2009-07-09 - 13:53
MHP Grup Başkanvekili Vural, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Gül'ün, askere, sivil yargı yolunu da açan Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanunu onaylamasını değerlendirdi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, askere sivil yargı yolunu da açan
yasayı onaylarken ''belirtilen hususlarda, gerekli yasal düzenlemenin ivedilikle yapılmasını'' istediğini belirterek,
'Sayın Cumhurbaşkanı, parlamentonun üzerinde adeta bir otorite gibi talimat vermektedir. Sayın Cumhurbaşkanı,
anayasadan kaynaklanan yetkinizi kullanın ama TBMM'ye talimat vermeyin'' dedi.
Vural, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Gül'ün,
askere, sivil yargı yolunu da açan Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapan Kanunu onaylamasını değerlendirdi.
Uygur Türklerine yönelik katliam karşısında yapılacakların tartışılması
gerekirken, yasanın tartışıldığını belirten Vural, Gül'ün, ''Belirtilen
hususlarda, gerekli yasal düzenlemenin ivedilikle yapılmasını'' istediğini ifade
etti. Vural, ''Yasayı 5 gün önce onaylaması, ivedilikle yapılması için mi? Sayın
Cumhurbaşkanı, Meclisin 4 Ağustosta toplanacağını bilmiyor mu? Meclis çalışmıyor,
nasıl ivedilikle yapacak? Böyle bir onayı, böyle bir gündemde yapmasının,
ivedilikle alakası olmadığı açık. Çünkü ivedilikle yapacak TBMM, tatilde'' diye
konuştu.
Vural, Cumhurbaşkanı Gül'ün, ''tereddüt duyduğu yasayı onayladığını,
böylece tereddütlerin devam etmesini sağladığını ve onayın bir sorunu
çözmediğini'' ileri sürdü.
Gül'ün, askerlik hizmeti bakımından disipline ve hukuki güvencelere
ilişkin olarak ortaya çıkması muhtemel tereddütleri giderecek yasal
düzenlemelerin yapılmasında fayda gördüğünü belirttiğini anımsatan Vural,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sayın Cumhurbaşkanı, disiplini bozacak bir girişim olduğunu itiraf
ediyorsa, o zaman askerde, bu düzenlemeler yapılıncaya kadar zafiyet oluşacaktır.
Güvenlik kuvvetlerimizin esası, disiplindir. Disiplini bozacak girişimler
konusunda bir boşluk oluşturulmuş olduğunu ifade etmek, bu boşluğu kabul etmek
anlamına gelir.
Sayın Cumhurbaşkanı, tereddütleri doğuracak yasa ekseninde, toplumun
tekrar kutuplaşmasını, tereddütlerle yönetilmesini, tereddütlü ve defolu bir
yasanın Türkiye'de hüküm ifade etmesini sağladınız. Cumhurbaşkanı, ivedilikle
yapılmasını söylüyor. Sayın Cumhurbaşkanı, parlamentonun üzerinde, adeta bir
otorite gibi talimat vermektedir. TBMM, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir'
diyor.
Sayın Cumhurbaşkanı'na kendi yetkilerini hatırlatıyorum. Sayın
Cumhurbaşkanı; anayasadan kaynaklanan yetkinizi kullanınız ama TBMM'ye talimat
vermeyiniz. Hiç kimse TBMM'ye emir ve talimat veremez. Ne zaman, nasıl
yapılacağını TBMM, kendisi takdir eder. Herkes kendi görevini yapmalıdır. Sayın
Cumhurbaşkanı, düzenlemenin tereddüt doğuracağını düşünüyorsa, o zaman anayasa
gereği yetkisini kullansaydı. Parlamentoya geldiği zaman bu konu
değerlendirilirdi, şu ana kadar parlamentoya gelmiş bir konu yok.''
TEREDDÜTÜN ROMANI
Vural, ''tereddütlü onayın, tereddütleri gidermediğini'' ifade ederek,
hukuki boşluktan kimlerin yararlanacağını, kurumların, hukuki boşluğun doğurduğu
zafiyet nedeniyle yıpranmasının nasıl önleneceğini sordu.
MHP'li Vural, kapsamlı bir görev dağılımını ele almayan düzenleme
konusundaki yaklaşımlarının, Gül tarafından da teyit edildiğini ancak yasayı
onaylayarak, Türkiye'nin defolu ve tereddütlü yasalarla yönetilmesinde bir
sakınca görmediğini savundu.
Toplum olarak, ''tereddütün romanını yazmakla meşgul'' olduklarını öne
süren Vural, ''Sayın Cumhurbaşkanı'nın ve AKP'nin bu tereddütlü yasanının
romanını yazmak da sizin haber bültenlerinize, programlarınıza, köşe yazılarınıza
kaldı'' diye konuştu.
Vural, hukukta tereddüt, boşluk olamayacağını aksi halde hukukun
üstünlüğünün sağlanamayacağını ifade etti.
GÖBEK HAVALARIYLA
Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesinde Müslüman Türklerin katledilmesinin,
buradaki insanlık dramının Hükümet için önemli olup olmadığını soran Vural,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AB'nin, ''dut yemiş bülbül gibi sustuğunu''
savundu.
Vural, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, iki tarafa
sükunet telkin edip, şeffaflık istediklerini söylediklerini belirterek, ''Bu ne
aymazlıktır. Orada insanlık ölüyor. AB'nin, Batı dünyasının suskunluğunu
eleştirebiliriz ama Ankara Büyükşehir Belediyesi, Urumçi'de insanlar
öldürülürken, burada vur, patlasın, çal oynasın, göbek havalarıyla, oyunlar
düzenliyor, bu konuda tepki ortaya koymuyor'' diye konuştu.
Yasayı Anayasa Mahkemesine taşımada, CHP'ye destek olup olmayacakları
sorusuna Vural, ''Daha anayasa açısından bir değerlendirme yapmadık. Partimizin
yetkili kurulları, ilgili arkadaşlar, çalışma yapıyorlar'' karşılığını verdi.
Vural, ''böyle bir düzenleme yapılmasın'' demenin doğru olmadığını ancak
düzenlemenin, asker-sivil arasındaki çatışmayı değil, sağlıklı işleyişi ortaya
koyması gerektiğini belirtti."
yasayı onaylarken ''belirtilen hususlarda, gerekli yasal düzenlemenin ivedilikle yapılmasını'' istediğini belirterek,
'Sayın Cumhurbaşkanı, parlamentonun üzerinde adeta bir otorite gibi talimat vermektedir. Sayın Cumhurbaşkanı,
anayasadan kaynaklanan yetkinizi kullanın ama TBMM'ye talimat vermeyin'' dedi.
Vural, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Gül'ün,
askere, sivil yargı yolunu da açan Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapan Kanunu onaylamasını değerlendirdi.
Uygur Türklerine yönelik katliam karşısında yapılacakların tartışılması
gerekirken, yasanın tartışıldığını belirten Vural, Gül'ün, ''Belirtilen
hususlarda, gerekli yasal düzenlemenin ivedilikle yapılmasını'' istediğini ifade
etti. Vural, ''Yasayı 5 gün önce onaylaması, ivedilikle yapılması için mi? Sayın
Cumhurbaşkanı, Meclisin 4 Ağustosta toplanacağını bilmiyor mu? Meclis çalışmıyor,
nasıl ivedilikle yapacak? Böyle bir onayı, böyle bir gündemde yapmasının,
ivedilikle alakası olmadığı açık. Çünkü ivedilikle yapacak TBMM, tatilde'' diye
konuştu.
Vural, Cumhurbaşkanı Gül'ün, ''tereddüt duyduğu yasayı onayladığını,
böylece tereddütlerin devam etmesini sağladığını ve onayın bir sorunu
çözmediğini'' ileri sürdü.
Gül'ün, askerlik hizmeti bakımından disipline ve hukuki güvencelere
ilişkin olarak ortaya çıkması muhtemel tereddütleri giderecek yasal
düzenlemelerin yapılmasında fayda gördüğünü belirttiğini anımsatan Vural,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sayın Cumhurbaşkanı, disiplini bozacak bir girişim olduğunu itiraf
ediyorsa, o zaman askerde, bu düzenlemeler yapılıncaya kadar zafiyet oluşacaktır.
Güvenlik kuvvetlerimizin esası, disiplindir. Disiplini bozacak girişimler
konusunda bir boşluk oluşturulmuş olduğunu ifade etmek, bu boşluğu kabul etmek
anlamına gelir.
Sayın Cumhurbaşkanı, tereddütleri doğuracak yasa ekseninde, toplumun
tekrar kutuplaşmasını, tereddütlerle yönetilmesini, tereddütlü ve defolu bir
yasanın Türkiye'de hüküm ifade etmesini sağladınız. Cumhurbaşkanı, ivedilikle
yapılmasını söylüyor. Sayın Cumhurbaşkanı, parlamentonun üzerinde, adeta bir
otorite gibi talimat vermektedir. TBMM, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir'
diyor.
Sayın Cumhurbaşkanı'na kendi yetkilerini hatırlatıyorum. Sayın
Cumhurbaşkanı; anayasadan kaynaklanan yetkinizi kullanınız ama TBMM'ye talimat
vermeyiniz. Hiç kimse TBMM'ye emir ve talimat veremez. Ne zaman, nasıl
yapılacağını TBMM, kendisi takdir eder. Herkes kendi görevini yapmalıdır. Sayın
Cumhurbaşkanı, düzenlemenin tereddüt doğuracağını düşünüyorsa, o zaman anayasa
gereği yetkisini kullansaydı. Parlamentoya geldiği zaman bu konu
değerlendirilirdi, şu ana kadar parlamentoya gelmiş bir konu yok.''
TEREDDÜTÜN ROMANI
Vural, ''tereddütlü onayın, tereddütleri gidermediğini'' ifade ederek,
hukuki boşluktan kimlerin yararlanacağını, kurumların, hukuki boşluğun doğurduğu
zafiyet nedeniyle yıpranmasının nasıl önleneceğini sordu.
MHP'li Vural, kapsamlı bir görev dağılımını ele almayan düzenleme
konusundaki yaklaşımlarının, Gül tarafından da teyit edildiğini ancak yasayı
onaylayarak, Türkiye'nin defolu ve tereddütlü yasalarla yönetilmesinde bir
sakınca görmediğini savundu.
Toplum olarak, ''tereddütün romanını yazmakla meşgul'' olduklarını öne
süren Vural, ''Sayın Cumhurbaşkanı'nın ve AKP'nin bu tereddütlü yasanının
romanını yazmak da sizin haber bültenlerinize, programlarınıza, köşe yazılarınıza
kaldı'' diye konuştu.
Vural, hukukta tereddüt, boşluk olamayacağını aksi halde hukukun
üstünlüğünün sağlanamayacağını ifade etti.
GÖBEK HAVALARIYLA
Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesinde Müslüman Türklerin katledilmesinin,
buradaki insanlık dramının Hükümet için önemli olup olmadığını soran Vural,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AB'nin, ''dut yemiş bülbül gibi sustuğunu''
savundu.
Vural, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, iki tarafa
sükunet telkin edip, şeffaflık istediklerini söylediklerini belirterek, ''Bu ne
aymazlıktır. Orada insanlık ölüyor. AB'nin, Batı dünyasının suskunluğunu
eleştirebiliriz ama Ankara Büyükşehir Belediyesi, Urumçi'de insanlar
öldürülürken, burada vur, patlasın, çal oynasın, göbek havalarıyla, oyunlar
düzenliyor, bu konuda tepki ortaya koymuyor'' diye konuştu.
Yasayı Anayasa Mahkemesine taşımada, CHP'ye destek olup olmayacakları
sorusuna Vural, ''Daha anayasa açısından bir değerlendirme yapmadık. Partimizin
yetkili kurulları, ilgili arkadaşlar, çalışma yapıyorlar'' karşılığını verdi.
Vural, ''böyle bir düzenleme yapılmasın'' demenin doğru olmadığını ancak
düzenlemenin, asker-sivil arasındaki çatışmayı değil, sağlıklı işleyişi ortaya
koyması gerektiğini belirtti."
