2016-06-21 - 16:09
CHP GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, geçen hafta sonu İstanbul'da turizm sektörünün bileşenleriyle bir araya geldiğini anımsattı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, geçen hafta sonu İstanbul'da turizm sektörünün bileşenleriyle bir araya geldiğini anımsattı.

Kılıçdaroğlu, geçen hafta sonu İstanbul'da turizm sektörünün bileşenleriyle bir araya geldiğini belirterek, "Kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Pek çok sorunu dinledik ve bu sorunların nasıl çözülmesinin gerektiğini de anlattık. 'Ankara'da koltukta oturan beyler bu sorunu çözemezler, bu sorunu çözmek için halktan yana olmak lazım. Onun için bu sorunu ancak CHP çözer' dedim." ifadesini kullandı.

Turizm bileşenlerinin, "Turist gelmiyor" dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, bunun doğru olduğunu, ancak "Turist niye gelmiyor?" sorusunun sorulması gerektiğini söyledi.

Turizm için gerekli her şeyin Türkiye'de bulunduğunu dile getiren Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Bu sorunun cevabını tartıştık, turizm sektörünün bileşenleri ortak olarak şu cümleyi kullanıyor: 'Turistin Türkiye'ye gelmemesinin temel nedeni, Türkiye'nin dünyada bozulan imajı. Türkiye çağdaş bir ülke görünmüyor. Türkiye'de demokrasi, hukukun üstünlüğü yok, Türkiye'de bir dikta yönetimi var, bu yönetimin olduğu yere biz gidelim' diyorlar.

Batı'da herhangi bir üldeki haberleri izleyin, bütün haberler Türkiye'nin aleyhine. İnsan hakkı ihlalleri Türkiye'de var, gazeteciler, masum insanlar hapse atılıyor... Bu gerçekler üzerinden yola çıktığımızda, hadi Rusya ile kavga ettik. Ama Almanya ile Fransa ile İngiltere ile kavga etmedik, niye gelmiyor? Türkiye'nin bozulan imajını nedeniyle."

İktidarın, Türkiye'nin bozulan imajını düzeltmek yerine tam tersine hareket ettiğini öne süren Kılıçdaroğlu, dün de üç aydının, "terör örgütüne yardım ve yataklık yapmak" suçlamasıyla tutuklandığını dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, "Şimdi ben o hakime sormak isterim: Terör örgütüne yardım ve yataklık yapan arıyorsan, bu beyler Ankara'da oturuyor. Hepsi Ankara'da. Hepsi terör örgütüne yardım ve yataklık yaptı." görüşünü savundu.

Eskiden çiftçilerin yağmur duasına çıktığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet tarihinde ilk kez esnafın yağmur duasından sonra "turist duasına" çıktığını öne sürdü.

Kılıçdaroğlu, "Sevgili esnaf kardeşim, durumunuz kötü ben biliyorum, ama seni bu hale getiren kim? Sen önce bu soruyu vicdanına sor bakalım, seni bu hale kim getirdi? 14 yıldır iktidardalar, ne oldu birden bire turistler bıçak gibi kesildi? Ama seni bu noktaya getiren bu siyaset anlayışına senin de 'dur' demen, 'yeter' demen lazım." diye konuştu.

Bodrum'da esnafın ilçeye gelen 3-5 turisti kapmak için kavga ettiği haberlerinin gazetelere yansıdığını belirten Kılıçdaroğlu, Hükümetin yanlış dış politikasının faturasını doğrudan sokaktaki vatandaşın çektiğini iddia etti.

Kılıçdaroğlu, "Ankara'daki beylerin keyfi yerinde. Bir elleri yağda, bir elleri balda. Çocuklarının hepsi işi var. Gemiler deseniz, han, hamam deseniz onlarda. Peki esnaf kardeşim seni düşünen var mı? Sana söz veriyorum söz; CHP dışında sana inanan yok, ben sana inanıyorum." açıklamasını yaptı.

Bugün gazetelerde "İsrail'le barışacağız" şeklinde haberler olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Bunlar değil miydi atıp tutanlar, kızdığı zaman 'İsrail dölü' diyenler bunlar değil miydi?" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, 2 Ocak 2016'da Başbakan'ın, "İsrail'e muhtacız" dediğini öne sürerek, şunları söyledi:

"Şimdi ben 78 milyon vatandaşıma sesleniyorum, ne oldu da Türkiye birden bire İsrail'e muhtaç hale geldi? Türkiye, İsrail'e muhtaç hale gelirken bu ülkeyi yönetenler kimlerdi? Mangalda kül bırakmıyorlardı. 'Asarız, keseriz' diyorlardı. Bütün aydınlara sesleniyorum: Şu andaki hükümet Türkiye'nin çıkarlarını korumaktan uzak bir hükümettir. En zayıf halkadadır, en zayıf dönemindedir ve Türkiye'nin çıkarlarını çok rahat bir şekilde kendi geleceği için pazarlayabilecek konumdadır. Herkes bunu böyle bilsin."

Çiftçilerin durumunun da iç açıcı olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, hükümetin sabah, öğle, akşam "reform paketi" açıkladığını ancak bu paketlerden vatandaşın hiçbir şey elde edemediğini ileri sürdü.

13 Haziran 2016'da Hükümet Sözcüsü olarak Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli'nin reform paketi açıkladığını belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Reformlardan biri de şu: 'Türkiye yurt dışında verimli tarım arazisi kiralayacak.' Size komik gelebilir, inanmayabilirsiniz ama hükümetin reform paketinde var. Sayın Nurettin Canikli televizyona çıktı bunu söyledi. Şimdi ben çiftçiye soruyorum: Allah aşkına siz bütün tarlalarınızı ektiniz mi? Yani ekilecek yer kalmadı, ürünler tamamen tüketildi, Türkiye'nin ihtiyacı var, gideceğiz başka devletlerden toprak kiralayacağız, orada ekeceğiz, Türkiye'ye getireceğiz... Vallahi kimsenin aklına böyle bir şey gelmez. Allah akıl fikir versin. Bunların reform dediği bu. Sen bu ülkede son 14 yılda 2 Trakya büyüklüğünde alanın ekilmediğini bilmiyor musun? Çünkü çiftçi ektiğinin karşılığını alamıyor, o zaman ekmeyeyim diyor. Siz bırakmışsınız Türkiye'yi, başka ülkelerde toprak kiralıyorsunuz. Aslında amaçları, malı götürecekler de bunu götürürken bir kılıf bulacaklar. Yandaşlara 'Git Afrika'dan şu ülkeden bir toprak kirala. Kaça kiraladın? 10 lira, ben sana 500 lira vereceğim, yarı yarıya bölüşürüz biz bunu.' Yapmak istedikleri bu. Yani fakir fukarının cebinden parayı nasıl yürüteceğiz, bunun yolunu arıyorlar."

"Çiftçi kardeşim unutmasın, bu hükümet senin çıkarlarını savunan bir hükümet değildir" diyen Kılıçdaroğlu, "Örnek mi istiyorsun; Türkiye'nin Tarım Bakanı, Fransa tarımına yaptığı katkılar nedeniyle Şövalye Madalyası aldı. Şaka gibi değil mi? Açar bakarsın. Bakanlığın internet sitesinde de var. Bunu öğren kardeşim, sandığa giderken vicdanına sor kardeşim, sandığa giderken 'CHP dışında bizi düşünen başka parti yoktu...' söyle kardeşim." değerlendirmesini yaptı.

Daha komik şeyler de yaşandığını savunan Kılıçdaroğlu, Hükümetin çiftçiye ektiği ürün için cüzzi de olsa prim verildiğini bildirdi. Çiftçinin, pirimini bankadan alırken kendisinden komisyon kesildiğini ve buna Hükümetten bir müdahalede de bulunulmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, ayrıca çiftçiden elektrik borcu olup olmadığına dair de yazı istendiğini kaydetti.

Kılıçdaroğlu, "Borcu varsa ödeme yapmıyor. Devlet bunu yapar mı? Sen çiftçinin mi hakkını koruyacaksın, elektrik şirketlerinin mi hakkını koruyacaksın? Varsa bir borcu gider öder." dedi.

Buğdayda hasadın başlamasına rağmen TMO'nun henüz daha fiyatını açıklamadığını belirten Kılıçdaroğlu, bunun TMO Kanunu'na aykırı olduğunu öne sürdü.

İktidar olmaları durumunda CHP'nin yapacaklarını da anlatan Kılıçdaroğlu, "Sana prim verildiği zaman CHP iktidarında kesinti yapılmayacak, o parayı alacaksın. Prim alacağını 'başka borcu var mıdır yok mudur' diye bloke ettirmeyeceğiz." ifadesini kullandı.

Tarım Kanunu gereği her yıl milli gelirden yüzde 1 payı çiftçiye vereceklerini aktaran Kılıçdaroğlu, ayrıca her köyde bir ziraatçı veya veteriner olacağını söyledi.

Kılıçdaroğlu, kendi iktidarlarında hangi ürün için kaç lira prim verileceğini de bir yıl öncesinden açıklayacaklarını dile getirdi.

Tüm bunların yanında her gün şehitler geldiğini ve terörün azdığını belirten Kılıçdaroğlu, "Havuz medyası dediğimiz bir medya var biliyorsunuz. Bu medyanın koordinatörü de biliyorsunuz 'Milyon Ali', afedersiniz, Binali. O da koordinatörü bu işin. Geçen bu gazetelerden biri başlık atmış, '14 ile silah gömüldü' diyor. '287 terörist keşif için Türkiye'ye gönderildi.' Peki kardeşim, 14 ile silah gömüldüyse iktidarda kim vardı?" ifadelerini kullandı.

AK PARTİ'nin "sanki dün iktidara gelmiş" gibi bir özelliği olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"14 ile silah gömülürken, bu ülkede yönetici, vali, emniyet müdürü, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı kimdi? Sen bunu soracaksın, terör örgütüyle masaya oturan kimdi? Bugün Binali Bey açıklama yapıyor, 'Bazı belediyeler terör örgütüne lojistik destek yapıyorlardı' diyor. İyi de yaparlarken iktidarda kim vardı? 200 ton bomba, söyleyen AKP Genel Başkan Yardımcısı, '200 ton bombayı şehirlere yerleştirdiler' diyor. Kim iktidardı, bunlar değil miydi? Şimdi kalkmışlar gerekçe arıyorlar, acaba kime yıkarız diye? Önünüzde kitapçıklar var, herkes onu okusun, kim terör örgütlerine yardım ve yataklık yapıyor, bütün delilleriyle o kitapta var, devletin arşivlerinde bunlardan daha fazlası var."

Bütün bunlar yaşanırken, birinin derdinin hiç değişmediğini savunan Kılıçdaroğlu, "İlla ben başkan olacağım. Vatandaş mı? Önemli değil. İşsizlik mi? Hiç önemli değil. Terör? Önemli değil. Nedir önemli olan? 'Beni başkan yapın.' Kardeşim seni başkan yapmayacağız." dedi.

ABD tipi başkanlıkla ilgili iki soru sorduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Eyalet sistemine ne diyorsun? 'Biz üniter devletiz' diyor. 'Bunu Mısır'daki sağır sultan da duydu' diyor. Mısır'daki sağır sultan duydu da senin kafanın arkasında başka şeyler var, biz onu biliyoruz. Şimdi sen çark etme. Sen Amerikan Başkanlık sistemini eğer getireceksen sana üç tane soru daha soruyorum. Bir; orada milletvekilleri kürsüye çıkar istedikleri kadar konuşurlar, süre kısıtlaması yoktur. Milletvekili halkın kürsüsüne çıkar, istediği kadar konuşur ve anlatır. 1957'de bir senatör kürsüye çıkıyor 24 saat 18 dakika konuşuyor. Demokrasi budur işte. 'Hayır 5 dakikadan fazla konuşamazsın' diyorlar. Bunu kabul ediyor musun, etmiyor musun Binali Bey? ABD'de yargı bağımsızlığı var, yargının tarafsızlığı var, öyle 'Başkan geldi Yargıtay üyeleri ayağa kalksınlar, hep beraber alkışlasınlar...' Böyle bir şey yok orada. Çünkü orada hakim çok iyi bilir ki 'Bir gün gelir bunlar benim karşıma çıkarlar, ben orda da tarafsızlığımı korumam gerek. Şimdiden alkışlarsam, yarın suçlu veya sanık olarak geldiğinde ben tarafsızlığımı kaybetmiş olurum.' Bu kadar yüksek ahlaki değerlere sahiptirler ABD'deki yargıçlar. Sen böyle bir sistemi getirecek misin, getirmeyecek misin?"

Kılıçdaroğlu, ABD'de ayrıca başkanın yüksek mahkemeye yargıç atarken senato kararı kesinleşmeden bu atamayı yapamayacağını belirtirken, "Bu modeli getirecek misin?" diye sordu.

ABD'de başkanın senatonun onayı olmadan büyükelçileri atayamadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "ABD'de başkan, başkanlık sarayında oturur. Yani Beyaz Saray'da oturur. Kirasını öder, yediği yemeğin faturasını öder. Evine misafir geldiğinde 5 yıldızlı otelin tarifesi üzerinden o misafirlerine ikram ettiği yemeğin bedelini öder. Yani şeffaftır. Yani ABD halkı her kuruş verginin hesabını sorar. Şimdi ben soruyorum Binali Bey'e, sen bu modeli Türkiye'ye getirecek misin, getirmeyecek misin? Getirirsen vallahi bir gün sarayda kalmaz, derhal terk eder. Bin 100 odalı sarayın kirası herhalde çok ucuz değildir. Getirecek misin Binali Bey?" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, vatandaşın kredi borcunda boğulduğunu savundu.

Ekonomik krizin olduğu 2002'de vatandaşın kredi kartı ve tüketici kredisi borcunun, 6 milyar 605 milyon lirayken bu rakamın Haziran 2016'da 394 milyara çıktığına ileri sürün Kılıçdaroğlu, vatandaşın akşam eve nasıl gideceğini, sofraya ne getireceğini bilmediğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, icra yoluyla takiplerin 2002'de 278 milyon lira olduğunu, Haziran 2016'da 18 milyar 274 milyon liraya ulaştığını belirterek, 2008-2016 arasında vatandaşın bankalara 239 milyar 100 milyon lira ödediğini bildirdi. Kılıçdaroğlu, vatandaşlara, "Seni bu cenderenin içine kim attı? Nasıl bir insafsızlık?" diye sordu.

CHP iktidarında ilk çıkaracakları kanunun, siyasi ahlak kanunu olacağını aktaran Kılıçdaroğlu, siyasete ahlakı getireceklerini, tükettikleri, harcadıkları her kuruşun hesabını vereceklerini anlattı.

Kılıçdaroğlu, "Bunlar cepleri için çalıştılar. Biz söz veriyoruz halkımız, çocuklarımız, vatanımız, bayrağımız için çalışacağız. Bu millete her kuruşun hesabını vereceğiz. Birileri oturduğu sarayın hesabını veremiyor. Bu millete ihanettir. Milletin parasıyla yapıldı. Oturduğu sarayın maliyetini gizliyor. Biz harcadığımız her kuruşun hesabını vereceğiz, her kuruşun hesabını vermeyi namus borcu kabul edeceğiz. Çünkü biz kul hakkı yemeyiz. Bunlar yerler. Haramzadelerde ahlak yoktur. Ahlaklı insan adildir, insan haklarına, toplumun değerlerine saygılıdır." diye konuştu.

Adalet sisteminin dibine, temeline dinamit koymaya başlandığını öne süren Kılıçdaroğlu, iktidarın, "Bu HSYK, bu Yargıtay, bu Danıştay birşeye yaramıyor. Bunu değiştireceğiz." diyerek, değiştirdiğini savundu.

Kılıçdaroğlu, konuşmasında Danıştay Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'na da yer vererek, "Danıştay, Yargıtay ve YSK'nın sıfırlandığını" ileri sürdü.

Bunun ancak darbe dönemlerinde yapılan bir operasyon olabileceğini, 12 Eylül darbecilerinin dahil aklına gelmediğini, Hitler, Mussoli, Pinochet'in yaptığı bir yöntem olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Bunu yapanlar tarihe baksınlar, Hitler, Mussolini, Pinochet nerede? Bunlar aynı akıbete uğrayacaklardır, aynı yere; tarihin çöp sepetine gideceklerdir. Ahlak, erozyana uğradı. Her türlü ahlaksızlığı görebilirsiniz, yalan, iftira, haram yeme, malı götürme, her türlü ahlaksızlığı görebilirsiniz. Oysa bizim dinimiz ahlak üzerinde yücelen bir dindir. Sevgili Peygamberimiz, 'Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim' diyor. Ahlakı tümüyle yozlaştırdılar. 'Yargıyı düzelteceğiz' diyorlar, bir gecede 160 kişiyi Yargıtay'a tayin ettiler. Şu kürsüden 'Yargıya militanları yerleştiriyorsunuz, yazıktır, günahtır' diye bağırdım. Devlette liyakat sistemini çökerttiler."

Kılıçdaroğlu, yargı için yeni bir paket geldiğini, Adalet Komisyonu görüşmelerinde CHP milletvekillerinin anayasaya aykırılığını ifade ettiğini anımsattı.

Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Anayasaya aykırı olduğunu biliyorlar. Ama bir düzenlemeden yararlanıyorlar. 'Nasıl olsa Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez, o zaman bu değişikliği yaparız, yeni hakimleri tayin ederiz. Dolayısıyla olay biter. Anayasa Mahkemesi iptal etse de birşey olmaz' diyorlar. Bu, hukuka karşı hiledir. Hukuk hileyi kabul etmez, etmemelidir. Eğer hukuku hile üzerine inşa edersiniz bu toplumda ahlakı bir daha yozlaştırmış olursunuz. Yargıyı, yürütme organının arka bahçesine dönüştürürsünüz. Toplum, adaletten birşey beklemez. Çay toplayan Yargıtay Başkanı, 'Adalete güven yüzde 30'a indi' diyordu. Peki kardeşim o zaman sen neden çay toplamaya, hangi gerekçeyle gittin? Neden bu düzenlemeye isyan etmiyorsun sen, bir liseli öğrenci kadar yüreğin yok senin.

Millete, 'Vatandaşın dosyaları bir türlü Yargıtay'dan çıkmıyor, yıllarca dosyalar bekliyor' dediler. 250 olan üye sayısı 516'ya çıkardılar. Danıştayda 95 olan üye sayısını 156'ya çıkardılar. Şimdi tam tersini yapıyorlar. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Dün söylediğinin bugün tersini yapıyorsun. Neden; 17- 25 Aralık olayları nedeniyle. Malı götürdüler, paraları sıfırladılar, haram yediler ya. Bu haramzadeler yargıyı değiştirerek, ileride kendileri için güvenceli bir alan yaratıyorlar. Ne kadar uğraşırsan uğraş yargının önüne bir gün çıkacaksın ve bu millete hesap vereceksin."

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, yargıyı yıpratanların, görevini kötüye kullananlar olduğunu bildirdi.

Yargıda yanlışlıklar olabileceğini ancak bunları meşru zemin içinde, hukukun üstünlüğünü dikkate alarak düzeltebileceklerini belirten Kılıçdaroğlu, "Gelin kardeşim anayasadan başlayarak, yargının bağımsız ve tarafsız olması için elimizden gelen her türlü katkıyı verelim. Hukuk içinde düzeltelim. Niye hileli yollara başvuruluyor? Bunları düzeltebiliriz. Açık çek veriyoruz." dedi.

Kılıçdaroğlu, ancak "Biz intikam alacağız. Bağımsız ve tarafsız bir yargı değil talimat alan yargı istiyoruz." denildiğini öne sürerek, Hitler'in adalet danışmanı Dr. Frank'ın Almanya'daki hakimlere, "Vereceğiniz her kararda önce kendinize şunu sorun; benim yerimde Führer olsa nasıl karar verirdi." diye sormalarını söylediğini belirtti. Kılıçdaroğlu, "Yargıyı böyle yapmak istiyorlar. 'Benim yerimde Führer olsa nasıl karar verirdi'. Führer'in kim olduğunu, o diktatör bozuntusunun kim olduğunu ben de siz de biliyorsunuz. Yargıda aksaklık olursa, yargı kendi içinde düzeltir. Onun mekanizmaları var." görüşünü savundu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "yapılan düzenlemenin, hukuki değil tümüyle siyasi ve yargıyı, yürütme organının arka bahçesine dönüştürmek olduğunu" öne sürdü. Kılıçdaroğlu, bu konuda hukuk mücadelesi vereceklerini, Anayasa Mahkemesine taşıyacaklarını bildirdi.

Anayasa Mahkemesi üyelerine de seslenen Kılıçdaroğlu, şunları ifade etti:

"Nasıl YSK'yı tasfiye ediyorlarsa, sizin için bir kanun gelebilir, 'Anayasa Mahkemesi kaldırılmıştır. Tasfiye edeceğim, yerine yeni üyeler atayacağım' denilebilir. Eğer hukuka karşı yapılan hilenin arkasında durursanız, o hile gelir bir gün sizi de vurur. Siz bu ülkeyi seviyorsanız, sağlıklı, güzel hukuk eğitimi almışsanız, toplum vicdanında hukukun gerçekten önemli yer almasını istiyorsanız, bu yasaya ivedilikle karşı çıkacaksınız. Bu sizin tarihi görevlerinizden birisidir. Biz size ders veremeyiz, hukuk dersi de vermeyiz. Ama biz toplumun taşındığı bu noktaya dikkatinizi çekmek istiyoruz. Türkiye'de demokrasi, hukukun üstünlüğü, yargıcının güvencesi, yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı olmalı. Türkiye Cumhuriyeti'nde görüşü ne olursa olsun her vatandaş, 'Türkiye'de adalet vardır' demeli. Bunu sağlayacak olan sizsiniz."

Kemal Kılıçdaroğlu, 2015'de 69 milyar dolarlık yatırımın kaçtığını, doğrudan yabancı sermaye stoğunun 30 milyar dolar eridiğini, 44 milyar 500 milyon dolarlık yabancı sermaye portföyün ülkeyi terk ettiğini savundu. Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin en büyük 20 ülke arasında 14, 15, 16. sıralardan 19. sıraya gerilemesinin nedinin bu olduğunu belirtti.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Vatandaşlarıma açık ve net şu çağrıyı yapıyorum; ülkeni seviyorsan, terörden muzdaripsen, çiftçi kardeşim ektiğin ürünün karşılığını alamıyorsan, esnaf kardeşim doğru dürüst siftah yapamıyorsan, anneler çocukların eğitim sisteminden şikayetçiyseniz hepimizin oturup yeniden düşünmeli, vicdan sorgulaması yapması lazım. Türkiye bir dikta yönetimine teslim olmamalıdır."