2008-05-20 - 11:51
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Bağımsız bir ülke olan Türkiye'nin kendi karasuları içinde, devletimizin Cumhurbaşkanlığı makamının, bir İngiliz savaş gemisinde Kraliçe tarafından kabulü, hepimiz derinden düşündürmelidir'' dedi.
MHP Grubu toplandı.
Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, 19 Mayıs Gençlik ve Spor
Bayramının önemine değindi. Dün, büyük Atatürk'ün doğumunun 127 ve
millet için bir dönüm noktası olan Samsun'a atılan ilk adımın, 89.yıldönümü
olduğunu hatırlatan Bahçeli, ''19 Mayıs 1919'da Atatürk'le başlayan
süreç; umutsuzluk, yoksulluk, yılgınlık içinde ve hareketsiz kalmış
millet varlığına olan inancın ifadesi ve başlangıç noktası olmuştur''
diye konuştu.
Bahçeli, Samsun'dan başlayan bu mücadele sürecinin, Erzurum ve Sivas
Kongreleri ile anlam ve güç kazandığını, Ankara'da Meclisin açılmasından
sonra da Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması ve Cumhuriyetin ilanı ile
taçlandığını bildirdi.
''Bu itibarla, 19 Mayıs tarihi ile gelişen olaylar zinciri, atıl duran
ve bir ilk hareket bekleyen millet varlığından, nasıl bir mücadele
yöntemi çıkabileceğinin de eşi bulunmaz bir örneği olmuştur'' diyen
Bahçeli, şöyle konuştu:
''Ne üzücüdür ki aradan geçen 89 yıl sonra, yöneticilerin gafletinin,
devletimizin kazanımlarını sekteyle uğratacak, milletimizin kaynaşmasını
geriye döndürecek önemli gelişmelere kapı araladığı bu günlerde, 19
Mayıs 1919 ruhunun manası hepimiz için daha da önem kazanmıştır. Bundan
89 yıl önce, 15 Mayıs 1919'da, Atatürk'ün ertesi gün, gemi ile Samsun'a
gitmek için son hazırlıkları yaptığı bir günün tam 89 yıl sonrasında ve
aynı gün yaşananları dikkatinize sunmak istiyorum. İngiltere'nin
İstanbul'da davet verebileceği başkonsolosluk mekanı bulunmasına rağmen,
bağımsız bir ülke olan Türkiye'nin kendi karasuları içinde, devletimizin
Cumhurbaşkanlığı makamının, bir İngiliz savaş gemisinde Kraliçe
tarafından kabulü, hepimiz derinden düşündürmelidir. Yabancı devlet
adamlarının milli meselelerimize, 'Görüş' adı altında küstahça müdahale
ettikleri, sözde tavsiye maskesi ile direktifler yağdırdıkları, Türk
hukuk sistemini, siyaset geleneğini ve milli haysiyetini aşağılamaya
çalıştıkları günümüzdeki gelişmeler iyi yorumlanmalıdır. Bunun için, bu
tarih doğra okunmalı ve doğru anlamlandırılmalıdır. 19 Mayıs, zedelenen,
aşağılanan, hor görülen milli onurun dirilişidir. 19 Mayıs, Türk
milletinin tarih sahnesinde yeniden doğruluşudur. 19 Mayıs,
teslimiyetçi, tavizkar ve kişiliksiz yönetimlere karşı milli devletin
doğuşunun müjdesidir.''
MHP Genel Başkanı Bahçeli, kurtuluş mücadelesini başlatan Mustafa Kemal
Atatürk'ü, kurucu kahramanları ve aziz şehitleri şükran, minnet ve
rahmetle bir kez daha andığını söyledi.
-''MİLYONLARCA AİLE YOKSULLUKLA BOĞUŞUYOR''-
Türkiye'de gençlerin içinde bulunduğu durumun yeterli olmadığını
vurgulayan Bahçeli, Türkiye'de bugün 15 ile 24 yaş arasındaki genç
nüfusun 13 milyona yaklaştığına dikkati çekti.
Bahçeli, ''Beşeri potansiyel'' demek olan bu fikir ve emek ordusunun
sayısının, birçok ülkenin toplam nüfusundan daha fazla olduğunu
belirterek, ''Ancak, bu yaş grubuna sağlanan eğitimin, iş imkanlarının
ve hayat standardının, geleceğimizin teminatı olduğunu sürekli
tekrarladığınız gençlerimiz açısından yeterli olduğu söylemek mümkün
değildir'' dedi.
Türkiye'de milyonlarca ailenin yoksullukla boğuştuğunu ifade eden
Bahçeli, Türkiye'de bugün işi olmayan her yüz kişiden 35'inin genç
olduğunu, 1,5 milyona yakın gencin ise iş aradığını bildirdi.
Devlet Bahçeli, genç nüfusun yüzde 30'unun öğrenci, yüzde 30'unun da
çalıştığını, geri kalanın ise ne okuduğunu ne de çalıştığını dile
getirerek, ''Bu durum yaklaşık 5 milyon gencin tamamen atıl olarak
beklediğini göstermektedir. Bizim anlayışımıza göre bu tablo,
kullanamadığımız, hatta maddi ve manevi anlamda etrafına bir yük olan
servetin israfı demektir'' diye konuştu.
Üniversite kapılarında her yıl bekleyen genç sayısının, 2 milyona
dayandığını, mezuniyet sonrası bitmek tükenmek bilmeyen iş arama
sorunlarına rağmen, bunların ise ancak 3'de birinin yükseköğretim imkanı
bulduğunu ifade eden Bahçeli, gençliği hayata tutunma umudunun giderek
zayıfladığını savundu.
-SES VE MÜZİK YARIŞMALARI-
MHP Lideri Bahçeli, ''Geleceğini ses ve müzik yarışmalarına,
piyangolara, bahislere, satış oyunlarına bağlayanların sayısı çığ gibi
büyümektedir. Kısa yoldan para kazandıracağı düşüncesiyle
televizyonlardaki yarışmalarına başvuranların sayısı birkaç milyona
ulaşmıştır. Genç nüfusun işsizliği, beraberinde sosyal ve kriminal
sorunlar da getirmektedir. Şiddete eğilim artmakta, sorunların yalnızca
kaba kuvvetle çözüleceğine dair kanaatler güçlenmektedir'' dedi.
Yapılan bir ankete göre gençliğin önem verdiği, örnek aldığı şahısların
arasında, dizi film kahramanlarının olmasının herkesi düşündürmesi
gerektiğini anlatan Bahçeli, ''Feodal kalıntı, töre, mafya türündeki
dizi filmlerin özellikle gençler arasında rağbet görmesi, okul önlerinde
giderek artan şiddet olayları, ilkokullara kadar inen suçlu yaşı, başta
hükümet olmak üzere hepimiz için uyarıcı olması gereken bir konudur''
diye konuştu.
-''GENÇLER SAHİPSİZ''-
Sigara, alkol ve hatta uyuşturucu kullanan genç nüfusun sayısında
yaşanan artışın, gençlerin ne kadar sahipsiz olduklarını gözler önüne
serdiğini dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti:
''Gençlerimize bugün sahip çıkamamanın faturası, önümüzdeki 25 yıllık
süreçte karşımıza çıkacak, yaşlanacak olan bugünkü gençler, ülkemizin
önüne o tarihlerde başka ilave sorunları da beraberinde getireceklerdir.
Bu nedenle sorun büyük ve çözümü acildir. Günübirlik tedbirlerle
geçiştirilemeyecek kadar ciddidir. Partimiz, gençliğe yapılacak
yatırımı, aziz Cumhuriyetimizi emanet etmenin anlamına da uygun olarak,
Türkiye'nin geleceğine yapılacak en önemli yatırım olarak görmektedir.
Bu itibarla hükümetten, Türkiye'nin acil çözüm bekleyen birikmiş ağır
sorunlarının yanı sıra ve onlardan da önce olmak üzere, gençliğin
sorunlarına eğilmesini bekliyoruz. Bizim anlayışımıza göre,
Cumhuriyetimizi emanet ettiğimiz geçtiğin bizden daha iyi ve daha
sorumlu yetişmesi, hepimiz için vazgeçilmez bir milli görev, aynı
zamanda vatan ve insanlık borcudur. Aksi halde, görevini yerine
getirmeyen yetişkinlerin ihmal ettiği gençlerin, ekonomiye, eğitime
ailelerine, topluma ve Ülkemize bir katkılarının olmasını istemek de
beklemek de insaflı ve adil bir yaklaşım olmayacaktır.''
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti
hakkında açılan kapatma davasının ''Hükümetin zaten kusurlu olan yönetim
zafiyetini tamamen zayıflattığını'' öne sürdü.
''Başbakan Erdoğan, partisinin kapatılması ve kendisinin yargılanması
yolunun açılmasına yönelik kaygılarla itidal ve soğukkanlılığını giderek
kaybetmektedir'' diyen Bahçeli, Türkiye'nin, hür bir siyasi irade
tarafından değil, AK Parti'nin korkularının neden olduğu saiklerce
yönetildiğini iddia etti.
Devlet Bahçeli, AK Parti politikalarını benimsemediği veya destek
olmadığından kuşkulanılan herkes ve her kurumun, AK Parti'nin bekası
için tehdit eden oluşumlar olarak takdim edilmeye başlandığını ifade
ederek, ''Muhalefet partileri ve devlet kurumları darbeci, hükümeti
eleştiren herkes darbe işbirlikçisi, ekonomik sıkıntılarını dile
getirenler ise bozguncu ve istikrar düşmanı olarak ilan edilmektedir. Başbakanın
ve siyaset tarzının yarattığı komplo teorileri ile gerilim ortamı,
toplumumuzu her geçen gün yeni bir çatışmaya sürüklemektedir. Her karar
ve icraata korku ve vehimler hakim olmaya başlamıştır'' dedi.
-''HALKINI GÖZLEYEN, KUŞKU DUYAN...''-
Yargıtay Başsavcısının başlattığı hukuki sürecin bile ''Yargı darbesi''
olarak adlandırıldığını belirten Bahçeli, bunun hukuka, kurumlara,
devlete ve insanların birbirine olan güven ve saygı ortamını
zedeleyebileceğini söyledi.
MHP lideri Bahçeli şöyle devam etti:
''Sürekli olarak demokrasi alanını genişletmekten söz eden AKP,
oluşturmaya çalıştıkları korku diktatörlüğü ile anayasal ve demokratik
hakları bile kontrol atına almaya çalışmaktadır.
Özel hayatın gizliliği, aile hayatına saygı, haberleşme hürriyeti gibi
temel hak ve özgürlüklerin ihlaline yönelik kuşkular artmaktadır.
Bu uygulamaları ile Hükümet, Türkiye'yi özel hayatların bile
denetlendiği ve dinlendiği totaliter bir yapıya doğru sürüklemektedir.
Demokrasimiz, bu şekliyle artık halkını koruyan ve kollayan değil,
halkını gözleyen, kuşku duyan ve izleyen bir yönetim haline gelmek
üzeredir.''
Suçla mücadele için hizmet vermesi gereken yasal dinleme ve takip
mekanizmaları kullanılarak vatandaşın üzerinde yasa dışı tahakküm,
bastırma çabaları ile bir nüfuz imkanı yaratılmak istendiğine yönelik
kuşkuların arttığını ifade eden Bahçeli, bu konuda acilen tedbir
alınamaması ve kontrol sağlanmaması halinde milletin birbirine olan
güveninin tamamen sarsılacağını kaydetti.
Bahçeli, gelişmeler karşısında dayatma ve tehditlere sessiz ve seyirci
kalmalarının düşünülemeyeceğini belirterek, ''Kendi vatandaşlarını
tehdit gören, bir siyaset anlayışı ile Türkiye'nin yönetilmesi ve devamı
mümkün değildir. Ancak her şeye rağmen bu hayati dönemde kardeşliğimizin
pekiştirilmesine, devlet ve kurumlarımıza olan güvenin artırılmasına,
milletimizin endişe ve tereddütlerinin acilen giderilmesine olan ihtiyaç
her zamankinden fazladır'' diye konuştu.
-''14 MAYIS DÜNYA ÇİFTÇİLER GÜNÜ''-
MHP Genel Başkanı Bahçeli, konuşmasında, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler
Gününün buruk bir şekilde kutlandığını, çiftçilerin sadece ''sandık
görününce akıllara düşmemesi gerektiğini'' bildirdi.
Tarım kesiminde çalışan milyonlarca vatandaşın AK Parti iktidarı
süresince tamamen görmezden gelindiğini, umursanmadığını ve hatta
dışlandığını iddia eden Bahçeli, bu kesimin feryadının artık dalga dalga
yükseldiğini söyledi. Bahçeli, çiftçinin hasat mevsimini, ''sorunların
büyüyeceği, yeni problemlerin ortaya çıkacağı bir zaman olarak
gördüğünü'' söyledi.
Binbir emekle, kavurucu sıcağın altında, geçim kaygısıyla onurlu bir
mücadele veren, zor şartların içinde çare arayan çiftçilerin halinin tam
anlamıyla perişan olduğunu ifade eden Bahçeli, ''Ortalama
50 günlük bir hasat süresiyle, 315 gün boyunca Türkiye'yi doyuran bu
fedakar ve çalışkan insanların, maalesef kendileri doymamaktadır'' dedi.
''Rantiyecilerle, vurguncularla, komisyoncularla, yağmacılar ve
fırsatçılarla işbirliği yapan iktidar partisinin, çiftçilerimizi
tarlalarında, bahçelerinde, bostanlarında, evlerinde, köy meydanlarında
kaderlerine terk etmiş olması hiç de şaşırtıcı sayılmamalıdır'' diyen
Bahçeli, tarımsal üretimdeki girdi fiyatlarının yüksekliğine bağlı
sorunların gün geçtikçe büyümesini; ''köylülerin, çiftçilerin
unutulmasının açık göstergesi'' olarak niteledi.
-''SİZ OLSAYDINIZ GÜBRE KULLANIR MIYDINIZ?''-
Başbakan Erdoğan'ın, her fırsatta 2002 yılıyla bugünü karşılaştırdığına
işaret eden Bahçeli, şöyle devam etti:
''Amonyum nitrat gübresinin fiyatı 2002 yılına göre yüzde 213, üre
gübrenin fiyatı yüzde 284 oranında yükselmiştir. DAP
gübresindeki fiyat artışı ise daha ürkütücü olup yine 2002'ye kıyasla
yüzde 380 olarak ortaya çıkmıştır. Amonyum sülfat gübresinin fiyatı da
2002 yılından bugüne, yaklaşık olarak yüzde 242 oranında artmıştır.
Buradan Başbakan Erdoğan'a sormak lazımdır. Siz olsaydınız, bu şartlar
altında gübreyi üretimde kullanır mıydınız?
Önemli sorunlardan birisi de çiftçilerimizin üretimlerini yapabilmeleri,
tarlalarını ekebilmeleri için vazgeçilmez öneme sahip olan tohumluk
fiyatlarındaki artıştır.
Makarnalık buğdayı yetiştirebilmek için gerekli olan tohumun kilogramı
2002 yılına göre bugün yüzde 67,4 oranında artmış, birinci grup ekmeklik
buğdayın tohumluk fiyatı ise yüzde 73,4 oranında yükselmiştir. Yem
olarak da kullanılan arpanın tohumluk fiyatı ise 2002 yılına kıyasla
yüzde 90 oranında artarak, üreticilerimizi ve hayvancılıkla uğraşanları
zor duruma düşürmüştür.''
-''ÇİFTÇİ ÜRETİMDEN CAYMA NOKTASINA GELDİ''-
Tarımsal üretimin yapılabilmesi için vazgeçilmez öneme sahip olan mazot
zammının, çiftçiyi üretimden caydırma noktasına getirdiğini vurgulayan
Bahçeli, mazota 2002 yılına göre yüzde 140 düzeyinde artış yapıldığını
ifade etti.
Dekar başına hububat üretiminde sulama maliyetindeki artışın ise 2002'ye
göre yüzde 154 olduğunu vurgulayan Bahçeli, şeker pancarının, pamuğun ve
çeltiğin sulama maliyetlerindeki artışın da 2002'ye oranla yüzde 160'a
yükseldiğini bildirdi.
-''SORUMLUSU BAŞBAKAN ERDOĞAN VE HÜKÜMETİDİR''-
Fiyat artışlarının, çiftçiyi üretim yapamaz, karınlarını doyuramaz hale
getirdiğini öne süren Bahçeli, üretimden elde edilen gelirle pazar
sepetinin bile doldurulamadığını söyledi.
MHP lideri Bahçeli, şunları kaydetti:
''Nereden nereye gelindiğini bütün vahametiyle gösteren bu manzaranın
neresinde gelişme, büyüme, zenginleşme olduğunu Başbakan Erdoğan izah
etmelidir? Bu utanılacak tablonun neresinde istikrar bulunduğunu mutlaka
açıklamak durumundadır?
Bilinmelidir ki terk edilen köylerin, bırakılan toprakların, dökülen
gözyaşlarının, tükenen umutların ve haciz kıskacında olanların tek ve
yegane sorumlusu Başbakan Erdoğan ve hükümetidir.
Helal kazancının peşinde olan, sofrasına bir tas sıcak çorba
koyabilmenin peşinde olan milyonlarca vatandaşımıza; para baronlarına,
Ortadoğu şeyhlerine, holding patronlarına gösterilen ilginin küçük bir
bölümünün dahi çok görüldüğü, artık gün gibi ortadır.''
Grup toplantısında, Osmaniye'ye bağlı Bahçe ilçesinin DP'li Belediye
Başkanı Murat Altındiş ve Başkanvekili Mehmet Topuz MHP'ye katıldı.
Altındiş ve Topuz'un rozetini Devlet Bahçeli taktı.
Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, 19 Mayıs Gençlik ve Spor
Bayramının önemine değindi. Dün, büyük Atatürk'ün doğumunun 127 ve
millet için bir dönüm noktası olan Samsun'a atılan ilk adımın, 89.yıldönümü
olduğunu hatırlatan Bahçeli, ''19 Mayıs 1919'da Atatürk'le başlayan
süreç; umutsuzluk, yoksulluk, yılgınlık içinde ve hareketsiz kalmış
millet varlığına olan inancın ifadesi ve başlangıç noktası olmuştur''
diye konuştu.
Bahçeli, Samsun'dan başlayan bu mücadele sürecinin, Erzurum ve Sivas
Kongreleri ile anlam ve güç kazandığını, Ankara'da Meclisin açılmasından
sonra da Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması ve Cumhuriyetin ilanı ile
taçlandığını bildirdi.
''Bu itibarla, 19 Mayıs tarihi ile gelişen olaylar zinciri, atıl duran
ve bir ilk hareket bekleyen millet varlığından, nasıl bir mücadele
yöntemi çıkabileceğinin de eşi bulunmaz bir örneği olmuştur'' diyen
Bahçeli, şöyle konuştu:
''Ne üzücüdür ki aradan geçen 89 yıl sonra, yöneticilerin gafletinin,
devletimizin kazanımlarını sekteyle uğratacak, milletimizin kaynaşmasını
geriye döndürecek önemli gelişmelere kapı araladığı bu günlerde, 19
Mayıs 1919 ruhunun manası hepimiz için daha da önem kazanmıştır. Bundan
89 yıl önce, 15 Mayıs 1919'da, Atatürk'ün ertesi gün, gemi ile Samsun'a
gitmek için son hazırlıkları yaptığı bir günün tam 89 yıl sonrasında ve
aynı gün yaşananları dikkatinize sunmak istiyorum. İngiltere'nin
İstanbul'da davet verebileceği başkonsolosluk mekanı bulunmasına rağmen,
bağımsız bir ülke olan Türkiye'nin kendi karasuları içinde, devletimizin
Cumhurbaşkanlığı makamının, bir İngiliz savaş gemisinde Kraliçe
tarafından kabulü, hepimiz derinden düşündürmelidir. Yabancı devlet
adamlarının milli meselelerimize, 'Görüş' adı altında küstahça müdahale
ettikleri, sözde tavsiye maskesi ile direktifler yağdırdıkları, Türk
hukuk sistemini, siyaset geleneğini ve milli haysiyetini aşağılamaya
çalıştıkları günümüzdeki gelişmeler iyi yorumlanmalıdır. Bunun için, bu
tarih doğra okunmalı ve doğru anlamlandırılmalıdır. 19 Mayıs, zedelenen,
aşağılanan, hor görülen milli onurun dirilişidir. 19 Mayıs, Türk
milletinin tarih sahnesinde yeniden doğruluşudur. 19 Mayıs,
teslimiyetçi, tavizkar ve kişiliksiz yönetimlere karşı milli devletin
doğuşunun müjdesidir.''
MHP Genel Başkanı Bahçeli, kurtuluş mücadelesini başlatan Mustafa Kemal
Atatürk'ü, kurucu kahramanları ve aziz şehitleri şükran, minnet ve
rahmetle bir kez daha andığını söyledi.
-''MİLYONLARCA AİLE YOKSULLUKLA BOĞUŞUYOR''-
Türkiye'de gençlerin içinde bulunduğu durumun yeterli olmadığını
vurgulayan Bahçeli, Türkiye'de bugün 15 ile 24 yaş arasındaki genç
nüfusun 13 milyona yaklaştığına dikkati çekti.
Bahçeli, ''Beşeri potansiyel'' demek olan bu fikir ve emek ordusunun
sayısının, birçok ülkenin toplam nüfusundan daha fazla olduğunu
belirterek, ''Ancak, bu yaş grubuna sağlanan eğitimin, iş imkanlarının
ve hayat standardının, geleceğimizin teminatı olduğunu sürekli
tekrarladığınız gençlerimiz açısından yeterli olduğu söylemek mümkün
değildir'' dedi.
Türkiye'de milyonlarca ailenin yoksullukla boğuştuğunu ifade eden
Bahçeli, Türkiye'de bugün işi olmayan her yüz kişiden 35'inin genç
olduğunu, 1,5 milyona yakın gencin ise iş aradığını bildirdi.
Devlet Bahçeli, genç nüfusun yüzde 30'unun öğrenci, yüzde 30'unun da
çalıştığını, geri kalanın ise ne okuduğunu ne de çalıştığını dile
getirerek, ''Bu durum yaklaşık 5 milyon gencin tamamen atıl olarak
beklediğini göstermektedir. Bizim anlayışımıza göre bu tablo,
kullanamadığımız, hatta maddi ve manevi anlamda etrafına bir yük olan
servetin israfı demektir'' diye konuştu.
Üniversite kapılarında her yıl bekleyen genç sayısının, 2 milyona
dayandığını, mezuniyet sonrası bitmek tükenmek bilmeyen iş arama
sorunlarına rağmen, bunların ise ancak 3'de birinin yükseköğretim imkanı
bulduğunu ifade eden Bahçeli, gençliği hayata tutunma umudunun giderek
zayıfladığını savundu.
-SES VE MÜZİK YARIŞMALARI-
MHP Lideri Bahçeli, ''Geleceğini ses ve müzik yarışmalarına,
piyangolara, bahislere, satış oyunlarına bağlayanların sayısı çığ gibi
büyümektedir. Kısa yoldan para kazandıracağı düşüncesiyle
televizyonlardaki yarışmalarına başvuranların sayısı birkaç milyona
ulaşmıştır. Genç nüfusun işsizliği, beraberinde sosyal ve kriminal
sorunlar da getirmektedir. Şiddete eğilim artmakta, sorunların yalnızca
kaba kuvvetle çözüleceğine dair kanaatler güçlenmektedir'' dedi.
Yapılan bir ankete göre gençliğin önem verdiği, örnek aldığı şahısların
arasında, dizi film kahramanlarının olmasının herkesi düşündürmesi
gerektiğini anlatan Bahçeli, ''Feodal kalıntı, töre, mafya türündeki
dizi filmlerin özellikle gençler arasında rağbet görmesi, okul önlerinde
giderek artan şiddet olayları, ilkokullara kadar inen suçlu yaşı, başta
hükümet olmak üzere hepimiz için uyarıcı olması gereken bir konudur''
diye konuştu.
-''GENÇLER SAHİPSİZ''-
Sigara, alkol ve hatta uyuşturucu kullanan genç nüfusun sayısında
yaşanan artışın, gençlerin ne kadar sahipsiz olduklarını gözler önüne
serdiğini dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti:
''Gençlerimize bugün sahip çıkamamanın faturası, önümüzdeki 25 yıllık
süreçte karşımıza çıkacak, yaşlanacak olan bugünkü gençler, ülkemizin
önüne o tarihlerde başka ilave sorunları da beraberinde getireceklerdir.
Bu nedenle sorun büyük ve çözümü acildir. Günübirlik tedbirlerle
geçiştirilemeyecek kadar ciddidir. Partimiz, gençliğe yapılacak
yatırımı, aziz Cumhuriyetimizi emanet etmenin anlamına da uygun olarak,
Türkiye'nin geleceğine yapılacak en önemli yatırım olarak görmektedir.
Bu itibarla hükümetten, Türkiye'nin acil çözüm bekleyen birikmiş ağır
sorunlarının yanı sıra ve onlardan da önce olmak üzere, gençliğin
sorunlarına eğilmesini bekliyoruz. Bizim anlayışımıza göre,
Cumhuriyetimizi emanet ettiğimiz geçtiğin bizden daha iyi ve daha
sorumlu yetişmesi, hepimiz için vazgeçilmez bir milli görev, aynı
zamanda vatan ve insanlık borcudur. Aksi halde, görevini yerine
getirmeyen yetişkinlerin ihmal ettiği gençlerin, ekonomiye, eğitime
ailelerine, topluma ve Ülkemize bir katkılarının olmasını istemek de
beklemek de insaflı ve adil bir yaklaşım olmayacaktır.''
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti
hakkında açılan kapatma davasının ''Hükümetin zaten kusurlu olan yönetim
zafiyetini tamamen zayıflattığını'' öne sürdü.
''Başbakan Erdoğan, partisinin kapatılması ve kendisinin yargılanması
yolunun açılmasına yönelik kaygılarla itidal ve soğukkanlılığını giderek
kaybetmektedir'' diyen Bahçeli, Türkiye'nin, hür bir siyasi irade
tarafından değil, AK Parti'nin korkularının neden olduğu saiklerce
yönetildiğini iddia etti.
Devlet Bahçeli, AK Parti politikalarını benimsemediği veya destek
olmadığından kuşkulanılan herkes ve her kurumun, AK Parti'nin bekası
için tehdit eden oluşumlar olarak takdim edilmeye başlandığını ifade
ederek, ''Muhalefet partileri ve devlet kurumları darbeci, hükümeti
eleştiren herkes darbe işbirlikçisi, ekonomik sıkıntılarını dile
getirenler ise bozguncu ve istikrar düşmanı olarak ilan edilmektedir. Başbakanın
ve siyaset tarzının yarattığı komplo teorileri ile gerilim ortamı,
toplumumuzu her geçen gün yeni bir çatışmaya sürüklemektedir. Her karar
ve icraata korku ve vehimler hakim olmaya başlamıştır'' dedi.
-''HALKINI GÖZLEYEN, KUŞKU DUYAN...''-
Yargıtay Başsavcısının başlattığı hukuki sürecin bile ''Yargı darbesi''
olarak adlandırıldığını belirten Bahçeli, bunun hukuka, kurumlara,
devlete ve insanların birbirine olan güven ve saygı ortamını
zedeleyebileceğini söyledi.
MHP lideri Bahçeli şöyle devam etti:
''Sürekli olarak demokrasi alanını genişletmekten söz eden AKP,
oluşturmaya çalıştıkları korku diktatörlüğü ile anayasal ve demokratik
hakları bile kontrol atına almaya çalışmaktadır.
Özel hayatın gizliliği, aile hayatına saygı, haberleşme hürriyeti gibi
temel hak ve özgürlüklerin ihlaline yönelik kuşkular artmaktadır.
Bu uygulamaları ile Hükümet, Türkiye'yi özel hayatların bile
denetlendiği ve dinlendiği totaliter bir yapıya doğru sürüklemektedir.
Demokrasimiz, bu şekliyle artık halkını koruyan ve kollayan değil,
halkını gözleyen, kuşku duyan ve izleyen bir yönetim haline gelmek
üzeredir.''
Suçla mücadele için hizmet vermesi gereken yasal dinleme ve takip
mekanizmaları kullanılarak vatandaşın üzerinde yasa dışı tahakküm,
bastırma çabaları ile bir nüfuz imkanı yaratılmak istendiğine yönelik
kuşkuların arttığını ifade eden Bahçeli, bu konuda acilen tedbir
alınamaması ve kontrol sağlanmaması halinde milletin birbirine olan
güveninin tamamen sarsılacağını kaydetti.
Bahçeli, gelişmeler karşısında dayatma ve tehditlere sessiz ve seyirci
kalmalarının düşünülemeyeceğini belirterek, ''Kendi vatandaşlarını
tehdit gören, bir siyaset anlayışı ile Türkiye'nin yönetilmesi ve devamı
mümkün değildir. Ancak her şeye rağmen bu hayati dönemde kardeşliğimizin
pekiştirilmesine, devlet ve kurumlarımıza olan güvenin artırılmasına,
milletimizin endişe ve tereddütlerinin acilen giderilmesine olan ihtiyaç
her zamankinden fazladır'' diye konuştu.
-''14 MAYIS DÜNYA ÇİFTÇİLER GÜNÜ''-
MHP Genel Başkanı Bahçeli, konuşmasında, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler
Gününün buruk bir şekilde kutlandığını, çiftçilerin sadece ''sandık
görününce akıllara düşmemesi gerektiğini'' bildirdi.
Tarım kesiminde çalışan milyonlarca vatandaşın AK Parti iktidarı
süresince tamamen görmezden gelindiğini, umursanmadığını ve hatta
dışlandığını iddia eden Bahçeli, bu kesimin feryadının artık dalga dalga
yükseldiğini söyledi. Bahçeli, çiftçinin hasat mevsimini, ''sorunların
büyüyeceği, yeni problemlerin ortaya çıkacağı bir zaman olarak
gördüğünü'' söyledi.
Binbir emekle, kavurucu sıcağın altında, geçim kaygısıyla onurlu bir
mücadele veren, zor şartların içinde çare arayan çiftçilerin halinin tam
anlamıyla perişan olduğunu ifade eden Bahçeli, ''Ortalama
50 günlük bir hasat süresiyle, 315 gün boyunca Türkiye'yi doyuran bu
fedakar ve çalışkan insanların, maalesef kendileri doymamaktadır'' dedi.
''Rantiyecilerle, vurguncularla, komisyoncularla, yağmacılar ve
fırsatçılarla işbirliği yapan iktidar partisinin, çiftçilerimizi
tarlalarında, bahçelerinde, bostanlarında, evlerinde, köy meydanlarında
kaderlerine terk etmiş olması hiç de şaşırtıcı sayılmamalıdır'' diyen
Bahçeli, tarımsal üretimdeki girdi fiyatlarının yüksekliğine bağlı
sorunların gün geçtikçe büyümesini; ''köylülerin, çiftçilerin
unutulmasının açık göstergesi'' olarak niteledi.
-''SİZ OLSAYDINIZ GÜBRE KULLANIR MIYDINIZ?''-
Başbakan Erdoğan'ın, her fırsatta 2002 yılıyla bugünü karşılaştırdığına
işaret eden Bahçeli, şöyle devam etti:
''Amonyum nitrat gübresinin fiyatı 2002 yılına göre yüzde 213, üre
gübrenin fiyatı yüzde 284 oranında yükselmiştir. DAP
gübresindeki fiyat artışı ise daha ürkütücü olup yine 2002'ye kıyasla
yüzde 380 olarak ortaya çıkmıştır. Amonyum sülfat gübresinin fiyatı da
2002 yılından bugüne, yaklaşık olarak yüzde 242 oranında artmıştır.
Buradan Başbakan Erdoğan'a sormak lazımdır. Siz olsaydınız, bu şartlar
altında gübreyi üretimde kullanır mıydınız?
Önemli sorunlardan birisi de çiftçilerimizin üretimlerini yapabilmeleri,
tarlalarını ekebilmeleri için vazgeçilmez öneme sahip olan tohumluk
fiyatlarındaki artıştır.
Makarnalık buğdayı yetiştirebilmek için gerekli olan tohumun kilogramı
2002 yılına göre bugün yüzde 67,4 oranında artmış, birinci grup ekmeklik
buğdayın tohumluk fiyatı ise yüzde 73,4 oranında yükselmiştir. Yem
olarak da kullanılan arpanın tohumluk fiyatı ise 2002 yılına kıyasla
yüzde 90 oranında artarak, üreticilerimizi ve hayvancılıkla uğraşanları
zor duruma düşürmüştür.''
-''ÇİFTÇİ ÜRETİMDEN CAYMA NOKTASINA GELDİ''-
Tarımsal üretimin yapılabilmesi için vazgeçilmez öneme sahip olan mazot
zammının, çiftçiyi üretimden caydırma noktasına getirdiğini vurgulayan
Bahçeli, mazota 2002 yılına göre yüzde 140 düzeyinde artış yapıldığını
ifade etti.
Dekar başına hububat üretiminde sulama maliyetindeki artışın ise 2002'ye
göre yüzde 154 olduğunu vurgulayan Bahçeli, şeker pancarının, pamuğun ve
çeltiğin sulama maliyetlerindeki artışın da 2002'ye oranla yüzde 160'a
yükseldiğini bildirdi.
-''SORUMLUSU BAŞBAKAN ERDOĞAN VE HÜKÜMETİDİR''-
Fiyat artışlarının, çiftçiyi üretim yapamaz, karınlarını doyuramaz hale
getirdiğini öne süren Bahçeli, üretimden elde edilen gelirle pazar
sepetinin bile doldurulamadığını söyledi.
MHP lideri Bahçeli, şunları kaydetti:
''Nereden nereye gelindiğini bütün vahametiyle gösteren bu manzaranın
neresinde gelişme, büyüme, zenginleşme olduğunu Başbakan Erdoğan izah
etmelidir? Bu utanılacak tablonun neresinde istikrar bulunduğunu mutlaka
açıklamak durumundadır?
Bilinmelidir ki terk edilen köylerin, bırakılan toprakların, dökülen
gözyaşlarının, tükenen umutların ve haciz kıskacında olanların tek ve
yegane sorumlusu Başbakan Erdoğan ve hükümetidir.
Helal kazancının peşinde olan, sofrasına bir tas sıcak çorba
koyabilmenin peşinde olan milyonlarca vatandaşımıza; para baronlarına,
Ortadoğu şeyhlerine, holding patronlarına gösterilen ilginin küçük bir
bölümünün dahi çok görüldüğü, artık gün gibi ortadır.''
Grup toplantısında, Osmaniye'ye bağlı Bahçe ilçesinin DP'li Belediye
Başkanı Murat Altındiş ve Başkanvekili Mehmet Topuz MHP'ye katıldı.
Altındiş ve Topuz'un rozetini Devlet Bahçeli taktı.
