2011-02-01 - 12:32
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI?
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendi arasında uzlaşı sağlayamayan ülkelerin aydınlık bir geleceğe de ulaşamayacağını ifade ederek, Mısır yönetimine, ''Mısır'ın huzuru, güvenliği, istikrarı adına önce siz adım atın. Halkı tatmin edecek adımlar atın'' diye seslendi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendi arasında uzlaşı
sağlayamayan ülkelerin aydınlık bir geleceğe de ulaşamayacağını ifade ederek,
Mısır yönetimine, ''Mısır'ın huzuru, güvenliği, istikrarı adına önce siz adım atın. Halkı
tatmin edecek adımlar atın'' diye seslendi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmanın başında yurt
içinde ve yurt dışında yaptığı ziyaretlere değinerek, değerlendirmelerde
bulundu.

Son günlerde bazı ülkelerde yaşanan olaylara değinen Erdoğan, AK
Parti'nin her zaman hak ve özgürlüklerden yana olduğunu, dünyanın hiçbir yerinde
zulme karşı sessiz kalmalarının mümkün olmadığını söyledi. Her zaman ileri
demokrasiden yana olduklarını anlatan Erdoğan, ''AK Parti'nin rotasını her zaman
millet çizmiştir. Bundan sonra da millet çizecektir'' diye konuştu.

Erdoğan'ın, Mısır ve bölgedeki bazı ülkelerde yaşanan olaylarla ilgili
sözlerinden bazı başlıklar şöyle:

''-Türkiye bölgesinde, barışın istikrarın olduğu kadar demokrasinin,
evrensel hukukun hak ve özgürlüklerin hakim olabilmesi için güçlü bir irade
ortaya koymaktadır.

-Biz, kendimiz için istediğimizi diğer kardeşlerimiz için de isteyen bir
anlayışın temsilcisiyiz.

-Biz, kardeş halkların, komşu ülkelerin istikrarsızlık yaşamaması için,
kardeş kavgasına sürüklenmemesi için bugüne kadar elimizden gelen çabayı sarf
ettik.

-İçindeki sorunları çözemeyen, iç karışıklıklardan kurtulamayan, kendi
arasında uzlaşı sağlayamayan ülkeler aydınlık bir geleceğe de ulaşamazlar.

-Halkın haykırışına, son derece insani taleplerine kulak verin. Halktan
gelen değişim arzusunu hiç tereddüt etmeden karşılayın.

-Açık söylüyorum; istismarcıların, kirli odakların, Mısır üzerine
karanlık senaryoları olan kesimlerin inisiyatif almasına fırsat vermeden;
Mısır'ın huzuru, güvenliği, istikrarı adına önce siz adım atın. Halkı tatmin
edecek adımlar atın.

-Bugünün dünyasında özgürlükler artık ertelenemez, göz ardı edilemez.
Aylarca süren seçimlerin adı demokrasi olmaz. 24 saatte biz seçim bitiriyoruz, 24
saat...''



AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, yaptığı konuşmada, geçen ay
gerçekleştirdiği yurt içi ve yurt dışı temasları hakkında bilgi verdi.

Kuveyt ve Katar'a resmi ziyarette bulunduğunu, iş konseylerinde iş
adamlarıyla bir araya geldiklerini anlatan Erdoğan, Kuveyt'te İslam Dünyası
Mümtaz Şahsiyet Ödülünü de ülke ve millet adına büyük bir gururla teslim aldığını
belirtti.

Muğla, Kars, İstanbul, Erzurum, İstanbul, Ardahan, Batman, Ağrı, Burdur
ve Denizli'de gerçekleştirdiği açılışlara ilişkin bilgi veren Başbakan Erdoğan,
Ukrayna'ya yaptığı ziyarete de değindi.

Erzurum'da 25. Dünya Üniversiteler Kış Oyunları için yapılan 650 milyon
lira bedelli tesislerin açılışını da yaptığını hatırlatan Erdoğan, şehir stadında
üniversite oyunlarının resmi açılışını gerçekleştirdiklerini anlattı.

Açılışı, ''gerçekten muhteşem bir manzaraydı'' diye ifade eden Erdoğan,
''Erzurum için olduğu kadar ülkemiz için milletimiz için de gerçekten büyük bir
gurur tablosuydu. Lapa lapa yağan karın altında statta, tam bir kardeşlik tablosu
çizildi. Bir dayanışma coşkusu yaşandı. Hele hele 80 yaşındaki cirit ustası
dedemiz ile 10 yaşındaki torunun belkide torunun at üzerinde stadı selamlarken
oluşturdukları tablo, dadaşların coşkusu, ata barının ezgisi 80 ülkenin
televizyonlarından canlı olarak yayınlandı'' diye konuştu.

O manzara karşısında gururlanmamanın, gözyaşlarına hakim olmanın mümkün
olmadığını anlatan Erdoğan, 1. Dünya Savaşı'nda çok ağır bir mezalime maruz
kalmış, Kurtuluş Savaşı'nda kilit rol oynamış, Doğu'nun en büyük, en canlı
şehirlerinden olan Erzurum'un kendi dönemlerine kadar ihmal edilmiş bir şehir
görüntüsü arz ettiğini belirtti.

Erdoğan, 8 yıl boyunca Erzurum'a yaptıkları her türlü yatırımı,
üniversiat yatırımlarıyla farklı bir boyuta taşıdıklarını ifade ederek, kış
oyunları sonrasında da gençliğe hizmet edecek tesisler yaptıklarını söyledi.
Erdoğan, Erzurum'un uluslararası marka kent olma yolunda önemli bir sınavı
başarıyla geçtiğini bildirdi.

Başbakan Erdoğan, bugün Kırgızistan'a yapacağı resmi gezi hakkında da
bilgi verdi.

Konuşmasında eğitim konusuna da değinen Başbakan Erdoğan, dün TRT'nin 14.
kanalı TRT Okul'un açılışını gerçekleştirdiklerini hatırlattı. TRT Okul'un
Anadolu Üniversitesi ile birlikte 24 saat eğitim yayını yaparak, hem gençlerin
eğitimi hem de yaşam boyu öğrenmeye önemli bir katkı sağlayacağını ifade eden
Erdoğan, gerçekleştirilen yasal değişikliklerle artık yurt dışında okuyan
öğrencilere de burs ve kredi verileceğini, yurt dışında yurt yapılacağını
hatırlattı.

Milli Eğitim Bakanlığının başarılı ve ihtiyaç sahibi ilköğretim
öğrencilerine eğitimlerine katkı olmak üzere sağladığı burs desteğinin 212 bin
öğrenciye ulaştığını, bu öğrencilere 107 lira burs verildiğini bildirdi.

Bursun 2002 yılında 12 lira 60 kuruş olduğunu hatırlatan Erdoğan,
bursların 2002 yılına göre yüzde 750 oranında artırıldığına dikkati çekti.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, ''Mahalle mahalle, sokak sokak direniş çağrısı yapanların seçimde
başarı sağlayacaklarına dair umutlarını kaybetmiş durumda olduğunu'' ifade
ederek, ''Halka, demokrasiye, sandığa inanan, kendisine güvenen partiler
başkalarından medet ummazlar'' dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, TBMM Adalet
Komisyonundaki CHP'li üyelerin istifası konusuna da değinerek, Anayasa ve İçtüzük
uyarınca yeni üyeler seçilinceye kadar komisyonun çalışmalarına devam edeceğini
söyledi.

''Mahalle mahalle, sokak sokak direnme'' çağrısıyla ilgili CHP Genel
Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu bir açıklamaya yapmaya davet ettiğini anlatan
Erdoğan, ''Ne yazık ki, CHP'den tatmin edici bir açıklamayı bırakın, zımmi olarak
bunu destekleyen açıklamalar geldi'' dedi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Gerek bu açıklama, gerek bu açıklama karşısında Genel Başkanın
suskunluğu CHP'nin kodlarının, CHP'nin genlerinin hiçbir değişime, hiçbir
mutasyona uğramadığını gösteriyor. 1960 müdahalesi öncesinde, CHP aynı şekilde
tahrik yoluyla, kışkırtma yoluyla, gençleri sokağa dökme yoluyla müdahalenin
zeminini oluşturdu; müdahaleye çanak tuttu ve alkışladı. Bugün aynı şeyi
tekrarlamak istiyorlar.

Türkiye'nin değiştiğine, aziz milletin ne kadar güçlü bir şekilde reyine
sahip çıktığına inanmak, bunu görmek istemiyorlar. İşin daha da ilginç yanı şu:
'Mahalle mahalle, sokak sokak direnme' çağrısı yapanlar belli ki seçimde bir
başarı sağlayacaklarına dair umutlarını kaybetmiş durumdalar. Seçimden başarılı
şekilde çıkacaklarına inansalar böyle çağrıları asla yapmazlar. Bu bir umutsuzluk
çağrısıdır, bu çaresizlik göstergesidir.

CHP'ye şunu net olarak hatırlatmak istiyorum. Türkiye 1950'lerin,
1960'ların Türkiye'si değil. Türkiye ileri demokratik standartlara ulaşmış, artık
statükoyu, artık vesayeti sorgulayan; siyaseti şekillendirme gayreti içindeki
çeteleri, mafyayı tasfiye etmiş, tasfiye eden bir ülke. Türkiye demokratik
olgunluğa erişmiş bir ülke.

Millet, artık reyine, iktidarına sahip çıkıyor. En önemlisi de sandığa,
demokrasiye sahip çıkıyor. Seçim dışında, sandık dışında, demokrasi dışında
hiçbir yöntem milletin nezdinde itibar görmeyecek. Tam tersine millet tarafından
eminim ki şiddetle telin edilecektir.

CHP eskiden beri kendi siyaset yapamadığı, rakipleriyle baş edemediği
için ya birilerini göreve davet eder ya halkı sokağa davet eder. Halka,
demokrasiye, sandığa inanan, kendisine güvenen partiler başkalarından medet
ummazlar. Sadece millete ve demokrasiye inanırlar. CHP artık bu kolaycılığı, bu
sorumsuzluğu bir yana bırakmalı. Demokratik bir siyasi parti gibi davranmalı.
Millete eline taş sopa alıp, sokak sokak direnme çağrısında bulunanlar bu ülkenin
birliğine ve kardeşliğine kastetmenin bedelini elbette sandıkta çok ağır bir
şekilde ödeyecektir.

Böyle bir çağrının herhangi bir milletvekilimiz, bırakın milletvekilimizi
herhangi bir beldede bir belediye meclis üyemiz tarafından yapıldığında nasıl bir
tepkiyle karşılanacağını sözlerin takdirlerine sunuyorum.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, ''Eğer CHP Genel Başkanı bu üslupla, bu söylemle devam ederse, geçmişte
yaptığımız gibi kendisini ademe mahkum eder, istihza için bile olsa kendisini
muhatap almayız'' dedi.

CHP Genel Başkanından bir siyaset ortaya koymasını, ciddi bir siyasi
proje üretmesini artık beklemediklerini ifade eden Erdoğan, ''Bundan ümidimiz
kalmadı, ama bari ciddi bir üslup, seviyeli bir siyaset tarzı ortaya koysun. Eğer
başarabilirse...'' diye konuştu.

Partisinin TBMM Grup Toplantısında konuşan Erdoğan, ''CHP Genel
Başkanının üslubunu bugüne kadar gülümseyerek karşıladıklarını, ciddiye
almadıklarını'', bu üslubu her zaman millete şikayet ettiklerini söyledi.

Zaman zaman son derece hassas konularda yapılan açıklamalara, namuslu ve
şerefli insanlara atılan iftiralara bilgisiz, belgesiz, mesnetsiz iddialara sert
cevaplar vermeleri gerektiğini kaydeden Erdoğan, ''Örneğin AK Parti'yi bir terör
örgütüyle işbirliği halinde gösterme gayretlerine, açık söylüyorum böyle bir
densizliğe gereken dil ve üslupla cevap verdik. Sessiz mi kalacaktık?'' dedi.

Bu ülkedeki her siyasi parti gibi yasal, meşru her dernekle, vakıf, sivil
toplum kuruluşuyla oturup konuşup, onları ziyaret edip kabul ettiklerini anlatan
Erdoğan, şunları kaydetti:

''Eğer burada bir suç varsa, yasa ihlali varsa, bunu değerlendirecek,
bununla ilgili karar verecek merci CHP Genel Başkanı değil, yargıdır, savcıdır,
hakimlerdir. Biz bütün siyasi partiler gibi meşru ve yasal zeminde herkesle
görüşürüz. Bunu bir ittifak, işbirliği gibi lanse etmek, bunu dolandırarak başka
yerlere çekmek, bize değil, bu iftiraları atanlara zarar verir.''

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel Müdürlüğü
yaptığı döneme ilişkin şunları söyledi:

''Şimdiki CHP Genel Başkanının SSK Genel Müdürlüğü döneminde terör örgütü
mensuplarına nasıl sahip çıktığını, nerelere, nasıl tayinler yaptığını biz
parlamentoda defaetle açıkladık, belgelerle açıkladık. Biz belgelerle
konuşuyoruz. Ama bunu hiçbir zaman bir terör örgütü-CHP ilişkisi olarak lanse
etmedik ve etmeyiz. Biz böyle bir üslubu kendi siyasi ilkelerimize, duruşumuza
asla uygun göremeyiz. Son derece nezaketsiz bir dil kullanıp ardından da çıkıp
üslup dersi vermek pişkinlik değil de nedir? 'Ben SSK'yı 7 yıl yönettim.' Güzel,
tamam da 7 yıllık yönetiminde SSK ne yaptı? SSK 7 yıl hep ne yazık ki kayıptaydı,
sürekli kayıptaydı. Üstelik bir yıl önce SSK başarılı bir performans ortaya
koyarken, artıdayken, 7 yıllık süreçte sürekli artarak ekside devam etmiştir.
Bunu bütçe görüşmelerinde yıl yıl açıkladım, arkadaşlarım açıkladı, hepsi
söylediler. Buna rağmen hangi yüzle çıkıyorsun da hala 'Ben SSK'yı başarıyla
yönettim' diyorsun? Halep oradaysa, arşın belgelerde, evraklarda, burada.

Ortaya attığı iddialar tek tek çürütüldüğünde, yüzü kızarmak varken,
mahcup olmak varken pişkinlikle seviyeyi aşağılara çekmek, bir siyasi yöntem
olabilir. Bu üsluptan rahatsız olan sadece biz değiliz. Vatandaş da bu üsluptan
rahatsız. Bizzat CHP kitlesi, CHP'ye gönül veren vatandaşlarım, kardeşlerim de bu
üsluptan rahatsız. Aylardır bu üslubu gizlemeye, örtmeye çalışan işte şimdi
candaş medya bile bu üsluptan rahatsız, zorla örtemeye çalışıyorlar.

Ben buradan açık açık söylüyorum: Eğer CHP Genel Başkanı bu üslupla, bu
söylemle devam ederse, geçmişte yaptığımız gibi kendisini ademe mahkum eder,
istihza için bile olsa kendisini muhatap almayız. Bir Anamuhalefet Partisi Genel
Başkanını muhatap almamak, onu ciddiye almamak istemeyiz. Ama sözünün ağırlığı
kalmayan, üslubunun seviyesi düştükçe düşen bir kişiyi muhatap almak, onun
ciddiyetsiz yaklaşımlarına cevap vermek de bizim için bir zule dönüşüyor. Biz CHP
Genel Başkanından bir siyaset ortaya koymasını, ciddi bir siyasi proje üretmesini
artık beklemiyoruz. Bundan ümidimiz kalmadı, ama bari ciddi bir üslup, seviyeli
bir siyaset tarzı ortaya koysun. Eğer başarabilirse...''

Erdoğan, herkesin sözünü ölçerek ve tartarak edep ve nezaket içinde ifade
etmesi gereğine işaret ederek, yolsuzluk ne kadar büyük bir suçsa, aynı şekilde
namuslu, şerefli insanlara hiçbir belge olmadan mesnetsiz şekilde yolsuzluk
ithamında bulunmanın da o kadar büyük suç olduğunun altını çizdi.

Erdoğan, ''Sen yolsuzluk ithamında bulunacaksın, iftira atacaksın,
insanlar işi gücü bırakıp bu iftirayı yalanlamakla uğraşacak. İftira
yalanlandığında da senin yüzün kızarmayacak, işi pişkinliğe vurup devam
edeceksin. Siyaset bu değil. Siyasette üslup bu olamaz. İftira atmanın bedeli,
pişkinlik olamaz'' dedi.

Erdoğan, heykel ve alkol tartışmasına değinerek sözlerini şöyle
tamamladı:

''Bir heykel tartışmasını, alkolle ilgili bir düzenlemeyi dahi rejim
meselesine taşıyanların, sokak sokak direniş çağrısı karşısında derin bir
suskunluğa gömülmelerini milletimin hakemliğine bırakıyorum. Umarım CHP bir an
önce hukuka ve demokrasiye saygı göstermesini öğrenir.

Bakınız şimdi ne söyleniyor: 'Alkollü hareket engellenemez.' Bir
siyasetçi buna önderlik eder mi, buna sahip çıkar mı? İşte gençleri sokağa
dökerek, ne yapıyorlar şimdi? 'Taksim'den meydana alkollü hareket engellenemez.'
Biz bu ülkeyi bu tür anlayışlara teslim edemeyiz. Benim milletim bunu yapmaz,
yapmadı zaten. Kendisini idare edemeyenin milleti idare etmesi, ülkeyi idare
etmesi mümkün mü? Anayasamızda işte 58. madde çok açık net ortada. Kimse onu
görmüyor. Anayasanın gereğini yerine getirdiğimiz için 'Anayasanın gereğini
yapıyor bu hükümet' demiyor kimse, farklı yerlere çekiyor. Bak orada gençliğin
korunması var. Ama tam tersi bunlar gençliğin korunmasını değil, gençliğin
alkolik olmasını arzu ediyorlar. Aramızdaki fark bu. Biz anayasamızın amir hükmü
neyse, bunun gereğini yine yaparız, yapacağız. Amerika'sında, AB'de orada neyse,
aynısını yapıyoruz, yapacağız. Kaldı ki bu bir bağımsız kurulun şu anda
hazırlamış olduğu genelgedir. Umarım CHP, erken uyananın bildiri yayımladığı,
açıklama yaptığı bir parti olmaktan, belli politikaları olan ve bu politikalar
doğrultusunda hareket eden bir parti haline gelir. Buna demokrasi adına emin olun
en çok biz seviniriz.''

*** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ***

(12:32)