2008-11-25 - 12:10
MHP GRUP TOPLANTISI...
Geçen hafta hayatını kaybeden MHP İstanbul Milletvekili Gündüz Aktan için 1 dakikalık saygı duruşuyla başlayan grup toplantısında konuşan Genel Başkan Devlet Bahçeli, Türkiye'nin, iktidar eliyle, başta küresel güçlerin bölgedeki emelleri olmak üzere, şekillenen yeni dünyada tam bir figüran durumuna düşürüldüğünü ileri sürdü.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''siyasi geleceği konusunda umudunu kestiğini'' öne
sürerek, ''Başbakan'ın, ön almak için yaptığı bu itiraflar olmasa bile, foyasının
ortaya çıkacağı ve tükenişinin görüleceği bir hesaplaşmanın yaklaştığını söylemek
için kahin olmaya gerek yok'' dedi.
MHP TBMM grup toplantısı, geçen hafta hayatını kaybeden MHP İstanbul
Milletvekili Gündüz Aktan için 1 dakikalık saygı duruşuyla başladı.
Bahçeli, grup konuşmasında Aktan'ın, devlet hizmetinde bulunduğu dönemde
ve milletvekili olarak görev yaptığı sürede, çalışmalarıyla, yorumlarıyla
siyasete güç ve anlam kazandırdığını söyledi. Devlet Bahçeli, Aktan'ın, milli,
tutarlı, analitik düşünce yapısıyla, her konuda kendine özgü görüşleri olan nadir
fikir ve siyaset adamlarından biri olduğunu dile getirdi.
Öğretmenler Günü dolayısıyla öğretmenlerin sorunlarına da değinen
Bahçeli, millet olarak, eğitim ve öğretimin yapısal yetersizliklerine ek olarak,
maddi sıkıntılarla boğuşan öğretmenlerin sorunlarını çözememiş olmanın
mahcubiyetini duyduklarını belirtti.
Bahçeli, geleceğin teminatı olan gençleri yetiştirmesi gereken
öğretmenlerin, eğitim sorunlarının yanı sıra başka sorunlarla da boğuşmak zorunda
kaldığını ifade etti. Bahçeli, öğretmenlerin başlıca sorunlarını, ''İkinci bir
işte çalışmaya mecbur bırakan ekonomik geçim kaygıları, çağın gerektirdiği
niteliklerden uzak, yetersiz eğitim ortamları, tamamen sınav maratonu için
şartlandırılmış öğrenci yapısı, bunun üzerine kurgulanmış hayattan uzak eğitimin
çarpıklığı, çocuklarının sorunlarını görmezden gelen velilerin duyarsızlığı, bu
karmaşık sistemi idare etmekten çok uzak, siyasi kadrolaşmanın yol açtığı
güvensizlik ortamı'' olarak sıraladı.

-''ÖĞRETMENLERE SAHİP ÇIKMAK''-

''Türkiye ve Türk milleti için kim, hangi iyi hedefleri düşlüyor ve
düşünüyorsa; öncelikle yapması gereken öğretmenlerine sahip çıkmak ve sorunlarını
aşmak olmalıdır'' diyen Bahçeli, Türkiye'de karamsarlığın dağıtılması için en
önemli görevin, öğretmenlere düştüğünü kaydetti.
Bahçeli, ''Bilinmelidir ki fert, toplum, millet ve devlet olarak dünya
üzerinde ve insanlık aleminde ulaşacağımız seviye, ancak öğretmenlerimizin bizi
götürmek istedikleri ve götürebildikleri yere kadar olacaktır. Daha iyi insan,
daha mükemmel vatandaş, daha saygın millet ve daha büyük devlet olabilmek için
onlara her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var'' diye konuştu.

-''OLAĞAN VE RAHAT GÜNLERİN İKTİDARI''-

MHP Genel Başkanı Bahçeli, konuşmasında, ekonomik gelişmelere de yer
verdi.
AK Parti'nin, ''siyasi miyopluğu'' nedeniyle fark edemediği ve etkisini
her geçen gün artıran ekonomik buhranın, milletin şikayetlerinin yoğunlaşmasına
neden olduğunu belirten Bahçeli, sürekli irtifa kaybeden ekonominin, yere
çakılmasının, artık sadece bir zaman meselesi haline geldiğini öne sürdü.
Hükümetin, bu zamana kadar, ekonomiyi, yüksek faiz, düşük kur sarmalına
hapsettiğini, ekonomideki olumsuzlukların nedeni olarak küresel dengesizlikleri
göstermeye çalıştığını öne süren Bahçeli, bunun kabul edilemez ve affedilemez
olduğunu söyledi. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''6 yıla yakındır uygulanan ekonomi politikalarının sonucu olarak,
biriken ve bir aşamadan sonra kendisini göstermeye başlayan sorunların nedeni;
bize göre, öncelikle Hükümete hakim olan işbilmezlik ve teslimiyetçi siyasi
anlayıştır. Son günlerde, Başbakan Erdoğan ve yol arkadaşlarında görülen uyum ve
koordinasyon eksikliği, yaklaşım farklılıkları, açıklamalardaki bariz çelişkiler,
kriz baskını hissettiğimiz şu günlerde kaygılarımızı daha çok arttıran hususlar
olarak karşımızdadır.
Olağan ve rahat günlerin iktidarı olduğu konusunda şüphe kalmayan AKP
zihniyeti; hükümet etme kabiliyetini göstermesi ve ispat etmesi gereken
zamanlarda sürekli bocalamış, suçlu ve sorumlu arama telaşıyla kendisine verilen
imkanları devamlı heba etmiştir.''

-''SİYASİ FERASET NOKSANLIĞI''-

Bahçeli, ''siyasi feraset noksanlığı'' sonucunda ortaya çıkan bu sürece,
vatandaşları kıvrandıran borçların da eklenmesiyle, gelecek dönemde, reel kesimin
borçluluğunun önemli bir sorun yaratmasının kaçınılmaz olacağını savundu.
Hükümetinin ihmalleriyle ortaya çıkan bu durumun sonucu olarak, finansal
dengenin hızla bozulacağı uyarısında bulunan Bahçeli, reel sektördeki küçük ve
orta boy işletmelerin kapanışlarının hızlanacağını, yan sanayilerin çökeceğini ve
işsizliğin alabildiğine yaygınlaşacağını söyledi.
Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın içinde bulunduğu ruh hali ve
çözüm konusundaki yetersizliğin yol açtığı paniğin, söz ve eylemlerine de
yansıyarak, ekonomideki sorunların daha da katmerleşmesine neden olduğunu öne
sürdü.

-''KAHİN OLMAYA GEREK YOK''-

Devlet Bahçeli, Erdoğan'ın, ''çatışma ve gerilimden siyasal çıkar
sağlamayı adet haline getirdiğini'' ileri sürerek, şunları kaydetti:
''Sayın Başbakan, ülkemizin içinde bunaldığı ekonomik meselelerin kaynağı
olarak finans sektörünü işaret etmiş, buna karşılık reel sektörden yana olduğunu
ima ederek, özellikle bankacılık sektörünü ötekileştirmiştir. Bu yaklaşım,
Erdoğan'ın hayatın her alanında yerleştirmeye çalıştığı cepheleştirme
zihniyetinin ekonomiye yansıtılmış biçimidir. İnanıyoruz ki üreten şirketlerimiz
ve onları finanse eden kuruluşlarımız Hükümetin bu tuzağına düşmeyecek, Erdoğan
da sorumluluktan kurtulamayacaktır. Bize göre Erdoğan, kusuru başka yerlerde
değil, mutlaka hükümet etmedeki zafiyetlerinde, zayıf ve basit politikalarında
aramalıdır.
Son zamanlarda, partisinin başarısızlığı halinde siyaseti bırakacağına
yönelik açıklamalar yapan Sayın Başbakan'ın, bu ani tavır değişikliğinin arka
planında, üstesinden gelemeyeceğini düşündüğü ekonomik krizin, toplumda neden
olacağı öfke ve tepki korkusunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Siyasi geleceği
konusunda umudunu kestiği görülen Başbakan'ın, ön almak için yaptığı bu itiraflar
olmasa bile, foyasının ortaya çıkacağı ve tükenişinin görüleceği bir
hesaplaşmanın yaklaştığını söylemek için kahin olmaya gerek olmadığı açıktır.''

-''YENİ BULUŞUN EFSUNUNDAN KURTULSUN''-

Bahçeli, ''ekonomik sorunlara önlem'' diyerek alınan karar ve verilen
sözlerin ortak akıldan yoksun olarak ortaya çıkmasının, önüne gelenin ''tedbir''
diye sorumsuzca konuşmasının, ihtiyaçları olan güven duygusunu daha da
zedeleyeceğini söyledi. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Her TOBB üyesinin bir işçi istihdam etmesi talebini dile getirerek, 1
milyon 300 bin kişinin istihdam edilmesinin mümkün olduğunu iddia eden Erdoğan'ın
bu değerli fikrinin nedenini, hava basıncının anlık değişmesinden kaynaklanan
fiziksel ortama bağlıyoruz.
Sayın Başbakan ve yakınları, kalabalık kafilelerle, kendi deyimiyle
söyleyecek olursak, fellik fellik dünyayı dolaşırken, vatandaşlarımız çığlık
çığlığa yoksulluğa, açlığa, sefalete mahkum olmaktadır. Başbakan Erdoğan'a
tavsiyemiz; işsizliğin önlenmesiyle ilgili havada bulduğu yeni buluşun efsunundan
kurtulup, hükümet olduğunu hatırlayarak ayağını karaya basması, ülkemizi soktuğu
sonu meçhul yoldan bir an önce çıkarmasıdır.''

-''TÜRKİYE, İKTİDAR ELİYLE, BUGÜN BAŞTA KÜRESEL GÜÇLERİN
BÖLGEDEKİ EMELLERİ OLMAK ÜZERE, ŞEKİLLENEN YENİ DÜNYADA TAM
BİR FİGÜRAN DURUMUNA DÜŞÜRÜLMÜŞTÜR''


- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli,
Türkiye'nin, iktidar eliyle, başta küresel güçlerin bölgedeki emelleri olmak
üzere, şekillenen yeni dünyada tam bir figüran durumuna düşürüldüğünü savundu.
Bahçeli, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, vatandaşları,
güvenlik mensupları ve askerleri hedef alan terör saldırılarının, bütün hızıyla
devam ettiğini söyledi.
Türkiye'nin, iktidar eliyle, bugün başta küresel güçlerin bölgedeki
emelleri olmak üzere, şekillenen yeni dünyada tam bir figüran durumuna
düşürüldüğünü iddia eden Bahçeli, ''Özellikle milli hassasiyetler, milli güvenlik
ve milli kimlik etrafında Hükümetin başlattığı tartışmalar ve verilen hasar ile
bu süreçte bütün ölçü ve ayarlar kaçmış, toplumsal doku ve kurumsal ilişkiler
ağır yara almıştır'' dedi.
Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bugün iktidarın gaflet ve iş birliğiyle önümüze konan yeni denklemin
özeti ve ana hatlarını şu başlıklar altında incelemek ve saymak mümkündür:
Birincisi, İmralı canisinin sağlık durumuyla ilgili tartışmalar başlatılarak
oluşturulacak karanlık atmosferden, bebek katilinin affına kadar gidecek sürecin
önünü açmaktır. İmralı canisinin sağlık durumu, tecrit koşulları ve kötü muamele
gördüğü iddiaları etrafında sürdürülen tahrik, baskı ve propaganda kampanyası son
dönemde yeniden hız kazanmıştır.
PKK'nın, Meclisteki sözcülüğünü üstlenen bir siyasi kuruluşun yürüttüğü
son kampanyada, İmralı canisinin tecrit koşullarına son verilmesi istenmiş ve bu
kapsamda siyasi çözüm sürecinde ev hapsi altına alınması gibi hukukla, adaletle,
insafla ve vicdanla bağdaşmayan hayasız istekler açıkça seslendirilmiştir.''

-''İMRALI CANİSİNİN SERBEST KALACAĞI...''-

Türkiye'ye büyük acılar yaşatan terörist başının hükümlülük şartlarının
bugüne kadar uluslararası ilgi odağı olduğuna dikkati çeken Bahçeli, ayrıca,
bölücü çevrelerce siyasi gündemde sürekli canlı tutulduğuna işaret etti.
Bahçeli, AB ve Avrupa Konseyi kuruluşlarının bu konuya özel bir ihtimam
gösterdiğini belirterek, ''İmralı canisinin insan haklarını ve mahkumiyet
koşullarını sürekli izleyen mekanizmalar oluşturulmuştur. Bu konuda yürütülen
kampanyanın amacının, infazın gevşetilmesine yönelik tepkilerin önlenmesine,
kamuoyu hassasiyetinin zaman içinde sulandırarak, İmralı canisinin serbest
kalacağı bir sürecin garantiye alınmasına yönelik olduğu görülmektedir.
Bu gelişme ile İmralı canisinin sözde sağlığını bahane ederek, dağda
Mehmetçiğimizi şehit eden, sokaklarda polisimizi taşlayan zihniyet ile
araçlarımızı yakan, vatandaşlarımızı mağdur eden sokak eşkıyaları, AKP tarafından
ödüllendirilmektedir'' diye konuştu.
MHP lideri Bahçeli, bundan sonraki aşamada, benzer iddiaların önünü
kesmenin, isyan provalarının tırmanmasını durdurmanın artık hiç mümkün
olmayacağını bildirdi. Bahçeli, İmralı mahkumunun serbest kalana kadar ''sağlık
kampanyası- sokak saldırıları ve hükümet tavizi'' döngüsünün tırmanarak
tekrarlanıp duracağını ifade etti.
''AKP, bu kararı ile önce PKK yandaşlarının taşlarına, sonra Avrupa
taleplerine teslim olmuştur'' diyen Bahçeli, önümüzdeki süreçte dikkat edilmesi
gereken ikinci hususun Türkiye'nin Irak Devleti ve Irak'ın Kuzeyinde oluşmuş
yerel yönetimle olan ilişkileri olduğunu söyledi.
Bahçeli, parti olarak özellikle aşiret reisleri ile kurulacak ilişkilerin
yöntemini, şekli ve şartlarına yönelik düşüncelerini ekim ayında yapılan grup
toplantısında belirttiklerini anımsattı.

-''DİPLOMATİK GARABET''-

Bahçeli, Türkiye'nin üçlü mekanizma adı altında görüşme masasına
çekildiğini ileri sürerek, ''Son olarak İçişleri Bakanı'nın, emri vaki yapılarak
Barzani temsilcisinin de bulunduğu masada Irak'lı yöneticilerle görüştürülmesi,
AKP hükümetinin bir sonraki adımda kimlerle buluşturulacağının da ipuçlarını
vermektedir.
İşin ilginç yanı Sayın Cumhurbaşkanı'nın da bu diplomatik garabeti bir
başarı gibi sunmaya çalışması ve 'Kuzey Irak'taki yerel yönetim PKK konusunda
üstüne düşen görevin farkına varmaya başlamıştır' diyerek kurulmak istenen
ilişkilerin önünü açmaya çalışmasıdır.
Artık, bu aşamadan sonra, Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin
Irak'taki tek muhatabının PKK'nın hamisi ve Türkmenlerin canisi Barzani olacağı
anlaşılmaktadır'' dedi.

-''AMERİKA'SIZ BİR IRAK''-

Amerikasız bir Irak'ın muhtemel sonuçlarının uyandıracağı yalnızlık
korkusu kullanılarak Barzani'nin Türkiye'ye doğru itildiğini iddia eden Bahçeli,
Türkiye'nin ise basiretsiz yönetimin teslimiyetiyle PKK'nın ortadan kaldırılması
adına Barzani'ye yakınlaştığını savundu.
Bahçeli, ''Bu tehlikeli yolda ve örtülü şantaj kokan ilişkilerin
devamında; korkarız ki ülkemiz, başka coğrafyaları, sözde himayesine alacağı
yapay ortaklıklara kadar giden çok vahim gelişmelere alet olacaktır'' ifadesini
kullandı.
''Türkiye çaresiz ve güçsüz değildir. Eksik olan, bu gücü ve imkanları
kullanmaktan aciz bir hükümet tarafından yönetiliyor olmasıdır'' diyen Bahçeli,
dileklerinin, demokratik bir devir-teslim dönemi gelene kadar geçen sürede
tahribatın daha da ağırlaşmaması olduğunu kaydetti.

-''TÜRKİYE UÇURUMUN KENARINDA''-

MHP Genel Başkanı Bahçeli, ''çözüm, çare, açılım, seçenek, hal tarzı ve
uyanmak'' adı altında sunulan yeni bir etkileme ve kabul ettirme sürecinin
milletimize dayatılmak istendiğini ileri sürerek, şöyle devam etti:
''Özellikle bu konuda, Türkiye'nin üniter ve milli devlet yapısını
yıllardan beri gizli veya açık eleştirenlerin şimdi tam bir fikir, eylem ve ağız
birliği yaparak sözde 'yeni bir Türkiye yapılanmasından' bahsetmeye başlamaları
tesadüf olarak yorumlanmamalıdır.
Bu mihraklar, geçtiğimiz altı yıl boyunca ellerine geçen her fırsatta
çeşitli ortamları kullanarak ve adım adım bugünkü noktayla gelmişler, olayları
seyreden ve hatta destek olan hükümeti de artık teslim alacakları ve
dilediklerini uygulatacakları kıvama getirmişlerdir.
Türkiye'miz bugün maalesef, iktidar tarafından itildiği uçurumun
kenarında, üzerinde karanlık senaryoların uygulandığı bir operasyon ülkesi
durumuna düşürülmüştür. Bu operasyonun mekanizmaları, zaman zaman barış ve sözde
ateşkes çağrıları yapan, sözüm ona şiddeti eleştiren ve bildirilerde imzaları
bulunan sözde sivil toplum temsilcileridir.''
Bahçeli, girişim, platform, oluşum adı altında bir araya gelerek ihanet
dayanışması yapan yıkıcı-bölücü mihrakların bulunduğuna dikkati çekerek, şunları
söyledi:
''İhanet fikirlerini ve emellerini, sözde bilimsel zemine oturtmak için
basamak olarak üniversite ortamlarını kullanan sözde demokrasi aşıklarıdır.
Küresel telkinlere ve dayatmalara maruz kaldıklarından habersiz, kurgulanan büyük
oyunların maşası ve uzantısı haline gelmiş sözde strateji ve düşünce
kuruluşlarıdır. Yaşanan her terör olayından, her bölücü eylemden sonra kamuoyunun
kafasını karıştıran eski ve emekli zevatın birbirini tutmayan açıklamalarıdır.
Çoğunluğu siyasetin ve paranın emrine girmiş, sipariş anketlerle topluma
yön vermeye çalışan kamuoyu araştırma şirketleridir. Mahkeme dosyalarının, gizli
askeri belgelerin, soruşturma evraklarının, telefon görüşmelerinin, yazışmaların
peşine düşmüş ve servis yapan karanlık odaklardır. Büyük bir demokratik güç olan
medya imkanlarını tamamen başka amaçlara hizmet için sarf eden medya temsilcileri
ve bu ahlakı içine sindiren sözde yazarlardır. Ve elbette ki en önemlisi katile
sayın diyen kokuşmuş zihniyetin neden olduğu toplumsal ve siyasal kırılma ve
çöküntüdür.
Bugün özellikle medya kanalları kullanılarak federalizm, ayrı millet,
bölgesel yönetim, yerel sembol ve bayrak, farklı dillerde eğitim gibi konular ve
sözde teklifler gazete sütunlarında ve televizyon ekranlarında tartışmaya açılmış
durumdadır.''

-''CUMHURBAŞKANI DA HÜKÜMET GİBİ DÜŞÜNÜYOR''-

İş birliği içinde görünen odakların isteklerinin hükümet tarafından birer
birer önünün açıldığını savunan Bahçeli, Cumhurbaşkanı'nın da hükümet gibi
düşündüğünü iddia etti.
Bahçeli, şöyle dedi:
''Basında yer aldığı şekliyle, Çankaya'da ağırladığı Hakkari heyetini
kabulünde 'Burada söyleyemeyeceğim şeyleri de düşünüyorum. Hatta sizin de bana
söylemek isteyip söyleyemediğiniz şeyleri biliyorum ve size katılıyorum'
açıklaması tam bir garabet örneğidir.
Çankaya Köşkü'nde, söylenemeyecek şeyleri şimdilik düşünmekle yetinmek
durumunda kalan bir Cumhurbaşkanı'nın Hakkarili vatandaşlarımızın taleplerini,
daha onlar söylemeden anlayacak ferasete ulaşmış olması ilgi çekicidir.
Biz, Sayın Cumhurbaşkanı'ndan Hakkarili vatandaşlarımızı görünce aklına
gelen, ancak söylemekten imtina ettiği fikirlerini kamuoyuna açıklamasını
bekliyor ve istiyoruz.''
Devlet Bahçeli, bölücülüğün siyasallaşmasında ve toplumsal ayrışmanın
derinleşmesinde önemli bir aşama olarak görülen, tarihin sorgulanması ve ceddin
yargılanması sürecinin başlatıldığını belirtti.
Bahçeli, konuşmasını şöyle tamamladı:
''Bu kapsamda, Türk devleti ve milletine yönelik 'soykırım' 'işkence',
'katliam', 'sürgün', 'tehcir' gibi suçlama ve iftiraların, bilinen Ermeni
iddiaları zemininden başka alanlara da yaygınlaştırma çabası dikkatlerimizi
çekmektedir.
Sistematik olan ve giderek artan bu kara propagandanın yoğunlaşan baskısı
altında kalacak hükümetin, iç ve dış tavizlere tam anlamıyla açık hale
getirilmesi, kafaların arkasındaki asıl amaçtır.
Bu konuda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadelesini sorgulayan bir
süreç başlatılmıştır. Hatta iddialar Atatürk dönemine kadar uzanmış ve
devletimizin kurucusunun yargılanması bile telaffuz edilmiştir.
Buradan şunu kesin bir dille belirtmekte yarar vardır:
Milli tarih, milletimizin muhteşem geçmişinin hatıraları ile doludur ve
bize emanettir.
Tarih, yaşanmış, yazılmış, hükmünü vermiş ve defterler kapanmıştır.
Ortada utanacağımız bir suç ve adına özür dileyeceğimiz bir suçlu yoktur.
Bu kapı bir kez aralanırsa, suçlamaların zemini Anadolu'nun bin yıl
önceki fethine kadar gitmesi kaçınılmaz olacak, Söğüt'ten, Kayı Boyundan
başlanacaktır.
Her olay kendi şartları ve dönemi içinde yorumlanmalı, ecdadımızın kutlu
hatıralarının sahibi olduğumuz bilinmelidir.''