2009-05-26 - 14:40
DTP GRUP TOPLANTISI...
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, DTP'li milletvekillerinin ifadelerinin istenmesinin hukuksuzluk olduğunu öne sürerek, ''Bu hukuksuzluğun ortağı olmamak için ifade vermeyeceğiz'' dedi.

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, DTP'li milletvekillerinin ifadelerinin istenmesinin hukuksuzluk olduğunu öne sürerek, ''Bu hukuksuzluğun ortağı olmamak için ifade vermeyeceğiz'' dedi.

Türk, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, kendisinin ve
partisindeki 5 milletvekilinin ifadelerinin alınmak istendiğini, günlerdir,
''DTP'liler ifade vermeye gidecek mi? 1994'teki görüntüler yeniden yaşanacak
mı?'' tartışmalarının yapıldığını söyledi. Bir takım odakların böyle bir tabloyu
görmek isteyebileceğini iddia eden Türk, ''Biz, bu oyuna gelmeyeceğiz. Bu
senaryoya asla alet olmayacağız'' dedi.

Ahmet Türk, yargılandıkları davaların Anayasa'nın 14. maddesine
girmediğini, isnat edilen suçlamaların tamamen düşünce özgürlüğüyle ilgili
olduğunu savundu.

''Çok açık biçimde Anayasa'yı, hukuku zorlayarak bizleri yargılamak
istiyorlar'' diyen Türk, şöyle devam eti:

''Burada aslında hukuki olmaktan öteye siyasi bir karar söz konusudur.
Yerel mahkemeler, isnat edilen suçlamaları dokunulmazlık kapsamında görmüştür.
Yargıtay, Adalet Bakanlığının istemi doğrultusunda, hukuku zorlayarak
yargılanmamız yönünde bir karar vermiştir.

Geçen yıl Sayın Meclis Başkanı'yla yaptığımız görüşmede uyarılarda
bulunduk, 'dokunulmazlıklarımıza rağmen bizleri yargılamaya çalışıyorlar önlem
alınmazsa bu krize dönüşecektir' dedik. Dokunulmazlıklarımızın tespitiyle ilgili
olarak mahkemelere yazı gönderilmesini önerdik. Ama maalesef bu konuda bir
gelişme olmadı ve kriz bugün patladı. Bu krizin ve hukuksuzluğun ortağı olmamak
için de ifade vermeyeceğiz.

Kaderin cilvesi midir bilinmez ama DTP milletvekillerinin yargılanması
için yargı kararı aldıranlar, kısa bir süre sonra bu kez kendi partileri
hakkındaki kapatma davasıyla karşı karşıya kalmıştır. Ve bu kez kendileri yargıyı
siyasi karar almakla eleştirmiştir. Ne hazindir ki kendisi de yargı mağduru olan
bir iktidar partisi, maruz kaldığı uygulamaların aynısını, muhaliflerine karşı
devreye koymuştur. Zira Sayın Cumhurbaşkanı hakkında mahkemenin verdiği yargılama
kararının önünü açan da yine Adalet Bakanlığı, Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı
olmuştur.

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, ''Kürt sorununun çözümünün bir başka bahara ertelenemeyeceği aşikardır'' dedi.

Türk, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmasında, çoğulculuğu ve
çok kültürlülüğü güvence altına alan, toplumsal sözleşme niteliğinde yeni bir
Anayasa oluşturulması gerektiğini söyledi. Türk, toplumun beklentisinin, şeffaf
ve demokratik bir merkezi yönetim, güçlü bir parlamento ve ademi merkeziyetçiliği
esas alan katılımcı yerel yönetim olduğunu ifade etti.

Temsilde adaletin sağlanabilmesi için seçim sisteminin baştan aşağı
yenilenmesi gerektiğini öne süren Türk, mevcut sistemin değişmesi için halkın
kararını verdiğini, bu nedenle devletin ciddi bir karar aşamasına geldiğini
söyledi.

Bu karar sürecini belirleyecek temel faktörün Kürt sorunu olduğunu
savunan Türk, ''Kürt sorununa yaklaşım, Türkiye'nin kaderini belirleyecektir.
Çünkü ülkemizin değişim ve dönüşümünün önündeki en önemli engel Kürt sorununun
çözümsüzlüğüdür. Eğer Kürt sorunu çözüm sürecine girmezse demokrasi dışı güçler
ülkeyi yeniden esir alacaktır. Susurluk'un, Ergenekon'un beslendiği nokta, Kürt
sorununun çözümsüzlüğüdür'' dedi.

Kürt sorununun, demokratik, sivil yöntemlerle çözülebileceğini belirten
Türk, bu çözümün başka bahara ertelenemeyeceğinin aşikar olduğunu ifade eti.

''CHP'NİN ARAYIŞLARINI ÖNEMSİYORUZ''

DTP Genel Başkanı Türk, Kürt sorununun çözümü konusunda, CHP'de sınırlı
da olsa bazı arayışların başladığını gördüklerini, bunu önemsediklerini, ancak
yeterli bulmadıklarını söyledi.

CHP gibi köklü bir partinin Kürt sorunu gibi kapsamlı bir sorun için daha
bütünlüklü çözüm önerileri üretmesi gerektiğini belirten Türk, şunları söyledi:

''Bu noktada CHP'ye şu çağrıyı yapmak istiyorum; 1989'da, 1990'larda
hazırladığınız o eski Kürt raporlarındaki kapsamlı çözüm önerilerine, cesur
biçimde geri dönün. Kamuoyu, Kürtler ve bu ülkenin sosyal demokratları, sizin
1990'lardaki gerçek sosyal demokrat çizginize geri dönmenizi istiyor ve
bekliyor.

Sayın Baykal'a seslenmek istiyorum; Türk ve Kürt halkını kucaklaştırmak,
gerçek bir kardeşliği tesis etmek tarihi bir görev olarak önümüzde durmaktadır.
Bu noktada size önemli görev ve sorumluluk düşmektedir. Sayın Baykal, seçimler
öncesi 20 Ekim 2002'de Diyarbakır meydanında halka şöyle seslenmiştiniz: 'Şu
geçmişi aşmalıyız, geçmişin ipoteğinden kendimizi kurtarmalıyız. Bir barış
dönemi, bir af dönemi, kardeşlik dönemi açmak, kucaklaşmak istiyoruz.' İşte Sayın
Baykal'ı bu çizgisine geri dönmeye çağırıyoruz.''

Seçimlerin ardından partilerine yönelik operasyonlar başlatıldığını, 52
parti yöneticisi ve 200'ün üzerinde üyelerinin tutuklandığını belirten Türk,
''Bizler her şart altında o arkadaşlarımızın düşüncelerini savunmaya devam
edeceğiz'' dedi.

"SURİYE SINIRINDAKİ MAYINLI ARAZİLER"

Genel Kurulda görüşülmeye devam edilen ''Suriye sınırındaki mayınlı
arazilerin temizlenmesi'' konusuna değinen Türk, 877 kilometrelik Suriye
sınırında, 50 yılı aşkın süre, mayınlamadan dolayı kullanılamayan on binlerce
hektarlık arazi bulunduğunu söyledi.

Mayınların temizlenmesinin ardından arazilerin mülk sahiplerine geri
verilmesi, geri kalanının da topraksız köylüler arasında paylaştırılması
gerektiğini ifade eden Türk, ''Bu geniş araziler üzerinde, ekolojik tarım
yapılarak, Türkiye'nin tarım politikası ve toprak reformuna güzel bir örnek
oluşturulabilir'' dedi.

Türk, konuşmasına şöyle devam etti:

''Bu konu bağlamında Sayın Başbakan'ın farklı kimlik ve kültürlerin bu
ülkeden gönderilmesini faşizanlık olarak nitelendirmesi de önemlidir. Bu doğru
bir yaklaşımdır. Gerçekten Osmanlı'daki çok kültürlü yapı gerek mübadele gerek
tehcir yoluyla tekleştirilmeye çalışıldı. Farklı kimlik ve kültürler bu ülkeden
uzaklaştırıldı. Kürtler de tek tipleştirme projesine tabi tutuldu. Şimdi
Türkiye'nin bu geçmişiyle yüzleşmesi gerekmektedir. Başbakan'ın açıklamaları
olumludur ama yeterli değildir. Farklı kültür ve kimliklerin tanınması, Anayasal
güvenceye alınması gerekmektedir. Umarız ki Başbakan'ın bu söylemleri daha önce
de olduğu gibi kısa vadeli ve dar ufuklu bir pragmatizmin kurbanı olmaz.''

"MAYIN MAĞDURLARI TBMM'DE"

Bu arada, mayın patlamaları nedeniyle sakat kaldıkları belirtilen bir
grup vatandaş, DTP grup toplantısına katıldı. Vatandaşlar, Suriye sınırında
temizlenecek arazilerden, kendi hakları olan bölümün verilmesini talep etiklerini
söyledi.

Mayınsız Bir Türkiye Girişimi Koordinatörü Muteber Öğreten, 36 kişiden
oluşan mayın mağdurlarının, CHP grup toplantısına ve tasarının görüşüleceği Genel
Kurula da katılacağını bilirdi.