2010-05-25 - 20:00
TÜRKİYE-AB KARMA PARLAMENTO KOMİSYONU 64. TOPLANTISI...
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,Türkiye AB Karma Parlamento Komisyonu 64. Toplantısında, komisyon üyelerinin sorularını yanıtladı.
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye AB Karma Parlamento
Komisyonu 64. Toplantısında, komisyon üyelerinin sorularını yanıtladı.

''Anayasa değişiklik paketine TBMM'den tam destek neden sağlanamadı?''
sorusu üzerine Bağış, Anayasa değişikliği paketini bazılarının reddedeceklerini
ilan ettiklerini, bazılarının ön koşul olarak kullanmak istediklerini dile
getirerek, ''Demokrasilerde uzlaşmak için elinizden geleni yaparsınız. Sonuçta
parlamentolar milli egemenliğin temsil edildiği yerlerdir. Ama uzlaşma noktasında
bir yere varamazsanız, o zaman toplumun beklentilerine karşılık vermeye
çalışırsınız. Eğer toplumun beklentilerine cevap veremezseniz, toplumun ödülü de
cezası da sandıkta olur'' dedi.

Anayasa değişikliğini yapabilmek için halka gitmekte olduklarını, konuyu
sandığa götürdüklerini ifade eden Bağış, şöyle devam etti:

''Bunu bile engellemeye çalışanlar var. Vatandaşa sorulmasından korkan
siyasi görüşlerin demokrasiyi ne kadar benimseyebildikleri ayrı bir konu. Kendi
vatandaşının vereceği karardan korkan zihniyetlerle karşı karşıya kalıyoruz.

Ama uzlaşma konusunda 2007 seçimlerinden bu yana hem Cumhurbaşkanı hem
Meclis Başkanı hem Başbakan, Anayasa değişikliğiyle ilgili ayrı bir komisyon
kurulması için çaba içine girdiler. Birçok siyasi parti böyle bir komisyona üye
vermeyeceklerini beyan etti. Daha sonra Anayasa değişikliği paketiyle ilgili
çalışmalarımızı yaptıktan sonra kendilerini tek tek ziyaret edip bilgi vermek
istedik. Ben 1,5 yılı aşkın bir süredir Türkiye'nin başmüzakerecisiyim. Göreve
atandığım hafta Türkiye'nin ana muhalefet liderinden randevu talep ettim. O gün
bugün randevu talebimi çeşitli vesilelerle tekrarladım. Bugüne kadar bana randevu
verilmiş değildir.''

Egemen Bağış, uzlaşmak için önce diyalog kurulması gerektiğini
vurgulayarak, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın da demokratik açılım çalışmalarıyla
ilgili bilgi vermek için ana muhalefet partisi başkanından randevu alamadığını,
kendisinden önceki Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan'a da o görevi
süresince randevu verilmediğini anlattı.

Bağış, ''Sizinle konuşmayı reddedenlerle hangi konuda anlaşabilirsiniz?''
dedi.


Yüzde 10 barajı konusunun niye Anayasa değişikliği paketine konulmadığına
ilişkin soru üzerine Bağış, ''Yüzde 10, bizim Seçim Kanunumuzla ilgili bir
konudur. Seçim Kanunu ile ilgili yapılacak bir değişikliği Anayasa paketinin
içine koymanın bir mantığı yok. Seçim Kanunu ile ilgili bir değişiklik söz konusu
olursa o zaman öneriler de değerlendirilebilir'' dedi.

Değişiklik paketinde parti kapatmayla ilgili maddenin neden düşürüldüğüne
ilişkin olarak da Bağış, ''Partileri defalarca kapatılmış olanlar, parti
kapatılmasını engelleyecek kanuna destek vermediler. Demek bundan bir mağduriyet
yaratmak istiyorlar. Demek ki bundan bir çıkar elde edeceklerini düşünüyorlar.
Demek ki kendi iç siyasi planlarında istismar malzemesi olarak kullanıyorlar''
diye konuştu.

Anayasa paketinde toplu sözleşme dışında kamu çalışanlarına neden grev
hakkı tanınmadığına ilişkin soruya da Bağış, şu yanıtı verdi:

''Hiçbir ülkede olmayan, bizde olan 657 diye bir kanun var. Bir kişi
devlet memuru olduğu zaman 30 yıl boyunca maaş garantisi, daha sonra da emeklilik
garantisine kavuşur. Türkiye'de kamu çalışanının işine son vermek imkansıza
yakındır. Bunun üstüne bir de grev hakkını vermek devletin iflası anlamına gelir.
Uzun vadede Avrupa'da olduğu gibi sözleşmeli kamu çalışanı düzenine geçebilirsek,
o zaman grev hakkı olmalıdır. Toplu sözleşme hakkı, çalışanlara daha esneklik
yaratma konusundaki kararlılığı gösterme açısından çok önemli bir
başlangıçtır''.


Bağış, Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılması konusunda adım
atılıyor mu?'' sorusu üzerine de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Atina'da bu
soruya cevap verdiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:

''Ruhban Okulu konusuna biz sıcak bakıyoruz. Bu konuda birtakım adımların
atılması için ben de Milli Eğitim Bakanımız da ilgili tüm bakanlıklarımız da
çalışıyor. Heybeliada, hükümetimiz tarafından kapatılmış bir eğitim kurumu değil.
Herhangi bir hükümet tarafından kapatılmış eğitim kurumu da değil. Bir yargı
kararı nedeniyle mahkemelerimizce kapatılmış bir kurum. O kararın alındığı günden
bu güne geçen 40 yıllık süre içinde değişen kanunlarımızı, Anayasamızı,
yönetmeliklerimizi gözden geçiriyoruz ve bu kurumun yeniden açılabilmesi, eğitime
başlayabilmesi için herhangi bir yasal değişikliğe ihtiyaç olup olmadığını şu
anda değerlendiriyoruz. Kurumlarımızın şu anda görüşlerini topluyoruz. Ama biz
bunu bir yandan yaparken, Batı Trakya'da yaşayan Türk ve Müslüman azınlığın
yaşadığı sıkıntıları bizim medya kuruluşlarımız, sivil toplum örgütleri ve
muhalefet de haklı olarak dile getiriyor. Biz inanıyoruz ki bunlar eş zamanlı iyi
niyet adımlarının atılabileceği konulardır. Zannediyorum bu konuda çalışmalarımız
bittiği zaman Yunanistan'ın da üzerine düşen sorumlulukları konusunda birtakım
adımları atıp atamayacağı belli olacaktır. Bu konuları, bu iki ülkenin liderinin
çözebileceğine inanıyorum.''

''Türkiye'deki namus cinayetleri konusunda gerekli yasal düzenlemeler
yapıldı, bunlar uygulanıyor mu?'' sorusu üzerine Bağış, namus cinayetleri
konusunda gerekli yasal değişikliklerin yapıldığını, hiçbir insanın hiçbir
gerekçeyle başka bir insanı öldürmeye hakkı olamayacağını vurguladı.

Eskiden olan birtakım esneklikleri ortadan kaldıran yasal düzenlemelerin
uygulamalarını da bizzat takip ettiklerini vurgulayan Bağış, bu amaçla Reform
İzleme Grubu toplantılarını Türkiye'nin farklı illerinde yaptıklarını belirtti.



Bir üyenin, ''İspanya'nın dönem başkanlığında 4 faslın açılması için
İspanyolların çok çaba gösterdiği'' şeklindeki sözleri üzerine Bağış, şunları
kaydetti:

''4 faslın ikisi, bir üye ülkenin, bir devletin maalesef kaprisleri
nedeniyle açılamamaktadır. İspanya dönem başkanı, o ülkenin yöneticilerini ikna
edebileceği konusunda çok umutluydu. Şu ana kadar herhangi bir gelişme
kaydedilememiştir. Diğer kalan 2 faslın evet Mecliste yasamalarla ilgili boyutu
vardır. Gıda güvenliği konusunu TBMM yarın konuşmaya başlayacak. Ümit ediyorum ki
bu hafta yasalaşır, sorun çıkmadan o faslı açabiliriz. Sosyal politikalar ve
istihdam faslı, rekabet faslı konuşuluyordu, ama onunla ilgili kanun değişikliği
yapmaya maalesef Meclis'in takvimi yetmedi. Araya Anayasa değişikliği girdi. Ama
şu da bir gerçek. Bugüne kadar askeri bir Anayasa ile AB'ye üye olabilen hiçbir
ülke olmadığı gibi bizim de bu konuda süratimizi kesen Türkiye'nin anayasal
sınırlamalarıydı. Şimdi bu Anayasa değişikliği paketi 12 Eylülde halkımız
tarafından kabul edildikten sonra Türkiye'nin AB sürecinde diğer ülkelerin
başından geçtiği gibi ülkemizde de bütün bu sürecin hızlanacağına olan inancımı
paylaşmak istiyorum.

Enerji başlığının açılmamasıyla ilgili 'Türkiye neden denizle ilgili bazı
anlaşmaları imzalamıyor' deniyor. Türkiye de ulusal çıkarlarını tabii ki
gözetecektir. Biz bir fasıl açacağız diye her ülkenin kendi uçuk beklentilerine
cevap verecek değiliz. Kıbrıs Türkiye için milli bir davadır. Türkiye, AB için
Kıbrıs'tan vazgeçmeyecektir, Kıbrıs için de AB'den vazgeçmeyecektir. Aklın yolu
ne ise mantık yoluyla bu sorunlara çare bulunmaya çalışılacaktır. AB sürecinde
Kıbrıs'ın da bir çözüme kavuşması, iki taraflı siyasi eşitliğe dayalı çözüme
kavuşması bizim de arzu ettiğimiz bir neticedir. Ama eğer adanın güneyinde
yaşayanların yüzde 76'sı barışa, birlikte yaşamaya 'hayır' demişse, o zaman
onlara fikirlerini gözden geçirmeleri için zaman vermek gerekir. Türkiye ve KKTC
kendi mesuliyetlerini yerine getirmişler ve özveride bulunmuşlardır. Eğer Kıbrıs
sorunu AB için bu kadar önemliyse niye Kıbrıs üye yapıldı. Kıbrıs'ın üyeliği için
engel teşkil etmeyen Kıbrıs sorunu niye Türkiye'nin üyeliği için sorunmuş gibi
gösterilmeye çalışılıyor. Bunu hiçbir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kabul
etmemekte ve anlamamaktadır.''

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen
Bağış, Türkiye'nin vize kolaylığı gibi bir beklentisi olmadığını belirterek,
''Türkiye, Sırbistan'da olduğu gibi AB ile vizeleri kaldırma konusunda
kararlıdır'' dedi.

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu'nun 64. Toplantısında komisyon
üyelerinin sorularını yanıtlayan Bağış, komisyon üyesi Takis Hadjigeorgiou'nun,
enerji faslının açılması için Türkiye'nin askerlerini Kıbrıs'tan çekmesini
önerdiğini belirterek, şöyle devam etti:

''Türkiye'nin askerlerini Ada'dan çekmesine siz engel oldunuz. Sizin
ülkenizde siyasiler, Güney Kıbrıs'taki insanlara Annan planına 'hayır' deyin
şeklinde baskı yaptılar. Onlar da bunun etkisi altında kalıp, Annan planını
reddettikleri için Türkiye askerlerini adada tutmak durumunda kaldı. Adada askeri
olan tek ülke biz değiliz, askeri olan çok ülke var. O askerler adada barışı
sağladı. 1974'ten bu yana adada bir Türk ya da Rum'un burnu kanamadı, ölüm
olmadıysa adadaki askerlerimiz sayesindedir. Biz de askerlerimizin orada
olmasından çok memnun değiliz, biz de askerlerimizin kendi ülkelerinde olmasını
tercih ederdik. Ama oradaki soydaşlarımızın güvenliğini de göz ardı edemeyiz.
'Bundan sonraki süreçte Türkiye ne yapacak?' diye soruyorsanız; Türkiye adada
kapsamlı, BM parametrelerinde bir çözüm olacaksa üzerine düşeni yapar. Ama bunu
yapan tek ülke Türkiye olmamalıdır. Adada askeri olan diğer ülkelerin ne
yapacağını gözlemlememiz gerekir.''

Bağış, üye Algan Hacaloğlu'nun, milletvekili dokunulmazlığının
kaldırılmasına yönelik sorusu üzerine, ''Biz, (Diğer partiler de samimiyse,
sadece milletvekillerinin değil, Türkiye'deki bütün ayrıcalıklı
dokunulmazlıklarını hep birlikte ele alalım) dedik. Biz göreve yıllarca
milletvekillerinin oturduğu lojmanlara dokunarak başladık. Kendimiz özveride
bulunarak işleme başladık. Bu konuda herhangi bir hassasiyetimiz yok'' dedi.

Başmüzakereci Bağış, bir başka soruyu ''Bugünkü 657 ile grev, devletin
iflası anlamına gelir'' diye yanıtladı.

''Türkiye'de özel yetkili mahkemeleri kapatmak gibi bir düşünceniz var
mı?'' sorusu üzerine Bağış, ''Önce kapatılması gerekenin çeteler, demokrasi
düşmanları, milli egemenliğin karşısında direnenler olduğunu düşünüyoruz. Önce
onlara karşı mücadelemizi yapalım, sonra Türkiye'nin ihtiyaçları bu özel
mahkemelerin kapatılmasını gerektiriyorsa, onu değerlendiririz'' diye konuştu.

Bağış, üye Barry Madlener'in ''Bugün Hollanda'da referandum yapılsa
Türkiye'nin AB üyeliğine yüzde 80 hayır çıkardı'' dediğini anımsatarak, ''Sayın
Madlener aramızda mı?'' diye sordu.

Madlener'in salonda bulunmaması üzerine Bağış, ''O soruların yanıtını
dinlemeden gidecek kadar siyasi saygısı olan bir kişi... Ben o sorunun yanıtını
merak edenlere söyleyeyim. Irkçılık çok tehlikeli bir hastalıktır. Avrupa bu
hastalıktan çok çekti. Hala kurtulamayanlar olduğunu görüyoruz Avrupa'da.. İşte
AB bunun için çok önemli. Avrupa'da ırkçılığın yeniden hortlamaması için AB'yi
çok önemsiyorum ve ülkemizin üye olması için bu kadar cansiparane çalışıyorum. AB
insanlık tarihinin en kapsamlı barış projesidir. AB üyesi ülkeler tarihleri
boyunca birbirleriyle savaşan, ama bir daha savaşmamak için birlik kurmaya karar
veren ülkelerdir. Madlener, 9 Haziranda ülkesinde bir seçime gidecek. Seçim
öncesinde buraya gelip provokatif sorularda şov yapacağını zannediyor. Ama bizim
kültürümüzde sufilik vardır, Mevlana öğretileri, 'gel, kim olursan ol, yine gel'
anlayışı vardır. Siz de gelin Madlener, biz sizi de tedavi ederiz inşallah''
şeklinde konuştu.

Bağış, Madlener ile ilgili bir soru üzerine, şöyle dedi:

''Kendisi, ülkesinin siyasilerinden biri olan partisinin genel başkanı
Wilders'in Türkiye'ye gelirse mecliste kabul edilmeyeceğini söyledi. Ben de sayın
Wilders'e konuşmayacağımı söyledim. Geçen Türkiye'ye geldiğinizde bu soruyu
sormuştunuz, o zaman da söylemiştim. Onun ülkemiz, inançlarımız, insanlarımız
hakkında kendinde hakaret etme yetkisini görebilmesine saygı duyuyorsunuz da
benim onunla görüşmeme hakkıma neden saygı duymuyorsunuz? O ifade özgürlüğü
kapsamında birtakım zırvaları dile getirirken benim de onunla görüşmeme hakkımı
kullanmamdan daha doğal ne olabilir?''

Bir başka soru üzerine, Kuzey Kıbrıs'taki seçimleri yasa dışı olarak
adlandırmanın demokrasiye saygısızlık olduğunu belirten Bağış, ''KKTC, adada zor
koşullara rağmen demokratik standartlarını ortaya koyan bir devlet yapısına
sahiptir'' dedi.


Bağış, Türkiye'nin hala AB'yi önemsediği için bu toplantının İstanbul'da
yapıldığını ifade ederek, ''Türkiye, AB'ye eşit koşullarda üyelik konusunda
hemfikirdir. Diğer ülkeler hangi koşullardan, hangi şartlardan geçtiyse onlardan
geçme konusunda hiçbir hassasiyet, sorun, endişe, şüphe duymamaktadır. Ama diğer
ülkelerin önlerine konulmayan sorunların önümüze konulmasını da kabul edemeyiz''
dedi.

Komisyon üyesi Geoffrey Van Orden'in de dediği gibi Türkiye'ye verilen
sözlerin de tutulmadığını vurgulayan Bağış, 24 Nisan 2004 tarihli AB üyesi
ülkelerin oy birliğiyle aldığı konsey kararının hala uygulanmasını beklediklerini
söyledi.

''Türkiye'nin müzakere fasıllarında yaşadıklarını, hiçbir üye ülke
müzakere döneminde yaşamadı'' diyen Bağış, müzakerelere başlayıp da bitiremeyen
ülke de bulunmadığını, eninde sonunda bütün engellerin ortadan kalkacağını
kaydetti.

Bağış, vize kolaylığı gibi beklentileri olmadığını ifade ederek,
''Türkiye, Sırbistan'da olduğu gibi AB ile vizeleri kaldırma konusunda
kararlıdır. Bu konuda üzerine düşeni yapma konusunda da kararlıdır. AB'den de bu
konuda beklentilerini çok net şekilde vurgulama konusunda da kararlıdır'' diye
konuştu.

Türkiye'nin son 8 yılda 22 ülkeyle vizeleri kaldırma kararı aldığını
anımsatan Bağış, ''51 yıldır bu kadar yoğun ilişki içinde olduğumuz AB ile 64 kez
KPK toplantısı yaptığımız ortamda hala Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının AB
üyesi konsolosluklarının veya büyükelçiliklerinin önünde beklemesi kabul edilemez
bir gerçektir. Buna da son vermenin vakti gelmiştir. Bu konuda da katkılarını
bekliyorum'' dedi.

Bağış, konuşmasını bir soru ile sonladırmak istediğini belirterek, karma
parlamento üyelerine ''Türkiye'nin AB'ye getireceği götüreceği tartışılıyor. Ama
sizlerin bunu düşünmeye başlaması gerekiyor; acaba Avrupa Türkiye'siz ne
yapabilecek? Bu sorunun da tartışılmasının vaktinin geldiğine inanıyorum'' diye
konuştu.(20:00)

Not: Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın konuşmalarının devamına ilgili dökümanlar bölümünden ulaşılabilir.