2011-11-24 - 16:40
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut Başkanlığında toplandı. Sporda şike, spor alanlarına yasak madde sokma, hakaret içeren tezahüratta bulunma cezalarını azaltan yasa teklifi, Genel Kurulda kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut Başkanlığında toplandı. Öğretmenler Günü nedeniyle bir konuşma yapan Yakut, milletin ahlaki ve kültürel yönden güçlü, medeniyet bakımında gelişmiş, küresel rekabette başarılı olmasının yolunun, öğretmenlerin üstün çalışmalarına bağlı olduğunu söyledi. Yakut, ''Aklın ve bilimin öncülüğünde akademik ve sosyal yönden donanımlı bireyler yetiştiren, kişilik hamurumuza biçim vererek dünyayı kavramamızı sağlayan, özgürlüğü bağımsızlığı, ulusal egemenliği, cumhuriyeti ve demokrasiyi koruyan öğretmenlerimize borcumuz büyüktür'' diye konuştu.
Yakut, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi.
AK Parti Elazığ Milletvekili Şuay Alpay, Van depreminde 75 öğretmenin öğrencilerine doyamadan, genç yaşata hayata veda ettiklerini belirterek, 'Acımız büyük, mahzun ve kederliyiz' dedi. Türkiye değişim sürecinden geçerken en büyük fedakarlığı öğretmenlerin yaptığına işaret eden Alpay, bu nedenle öğretmenlere gösterilecek vefanın herkesin kendi geleceği ile ilgili olduğunu kaydetti.
MHP Ankara Milletvekili Zuhal Topçu, her Öğretmenler Günü'nde vaatlerin birbirini izlediğini, ancak eğitimle ilgili sorunlarda da öğretmenlerin hedef gösterildiğini söyledi.
Milli Eğitim Bakanlarının, öğretmenlerin gelişime değişime kapalı olduklarını sıklıkla dile getirdiklerini savunan Topcu, ''Toplum gözünden öğretmenler hedef gösterilmektedir'' dedi.
CHP Bursa Milletvekili Turhan Tayan, öğretmenliğin, sorumluluğu yüksek ve onurlu bir meslek olduğunu, ancak bu denli önemli mesleğin mensuplarına hak ettikleri sosyal ve ekonomik imkanların verilmediğini ifade etti. Tayan, 'Atama bekleyen öğretmenler itilip kakılıyor, seçimlerde onlar için verilen sözler unutuluyor'' diye konuştu.
Gündem dışı konuşmaları yanıtlamak üzere Hükümet adına söz alan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, bu yıl Öğretmenler Günü'ne buruk bir yapıyla girdiklerini, Van'da hayatını kaybeden öğretmenlerin derin bir acı bıraktığını ifade etti.
Hayatını kaybeden öğretmenlerle ilgili Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı yardımların yanında hukuki düzenlemeler konusunda da çalışmalar yapıldığını anlatan Dinçer, yaralı öğretmenler için de her türlü tedavi imkanı sağlandığını dile getirdi. Dinçer, depremden yaralı olarak kurtulan öğretmenlere kendi istedikleri yerlerde görev yapmalarına imkan sağladıklarını bildirdi.
Van depreminin herkesin üzerinde ciddi bir etki bıraktığına işaret eden Dinçer, kentte hayatın normale dönmesini kolaylaştırmak için en kısa sürede eğitime başlamayı arzu ettiklerini söyledi. İkinci depremin birinci depremden daha yıkıcı olduğunu belirten Dinçer, 44 okulun kullanılamaz hale geldiğini ifade etti. Van'da toplam 1018 okul olduğunu, bunlardan yalnız 44'ünün kullanılamayacağını belirten Dinçer, diğer okullar için teknik incelemelerin tamamlandığını ancak artçı sarsıntıların devam ettiğini söyledi. Dinçer, bu nedenle binaların daha ayrıntılı şekilde analizlerinin yapılması için teknolojiye dayalı hasar tespiti yapmayı planladıklarını, bu çalışmayı 5 Aralık tarihine kadar tamamlamayı düşündüklerini dile getirdi. Bakan Dinçer ayrıca, Van'da 10'ar derslikli 2 prefabrik okul ile 80 kışlık çadır dersliklerin hazırlandığını belirtti.
Dinçer, özellikle 8 ve 12. sınıfta eğitim gören öğrencilerin talep etmeleri halinde istedikleri illerde pansiyonlara yerleştirilerek eğitimlerini sürdürmelerine olanak tanınacağını bildirdi.
Görev başında hayatını kaybeden öğretmenlerin hatıralarının yaşatılacağını, onların unutulmasının mümkün olmadığını belirten Dinçer, bu yönde gelen bütün teklifleri değerlendirdiklerini söyledi.
Şimdiye kadar görev başında hayatını kaybeden öğretmenlerin isimlerinin çeşitli okullarda yaşatıldığını anlatan Dinçer, Van'da yaşamını kaybeden öğretmenlerin isimlerinin de kendi okullarında yaşatılacağını söyledi. Dinçer, bunun yanında Milli Piyango İdaresinin, kendi yaptırdığı okullarının isimlerini, Van'da yaşamını yitiren öğretmenlerin isimleri ile değiştireceğini bildirdi. Milli Piyango İdaresinin okul yaparak Milli Eğitim Bakanlığına hediye ettiğini belirten Dinçer, bu şekilde 43 okul ve 15 pansiyon bulunduğunu belirtti.
Bakan Dinçer, öğretmenlerin içinde bulunduğu sorunları tek tek ele almak yerine, bütünlük içinde ele almayı tercih ettiklerini söyledi.
İlk defa öğretmene odaklanmış bir strateji çalıştayı hazırlandığını ve bu kapsamdaki ilk toplantının Antalya'da yapıldığını anımsatan Dinçer, söz konusu toplantıya ilgili tüm kesimleri davet etiklerini belirtti. Dinçer, toplantıda öğretmenlerin eğitim süreçleri, atamaları, stajları, oryantasyonları gibi farklı konuların ele alındığını ifade etti.
Milli eğitimde sık sık değişiklik yapıldığına ilişkin eleştirilere yanıt veren Dinçer, dünyanın sürekli geliştiğini, yeni öğrenme teknikleri ortaya çıktığını, kendilerinin de bu değişime ve gelişime ayak uydurmaya çalıştıklarını ifade etti.
Atama bekleyen öğretmenlere değinen Dinçer, şöyle devam etti:
''Bakanlığın bu yıl itibariyle toplam kadrolu 662 bin öğretmeni bulunuyor. 60 bin civarında da ücretli öğretmen var. Toplam 722 bin öğretmenle eğitimimizi aksatmadan sürdürmeye çalışıyoruz. Eğitim ve fen edebiyat fakültelerinden mezun olmuş ve öğretmen olma vasfını kazanmış 264 bin öğretmen bulunmakta.
Şu anda 60 bin ücretli öğretmenimiz var ama dışarıda kadro bekleyen öğrenci sayısı 264 bindir. Sadece eğitim fakültelerinden her yıl 44 bine yakın öğrenci mezun oluyor. 2011 yılında 44 binden fazla öğrencimiz öğretmen olmak için eğitimlerini tamamlamışlardır. Fen edebiyat fakülteleri, ilahiyat fakülteleri, spor ve eğitimle ilgili diğer mezunlarla birlikte yıllık olarak 73 bin, öğretmen olabilecek insanımız mevcut. Milli Eğitim Bakanlığının hedefleri göz önünde bulundurulduğunda, bizim toplam öğretmen ihtiyacımız 126 bin civarına çıkmaktadır. Yani bizim bugün yaklaşık 150 bin civarında öğretmene maksimum ihtiyacımız var. Dışarıda atama bekleyen öğretmen sayısı ise 264 bin. Bu nedenle daha bütüncül bir perspektif geliştirilmeli. Eğitim fakültelerinin kontenjanların, öğretmen ihtiyacı ve öğretmen yetiştirilmesi ile ilgili düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesi ile ilgili kapsamlı bir çalışmaya ihtiyacımız var.''
Yalnızca öğretmenlerle ilgili sorunların üzerinde durarak eğitimdeki sıkıntıların giderilemeyeceğini anlatan Dinçer, şunları söyledi :
''Az önce çocuğundan, ailesinde ayrı kalan öğretmenleri dile getirdiler. Ben Türkiye'ye soruyorum: Çocuklarınızın her yıl bir öğretmen değiştirmesini, her yıl yeni öğretmenle yüz yüze gelmesini ister misiniz- Bu sorun eğitim sisteminin kalitesi ve çocuklarımızın pedagojik yapısı açından önemlidir. Çocuklarınızın alıştığı bir sınıf öğretmeninin bir kaç ay sonra başka bir yere gönderilmesini ister misiniz-
Eğitim başladığı halde öğretmeni başka bir yere gönderdiğimizde, ücretli öğretmen statüsünde bazı PKK yanlısı insanların sınıflara girmesini arzu eder misiniz- Eğitim sistemi ve öğretmen meselesi ile ilgili konuları gündeme getirirken hep beraber dikkatli olmalı ve sorunlara ortak çözüm için el birliği yapmalıyız.''
Öğretmenlerin pek çoğunun değişik alanlarda görevlendirme talep ettiğini belirten Dinçer, ''Bugün Milli Eğitim Bakanlığında 70 bine yakın öğretmenin kendi kadrosunda görev yapmıyorsa, sürekli olarak görevlendirmeyle ilgili taleplerin eğitimin niteliğini bozma konusunda ne kadar etkili olduğunu tahmin etmeyi size bırakıyorum' diye konuştu.
Kadın milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda kadına yönelik şiddeti konuştu.
BDP, Danışma Kurulunda oybirliği sağlanamadığı için kadına yönelik şiddetin belirlenmesi amacıyla verilen araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
BDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata öneri lehinde söz alarak, kadınların, evde, okulda, işyerinde, sokakta, gözaltında şiddete maruz kaldığını anlatarak, bunun önlenmesi ve faillerin cezalandırılmasında iyi bir karneye sahip olamadıklarını söyledi.
Kadınların, toplumun yarısını oluşturduklarına işaret eden Ata, herkesin, temel insan haklarına sahip olduğunu ancak, kadının yararlanmasında babanın, erkek kardeşin, toplumun onayına bırakıldığını belirtti.
Ata, kadına yönelik şiddet haberlerinin, üçüncü sayfa haberleri olarak ele alınmamasını isteyerek, bu haberlerin şiddeti yeniden doğurduğunu, kadına yönelik şiddeti, toplumun gündeminden çıkarmaya yararının bulunmadığını savundu.
CHP grubu adına öneri lehinde konuşan İstanbul Milletvekili Sedef Küçük, Türkiye'nin, kadına şiddet konusundaki sabıkasının bir hayli kalabalık olduğunu söyledi. Küçük, bunun siyasi, toplumsal, ekonomik bir çok nedenin bulunduğunu, çok boyutlu bir sorun olduğunu ifade etti.
Küçük, bir ülkede kadın cinayetleri son 7 yılda 14 kat arttıysa, 4 evlilikten biri çocuk yaşta evlilikse, bunların, o ülkede yolunda gitmeyen bir şeylerin göstergesi olması gerektiğini belirtti
''Birileri o kadınları öldürüyor'' diyen Küçük, bu konuda önlem almayan devletin, görmezden gelen siyasetçinin, magazin malzemesi olarak yaklaşan medyanın sorumlu olduğunu söyledi. Küçük, ''Kadına şiddet konusunda hiçbirimiz masum değiliz'' dedi.
Eşinden, babasından, sevgilisinden şiddet gören kadınların büyük çoğunluğunun şiddeti kendi çocuğuna da uyguladığını dile getiren Küçük, ''Şiddet, şiddeti doğuruyor. Sadece aile içinde de değil, sokak ve okulda da var. Sadece yasal düzenlemelerle aşılacak bir sorun değil, toplumsal zihniyet değişikliği gerekiyor'' diye konuştu.
Grup önerisi aleyhinde söz alan AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık, yarının Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma Günü olduğunu anımsatarak, kadınlara, ''Şiddetsiz dünyada yaşayabileceğimiz günler var'' diye seslendi. Çalık, kadının, anne, yar, bacı, kardeş olduğunu anlattı.
Şiddet ve töre cinayetlerin odağında kadının bulunduğuna işaret eden Çalık, bunun da insanlığın ayıbı, utancı olduğunu söyledi.
Çalık, tahminlere göre dünyada her üç kadından birinin şiddet gördüğünü, taciz edildiğini belirterek, kadına yönelik şiddetin sadece fiziksel şiddetten ibaret olmadığını, yok saymaktan daha kötü bir şiddet türünün olamayacağını ifade etti.
Kadına yönelik şiddetin, sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada tartışıldığına dikkati çeken Çalık, ''Kronikleşen, evrensel boyutlarda bir yaradır. Bunun, milleti, dili, ırkı, mezhebi yok. Hiçbir kültürel gelenek, örf, adet bu zulmü önermemekte, mazur göstermemektedir'' diye konuştu.
AK Parti Ankara Milletvekili Nurdan Şanlı da grup önerisi aleyhinde yaptığı konuşmada, kadınlarla ilgili dünya konjonktürünü yakalayan ciddi yasal düzenlemeler yaptıklarını, somut ve net kanunlar çıkardıklarını anlattı.
Şanlı, BDP'nin araştırma önergesindeki konuların, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından hazırlanan kanun taslağıyla giderildiğini belirtti.
Kadına yönelik şiddetin bir realite olduğunu vurgulayan Şanlı, kadına yönelik şiddetin, en temel insan haklarından mahrum ettiğini dile getirdi. Şanlı, kadına yönelik şiddetin, sadece kadın meselesi değil tüm insan hakları savunucularının üzerinde çalıştığı bir sorun olduğunu vurgulayarak, ''Kadına yönelik şiddet konusunu bütüncül yaklaşmalı, işbirliğiyle ele alınmalıdır'' dedi.
Konuşmaların ardından yapılan olmada grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin, AB'ye üyelik süreci ile ilgili Araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurulda, MHP'nin, öğretmenlerin sorunları ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi üzerindeki görüşmelerde, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, AK Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin'in, bütçeden eğitime aslan payının ayrıldığına yönelik sözlerine, ayağa kalkarak itiraz etti.
Birleşimi yöneten Başkanvekili Sadık Yakut ise İnce'ye, ''Yapmak istediğiniz ne- Meclis'i çalıştırmak mı istemiyorsun- Dikkat çekici bir konu; iki günden bu tarafa siz yokken Meclis çalışıyordu, itiraz da yoktu'' diye karşılık verdi. Yakut, bu arada MHP'nin önerisini oylamaya sundu. Öneri kabul edilmedi. İnce ise Yakut'un tutumu hakkında usul tartışması açtı.
İnce, Yakut'un sözlerine üzülmediğini, aksine sevindiğini, bunun bir iltifat olduğunu söyledi. İnce, AK Parti grubuna yönelik, ''Burası yol geçen hanı değil. Babanızın çiftliği de değil. Sizi çalıştıracağım. Buraya geleceksiniz oy kullanmaya. Tıpış tıpış geleceksiniz. Her sözün hesabını vereceksiniz'' dedi.
İnce, eğitime fazla bütçe ayırmakla, bu bütçenin harcama oranlarının farklı olduğunu ifade ederek, ''100 lira ayırdın ama bunun 12, 13 lirasını harcamamışsın. Biz milletin kandırılmasını istemiyoruz'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ise bütün engellemelere rağmen Meclisi çalıştırmak istediklerini ve çalıştıracaklarını söyledi. Bütçe konusuna değinen Canikli, ''Bütçede milli eğitime ayrılan payın gerçekleşme oranı 2002 yılında 6.93 iken, 2010 yılında yüzde 9.8'e çıktı. Yüzde 50'ye yakın artış söz konusu'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise İnce ile Yakut arasında usul tartışmasına ilişkin değerlendirme sürerken, MHP'nin önerisinin, ''oldu bittiye'' getirilerek oylamaya sunulduğunu savundu. Bunun doğru olmadığını belirten Vural, ''Biz Türkiye'nin meselelerini inadına konuşacağız. Burası halkın kürsüsü. Herkesin sesi burada dile getirilecek'' dedi.
BDP İstanbul Milletvekili İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de savunma sanayi ile ilgili harcamaların Meclis denetimine açılmadığı sürece en fazla bütçenin eğitime ayrıldığının doğrulanamayacağını ileri sürdü. Önder ayrıca, ''Bir memlekette okuldan fazla dershane varsa, kimse 'Ben milli eğitimi idare ediyorum' demesin'' diye konuştu.
Daha sonra CHP'nin, AB'ye üyelik sürecine ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi üzerindeki görüşmelere geçildi.
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran AB-Türkiye ilişkisinin üzerinden yarım asır geçtiğini, bunun bir devlet politikası olduğunu söyledi. Hükümetin, 2005 yılında ''Tam üyelik için masaya oturduk. 2012 yılında tam üye oluyoruz'' dediğini ve adeta bayram ilan ettiğini anlatan Oran, ''Ankara'da gündüz gözüyle havai fişekle kutlama yapıldı ama bugün geldiğimiz nokta ortada. Hükümet halkı kandırmıştır'' dedi.
AK Parti Kırşehir Milletvekili Abdullah Çalışkan, AB'ye üyelik sürecinin AK Parti iktidarında hızlandığını ifade etti. Çalışkan, bu konuda 43 yılda kaydedilemeyen ilerlemenin, 9 yılda sağlandığını dile getirdi. Çalışkan, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinde belli standartlara ulaşabilmek için gerekli hukuksal ve yapısal çalışmalarını yaptığını, ancak Avrupa'nın Türkiye'ye yönelik hak etmediği bir tavır takındığını söyledi.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Türkiye için milli bir mesele olan Kıbrıs sorununda, Türkiye-AB ilişkileri kapsamında bir dönemece yaklaşıldığını belirtti. Türkkan, ''Kıbrıs konusunun Türkiye gündeminden bilinçli olarak uzaklaştırılması, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin politikalarındaki belirsizlikler, Tükiye-AB ilişkileri kapsamında Kıbrıs şartlarında hassasiyet yaratmaktadır'' dedi.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Emin Önen de Cumhuriyet tarihinde, AB ile ilişkiler konusunda süreci en ileriye taşıyan partinin AK Parti olduğunu söyledi. Türkiye'nin bir yandan AB müktesebatını yerine getirmeye çalıştığını, diğer yandan AB'nin çifte standartları ile mücadele ettiğini anlatan Önen, siyasi olayların bütün süreci etkisi altına aldığını dile getirdi.
Genel Kurulda, CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapan Kanun Teklifinin ilk 3 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerde söz alan BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, ''Dersim'' tartışmalarına işaret ederek, ''1915'ler ile yüzleşseydik 1938'ler yaşanmayacaktı. Bugün dağda bulunanlar Seyit Rıza'nın torunlarıdır. Onların torunlarını yok edeceksiniz bir taraftan da olanlardan dolayı özür dileyeceksiniz. Bunlar birbiriyle çelişir'' dedi.
Sakık, 45 yıllık Fenerbahçeli olduğunu, ancak bu akşam kimliğini burada bırakarak ayrıldığını, ''Çarşı'' ya doğru gittiğini, güçlülerden değil, mazlumlardan yana olduğunu belirtti. Sakık, Çarşı Grubu'nun Van depremiyle ilgili topluma duyarlılık mesajı verdiğini anımsatarak, özgürlüklerden bahseden Futbol Federasyonunun Beşiktaş'ı para cezasına mahkum ettiğini belirtti.
AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu, şikenin, daha önce dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirildiğini, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası uygulandığını anımsattı. Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun ile şikeye verilen cezanın 5 ile 12 yıl hapis olduğunu anımsatan Çavuşoğlu, burada büyük bir orantısızlığın açıkça görüldüğünü söyledi.
Çavuşoğlu, teklifle fiil ile ceza arasındaki dengenin gözetildiğini, bir af olmadığını belirtti.
AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin de teklifin asıl amacının af olmadığını dile getirdi.
Genel Kurulda teklifin 4. maddesi görüşülüyor.
**** HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
(20.53)
Yakut, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi.
AK Parti Elazığ Milletvekili Şuay Alpay, Van depreminde 75 öğretmenin öğrencilerine doyamadan, genç yaşata hayata veda ettiklerini belirterek, 'Acımız büyük, mahzun ve kederliyiz' dedi. Türkiye değişim sürecinden geçerken en büyük fedakarlığı öğretmenlerin yaptığına işaret eden Alpay, bu nedenle öğretmenlere gösterilecek vefanın herkesin kendi geleceği ile ilgili olduğunu kaydetti.
MHP Ankara Milletvekili Zuhal Topçu, her Öğretmenler Günü'nde vaatlerin birbirini izlediğini, ancak eğitimle ilgili sorunlarda da öğretmenlerin hedef gösterildiğini söyledi.
Milli Eğitim Bakanlarının, öğretmenlerin gelişime değişime kapalı olduklarını sıklıkla dile getirdiklerini savunan Topcu, ''Toplum gözünden öğretmenler hedef gösterilmektedir'' dedi.
CHP Bursa Milletvekili Turhan Tayan, öğretmenliğin, sorumluluğu yüksek ve onurlu bir meslek olduğunu, ancak bu denli önemli mesleğin mensuplarına hak ettikleri sosyal ve ekonomik imkanların verilmediğini ifade etti. Tayan, 'Atama bekleyen öğretmenler itilip kakılıyor, seçimlerde onlar için verilen sözler unutuluyor'' diye konuştu.
Gündem dışı konuşmaları yanıtlamak üzere Hükümet adına söz alan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, bu yıl Öğretmenler Günü'ne buruk bir yapıyla girdiklerini, Van'da hayatını kaybeden öğretmenlerin derin bir acı bıraktığını ifade etti.
Hayatını kaybeden öğretmenlerle ilgili Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı yardımların yanında hukuki düzenlemeler konusunda da çalışmalar yapıldığını anlatan Dinçer, yaralı öğretmenler için de her türlü tedavi imkanı sağlandığını dile getirdi. Dinçer, depremden yaralı olarak kurtulan öğretmenlere kendi istedikleri yerlerde görev yapmalarına imkan sağladıklarını bildirdi.
Van depreminin herkesin üzerinde ciddi bir etki bıraktığına işaret eden Dinçer, kentte hayatın normale dönmesini kolaylaştırmak için en kısa sürede eğitime başlamayı arzu ettiklerini söyledi. İkinci depremin birinci depremden daha yıkıcı olduğunu belirten Dinçer, 44 okulun kullanılamaz hale geldiğini ifade etti. Van'da toplam 1018 okul olduğunu, bunlardan yalnız 44'ünün kullanılamayacağını belirten Dinçer, diğer okullar için teknik incelemelerin tamamlandığını ancak artçı sarsıntıların devam ettiğini söyledi. Dinçer, bu nedenle binaların daha ayrıntılı şekilde analizlerinin yapılması için teknolojiye dayalı hasar tespiti yapmayı planladıklarını, bu çalışmayı 5 Aralık tarihine kadar tamamlamayı düşündüklerini dile getirdi. Bakan Dinçer ayrıca, Van'da 10'ar derslikli 2 prefabrik okul ile 80 kışlık çadır dersliklerin hazırlandığını belirtti.
Dinçer, özellikle 8 ve 12. sınıfta eğitim gören öğrencilerin talep etmeleri halinde istedikleri illerde pansiyonlara yerleştirilerek eğitimlerini sürdürmelerine olanak tanınacağını bildirdi.
Görev başında hayatını kaybeden öğretmenlerin hatıralarının yaşatılacağını, onların unutulmasının mümkün olmadığını belirten Dinçer, bu yönde gelen bütün teklifleri değerlendirdiklerini söyledi.
Şimdiye kadar görev başında hayatını kaybeden öğretmenlerin isimlerinin çeşitli okullarda yaşatıldığını anlatan Dinçer, Van'da yaşamını kaybeden öğretmenlerin isimlerinin de kendi okullarında yaşatılacağını söyledi. Dinçer, bunun yanında Milli Piyango İdaresinin, kendi yaptırdığı okullarının isimlerini, Van'da yaşamını yitiren öğretmenlerin isimleri ile değiştireceğini bildirdi. Milli Piyango İdaresinin okul yaparak Milli Eğitim Bakanlığına hediye ettiğini belirten Dinçer, bu şekilde 43 okul ve 15 pansiyon bulunduğunu belirtti.
Bakan Dinçer, öğretmenlerin içinde bulunduğu sorunları tek tek ele almak yerine, bütünlük içinde ele almayı tercih ettiklerini söyledi.
İlk defa öğretmene odaklanmış bir strateji çalıştayı hazırlandığını ve bu kapsamdaki ilk toplantının Antalya'da yapıldığını anımsatan Dinçer, söz konusu toplantıya ilgili tüm kesimleri davet etiklerini belirtti. Dinçer, toplantıda öğretmenlerin eğitim süreçleri, atamaları, stajları, oryantasyonları gibi farklı konuların ele alındığını ifade etti.
Milli eğitimde sık sık değişiklik yapıldığına ilişkin eleştirilere yanıt veren Dinçer, dünyanın sürekli geliştiğini, yeni öğrenme teknikleri ortaya çıktığını, kendilerinin de bu değişime ve gelişime ayak uydurmaya çalıştıklarını ifade etti.
Atama bekleyen öğretmenlere değinen Dinçer, şöyle devam etti:
''Bakanlığın bu yıl itibariyle toplam kadrolu 662 bin öğretmeni bulunuyor. 60 bin civarında da ücretli öğretmen var. Toplam 722 bin öğretmenle eğitimimizi aksatmadan sürdürmeye çalışıyoruz. Eğitim ve fen edebiyat fakültelerinden mezun olmuş ve öğretmen olma vasfını kazanmış 264 bin öğretmen bulunmakta.
Şu anda 60 bin ücretli öğretmenimiz var ama dışarıda kadro bekleyen öğrenci sayısı 264 bindir. Sadece eğitim fakültelerinden her yıl 44 bine yakın öğrenci mezun oluyor. 2011 yılında 44 binden fazla öğrencimiz öğretmen olmak için eğitimlerini tamamlamışlardır. Fen edebiyat fakülteleri, ilahiyat fakülteleri, spor ve eğitimle ilgili diğer mezunlarla birlikte yıllık olarak 73 bin, öğretmen olabilecek insanımız mevcut. Milli Eğitim Bakanlığının hedefleri göz önünde bulundurulduğunda, bizim toplam öğretmen ihtiyacımız 126 bin civarına çıkmaktadır. Yani bizim bugün yaklaşık 150 bin civarında öğretmene maksimum ihtiyacımız var. Dışarıda atama bekleyen öğretmen sayısı ise 264 bin. Bu nedenle daha bütüncül bir perspektif geliştirilmeli. Eğitim fakültelerinin kontenjanların, öğretmen ihtiyacı ve öğretmen yetiştirilmesi ile ilgili düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesi ile ilgili kapsamlı bir çalışmaya ihtiyacımız var.''
Yalnızca öğretmenlerle ilgili sorunların üzerinde durarak eğitimdeki sıkıntıların giderilemeyeceğini anlatan Dinçer, şunları söyledi :
''Az önce çocuğundan, ailesinde ayrı kalan öğretmenleri dile getirdiler. Ben Türkiye'ye soruyorum: Çocuklarınızın her yıl bir öğretmen değiştirmesini, her yıl yeni öğretmenle yüz yüze gelmesini ister misiniz- Bu sorun eğitim sisteminin kalitesi ve çocuklarımızın pedagojik yapısı açından önemlidir. Çocuklarınızın alıştığı bir sınıf öğretmeninin bir kaç ay sonra başka bir yere gönderilmesini ister misiniz-
Eğitim başladığı halde öğretmeni başka bir yere gönderdiğimizde, ücretli öğretmen statüsünde bazı PKK yanlısı insanların sınıflara girmesini arzu eder misiniz- Eğitim sistemi ve öğretmen meselesi ile ilgili konuları gündeme getirirken hep beraber dikkatli olmalı ve sorunlara ortak çözüm için el birliği yapmalıyız.''
Öğretmenlerin pek çoğunun değişik alanlarda görevlendirme talep ettiğini belirten Dinçer, ''Bugün Milli Eğitim Bakanlığında 70 bine yakın öğretmenin kendi kadrosunda görev yapmıyorsa, sürekli olarak görevlendirmeyle ilgili taleplerin eğitimin niteliğini bozma konusunda ne kadar etkili olduğunu tahmin etmeyi size bırakıyorum' diye konuştu.
Kadın milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda kadına yönelik şiddeti konuştu.
BDP, Danışma Kurulunda oybirliği sağlanamadığı için kadına yönelik şiddetin belirlenmesi amacıyla verilen araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
BDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata öneri lehinde söz alarak, kadınların, evde, okulda, işyerinde, sokakta, gözaltında şiddete maruz kaldığını anlatarak, bunun önlenmesi ve faillerin cezalandırılmasında iyi bir karneye sahip olamadıklarını söyledi.
Kadınların, toplumun yarısını oluşturduklarına işaret eden Ata, herkesin, temel insan haklarına sahip olduğunu ancak, kadının yararlanmasında babanın, erkek kardeşin, toplumun onayına bırakıldığını belirtti.
Ata, kadına yönelik şiddet haberlerinin, üçüncü sayfa haberleri olarak ele alınmamasını isteyerek, bu haberlerin şiddeti yeniden doğurduğunu, kadına yönelik şiddeti, toplumun gündeminden çıkarmaya yararının bulunmadığını savundu.
CHP grubu adına öneri lehinde konuşan İstanbul Milletvekili Sedef Küçük, Türkiye'nin, kadına şiddet konusundaki sabıkasının bir hayli kalabalık olduğunu söyledi. Küçük, bunun siyasi, toplumsal, ekonomik bir çok nedenin bulunduğunu, çok boyutlu bir sorun olduğunu ifade etti.
Küçük, bir ülkede kadın cinayetleri son 7 yılda 14 kat arttıysa, 4 evlilikten biri çocuk yaşta evlilikse, bunların, o ülkede yolunda gitmeyen bir şeylerin göstergesi olması gerektiğini belirtti
''Birileri o kadınları öldürüyor'' diyen Küçük, bu konuda önlem almayan devletin, görmezden gelen siyasetçinin, magazin malzemesi olarak yaklaşan medyanın sorumlu olduğunu söyledi. Küçük, ''Kadına şiddet konusunda hiçbirimiz masum değiliz'' dedi.
Eşinden, babasından, sevgilisinden şiddet gören kadınların büyük çoğunluğunun şiddeti kendi çocuğuna da uyguladığını dile getiren Küçük, ''Şiddet, şiddeti doğuruyor. Sadece aile içinde de değil, sokak ve okulda da var. Sadece yasal düzenlemelerle aşılacak bir sorun değil, toplumsal zihniyet değişikliği gerekiyor'' diye konuştu.
Grup önerisi aleyhinde söz alan AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık, yarının Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma Günü olduğunu anımsatarak, kadınlara, ''Şiddetsiz dünyada yaşayabileceğimiz günler var'' diye seslendi. Çalık, kadının, anne, yar, bacı, kardeş olduğunu anlattı.
Şiddet ve töre cinayetlerin odağında kadının bulunduğuna işaret eden Çalık, bunun da insanlığın ayıbı, utancı olduğunu söyledi.
Çalık, tahminlere göre dünyada her üç kadından birinin şiddet gördüğünü, taciz edildiğini belirterek, kadına yönelik şiddetin sadece fiziksel şiddetten ibaret olmadığını, yok saymaktan daha kötü bir şiddet türünün olamayacağını ifade etti.
Kadına yönelik şiddetin, sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada tartışıldığına dikkati çeken Çalık, ''Kronikleşen, evrensel boyutlarda bir yaradır. Bunun, milleti, dili, ırkı, mezhebi yok. Hiçbir kültürel gelenek, örf, adet bu zulmü önermemekte, mazur göstermemektedir'' diye konuştu.
AK Parti Ankara Milletvekili Nurdan Şanlı da grup önerisi aleyhinde yaptığı konuşmada, kadınlarla ilgili dünya konjonktürünü yakalayan ciddi yasal düzenlemeler yaptıklarını, somut ve net kanunlar çıkardıklarını anlattı.
Şanlı, BDP'nin araştırma önergesindeki konuların, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından hazırlanan kanun taslağıyla giderildiğini belirtti.
Kadına yönelik şiddetin bir realite olduğunu vurgulayan Şanlı, kadına yönelik şiddetin, en temel insan haklarından mahrum ettiğini dile getirdi. Şanlı, kadına yönelik şiddetin, sadece kadın meselesi değil tüm insan hakları savunucularının üzerinde çalıştığı bir sorun olduğunu vurgulayarak, ''Kadına yönelik şiddet konusunu bütüncül yaklaşmalı, işbirliğiyle ele alınmalıdır'' dedi.
Konuşmaların ardından yapılan olmada grup önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin, AB'ye üyelik süreci ile ilgili Araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurulda, MHP'nin, öğretmenlerin sorunları ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi üzerindeki görüşmelerde, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, AK Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin'in, bütçeden eğitime aslan payının ayrıldığına yönelik sözlerine, ayağa kalkarak itiraz etti.
Birleşimi yöneten Başkanvekili Sadık Yakut ise İnce'ye, ''Yapmak istediğiniz ne- Meclis'i çalıştırmak mı istemiyorsun- Dikkat çekici bir konu; iki günden bu tarafa siz yokken Meclis çalışıyordu, itiraz da yoktu'' diye karşılık verdi. Yakut, bu arada MHP'nin önerisini oylamaya sundu. Öneri kabul edilmedi. İnce ise Yakut'un tutumu hakkında usul tartışması açtı.
İnce, Yakut'un sözlerine üzülmediğini, aksine sevindiğini, bunun bir iltifat olduğunu söyledi. İnce, AK Parti grubuna yönelik, ''Burası yol geçen hanı değil. Babanızın çiftliği de değil. Sizi çalıştıracağım. Buraya geleceksiniz oy kullanmaya. Tıpış tıpış geleceksiniz. Her sözün hesabını vereceksiniz'' dedi.
İnce, eğitime fazla bütçe ayırmakla, bu bütçenin harcama oranlarının farklı olduğunu ifade ederek, ''100 lira ayırdın ama bunun 12, 13 lirasını harcamamışsın. Biz milletin kandırılmasını istemiyoruz'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ise bütün engellemelere rağmen Meclisi çalıştırmak istediklerini ve çalıştıracaklarını söyledi. Bütçe konusuna değinen Canikli, ''Bütçede milli eğitime ayrılan payın gerçekleşme oranı 2002 yılında 6.93 iken, 2010 yılında yüzde 9.8'e çıktı. Yüzde 50'ye yakın artış söz konusu'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise İnce ile Yakut arasında usul tartışmasına ilişkin değerlendirme sürerken, MHP'nin önerisinin, ''oldu bittiye'' getirilerek oylamaya sunulduğunu savundu. Bunun doğru olmadığını belirten Vural, ''Biz Türkiye'nin meselelerini inadına konuşacağız. Burası halkın kürsüsü. Herkesin sesi burada dile getirilecek'' dedi.
BDP İstanbul Milletvekili İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de savunma sanayi ile ilgili harcamaların Meclis denetimine açılmadığı sürece en fazla bütçenin eğitime ayrıldığının doğrulanamayacağını ileri sürdü. Önder ayrıca, ''Bir memlekette okuldan fazla dershane varsa, kimse 'Ben milli eğitimi idare ediyorum' demesin'' diye konuştu.
Daha sonra CHP'nin, AB'ye üyelik sürecine ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin önerisi üzerindeki görüşmelere geçildi.
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran AB-Türkiye ilişkisinin üzerinden yarım asır geçtiğini, bunun bir devlet politikası olduğunu söyledi. Hükümetin, 2005 yılında ''Tam üyelik için masaya oturduk. 2012 yılında tam üye oluyoruz'' dediğini ve adeta bayram ilan ettiğini anlatan Oran, ''Ankara'da gündüz gözüyle havai fişekle kutlama yapıldı ama bugün geldiğimiz nokta ortada. Hükümet halkı kandırmıştır'' dedi.
AK Parti Kırşehir Milletvekili Abdullah Çalışkan, AB'ye üyelik sürecinin AK Parti iktidarında hızlandığını ifade etti. Çalışkan, bu konuda 43 yılda kaydedilemeyen ilerlemenin, 9 yılda sağlandığını dile getirdi. Çalışkan, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinde belli standartlara ulaşabilmek için gerekli hukuksal ve yapısal çalışmalarını yaptığını, ancak Avrupa'nın Türkiye'ye yönelik hak etmediği bir tavır takındığını söyledi.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Türkiye için milli bir mesele olan Kıbrıs sorununda, Türkiye-AB ilişkileri kapsamında bir dönemece yaklaşıldığını belirtti. Türkkan, ''Kıbrıs konusunun Türkiye gündeminden bilinçli olarak uzaklaştırılması, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin politikalarındaki belirsizlikler, Tükiye-AB ilişkileri kapsamında Kıbrıs şartlarında hassasiyet yaratmaktadır'' dedi.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Emin Önen de Cumhuriyet tarihinde, AB ile ilişkiler konusunda süreci en ileriye taşıyan partinin AK Parti olduğunu söyledi. Türkiye'nin bir yandan AB müktesebatını yerine getirmeye çalıştığını, diğer yandan AB'nin çifte standartları ile mücadele ettiğini anlatan Önen, siyasi olayların bütün süreci etkisi altına aldığını dile getirdi.
Genel Kurulda, CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapan Kanun Teklifinin ilk 3 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerde söz alan BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, ''Dersim'' tartışmalarına işaret ederek, ''1915'ler ile yüzleşseydik 1938'ler yaşanmayacaktı. Bugün dağda bulunanlar Seyit Rıza'nın torunlarıdır. Onların torunlarını yok edeceksiniz bir taraftan da olanlardan dolayı özür dileyeceksiniz. Bunlar birbiriyle çelişir'' dedi.
Sakık, 45 yıllık Fenerbahçeli olduğunu, ancak bu akşam kimliğini burada bırakarak ayrıldığını, ''Çarşı'' ya doğru gittiğini, güçlülerden değil, mazlumlardan yana olduğunu belirtti. Sakık, Çarşı Grubu'nun Van depremiyle ilgili topluma duyarlılık mesajı verdiğini anımsatarak, özgürlüklerden bahseden Futbol Federasyonunun Beşiktaş'ı para cezasına mahkum ettiğini belirtti.
AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu, şikenin, daha önce dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirildiğini, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası uygulandığını anımsattı. Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun ile şikeye verilen cezanın 5 ile 12 yıl hapis olduğunu anımsatan Çavuşoğlu, burada büyük bir orantısızlığın açıkça görüldüğünü söyledi.
Çavuşoğlu, teklifle fiil ile ceza arasındaki dengenin gözetildiğini, bir af olmadığını belirtti.
AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin de teklifin asıl amacının af olmadığını dile getirdi.
Genel Kurulda teklifin 4. maddesi görüşülüyor.
**** HABERİN DEVAMINI 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR' BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
(20.53)
