2006-11-14 - 12:00
AK PARTİ GRUP TOPLANTISI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''AK Parti'nin siyasi rotasının esasının, millete hizmet ve Türkiye'nin aydınlık geleceğini tesis etmek olduğunu'' belirterek, ''Bunun için genç bir siyasi parti olmamıza rağmen, kendimizi yenilemeyi, geçen zamanların muhasebesini, kılı kırk yararcasına yapmayı, ulaştığımız hedeflerin yerine çok daha yüksek hedefler koymayı bir mecburiyet olarak görüyoruz'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''AK Parti'nin siyasi rotasının esasının, millete hizmet ve Türkiye'nin aydınlık geleceğini tesis etmek olduğunu'' belirterek, ''Bunun için genç bir siyasi parti olmamıza rağmen, kendimizi yenilemeyi, geçen zamanların muhasebesini, kılı kırk yararcasına yapmayı, ulaştığımız hedeflerin yerine çok daha yüksek hedefler koymayı bir mecburiyet olarak görüyoruz'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında yapacağı konuşma için, ''Seninleyiz her zaman, Recep Tayyip Erdoğan'' sloganları altında kürsüye geldi.

Konuşmasında, partisinin 2. Büyük Olağan Kongresi'nin hafta sonunda gerçekleştiğini anımsatan Başbakan Erdoğan, AK Parti'nin, ''kurulduğu günden bu yana, Türkiye'nin değişim iradesini yansıtan, milletin gelecek hedeflerine odaklanmış, ülke gerçeklerinin farkında olan, dinamik, toplumsal değerlere saygılı, çağdaş siyasetin adresi olduğunu'' ifade etti.

Başbakan Erdoğan, ''Şükürler olsun ki 2. Büyük Kongremizi de bize yakışan tavır, üslup ve coşkuyla gerçekleştirdik'' diye konuştu.

Erdoğan, şöyle devam etti:

''AK Parti'nin başkalarından farkı, Türk siyasetine taşıdığımız ciddiyet, insanımızın önüne koyduğumuz yeni ufuklar bir kere daha açıkça ortaya çıkmıştır. Bunu için katkıda bulunan, emeği geçen, katılımıyla kongremizi zenginleştiren herkese teşekkür ediyorum.

Aynı vakar ve ciddiyetle Türkiye'ye hizmet etmeye bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da devam edeceğiz. Bizim siyasi rotamızın esası, millete hizmettir. Ülkemizin aydınlık geleceğini tesis etmektir. Bunun için genç bir siyasi parti olmamıza rağmen, kendimizi yenilemeyi, geçen zamanların muhasebesini, kılı kırk yararcasına yapmayı, ulaştığımız hedeflerin yerine çok daha yüksek hedefler koymayı bir mecburiyet olarak görüyoruz.''

Erdoğan, TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, dünyanın ve Türkiye'nin değiştiğini, ülke değişirken Türk insanının ihtiyaçlarının da değiştiğini
belirterek, siyasetin genç soluklara ve taze fikirlere açılması fikirlerinin de bu yenilenme ihtiyacının bir gereği olduğunu söyledi.

AK Parti olarak, ''geçmişin, statik ve sorunları çözmekten uzak anlayışları yerine, dinamik, cesaretli, değişimden korkmayan bir siyasi anlayışı tercih
etmelerinin sebebinin de bu olduğunu'' ifade eden Başbakan Erdoğan, kongrede, yeni MKYK'ya da bu anlayışı somut olarak yansıttıklarını söyledi.

Siyasette 25 yaş ve kadın temsili bakımından bir fark yarattıklarını belirten Başbakan Erdoğan, ''Biz söz değil, icraat üretiriz. Biz düşünürüz,
çözümler geliştiririz, düşündüklerimizi söyleriz. Fakat orada bırakmayız, bunları hayata geçiririz'' dedi.

Bugünün dünyasının, kendisini yenileyemeyenin ayakta kalamayacağı, yarın hakkında öngörüsü olmayanın bugünü de kaybedeceği bir dünya olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bugünün Türkiye'si, partimizin ilk kongresini yaptığımız günlerden ne kadar farklıdır. Geçen zaman içinde bu ülke nereden nereye gelmiştir.

Kongre vesilesiyle yaptığımız değerlendirmede, yapılanları tüm boyutlarıyla ele aldık, icraatlarımızı masaya yansıttık. Bunları da kitapçık halinde dağıttık.

Zaten şeffaflığı, yönetim anlayışının vazgeçilmezleri arasında gören bir iktidarız. Bütün rakamlar, istatistikler bir kere daha ortaya konulmuş oldu.

Ortaya çıkan gerçek şudur ki burada tevazuyu elden bırakacağım, kusura bakmasınlar; geçen 4 yılda Türkiye bir sessiz devrim gerçekleştirmiştir.

Eğitimden sağlığa, adaletten ulaşıma, toplu konuttan enerjiye kadar her alanda büyük bir değişim, dönüşüm ve ilerleme yaşanmıştır bu güzel ülkemizde.
Aslında yaşanan değişimi tek bir cümle ile özetlemek mümkündür. Bugünün Türkiye'sinde tek bir alan yoktur ki 4 yıl öncesinin Türkiye'sinin gerisinde olsun.

Neredeyse bir kalem yoktur ki bugün insanımız, dünü arar hale gelmiş olsun. Elbette bununla yetinmeyeceğimizi her zaman ifade ediyoruz.

Bir kez daha açık ve net olarak söyleyebiliriz ki bugün Türkiye, bundan 4 yıl öncesinin o karanlık, krizlerle sarsılan, umutsuzlukla yoğrulan
Türkiye'sinden çok uzak, çok farklı ve çok daha aydınlık bir ülke.

Burada kimse, hedef saptırmak yoluna gitmesin. Bazıları zaman zaman çıkıyor; 'efendim bunalımlı yıllardan sonra, bunalımlı dönemlerden sonra oluşan günler, haftalar, aylar aldatmasın, bunlar sanaldır, bunlar yapaydır' gibi, böyle yaklaşım tarzlarıyla yaklaşmasınlar.

4 yıl önce Türkiye hangi ıstırapların içindeydi ve o ıstırapların içindeki Türkiye'yi nereye getirdik. Bunlar, durup dururken olmadı. Madem bunlar o kadar mahirdiler niçin bu ülkeyi yıllarca, on yıllarca çile içinde yaşamaya mahkum ettiler ve bu ıstırapları beraber yaşadık.''

"GÜVEN OLMAZSA KÜRESEL SERMAYA GELİR Mİ!"

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin bugün, dünden daha iyi bir ülke olduğunu belirterek, şunları söyledi:
''AK Parti kongresi, Türkiye'nin geleceği için nasıl bir vizyona sahip olduğumuzu açık ve net ortaya koymuştur. Biz Türkiye ile birlikte varız.
Türkiye'ye kazandırdıkça, Türkiye'yi büyüttükçe varız... Türkiye ile geleceğe yürümeye devam edeceğiz. Bugüne kadar elde ettiğimiz bütün büyük kazanımların arkasında, siyasi ve ekonomik istikrar vardır, güven vardır.
Geçen yılın sonunda Türkiye'de 9.7 milyar dolarlık doğrudan yatırım gerçekleşmişken, bu yılın dokuzuncu ayı itibariyle 12.8 milyar dolarlık doğrudan yatırım gerçekleşmişse bunun ardında güven var, istikrar var. Güven olmazsa, istikrar olmazsa küresel sermaye gelir de Türkiye'de bu yatırımları yapar mı? Soruyorum size... Yapmaz.''

''FELAKET TELLALLARI...''

''Felaket tellallarına'' da seslendiğini ifade eden Erdoğan, AK Parti iktidarından önceki 10 yıla bakılmasını istedi. Erdoğan, ''Hangi yıl 1 milyar
doların üstüne çıkabildiler? Var mı böyle bir şey, yok... Bunları nasıl görmezden gelebilirler. Şimdi tırmanmaya başlamış ülkemiz, bunu da küçültmeye çalıyorsunuz. İnsaf edin'' diye konuştu.

Marifetin iltifata tabi olduğunu hatırlatan Erdoğan, ''Bunu da göreceksiniz. Bunu görmezden gelmek, birilerine bir şey kazandırmaz. Ama millet kazanıyor'' dedi.

Türkiye'nin hem ekonomik kalkınmasını ve hem de demokratik reformlarını gerçekleştirebilmenin gayreti içinde olduğunu anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Özgür ve müreffeh bir Türkiye idealimizin gerçekleşmesi için bu güven ve istikrarın devamına bağlı kalacağız. Burada bir kez daha açık ve net söylüyorum; bizim ikinci dönemimizin sonunda, kişi başına düşen milli gelir 10 bin dolara ulaşacaktır. Hedefimiz bu... Bunu, hedef olarak koyduk. Şu anda hesaplarımız öyle gösteriyor ki 5 bin 500 dolara doğru hamdolsun bu dönemin sonunda ulaştık. Elimize gelen veriler böyle. Yani 180 milyar dolar milli gelirle devraldık Türkiye'yi, şimdi 410 milyar dolara ulaştık. Nereden nereye... Bunu görün; bunu bir kenara koyamazsınız.''

Bu konuların bütçe görüşmelerinde konuşulmaya başlandığını ifade eden Başbakan Erdoğan, kısa bir süre sonra bütçe Genel Kurula geldiğinde de konuşacaklarını söyledi.
''Muhalefeti göreceksiniz. Neler söyleyecekler neler'' diyen Erdoğan, ''Onlar tüm bunları söylerken biz, gerçekleri anlatacağız. Milletimiz, bu
gerçekleri bizden öğrenecek. İnanıyoruz ki milletimiz doğrunun, gerçeklerin yanında yer alacak'' dedi.

MİLLETE SESLENİŞ

Erdoğan, bugüne kadar ''beceriksizliklerle'' Türkiye'yi geri götürmüş olanlara, hiç bir zaman prim vermediklerini yine vermeyeceklerini söyledi.

Türkiye'nin, son 4 yılda dünyanın ilk 20 ekonomisi arasına girmeyi başardığını kaydeden Erdoğan, bu ivmenin korunması durumunda Türkiye'nin, gelecek 10 yıl içinde AB'nin ilk 10 büyük ekonomisi içinde yer alacağını bildirdi. Parlak bir geleceğin eşiğinde olduklarını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
''En büyük sıçramayı gerçekleştirmemizin önünde hiç bir engel göremiyoruz. Bizi millet olarak bundan alıkoyacak bir şey varsa o da gereksiz tartışmalarla içe kapanmak ve enerjimizi tıpkı geçmiş dönemlerde olduğu gibi boşa harcamak. Şu anda milletin kubbesinin altından milletime sesleniyorum: Yıllarca milletimizi kavramlarla, kelimelerle meşgul ettiler. Bu kavramlar, bu kelimeler, benim ülkemi büyütmedi. Bu kavramlar, bu kelimeler benim demokratik yaşamıma zenginlik katmıyor. Bu kavramlar, bu kelimeler, fakir fukaramı, garip gurebamı azaltmıyor, onları daha zengin hale getirmiyor. Bunlarla sadece içeride gerginlikler ve içeride piyasaların alt üst olduğunu görüyoruz. Ve bundan dolayı da hep dertliyiz.
Diyoruz ki gelin, enerjimizi içeride boşaltmayalım. Bu kavramlarla ülkemizi germeyelim, bu kavramlarla ülkede kamplaşmalara fırsat veremeyelim. Bu kavramlarla milli meselelerimizde ortak olmamız gerekirken buralardan birilerine çıkar, menfaat sağlamanın yollarını açmayalım. Bu kavramlarla ülkemizde 'ötekiler, diğerleri, buna benzer' bir yapılanmayla ülkeyi bölmeyelim. Bunları bırakalım. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ile birbirimizi kucaklayalım ve el ele verelim. Ben acaba bugün ülkem için ne yaptım? Acaba benim bugün sağladığım katma değerden bu ülkede fakir fukara, garip gureba ne aldı? Bunun için dayanışma halinde olmalıyız. Bunun için koşalım, koşturalım.''

Erdoğan, gece gündüz demeden bunun için çalıştıklarını belirterek, ''Yıllardır olmayan motivasyonu acaba yeniden kazanabilir miyiz, derdimiz bu''
dedi. Bu çalışma sayesinde kişi başına milli geliri 2 bin 500 dolardan 5 bin dolara çıkardıklarını anlatan Erdoğan, kişi başına satın alma gücünün de 9 bin dolara yaklaştığını söyledi. Kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına aldıklarında rakamların daha da büyüyeceğini ifade eden Erdoğan, ''Onun için biz bugün kelimelerin, kavramların içinde AK Parti olarak yer almayacağız ve bu tuzağa düşmeyeceğiz'' diye konuştu.

Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, Türkiye'de şu anda kişi başına satın alma gücünün 8-9 bin dolara ulaştığını belirtti. Bu noktaya durup dururken gelinmediğini kaydeden Erdoğan, ulaşılan düzeyi yeterli görmediklerini ve gelecek dönemde daha iyi olacağına inancını dile getirdi.

Erdoğan, ''Onun için biz o kelimelerin ve kavramların kavgası içinde AK Parti olarak yer almayacağız ve bu tuzağa düşmeyeceğiz. Bu ülkeye, millete bir daha yıllarını kaybettirmeyeceğiz. Kayıp yılları telafi etmenin ne kadar zor ve bedeli ağır bir süreç olduğunu, son 4 yılda birinci elden yaşadık, bizzat tecrübe ettik. Bir daha böyle dönemlerin yaşanmasına müsaade edemeyiz'' dedi.

Partisinin 11 Kasım'da yapılan kongresinin, ''birliğin, kardeşliğin, güvenin, istikrarın, itibarın siyasetteki adı ve adresinin AK Parti olduğunu''
ortaya koyduğunu anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Türk milletinin gücü ve iradesi burada temsil ediliyor. Bu kardeşlik hukukunu, birlik tablosunu, bu vakarı ve onurlu duruşu anlamakta güçlük çekenler,
zaten milleti anlamakta, milletle gönül bağı kurmakta da zorluk çekiyorlar. Onlara söyleyecek sözümüz yok. Yolun başında uzun yol koşucusu olduğumuzu söyledik. Dedik ki; 'bugün yeni bir gün. Yeni şeyler söylemek lazım.' Başkalarının gündemleri farklı olabilir. Yeter ki biz, yeni bir gün olarak her günü karşılayalım, yeter ki biz milletle bağlarımızı her gün yeniden güçlendirelim. Türkiye bizimle birlikte aldığı mesafeyi bir daha kaybetmeyecek, geriye gitmeyecek. Aksine demokrasi, adalet ve hukuk yolunda daha kararlı adımlar atacak.''

-''MEDENİYETLER İTTİFAKINI KÜÇÜMSEME GAYRETLERİ''-
Erdoğan, farklı kültür ve medeniyetlere evsahipliği yapan İstanbul'da, dün insanlık için son derece anlamlı bir adım atıldığını, İspanya ile eşbaşkanlığını yaptıkları Medeniyetler İttifakı Girişimi kapsamında önemli bir aşamaya gelindiğini hatırlattı. Yüksek Düzeyli Grubun nihai raporunu ve eylem planını BM Genel Sekreteri Kofi Annan, İspanya Başbakanı Zapatero ve kendisine sunduğunu kaydeden Erdoğan, konuyla ilgili tespit ve önerilerle her zaman başvurulacak referans belgesi niteliğinde olduğunu ifade etti.

Medeniyetler İttifakı Girişiminin, 21. yüzyılın küresel barış projesi olduğunu belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Şunu da söyleyeyim, bunu bile küçümseme gayreti içinde olanlar olabilir. Özellikle bu, bizim ülkemizden çıkar. Niye? Bunun içinde AK Parti, AK Parti
iktidarı var ya... Bundan dolayı bunu küçümsemeye gayret edenler çıkabilir. Ne yaparsanız yapın, ya bunu da takdir edin. Bu hakikaten farklı, özellikle de dış politikada çok farklı bir adım...Dünyayı, insanlığı kuşatan bir adımdır. Bunu takdir edin ve 'acaba buna ne gibi bir katkıda bulunalım' deyin. Hayır böyle bir düşünce yok. Bunu taşımayanlar var.''

-''TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİĞİ...''-
Medeniyetler İttifakı Girişiminin, ''geleceği tehdit eden küresel bir tehdide insanlık olarak verilmesi gereken cevap'' olduğuna işaret eden Erdoğan,
bu tehdidin, salgın bir hastalık gibi yaygınlaşmaya başlayan şiddet ve çatışma kültürü olduğunu vurguladı. ''Bizim cevabımız da farklı medeniyetlerin, ortak insanı değerler etrafında bulaşabilmesini esas almaktadır'' diyen Erdoğan, Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin, bu projenin gerçekleşebileceğini tüm dünyaya ispatlama gücüne sahip olduğunu kaydetti.

Girişimin, ''yüzyılın en önemli hadiselerinden biri olacağını'' ifade eden Erdoğan, barış ve istikrar adına tarihi bir adım olacağını belirtti. Onyıllardır
karşılıklı olarak devam eden dışlayıcı tutumlar nedeniyle farklı kültür ve inançlar arasındaki fay hatlarında önemli kırıklar meydana geldiğine, insani
bağların sarsılmaya başladığına dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Farklı kültür ve inanç dünyalarına ait insanlar, kendileri gibi olmayanı ötekileştirme, bununla da kalmayıp aynı zamanda nefret nesnesine dönüştürmüş. Dünyada giderek artan haksızlık ve eşitsizlikler de karşılıklı hoşgörüyü azaltmış, öfke ve nefreti artırmıştır. Yaradılanı yaradandan ötürü sevme anlayışı, bizim kültürümüzün temelidir. Bütün yaradılmışlar, mutlak yaratıcı Allah'ın yeryüzündeki eserleridir. Şüphe ve korkular, bugüne kadar hep önyargıları beslemiştir. Fakat medeniyetler ittifakı ile bu sorunlar yavaş yavaş yok olmaya mecbur olur.

Toplumlar arasında çıkan psikolojik uçurumlar, bugüne kadar derinleşmiştir. Önde gelen kültür ve inanç sistemleri, birbirini anlamaya çalışmak yerine birbirine karşı sürekli bilenmiştir. Bunu en belirgin şekilde İslam dünyası ile batı arasındaki karmaşık ilişkilerde görüyoruz. Giderek artan, insanlığın geleceğini ciddi şekilde tehdit eden bu gidişi, bir an önce durdurmak zorundayız.''

Türkiye olarak Medeniyetler İttifakı Girişiminin bu kutuplaşmanın daha da derinleşmesini önleyeceğine, çatışma yerine karşılıklı anlayışı yeniden sağlayacağına inandıklarını bildiren Erdoğan, ''Nihai amacımız, farklı inanç ve kültürler arasında karşılıklı saygıya dayalı bir anlayış ve işbirliğini sağlamaktır. Böylece toplumlar ve devletler arasında ilişkilerin daha fazla bozulmasını engelleyici, küresel ölçekte bir ittifakın kurulmasını da inşallah hep birlikte sağlamış olacağız'' dedi.

-TÜM ÜLKELERE DESTEK ÇAĞRISI-

Yüksek Düzeyli Grubun hazırladığı eylem planının bu yönde somut adımlar atılmasını tavsiye ettiğini, planın uygulama safhasında gençlik, eğitim, medya ve göç gibi konularda somut çalışmalar yapılmasının hedeflendiğini belirten Erdoğan, uygulama aşamasının işin esası olacağını; orta ve uzun vadede başarının, eylem planındaki hususların hayata geçirilmesine bağlı olduğunu söyledi.

BM Genel Sekreteri Annan'ın bu yöndeki çabalarının sürmesinin de önemli olduğuna dikkati çeken Erdoğan, yeni genel sekreterin de sürecin devamını sağlaması dileğinde bulundu. 18 Aralık'ta New York'ta yapılacak toplantıda, girişimin sekreteryası ile ara ya da alt sekreteryasının nerede olacağının da tespit edileceğini ifade eden Erdoğan, böylesine tarihi bir adımın İstanbul'da atılmasının anlamlı olduğunu vurguladı.

Dünyanın acilen ihtiyaç duyduğu medeniyetler ittifakının İstanbul'da kuvveden fiile dönüştüğünü belirten Erdoğan, bu çabaların gerçek anlamda başarıya ulaşmasının küresel ölçekte işbirliğiyle mümkün olduğunu söyledi.

Erdoğan, ''Buradan tüm ülkeleri, bu hedef doğrultusunda Medeniyetler İttifakı Girişimini desteklemeye çağırıyorum. Öfkeler kabardıkça bundan en çok masum insanlar zarar görüyor. İşte Filistin... Çatışma ve şiddet rüzgarları esmeye devam ediyor. Bu nedenle, Medeniyetler İttifakı Girişimi son derece zamanlı olmuştur. Hepimiz bu konuda sorumluluk almaya mecburuz'' diye konuştu.

İstanbul'un dün, AB Komisyonu tarafından 2010 yılı için Avrupa başkenti ilan edildiğini hatırlatan Erdoğan, sözlerini, ''İstanbul, medeniyetler ittifakının sembol şehridir. Bu başarı hepimizindir, hepinizindir'' diyerek tamamladı.