2013-05-31 - 14:33
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, "BAŞKENTGAZ'ın ihale sürecini onaylayarak, kamunun ve halkın zarar görmesine neden olduğu" iddiasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler başladı.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, "BAŞKENTGAZ'ın ihale sürecini onaylayarak, kamunun ve halkın zarar görmesine neden olduğu" iddiasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler başladı.
İlk sözü önerge sahibi CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu aldı.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, BAŞKENTGAZ özelleştirmesiyle ilgili Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında gensoru önergesini kendilerinin verdiğini, ama suçu tespit eden, durumu ortaya koyanın Başbakan Erdoğan'ın kendisi olduğunu ileri sürdü.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin Erdoğan hakkında BAŞKENTGAZ özelleştirmesinde kamu zararına neden olduğu iddiasıyla verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına dair görüşmeler öncesinde, yerinden söz alan bazı milletvekilleri, Taksim Gezi Parkı eylemcilerine yapılan müdahaleye tepki gösterdi.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, milletvekili olarak halkın arasına karıştıklarında çok fazla biber gazıyla karşı karşıya kaldıklarını ifade ederek, Meclis Başkanlığı'nın milletvekillerine gaz maskesi almasını istedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Gezi Parkı'ndaki eylemcilerin çadırlarının yakılmasını ve eylemcilere biber gazı sıkılmasını kınadığını ifade etti.
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan da eylemcilere orantısız güç kullanıldığını savunarak, olaylarda İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin yaralandığını söyledi.
Buldan, daha sonra BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık ile Genel Kurul salonunda bulunan İçişleri Bakanı Muammer Güler'in yanına giderek bir süre konuştu. Güler'in, konuşmadan sonra telefon görüşmeleri yaptığı dikkati çekti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise demokrasinin, vatandaşın sesine kulak vermeyi gerektirdiğini belirterek, "İstanbullular, Taksim Gezi Parkı'nın yeşil kalmasını istiyor. Bu sese kulak vermeyenler demokrat olamazlar, bu sese kulak vermeyenlerin demokrasiyle problemi vardır" diye konuştu.
Daha sonra Erdoğan hakkındaki verilen gensoruya ilişkin konuşan CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, Başbakan Erdoğan'ın katıldığı bir televizyon programında, "BAŞKENTGAZ'da 1.5 milyar doları yakalamışız, yenileri 1.1 ile geliyor. Şimdi 1,5'u yakalamışken 1.1'e verilirse, 'sen nasıl oluyor da 1.1'e veriyorsun demez mi" dediğini anlattı.
Erdoğdu, "BAŞKENTGAZ ile ilgili gensoruyu biz verdik ama suçu tespit eden, durumu ortaya koyan Sayın Başbakan'ın ta kendisidir. Başbakan olayı tarif etmiş, suçu tarif etmiş. Biz hukuki olarak prosedürü tamamlamak istiyoruz" diye konuştu.
BAŞKENTGAZ'ın 2009'da Özelleştirme İdaresi Başkanlığı portföyüne devredildiğini ve Sayıştay denetimine tabi olduktan sonra yolsuzlukların ortaya çıktığını savunan Erdoğdu, şirketin halktan doğalgaz parası toplamasına rağmen BOTAŞ'a 694 milyon lira borcunu ödeyemediğini söyledi.
BAŞKENTGAZ ihalelerinde yolsuzluk yapıldığını öne süren Erdoğdu, üstlenicilere usulsüz ödemeler yapıldığını, fazla hak edişler ödendiğini iddia etti.
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü de Başbakan'ın açıklamalarına rağmen, BAŞKENTGAZ özelleştirmesinden 3 milyar dolar beklenirken 1.44 milyar dolara ihaleyi onayladığını ifade etti.
Son yıllarda kamu kurumlarının tek tek özelleştirildiğini ve ihaleleri hükümete yakın grupların aldığını öne süren Kürkçü, "Bu tarz siyaset tek adam rejiminin göstergesi" dedi. Yeni bir siyaset tarzıyla karşı karşıya olduklarını belirten Kürkçü, "Bu yeni düzen eskiyi aratan bir düzendir'' diye konuştu.
Taksim'de Gezi Parkı eylemcilerine yapılan müdahalenin bu yönetim tarzının göstergesi olduğunu savunan Kürkçü, "Sırrı Süreyya Önder'i omzundan gaz kapsülüyle vuranları affetmeyeceğiz. Bunu yapamazsınız. Kentin, Türkiye'nin, mülkün sahibi değilsiniz. Mülkün sahibi Allah'tır, mülkün sahibi yurttaşlardır. Siz onların ancak hizmetkarı olabilirsiniz. Milletin hizmetkarı milleti sopalamaz, gazlamaz. Bu ne biçim hizmet? Hizmetiniz batsın" ifadelerini kullandı.
Kürkçü'nün "Başbakan şu anki rejimin tecessüm etmiş halidir. Bütün kaprisleriyle, şiddet dolu retoriğiyle, keyfiliğiyle, bütün küstahlığıyla bu rejim, Başbakan Erdoğa'ın kendisinde tecessüm etmektedir" sözlerine AK Parti milletvekilleri tepki gösterdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Kürkçü'nün, kendisine laf atan milletvekillerine hakaret etme hakkı olmadığını söyledi. Sözlerini bilerek kullandığını belirten Kürkçü, AK Parti'li milletveikillerinin sözlerini geri alması çağrısına "Almıyorum" karşılığını verdi.
Sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Kürkçü için, "Marksist, toptancı yorumcu, tek bakışlı, meseleyi kişiselleştiren, demokratik sistemin ne anlama geldiğini anlama konusunda müktesebatı yeterli değil" dedi.
Siyasetin anlayış, birlikte hareket etmeyi, milletle gönül bağı gerektirdiğini söyleyen Ünal, "Milletimizle kurduğumuz ilişki, genel başkanımızla kurduğumuz ilişki ortadadır. Birileri toptancı görüş olarak algılıyorsa, diktatoryal görüş olarak algılıyorsa geçmişe baksınlar. 9 yılda 7 seçime gittik, yüzde 50 ile buradayız" diye konuştu.
MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy, enerji ihalelerinin "şaibeli ihaleler" haline geldiğini ve dört beş firmanın arasında pinpon topuna dönüştüğünü ileri sürdü.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, "BAŞKENTGAZ'ın ihale sürecini onaylayarak, kamunun ve halkın zarar görmesine neden olduğu" iddiasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler devam ediyor.
MHP Grupu adına söz alan Necati Özensoy, son yıllarda özellikle enerji ihalelerinin "şaibeli ihaleler" haline geldiğini, bu ihalelerin, dört beş firmanın arasında pinpon topuna dönüştüğünü savundu.
Son olarak BAŞKENTGAZ'ın ihalesini alan firmanın da buna dahil olduğunu belirten Özensoy, bu firmanın, geçmişte yine AK Parti iktidarı döneminde Bursa'da imar yolsuzluğuna konu olduğunu iddia etti.
BAŞKENTGAZ'ın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in elinden çıkmasını sağladığı için "iyi ki bu özelleştirme yapıldı" dediklerini belirten Özensoy, çünkü BAŞKENTGAZ'ın Melih Gökçek'in finans deposu haline geldiğini söyledi. Özensoy, ancak BAŞKENTGAZ'ın değerinde satılmadığını ifade etti.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, Melih Gökçek'in, BAŞKENTGAZ'ı borç batağına soktuğunu, "metro yapıyorum" diyerek halkı aldattığını ileri sürdü. Gök, gensoru önergesinde "iktidar, belediye başkanı, bürokrat, iş adamı" çerçevesinde kurulan saadet zincirini sorguladıklarını söyledi.
Gök, BAŞKENTGAZ'ın Türkiye'nin ikinci büyük doğalgaz şirketi olduğunu, özelleştirilmeden önce altyapısının yenilendiğini, hat uzunluğunun 10 bin kilometreye ulaştığını, 2 milyon aboneye sahip olduğunu belirtti. Kar eden bu şirketin özelleştirmeye adeta hazır hale getirildiğini anlatan Gök, daha sonra ihale şartlarının da alıcılar lehine değiştirildiğini öne sürdü.
Levent Gök, ihaleyi alan firmanın daha önce orta büyüklükte bir şirket olduğunu ancak AK Parti döneminde kısa sürede çok hızlı bir şekilde, olağanüstü bir büyüme sağladığını söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, daha önce katıldığı bir televizyon programında, BAŞKENTGAZ'ın özelleştirilmesine ilişkin açıklamasında bu ihaleyle ilgili rakamı yanlış bulduğunu söylediğini, ancak söz konusu ihalenin gerçekleştiğini belirten Gök, "Çark eden bir Başbakan. Bu, Başbakanlık makamının saygınlığına, Kasımpaşalılığın raconuna gölge düşürmez mi? Hangi güç size bu ihaleyi onaylattı? Gökçekten mi korktunuz? Yanlış bulduğunuz ihaleyi sonradan neden kabul ettiniz?"
Gök, bunun hesabını iktidardan soracaklarını söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın BAŞKENTGAZ ihalesiyle ilgili açıklamasının tek anlamının fakir fukaranın haklarının birilerine aktarılmaması hassasiyeti olduğunu belirterek, "Karayolları ve otoyolların ihalesinin iptal edilmesinde de aynı hassasiyet geçerli? dedi.
Canikli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verilen gensoru önergesi ile ilgili TBMM Genel Kurulu'nda AK Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, herhangi bir kamu otoritesinin görevini ifa ederken, suç olan bir fiil tespit ettiyse bu fiili doğrudan Cumhuriyet Savcısına aktarmak zorunda olduğunu kaydetti.
Yapılan konuşmalarda bu şekilde bir tespitin gerçekleştirildiği ve yargıya intikal ettirildiğine dair bilgi verilmediğini vurgulayan Canikli, mahkeme kararın olmadan da ?yolsuzluk? ifadesinin kullanılmasının doğru olmayacağını belirtti.
Bugüne kadar yapılan camilerin hiçbirisinin cemaatsiz kalmadığını ifade eden Canikli, ?İçiniz rahat olsun, Çamlıca?ya yapılacak camiinin de cemaati olacaktır? dedi.
BAŞKENGAZ?in üç kere ihaleye çıktığını anımsatarak bunlarla ilgili bilgi veren Canikli, ilk ikisinde ilgili firmaların teminatlarını yakarak ihaleye almaktan vazgeçtiğini, üçüncü ihalenin de Özelleştirme İdaresi Başkanlığı?nın belirlediği miktarın altında kaldığı için iptal edildiğini anlattı. Canikli, ?Gerçek anlamda fakirin fukaranın hakkı birilerine aktarılmasın diye, gerçek değerini bulmadığı için iptal edildi? ifadesini kullandı.
Son ihalenin 13 Eylül 2012 tarihinde yapıldığını anımsatan Canikli, bu ihaleden önce Özelleştirme İdaresi Başkanlığı?nın fiyatın artması için 250 firma ile görüştüğünü ve tanıtımlar gerçekleştirdiğini söyledi.
Canikli, sözlerini şöyle sürdürdü:
?Son ihale 1 milyar 162 milyar dolarla sonuçlanıyor ve onaylanıyor. Buradaki soru ya da sorun şu; ?2010 yılında firma 1,5 milyar teklif verdi ve vazgeçti. Bugün verilen fiyat 1 milyar 162 milyon dolar. Dolayısıyla bir zarar, bir eksi durum söz konusu.? İlk bakışta gerçekten böyle gözüküyor. Ancak 2010 yılındaki teklifte imtiyaz süresi 27 yıl içindi. 2037?de süre sona erecekti. Aradan üç yıl geçiyor ve bugün alan 3 yıl daha az çalıştıracak. Dolayısıyla 3 yıla isabet eden yaklaşık 180 milyon dolar fiyat düşüyor. Bu düşüldüğü zaman bu rakam 1 milyon 30 milyon dolara iniyor. 2010 yılındaki ihalenin karşılığı TL olarak 2 milyar 286 milyondur. Bugün ise 2 milyar 526 milyon TL'dir. Yani bugünkü fiyat TL bazında 300 milyon daha fazla.
Esas olan ihalenin açık, herkese eşit, en ufak bir kısıtlama olmadan, şeffaf yapılmasıdır. Bu şartlarda yapılan ihalelerde oluşan fiyatlar gerçek fiyatlardır. En yüksek fiyat budur.
Başbakan?ın bu konudaki açıklamasının tek anlamı hassasiyettir. Fakir fukaranın haklarının birilerine aktarılmaması hassasiyeti. Karayolları ve otoyolların ihalesinin iptal edilmesinde de aynı hassasiyet geçerli.?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, SSK Genel Müdürüyken, İstanbul Göztepe hastanesinin onarım işini 1999 yılında 21 milyar TL?ye ihalesiz, davetiye usulü verdiğini ve 6 yılda bitirildiğini ifade eden Canikli, ?Başlangıç 6 milyar, bitiş rakamı 466 milyar TL. Tam 21 kat. Giden para emeklinin parası. Basit onarım işi 6 yıl sürüyor. Biz koca boğaz köprüsünü iki yılda yapıyoruz. Sizin bir hastaneye onardığınız zamanda biz üç tane boğaz köprüsü yapıyoruz. İhaleyi hemşerisi alıyor. Sayısız örnekleri var? dedi.
Sataşmadan söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, şunları kaydetti:
?Sayın Canikli, sizin yetişmenize Maliye?de çok emek verdim ama emeklerimin boşa çıktığını görüyorum. Doğrusu üzüldüm. Öyle bir savunma yapıyorsunuz ki bu şöyle bir psikolojiyi yansıtıyor; ?Evet, sayın Başbakan bu özelleştirme ihalesi işinde yanlış yaptı ama sizin genel başkanınızın da şöyle bir kusuru var.?
Sayın Kılıçdaroğlu?nun genel müdürlüğü sona erdikten sonra iktidarınız genel müdürlük dönemine ilişkin ciddi bir soruşturma başlattı, müfettişleri görevlendirdi. Göztepe Hastanesi inşaatı da dahil olmak üzere tüm ihaleler ve işlemler incelendi. Sizin döneminizde hazırlanmış olan bir makam onayı var. Son cümlesi şu: ?Yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığından rapor ve eklerinin hıfz edilmesi hususunu olurlarına arz ederim.? Tarih 2010. SGK Başkanı buna onay vermiş. Sayın Kılıçdaroğlu?nun dönemini siz kendi imzanızla aklamış durumdasınız. Mahcup oldunuz mu? Başbakan?ın hesabını verin. Başbakan, kendi cümlesinin altında kalmıştır. Bunu açıklayamadınız.?
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu da ?Ben Sayıştay raporlarıyla ilgili suç duyurusunda bulundum. Peki bu suç duyurusunu aklamak üzere bu grup kanun çıkardı mı çıkarmadı mı? Bu grubun grup Başkanvekili bir imam üzerinden suç duyurularına müdahale etti mi etmedi mi?? diye sordu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş da gensorunun eskiden çok önemli olduğunu ancak soru önergesi haline getirildiğini ileri sürdü.
Şimdi kendilerine, ?CHP gensoru vermiş, bunu ne zaman çekecek? diye sorulduğunu aktaran Elitaş, ?Biz yolsuzlukla mücadele ederken yargıya müdahale etmeye çalıştığımı ifade ediyorsunuz? dedi.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök de ?Bu adam gibi adam bir gensorudur. Başbakan, ?2010?da 1,5 milyar verilmiş şimdi 1,1 milyar veriliyor. Bunun hesabını nasıl veririm? dedi mi? Bu Başbakanlığa, Kasımpaşalılığa yakışır mı? Gensoru, alnımızın akı gibi gensorudur. Bunun altında kaldınız? görüşünü savundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Canikli de yeniden söz alarak, Kılıçdaroğlu ile ilgili dile getirdiği fiillerin ?Rahşan affıyla temizlendiğini? söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda CHP'nin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında BAŞKENTGAZ'ın özelleştirilmesinde kamu zararına neden olduğu iddiasıyla verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
Genel Kurul'da, parti grupları adına yapılan konuşmaların ardından hükümet adına Başbakan Yardımcısı Ali Babacan konuştu. Babacan'ın konuşmasının ardından yapılan oylamada, gensoru önergesinin gündeme alınması reddedildi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
İlk sözü önerge sahibi CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu aldı.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, BAŞKENTGAZ özelleştirmesiyle ilgili Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında gensoru önergesini kendilerinin verdiğini, ama suçu tespit eden, durumu ortaya koyanın Başbakan Erdoğan'ın kendisi olduğunu ileri sürdü.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin Erdoğan hakkında BAŞKENTGAZ özelleştirmesinde kamu zararına neden olduğu iddiasıyla verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına dair görüşmeler öncesinde, yerinden söz alan bazı milletvekilleri, Taksim Gezi Parkı eylemcilerine yapılan müdahaleye tepki gösterdi.
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, milletvekili olarak halkın arasına karıştıklarında çok fazla biber gazıyla karşı karşıya kaldıklarını ifade ederek, Meclis Başkanlığı'nın milletvekillerine gaz maskesi almasını istedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Gezi Parkı'ndaki eylemcilerin çadırlarının yakılmasını ve eylemcilere biber gazı sıkılmasını kınadığını ifade etti.
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan da eylemcilere orantısız güç kullanıldığını savunarak, olaylarda İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin yaralandığını söyledi.
Buldan, daha sonra BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık ile Genel Kurul salonunda bulunan İçişleri Bakanı Muammer Güler'in yanına giderek bir süre konuştu. Güler'in, konuşmadan sonra telefon görüşmeleri yaptığı dikkati çekti.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise demokrasinin, vatandaşın sesine kulak vermeyi gerektirdiğini belirterek, "İstanbullular, Taksim Gezi Parkı'nın yeşil kalmasını istiyor. Bu sese kulak vermeyenler demokrat olamazlar, bu sese kulak vermeyenlerin demokrasiyle problemi vardır" diye konuştu.
Daha sonra Erdoğan hakkındaki verilen gensoruya ilişkin konuşan CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, Başbakan Erdoğan'ın katıldığı bir televizyon programında, "BAŞKENTGAZ'da 1.5 milyar doları yakalamışız, yenileri 1.1 ile geliyor. Şimdi 1,5'u yakalamışken 1.1'e verilirse, 'sen nasıl oluyor da 1.1'e veriyorsun demez mi" dediğini anlattı.
Erdoğdu, "BAŞKENTGAZ ile ilgili gensoruyu biz verdik ama suçu tespit eden, durumu ortaya koyan Sayın Başbakan'ın ta kendisidir. Başbakan olayı tarif etmiş, suçu tarif etmiş. Biz hukuki olarak prosedürü tamamlamak istiyoruz" diye konuştu.
BAŞKENTGAZ'ın 2009'da Özelleştirme İdaresi Başkanlığı portföyüne devredildiğini ve Sayıştay denetimine tabi olduktan sonra yolsuzlukların ortaya çıktığını savunan Erdoğdu, şirketin halktan doğalgaz parası toplamasına rağmen BOTAŞ'a 694 milyon lira borcunu ödeyemediğini söyledi.
BAŞKENTGAZ ihalelerinde yolsuzluk yapıldığını öne süren Erdoğdu, üstlenicilere usulsüz ödemeler yapıldığını, fazla hak edişler ödendiğini iddia etti.
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü de Başbakan'ın açıklamalarına rağmen, BAŞKENTGAZ özelleştirmesinden 3 milyar dolar beklenirken 1.44 milyar dolara ihaleyi onayladığını ifade etti.
Son yıllarda kamu kurumlarının tek tek özelleştirildiğini ve ihaleleri hükümete yakın grupların aldığını öne süren Kürkçü, "Bu tarz siyaset tek adam rejiminin göstergesi" dedi. Yeni bir siyaset tarzıyla karşı karşıya olduklarını belirten Kürkçü, "Bu yeni düzen eskiyi aratan bir düzendir'' diye konuştu.
Taksim'de Gezi Parkı eylemcilerine yapılan müdahalenin bu yönetim tarzının göstergesi olduğunu savunan Kürkçü, "Sırrı Süreyya Önder'i omzundan gaz kapsülüyle vuranları affetmeyeceğiz. Bunu yapamazsınız. Kentin, Türkiye'nin, mülkün sahibi değilsiniz. Mülkün sahibi Allah'tır, mülkün sahibi yurttaşlardır. Siz onların ancak hizmetkarı olabilirsiniz. Milletin hizmetkarı milleti sopalamaz, gazlamaz. Bu ne biçim hizmet? Hizmetiniz batsın" ifadelerini kullandı.
Kürkçü'nün "Başbakan şu anki rejimin tecessüm etmiş halidir. Bütün kaprisleriyle, şiddet dolu retoriğiyle, keyfiliğiyle, bütün küstahlığıyla bu rejim, Başbakan Erdoğa'ın kendisinde tecessüm etmektedir" sözlerine AK Parti milletvekilleri tepki gösterdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Kürkçü'nün, kendisine laf atan milletvekillerine hakaret etme hakkı olmadığını söyledi. Sözlerini bilerek kullandığını belirten Kürkçü, AK Parti'li milletveikillerinin sözlerini geri alması çağrısına "Almıyorum" karşılığını verdi.
Sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Kürkçü için, "Marksist, toptancı yorumcu, tek bakışlı, meseleyi kişiselleştiren, demokratik sistemin ne anlama geldiğini anlama konusunda müktesebatı yeterli değil" dedi.
Siyasetin anlayış, birlikte hareket etmeyi, milletle gönül bağı gerektirdiğini söyleyen Ünal, "Milletimizle kurduğumuz ilişki, genel başkanımızla kurduğumuz ilişki ortadadır. Birileri toptancı görüş olarak algılıyorsa, diktatoryal görüş olarak algılıyorsa geçmişe baksınlar. 9 yılda 7 seçime gittik, yüzde 50 ile buradayız" diye konuştu.
MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy, enerji ihalelerinin "şaibeli ihaleler" haline geldiğini ve dört beş firmanın arasında pinpon topuna dönüştüğünü ileri sürdü.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, "BAŞKENTGAZ'ın ihale sürecini onaylayarak, kamunun ve halkın zarar görmesine neden olduğu" iddiasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler devam ediyor.
MHP Grupu adına söz alan Necati Özensoy, son yıllarda özellikle enerji ihalelerinin "şaibeli ihaleler" haline geldiğini, bu ihalelerin, dört beş firmanın arasında pinpon topuna dönüştüğünü savundu.
Son olarak BAŞKENTGAZ'ın ihalesini alan firmanın da buna dahil olduğunu belirten Özensoy, bu firmanın, geçmişte yine AK Parti iktidarı döneminde Bursa'da imar yolsuzluğuna konu olduğunu iddia etti.
BAŞKENTGAZ'ın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in elinden çıkmasını sağladığı için "iyi ki bu özelleştirme yapıldı" dediklerini belirten Özensoy, çünkü BAŞKENTGAZ'ın Melih Gökçek'in finans deposu haline geldiğini söyledi. Özensoy, ancak BAŞKENTGAZ'ın değerinde satılmadığını ifade etti.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, Melih Gökçek'in, BAŞKENTGAZ'ı borç batağına soktuğunu, "metro yapıyorum" diyerek halkı aldattığını ileri sürdü. Gök, gensoru önergesinde "iktidar, belediye başkanı, bürokrat, iş adamı" çerçevesinde kurulan saadet zincirini sorguladıklarını söyledi.
Gök, BAŞKENTGAZ'ın Türkiye'nin ikinci büyük doğalgaz şirketi olduğunu, özelleştirilmeden önce altyapısının yenilendiğini, hat uzunluğunun 10 bin kilometreye ulaştığını, 2 milyon aboneye sahip olduğunu belirtti. Kar eden bu şirketin özelleştirmeye adeta hazır hale getirildiğini anlatan Gök, daha sonra ihale şartlarının da alıcılar lehine değiştirildiğini öne sürdü.
Levent Gök, ihaleyi alan firmanın daha önce orta büyüklükte bir şirket olduğunu ancak AK Parti döneminde kısa sürede çok hızlı bir şekilde, olağanüstü bir büyüme sağladığını söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, daha önce katıldığı bir televizyon programında, BAŞKENTGAZ'ın özelleştirilmesine ilişkin açıklamasında bu ihaleyle ilgili rakamı yanlış bulduğunu söylediğini, ancak söz konusu ihalenin gerçekleştiğini belirten Gök, "Çark eden bir Başbakan. Bu, Başbakanlık makamının saygınlığına, Kasımpaşalılığın raconuna gölge düşürmez mi? Hangi güç size bu ihaleyi onaylattı? Gökçekten mi korktunuz? Yanlış bulduğunuz ihaleyi sonradan neden kabul ettiniz?"
Gök, bunun hesabını iktidardan soracaklarını söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın BAŞKENTGAZ ihalesiyle ilgili açıklamasının tek anlamının fakir fukaranın haklarının birilerine aktarılmaması hassasiyeti olduğunu belirterek, "Karayolları ve otoyolların ihalesinin iptal edilmesinde de aynı hassasiyet geçerli? dedi.
Canikli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verilen gensoru önergesi ile ilgili TBMM Genel Kurulu'nda AK Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, herhangi bir kamu otoritesinin görevini ifa ederken, suç olan bir fiil tespit ettiyse bu fiili doğrudan Cumhuriyet Savcısına aktarmak zorunda olduğunu kaydetti.
Yapılan konuşmalarda bu şekilde bir tespitin gerçekleştirildiği ve yargıya intikal ettirildiğine dair bilgi verilmediğini vurgulayan Canikli, mahkeme kararın olmadan da ?yolsuzluk? ifadesinin kullanılmasının doğru olmayacağını belirtti.
Bugüne kadar yapılan camilerin hiçbirisinin cemaatsiz kalmadığını ifade eden Canikli, ?İçiniz rahat olsun, Çamlıca?ya yapılacak camiinin de cemaati olacaktır? dedi.
BAŞKENGAZ?in üç kere ihaleye çıktığını anımsatarak bunlarla ilgili bilgi veren Canikli, ilk ikisinde ilgili firmaların teminatlarını yakarak ihaleye almaktan vazgeçtiğini, üçüncü ihalenin de Özelleştirme İdaresi Başkanlığı?nın belirlediği miktarın altında kaldığı için iptal edildiğini anlattı. Canikli, ?Gerçek anlamda fakirin fukaranın hakkı birilerine aktarılmasın diye, gerçek değerini bulmadığı için iptal edildi? ifadesini kullandı.
Son ihalenin 13 Eylül 2012 tarihinde yapıldığını anımsatan Canikli, bu ihaleden önce Özelleştirme İdaresi Başkanlığı?nın fiyatın artması için 250 firma ile görüştüğünü ve tanıtımlar gerçekleştirdiğini söyledi.
Canikli, sözlerini şöyle sürdürdü:
?Son ihale 1 milyar 162 milyar dolarla sonuçlanıyor ve onaylanıyor. Buradaki soru ya da sorun şu; ?2010 yılında firma 1,5 milyar teklif verdi ve vazgeçti. Bugün verilen fiyat 1 milyar 162 milyon dolar. Dolayısıyla bir zarar, bir eksi durum söz konusu.? İlk bakışta gerçekten böyle gözüküyor. Ancak 2010 yılındaki teklifte imtiyaz süresi 27 yıl içindi. 2037?de süre sona erecekti. Aradan üç yıl geçiyor ve bugün alan 3 yıl daha az çalıştıracak. Dolayısıyla 3 yıla isabet eden yaklaşık 180 milyon dolar fiyat düşüyor. Bu düşüldüğü zaman bu rakam 1 milyon 30 milyon dolara iniyor. 2010 yılındaki ihalenin karşılığı TL olarak 2 milyar 286 milyondur. Bugün ise 2 milyar 526 milyon TL'dir. Yani bugünkü fiyat TL bazında 300 milyon daha fazla.
Esas olan ihalenin açık, herkese eşit, en ufak bir kısıtlama olmadan, şeffaf yapılmasıdır. Bu şartlarda yapılan ihalelerde oluşan fiyatlar gerçek fiyatlardır. En yüksek fiyat budur.
Başbakan?ın bu konudaki açıklamasının tek anlamı hassasiyettir. Fakir fukaranın haklarının birilerine aktarılmaması hassasiyeti. Karayolları ve otoyolların ihalesinin iptal edilmesinde de aynı hassasiyet geçerli.?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, SSK Genel Müdürüyken, İstanbul Göztepe hastanesinin onarım işini 1999 yılında 21 milyar TL?ye ihalesiz, davetiye usulü verdiğini ve 6 yılda bitirildiğini ifade eden Canikli, ?Başlangıç 6 milyar, bitiş rakamı 466 milyar TL. Tam 21 kat. Giden para emeklinin parası. Basit onarım işi 6 yıl sürüyor. Biz koca boğaz köprüsünü iki yılda yapıyoruz. Sizin bir hastaneye onardığınız zamanda biz üç tane boğaz köprüsü yapıyoruz. İhaleyi hemşerisi alıyor. Sayısız örnekleri var? dedi.
Sataşmadan söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, şunları kaydetti:
?Sayın Canikli, sizin yetişmenize Maliye?de çok emek verdim ama emeklerimin boşa çıktığını görüyorum. Doğrusu üzüldüm. Öyle bir savunma yapıyorsunuz ki bu şöyle bir psikolojiyi yansıtıyor; ?Evet, sayın Başbakan bu özelleştirme ihalesi işinde yanlış yaptı ama sizin genel başkanınızın da şöyle bir kusuru var.?
Sayın Kılıçdaroğlu?nun genel müdürlüğü sona erdikten sonra iktidarınız genel müdürlük dönemine ilişkin ciddi bir soruşturma başlattı, müfettişleri görevlendirdi. Göztepe Hastanesi inşaatı da dahil olmak üzere tüm ihaleler ve işlemler incelendi. Sizin döneminizde hazırlanmış olan bir makam onayı var. Son cümlesi şu: ?Yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığından rapor ve eklerinin hıfz edilmesi hususunu olurlarına arz ederim.? Tarih 2010. SGK Başkanı buna onay vermiş. Sayın Kılıçdaroğlu?nun dönemini siz kendi imzanızla aklamış durumdasınız. Mahcup oldunuz mu? Başbakan?ın hesabını verin. Başbakan, kendi cümlesinin altında kalmıştır. Bunu açıklayamadınız.?
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu da ?Ben Sayıştay raporlarıyla ilgili suç duyurusunda bulundum. Peki bu suç duyurusunu aklamak üzere bu grup kanun çıkardı mı çıkarmadı mı? Bu grubun grup Başkanvekili bir imam üzerinden suç duyurularına müdahale etti mi etmedi mi?? diye sordu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş da gensorunun eskiden çok önemli olduğunu ancak soru önergesi haline getirildiğini ileri sürdü.
Şimdi kendilerine, ?CHP gensoru vermiş, bunu ne zaman çekecek? diye sorulduğunu aktaran Elitaş, ?Biz yolsuzlukla mücadele ederken yargıya müdahale etmeye çalıştığımı ifade ediyorsunuz? dedi.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök de ?Bu adam gibi adam bir gensorudur. Başbakan, ?2010?da 1,5 milyar verilmiş şimdi 1,1 milyar veriliyor. Bunun hesabını nasıl veririm? dedi mi? Bu Başbakanlığa, Kasımpaşalılığa yakışır mı? Gensoru, alnımızın akı gibi gensorudur. Bunun altında kaldınız? görüşünü savundu.
AK Parti Grup Başkanvekili Canikli de yeniden söz alarak, Kılıçdaroğlu ile ilgili dile getirdiği fiillerin ?Rahşan affıyla temizlendiğini? söyledi.
TBMM Genel Kurulu'nda CHP'nin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında BAŞKENTGAZ'ın özelleştirilmesinde kamu zararına neden olduğu iddiasıyla verdiği gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi.
Genel Kurul'da, parti grupları adına yapılan konuşmaların ardından hükümet adına Başbakan Yardımcısı Ali Babacan konuştu. Babacan'ın konuşmasının ardından yapılan oylamada, gensoru önergesinin gündeme alınması reddedildi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
