA''-
CHP Genel Başkan Baykal, Türkiye'nin, terör saldırısına maruz kaldığı
sırada, yeni bir anayasa tartışmasına çekildiğini belirtti.
Türkiye'de bazı çevrelerin ''çıpa'' arayışında olduğunu ifade eden
Baykal, '' IMF çıpasına bağlanalım'' ya da ''AB çipasına bağlanalım''
denildiğini söyledi. Baykal, ''Çıpa arıyorsan, çıpa ne AB ne IMF'dir,
çıpa Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasasıdır'' dedi.
Baykal, topyekun bir anayasa değişikliğinin, Türkiye'nin tarihsel,
ulusal bütünlüğüne, temel hassas dengelerine, hukukun üstünlüğüne zarar
vereceğini savunarak, şöyle devam etti:
''Kimse etnisite kavramını, anayasaya, devlete taşımaya kalkmasın.
Kimse, Türk milleti kavramını sulandırmaya, zaafa uğratmaya, gizlemeye,
maskelemeye, göstermemeye çalışmasın. Bu çabalarla, terörü önlemeniz
mümkün değildir, olsa olsa terörü azdırırsınız.
Yurt dışından, Türkiye'de Alevi toplumunu suçlayıcı, hedef alıcı
çalışmalar, çabalar sergileniyor, televizyon programları yayınlanıyor.
Nereden çıktı? Size ne Türkiye'deki toplumun huzurunu, kardeşliğini,
uyumunu bozmak. Toplumu bölmeye yönelik tezgahlar, herkesi birbirine
düşürmeye yönelik çabalar, yanlıştır. Millet olmakla iftihar ediyoruz.
Milletimizin içinde Kürt, Arap, Arnavut, Gürcü kökenli vatandaşımız da
var ama hepsi Türk milletinin parçası. Kimsenin kimseyi dışlamaya hakkı
yok. Devletimizi sahipleneceğiz ama kimliğimizi iftiharla, birbirimize
saygı anlayışı içinde ortaya koyacağız.''
-''İÇERİĞİNİN SORGULANMASI UYGUN DEĞİL''-
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ABD ziyaretine de değinen Baykal, 2 ay
önce de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD'de olduğunu anımsattı.
Baykal, devletler arası temasların sık yapılmasının sevindirici olduğunu
ancak bunların sıradanlaşması, içeriğinin, anlamının sorgulanır hale
dönüşmesinin uygun olmadığını söyledi.
Türkiye'nin, 2 ay önce ABD'li yetkililer ile görüştüğünü, Irak'ın
kuzeyinde bir sürecin işlemeye başladığını dile getiren Baykal, ''Kara
harekatı yapamıyor muyuz, engel mi var? Hava harekatında da serbest
miyiz? Bunlar karşısında bir vaadimiz var mı?'' diye sordu. Baykal,
bütün bunların netleşmesi gerektiğini dile getirdi.
Erdoğan'ın, ''karşılık gözeterek anlaşma yapmak, şerefsizliktir''
dediğini ifade eden Baykal, akıllara, Dubai anlaşmasının geldiğini
sösözlerine ekledi.
