2011-07-15 - 18:43
Silvanda'ki hain saldırı TBMM gündeminde ele alındı. TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, Meclis Başkanlık Divanı olarak, Türk milletini terörü lanetlemeye, birlik ve beraberliğe davet ederek, ''Zaman artık konuşma, söz söyleme, taziye mesajları yayınlama zamanı değil. Sözün bittiği noktadayız. Terörle ülkemize zarar vermek isteyenler, bumerang misali terör silahının kendilerini de vurduklarını görmelidir'' dedi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, Meclis Başkanlık
Divanı olarak, Türk milletini terörü lanetlemeye, birlik ve beraberliğe davet
ederek, ''Zaman artık konuşma, söz söyleme, taziye mesajları yayınlama zamanı
değil. Sözün bittiği noktadayız. Terörle ülkemize zarar vermek isteyenler,
bumerang misali terör silahının kendilerini de vurduklarını görmelidir'' dedi.
TBMM Genel Kurulu, Sadık Yakut'un başkanlığında toplandı. Gündemdışı
konuşmalara geçmeden önce, Yakut, Diyarbakır Silvan'da 13 askerin şehit
edilmesini kınadı. Yakut, mübarek üç aylarda, Beraat müjdesi almaya
hazırlandıkları bu anlamlı günü şehit haberleriyle karşılamanın tarifsiz acısı,
üzüntüsü içinde olduklarını söyledi.
''Asırlardır sömürgeci, emperyalist zihniyetin kirli temsilciliğini yapan
dış güç ve devletlerin, bu coğrafyada, Orta Doğu'da sergiledikleri insanlık,
insaf ve izan dışı oyunlarına son vermelerini beklemediklerini'' anlatan Yakut,
''Çünkü bu coğrafyanın sahip olduğu jeopolitik konum, ekonomik zenginlikler,
petrol, doğalgaz başta olmak üzere zengin enerji, yeraltı kaynakları, her zaman
büyük güçlerin çıkarları için ilgi alanlarında öncelikle yer almış, değişmeyen
böl-yönet politikalarının ışığı altında nifak tohumlarını saçmaya devam
etmişlerdir'' diye konuştu.
Yakut, 19. Yüzyıl'ın sonları, 20. Yüzyıl'ın başlarında, dış güçlerin
oyununa gelmeyen Osmanlı Kürtlerinin, Trablusgarp, Yemen, Balkan Savaşları, 1.
Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusu içinde yer alarak, Osmanlı'ya sadakatinden
vazgeçmediğini ifade etti. Yakut, aynı sadakati, mensubiyet, aidiyet ve
birliktelik duyguları içinde Sevr'de, milli mücadelede ve sonrasında da Türkiye
Cumhuriyeti'ne sadakat noktasında gerçek iradesini sergilemekten hiçbir zaman
kaçınmadığını anlattı.
Paris Konferansı, Sevr, TBMM zabıtları ve Lozan kayıtlarının bunların
sayısız örneklerine tanık olduğuna işaret eden Yakut, sözlerine şöyle devam
etti:
''Değişen dünyanın değişen aktörleri, küresel güç ve çıkarlarını
güçlendirmek ve korumak için yeni enstrümanlar ortaya çıkarmış ve yöntemlerle
hain senaryolarını gerçekleştirmek üzere yeni oyunlarını sahneye koymaktan
kaçınmamışlardır. Bu tür oyunlarda kullandıkları en önemli silahın adı terördür.
Maalesef, ülkemiz de bu hain ve kirli silahın hedefinde yer almış ve terörün
insafsız, insanlık dışı her türlü versiyonu bu topraklarda yıllardan beri
sergilenmiştir. Terörün görünen yüzü ve kullanılan eli, dış gücün ve devletlerin
içerideki hain işbirlikçileri olmuştur. Aziz milletimize böylesine bir acıyı
yaşatan hain teröristlerle, görünen yüz ve kullanılan el ile mücadele etmek ve
hak ettikleri cezayı bu kapsamda ve anlayışta vermek yeterli değildir.
Eli kanlı terör örgütünün ve uzantılarının, yerli işbirlikçilerinin
arkasındaki görünmeyen dış güçlerle; devletin bekası, milletin varlığı ve
insanlarımızın güvenliği, en temel hak ve özgürlüklerini özgürce, eşit olarak
ayrımcılığa tabi olmadan kullanabilmelerini teminen mücadele etmek en önemli
milli görevimizdir. Terörle ülkemize zarar vermek isteyenler, bumerang misali
terör silahının kendilerini de vurduklarını görmeli ve terörün acısını
cüzdanlarında, banka hesaplarında, ticari karlılıklarının ötesinde yüreklerinde
de hissetmelidirler. Körle yatan şaşı kalkar misali, Terörle yatanın nasıl
kalkacağını tüm dünyaya göstermeliyiz.''
Yakut, Türk milletinin ayrılmaz parçası ve müstesna evlatları olan
Türklerin Kürtlerle, Kürtlerin Türklerle bir düşmanlığının olmadığını belirterek,
''Olması için bir neden de yoktur'' dedi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, şöyle konuştu:
''Milli benlik ve bilinç altımızda; coğrafya, inanç, kültür, aile, iş
birliği, milli mücadele birliği, kaderde, kıvançta aynı şeyleri, sayılamayacak
ortak değerleri paylaşma birliği olan bir milletin birliğini, dirliğini ancak ve
ancak kendi çıkarlarını gerçekleştirmek üzere kirli oyunlar sahneye koymaktan
kaçınmayan dış güçlerin bozmaya çalışacağını gözden kaçırmamak, dış güce alet
olmamak gerekir.
Ziya Gökalp'in mısralarında dile getirdiği gibi; 'Kürtleri sevmeyen bir
Türk varsa Türk değildir/Türkleri sevmeyen bir Kürt varsa Kürt değildir.' Bugün,
bir avuç, Türklük ve Kürtlükten ve insanlıktan nasibini almayan bir terörist
varsa, karşısında milyonların olduğunu unutmamalı ve hesaplar buna göre
yapılmalıdır. Satranç oyununda terör piyonlarını kullananların, Türkiye
Cumhuriyeti Devleti'ni köşeye sıkıştırarak 'şah-mat' diyemeyeceklerinin sayısız
örnekleri yakın tarihimizin sayfalarında açıktır.
Bu acılı günde söylenecek çok sözümüz var. Bir de hayatın gerçeği var.
Yapamayan konuşur... Zaman artık konuşma, söz söyleme, taziye mesajları
yayınlama, 'şehidimizin kanı yerde kalmayacak, terörle mücadele azmimiz
kararlıkla sürdürülecektir' deme zamanı değil. Sözün bittiği noktadayız.''
Yakut, bağımsızlık mücadelesinin kalbi olan TBMM'nin bu sıkıntılı
günlerde de tarihi misyonuna uygun şekilde milli göreve hazır olduğunu kaydetti.
''Yasama olarak bize düşen, bizden istenen neyse dün olduğu gibi bugün de vermeye
ve yerine getirmeye hazırız'' diyen Yakut, terörle mücadelede yer alan tüm kurum
ve kuruluşların fedakarlıklarını, azim, gayretlerini takdirle karşıladıklarını
kaydetti.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu ve geçmişte buna benzer olayların bir daha tekrarlanmaması için
'terör önleyici istihbarat ve eylem;pusu öncesi karşı koyma'
uygulamalarında istihbarat zafiyetinin yaşanmaması için gerekli önlemlerin
alınması, yeniden yapılandırma ile istihbarat ve analiz birliğinin sağlanmasının
önemine dikkat çekmek istiyorum. Bu vahim hadisenin; 'şer denilenlerde de bir
hayır vardır' ifadesinden hareketle, her büyük acının beraberinde, beklenmeyen
hayırlı sonuçlara vesile olmasını umuyorum.
Şehitlerimize Cenabı Hak'tan rahmet, yakınlarına ve aziz milletimize
başsağlığı, gazilerimize sağlık diliyor, Başkanlık Divanı olarak, yüce Türk
milletini terörü lanetlemeye, birlik ve beraberliğe davet ediyorum.''
(18:43)
Divanı olarak, Türk milletini terörü lanetlemeye, birlik ve beraberliğe davet
ederek, ''Zaman artık konuşma, söz söyleme, taziye mesajları yayınlama zamanı
değil. Sözün bittiği noktadayız. Terörle ülkemize zarar vermek isteyenler,
bumerang misali terör silahının kendilerini de vurduklarını görmelidir'' dedi.
TBMM Genel Kurulu, Sadık Yakut'un başkanlığında toplandı. Gündemdışı
konuşmalara geçmeden önce, Yakut, Diyarbakır Silvan'da 13 askerin şehit
edilmesini kınadı. Yakut, mübarek üç aylarda, Beraat müjdesi almaya
hazırlandıkları bu anlamlı günü şehit haberleriyle karşılamanın tarifsiz acısı,
üzüntüsü içinde olduklarını söyledi.
''Asırlardır sömürgeci, emperyalist zihniyetin kirli temsilciliğini yapan
dış güç ve devletlerin, bu coğrafyada, Orta Doğu'da sergiledikleri insanlık,
insaf ve izan dışı oyunlarına son vermelerini beklemediklerini'' anlatan Yakut,
''Çünkü bu coğrafyanın sahip olduğu jeopolitik konum, ekonomik zenginlikler,
petrol, doğalgaz başta olmak üzere zengin enerji, yeraltı kaynakları, her zaman
büyük güçlerin çıkarları için ilgi alanlarında öncelikle yer almış, değişmeyen
böl-yönet politikalarının ışığı altında nifak tohumlarını saçmaya devam
etmişlerdir'' diye konuştu.
Yakut, 19. Yüzyıl'ın sonları, 20. Yüzyıl'ın başlarında, dış güçlerin
oyununa gelmeyen Osmanlı Kürtlerinin, Trablusgarp, Yemen, Balkan Savaşları, 1.
Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusu içinde yer alarak, Osmanlı'ya sadakatinden
vazgeçmediğini ifade etti. Yakut, aynı sadakati, mensubiyet, aidiyet ve
birliktelik duyguları içinde Sevr'de, milli mücadelede ve sonrasında da Türkiye
Cumhuriyeti'ne sadakat noktasında gerçek iradesini sergilemekten hiçbir zaman
kaçınmadığını anlattı.
Paris Konferansı, Sevr, TBMM zabıtları ve Lozan kayıtlarının bunların
sayısız örneklerine tanık olduğuna işaret eden Yakut, sözlerine şöyle devam
etti:
''Değişen dünyanın değişen aktörleri, küresel güç ve çıkarlarını
güçlendirmek ve korumak için yeni enstrümanlar ortaya çıkarmış ve yöntemlerle
hain senaryolarını gerçekleştirmek üzere yeni oyunlarını sahneye koymaktan
kaçınmamışlardır. Bu tür oyunlarda kullandıkları en önemli silahın adı terördür.
Maalesef, ülkemiz de bu hain ve kirli silahın hedefinde yer almış ve terörün
insafsız, insanlık dışı her türlü versiyonu bu topraklarda yıllardan beri
sergilenmiştir. Terörün görünen yüzü ve kullanılan eli, dış gücün ve devletlerin
içerideki hain işbirlikçileri olmuştur. Aziz milletimize böylesine bir acıyı
yaşatan hain teröristlerle, görünen yüz ve kullanılan el ile mücadele etmek ve
hak ettikleri cezayı bu kapsamda ve anlayışta vermek yeterli değildir.
Eli kanlı terör örgütünün ve uzantılarının, yerli işbirlikçilerinin
arkasındaki görünmeyen dış güçlerle; devletin bekası, milletin varlığı ve
insanlarımızın güvenliği, en temel hak ve özgürlüklerini özgürce, eşit olarak
ayrımcılığa tabi olmadan kullanabilmelerini teminen mücadele etmek en önemli
milli görevimizdir. Terörle ülkemize zarar vermek isteyenler, bumerang misali
terör silahının kendilerini de vurduklarını görmeli ve terörün acısını
cüzdanlarında, banka hesaplarında, ticari karlılıklarının ötesinde yüreklerinde
de hissetmelidirler. Körle yatan şaşı kalkar misali, Terörle yatanın nasıl
kalkacağını tüm dünyaya göstermeliyiz.''
Yakut, Türk milletinin ayrılmaz parçası ve müstesna evlatları olan
Türklerin Kürtlerle, Kürtlerin Türklerle bir düşmanlığının olmadığını belirterek,
''Olması için bir neden de yoktur'' dedi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, şöyle konuştu:
''Milli benlik ve bilinç altımızda; coğrafya, inanç, kültür, aile, iş
birliği, milli mücadele birliği, kaderde, kıvançta aynı şeyleri, sayılamayacak
ortak değerleri paylaşma birliği olan bir milletin birliğini, dirliğini ancak ve
ancak kendi çıkarlarını gerçekleştirmek üzere kirli oyunlar sahneye koymaktan
kaçınmayan dış güçlerin bozmaya çalışacağını gözden kaçırmamak, dış güce alet
olmamak gerekir.
Ziya Gökalp'in mısralarında dile getirdiği gibi; 'Kürtleri sevmeyen bir
Türk varsa Türk değildir/Türkleri sevmeyen bir Kürt varsa Kürt değildir.' Bugün,
bir avuç, Türklük ve Kürtlükten ve insanlıktan nasibini almayan bir terörist
varsa, karşısında milyonların olduğunu unutmamalı ve hesaplar buna göre
yapılmalıdır. Satranç oyununda terör piyonlarını kullananların, Türkiye
Cumhuriyeti Devleti'ni köşeye sıkıştırarak 'şah-mat' diyemeyeceklerinin sayısız
örnekleri yakın tarihimizin sayfalarında açıktır.
Bu acılı günde söylenecek çok sözümüz var. Bir de hayatın gerçeği var.
Yapamayan konuşur... Zaman artık konuşma, söz söyleme, taziye mesajları
yayınlama, 'şehidimizin kanı yerde kalmayacak, terörle mücadele azmimiz
kararlıkla sürdürülecektir' deme zamanı değil. Sözün bittiği noktadayız.''
Yakut, bağımsızlık mücadelesinin kalbi olan TBMM'nin bu sıkıntılı
günlerde de tarihi misyonuna uygun şekilde milli göreve hazır olduğunu kaydetti.
''Yasama olarak bize düşen, bizden istenen neyse dün olduğu gibi bugün de vermeye
ve yerine getirmeye hazırız'' diyen Yakut, terörle mücadelede yer alan tüm kurum
ve kuruluşların fedakarlıklarını, azim, gayretlerini takdirle karşıladıklarını
kaydetti.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu ve geçmişte buna benzer olayların bir daha tekrarlanmaması için
'terör önleyici istihbarat ve eylem;pusu öncesi karşı koyma'
uygulamalarında istihbarat zafiyetinin yaşanmaması için gerekli önlemlerin
alınması, yeniden yapılandırma ile istihbarat ve analiz birliğinin sağlanmasının
önemine dikkat çekmek istiyorum. Bu vahim hadisenin; 'şer denilenlerde de bir
hayır vardır' ifadesinden hareketle, her büyük acının beraberinde, beklenmeyen
hayırlı sonuçlara vesile olmasını umuyorum.
Şehitlerimize Cenabı Hak'tan rahmet, yakınlarına ve aziz milletimize
başsağlığı, gazilerimize sağlık diliyor, Başkanlık Divanı olarak, yüce Türk
milletini terörü lanetlemeye, birlik ve beraberliğe davet ediyorum.''
(18:43)
