2006-05-09 - 15:38
CHP GENEL BAŞKAN BAYKAL: ''AKP İKTİDARI DÖNEMİNDE TÜRKİYE'NİN KAMU BORÇLARININ ARTIŞI 100 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDEDİR''
Baykal, CHP TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti iktidarının ekonomi politikalarını eleştirdi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, kriz yılları da dahil, Cumhuriyet tarihinde hiçbir dönemde hiçbir siyasi
iktidarın, kamu borçlarını, AK Parti iktidarı döneminde olduğu kadar artırmadığını ileri sürerek, ''AKP iktidarı döneminde, Türkiye'nin
kamu borçlarının artışı 100 milyar doların üzerindedir'' dedi.

Baykal, CHP TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti iktidarının ekonomi politikalarını eleştirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''borç yapmıyoruz, geçmiş yönetimlerin borçlarını ödüyoruz'' dediğini ifade eden Baykal, bunun
gerçeği yansıtmadığını, Türkiye'nin yanıltıldığını söyledi. Baykal, kriz yılları da dahil, Cumhuriyet tarihinde hiçbir dönemde hiçbir
siyasi iktidarın, kamunun borcunu AK Parti iktidarı döneminde olduğu kadar artırmadığını öne sürerek, şöyle devam etti:

''Geçmiş 30 yılda, 1970-2000 yılları arasında gelmiş bütün iktidarların yaptığı kamu borcuna yakın bir borcu, AKP iktidarı sadece
3 yılda yapmıştır. AKP iktidarı döneminde Türkiye'nin kamu borçlarının artışı 100 milyar doların üzerindedir. Ödediklerini iddia
ettiklerini çıktıktan sonra, net 100 milyar dolar kamu borcunu AKP iktidarı yapmıştır.''

İMKB'DEKİ YABANCI PAYI DA...
Özel sektörün borçlarının da geçmiş dönemlerle kıyaslanamayacak şekilde arttığını ifade eden Baykal, özel sektörün 2003'de 44.5 milyar
dolar olan borcunun, 2005'de 87 milyar dolara çıktığını söyledi. Baykal, AK Parti iktidarının, kamu ve özel sektör üzerine getirdiği ek
yükün, 150 milyar dolar civarında olduğunu iddia etti. Baykal, İMKB'deki yabancı payı da dikkate alındığında AK Parti iktidarının,
Türkiye'ye 3 yıllık faturasının 200 milyar dolara yakın olduğunu savundu.

Borçlanmanın yanı sıra, ekonominin genel durumunun da kaygı verici olduğunu ileri süren CHP lideri Baykal, 2003'te 907 trilyon lira olan
protestolu senet miktarının 2006 yılının ilk 3 ayında 820 trilyon lira olarak gerçekleştiğini söyledi.

Enflasyondaki düşme eğiliminin sona erdiğini, son 24 ay boyunca enflasyonun çakılıp kaldığını anlatan Baykal, ''Borçlanma
kompozisyonu, enflasyonun artık düşmeyebileceği ve kur politikasının böyle sürmeyebileceği dikkate alınarak yeniden değerlendirilmeli''
uyarısında bulundu.

Baykal, Türkiye'de açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşayan nüfusun oranının da arttığını ileri sürdü.

DİYARBAKIR VE SAMSUN'A DESTEK
Baykal, Turkcell Süper Ligi'nde sona gelindiğini, Diyarbakırspor ile Samsunspor'un küme düşecek olmasının kendisini üzdüğünü belirtti.
Diyarbakırspor ile Samsunspor'un mutlaka ligde kalması gerektiğini ifade eden Baykal, Türkiye'nin buna ihtiyacı olduğunu söyledi. Baykal,
şöyle konuştu:

''Hiç kimse 'kuraldı, ilkeydi, federasyondu' demesin. Önemli olan Türkiye'nin barışı ve kardeşliğidir. O barış ve kardeşliğin
gerektirdiği düzenleme yapılmalıdır. Spor bir araçtır, amaç değildir. Bizi barışa, kardeşliğe götürecek, birbirimizle yarışmamıza,
birbirimizi anlamamıza, birbirimizle bütünleşmemize yardımcı olacak böylesine etkin bir imkanın ortadan kaldırılması, Türkiye'nin bu
imkandan kendisini mahrum etmesi çok büyük yanlışlıktır. Kendinize af çıkarıyorsunuz, kendi uygun gördüğünüz kesimleri af ediyorsunuz,
teröristlere af çıkarıyorsunuz... Teröristlere af çıkaracağınıza, Diyarbakırspor'u lige alın.''

Orta Karadeniz'in en önemli kentlerinden Samsun'un futbol takımının da lig dışında kalmasının üzüntü verici olduğunu ifade eden Baykal, ''Bu
iki takımı sahiplenip, lige taşıyacak bir düzenlemeye CHP olarak katkı vermeye hazır olduğumuzu ilan ediyorum. Diyarbakırspor'u, Samsunspor'u
da Türkiye'nin birinci liginde görmeye ihtiyacımız var. Bunun gereği neyse yapılmalıdır. Federasyon üzerine düşeni yapmalıdır. Muhalefet
olarak üzerimize düşeni yaparız. Kimse, bize 'yarışmaydı, kuraldı' demesin. O kuralları herkesin, nerede, nasıl, niçin ihlal ettiğini çok
iyi biliyoruz.''

Baykal, partisinin Meclis grubunda yaptığı konuşmada, pek çok yabancı gözlemcinin, ''Türkiye nereye gidiyor, dünyadaki konumu
değişiyor mu?'' diye sorduğunu ve ciddi kaygıların ortaya çıktığını söyledi.

Bu kaygıyı haklı kılan yığınla örnek bulunduğunu ifade eden Baykal, TBMM Başkanı'nın, 23 Nisandaki konuşmasında laiklik tartışması
açtığını, Cumhuriyet'in en temel sütunu olan laikliği değiştirmeye yönelik açık bir talebi ifade ettiğini savundu.

Başbakan'ın ise ''Haklısın, ben de senin gibi düşünüyorum, sen bekle'' dediğini belirten Baykal, artık takiyenin ortadan kalkıp,
yerini aleniyetin aldığını söyledi. Baykal, iktidarın en yetkili sözcülerinin, amaç ve niyetlerini resmen ifade eder hale geldiğini söyledi.

Baykal, Erdoğan'ın, vatandaşları, din anlayışları temelinde tasnif etmeye ve derecelendirmeye başladığını öne sürerek, ''Sana ne,
insanlar dinini sana mı anlatacak? Sen kim oluyorsun da insanları dindar ve dindar olmayanlar diye ayırıyorsun? Allah ile kul arasına
kendini nasıl sokuyorsun?'' dedi.

AK Parti Kars İl Kongresi'nde haremlik-selamlık uygulaması yapıldığını, Başbakan'ın da ''Hanımlar istediği yere oturur. Nerede
demokrasi, özgürlük?'' dediğini ifade eden Baykal, bunun, Başbakan'ın zihnindeki demokrasi anlayışının ne kadar ''çarpık'' olduğunu ortaya
koyduğunu öne sürdü.

Cumhuriyet tarihinde, haremlik-selamlık uygulamasını savunan tek bir başbakan bulunmadığını kaydeden Baykal, bunun ''özgürlük'' diye
sunulmasının varacağı yerin Taliban olacağını öne sürdü. Baykal, Başbakan'ın çok tehlikeli ve sakıncalı bir anlayış içinde olduğunu,
özgürlük ile taassup arasındaki ilişkiyi kafasında çözemediğini iddia etti.

MENDERES'İN AÇIKLAMALARI
Adnan Menderes'in, 1953'te başbakanlığı döneminde, bir gazetede yer alan açıklamalarını örnek gösteren Baykal, Menderes'in,
''Bağnazlığın her çeşidi, hürriyetçi anlayışımıza zarar verir. Hürriyet, milliyetçilik ve laiklik telakkilerimize uymayanlar varsa,
saflarımızın dışında bırakacağız. Dinin, vicdanlar üzerinde bir baskı, alet ve vasıtası olmasına asla tahammül edemeyiz'' yönündeki
açıklamalarını okudu. Baykal, Türkiye'nin bugün, bu duyarlılıklarla bulunduğu noktaya geldiğini dile getirdi.

Baykal, İsmet İnönü'nün, Celal Bayar'a ''Bu devleti hep beraber kurduk. Bu devletin en temel ilkelerinden biri laikliktir. Sizden,
seçimlerden sonra iktidara gelirseniz, bu ilkeye dokunmamanızın güvencesini istiyorum'' dediğini, Bayar'ın ise ''Biz Mustafa Kemal'in
yanında bu memleketi kurduk. Elbette ben de sizin kadar dikkatli olacağım'' diye karşılık verdiğini söyledi.

''Nereden nereye'' diyen Baykal, ''Bir şu görüşleri ifade eden Adnan Menderes'e bakın; bir de Recep Tayyip Erdoğan'ın söylediklerine,
haremlik-selamlık savunmasına, belediye başkanlarının söylediklerine bakınız'' diye konuştu.

''HİÇBİR KURUMU GÖREVE ÇAĞIRMAK SÖZ KONUSU DEĞİL''
Türkiye'nin bu gidişine toplumun el koyması gerektiğini ifade eden Baykal, halkın dışında bu gidişi önleyecek hiçbir güç olmadığını
kaydetti. Baykal, hiçbir kurumu bu konuda göreve çağırmanın söz konusu olmadığını, herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini belirtti.

Baykal, ''Türkiye'yi biz Çanakkale ve Sakarya'da kurtardık. Asıl şimdi, Türkiye kurtarılmayı bekliyor. Önümüzdeki seçimde, sandıkta
Türkiye'yi kurtaracağız'' diye konuştu.

Kimseyi paranoyaya çağırmadıklarını, kimsenin vehmini körüklemeye çalışmadıklarını belirten Baykal, herkesin, gerçeği görmesini
istediklerini belirtti.

Baykal, ''İktidar dincidir, karşısına dindarları çıkaralım'' görüşünü savunanlara işaret ederek, laik olmanın, dindar olmayı
engellemediğini belirtti. Baykal, ''Laikliği dindarlığın karşısına nasıl koyarsınız? Bir insan aynı zamanda dört başı mamur Müslüman
olur, aynı zamanda laik yönetimle yönetilmesi gerektiğine inanır.
'Dincilere, dindarlarla karşı çıkalım' noktasına gelmişseniz, o sizin dindarlarınız, dinciler karşısında kaybeder. Öyle gelen dinciler de
bir süre sonra kökten dincilerin karşısında kaybeder'' diye konuştu.

Baykal, Atatürk, İnönü, Bayar, Menderes ve diğerlerinin, laikliğe kol kanat gerdiğini dile getirerek, ''Şimdi ilk kez, Türkiye'de
devlet, iktidar, laikliğe karşı bir komplonun içinde'' dedi. Baykal, bugüne kadarki sağ ve sol iktidarların, halkın yararına olduğu için
laikliği kökleştirmeye çalıştıklarını belirtti.

''Patrona Halil İsyanı ile karşı karşıya değiliz'' diyen Baykal, ''Kendisine saygısı olan hangi ülkede, Anayasa'nın temel ilkelerini
beğenmeyen bir anlayışın temsilcisine Başbakanlık Müsteşarlığı teslim edilir. Bu, kendini bilmezliktir'' görüşünü savundu.

''YA ÇEKECEK YA ÜSTLENECEKSİN''
Baykal, Terörle Mücadele Yasa Tasarısı'nın 6. maddesine yönelik eleştirilerini sürdürerek, bunun, ''cinayet işletme lisansı'' vermek
anlamına geldiğini öne sürdü. ''Siz bizi enayi mi zannediyorsunuz?'' diye soran Baykal, şöyle konuştu:

''Birbirinizi aldatabilirsiniz ama CHP'yi aldatamazsınız. Başbakan, 'Öneri getirin' diyor. Öneri yaptığımızda, 'Koalisyon
ortağımız mısınız?' diyorlar. Şimdi 6. maddede köşeye sıkıştılar. 'Öneri getirin' diyorlar, hayır Sayın Başbakan, öneri getirmiyoruz. O
yasanın yanlış olduğunu kabul edeceksin, ya çekeceksin ya da üstleneceksin. Bunu sen yapacaksın. Kaldır o maddeyi. Ya değiştirecek
ya kaldıracak ya uyutacaksın.''

''SELANİK'İN KARDEŞ ŞEHİR OLMASI ASKIYA ALINDI''
Selanik'te Pontus anıtı açılmasını da eleştiren Baykal, bunun, Türkiye'de cevapsız kalamayacağını vurguladı.

Erdoğan'ın, Selanik'te Atatürk Evinde, kendisini rahatsız eden ifadeler bulunan sayfayı yırttığını, ancak Türk milleti ve tarihini
karalayan Pontus anıtının dikilmesi karşısında ağzını açıp tek kelime söylemediğini savunan Baykal, ''Hükümetten tıs yok'' dedi.

Baykal, İzmir Büyükşehir Belediyesinin, Selanik'in kardeş kent ilan edilmesi kararını süresiz askıya aldığını bildirdi.

Bu arada, Baykal, gazetecilerin, bugün bir gazetede yer alan, ''Erdoğan'a 27 Mayıs Hatırlatması'' başlıklı haberin anımsatılması
üzerine, ''Böyle bir uyarı yapmadım. Yanlış anlaşılma sonucu olabilir. 2002 seçimlerinden sonra AKP yönetimini uyarmış olduğumu hatırlattım''
dedi.