2008-09-18 - 12:43
TBMM Başkanı Köksal Toptan, CNN Türk Televizyonunda, Ankara Temsilcisi Yavuz Oğhan'ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Toptan Almanya'daki Deniz Feneri davası ile ilgili, "Dünkü kararın sonunda bizim savcılarımız da süratle olaya el koyup, süratle sonuçlandırmak için gereken her şeyi yapmalıdır" dedi.
-TBMM Haber Sitesi- TBMM Başkanı Köksal Toptan, CNN Türk Televizyonunda, Ankara Temsilcisi Yavuz Oğhan'ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
ALMANYA'DAKİ DENİZ FENERİ DAVASI?
Almanya'daki Deniz Feneri Davası ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Toptan, dün Almanya'da dava ile ilgili verilen kararı Türkiye'nin görmezlikten gelemeyeceğini belirtti.
Toptan, "Cumhuriyet Baş Savcılarının konu ile ilgili çalışmaları başlattıklarını biliyoruz. Bunun süratlendirilmesi lazım. Çünkü bu tür olaylarda ilgili kurum neresi ise, ilgilisi kim ise o süratle işi sonuçlandırmazsa o zaman siyaset kurumu içerisinde yoğun tartışmalar yapılır. Dolayısıyla yargı yahut o işi yürütmekle sorumlu olan birim işini tam anlamı ile gerçekleştiremiyor. O bakımdan dünkü kararın sonunda bizim savcılarımız da süratle olaya el koyup, süratle sonuçlandırmak için gereken her şeyi yapmalıdır. Hiçbir şey olmadı oradaki karar orada kaldı Türkiye ile bunun ilgisi yok dememeli." diye konuştu.
Türk halkının bu tür konulardaki yardımsever duygularının bilindiğini ifade eden Toptan, yanlış yapanın yaptığının yanına kar kalmaması gerektiğini bu sebeple de Türkiye boyutunda da konunun aydınlanması gerektiğini belirtti.
RTÜK Başkanı Zahit Akman ile ilgili iddiaların sorulması üzerine Toptan şunları kaydetti:
"TBMM çok dar alanda olsa bile bildiğiniz gibi bu bazı konularda seçim yapıyor. Ağırlıklı olarak Danıştay üye seçimleri bunların başında geliyor. Son düzenleme ile RTÜK üyelerini de TBMM seçiyor. Şu ana kadar bu seçimlerde TBMM'nin kesinlikle çok isabetli karar verdiğini gördük, hep beraber yaşadık.Aynı şeyin son RTÜK seçimlerinde de gerçekleştirildiğini düşünüyorum, ancak ortaya çıkan son gelişmeler herkes açısından yeni bir değerlendirme yapmak zorunluluğu ortaya çıkaracak gibi görünüyor. Herkes kendi sorumluluğunun idrakı çerçevesinde hareket ederse, süreç daha rahat daha sağlıklı gider diye düşünüyorum."
UZLAŞMA KOMİSYONLARI?
TBMM'de kurulacak uzlaşma komisyonları ile ilgili bir soru üzerine Toptan, Anayasa Uzlaşma Komisyonu, İçtüzük Uzlaşma Komisyonu, AB Uyum Komisyonu ile bazı kanunlarda -Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu, Siyasi Etik Kanunu, Siyasetin Finansmanı Kanunu- uzlaşma komisyonu kurmak istediklerini belirtti.
"Uzlaşabileceğimiz noktaları, uzlaşamayacağımız noktaları siyasi partiler olarak tespit edelim ve yeni dönemde bunun hayata geçebilmesi için çalışalım" diyen Toptan, şu ana kadar MHP'nin kurulacak komisyonlarda görev alması için 8 milletvekilinin ismini bildirdiğini belirtti.
Toptan, siyasi partilerin destek vermesi halinde komisyonların başarılı olacağını düşündüğünü ifade etti.
YENİ ANAYASA?
Türkiye'de yeni anayasa'nın çok tartışıldığını dile getiren Toptan şöyle konuştu:
"Türkiye'nin yeni bir anayasa yapması lazım. Başlangıçtaki temel ilkeleri 1, 2, 3 ve 4. maddeleri koruyan belki bu hükümleri daha da zenginleştiren yeni bir düzenlemeyle ama mutlaka bu hükümleri koruyan bir düzenlemeyle Türkiye'nin daha kısa, daha özgürlükçü, daha demokrat, daha çağdaş anayasa yapması lazım diye düşünüyorum. Ama şu süreçte bunu gerçekleştirmenin zor olduğunu biliyorum. Ama Türkiye yeni bir anayasa yapacaksa elbette anayasa yapımcısı Meclis gerekir. Öyle anlaşılıyor ki bunu yapmak şimdilik mümkün değil.
O zaman siyasi partilerin uzlaşmasını sağlamak suretiyle anayasada bir takım değişiklikler yapmak gerekir. Kamuoyu bunu çok tartıştı. Siyasi partilerin, üniversitelerin, baroların, sivil toplum örgütlerinin önemli çalışmaları var. Bu çalışmaları komisyonların önüne koyarız. Muhtemeldir ki pek çok konuda uzlaşma sağlayabilir. Bu sağlandıktan sonra uzlaşılan konular üzerinde anayasa değişikliğine gidilebilir."
"TBMM ÇIKARMIŞ OLDUĞU YASALARI TAKİP MEKANİZMASINA SAHİP DEĞİL"
Toptan, geçen dönem siyasi partilerle görüşmeler yaptığını söyleyerek, tüm siyasi partilerin içtüzükten şikayetçi olduğunu belirtti.
Türkiye'de Siyasi Partiler Kanunu, siyasi etik, siyasi partilerin finansmanının tartışıldığını hatırlatan Toptan:
"Yolsuzlukları TBMM nasıl takip edebilir, onu tartışmakta yarar var. Yahut siyasetin finansmanı veya siyasi etik kanunu çerçevesinde bunu yapabilir miyiz? Biz yasa yapıyoruz, en önemlisi bütçe yapıyoruz. Bu bütçeyle kamu kurumlarına çok yüksek miktarlarda para harcama yetkisi veriyoruz. Sonradan da bunu yeni bir yasayla kesin hesap kanunlarıyla teorik olarak denetliyor olarak gözüküyoruz. Ama TBMM çıkarmış olduğu yasaları takip mekanizmasına sahip değil. Belki bizim İçtüzük tartışmalarında böyle bir şeyi gündeme getirmeliyiz.
Sporda şiddetin önlenmesi yasası çıktı, çok iyi bir yasa ama bu yasayı Türkiye'de uygulayamıyoruz. Oysa liglerle birlikte kavga dövüş... Bu yasa uygulansa zannediyorum çok ciddi şekilde spor alanlarındaki bu çirkinlikler ortadan kaldırılabilir." diye konuştu.
"UZLAŞMA KOMİSYONU ETRAFINDA BİR ARAYA GELMEMİZ LAZIM"
Oğhan'ın, uzlaşma komisyonu kurulması girişimine CHP'nin destek verip vermemesine ilişkin sorusuna Toptan:
"Olumsuz düşünmüyorum. Sonuç itibariyle 1 Ekime kadar zamanımız var. Bizim önerimiz gelin şu anayasa değişikliği üzerinde, şu İçtüzük değişikliği üzerinde, siyasi partiler kanununda değişiklik yapalım değil... Anayasa Uzlaşma Komisyonu kurulur da toplantı yapar, derse ki 'anayasanın bu bu değişiklik yapmaya gerek yok, o zaman değişiklik yapılmaz.
Hatta, AK Parti 30 madde değişikliği önerdi, CHP 5, MHP 8, DTP 15 madde değişikliği önerdi. Belki bunlar içerisinde örtüşenler olacaktır. Bunu bizim görmemiz, aramamız lazım. Bunun için de uzlaşma komisyonu etrafında bir araya gelmemiz lazım. Bir araya gelmeden uzlaşacağımız noktaları görmek ve tespit etmek mümkün değil. O nedenle bizim bu girişimimize CHP'nin destek olacağını umuyorum."diye yanıtladı.
"DEVLETİN RESMİ DİLİNİN TÜRKÇE OLDUĞU GERÇEĞİNİ UNUTMAMAMIZ LAZIM"
DTP'nin "yeni dönemde Meclis'te Kürtçe konuşacağız" söylemleri hakkında da değerlendirmede bulunan Toptan,
"Bir arkadaşımızın o tür bir açıklaması var. Ama daha sonra parti yöneticileri tarafından yapılan açıklamalarda, partinin kurumsal böyle bir karar almadığı, gündemlerinde de böyle bir konunun bulunmadığı açıklandı. Bu benim için geçerli" diye konuştu.
Toptan, bu konuda Anayasa ve İçtüzüğün belli olduğunu ifade ederek şunları kaydetti:
"İngilizce madem konuşuluyor, bir yabancı geliyor orada konuşuyor. İşte Fransız geliyor, Fransızca konuşuyor... Böyle bir gerekçeyle, Türk halkı tarafından seçilmiş ve yemin etmiş, Anayasaya bağlılığını teyit etmiş bir arkadaşımızın Kürtçe konuşması arasında ciddi farklar var. Bizim, birbirimizi daha rahat anlayabileceğimiz, daha iyi iletişim kurabileceğimiz noktaları aramamız lazım. Elbette Kürtçe konuşan vatandaşlarımız Kürtçe konuşur, ona kimsenin bir müdahalesi söz konusu değil. Ama TBMM kurumu altında bunlara dikkat etmemiz lazım. Devletin resmi dilinin Türkçe olduğu gerçeğini unutmamamız lazım. Birbirimizi yaralayıcı davranışlardan özenle kaçmamız lazım. Böyle yaparsak birbirimizi daha iyi anlar, dinler ve daha iyi de ortak noktalar tespit edebiliriz diye düşünüyorum."
Oğhan'ın, "Geçtiğimiz dönemde o ortak noktalar tespit edilebildi mi? DTP beklenen zenginliği yaratabildi mi?" sorusu üzerine Toptan, DTP'nin Meclis'te grup olarak bulunmasını, kendi düşüncelerini Parlamento kürsüsüne taşımasını önemli bir olay ve zenginlik olarak gördüğünü ifade etti.
Toptan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Geçen dönem içerisinde arkadaşlarımızın Parlamento çalışmalarından şikayetçi olduğumu söyleyemem. Ama Parlamento dışındaki birtakım hareketlerinden ben de zaman zaman incindiğimi kamuoyuyla da paylaştım. Ama Parlamento çalışmalarımızda arkadaşlarımızın dikkatli olduğunu söylemek isterim.
Tartışalım, ölçüyü kaçırmamak suretiyle tartışabilen bir Türkiye, önünü çok iyi açar. Önemli bir küresel krizden geçiyoruz. Enerjimizi oralara ayırmamız lazım, gücümüzü oralarda kullanmamız lazım. Bu küresel krizler hep biliyoruz ki özellikle kalkınma sürecindeki ülkeler için fırsatlar yaratır. Bu fırsatların neler olduğu konusunda çalışmalar yapmamız lazım.
Dünyada dev bankalar batıyor, ekonomiler çöküyor. Rusya ekonomisi çok büyük bir ekonomi. Amerikan ekonomisini görüyoruz. Şimdi önümüzdeki süreçte, 2009'da Avrupa'nın küresel krizden çok etkileneceğini biliyoruz. Ekonomistler bunu görüyorlar. Bizim dış ekonomik faaliyetlerimizin 3'te 2'sinin Avrupa ile olduğunu düşünecek olursak, bunun bizi de olumsuz etkilemesi ihtimaline karşılık Türkiye'nin önlemler alması lazım. Bu global, küresel krizden Türkiye'nin lehine fırsatlar yaratması lazım. Bunlara biraz daha yoğunlaşmamız lazım. Bütün partilerin ekonomiyi çok iyi bilen elemanları var. Bu arkadaşlarımızın bütün güçlerini bu alanlara yöneltmeleri lazım."
ALMANYA'DAKİ DENİZ FENERİ DAVASI?
Almanya'daki Deniz Feneri Davası ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Toptan, dün Almanya'da dava ile ilgili verilen kararı Türkiye'nin görmezlikten gelemeyeceğini belirtti.
Toptan, "Cumhuriyet Baş Savcılarının konu ile ilgili çalışmaları başlattıklarını biliyoruz. Bunun süratlendirilmesi lazım. Çünkü bu tür olaylarda ilgili kurum neresi ise, ilgilisi kim ise o süratle işi sonuçlandırmazsa o zaman siyaset kurumu içerisinde yoğun tartışmalar yapılır. Dolayısıyla yargı yahut o işi yürütmekle sorumlu olan birim işini tam anlamı ile gerçekleştiremiyor. O bakımdan dünkü kararın sonunda bizim savcılarımız da süratle olaya el koyup, süratle sonuçlandırmak için gereken her şeyi yapmalıdır. Hiçbir şey olmadı oradaki karar orada kaldı Türkiye ile bunun ilgisi yok dememeli." diye konuştu.
Türk halkının bu tür konulardaki yardımsever duygularının bilindiğini ifade eden Toptan, yanlış yapanın yaptığının yanına kar kalmaması gerektiğini bu sebeple de Türkiye boyutunda da konunun aydınlanması gerektiğini belirtti.
RTÜK Başkanı Zahit Akman ile ilgili iddiaların sorulması üzerine Toptan şunları kaydetti:
"TBMM çok dar alanda olsa bile bildiğiniz gibi bu bazı konularda seçim yapıyor. Ağırlıklı olarak Danıştay üye seçimleri bunların başında geliyor. Son düzenleme ile RTÜK üyelerini de TBMM seçiyor. Şu ana kadar bu seçimlerde TBMM'nin kesinlikle çok isabetli karar verdiğini gördük, hep beraber yaşadık.Aynı şeyin son RTÜK seçimlerinde de gerçekleştirildiğini düşünüyorum, ancak ortaya çıkan son gelişmeler herkes açısından yeni bir değerlendirme yapmak zorunluluğu ortaya çıkaracak gibi görünüyor. Herkes kendi sorumluluğunun idrakı çerçevesinde hareket ederse, süreç daha rahat daha sağlıklı gider diye düşünüyorum."
UZLAŞMA KOMİSYONLARI?
TBMM'de kurulacak uzlaşma komisyonları ile ilgili bir soru üzerine Toptan, Anayasa Uzlaşma Komisyonu, İçtüzük Uzlaşma Komisyonu, AB Uyum Komisyonu ile bazı kanunlarda -Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu, Siyasi Etik Kanunu, Siyasetin Finansmanı Kanunu- uzlaşma komisyonu kurmak istediklerini belirtti.
"Uzlaşabileceğimiz noktaları, uzlaşamayacağımız noktaları siyasi partiler olarak tespit edelim ve yeni dönemde bunun hayata geçebilmesi için çalışalım" diyen Toptan, şu ana kadar MHP'nin kurulacak komisyonlarda görev alması için 8 milletvekilinin ismini bildirdiğini belirtti.
Toptan, siyasi partilerin destek vermesi halinde komisyonların başarılı olacağını düşündüğünü ifade etti.
YENİ ANAYASA?
Türkiye'de yeni anayasa'nın çok tartışıldığını dile getiren Toptan şöyle konuştu:
"Türkiye'nin yeni bir anayasa yapması lazım. Başlangıçtaki temel ilkeleri 1, 2, 3 ve 4. maddeleri koruyan belki bu hükümleri daha da zenginleştiren yeni bir düzenlemeyle ama mutlaka bu hükümleri koruyan bir düzenlemeyle Türkiye'nin daha kısa, daha özgürlükçü, daha demokrat, daha çağdaş anayasa yapması lazım diye düşünüyorum. Ama şu süreçte bunu gerçekleştirmenin zor olduğunu biliyorum. Ama Türkiye yeni bir anayasa yapacaksa elbette anayasa yapımcısı Meclis gerekir. Öyle anlaşılıyor ki bunu yapmak şimdilik mümkün değil.
O zaman siyasi partilerin uzlaşmasını sağlamak suretiyle anayasada bir takım değişiklikler yapmak gerekir. Kamuoyu bunu çok tartıştı. Siyasi partilerin, üniversitelerin, baroların, sivil toplum örgütlerinin önemli çalışmaları var. Bu çalışmaları komisyonların önüne koyarız. Muhtemeldir ki pek çok konuda uzlaşma sağlayabilir. Bu sağlandıktan sonra uzlaşılan konular üzerinde anayasa değişikliğine gidilebilir."
"TBMM ÇIKARMIŞ OLDUĞU YASALARI TAKİP MEKANİZMASINA SAHİP DEĞİL"
Toptan, geçen dönem siyasi partilerle görüşmeler yaptığını söyleyerek, tüm siyasi partilerin içtüzükten şikayetçi olduğunu belirtti.
Türkiye'de Siyasi Partiler Kanunu, siyasi etik, siyasi partilerin finansmanının tartışıldığını hatırlatan Toptan:
"Yolsuzlukları TBMM nasıl takip edebilir, onu tartışmakta yarar var. Yahut siyasetin finansmanı veya siyasi etik kanunu çerçevesinde bunu yapabilir miyiz? Biz yasa yapıyoruz, en önemlisi bütçe yapıyoruz. Bu bütçeyle kamu kurumlarına çok yüksek miktarlarda para harcama yetkisi veriyoruz. Sonradan da bunu yeni bir yasayla kesin hesap kanunlarıyla teorik olarak denetliyor olarak gözüküyoruz. Ama TBMM çıkarmış olduğu yasaları takip mekanizmasına sahip değil. Belki bizim İçtüzük tartışmalarında böyle bir şeyi gündeme getirmeliyiz.
Sporda şiddetin önlenmesi yasası çıktı, çok iyi bir yasa ama bu yasayı Türkiye'de uygulayamıyoruz. Oysa liglerle birlikte kavga dövüş... Bu yasa uygulansa zannediyorum çok ciddi şekilde spor alanlarındaki bu çirkinlikler ortadan kaldırılabilir." diye konuştu.
"UZLAŞMA KOMİSYONU ETRAFINDA BİR ARAYA GELMEMİZ LAZIM"
Oğhan'ın, uzlaşma komisyonu kurulması girişimine CHP'nin destek verip vermemesine ilişkin sorusuna Toptan:
"Olumsuz düşünmüyorum. Sonuç itibariyle 1 Ekime kadar zamanımız var. Bizim önerimiz gelin şu anayasa değişikliği üzerinde, şu İçtüzük değişikliği üzerinde, siyasi partiler kanununda değişiklik yapalım değil... Anayasa Uzlaşma Komisyonu kurulur da toplantı yapar, derse ki 'anayasanın bu bu değişiklik yapmaya gerek yok, o zaman değişiklik yapılmaz.
Hatta, AK Parti 30 madde değişikliği önerdi, CHP 5, MHP 8, DTP 15 madde değişikliği önerdi. Belki bunlar içerisinde örtüşenler olacaktır. Bunu bizim görmemiz, aramamız lazım. Bunun için de uzlaşma komisyonu etrafında bir araya gelmemiz lazım. Bir araya gelmeden uzlaşacağımız noktaları görmek ve tespit etmek mümkün değil. O nedenle bizim bu girişimimize CHP'nin destek olacağını umuyorum."diye yanıtladı.
"DEVLETİN RESMİ DİLİNİN TÜRKÇE OLDUĞU GERÇEĞİNİ UNUTMAMAMIZ LAZIM"
DTP'nin "yeni dönemde Meclis'te Kürtçe konuşacağız" söylemleri hakkında da değerlendirmede bulunan Toptan,
"Bir arkadaşımızın o tür bir açıklaması var. Ama daha sonra parti yöneticileri tarafından yapılan açıklamalarda, partinin kurumsal böyle bir karar almadığı, gündemlerinde de böyle bir konunun bulunmadığı açıklandı. Bu benim için geçerli" diye konuştu.
Toptan, bu konuda Anayasa ve İçtüzüğün belli olduğunu ifade ederek şunları kaydetti:
"İngilizce madem konuşuluyor, bir yabancı geliyor orada konuşuyor. İşte Fransız geliyor, Fransızca konuşuyor... Böyle bir gerekçeyle, Türk halkı tarafından seçilmiş ve yemin etmiş, Anayasaya bağlılığını teyit etmiş bir arkadaşımızın Kürtçe konuşması arasında ciddi farklar var. Bizim, birbirimizi daha rahat anlayabileceğimiz, daha iyi iletişim kurabileceğimiz noktaları aramamız lazım. Elbette Kürtçe konuşan vatandaşlarımız Kürtçe konuşur, ona kimsenin bir müdahalesi söz konusu değil. Ama TBMM kurumu altında bunlara dikkat etmemiz lazım. Devletin resmi dilinin Türkçe olduğu gerçeğini unutmamamız lazım. Birbirimizi yaralayıcı davranışlardan özenle kaçmamız lazım. Böyle yaparsak birbirimizi daha iyi anlar, dinler ve daha iyi de ortak noktalar tespit edebiliriz diye düşünüyorum."
Oğhan'ın, "Geçtiğimiz dönemde o ortak noktalar tespit edilebildi mi? DTP beklenen zenginliği yaratabildi mi?" sorusu üzerine Toptan, DTP'nin Meclis'te grup olarak bulunmasını, kendi düşüncelerini Parlamento kürsüsüne taşımasını önemli bir olay ve zenginlik olarak gördüğünü ifade etti.
Toptan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Geçen dönem içerisinde arkadaşlarımızın Parlamento çalışmalarından şikayetçi olduğumu söyleyemem. Ama Parlamento dışındaki birtakım hareketlerinden ben de zaman zaman incindiğimi kamuoyuyla da paylaştım. Ama Parlamento çalışmalarımızda arkadaşlarımızın dikkatli olduğunu söylemek isterim.
Tartışalım, ölçüyü kaçırmamak suretiyle tartışabilen bir Türkiye, önünü çok iyi açar. Önemli bir küresel krizden geçiyoruz. Enerjimizi oralara ayırmamız lazım, gücümüzü oralarda kullanmamız lazım. Bu küresel krizler hep biliyoruz ki özellikle kalkınma sürecindeki ülkeler için fırsatlar yaratır. Bu fırsatların neler olduğu konusunda çalışmalar yapmamız lazım.
Dünyada dev bankalar batıyor, ekonomiler çöküyor. Rusya ekonomisi çok büyük bir ekonomi. Amerikan ekonomisini görüyoruz. Şimdi önümüzdeki süreçte, 2009'da Avrupa'nın küresel krizden çok etkileneceğini biliyoruz. Ekonomistler bunu görüyorlar. Bizim dış ekonomik faaliyetlerimizin 3'te 2'sinin Avrupa ile olduğunu düşünecek olursak, bunun bizi de olumsuz etkilemesi ihtimaline karşılık Türkiye'nin önlemler alması lazım. Bu global, küresel krizden Türkiye'nin lehine fırsatlar yaratması lazım. Bunlara biraz daha yoğunlaşmamız lazım. Bütün partilerin ekonomiyi çok iyi bilen elemanları var. Bu arkadaşlarımızın bütün güçlerini bu alanlara yöneltmeleri lazım."
