2012-12-20 - 14:20
2013 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULU'NDA...
TBMM Genel Kurulu TBMM Başkanı Cemil Çiçek başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da 2013 yılı bütçesi üzerindeki görüşmeler bugün son buluyor.
TBMM Genel Kurulu'nda, 2013 yılı bütçesi üzerindeki son konuşmalar yapılıyor.

Genel Kurul, Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in başkanlığında toplandı. Çiçek, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerindeki son konuşmaların yapılacağını söyledi.

Çiçek, alınan karar gereği gruplar ve Hükümet adına birer saat, kişisel konuşmalar için için 10'ar dakika tanınacağını belirtti.

Daha sonra gruplar adına ilk konuşmayı yapmak üzere AK Parti Grup Başkanvekili ve Giresun Milletvekili Nurettin Canikli söz aldı.

AK Parti Grup Beşkanvekili Nurettin Canikli, yüzyılın en büyük krizine, e-muhtıralara, kapatma davalarına, ciddi çalkantılara rağmen AK Parti hükümetlerinin 10 yılda ortalama 5,1'lik büyümeyi sağladığını ve reel büyümeyi üçe katladığını söyledi.

TBMM Genel Kurulu'nda, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde AK Parti Grubu adına son konuşmayı yapan Canikli, bütçe müzakerelerinin önemli bir platform ve arena olduğunu, hükümetler için icraatlarının hesabını verdiği, gelecekle ilgili projeksiyonlarını kamuoyuyla paylaştığı yer olduğunu kaydetti.

''Bu kürsü muhalefet için de son derece önemli'' diyen Canikli, iktidara aday olan muhalefetin de kendisi iktidar olduğunda neler yapacağını ortaya koyması açısından da bulunmaz fırsat olduğuna işaret etti.

Canikli, 10 gündür muhalefetten, iktidar olmaları halinde ülkeyi nasıl yöneteceği ve eleştirdiği hususlarda nasıl bir model ortaya koyacağı konusunda en ufak bir şey duymadıklarını anlatan Canikli, şöyle konuştu:

''Elbette muhalefet kamu adına eleştirilecek. Onu fazlasıyla yapıyorsunuz. Ondan yana problem yok. Ama eleştirdiklerinizin yerine ne koyacaksınız, alternatifleriniz nelerdir, sadece eleştirmekle olmaz. Bugüne kadar millet hiçbir siyasi organizasyonu eleştirdiği için iktidar yapmamıştır. Vatandaşı, ülkeyi daha iyi yöneteceğiniz yönünde ikna etmeniz gerekiyor. Bunun için proje ortaya koymanız gerekiyor. Muhalefet de kendi vizyonunu, dağarcığını, iktidar olduğunda ülkeyi nasıl kalkındıracak, faiz, büyüme oranları konusunda somut olarak ikna edici tarzda projeleri ortaya koymak zorundadır. Bu anlamda burası önemli bir platformdur. Ancak 10 günde eleştirdi fakat vizyonu, projeksiyonuyla ilgili görevinde istenen performansı yerine getiremedi.''

Görüşmelerde Hükümetin ekonomiyi iyi yönetip yönetemediğinin tartışıldığını kaydeden Canikli, bunun en önemli ölçüsünün büyüme olduğunu kaydetti. ''Temel amaç toplumun zenginleştirilmesidir'' diyen Canikli, Hükümetin ''son 10 yılda ekonomide bugüne kadar görülmemiş oranda ekonomiyi büyüttüm, 10 yılda yüzyılın en büyük global krizine rağmen 10 yılda ekonomiyi, üretimi reel olarak dolar bazında 3 kat artırdım'' dediğini ifade etti.

Canikli, Hükümet'in kişi başına mili geliri 3 kat artırmasının önemli olduğunu belirterek, muhalefetin ise ''bu büyüme oranı yeterli değil, daha yüksek büyüme sağlanması gerekirdi'' dediğini kaydetti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bütçe üzerindeki konuşmasında ''1946-2002 yılları arasında iki dünya savaşına, darbelere, moratoryumlara rağmen Türkiye ekonomisi yıllık yüzde 5,2 büyümüştür, Hükümet'in yüzde 5,1'lik büyümesi başarı değildir'' ifadesini kullandığını hatırlatan Canikli, şunları kaydetti:

''Önce bir yanlışı düzeltmeliyiz; 1946-2002 yılları arasında iki dünya savaşı değil, bir savaş bile olmadı. 1946-2002 yıllara arasında yıllık büyüme 5,2 değil, yüzde 5,12'dir. Sayın Kılıçdaroğlu bir rakam bulmaya çalışıyor. 5,1'in üzerine çıkmaya çalışıyor ama bulamıyor. Hangi başlangıcı alırsanız alın bunun üzerinde büyüme yok. Neden 1946-2002 arası alınıyor- İki dünya savaşı yıllarında ekonomi dibe vuruyor, savaş sonrasında ise dibe vurmuş ekonomiler şahlanıyor. 1946'daki büyüme oranı yüzde 31,9. Daha gerçekçi bir tarih veriyorum 1938... Bir anlamı var, ekonomi yönetimi sorumluluğunun CHP'de olduğu yıl. Bakın 1940'de ekonomi yüzde 4,9, 1941'de 10,3 küçülüyor, 1943'da 9,8, 1944'te 15,3... Savaşta ekonomi yarı yarına küçülüyor. Hepsini harmanlıyoruz. Karşımıza çıkan tablo, 64 yıllık yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 4,1'dir. AK Parti döneminden bir puan daha az. 1980 ile 2002 arasını alalım, orada da büyüme yıllık ortalama yüzde 3,3. Yine AK Parti döneminin büyüme oranının altında. Hangisini alırsanız alın, ister yan yana toplayın, ister alt alta koyun AK Parti'nin 10 yılda sağladığı büyüme başarısını yakalayamıyorsunuz. Yapılan, rakamlara işkence ettirmektir. Herhalde rakam rakam olalı böyle zulüm görmemiştir. Rakamlarla çok farklı şeyleri kabul ettirmek istiyorsunuz. CHP'nin tek başına iktidar olduğu döneme bakalım; 1978 ve 1979 yıllarında iki yılın ortalaması binde 3,5. 1979'da yüzde 1,2 büyümüş, 1979'da ise eksi 0,5 küçülmüş. Yani AK Parti'nin büyüme oranının onbeşte biri. Kimsenin bu rakamlara yanlıştır deme durumu olamaz. Kriz bizden kaynaklanmadı ama bizi etkiledi, ihracatımız azaldı. Avrupa hala yanıyor, krizin etkilerini hala atamadı. Yüzyılın en büyük krizine, e-muhtıralara, kapatma davalarına, ciddi çalkantılara rağmen AK Parti hükümetleri tartışmasız şekilde 10 yılda ortalama 5,1'lik büyümeyi sağlamış ve reel büyümeyi üçe katlamıştır. ''

Canikli, muhalefetin ''büyüme köpüklüdür'' dediğini belirterek, ''Demek mi büyümeyi kabul ettiler. Devraldığımızda, bir yılda Türkiye ekonomisinde kamu ve özel sektör toplam olarak yatırımların nominal değeri 60 milyar liraydı. Şimdi bu rakam 319 milyar lira. Yaklaşık 5 kattan daha fazla artış demektir. Ekonomi tarihinde çok görülmez. Bu da kesin, net, tertemiz, tartışmasız rakamlardır. Bu büyümenin köpüklü olmadığını gösteriyor'' dedi.

İktidarları döneminde buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, fırın, otomotiv, iç ve dış hat yolcu sayısı ve konut üretiminin büyük artış gösterdiğini belirterek, ''Üretim köpüklüyse, bu artışları nereye koyacaksınız nasıl izah edeceksiniz- Bu Türkiye'deki fabrikalarda üretildi. Göktürk-2 uydusunu, Altay tankını, Atak helikopterini, Türkiye'de dizayn edilen ilk mili savaş gemisini ne yapacaksınız, nereye sığdıracaksınız- Hepsi de reeldir, gerçektir, fiktif değildir. Vatandaş hem üretiyor hem tüketiyor. Refah, zenginlik bu'' diye konuştu.

Canikli, Türkiye'nin 24. büyük ekonomisinden 17. büyük ekonomisi durumuna geldiğini, 7 basamak birden ilerlediğine işaret ederek, AK Pati'nin, 2023 hedefi olan en büyük 10 ekonomisi olmayı da başaracağını söyledi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun bu konuda da yanlış bilgi verdiğini belirterek, ''Rakamlara Çin işkencesi ediliyor. Biz 1988'de iktidar gelmedik ki. 1987'de 2002'ye kadar 14'ten 24'cülüğe geriliyor Türkiye, sonra 17'ye ilerliyor. Kim geriye götürmüş? Bunun AK Parti iktidarları ne alakası var?'' dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, 2002'de devletin bütün kurumlarının ödemek zorunda olduğu borcun 88,3 milyar dolar olduğunu ifade ederek, ''Bugün sıfırın altında, eksi 3 milyar 471 milyon dolar'' dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde AK Parti Grubu adına son konuşmayı yapan Canikli, ekonomi büyürken gelir dağılımının da adil olması gerektiğini söyledi.

Her yıl milli gelirin yüzde 25'nin milletten toplandığını ve tekrar dağıtıldığını belirten Canikli, Hükümeti devraldıklarında toplumun en zengini ile en fakiri arasındaki farkın 9,5 kat olduğunu, bu farkın bugün 8 kata düştüğünü bildirdi. ''Yani zengin ile fakir arasındaki uçurum azaltılmış'' diyen Canikli, toplumun en fakir yüzde 20'lik kesiminin milli gelirden aldığı payı yüzde 5,3'den yüzde 5,8'e çıkardıklarını, en zenginin aldığı payı da yüzde 50,1'den yüzde 46,4'e gerilediğini kaydetti.

Canikli, 2002-2009 yılları arasında fakir sayısında 6 milyon azalma meydana geldiğini ifade etti.

Günlük 4.3 doların altında gelir elde edenlerin oranının da yüzde 30'dan, yüzde 2.79'a düşürüldüğünü vurgulayan Canikli, ''(Gelir dağılımı adaletlidir, yeterlidir) demiyoruz, daha yapacak çok iş var. Bizden önce bozulan gelir dağılımındaki adaletsizliği düzeltmeye başladık'' dedi.

Canikli, bu büyümeyle birlikte işsizliği de azalttıklarını kaydederek, yüzde 10,3 olan işsizlik oranını yüzde 9,1'e düşürdüklerini söyledi.

Oluşturulan istihdam kapasitesine bakmak gerektiğini Canikli, çalışan insan sayısının 21 milyon 354 binden, 25 milyon 472 bine çıktığını bildirdi. Canikli, AK Parti Hükümetleri döneminde 5 milyondan fazla istihdam sağlandığını ifade ederek, ''Büyüme çok net büyümedir. Bu tablo, yıllık 500 bin istihdam ortaya çıkarmaktadır, kriz yılları olmasaydı bu rakam 6 milyon olacaktı'' dedi.

Canikli, iktidara geldiklerinden beri enflasyonu kontrol altına aldıklarını ve iktidara geldiklerinde yüzde 29,7 olan enflasyonu yüzde 7'nin altına düşürdüklerini belirtti.

Yüksek faizin ''Sömürünün ve adaletsizliğin kaynağı'' olduğunu ifade eden Canikli, Türkiye'nin çok uzun yıllar faiz belasından çok çektiğini kaydetti. Hükümeti devraldıklarında nominal faizin yüzde 60, reel faizin ise yüzde 30 olduğunun altını çizen Canikli, ''Böyle bir dönem sadece faiz lobisine çalışır, onlara hizmet eder; dar gelirliye, çiftçiye çalışmaz'' dedi. Şu anda nominal faizin yüzde 5,8 civarında olduğunu anlatan Canikli, reel faizin de sıfır olduğunu söyledi. Canikli, ''Bu gerçek anlamda bir devrimdir, başarı öyküsüdür. 10 yıl önce bunu size söyleselerdi inanın deli muamelesi yapılırdı'' diye konuştu.

Nurettin Canikli, muhalefetin, ''Bunlar borçla yapılıyor'' diye eleştirdiğini anımsattı.

Özel sektörün dış borcunun kamunun borcu olarak sunulduğuna işaret eden Canikli, ''Bu doğru değil. Evet özel sektörün dış borcu arttı ve de bu son derece doğal. Yatırım yapan, büyüyen ekonomide....Özel sektörün borcu 42 milyardan 214 milyara çıkmış. Hemen hemen her yıl, 'özel sektörün ödemesi gereken borç 90 milyar ve bu ödenmeyecek, ekonomi patlayacak' deniliyor. Ancak ne böyle bir şey oldu ne de patladı. Çünkü dış borcu yapanların dışarıda kaynağı, karşılığı var. Bunlar kamunun borcuna dahil edilemez'' dedi.

Canikli, görevi devraldıklarında devletin tüm iç ve dış borcunun brüt 257 milyar olduğunu, bu rakamın 2012'de 550 milyara çıktığını söyledi.

''Bu tablo doğru değil'' diyen Canikli, şöyle konuştu:

''Burada net borcu hesaba katmamız gerekiyor. Devletin borcu artmış ama devletin kasasındaki para da artmış, onun da dikkate alınması gerekiyor. Devraldığımızda 257 milyar dolar brüt borç var. Bunu 3 kalemde indireceğiz. Kamu kuruluşlarının bankalarda nakit paraları var. 257 milyardan 41 milyarı çıkaracağız. Merkez Bankası'nın nakit net varlığı 25 milyar lira, kamu mevduatı 11 milyar lira 2002'de. Bu hesabı çıktığınızda 2002'de devletin tamamının borcu 215 milyar liradır.

2012'de brüt borçtan, Merkez Bankası'nın net varlığını, 151 milyarı düşeceğiz. Kamu kuruluşlarının bankalarda 67 milyar lira nakit parası var. İşsizlik sigorta fonunda 57 milyar lira var. Bütün bunları düştüğünüzde bugün net borç, 274 milyar lira. 2002'den bu yana artış 60 milyar lira. Devletin 10 yılda toplam artış oranı yüzde 28.''

Canikli, 2002'de devletin bütün kurumlarının ödemek zorunda olduğu dış borcun 88 milyar 359 milyon dolar olduğunu belirterek, ''Bugün sıfırın altında. Eksi 3 milyar 471 milyon dolar. Çünkü dış borcu karşılayacak kadar Merkez Bankası'nın nakit varlığı var'' dedi.

Yolsuzluk konusuna değinen Canikli, ''Bazı arkadaşlar, 'sağımıza bakıyoruz yolsuzluk, solumuza bakıyoruz yolsuzluk' diyor. Eğer öyle diyorsanız sorun sağınızda solunuzdadır. Bizim sağımız, solumuz tertemiz'' diye konuştu.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü'ne göre, Türkiye 2002'de 102 ülke arasında 65. sırada yani en kötü 3. ligde bulunduğunu belirten Canikli, 2012'de ise 176 ülke arasında 54. sırada, yani en az yolsuzluğun olduğu birinci ligde bulunduğunu kaydetti. Canikli, Türkiye'nin 10 yılda yolsuzluk seviyesinde 25 basamak gerilediğini vurgulayarak, ''Son 10 yılda hiç bir dönemde görülmediği kadar Türkiye'de yolsuzluk azaldı ve azalmaya da devam ediyor. Türkiye ABD, Fransa, İsveç, İspanya ve İngiltere'den daha iyi konumda'' dedi.

Nurettin Canikli, 1986-2002 yılları arasında devlete ait 190 iktisadi kuruluşun satılmasından 8 milyar dolar gelir elde edilirken, 2003-2012 yılları arasında 90 iktisadi kuruluşun satışından 38 milyar dolar gelir elde edildiğini söyledi.

İktidara geldiklerinde kamu bankalarının batık durumda olduğunu ifade eden Canikli, Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Vakıfbank'ın batık kredi oranlarının da azaldığını kaydetti. Canikli, 2010'dan önce kamu kurumlarının Sayıştay denetimi dışında olduğunu belirterek, 2010'da çıkarılan kanunla Sayıştay denetimi dışındaki kurumları denetim içine aldıklarını sözlerine ekledi.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, yolsuzluk endeksiyle ilgili Canikli'nin sözlerini anımsatarak, ''Sizin döneminizde yolsuzluk zirveye ulaşmıştır'' dedi.

Canikli de söz alarak, söylenenlerin somut bilgilerle desteklenmesi gerektiğini belirterek, ''Ben somut, reel, ispatlı konuşuyorum. Yolsuzlukla ilgili sözleriniz iftira oldu'' diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu'nda, BDP Grup Bakanvekili İdris Baluken'in ''CHP'li bir vekilin iadeiitibar istemesi bir vahamet. Dersim halkının, Seyit Rıza'nın ve torunlarının iadeiitibara ihtiyaçları yoktur'' sözleri tartışmaya neden oldu.

Genel Kurul'da, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde BDP Grubu adına son konuşmayı yapan Baluken, tutuklu vekillerin biran önce serbest bırakılması gerektiğini kaydetti.

Kanın bir gün bile akmasına artık halkın tahammülü kalmadığını belirten Baluken, Türkiye'nin 1921 Anayasası ruhuna ihtiyacı olduğunu savundu.

Dersim'de olaylarında Seyit Rıza'nın yaşı küçültülerek, oğlunun ise yaşı büyültülerek idam edildiğini dile getiren Baluken, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu konuda en büyük öz eleştiri yapması gereken CHP'nin durumuna da bir bakmak gerekir. CHP'li bir vekilin iadeiitibar istemesi bir vahamet, CHP'nin katliamdan sorumlu parti olarak iadeiitibarı kabul etmemesi de ayrı bir vahamettir. Dersim halkının, Seyit Rıza'nın ve torunlarının bir iadeiitibara ihtiyaçları yoktur, çünkü onlar o gün olduğu gibi bugün de zulme karşı direniyorlar. İadeiitibar olmasa da itibara ihtiyacı olan CHP ve teklifi yapan ve ret eden tarihten, toplumsal gerçeklikten yoksun milletvekilleridir.''

Kürtler'in, iktidarı ele alan AK Parti'ye yönelik ciddi bir umut beslediğini ifade eden Baluken, ''Fakat süreç içerisinde AKP de Başbakan da vicdan cesaret terazisinde sınıfta kalmış, hak, adalet, eşitlik yerine Türkçülüğü tercih etmiştir'' dedi.

''Bugün Kürt sorunu vardır ve Kürtler AKP'nin yurtdışında yaşayan Türklere talep ettiği ve aslında onlar da bulunan hakkın bir gram fazlasını istememektedir'' ifadesini kullanan Baluken, ''Çin'de Uygur Türklerinin sahip olduğu özerkliği Kürtler talep edince bölücü olmakta, Balkanlar'da Türklerin anadil hakkını Türkiye'de Kürtler isteyince hain olmakta, Güney Kürdistan'da 300 bin Türkmenin sahip olduğu haklar bile Kürtlere çok görülmektedir'' diye konuştu.

Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Baluken'in, CHP Grubu'nun itibarıyla ilgisi saygısız değerlendirmeler yaptığını ifade etti.

Hamzaçebi, ''Cumhuriyet'in kurucu iradesiyle problemi olanların başkaları nezdinde itibarı olabilir ama CHP nezdinde itibarı yoktur. Olmayan itibarın iadesi diye de bir konu CHP'nin gündeminde bulunmamaktadır'' dedi.

Terörle arasına mesafe koyamayanların ''barış ve demokrasi'' kelimelerini ağzına alamayacaklarını dile getiren Hamzaçebi, ''Siz burada polemik yaparken, Ankara'da konforlu evlerinizde otururken, yüreğiniz, o dağlara gönderdiğiniz, ölüme sevk ettiğiniz gençler için bile sızlamıyor'' diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın da sataşmadan söz alarak şunları söyledi:

''Kirli hesabı olanlar, iktidarı, kirli hesabı olmakla suçlayamaz. Herkes şapkasını önüne koysun. Kürtlerin temsilcisi gibi görünmekten vazgeçin. Kürtler'i istismar etmeyin. Kürtler artık sizin gerçek yüzünüzü biliyor. Ölü canlar üzerinden hayat bulmuş gibi istismar siyaseti yapmayın. Asıl Uludere ile ilgili acılar üzerinden hayata tutunmaya çalışanlar utanmalı.

Bu sorunun çözümü için milli birlik ve kardeşlik dedikçe bu kardeşliğe kurşun sıkanlar ve onlarla birlikte hareket edenler utanmalıdır. Terörle aranıza mesafe koyamıyorsanız, parti kapatmayı engelleyen düzenlemeyi bile boykot ediyorsanız, asıl ikiyüzlülük budur.''

BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan da grubu adına yaptığı konuşmada, bütçenin karakterinin ''militarist ve demokratik referanslardan bağımsız olduğunu'' öne sürdü.

Bütçe planlamasının adaletsiz, eşitsiz ve vicdansız bir şekilde yapıldığını savunan Buldan, ''Geçen yıl bütçe görüşmelerinde sayın Arınç, Kürtler'in haklarının verileceğini, kimliklerinin tanınacağını, faili meçhullerden siyasi cinayetlere kadar hepsinin aydınlatacağını bu kürsüden ilan etmişti. Aradan tam bir yıl geçti. Bir hükümet isterse bir yıla iyi ya da kötü o kadar çok icraat sığdırabiliyor ki. Lakin bizim payımıza düşen, Kürtler'in hakkına düşen yine katliam, yine kan, yine baskı ve zorbalık oldu'' dedi.

''Bir de güçler ayrılığı var diye Başbakan'ın oynama sahası kendisine dar geliyormuş'' ifadesini kullanan Buldan, ''Düşünün, bir de geniş sahada oynasa Başbakan, bu ülkedeki çoluk çocuk bütün Kürtler ve muhalifler demir parmaklıklar arkasından seyredeceklerdi dünyayı. Doğrusu Hitler bugün yaşıyor olsaydı sayın Başbakan'ın önünde şapka çıkarmak zorunda kalırdı'' diye konuştu. Buldan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Şimdi iadeiitibar vermeyi düşündüğünüz bir hanıma (Merve Kavakçı) reva görülen linci siz hangi hadle, hangi zihniyetten aldığınız güç ile bizlere reva görmektesiniz. Siz ağzınızdan dökülen buyruğu iki milyon yurttaşın oyundan daha mı kıymetli sanmaktasınız? Biz o fezlekelerin hesabını veririz ya siz- Dokunulmazlıklarımızın kaldırılması için bizlere isnat edilen suçlardan gurur duyduğumuzu açık yüreklilikle söylemek isterim. Biz çalmadık, çırpmadık kimsenin hakkına, vabaline girmedik. Bu dünyada da öteki dünyada da verilemeyecek hesabımız yoktur. Fezlekelerde yer aldığı üzere örgüt propagandası yapmak, toplantı ve yürüyüş yapmak, 'sayın' ifadesini kullanmak gibi fiillerden dolayı kaldırılacaksa dokunulmazlıklarımız, buyurun kaldırın. Halkımızın önüne gururla çıkar hesabımızı veririz.''

Buldan, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ve Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ile ilgili fezlekelere değinerek, ''Önden buyurun sayın Başbakan. Hep 'milletin rızası' diyorsunuz ya buyurun fezlekelerimizi alıp çıkalım halkın karşısına bakalım sizin bu suçlarınızla gurur duyacak, bu suçlarınıza rıza gösterecek kaç seçmen bulabileceksiniz-'' diye konuştu.

TBMM Başkanı Çiçek, konuşmalar sırasında BDP Grubu'ndan atılan laflara karşılık ''Siz istediğinizi söylediniz oradan da ne söylüyorsa dinleyeceksiniz'' dedi.

Çiçek, İdris Baluken ile Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun sataşmadan dolayı söz taleplerini, tutanaklara baktıktan sonra değerlendireceğini söyledi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DÖKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***