2012-05-28 - 16:25
PARLAMENTOLAR ARASI DEĞİŞİM VE DİYALOG PROJESİ AÇILIŞ TÖRENİ?
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Parlamento'nun bir açmazla karşı karşıya olduğunu ifade ederek, ''AB'yi hedef aldığınızda Anayasa'ya uygun yasa çıkaramazsınız, Anayasa'ya uygun yasa çıkardığınız zaman AB hedeflerine uygun bir düzenleme yapamamış olursunuz. Bu zorluğu 4 siyasi parti grubuyla başarmak gibi bir sorumluluğumuz vardır'' dedi.
Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi Açılış Töreni TBMM Tören Salonu'nda gerçekleştirildi.

AB Uyum Komisyonu Başkanı ve Proje Lideri Mehmet Tekelioğlu'nun açılış konuşmasını yaptığı açılış töreninde TBMM Başkanı Cemil Çiçek, AP Başkanı Martin Schulz ve AB Bakanlığı Müsteşarı Haluk Ilıcak birer konuşma yaptılar.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Parlamento'nun bir açmazla karşı karşıya olduğunu ifade ederek, ''AB'yi hedef aldığınızda Anayasa'ya uygun yasa çıkaramazsınız, Anayasa'ya uygun yasa çıkardığınız zaman AB hedeflerine uygun bir düzenleme yapamamış olursunuz. Bu zorluğu 4 siyasi parti grubuyla başarmak gibi bir sorumluluğumuz vardır'' dedi.

Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi'nin TBMM'de düzenlenen açılış töreninde konuşan Çiçek, bu projenin, Türkiye ve AB arasında ihtiyaç duyulan diyaloğu artıracağına inandığını söyledi.

Türkiye'de reform sürecinin ivme kazanmasının ardından, 2005'te AB ile üyelik müzakerelerine başlanılması kararı alındığını ifade eden Çiçek, ancak teknik bir süreç olması beklenen müzakere sürecinin, siyasi faktörler ve bazı üye ülkelerin iç politikalarından kaynaklanan sebeplerle duraksadığını ve fasılların açılmasının çeşitli bahanelerle engellendiğini anlattı.

''Başlatılan bu proje, en azından bilgi eksikliğine, yanlış bilgiye ve bilgi kirliliğine dayanan kısmını çözebilecektir'' diyen Çiçek, Türkiye'nin AB konusunda karşılaştığı zorlukların sadece bilgi eksikliğinden kaynaklanmadığını bildirdi. Çiçek, ''Çünkü ,siyaset gerçekler üzerine yapılan bir iştir. Zaman zaman romantik ve iyimser olabiliriz, çıtayı çok yüksekten tutulabiliriz ama gerçekler bizim karşılaştığımız engellerin, sadece bilgi eksikliğinden kaynaklanmadığını ortaya koyuyor'' dedi.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, bu engellemelerin başında, bazı ülkelerin iç siyasette halen Türkiye'yi konuşması ve kullanması ile Türkiye'yi istismar etmelerinden kaynaklandığını söyledi.

TBMM Başkanı Çiçek, şöyle konuştu:

''Bugün Avrupa'da, AB'nin kuruluş esnasındaki güçlü liderlik ve vizyonu yoktur. AB, Türkiye'ye karşı realist bir politika gütmek yerine merkantilist bir politikayı sürdürmektedir. Müzakere sürecinde bu ve benzeri karşılaşılan bir çok sebep sayabiliriz. Bu süreçten dolayı bir kısım sıkıntılara maruz kalsak da şu nokta bizim için önemli: Bu teknik bir süreçtir. Türkiye'nin başta anayasası olmak üzere kendi mevzuatını AB'ye uyumlaştırması gerekiyor. Bunun için de yasal ve yapısal bir çok düzenlemeyi yapacaktır. Bizim yaptığımız bu güncellemeler, yasal ve yapısal düzenlemeler, salt tek bir nedene de dayanmıyor. AB'ye üye olmak hatırına yapılmış işler değildir, bunlar Türkiye'nin yararına olan işlerdir. Türkiye bunları yapmakta şu veya bu sebeple gecikmiştir. Bu reformları gerçekleştirirse Türkiye daha çağdaş, daha ileri demokrasi standartlarını yakalamış bir ülke olacaktır. Karşılaştığımız bütün engellere rağmen biz bu yoldaki kararlılığımıza devam etmeliyiz, reformları sürdürmeye bilgi kirliliğinden kaynaklanan hususlar varsa onları ortadan kaldırmaya çalışmalıyız. Eğer Türkiye'nin AB üyeliği her iki tarafından yararına olacaksa... Türkiye buna inanıyor, baştan beri bunu savunuyor. Ancak muhataplarımızın en azından bir kısmından, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda bizim ki kadar iyimser olmadığı ortadadır. Tam üyelik söz konusu olacaksa, bunun iki taraflı bir çabayı gerektirdiği de çok açıktır. Bunun için de iletişimi, diyaloğu geliştirmemiz lazım. Bu proje iletişim noktasındaki eksiklikleri önleyecek, bu kanalları açacak ve kendimizi muhataplarımıza doğrudan anlatma noktasında önemli bir fırsatı ortaya koyacaktır.''

TBMM Başkanı Çiçek, Avrupa'daki İslam karşıtlığına dikkati çekerek sözlerine şöyle devam etti:

''Bunları yan yana getirdiğimizde diyaloğun öneminin ne kadar önemli olduğu açıktır. Bu önyargıları gideremezsek bile, bu gerçekler üzerinden bir diyaloğun sürdürülmesinde fayda var. Önümüzdeki zaman dilimi içinde Avrupa'nın en öncelikli meseleleri bunlardır. Irkçılık, İslam karşıtlığı ve aşırılığın giderek prim yapıyor olması ve bunun üzerinden siyaset yapanlar var olduğu sürece karşılaşılan zorlukları anlamak çok da zor değildir. Bu bağlamda halkın temsilcilerinden oluşan parlamentolar arası diyalog çok önemlidir.''

Yeni anayasa çalışmaları hakkında bilgi veren Çiçek, Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyacı bulunduğunun ortada olduğunu söyledi.

Cemil Çiçek, daha yürürlüğe konulduğu tarihten itibaren tartışılan bir anayasa ile Türkiye'nin yoluna devam edemeyeceğini belirterek, ''Bugün Türkiye'de Parlamento bir açmazla karşı karşıyadır. İlgili yasaları çıkarırken Anayasa'ya uygun çıkarmak mecburiyetindeyiz, bu doğrudur ama öbür taraftan da Türkiye'nin bir devlet politikası, stratejik hedef olarak bütün zorluklara rağmen ortaya koyduğu bir AB hedefi var. AB hedefini dikkate aldığınızda yasaların muhtevasının biraz daha farklı olması gerekir. Onu hedef aldığınızda Anayasa'ya uygun yasa çıkaramazsınız, Anayasa'ya uygun yasa çıkardığınız zaman AB hedeflerine uygun bir düzenleme yapamamış olursunuz. Türkiye'nin bu açmazdan kurtulması gerekecektir. Bu zorluğu 4 siyasi parti grubuyla başarmak gibi bir sorumluluğumuz vardır'' diye konuştu.

Anayasa bir toplumsal sözleşme ise sözleşmenin şartlarını halkın kendisinin belirlemesi gerektiğine işaret eden Çiçek, bu düşünceden hareketle 6 aydır herkesin bu sürece katkı verebilmesi için toplantılar yaptıklarını halkın anayasasını yapmak için çalıştıklarını ifade etti.

Cemil Çiçek, ''Şimdi taslak metni yazmaya başladık. Bu işin başında halk olacak. Taslak metni yazdıktan sonra tekrar vatandaşın tartışmasına açacağız. Yeni bir anayasa yapıldığı takdirde de AB konusunda anayasadan kaynaklanan bazı sorunları aşmış olacağız'' diye konuştu.

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz ise yaptığı konuşmada ''Türkiye'nin AB üyeliğinin uzun süre alacağı ve zor olacağı bir sır değildir, Türkiye'nin gerçekleştirmesi gereken önemli değişiklikler olacaktır" dedi.

AP Başkanı Schulz, sözlerinin başında Kayseri'de meydana gelen terör saldırısını kınayarak, "Türkiye'nin teröre karşı mücadelesinde AB'nin Türkiye'nin yanında olduğunu söylemek istiyorum. Herhangi bir şey böylesine ayrım gözetmeksizin şiddet uygulayan bir yaklaşımı destekleyemez" diye konuştu.

Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi ile hem Türkiye'de hem de AB ülkelerinde mevcut bulunan yanlış anlaşılmaların önüne geçilme şansı yakalanacağını kaydeden Schulz, projeyle AB'de Türkiye'ye kuşkuyla bakanların Türkiye'yi daha yakından tanıma imkânı bulacağını dile getirdi.

"Türkiye'nin otokrasiden demokrasiye geçmesi ve daha sonra bu demokrasiyi güçlendirmesi pek çoğumuzun ülkesinde yaşadığı hikaye ile benzerlik taşımaktadır" diye konuşan Schulz, Türkiye'yi bu vesileyle ziyaret edecek parlamenterlerin bu süreçleri öğrenmesini sağlayacağını söyledi.

AB'ye üye olmak demenin kendi kimliğini kaybetmek anlamına gelmediğini, aksine Türkiye'nin ortak Avrupa söylemine katkı sağlama imkanı demek olduğunu ifade eden Schulz, bu diyalog imkanının Türkiye ile AB arasında başlatılan "Pozitif Gündemi" destekler mahiyette olacağını belirtti.

Schulz, siyasi sebeplerle dondurulan fasıllar nedeniyle süreçte bir durgunluk yaşandığını vurgulayarak, "Türkiye'nin AB üyeliğinin uzun süre alacağı ve zor olacağı bir sır değildir. Türkiye'nin gerçekleştirmesi gereken önemli değişiklikler olacaktır" diye konuştu.

AB sürecinde anayasa değişikliği ve değiştirilen yasaların uygulamaya geçirilmesinin önemine dikkati çeken Schulz, anayasa değişikliği sürecinin merkezinin parlamento olması gerektiğini belirterek, "Her türlü demokratik meşruiyetin merkezi parlamentodur. Halkın kendi menfaatlerini temsil etmesi için seçtiği bir merkezdir. Dolayısıyla böylesi değişikliklerin tartışılacağı doğal platform parlamentodur. Herhangi bir şekilde burada yapılacaklar Hükümetin dikte ettireceği değişiklikler olmamalıdır. Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun çalışmaları için Sayın Cemil Çiçek'i tebrik ediyorum" dedi.

Anayasa yapım sürecine toplumun daha önce dışlanan kesimlerinin ve azınlıkların da dahil edilmesi gerektiğini ifade eden Schulz, "Türkiye'nin yargı sitemini ve sivil otoriteyi askeri otoritenin üzerinde tutacağı, açık ve net bir şekilde terör suçlarıyla bu şekilde mücadele etme yoluna gideceği, dini ve etnik azınlıklara eşit koruma sağlayacağına dair hiçbir şüphemiz yok" açıklamasında bulundu.

Türkiye'nin AB'nin ortak dış politika ve güvenlik konularına verdiği desteği de vurgulayan Schulz, Türkiye'nin Suriye konusundaki yaklaşımı için de teşekkür etti.

TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı ve Proje Lideri Mehmet Tekelioğlu, Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi'nin Türkiye ve AP için diyalog eksikliğini gidermek ve aşmak amacıyla bir fırsat olduğunu söyledi.

Doğru bir biçimde oluşturulamayan diyaloğun tarafların birbirlerini yanlış anlamalarına neden olduğunu belirten Tekelioğlu, " Diyalog eksikliğini ve yanlış anlamaları ortadan kaldırmak amacıyla bu proje hem Türkiye hem de AP için bir fırsattır." dedi

TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı ve Proje Lideri Mehmet Tekelioğlu açılış töreninde gerçekleştirdiği konuşmada Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi'nin TBMM ve AB tarafından ortaklaşa yürütülen bir proje olduğuna dikkat çekerek, " Projenin ana amacı TBMM ve AB Üyesi ülkelerin parlamentolarında temsil edilen siyasi partiler ve milletvekilleri arasındaki diyaloğu geliştirerek TBMM'nin AB üyelik müzakereleri sürecine ilişkin rolünün azami seviyeye çıkarılmasıdır." dedi.

TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Mehmet Tekelioğlu sözlerinde şunları kaydetti:

"Projenin ana amacı TBMM ve AB Üyesi ülkelerin parlamentolarında temsil edilen siyasi partiler ve milletvekilleri arasındaki diyaloğu geliştirerek TBMM'nin AB üyelik müzakereleri sürecine ilişkin rolünün azamı seviyeye çıkarılmasıdır. İki yıl sürecek bu projenin amacı tanıtım ve görünürlük faaliyetlerinin artırılması ve Türkiye'nin AB üyelik sürecine ilişkin toplumun bazı kesimlerinde hala mevcut olan olumsuz algıların azaltılması yoluyla, Türkiye'nin AB'ye katlım sürecinde ortaya çıkacak olan fırsat ve güçlükler konusunda farkındalığı arttırmaktır. Proje Türkiye'deki sivil toplumun siyasi hayatı katılımını güçlendirecek daha iyi yapılandırılmış ve donanımlı siyasi kanalların kurulmasını sağlayarak Türkiye ile AB arasındaki bilgi ve anlayışın geliştirilmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Proje kapsamında altı sempozyum, üç diyalog forumu, iki uluslararası yaz kampı ve değişim programları gerçekleştirilecektir."

Tekelioğlu, projenin Türkiye ayağının yürütüleceği illerin; Hatay, Urfa-Mardin, Trabzon, Denizli, Nevşehir ve Van olduğunu ifade etti.

Projenin Türkiye dışındaki faaliyetlerinin gerçekleştirileceği üç ülke olarak Almanya, Avusturya ve Fransa'nın seçilmesinin tesadüf olmadığını belirten Tekelioğlu, ''Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde, müzakere fasıllarının açılmasının, AB-Türkiye ilişkilerine yapacağı katkının bu üç ülkenin parlamentolarına ve kamuoylarına anlatılmasının projenin temel hedefleri arasındadır'' dedi.

AB Bakanlığı Müsteşarı Haluk Ilcak' ta yaptığı konuşmada Türkiye'nin aday ülke konumunda olmasına rağmen schengen ülkeleri arasında vize mecburiyeti olan tek ülke olduğunu söyledi.

Ilıcak, AB aday olmayan ülkelere bile bu vizeyi verirken Türkiye'ye aday ülke olmasına rağmen bu vizeyi uygulandığını ifade etti.
Konuşmasında Türkiye ve AB ülkeleri arasında kurulacak diyaloğun önemine değinen Ilıcak, önyargıların diyalog ve birbirini daha iyi tanımayla aşılabileceğini belirtti.

Türkiye'nin tam üyelik sürecinde yaşanan durgunluğa da değinen Ilıcak, "Pozitif Gündem"in bu durgunluğu aşmayı amaçladığını, ancak bunun müzakere sürecinin alternatifi olmadığını dile getirdi.

Ilıcak, Kıbrıs konusunda da Türk tarafına haksızlık yapıldığını vurguladı.

Toplantıya, bazı komisyon başkanları, büyükelçiler, milletvekilleri ve davetliler katıldı. (16:25)