2008-07-29 - 14:50
DTP GRUBU TOPLANDI
Genel Başkan Ahmet Türk, İstanbul Güngören'deki bombalı terör saldırısı, Ergenekon iddianamesi ve gündemdeki çeşitli olaylara dair değerlendirmelerde bulundu.
DTP Grubu toplandı.
Genel Başkan Türk, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, İstanbul'da
meydana gelen bombalı saldırıda hayatını kaybedenleri rahmetle andığını,
yaralılara acil şifalar dilediğini söyledi.
Yaşanan acıları yürekten paylaştığını ifade eden Türk, ''Hepimizi derin
bir üzüntüye boğan ve kahreden bu katliamda, çocuklarımızı,
gençlerimizi, hamile kadınları, yaşlı insanlarımızı kaybettik. Gündelik
yaşamımıza, yeniden korku, kan, gözyaşı bulaştırıldı. Toplumumuzda büyük
bir umutsuzluk yaratılmaya çalışıldı. Hakikaten tüyler ürpertici bir
katliam yaşadık. Bu nedenle, bu katliamı bir kez daha nefretle
kınıyorum, bunu gerçekleştirenleri, bunu yapan zihniyeti kınıyorum. Bu
insanlık suçuna ortak olmuş kim varsa kınıyorum'' diye konuştu.
Saldırının çok boyutlu olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Türk,
''Kin, nefret ve düşmanlık yaratmak isteyen çevrelerin oyunlarına
gelmemeliyiz. Bu insanlık suçu karşısında, bütün Türkiye olarak
demokrasi, barış ve kardeşlik şiarlarımızı daha da yükseltmeliyiz'' dedi.

-''KLASİK EZBER, BU OLAYI AÇIKLAMAYA YETMEZ''-

Türk, yorum ve demeçlerde, bu tür saldırıları önlemek yerine, halkın
psikolojik olarak bu tür saldırılara hazır olmalarının telkin edildiğini
iddia ederek, Türkiye'nin ne İsrail ne Filistin ne de Irak olduğunu
söyledi.
''Türkiye'nin harcı, halkların ve bütün farklılıkların kardeşliği
üzerinedir'' diyen Türk, şöyle devam etti:
''Neredeyse 80 yıldır bu harcı bozmaya çalışan ne ittihatçı zihniyet ve
onun artıkları ne de uluslararası payandaları halkları birbirine
düşürecek emellerine ulaşamamışlardır ve demokratik reflekslerimiz
sayesinde bundan sonra da ulaşamayacaklardır. Akil düşüncenin yapması
gereken, ülkemizde yeniden sahnelenen ve çok elim bir katliama yol açan
İstanbul'daki bu bombalı saldırıyı çok derinlikli olarak değerlendirmek
olmalıdır.''
Olayın tamamen sivil halka yönelik ve katliam yapmak üzere örgütlenmiş
profesyonel bir saldırı olduğunu belirten Türk, ''Bu kadar cüretkar bir
eylemin, böylesi kritik bir dönemde yapılmış olmasının, klasik
siyasetimizin alışageldiği terörizm jargonlarıyla açıklanabilecek kadar
basit bir olay olduğunu düşünmüyoruz. Klasik ezber, bu olayı açıklamaya
yetmez. Hiç kimse, yıllardan beri bilinen siyasetçilerin dillerine
doladığı bu klasik ezbere inanamaz'' diye konuştu.

-''OYUNUN FARKINDA OLMAMIZ GEREKİYOR''-

Türk, bu katliamın neden Türkiye'de, neden İstanbul'da neden bu dönemde
yapıldığını sorarak, ''Bu saldırının arkasındaki güçler, Türkiye'yi
nasıl bir noktaya çekmeye çalışıyor? Daha ortada hiçbir somut delil
yokken, siyasiler ve bazı çevrelerin olayın failini PKK olarak ifade
etmelerindeki amaç nedir?'' gibi soruların cevabının aranması
gerektiğini söyledi.
Saldırının çok boyutlu olduğu ve çok derin bir provokasyona işaret
ettiğini kaydeden Türk, toplumun demokrasi taleplerine şiddet, dehşet,
terör eylemleriyle karşılık verildiğini, insanlar yalnızlaştırılmaya,
köşelerine çekilmeye, verdikleri demokrasi mücadelesinden caydırılmaya
çalışıldığını ifade etti.
Türkiye, Irak ve Ortadoğu'da içinde birçok otoriter ve totaliter gücün
parmağı bulunan bir dehşet senaryosu oynandığını ileri süren Türk,
''Yüzyıllardır kardeşçe bir arada yaşayan, birbirlerinin
farklılıklarından büyük bir kültürel zenginlik yaratan, muazzam bir
uygarlık oluşturan Ortadoğu toplulukları, Kürdüyle, Türküyle, Arabıyla,
Acemiyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Rumuyla Yahudisiyle birbirine
kırdırılmaya çalışılıyor. Bu oyunun farkında olmamız gerekir'' dedi.

-''KIŞKIRTMALAR DİKİŞ TUTMAZ''-

Ahmet Türk, Kerkük'te de miting sırasında yapılan intihar saldırısına da
değinerek, şöyle devam etti:
''Yüzyıllardır aynı kaderi paylaşan halklar, karşı karşıya getirilmeye
çalışıldı. Bu tür saldırılar, birbirinden bağımsız değildir. Birbirinden
ayrı olarak ele alınamaz. Milliyetçilik çağın en büyük hastalığıdır. Bir
insanlık travmasıdır, paranoyalar, korkular üzerine inşa edilmiştir.
Türkiye, demokratik bir Cumhuriyete dönüşmenin sancılarını yaşarken,
artık bu ülkede milliyetçi, etnik kışkırtmalar dikiş tutmaz.
Tam ve eksiksiz demokrasi, halklarımızın en büyük özlemi en büyük
hayalidir. Bu hedefe doğru ilerlerken, bu rotayı kimler bozmak
isteyebilir? Kimler olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bunlar,
birbirimizle sevgiyle kucaklaşmamızı istemeyenlerdir. Birbirimizden
nefret etmemizi isteyenlerdir. Bundan rant sağlayanlardır. Ergenekonlar,
çeteler, kontrgerilla örgütlenmeleri, içine kapanan, korkularına teslim
olmuş bir ülke olmamızı isteyen uluslar arası güçlerdir.''
Toplumlar arasında kin ve nefret tohumlarının ekilmeye çalışıldığını
belirten Türk, ''Kürtler ve Türkler birbirine kırdırılmaya, birbirine
saldırmaya yönlendiriliyor. Bu büyük tuzağın farkında olalım. Sevgiyle,
saygıyla kucaklaşarak birbirimizin farklılıklarını birer zenginlik
şeklinde görerek aşabiliriz'' diye konuştu.

-''CİN ŞİŞEDEN ÇIKTI BİR KERE''-

Ahmet Türk, Ergenekon iddianamesinin peşini bırakmayacaklarını
yineleyerek, ''Halk arasında bir deyim vardır; 'cin şişeden çıktı bir
kere'... Bu çetelerin, Doğu ve Güneydoğu'da yaptığı katliamlar,
cinayetler, yakıp, yıktıkları köyler, halkları, toplulukları birbirine
kırdırmak için yaptıkları provokasyonlar, suikastlar; bütün bunlar gün
yüzüne çıkmadıkça, bunlarla hesaplaşılmadıkça, demokratik mücadelemiz
devam edecektir. Bu karanlık olaylar, bu organize saldırılar er geç
açığa çıkacaktır'' diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Terörün siyasi desteğinden''
bahsettiğini bildiren Türk, ''Yeniden partimize karşı bir linç
kampanyası mı başlatılmak isteniyor? Parti binalarımıza,
yöneticilerimize, üyelerimize saldırılar yapılmasının zemini mi
yaratılmaya çalışılıyor?'' diye sordu.
Türk, ''Dünyanın hiçbir toplumu terör denen illeti desteklemez,
destekleyemez. Hiçbir demokratik siyaset, terörü benimsemez ve temsil
edemez. Dünyanın hiçbir yerinde terörün toplumsal tabanı yoktur, olamaz.
Eğer geniş destekli bir toplumsal muhalefetten söz ediyorsanız, onun adı
da terör olamaz. Bu tür ithamlara, demokratik Türkiye kamuoyunun karnı
tok. Halkı, milliyetçilikle, klasik hedef göstermelerle artık
yönlendiremezsiniz'' diye konuştu.

-''SAYIN BAYKAL, NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR?''-

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı da eleştiren Türk, şöyle devam etti:
''Ergenekon çetesinin avukatlığını yapan Baykal, bu korkunç katliamı
fırsat bilerek, mal bulmuş mağribi misali, kendini düze çıkartmaya
çalışıyor. Sayın Baykal, ne yapmaya çalışıyor? Ergenekon kuyrukçuluğunu
bu şekilde unutturacağını mı düşünüyor? Acaba vatandaşlarımızın
acılarını kışkırtarak, milliyetçi gösteriler mi düzenlemeye çalışıyor?
Vatandaşlarımızı teselli etmeye mi gidiyor, yoksa milliyetçiliği
kışkırtmaya mı gidiyor? Sayın Baykal, halkı kime karşı sokağa davet
ediyorsun? Kürtlere karşı bir linç kampanyasından mı medet umuyorsun?
Eğer senin derdin gerçekten de şiddete karşı demokratik tepki vermekse 1
Haziran İstanbul mitinginde neredeydin o zaman? Partimiz yıllardır
şiddete karşı barış yürüyüşleri barış mitingleri yapıyor sen neredeydin?
Sayın Baykal'a buradan günaydın demek istiyorum. Sanki Türkiye'de
şiddete karşı bu güne kadar hiçbir tepki verilmemiş gibi, şimdi ortaya
çıkıp halkı sokağa davet etmesi gerçek failleri gizleme amacı taşıyor
olmasın.''

-''YILLAR SONRA FİS KÖYÜNDEKİ...''-

Grup Toplantısı çıkışında gazetecilerin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile
Başbakan Erdoğan'ın görüşmesinin sorulması üzerine Türk, ''Mekan konusu
biraz dikkat çekici. Yoksa Başbakan her zaman Cumhurbaşkanı ile
görüşebilir, Köşke gidebilir Cumhurbaşkanını ziyaret edebilir. Böyle bir
görüşmeyi 'Cumhurbaşkanının tarafsızlığını zedeliyor' şeklinde
yorumlamak doğru değil ama mekan dikkatli bir seçim değil'' karşılığını
verdi.
Türk, Ergenekon iddianamesinde kendisinin ''Terör örgütü PKK'nın
kurucusu olduğuna'' ilişkin iddiaların yer aldığının sorulması üzerine
de ''Ben o güne kadar Fis köyünü hiç görmedim, milletvekiliydim.
Gerçekle ilgisi olmayan tamamen saptırmaya yönelik bir tespit. O dönemde
Parlamentoda olduğum herkesçe biliniyor. O dönemde Parlamentodayım. O
dönemde böyle oluşumdan bile bilgi sahibi değilim. Daha sonraları,
yıllar sonra Fis köyünde böyle bir oluşumun kurulduğunu öğrenen
biriyim'' yanıtını verdi.