2010-06-01 - 14:18
CHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Kurultayımızda bir demokrasi şöleni gerçekleştirdik ve sağlıklı bir doğum yaptık. Umuyorum bundan sonra hedefimiz Başbakanlık ve CHP'nin iktidarı'' dedi.
Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,
''Kurultayımızda bir demokrasi şöleni gerçekleştirdik ve sağlıklı bir doğum
yaptık. Umuyorum bundan sonra hedefimiz Başbakanlık ve CHP'nin iktidarı'' dedi.

Kılıçdaroğlu, 22-23 Mayıs tarihinde yapılan 33. Olağan Kurultay'ın
ardından gerçekleştirilen ilk grup toplantısında yaptığı konuşmada, kurultayın
büyük bir heyecan ve coşku içinde geçtiğini, bu duyguları tüm Türkiye'ye
yaymaları gerektiğini söyledi.

CHP'nin güzel bir demokrasi geleneğine sahip dünyanın en köklü ve eski
partilerinden biri olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, siyasette insanı odak
aldığını, etnik, kimliğe ve inançlara saygıyla yaklaştığını belirtti.

Kılıçdaroğlu, ''Onun için kurultayımızda bir demokrasi şöleni
gerçekleştirdik ve sağlıklı bir doğum yaptık. Umuyorum bundan sonra hedefimiz
Başbakanlık ve CHP'nin iktidarı. Kurultayımızdan sonra AKP'den belli kurmayların
ezberlerinin bozulduğunu biliyoruz. Onların daha ezberlerini çok bozacağız. Şimdi
benim bürokraside çalıştığım döneme ait dosyalarımı istiyorlarmış, 'acaba bir şey
bulabilir miyiz' diye. Dosyayı değil, çocukluğumdan bu yana ne istiyorsanız
hepsini getirim. Boğazımızdan haram lokma geçmedi, yetim hakkı yemedik,
hırsızlarla mücadele ettik bundan sonra da mücadele etmeye devam edeceğiz'' diye
konuştu.

Halka, ''halkın iktidarını kurma, halkla birlikte sözü verdiklerini''
ifade eden Kılıçdaroğlu, bu sözü mutlaka yerine getireceklerini belirtti.

Kurultay'ın ardından maden ocağı göçüğünün yaşandığı Zonguldak'a
gerçekleştirdiği ziyaret hakkında bilgi veren Kılıçdaroğlu, Türkiye'deki iş
kazalarının yüzde 98'inin önlenebilir olduğunu, bu kazaların kaderle ilgisinin
bulunmadığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün madenlerde iş kazaları ve
iş güvenliğiyle ilgili sözleşmesinin 1998 yılında Türkiye'de de kabul
edilebileceğine yönelik Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı raporunun olduğunu,
ancak aradan geçen süreye karşın hayata geçirilmediğine dikkati çekti. CHP
olarak, bu sözleşmenin bir an önce TBMM'ye gelmesini istediklerini aktardı.

Madenlerdeki taşeronlaşmaya da değinen Kılıçdaroğlu, ''Maalesef 30
işçimizin hayatını kaybetmesinin temelinde taşeronlaşma var'' dedi.

Kılıçdaroğlu, ''Devlet eğer eleman istihdam edecekse iş yasası var, iş
yasasının gereklerine göre elemanını alır ve istihdam eder. Taşeron aracılığıyla
eleman istihdam etme devletin köleleştirme düzeninin bir sonucudur. Ve bu AKP
iktidarının bir politikasıdır bu politikayı da şiddetle reddediyoruz'' diye
konuştu.

Kamuda çalışan taşeron işçi sayısının 2 milyonu aştığını ileri süren
Kılıçdaroğlu, bu kişilerin mutlaka sosyal devletin gerektirdiği haklara
kavuşturmak gerektiğini söyledi.

Tuzla'da meydana gelen son iş kazası ile burada yaşamını kaybeden
işçilerin sayısının da 134 olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ''İş kazalarında
dünya üçüncüsü, Avrupa'da ise birinciyiz. İş kazalarındaki bu tablo aslında
yaşanan dramın bir kader olmadığını, hükümetin gerekli önlemleri aldığı takdirde
bu kazaların önemli ölçüde önlenebileceğini de bizim gündemimize getirmiş
oluyor'' dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İsrail,
hangi gerekçeyi gösterirse göstersin, hangi gerekçenin arkasına sığınırsa
sığınsın, yapılan eylemin suç olduğunu ifade ederek, ''Doğrudan doğruya Türkiye
Cumhuriyeti yurttaşlarına yapılan bu suçun mutlaka cezalandırılması, Türkiye'nin
kırılan onurunun onarılması gerekmektedir'' dedi.

Kılıçdaroğlu, Genel Başkanlığa seçilmesinin ardından ilk kez partisinin
grup toplantısında milletvekillerine hitap etti.

İsrail'in, Gazze'ye insani yardım götüren gemilere saldırısını
değerlendiren Kılıçdaroğlu, bu ülkede şahin politikalar güden, aşırı sağcı,
şiddete, baskıya başvurarak mücadeleyi çözmeye yanaşan bir hükümet olduğunu
söyledi. Kılıçdaroğlu, bu hükümetin, bugün yaşanan dramatik sorunların temel
sorumlusu olduğunu ifade etti.

Kore ve Kıbrıs'tan sonra, ilk kez yabancı bir ülke ordusunun, Türk
vatandaşlarına karşı operasyon düzenlediğine işaret eden Kılıçdaroğlu, bunun
kabul etmeleri ve görmeleri gereken diğer bir gerçek olduğunu belirtti.

Kılıçdaroğlu, üçüncü gerçeğin, Gazze'nin dramı olduğunu belirterek,
Gazze'ye insani yardım götürmek için 9 girişimden 5'inin başarıya ulaştığını,
4'ünün İsrail tarafından engellendiğini kaydetti.

İsrail hükümetinin, iki temel suçu bulunduğunu anlatan Kılıçdaroğlu,
bunlardan birinin orantısız güç kullanımı olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu,
orantısız güç kullanımının, hangi koşulda ve nerede olursa olsun suç olduğunu
dile getirerek, ''Saldırının, uluslararası sularda yapılması da bir başka suçtur.
İsrail, hangi gerekçeyi gösterirse göstersin, hangi gerekçenin arkasına sığınırsa
sığınsın, yapılan eylem bir suçtur. Doğrudan doğruya Türkiye Cumhuriyeti
yurttaşlarına yapılan bu suçun, mutlaka cezalandırılması gerekmektedir'' diye
konuştu.

Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın olayları anlattığını,
ancak bunları anlatmanın yetmediğini belirterek, bazı şeylerin yapılması
gerektiğini söyledi.

Bu olayın bilinen, görünen, yazılıp, çizilen bir olay olduğunu ancak buna
karşın yeterli önlemin alındığının söylenemeyeceğini ifade eden Kılıçdaroğlu,
''Diplomasinin yeteri kadar hareketlendirildiği, diplomasinin bu konuda başarılı
olduğu söylenemez. İstihbarat örgütlerinin, özellikle bizim istihbarat
örgütlerinin, bu konuda yeterli bilgiyi hükümete aktarmadıkları veya hükümetin
bunu görmediğini de kabul etmemiz gerekiyor. Bir şekliyle bulanık sularda kalan
bir hükümeti gördük karşımızda. Diplomatik bürokrasisinin daha aktif bir politika
izlemesi gerekiyor'' dedi.

Kılıçdaroğlu, yurt içinde eylem ve söylemlerde, tahriklere yol açacak
hareketlerden kaçınılmasını isteyerek, hükümetin de söylemlerinde buna dikkat
etmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye'nin, şu ya da bu şekilde Orta Doğu bataklığına çekilmek
istendiğini, 1 Mart tezkeresiyle bu bataklığa sokulmadığını söyleyen
Kılıçdaroğlu, bu süreçte dikkatli politika izlenmesi, devlet adamlığı, büyük
devlet olmanın gerektirdiği normlara uygun hareket edilmesi gerektiğini
kaydetti.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin, geleneksel ''Yurtta barış, dünyada barış''
politikasının temel normlarına uygun, herkese eşit uzaklıkta, barışı temel ilke
edinerek, barışı korumak için her türlü çabayı gösteren büyük bir devlet olduğunu
kanıtlayarak, ucuz politikaların dışında, sağlıklı bir dış politika izlemek
zorunda olduğunu kaydetti.

BM Güvenlik Konseyi'nin harekete geçtiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, bu
yönde Türk diplomasisinin yaptığı girişimi uygun bulduklarını, ancak buradan
bekledikleri kararın henüz çıkmadığını belirtti. Kılıçdaroğlu, ''Diplomasiyi
aktif kılmak, harekete geçirmek istiyorsanız BM Güvenlik Konseyi'nin İsrail'i
kınayan bir karar almasını sağlamak durumundasınız. AKP iktidarı bunu yapmazsa,
söylemleri havada kalacaktır. Konseyden, İsrail'i kınayan bir karar almanın
zorluğunu biliyoruz. Türk diplomasisinin, ABD'yi ikna etmesi gerekiyor'' diye
konuştu.

Gazze'ye giden konvoyda 32 ülkeden vatandaşın olduğunu belirten
Kılıçdaroğlu, şu ana kadar en şiddetli tepkinin Türkiye'de verildiğini anımsattı.
Kılıçdaroğlu, Türkiye dışındaki ülkelerin de Türkiye'nin gösterdiği tepki kadar
tepki göstermesi gerektiğini, AK Parti'nin başarısının burada olacağını
savundu.

Kılıçdaroğlu, İsrail Hükümetin dokunulmaz ve bedel ödeyemez bir hükümet
olmadığının, ortaya konulması gerektiğini söyledi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, bir söyleminin çok önemli olduğunu
belirten Kılıçdaroğlu, bu konunun mutlaka uluslararası bir komisyon tarafından
soruşturulması ve suçlularının cezalandırılmasını, kendilerinin de istediğini
vurguladı. Kılıçdaroğlu, ''Ölen yurttaşlarımızın kanlarının yerde kalmaması için
bu soruşturmanın mutlaka yapılması gerekiyor. Hariri suikastında hangi önlemler
alındıysa, hangi soruşturma süreci başlatıldıysa, AKP'nin gücünü kullanarak, bu
süreci BM düzeyinde gerçekleştirmesi gerekiyor. Sadece BM Güvenlik Konseyi
yetmiyor. İslam Örgütü, Arap Birliği var; bekliyoruz, daha toplanacak...'' diye
konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin aktif siyaseti ve aktif diplomasiyi,
acilen devreye sokması gerektiğini ifade etti.

İsrail devleti ve halkını hedef almadıklarını, herhangi bir sorunlarının
bulunmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, aşırı sağcı İsrail Hükümetini,
politikalarını ve eylemlerini eleştirdiklerini bildirdi.

Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin söylemlerini izlediklerini, sonuç almasını
beklediğini, sonuç alınmaması halinde, vatandaşa şikayet edeceklerini belirtti.
Siyasette söylemin yetmediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin onurunun
kırıldığını, bu kırılan onurun mutlaka onarılması gerektiğini söyledi.

İskenderun'da şehit düşen bir asker babasının, ''Oğlum vatana feda olsun,
bir oğlum daha var onu da veririm'' diye feryat ettiğini kaydeden Kılıçdaroğlu,
bu feryadın, acının yüreklere gömüldüğü, AK Parti'nin ''açılım politikalarının
açmazını gösteren bir feryat olduğunu'' savundu.

Kılıçdaroğlu, son 5 günde 12 şehit, son 1 ayda 39 şehit verdiklerini, bu
tablonun pek çok ailenin ocağına ateşin düşmesine yol açtığını söyledi. Bu
tabloyu, çözmeleri gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

''Bu çözme, AKP'nin izlediği politikalarla, açılım politikalarıyla değil,
etnik kimliğe dayalı siyaset yapmakla değil, bütün yurttaşları kucaklayarak, bu
ülkede, bu coğrafyada herkesin kardeş olduğu, kültürel hakların verildiği ama
hiçbir şekilde teröre en ufak bir desteğin, imajın verilebildiği bir tablonun
olmadığı bir politikanın izlenmesi gerekiyor. Eğer siz şu ya da bu şekilde açık
kapı aralarsanız, o açık kapıdan şehitlerimiz çıkar. AKP, açılım politikasıyla
toplumu çok farklı bir noktaya taşımıştır, etnisiteyi siyasetin odağına
koymuştur. Açılım derken, toplumun ayrışmasına yol açan bir politikanın
oluşmasına yol açmıştır. Hükümetin daha kararlı, tutarlı, neler yapacağını
açıklayan bekleyişimizi sürdürüyoruz. Şehitlerimizin, terörün olmadığı,
yurttaşlarımızın ölmediği, herkesin karnının doyduğu bur Türkiye'yi özlüyoruz ve
bu umudu halkımıza vaat ediyoruz.''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, herkesin
evine alın teriyle ekmek götüreceği bir düzeni sağlayacaklarını söyledi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, işsizliğin
Türkiye'nin önemli sorunlarından biri olduğunu ifade ederek, işsizlikle
mücadelenin yapılmadığını öne sürdü.

İşsizlik sorununu dile getirdiklerinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın
''çareniz nedir?'' diye sorduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, ''Sayın Başbakan
ekonomi bilmiyor'' dediğinde ise bazı çevrelerin alındığını ifade etti.

Kılıçdaorğlu, ''Sayın Başbakan son günlerde yaptığı bir açıklamada
'işsizlik 3 ayda yüzde 10'a inecek' diyor. Bizden reçete istiyordu. Biz de ondan
istiyoruz. 3 ayda işsizliği yüzde 10'a indirmenin reçetesi nedir? Bizden reçete
isteyen Başbakan işsizliği yüzde 10'a nasıl indireceğinin reçetesini versin.
AKP'nin orta vadeli programında 2012 yılında işsizlik yüzde 13.3 olacak deniyor.
Ya sayın Başbakan'ın altına imza attığı programdan haberi yok, ya da programı
rafa kaldırdılar bizim haberimiz yok'' diye konuştu.

Atanamayan öğretmenlerin ciddi bir sorun oluşturduğunu ifade eden
Kılıçdaroğlu, ''Okullar öğretmensiz, ama yılladır atanmayan öğretmenler var. O
arkadaşlarımıza söz veriyoruz: CHP iktidarında çocuklarımız öğretmensiz
kalmayacak, atanamayan öğretmenler diye de bir kavram olmayacak'' dedi.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Yaşanan bu süreçte toplumun herhangi bir kesimi çıksın desin ki;
izlenen iş ve dış politikadan memnunuz. İşçiler, çiftçiler, emekliler,
sanayiciler mi memnun? Kim memnun bu düzenden? Eğer bu düzen halkı memnun
kılmıyorsa o zaman bu iktidarın varoluş kaynağı ne, varoluş nedeni ne? Bu kadar
insanı perişan etmek, açlığa, yoksulluğa, işsizliğe mahkum etmek bu hükümetin
kaderi mi diyeceğiz? Mutlaka bu ülkede herkesin evine alın teriyle ekmek
götürebileceği bir düzeni sağlayacağız. Bu düzeni sağlamak sosyal demokrat bir
iktidarın temel görevi olacak.''

''Başbakan Kemal'' sloganları arasında konuşmasını sürdüren Kılıçdaroğlu,
buğday hasadının başladığını, ancak Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) henüz fiyat
açıklamadığını kaydetti.

''Neden fiyat açıklanmıyor?'' diye soran Kılıçdaroğlu, çiftçinin bu
nedenle ürününü düşük fiyata satmak zorunda kalacağını öne sürdü.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''Yıllar yılı AKP'ye oy veren çiftçi arkadaşlarıma sesleniyorum: AKP'ye
oy verdiniz, sizi bu noktaya getirdi. Bu noktadan daha da ilerisine gidecek. Bir
lokma bir hırkaya sizi mahkum edecek. Açlığa mahkum edecek. 'Üretmeyin' diyor
size. Buğdayı 60 kuruşa mal ettiniz, 50 kuruşa sattınız. Peki seneye ne
ekeceksiniz. Bu borçları ödeyebilecek misiniz? Hayır. Sosyal demokrat iktidarda
toplumun her kesimine barış, huzur, ekmek, aş, iş götürerek onları
kucaklayacağız. Bize oy versin vermesin her yurttaşımızın yanında olacağız.

Sosyal demokratlara, yurtseverlere bir görev daha düşüyor: Artık
tarlalarda, fabrikalarda, kırlarda daha fazla olmak zorundayız. Toplumun her
kesimine gideceğiz. Hiç kimseyi ötekileştirmeden, hiç kimseye 'bu bize oy vermez'
demeden herkese gidip oy isteyeceğiz. Türkiye'yi içinde bulunuğu çıkmazdan alıp
kurtarmak ve çağdaş uygarlığa taşımak temel görevimiz olacak. Kadını, erkeği,
yaşlısı, genciyle bu mücadeleyi götüreceğiz. Çünkü, biz ülkemizi seviyoruz,
insanımızı seviyoruz. Çünkü, biz yatağa aç giren çocuk görmek istemiyoruz. Çünkü,
yoksulluğu tarihe gömmek istiyoruz. Bu bizim temel ilkemizdir.''

Grup toplantısına yoğun ilgi gösterildi. Yer sorunu nedeniyle zaman zaman
izdiham yaşandı.

Parti yönetimine seçilen Süheyl Batum, Hakkı Suha Okay ve Umut Oran,
CHP'ye katılan Kamer Genç ve Emrehan Halıcı ile eski Genel Başkan Deniz Baykal,
salona girişlerinde yoğun alkışla karşılandı.

Baykal, Antalya Milletvekili Osman Kaptan ve İstanbul Milletvekili İlhan
Kesici'nin yanına oturdu.

Grup Başkanvekili Kemal Anadol, toplantıyı açarken, Baykal'ı da
selamladı. Anadol, ''Önceki genel başkanımız Deniz Baykal'ı sevgi ve saygılarımla
selamlıyorum'' dedi.

Konuşmasından önce Kılıçdaroğlu'na çiçek sunuldu. Kılıçdaroğlu, çiçeği
veren çocuğun elini öptü.

CHP eski Genel Başkanı Baykal, grup toplantısından ayrılırken
gazetecilerin Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını nasıl bulduğunu sormaları üzerine,
''Çok güzel'' karşılığını verdi.

(14.18)