2013-04-16 - 12:43
TBMM'nin Dünya Bankası ile yürüttüğü "Bütçenin Yasama Sürecinin Güçlendirilmesi Projesi" kapsamında, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin katılımıyla Ankara Rixos Otel'de "Uluslararası Kamu Mali Yönetimi" çalıştayı düzenlendi.
TBMM'nin Dünya Bankası ile yürüttüğü "Bütçenin Yasama Sürecinin Güçlendirilmesi Projesi" kapsamında, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin katılımıyla Ankara Rixos Otel'de "Uluslararası Kamu Mali Yönetimi" çalıştayı düzenlendi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, TBMM'nin ev sahipliğinde Dünya Bankası işbirliği ile Rixos Otel'de düzenlenen Uluslararası Kamu Mali Yönetimi Çalıştayı'nın açılışında yaptığı konuşmada, dünya ekonomisinin hızla gelişmesi ve küresel refahın artmasının, toplumların daha müreffeh yaşama arzularını artırdığını söyledi.
Ekonomik ve mali istikrarın korunmasının, günümüzde ülkelerin en önemli meselesi olduğunu vurgulayan Yakut, 20. yüzyılın sonları ve 21. yüzyılın başlarında neredeyse tüm ülkelerin reformlara başvurarak, kamu mali yönetiminde kamu kaynaklarının verimli, ekonomik ve etkili bir şekilde kullanılmasını gündeme getirdiklerini bildirdi.
Yakut, Dünya Bankası gibi birçok uluslararası kuruluşun da çabalarıyla çok sayıda ülkede uygulanan kamu mali yönetim anlayışının, yürütmenin faaliyetlerinde hesap verebilirliği ve mali saydamlığı kural haline getirdiğini belirtti.
Türkiye'de de bu kapsamda 2003 yılında Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun kabul edildiğini hatırlatan Yakut, bu kanunla kamu mali yönetim anlayışında dünyada benimsenen ilke ve esaslar doğrultusunda kapsamlı değişiklikler yapıldığını anlattı.
Afrika ve Ortadoğu'da yaşanan siyasi dönüşümlere de değinen Yakut, "Kamu mali yönetiminin siyasi istikrarla derin bağlantısı olduğu bilinmeli ve ekonomik çöküşlerin, siyasi dönüşümleri başarısızlığa uğratacağı unutulmamalıdır" dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan da dünyanın birçok ülkesinde kamu mali yönetimi alanında önemli değişimlerin yaşandığını söyledi.
Türkiye'de bu alanda yapılan reformların en önemlilerinin Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve Sayıştay Kanunu olduğuna dikkati çeken Elvan, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun, TBMM'nin bütçe hakkını etkin kılmak için kullandığı araçları gerek nicelik gerekse nitelik yönünden artırdığını ve bütçe sürecindeki etkinliğini güçlendirdiğini ifade etti.
Elvan, Sayıştay Kanunu'nun ise parlamentonun denetim ve gözetim fonksiyonunun artırdığını kaydetti.
Küresel kriz sürecinde özellikle Avrupa Birliği üyesi ülkelerin büyük sorunlar yaşadığına işaret eden Elvan, Türkiye ekonomisinin ise gösterdiği performansla tüm dünyaya örnek olduğunu bildirdi. Elvan, "Türkiye'nin bu başarısında, kamu maliyesi alanında son 10 yılda gerçekleştirilen reformların büyük önemi vardır" dedi.
Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktör Yardımcısı Florian Fichtl, çalıştayda Türkiye'nin kamu mali yönetimi alanında en iyi uygulamalarının katılımcılarla paylaşılacağını söyledi.
Çalıştayda, gelecekte uygulanabilecek sistemlerin de değerlendirileceğini aktaran Fichtl, "Türkiye, son 10 yıl içinde kamu mali yönetim konusunda büyük gelişmeler kaydetmiştir. Bu dönemde Türkiye, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyüme gerçekleştirirken, bu alanda pek çok deneyim elde etmiştir. Bu deneyimler de çalıştay kapsamında paylaşılacaktır" diye konuştu.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'de vergi yükünün çok yüksek olmadığını belirterek, "OECD ülkelerinde ortalama vergi yükü yüzde 34, Türkiye'de yüzde 27,4. Yani vergi yükü en düşük ülkeler arasındayız" dedi.
Türkiye'de eskiden kamu mali yönetimindeki anlayışın merkezi, hiyerarşik ve kural odaklı bir yaklaşım olduğunu anımsatan Şimşek, bunun zamanla test edildiğini ve arzulanan sonuçları doğurmadığını söyledi.
AK Parti hükümetleri döneminde ise kamu mali yönetimini vatandaş odaklı, daha şeffaf, performansa dayalı ve hesap verebilir bir anlayış üzerine oturttuklarını belirten Şimşek, siyasi ve yönetsel sorumluluğu da ayrıştırdıklarını ifade etti.
Bakan Şimşek, kamu idarelerine daha fazla yetki ve sorumluluk verdiklerine dikkati çekerek, Maliye Bakanlığını günlük uygulamalardan çektiklerini, kamu idarelerini kendi bütçelerinin sahipleri yaptıklarını bildirdi.
"Bu dönemde Türkiye'deki en önemli değişim, en önemli reform ise bence, orta vadeli bir yaklaşım içine girdik" diyen Şimşek, bu yaklaşımla birlikte orta vadeli programlar, planlar hazırlandığını ve 3 yıllık bütçelere geçildiğini kaydetti.
Şimşek, 1923 ile 2002 döneminde ortalama bir hükümetin ömrünün sadece 16-17 ay olduğunu anımsatarak, dolayısıyla orta ve uzun vadeli bir perspektifin olmadığını, yıllık bütçelerin bile zaman zaman yapılmasında zorluk çekildiğini vurguladı.
Bütçe uygulamalarına bakıldığında ise geçmişte Türkiye'de bir bütçenin olduğunu, bir de bütçe içi, bütçe dışı birçok fonun bulunduğunu hatta bunların da dışında zaman zaman kamu bankalarının bilançolarının da ayrı bir bütçe olarak kullanıldığını hatırlatan Şimşek, "Bütçeyi anlamak, bütçeyi takip etmek, dolayısıyla sadece bütçeye bakarak Türkiye'yi değerlendirmek de neredeyse imkansızdı. İşte biz bu dönemde bütçe içi ve dışı fon uygulamalarının tamamını birkaç istisna hariç kaldırdık ve bir bütçe birliği sağladık" diye konuştu.
Bunun dışında kamuda muhasebe birliğini de sağladıklarını anlatan Şimşek, artık uluslararası standartlarla uyumlu mali raporlar ürettiklerini ifade etti.
Bakan Şimşek, denetim yönünde de özellikle kamuda hesap verilebilirliği güçlendirdiklerini vurgulayarak, kamu idarelerinin artık hem başarılarını paylaştıklarını hem de başarısızlıklarının nedenini açıkladıklarını söyledi.
Eskiden uygulanan klasik teftiş uygulamasından vazgeçtiklerini ve uluslararası standartlarla uyumlu iç denetim sistemini uygulamaya başladıklarını dile getiren Şimşek, "Tabii bu yapı kolay kabul edilmedi. Hala iç denetçileri Maliyenin ajanı olarak gören idareler var ama yavaş yavaş o anlayış kırılıyor" dedi.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, vergi politikaları ve bu alanda yaptıkları uygulamaları da anlattı.
Hükümetleri döneminde vergi yükünü azalttıklarına, özellikle istihdamı, yatırımı, üretimi destekleyici bir yaklaşım içine girdiklerine işaret ederek, Türkiye'de vergi yükünün çok yüksek olmadığını söyledi.
Şimşek, şunları kaydetti:
"OECD ülkelerinde ortalama vergi yükü yüzde 34, Türkiye'de yüzde 27,4. Yani vergi yükü en düşük ülkeler arasındayız. Tabii gelir ve kazançlar üzerindeki vergi yüküne baktığınız zaman burada da Türkiye'de vergi yükünün oldukça düşük olduğunu göreceksiniz. Bu dönemde Kurumlar Vergisi'ni yüzde 30'dan yüzde 20'ye indirdik. Sadece bunu da yapmadık. 2002 yılında Türkiye'deki bir şirket 100 lira kar etseydi ve bu karı dağıtsaydı, biz yüzde 65 vergi alıyorduk. Hem Kurumlar Vergisi hem de bu temettüler dağıtıldığı için oradan ilave bir Gelir Vergisi stopajı yapıyorduk. Fakat biz bunu değiştirdik ve yüzde 34'e indirdik. Böylece şirketler üzerindeki vergi yükünü azalttık, şirketlerin rekabet gücünü artırdık ve istihdamı, yatırımı, üretimi önceliklendirdik.
Gelir Vergisi'nde de çok önemli adımlar attık. 10 yıl önce Gelir Vergisi'ndeki en yüksek gelir dilimi için vergi oranı yüzde 49,5'ti, yani yüzde 50'ydi, bunu yüzde 35'e düşürdük. En düşük Gelir Vergisi diliminin oranı ise yüzde 22'ydi, yüzde 15'e düşürdük. Asgari ücret üzerinden vergiyi de ciddi şekilde azalttık. Asgari ücret üzerindeki Gelir Vergisi yükünü sıfırladık. Tüketimle ilgili vergilerde çok da indirime gitmedik dedim ama Türkiye'de KDV oranı, Avrupa Birliği içindeki en düşükler arasındadır."
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Kayıtdışılıkla mücadelede başarılı olduğumuz ölçüde vergileri artırmadan daha fazla kaynak imkanı buluyoruz" dedi.
Şimşek, vergi mükelleflerine sundukları hizmetleri anlatarak, mükelleflere ödemelerini elektronik ortamda yapma imkanı sunduklarını, elektronik denetim ve teftiş sistemlerini uygulamaya koyduklarını belirtti. Elektronik fatura uygulamasına dikkati çeken Şimşek, "Özellikle zaman kaybını azaltma, çevreyi koruma ve uyum maliyeti açısından bu çok önemli" dedi.
Elektronik defter uygulaması hakkında bilgi veren Şimşek, bundan sonra muhasebe kayıtların sadece elektronik olarak tutulmayacağını, defterlerin de elektronik olacağını dile getirdi.
Şimşek, vergi denetimini de yeniden yapılandırdıklarını vurgulayarak, "Eskiden Türkiye'de 4 ayrı vergi denetim birimi vardı, hepsini bir araya getirdik. Böylece koordinasyon problemi ortadan kalktı ama daha önemlisi uzmanlaşmayı hizmette etkinliği sağladık. Bu sayede kaynakları daha iyi kullanıyoruz" diye konuştu.
İlk defa mükellef hakları beyannamesini yayınladıklarını da vurgulayan Şimşek, mükelleflerin haklarını sağlıklı bir şekilde koruduklarını ifade etti.
Şimşek, risk analiz sistemine geçtiklerini hatırlatarak, "Eskiden kim vergi rekortmeni oluyorsa bizimkiler gidip onları inceliyorlardı. Şimdi biz birtakım parametrelere göre, riskli mükellefleri belirliyoruz ve kaynakları oraya yönlendirip onları denetliyoruz" bilgisini verdi.
Maliye Bakanı Şimşek, kendi dönemlerinde kayıtdışılıkla epey bir mücadele ettiklerini belirterek, "Kayıtdışı ekonominin büyüklüğü Türkiye'de yüzde 26,5, Avrupa Birliği (AB) ortalaması yüzde 18,5, daha ortalamadan çok uzağız. 2003'ten bu yana kayıtdışı ekonominin milli gelire oranı yüzde 32'lerden yüzde 26,5'e kadar düşmüş durumda. Daha çok kat edeceğimiz mesafe var. Kayıtdışılıkla mücadelede başarılı olduğumuz ölçüde vergileri artırmadan daha fazla kaynak imkanı buluyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Sosyal güvence ağını da genişlettiklerine dikkati çeken Şimşek, Türkiye'de artık genel sübvansiyon olmadığını, sadece belli kesimlere yönelik destek verdiklerini söyledi.
Mehmet Şimşek, yaptıkları çalışmalar sonucundaki kazanımları da anlatarak şunları kaydetti:
"Bizden önceki hükümetlerin ortalama ömrü 17 aydı, uzun vadeli düşünmek, plan yapmak, reformlar yapmak çok zordu. AK Parti hükümetleri 124 aydır iktidarda. Siyasi istikrar Türkiye'deki başarının anahtarı. Siyasi istikrar nedeniyle bugün 2023 vizyonu, 2071 vizyonunda bahsedebiliyoruz. Artık önümüzdeki 10-50 yılları kurguluyor, tasavvur edebiliyoruz. 2003-2012 döneminde son 60 yılın en büyük küresel krizi yaşandı ama buna rağmen Türkiye ortalama yüzde 5,1 büyüdü, krizden önce bu yüzde 7'ydi. Buna rağmen 1924-2002 döneminde ortalama yüzde 4,5'luk büyümeye oranla yüzde 5,1'lik büyüme önemli bir kazanımdır. 90'lı yıllardaki yüzde 3'lük büyüme oldukça düşük. Son 10 yılda milli gelirimiz 230 milyar dolardan 2012'de 786 milyar dolara çıktı."
Söz konusu dönemde rekor düzeyde istihdam oluşturduklarını belirten Şimşek, şöyle devam etti:
"Yıllık ortalama istihdam artışında Avrupa'da birinci sıradayız. ILO'ya göre küresel krizden çıkışta işsizliği en hızlı azaltan ülkelerin başında Türkiye geliyor. 2007'den bu yana 4 milyonun üzerinde istihdam yarattık.
2008 başını 100 alırsak ABD'de ve AB'de işsizlik 100'den 150-160'lara çıkmışken, Türkiye'de 90'a indi. Bu dönemde enflasyonu tek haneye düşürdük. Türk lirası eskiden bol sıfırlıydı, Türkiye'ye ayak basan herkes milyoner oluyordu. Türkiye'ye gelen yabancı konuklar bunu alay konusu yapıyordu, altı sıfırı attık bugün Türk lirası en saygın para birimlerinden biri haline geldi.
Bu dönemde bütçe açıklarını da düşürdük, 10 yıl önce genel devlet açığının milli gelire oranı yüzde 11 civarındaydı, biz bunu sıfırlara kadar düşürdük. 2009 yılı hariç Maastricht kriterlerini sağladık. Kamu borcunun milli gelire oranını yüzde 74'den aldık, 36'ya kadar indirdik. Şu anda Türkiye'nin kamu borçlarının milli gelire oranı OECD ülke ortalamalarının 3'te biri düzeyindedir."
Şimşek, Hazine'nin dışarıya borçlu değil, net olarak dışarıdan 44,4 milyar lira alacaklı olduğunu bildirdi. 2002 yılında toplanan 100 liralık verginin 86 lirasının faize gittiğini hatırlatan Şimşek, o dönemde bu konuda fıkralar anlatılmaya başlandığını söyledi.
Şimşek, reformlar sayesinde faiz bütçesinden yatırım bütçesine geçtiklerini belirterek, bugün devletin faiz giderlerinin milli gelire oranının yüzde 3,4'e, vergi gelirleri içindeki payının da yüzde 16-17'lere kadar gerilediğini bildirdi.
İktidarları döneminde kamu yatırım harcamalarının arttığına da işaret eden Şimşek, "1992 yılında yatırımlar reel olarak 100 ise 2002'de 95'e düşmüş. 2002'de reel olarak yatırımlar 100 ise 2012'de bu rakam 254'e çıkmış durumda" ifadelerini kullandı.
Şimşek, dönemlerinde yoksulluğu da azalttıklarını vurgulayarak, günlük 1 doların altında yaşayan fert sayısının 2003'ten bu yana sıfırlandığını belirtti.
Günlük 2 dolar 15 sentin altında geliri olan nüfusun da sıfırlandığını bildiren Şimşek, günlük 4 dolar 30 sentin altında gelir elde eden vatandaşın oranının yüzde 2,8'e gerilediğinin altını çizdi, bu rakamın eskiden yüzde 30'lar seviyesinde olduğunu söyledi.
Şimşek, reformların Türkiye'ye sınıf atlattığına dikkati çekerek, ülkenin yolsuzluk endeksine göre yolsuzluk algısı en düşük yüzde 30'luk dilime girdiğini ifade etti.
Küresel rekabet gücü açısından da büyük başarı gösterdiklerini kaydeden Şimşek, "Türkiye 2005 yılında 117 ülke arasında 71'inci sıradaydık, şimdi ise 144 ülke arasında 43'üncü sıradayız. Rekabet gücü yüksek yüzde 50'lik grup içerisindeyiz" diye konuştu.
Şimşek, Türkiye'nin iş yapma kolaylığı açısından mesafe kat ettiğinin altını çizerek, ülkenin 185 ülke arasından 71'inci sıraya yükseldiğini, burada kat edilecek çok mesafe olduğunu söyledi.
Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye'nin birçok alanda kazanım elde etmesine rağmen daha birçok alanda reform yapması gerektiğini dile getirdi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, TBMM'nin ev sahipliğinde Dünya Bankası işbirliği ile Rixos Otel'de düzenlenen Uluslararası Kamu Mali Yönetimi Çalıştayı'nın açılışında yaptığı konuşmada, dünya ekonomisinin hızla gelişmesi ve küresel refahın artmasının, toplumların daha müreffeh yaşama arzularını artırdığını söyledi.
Ekonomik ve mali istikrarın korunmasının, günümüzde ülkelerin en önemli meselesi olduğunu vurgulayan Yakut, 20. yüzyılın sonları ve 21. yüzyılın başlarında neredeyse tüm ülkelerin reformlara başvurarak, kamu mali yönetiminde kamu kaynaklarının verimli, ekonomik ve etkili bir şekilde kullanılmasını gündeme getirdiklerini bildirdi.
Yakut, Dünya Bankası gibi birçok uluslararası kuruluşun da çabalarıyla çok sayıda ülkede uygulanan kamu mali yönetim anlayışının, yürütmenin faaliyetlerinde hesap verebilirliği ve mali saydamlığı kural haline getirdiğini belirtti.
Türkiye'de de bu kapsamda 2003 yılında Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun kabul edildiğini hatırlatan Yakut, bu kanunla kamu mali yönetim anlayışında dünyada benimsenen ilke ve esaslar doğrultusunda kapsamlı değişiklikler yapıldığını anlattı.
Afrika ve Ortadoğu'da yaşanan siyasi dönüşümlere de değinen Yakut, "Kamu mali yönetiminin siyasi istikrarla derin bağlantısı olduğu bilinmeli ve ekonomik çöküşlerin, siyasi dönüşümleri başarısızlığa uğratacağı unutulmamalıdır" dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan da dünyanın birçok ülkesinde kamu mali yönetimi alanında önemli değişimlerin yaşandığını söyledi.
Türkiye'de bu alanda yapılan reformların en önemlilerinin Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve Sayıştay Kanunu olduğuna dikkati çeken Elvan, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun, TBMM'nin bütçe hakkını etkin kılmak için kullandığı araçları gerek nicelik gerekse nitelik yönünden artırdığını ve bütçe sürecindeki etkinliğini güçlendirdiğini ifade etti.
Elvan, Sayıştay Kanunu'nun ise parlamentonun denetim ve gözetim fonksiyonunun artırdığını kaydetti.
Küresel kriz sürecinde özellikle Avrupa Birliği üyesi ülkelerin büyük sorunlar yaşadığına işaret eden Elvan, Türkiye ekonomisinin ise gösterdiği performansla tüm dünyaya örnek olduğunu bildirdi. Elvan, "Türkiye'nin bu başarısında, kamu maliyesi alanında son 10 yılda gerçekleştirilen reformların büyük önemi vardır" dedi.
Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktör Yardımcısı Florian Fichtl, çalıştayda Türkiye'nin kamu mali yönetimi alanında en iyi uygulamalarının katılımcılarla paylaşılacağını söyledi.
Çalıştayda, gelecekte uygulanabilecek sistemlerin de değerlendirileceğini aktaran Fichtl, "Türkiye, son 10 yıl içinde kamu mali yönetim konusunda büyük gelişmeler kaydetmiştir. Bu dönemde Türkiye, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyüme gerçekleştirirken, bu alanda pek çok deneyim elde etmiştir. Bu deneyimler de çalıştay kapsamında paylaşılacaktır" diye konuştu.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'de vergi yükünün çok yüksek olmadığını belirterek, "OECD ülkelerinde ortalama vergi yükü yüzde 34, Türkiye'de yüzde 27,4. Yani vergi yükü en düşük ülkeler arasındayız" dedi.
Türkiye'de eskiden kamu mali yönetimindeki anlayışın merkezi, hiyerarşik ve kural odaklı bir yaklaşım olduğunu anımsatan Şimşek, bunun zamanla test edildiğini ve arzulanan sonuçları doğurmadığını söyledi.
AK Parti hükümetleri döneminde ise kamu mali yönetimini vatandaş odaklı, daha şeffaf, performansa dayalı ve hesap verebilir bir anlayış üzerine oturttuklarını belirten Şimşek, siyasi ve yönetsel sorumluluğu da ayrıştırdıklarını ifade etti.
Bakan Şimşek, kamu idarelerine daha fazla yetki ve sorumluluk verdiklerine dikkati çekerek, Maliye Bakanlığını günlük uygulamalardan çektiklerini, kamu idarelerini kendi bütçelerinin sahipleri yaptıklarını bildirdi.
"Bu dönemde Türkiye'deki en önemli değişim, en önemli reform ise bence, orta vadeli bir yaklaşım içine girdik" diyen Şimşek, bu yaklaşımla birlikte orta vadeli programlar, planlar hazırlandığını ve 3 yıllık bütçelere geçildiğini kaydetti.
Şimşek, 1923 ile 2002 döneminde ortalama bir hükümetin ömrünün sadece 16-17 ay olduğunu anımsatarak, dolayısıyla orta ve uzun vadeli bir perspektifin olmadığını, yıllık bütçelerin bile zaman zaman yapılmasında zorluk çekildiğini vurguladı.
Bütçe uygulamalarına bakıldığında ise geçmişte Türkiye'de bir bütçenin olduğunu, bir de bütçe içi, bütçe dışı birçok fonun bulunduğunu hatta bunların da dışında zaman zaman kamu bankalarının bilançolarının da ayrı bir bütçe olarak kullanıldığını hatırlatan Şimşek, "Bütçeyi anlamak, bütçeyi takip etmek, dolayısıyla sadece bütçeye bakarak Türkiye'yi değerlendirmek de neredeyse imkansızdı. İşte biz bu dönemde bütçe içi ve dışı fon uygulamalarının tamamını birkaç istisna hariç kaldırdık ve bir bütçe birliği sağladık" diye konuştu.
Bunun dışında kamuda muhasebe birliğini de sağladıklarını anlatan Şimşek, artık uluslararası standartlarla uyumlu mali raporlar ürettiklerini ifade etti.
Bakan Şimşek, denetim yönünde de özellikle kamuda hesap verilebilirliği güçlendirdiklerini vurgulayarak, kamu idarelerinin artık hem başarılarını paylaştıklarını hem de başarısızlıklarının nedenini açıkladıklarını söyledi.
Eskiden uygulanan klasik teftiş uygulamasından vazgeçtiklerini ve uluslararası standartlarla uyumlu iç denetim sistemini uygulamaya başladıklarını dile getiren Şimşek, "Tabii bu yapı kolay kabul edilmedi. Hala iç denetçileri Maliyenin ajanı olarak gören idareler var ama yavaş yavaş o anlayış kırılıyor" dedi.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, vergi politikaları ve bu alanda yaptıkları uygulamaları da anlattı.
Hükümetleri döneminde vergi yükünü azalttıklarına, özellikle istihdamı, yatırımı, üretimi destekleyici bir yaklaşım içine girdiklerine işaret ederek, Türkiye'de vergi yükünün çok yüksek olmadığını söyledi.
Şimşek, şunları kaydetti:
"OECD ülkelerinde ortalama vergi yükü yüzde 34, Türkiye'de yüzde 27,4. Yani vergi yükü en düşük ülkeler arasındayız. Tabii gelir ve kazançlar üzerindeki vergi yüküne baktığınız zaman burada da Türkiye'de vergi yükünün oldukça düşük olduğunu göreceksiniz. Bu dönemde Kurumlar Vergisi'ni yüzde 30'dan yüzde 20'ye indirdik. Sadece bunu da yapmadık. 2002 yılında Türkiye'deki bir şirket 100 lira kar etseydi ve bu karı dağıtsaydı, biz yüzde 65 vergi alıyorduk. Hem Kurumlar Vergisi hem de bu temettüler dağıtıldığı için oradan ilave bir Gelir Vergisi stopajı yapıyorduk. Fakat biz bunu değiştirdik ve yüzde 34'e indirdik. Böylece şirketler üzerindeki vergi yükünü azalttık, şirketlerin rekabet gücünü artırdık ve istihdamı, yatırımı, üretimi önceliklendirdik.
Gelir Vergisi'nde de çok önemli adımlar attık. 10 yıl önce Gelir Vergisi'ndeki en yüksek gelir dilimi için vergi oranı yüzde 49,5'ti, yani yüzde 50'ydi, bunu yüzde 35'e düşürdük. En düşük Gelir Vergisi diliminin oranı ise yüzde 22'ydi, yüzde 15'e düşürdük. Asgari ücret üzerinden vergiyi de ciddi şekilde azalttık. Asgari ücret üzerindeki Gelir Vergisi yükünü sıfırladık. Tüketimle ilgili vergilerde çok da indirime gitmedik dedim ama Türkiye'de KDV oranı, Avrupa Birliği içindeki en düşükler arasındadır."
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Kayıtdışılıkla mücadelede başarılı olduğumuz ölçüde vergileri artırmadan daha fazla kaynak imkanı buluyoruz" dedi.
Şimşek, vergi mükelleflerine sundukları hizmetleri anlatarak, mükelleflere ödemelerini elektronik ortamda yapma imkanı sunduklarını, elektronik denetim ve teftiş sistemlerini uygulamaya koyduklarını belirtti. Elektronik fatura uygulamasına dikkati çeken Şimşek, "Özellikle zaman kaybını azaltma, çevreyi koruma ve uyum maliyeti açısından bu çok önemli" dedi.
Elektronik defter uygulaması hakkında bilgi veren Şimşek, bundan sonra muhasebe kayıtların sadece elektronik olarak tutulmayacağını, defterlerin de elektronik olacağını dile getirdi.
Şimşek, vergi denetimini de yeniden yapılandırdıklarını vurgulayarak, "Eskiden Türkiye'de 4 ayrı vergi denetim birimi vardı, hepsini bir araya getirdik. Böylece koordinasyon problemi ortadan kalktı ama daha önemlisi uzmanlaşmayı hizmette etkinliği sağladık. Bu sayede kaynakları daha iyi kullanıyoruz" diye konuştu.
İlk defa mükellef hakları beyannamesini yayınladıklarını da vurgulayan Şimşek, mükelleflerin haklarını sağlıklı bir şekilde koruduklarını ifade etti.
Şimşek, risk analiz sistemine geçtiklerini hatırlatarak, "Eskiden kim vergi rekortmeni oluyorsa bizimkiler gidip onları inceliyorlardı. Şimdi biz birtakım parametrelere göre, riskli mükellefleri belirliyoruz ve kaynakları oraya yönlendirip onları denetliyoruz" bilgisini verdi.
Maliye Bakanı Şimşek, kendi dönemlerinde kayıtdışılıkla epey bir mücadele ettiklerini belirterek, "Kayıtdışı ekonominin büyüklüğü Türkiye'de yüzde 26,5, Avrupa Birliği (AB) ortalaması yüzde 18,5, daha ortalamadan çok uzağız. 2003'ten bu yana kayıtdışı ekonominin milli gelire oranı yüzde 32'lerden yüzde 26,5'e kadar düşmüş durumda. Daha çok kat edeceğimiz mesafe var. Kayıtdışılıkla mücadelede başarılı olduğumuz ölçüde vergileri artırmadan daha fazla kaynak imkanı buluyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Sosyal güvence ağını da genişlettiklerine dikkati çeken Şimşek, Türkiye'de artık genel sübvansiyon olmadığını, sadece belli kesimlere yönelik destek verdiklerini söyledi.
Mehmet Şimşek, yaptıkları çalışmalar sonucundaki kazanımları da anlatarak şunları kaydetti:
"Bizden önceki hükümetlerin ortalama ömrü 17 aydı, uzun vadeli düşünmek, plan yapmak, reformlar yapmak çok zordu. AK Parti hükümetleri 124 aydır iktidarda. Siyasi istikrar Türkiye'deki başarının anahtarı. Siyasi istikrar nedeniyle bugün 2023 vizyonu, 2071 vizyonunda bahsedebiliyoruz. Artık önümüzdeki 10-50 yılları kurguluyor, tasavvur edebiliyoruz. 2003-2012 döneminde son 60 yılın en büyük küresel krizi yaşandı ama buna rağmen Türkiye ortalama yüzde 5,1 büyüdü, krizden önce bu yüzde 7'ydi. Buna rağmen 1924-2002 döneminde ortalama yüzde 4,5'luk büyümeye oranla yüzde 5,1'lik büyüme önemli bir kazanımdır. 90'lı yıllardaki yüzde 3'lük büyüme oldukça düşük. Son 10 yılda milli gelirimiz 230 milyar dolardan 2012'de 786 milyar dolara çıktı."
Söz konusu dönemde rekor düzeyde istihdam oluşturduklarını belirten Şimşek, şöyle devam etti:
"Yıllık ortalama istihdam artışında Avrupa'da birinci sıradayız. ILO'ya göre küresel krizden çıkışta işsizliği en hızlı azaltan ülkelerin başında Türkiye geliyor. 2007'den bu yana 4 milyonun üzerinde istihdam yarattık.
2008 başını 100 alırsak ABD'de ve AB'de işsizlik 100'den 150-160'lara çıkmışken, Türkiye'de 90'a indi. Bu dönemde enflasyonu tek haneye düşürdük. Türk lirası eskiden bol sıfırlıydı, Türkiye'ye ayak basan herkes milyoner oluyordu. Türkiye'ye gelen yabancı konuklar bunu alay konusu yapıyordu, altı sıfırı attık bugün Türk lirası en saygın para birimlerinden biri haline geldi.
Bu dönemde bütçe açıklarını da düşürdük, 10 yıl önce genel devlet açığının milli gelire oranı yüzde 11 civarındaydı, biz bunu sıfırlara kadar düşürdük. 2009 yılı hariç Maastricht kriterlerini sağladık. Kamu borcunun milli gelire oranını yüzde 74'den aldık, 36'ya kadar indirdik. Şu anda Türkiye'nin kamu borçlarının milli gelire oranı OECD ülke ortalamalarının 3'te biri düzeyindedir."
Şimşek, Hazine'nin dışarıya borçlu değil, net olarak dışarıdan 44,4 milyar lira alacaklı olduğunu bildirdi. 2002 yılında toplanan 100 liralık verginin 86 lirasının faize gittiğini hatırlatan Şimşek, o dönemde bu konuda fıkralar anlatılmaya başlandığını söyledi.
Şimşek, reformlar sayesinde faiz bütçesinden yatırım bütçesine geçtiklerini belirterek, bugün devletin faiz giderlerinin milli gelire oranının yüzde 3,4'e, vergi gelirleri içindeki payının da yüzde 16-17'lere kadar gerilediğini bildirdi.
İktidarları döneminde kamu yatırım harcamalarının arttığına da işaret eden Şimşek, "1992 yılında yatırımlar reel olarak 100 ise 2002'de 95'e düşmüş. 2002'de reel olarak yatırımlar 100 ise 2012'de bu rakam 254'e çıkmış durumda" ifadelerini kullandı.
Şimşek, dönemlerinde yoksulluğu da azalttıklarını vurgulayarak, günlük 1 doların altında yaşayan fert sayısının 2003'ten bu yana sıfırlandığını belirtti.
Günlük 2 dolar 15 sentin altında geliri olan nüfusun da sıfırlandığını bildiren Şimşek, günlük 4 dolar 30 sentin altında gelir elde eden vatandaşın oranının yüzde 2,8'e gerilediğinin altını çizdi, bu rakamın eskiden yüzde 30'lar seviyesinde olduğunu söyledi.
Şimşek, reformların Türkiye'ye sınıf atlattığına dikkati çekerek, ülkenin yolsuzluk endeksine göre yolsuzluk algısı en düşük yüzde 30'luk dilime girdiğini ifade etti.
Küresel rekabet gücü açısından da büyük başarı gösterdiklerini kaydeden Şimşek, "Türkiye 2005 yılında 117 ülke arasında 71'inci sıradaydık, şimdi ise 144 ülke arasında 43'üncü sıradayız. Rekabet gücü yüksek yüzde 50'lik grup içerisindeyiz" diye konuştu.
Şimşek, Türkiye'nin iş yapma kolaylığı açısından mesafe kat ettiğinin altını çizerek, ülkenin 185 ülke arasından 71'inci sıraya yükseldiğini, burada kat edilecek çok mesafe olduğunu söyledi.
Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye'nin birçok alanda kazanım elde etmesine rağmen daha birçok alanda reform yapması gerektiğini dile getirdi.
