2014-11-26 - 14:00
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, hakim ve savcı ücretlerinde artış, aramalarda kuvvetli şüpheyi makul şüpheye dönüştüren, Danıştay ve Yargıtay'da üye ve daire sayısı artışını öngören teklifin 1. bölümünde yer alan 20 madde kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

CHP İzmir Milletvekili Hülya Güven, "Biz kadınların kanı erkeklerin kanından çok mu farklıdır ki 'eşitlik kadının fıtratında yok' deniliyor. Bizim kanımız beyaz mı? Kadın üzerinden siyaseti bırakalım" dedi.

CHP İzmir Milletvekili Hülya Güven, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla gündem dışı konuşma yaptı.

Boynunda mor fular ile kürsüye gelen Güven, kadına şiddet ve kadın cinayetlerinin giderek arttığını ancak bu konuda yoğun bir bilgi kirliliği yaşandığını, gerçek rakamlara ulaşılamadığını söyledi.

Kadın cinayetlerinin bir çoğunun intihar olarak yansıtıldığını, ilgili bakanlığın da bu konudaki sorularına tatmin edici yanıtlar vermediğini belirten Güven, "Biz kadınların kanı erkeklerin kanından çok mu farklıdır ki 'eşitlik kadının fıtratında yok' deniliyor. Bizim kanımız beyaz mı? Cumhuriyetimizin kazanımlarına sahip çıkalım. Kadın üzerinden siyaseti bırakalım" diye konuştu.

AK Parti Yalova Milletvekili Temel Coşkun da "Öğretmenler Günü, Haftası ve Eğitime Yapılan Yatırımlar" konulu gündem dışı konuşmasında, AK Parti iktidarının yatırımlar açısından öncelikli alanlarından birinin eğitim olduğuna işaret etti. Bu alanda yapılan hizmetleri sayan ve öğretmen atamalarına değinen Coşkun, "Mevcut öğretmen sayısının yüzde 55'i iktidarımız döneminde atanmıştır" dedi. Coşkun, öğretmenlerin yaşam standardının yükseltilmesi için de çaba harcandığını ve buna yönelik düzenlemelerin hayata geçirildiğini kaydetti.

HDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy ise "Geçmişle Yüzleşme" konulu gündem dışı konuşma yaparak, tarihte toplumsal barışı tesis etmek için pek çok devletin geçmişle yüzleştiğini ifade etti. Türkiye'nin de geçmişinde yüzleşmesi gereken olaylar olduğunu savunan Aksoy, "Yapılması gereken bir an önce Parlamento'da bir Geçmişle Yüzleşme Komisyonunun kurulmasıdır" değerlendirmesinde bulundu.

Ardından yerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, Türkiye'nin geçmişiyle yüzleşme konusunda sıkıntısı olmadığını, Ermeni iddialarına ilişkin tarihçilerin arşivlerde çalışma yapması önerisinin de bunun örneği olduğunu söyledi.

Meclis Başkanvekili Bahçekapılı, Aksoy'un konuşmasında geçmişte yaşanan bazı acı olaylar için "soykırım" kelimesini kullandığını aktardı.

Bahçekapılı, "Bu tür kelimelerin kullanılmamasının daha gerçekçi olacağını düşünüyorum. Evet geçmişte bazı acı olaylar yaşandı, sizin de konuşmanızın başlığı budur. O acı olayları paylaşmak, sorumluluğunu taşımak hepimizin boynunun borcudur. Ama dilimize ve üslubumuza hepimizin paylaşabileceği bir içerik kazandırarak gündeme getirirsek daha sağlıklı olur diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.

Aksoy da yerinden tekrar söz alarak, geçmişte yaşanan üzücü olayların tekrar yaşanmaması için tedbir alınmasının zorunlu olduğunu söyledi. Aksoy, "Benim dedem, amcam, dayım orada katledilmiş. Biz gelmişiz bir çatının altında oturuyoruz. Bir çatı altında daha rahat anlaşabilmek hatta el sıkışabilmek için hiç olmazsa birbirimizden bir özür dilememiz gerekmiyor mu? " ifadelerini kullandı.

HDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, partisinin grup önerisi üzerine yaptığı konuşmada, sadece 2011 yılında Marmara Bölgesi'nden 818 kişinin işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı gerekçesiyle başvuruda bulunduğunu söyledi.

İktidarın polis şiddetini kınar nitelikte caydırıcı açıklamalar yapmadığını, bunun da olumsuz yansımaları olduğunu savunan Kürkçü, "Demek ki polis şiddeti ile devleti yönetenlerin zihniyetleri arasında da yakın bir ilişki, orantı vardır" dedi.

AK Parti Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal da konuşmasında, polisin kanunlarda yer alan görevleri hakkında bilgi verdi. AK Parti'nin iktidarı geldiğinde özgürlük ve güvenlik dengesinin sağlanacağı, işkence ve kötü muameleye sıfır tolerans gösterileceği, insan haklarının korunacağı ilkelerini ortaya koyduğunu belirten Köksal, buna yönelik de düzenlemeler gerçekleştirdiğini kaydetti.

İktidarları döneminde bütün karakolların kameralarla donatıldığının altını çizen Köksal, böyle bir yaklaşım içinde olanları, işkenceye duyarsız kalmakla suçlamanın kabul edilemez olduğunu belirtti.

Polis teşkilatının kamu düzeni noktasında görevini yapmak zorunda olduğuna işaret eden Köksal, teşkilat içinde ferdi de olsa görev sınırlarını aşanlar olabileceğini, bu kişiler hakkında da gerekli soruşturmaların geciktirmeden yapıldığını söyledi. Köksal, "2012 yılında 500 polis için idari soruşturma açılmış. 2013 yılında 420 polis için idari soruşturma açılmış. 2014 yılında 299 polis için idari soruşturma açılmış. Bunlardan 98'ine ceza verilmiş, devam edenler de var" diye konuştu.

CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça da HDP grup önerisi üzerine söz aldı.

Polis şiddetinin herkesin üzerinde durması gereken bir sorun haline geldiğini savunan Havutça, Gezi Parkı eylemlerinde hayatını kaybedenlerin isimlerini okudu. Hükümet sözcülerinin açıklamalarının polislerin üzerinde siyasi baskı yarattığını ileri süren Havutça, "Olaylardan sonra 'polise destan yazdınız' dediler. Destan Çanakkale'de yazıldı. Destan düşmana karşı yazılır" ifadelerini kullandı.

Polislerin kötü uygulamalarının Türkiye'nin itibarına zarar verdiğini de kaydeden Havutça, "Tüm polis teşkilatını suçlamak istemiyoruz ama şu da bir vaka; Türkiye, AB raporlarında Rusya'dan sonra en fazla tazminat ödeyen ülkedir. Gelin kurtaralım ülkeyi" dedi. Türkiye gerçekten demokratik bir ülke olacaksa korkularıyla yüzleşmesini, gerekli yasal düzenlemeleri yapmasını isteyen Havutça, söz konusu araştırma önergesinin buna katkıda bulunacağını söyledi.

AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel ise kendisinden önceki konuşmacıların şehit polislerden de bahsetmesini beklediğini ancak bu beklentisinin gerçekleşmediğini kaydetti. Özel, kamu düzenin önemine değinerek, zor koşullarda görev yapan polislerin demoralize edilmemesinin önemine işaret etti.

Görüşmelerin ardından HDP Grup önerisi oylanarak, reddedildi.

CHP'nin, Uludere olaylarına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.

CHP, Uludere olaylarına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini TBMM Genel Kurulu'na getirdi.

Öneri lehinde konuşan CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, 3 yıl önce Uludere'de 34 yurttaşın, TSK'nın düzenlediği hava operasyonunda hayatını kaybettiğini iddia ederek, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, İçişleri Bakanlığı ve askeri savcılığın olayı kapatmaya çalıştığını savundu.

Adalet arayışlarını sürdüren ailelerin Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunduğunu belirten Gök, "Bombalama emri dönemin MGK'sında dönemin Başbakanı'nın bilgisi dahilinde bizzat Genelkurmay Başkanı tarafından verilmiştir" dedi.

Gök, MİT'in olayın ardından İnsan Hakları Komisyonu'na gönderdiği yazıda, "12 saat sonra olaydan haberinin olduğunu" kaydettiğini öne sürdü.

Dönemin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in, "üst düzey MİT görevlisinin TSK?ya, 'PKK?lı Bahoz Erdal sınırı geçiyor' dediğini ve bunun üzerine bu vahim olayın yaşandığını" söylediğini anlatan Gök, "Ortada ciddi bir iddia vardır. Bu MİT görevlisi kimdir, hakkında neden soruşturma açılmamıştır?" diye sordu.

HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in itirafının ardından bunun gereğinin yapılması gerektiğini söyledi.

Şahin'in gidip gönüllü olarak ifade vermesi gerektiğini ifade eden Kaplan, "Hükümetin eski İçişleri Bakanı, Hükümetin emri altında olan kurumu suçlayan bir beyanda bulundu. Bu beyan vahimdir. Bunun karşısında yasamanın da yapması gerekenler var" dedi.

Kaplan, İnsan Hakları Komisyonu'nda olayla ilgili kurulan alt komisyonun raporunda olayı örtbas ettiğini öne sürerek, Meclis'in bunu tekrar gündemine alarak araştırması gerektiğini vurguladı.

AK Parti İzmir Milletvekili Hamza Dağ, İdris Naim Şahin'i kastederek, "Siyasi olarak mefta olanların söyledikleri üzerinden siyaset yürütülmez" dedi.

CHP'nin Dersim konusunda sıkıştığını, Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu Dersim'den dolayı özür dilerken, partinin ulusalcı milletvekillerinin bu özrün kurucu iradeye aykırı olduğunu beyan ettiklerini kaydeden Dağ, "CHP Genel Başkanı, 'MİT bizi karıştırıyor' dedi. Bir milletvekili ise 'biz zaten karışığız, MİT'in bizi karıştırmasına gerek yok' dedi. CHP Dersim'i gündemden düşürerek, yeni bir konuyu gündeme getirmek derdinde. Ama böyle işlerle uğraşmayın. Bu önerge gündem değiştirmeye yöneliktir" diye konuştu.

Konuşmaların ardından CHP'nin önerisi reddedildi.

MHP'nin, öğretmenlerin sorunlarına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi de kabul edilmedi.

Daha sonra, kamuoyunda "yargı paketi" olarak bilinen Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümünün maddelerinin görüşülmesine geçildi.

HDP Muş Milletvekili Demir Çelik, 1. maddeye ilişkin önerge üzerinde yaptığı konuşmada, Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda kısa zaman aralıklarıyla yasal değişiklikler yapılmasını eleştirdi.

İktidarın, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na (HSYK) kendi amaçlarına hizmet edip etmediğini kriter alarak yaklaşmasının doğru olmadığını belirten Çelik, "Hükümete çağrım odur ki; siz herşeyi tek tipleştirip merkeze bağladığınızda buradan adalet, özgürlük, eşitlik çıkmaz" dedi.

CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan da konuşmasında, emekli hakimlere yönelik yasal düzenlemelerin eksikliğine dikkati çekti. Bayraktutan, görüşülen teklifte de noterlere ilişkin bazı maddelerde sıkıntılar olduğunu ifade etti.

MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan ise noterlerle ilgili düzenlemelere katıldıklarını, hakimlerle ilgili düzenlemeleri ise yetersiz bulduklarını iyileştirmelere ihtiyaç olduğunu düşündüklerini söyledi.

İktidarın adalet ile oynadığını ifade eden Adan, "Hırsızlığı, arsızlığı bastırma adına adalette düzenleme yapılır mı Allah aşkına? Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk olayı olarak tarihe geçmiş bir yolsuzluğu bırakın mahkemeler ayıklasın, yüreğiniz yetiyorsa. Neden kaçınıyorsunuz?" değerlendirmesinde bulundu.

CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar, 2. madde üzerindeki konuşmasında, teklif ile asıl amaçlananın AK Parti'nin emrinde bir yargı yaratmak olduğunu ileri sürdü. AK Parti'nin gündeme getirdiği yasal düzenlemelerdeki gerçek niyetini gizlediğini savunan Acar, "Bu halk bunları öğrendiği zaman sizi sokaklarda süpürge sapıyla kovalayacaktır" ifadesini kullandı.

CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse de konuşmasında hükümetin son 6 yılda 7 kez Alevi çalıştayı düzenlediğini belirterek, şunları kaydetti:

"Ne gerek var 7 Alevi çalıştayına? Eğer siz Alevilerin sorunlarını çözmekte samimiyseniz getirin yarın düzenlemeyi ya da bizim elimizde olan talepleri getirin, buradan çıkaralım. Açılımlarla, çalıştaylarla. ziyaretlerle, şovlarla Alevlerin gözlerini boyayamayacağınızı artık anlamalısınız. Siz, Alevilerin sorunları mı var diyorsunuz, yoksa Alevilerin kendileri mi bir sorun diyorsunuz. Önce bunun iç hesaplaşmasını kendi aranızda bir yapın. 'Dersim' diyorsun Sayın Başbakan, 'Horasan Erenleri' diyorsun, 'Hacı Bektaş-i Veli' diyorsun, 'Baba Mansur' diyorsun. Ama üçüncü köprüye de 'Yavuz Sultan Selim' diyorsun. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?"

Bazı AK Parti milletvekillerinin "Ne olmuş yani?" demesi üzerine Köse, "Sen ne olduğunu çok iyi biliyorsun. Yavuz Sultan Selim, Alevilerin gözünde bir Hitler'dir. Yavuz Sultan Selim, Alevi çocuklarının kanını içmiştir döneminde" ifadelerini kullandı.

Bu sırada CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Köse'nin konuşması sırasında yerinden kalkarak, AK Parti Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ'ın oturduğu yerden Meclis kürsüsüne ve konuşmacıya sırtını döndüğünü göstererek, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'dan bu duruma müdahale etmesi talebinde bulundu.

Bahçekapılı ise böyle bir usulün olmadığını belirterek, Tanal'dan yerine oturmasını ve kürsüdeki milletvekilinin konuşmasını kesmemesini istedi. Tanal'ın Demirbağ'a yönelik sözlerine bazı AK Parti milletvekilleri de "Sana ne?" diyerek tepki gösterdiler.

Tanal'ın yerine oturmasının ardından Köse, konuşmasını tamamladı.

İdari yargıda 5 yıl süreyle görev yapan hakim veya savcılarla Cumhurbaşkanınca seçilen Danıştay üyelerinden hukuk fakültesi mezunu olmayanların sınavsız olarak hukuk fakültelerine yerleştirilmesi uygulamasından vazgeçildi.

TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen, kamuoyunda "yargı paketi" olarak bilinen Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 1. bölümü üzerindeki görüşmeler sürüyor.

CHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu ve arkadaşları, 1. bölümde yer alan 7. maddenin tekliften çıkartılması için önerge verdi. Önerge kabul edildi.

Böylece, "idari yargıda 5 yıl süreyle görev yapan hakim veya savcılarla Cumhurbaşkanınca seçilen Danıştay üyelerinden hukuk fakültesi mezunu olmayanların, YÖK tarafından mevcut kontenjanlara ilave olarak, hukuk fakültelerine sınavsız yerleştirilmesi" uygulamasından vazgeçildi.

MHP, kamuoyunda "yargı paketi" olarak bilinen Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 1. bölümde yer alan maddeler üzerinde önerge verdi.

Önerge üzerinde konuşan MHP Isparta Milletvekili Korkmaz'ın sözleri Genel Kurul'daki atmosferin yükselmesine neden oldu.

Başbakan Davutoğlu'nun dün grup toplantısında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye yönelttiği hususlara açıklık getirmek istediğini söyleyen Korkmaz, Davutoğlu'nun, Bahçeli'nin, "Dersim isyanının 3,5 oy için istismar edildiği" eleştirisine, "cesaretin varsa git bunları Tunceli'de söyle" dediğini anlattı. Korkmaz, şöyle konuştu:

"Dersim isyancılarına övgü düzmek korkaklığınızın, pısırıklığınızın eseri mi? PKK ve bebek katili ile masaya oturmanız, onu müzakereci konumuna getirmeniz de teröristlerden ve örgütten korkunuzdan mı kaynaklanıyor? Kendinize eziyet eden, döven, çarpan iri kıyım bir zorba karşısında taşın, kovuğun arkasına saklanıp, 'ben söyleyemiyorum, cesaretin varsa sen söyle Tunceli'de söyle' demekten ne farkı var? Çocukca ve maalesef çapsız bir söylem. Sayın Başvekil, korkarak ve saklanarak yalçın kayalar aşılmaz. Devleti yönetmek cesaret ister, cesur yürekli olmayı gerektirir. Zamanı geldiğinde anadan, yardan, serden, mevki ve makamdan vazgeçmeyi gerektirir. Bugüne kadar bulunduğunuz makama emeksiz, asansörle yükseldiğiniz için, ağa babanız tarafından görevlendirildiğiniz için, bunları bilmezseniz.

Sayın Başvekil, senin yönettiğin ülkede farklı görüşlerin ifadesi, cesaret gerektiriyorsa bu kimin acizliği, basiretsizliğidir? Devletin gücünün, hukukun, ifade hürriyetinin oluşmadığı yerler olduğunu itiraf ederken, ben de soruyorum; Sayın Davutoğlu siz ne iş yaparsınız? Herkesin ağzına bir parmak bal çalmak değildir devlet adamlığı. Bizi cesaret sınavına davet etmek, senin kalibreni aşar. Biz devlet, millet için, al yıldızlı al bayrak için canından vazgeçmiş ülkücüleriz. Bunu dün de yaptık, gerektiğinde bugün de yaparız. Sizin gibi ülkenin doğusunda ayrı, batısında ayrı konuşup siyasi literatüre dans numuneleri sunan değil, batıda her daim söylediğimiz gibi 'Ne Mutlu Türküm Diyene' desturunu, Diyarbakır'da da Rize'de de Şırnak'ta da Isparta'da da Van'da da da meydanlarda söyleyen efeleriz, seymenleriz, Türk milliyetçileriyiz."

Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Biz öyle kuru edebiyatla milliyetçilik yapmayız. Milliyetçilik milletine hizmet etmekle olur" dedi.

Kimin bu millete hizmet ettiğini milletin çok iyi takdir ettiğini ifade eden Aydın, "Eğer orada ay yıldızlı al bayrak dalgalanıyorsa, kusura bakmayın, MHP o bölgede niye yok? Devri iktidarınızda o bölge olağanüstü hallerle idare ediliyordu. Bu ülkenin bir bölgesini farklı hukuki rejime tabi tutmuştunuz, işkenceler, faili meçhuller vardı. Siz o bölgeyi kafanızda bölmüştünüz zaten, asıl bölücülüğü yapan sizsiniz. Sizin kafanızda böldüğünüz Türkiye'yi AK Parti birleştiriyor, kaynaştırıyor. Siz orada nerede varsınız, orası Türkiye'nin parçası ise niye yoksunuz? Kürtlerin, Alevilerin, mütedeyyin insanların, gayrimüslimlerin sorunları ile de ilgileniyoruz" diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu ise "Kimin nereyi bölüp bölmediği meselesini bizimle burada tartışmaya yüzünüz var mı bilmiyorum ama 5 bölgede özerklik ilan eden bir grup var; Diyarbakır, Silvan, Cizre başta olmak üzere" dedi.

Halaçoğlu, "Siz oraya gidemediğimizi iddia ediyorsanız, kendi ayıbınızı itiraf ediyorsunuz demektir. Eğer o bölgeler güvenli değilse, oralara gidilemiyorsa siz oraları güvenli hale getiremediniz demektir, suçu başkasına atmakla kurtulamazsınız. Oralara 5 bin, 10 bin kişi ile Ankara'dan, Kayseri'den polis götürerek gidiyorsanız, bu başarı değildir. Siz saray yapmakla meşgulsunuz, oralar ile meşgul değilsiniz. Genel başkanımız da Tunceli'ye gidecektir" dedi.

Tekrar kürsüye gelen Ahmet Aydın, "Biz 'güvenlikten dolayı bölgeye gidemezsiniz' demedik. Bölgeyi güvenli hale getiren AK Parti. Siz bu politikalarınızla bölgeye gidemiyorsunuz. Demek ki siz korkuyormuşsunuz da bölgeye gitmiyormuşsunuz. Onu gördük" dedi.

Muhalefetin Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilgili sözlerine de cevap veren Aydın, "Türkiye Cumhuriyeti büyüyen, kalkınan, gelişen bir ülke. Bu ülkenin onuruna yakışan bir sarayı, kendi ülkenize, kendi Cumhurbaşkanınıza yakıştıramıyorsunuz, bu milletin Cumhurbaşkanına yakıştıramıyorsunuz" diye konuştu.

Elindeki belgeyi gösteren Aydın, "Bu yapı ruhsatı, kapı gibi ruhsat, sana göstereyim. Yapı kullanma, iskan ruhsatı. Burada kaçak hiç bir şey yok. Hiç kusura bakmayın" sözlerini sarfetti.

Ahmet Aydın, AK Parti ile CHP ve MHP'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki son yerel seçimde aldığı oy oranları hakkında bilgi verdi. Aydın, "Mardin CHP ve MHP 0,9, AK Parti 29,3. Van CHP 0,8, MHP 0,7, AK Parti 41.2. Batman CHP 0,8, MHP 0,5, AK Parti 31. Siirt CHP 0,8, MHP 0,9, AK Parti 41. Şanlıurfa CHP 0,9, MHP 0,4, AK Parti 61,7. Bitlis CHP 1,5, AK Parti 40,6. Erzurum CHP 1,6, MHP 29, AK Parti 38.8. Adıyaman'a gelince, Adıyaman zaten yüzde 70 AK Parti" diye konuştu.

TBMM Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı, tartışmanın ve gerginliğin devam etmesi üzerine birleşime ara verdi.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****