2011-07-11 - 21:04
TBMM GENEL KURULU...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulu'nda, partisinin 61. hükümetin programıyla ilgili görüşlerini açıkladı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulu'nda, partisinin 61. Hükümetin programıyla ilgili görüşlerini açıkladı.
Güzel bir seçim yaptıklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, ancak bir ilk
yaşanarak, 8 parlamenterin tutuklulukları nedeniyle meclise gelemediğini
hatırlattı.
Kılıçdaroğlu, AK Parti, CHP ve MHP gruplarının bulunduğuna, 4. grubun ise
bağımsız milletvekillerinin katılımıyla BDP olduğuna işaret etti.
Kemal Kılıçdaroğlu, bir gerçeğin ortaya çıktığını belirterek, ''12 Eylül
ürünü yasalarla bu ülkede sağlıklı demokrasi olmaz. Hele hele yüzde 10 barajıyla
bir partinin, partilerin parlamentoya gelmesinin önünü kesmeye kalkarsanız
hukuktan, farklı alanlardan yararlanarak bunlar yine parlamentoya gelirler'' diye
konuştu.

Cumhuriyet tarihinde olmayan bir şeyi yaparak ''Arkadaşlarımızın önü
açılmadıkça parlamentoda yemin etmeyeceğiz'' dediklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu,
bu milletvekillerinin mahkumiyetlerinin bulunmadığını, seçme ve seçilme hakkına
sahip olduğunu, milletvekili seçilmesine engel olmadığına dair yazı aldığını,
seçime girdiğini, mazbatalarını aldığını, isimlerinin TBMM'ye bildirildiğini,
okunduğunu ancak parlamentoda yemin edemediğini söyledi.

Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) engel çıkarmadığını, ''Bunlar
milletvekilidir'' dediğini ve bu milletvekillerinin suçlu olmadıklarını ifade
eden Kılıçdaroğlu, suç ve cezalara ilişkin esasları düzenleyen Anayasanın 38.
maddesine atıfta bulundu.

Kılıçdaroğlu, maddede ''Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu
sayılmaz'' hükmünün yer aldığını belirterek, ''Hükümet daha iyi duysun'' diyerek,
maddeyi yeniden okudu.

Kemal Kılıçdaroğlu, ''Demek ki kimseyi suçlu görmemeliyiz ki bu ülkede
demokrasiyi gerçek anlamda uygulamaya koyabilelim, 'şu suçludur' diyerek önceden
yafta asmamalıyız ki onların seçme ve seçilme hakkını ellerinden almamalıyız''
diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, bu milletvekillerinin yemin etmelerinin önünde anayasal,
yasal, uluslararası sözleşmelerde hiçbir engel olmadığını belirterek,
''Uluslararası sözleşmeler, milletvekillerinin tutuklanmamalarını, yemin
etmelerini öngörür. BM Medeni ve Sivil Haklar Sözleşmesi de Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi de böyledir. Diyeceksiniz 'O uluslararası sözleşmeler öyle ama
Türkiye'de bunlar uygulanmıyor', o sözleşmeler Türkiye'de uygulansın diye
anayasanın 90. maddesini değiştirdik'' dedi.
Kılıçdaroğlu, bugün AK Parti ile CHP yetkililerinin yaptığı ortak basın
açıklamasında yer alan ''Bu çerçevede tüm siyasi partilerin ve milletvekillerinin
milletimizin kendilerine verdiği bu onurlu görevi yerine getirmeleri için TBMM'de
olmaları gerektiğine inanıyoruz'' cümlesine işaret etti.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Biz de yürekten inanıyoruz. Kimse milletin iradesinin üstüne çıkıp
onları yemin etmekten alıkoymamalıdır. Biz de isteriz ki her milletvekili gelsin,
burada yemin etsin. Böylece demokrasi kavramını hep beraber yüceltmiş olalım.
Hükümet programının 13. sayfasında 'ayrıca temel haklar kısmı düzenlenirken BM
İnsan Hakları Bildirgesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi ülkemizin taraf
olduğu uluslararası insan hakları belgelerinin de esas alınması gerektiği
düşüncesindeyiz'' diyor. Biz de aynı düşüncedeyiz, aynen katılıyoruz, altına
imzamızı atıyoruz. Bunları imzalamışız, yeni değil. Madem bu sözleşmeleri
imzaladık niçin bu sözleşmelerin gereğini yerine getirmiyoruz? 'Hukukun
üstünlüğü' diyoruz, eyvallah, hukukun üstünlüğü demokrasinin olmazsa
olmazlarındandır. Hukukun üstünlüğü, anayasamız varsa, uluslararası sözleşmeler
iç hukukun üstünde yer alıyorsa, anayasamızı buna göre değiştiriyorsak, niçin
gereğini yapmıyoruz, niçin birileri gereğini yapmıyor?''

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, seçme ve seçilme hakkının insanlık hakkı
olduğunu kabul ettiklerini belirterek, ''İnsan hakları, hukukun üstünlüğü,
demokrasi, özgürlük, kadın erkek eşitliği, hepimizin, şu parlamento çatısı
altında görev yapan her milletvekilinin ortak paydasıdır. O halde ortak paydanın
önündeki engelleri kaldırmak da hepimizin temel görevidir'' dedi.

Bu temel göreve dikkati çekmenin de ana muhalefet partisi lideri olarak
kendisinin görevi olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Bir yerde aksama varsa
söyleyeceğim, katılırsınız veya katılmazsınız ama aksamaları dile getirmek,
dünyanın, ülkenin kamuoyunun dikkatini çekmek, görevlerimizden biridir. Çünkü
ülkemizde demokrasi, özgürlük, insan haklarının daha çok gelişmesini istiyoruz.
İleri demokrasi diyorsunuz, ne kadar güzel. O halde bunun gereklerinin ve içinin
doldurulması lazım'' diye konuştu.
''Biz sınavdan geçtik, kimse bize 'sınavdan geçmediniz' diyemez'' diyen
Kılıçdaroğlu, ''Sayın Başbakan'ın milletvekili olma hakkı elinden alınmıştı.
Sayın Başbakan, 'Benim durumum onlarla aynı değil' diyor. Doğru, Sayın
Başbakan'ın durumuna göre savcıdan kağıt alamıyor, mazbata alamıyor, seçme
seçilme hakkı elinden alınmıştı. Şunu söyledik, bu halkın yüzde 34,7'sinin oy
verdiği bir partinin genel başkanına kimse yasak getirmemeli. Anayasal engeli
kaldırdık. Hiçbir zaman 'Sayın Erdoğan milletvekili olmasın' demedik. Yasal
engeli de kaldırdık'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın, mahkumiyet kararı çıktığında ''Bugün 20 Eylül
2002. Türk demokrasi tarihine geçecek bir gün. Bugün milletin vicdanı ağır bir
yara aldı. Tereddütsüz inanıyorum ki Türkiye'nin derin vicdanı bu yanlış kararı
düzeltecektir'' şeklinde önemli bir açıklamada bulunduğunu hatırlattı.

Kılıçdaroğlu, bunun doğru bir söz olduğunu ifade ederek, CHP'nin milletin
derin vicdanı olarak önündeki bütün engelleri kaldırdığını çünkü demokrasiye
inandıklarını söyledi.

Dönemin Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'nun 26 Aralık 2002'de
''Özellikle muhalefet partimize teşekkür ediyorum, sonuna kadar verdikleri sözün
arkasında durdular, son gelişmelerden de etkilenmediler'' açıklamasında
bulunduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, anayasa ve yasa değiştirdiklerini,
parlamentoda, demokraside önemli adımlar attıklarını söyledi.

Kılıçdaroğlu, ''Bu bizim görevimiz. Bunu yaptığımız için sadece övünürüz.
Sayın Başbakan'ı çok sevdik veya az sevdik diye değil, Türkiye'de demokrasi
olsun, demokrasi ayıbı olmasın, kimse 'niye bunu seçmediniz' demesin diye bunları
yaptık'' dedi.
Kılıçdaroğlu, seçme ve seçilme hakkının insan haklarının vazgeçilmez
unsurlarından olduğunu ifade ederek, herkesin yasalar engel olmadığı sürece,
evrensel hukukun gereği olarak seçme ve seçilme hakkı bulunduğunu söyledi.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, bunun önündeki bütün engelleri kaldırmanın ortak
görevleri olduğunu belirterek, bunu yapmadıkları zaman kısır tartışmaların
arasında kaybolup gidecekleri uyarısında bulundu.

Kılıçdaroğlu, kısır tartışmaların demokrasinin önündeki en büyük engel
olduğunu, bunları aşmaları, daha tepeden, daha özgür, daha güzel bakmaları
gerektiğini belirtti.

Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

''Biz size oy veren bütün yurttaşlara saygılıyız. Elbette sizler de
muhalefete oy verenlere saygılı olacaksınız. Demokrasinin özü budur, az oy, fazla
oy aldık, bunlar hiç önemli değil. Demokrasilerde bugün siz, yarın başka bir
parti alır. Sonuçta demokrasiyi bu ülkede yaşatmak hepimizin ortak görevidir.
Seçimden sonra yargıyı bekledik. Hiçbir tereddütümüz yoktu, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi, BM Medeni ve Sivil Haklar Sözleşmesini imzalamışız, anayasanın 90.
maddesi var, çok daha önemlisi mahkeme kararı var. Herhalde bunlar gelir, yemin
ederler. Bunlar bırakılmadı, hangi gerekçeyle bırakılmadı? Anayasal, yasal engel
var mı, hayır, uluslararası sözleşmeler serbest bırakılmasını istiyor mu, evet
ama bırakılmıyor, neden, iki yargıcın takdiri nedeniyle. Yargıcın takdiri, yasama
organına müdahaleyi gerektirmez. İkisi birbirinden çok farklı. Bütün yargıçların
dünyada unutmaması gereken temel kural vardır, yargıç kararını insan haklarını ve
demokrasiyi geliştirmek üzere verir. Neden 'pozitif hukuk' diyorlar, temel neden
budur.

ABD'den örnek vermek istiyorum, Türkiye'den ABD'ye Karun Hazineleri
kaçırıldı, Kültür Bakanlığı dava açtı, eserlerin geri getirilmesi için mücadele
etti. ABD'li avukatlar zaman aşımı nedeniyle davanın reddini istedi. Yargıçlar,
'çalınan tarihi eserlerde zaman aşımı olmaz, o eserlerin çalındıkları ülkelerde
sergilenmesi gerekir. Çünkü bu eserler o toprakların ürünüdür' diyerek,
Türkiye'ye iadesine karar verdi. İşte yargıç, pozitif hukuk, olması gereken
budur. Bu sorun o yargıçların sorunudur demiyorum, şunu da söylemek istemiyorum,
o yargıçlara müdahale edelim, telefon açalım, niye bunu yaptın, hayır, ne yargı
üzerinde ne yasama organı üzerinde vesayeti kabul etmeyiz. Yargı da bağımsız
olmalı, yasama organı da hiçbir vesayet altında kalmamalı.''
Tutukluların milletvekili olduğunu, bu nedenle sorunun da parlamentonun
sorunu olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Çıkardığımız yasalar yargıçlar
tarafından öngördüğümüz amaçların dışında yorumlanıyorsa o zaman çıkardığımız
yasalarda sorun var demektir. Sorun CHP'nin değil Türkiye'nin sorunudur. Bir
demokrasi eksikliği, ayıbı var, bunu çözmemiz gerekiyor'' dedi.

Bir başka ''garabete'' daha dikkati çekmek istediğini belirten
Kılıçdaroğlu, ortak görüş olduğunu ancak çözüm üretemediklerini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın uzun tutukluluk sürelerinden şikayetçi olduğunu belirterek, Gül'ün,
Erdoğan'ın, CHP'nin, AB'nin bu durumun düzeltilmesini istediğini söyledi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ''Hepimizin şikayet ettiği bir konuda bir
araya gelip bu sorunu çözemiyoruz. Bu sorunu çözme konusunda irade koyalım,
çözelim. Demokrasi istemiyor muyuz, özgürlük, eşitlik istemiyor muyuz? Bir
ayıptan Türkiye'yi kurtaralım. Bunu yarın dünyaya nasıl izah edeceğiz'' diye
konuştu.

*** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ***

(21.04)