2013-04-02 - 13:29
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan, İmralı canisiyle madem bu kadar yakınlık kurmuştur, o halde bu ikili yandaş bir televizyon kanalında İmralı adasından yapılacak canlı yayına birlikte katılarak düşüncelerini milletimize açıklamalıdırlar'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, çözüm sürecini eleştirdi.

Başbakan Erdoğan'ın fırsatını bulduğu her anda MHP'ye saldırdığını, her türlü iftirayı attığını ve her türlü karayı çalmanın ucuzluğuyla oyalandığını iddia eden Bahçeli, ''Başbakan bizim üzerimizden prim elde edeceğini, çözüm süreci isimli ihaneti masum göstereceğini zannetmektedir'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın geçen hafta katıldığı bir televizyon programında, eyalet sistemiyle ilgili düşüncelerini aktarırken, kendilerine yönelik eleştirilerde bulunduğunu belirten Bahçeli, şöyle devam etti:

''Bu programda kendisi Osmanlı'da Lazistan ve Kürdistan eyaletlerinin varlığını söylemiş, bizim de bunu görmezden geldiğimizi iddia etmiştir. Ve
daha ileriye giderek, bizim etnik mücadele verdiğimizi milletimizin karşısında, utanmadan sıkılmadan, yalan sözlerle belirtmiştir. Bize göre Başbakan ve AKP'li yöneticilerin iki vahim eksikliği ve açığı vardır. Birincisi tarih bilmemeleri, ikincisi ise muazzam bir beşeri kudret olan milleti anlamamalıdır. Bu iki noksanlık, bu iki alandaki cehalet AKP'nin musibet haline gelmesine yetmiş ve artmıştır.

Şurasını inançla ve gönül rahatlığıyla açıklamak isterim ki bizim tarihe bakışımızla Başbakan ve partisinin bakışı arasında büyük bir farklılık ve üzeri örtülemeyecek bir başkalık vardır. Çünkü biz Türk tarihine, etnikçi, bölücü, kimlikçi, yabancı menfaatini kollayan, işgalcileri kutsayan bir ilkellikle değil, milliyetçi şuurla bakarız ve milliyetçi perspektifle kavrarız. Türk tarihini yanlışa kılıf yapmak, kutlu ceddimizi bölünmeye alet etmek, dönemsel olarak uygulanan, ama daha sonra vazgeçilen bazı yönetim biçimlerini bugüne taşıyarak gerekçe oluşturmak en hafif deyimle zihinsel özürlülüktür.''

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın Osmanlı'nın bir döneminde uygulanıp, 19. yüzyılın ikinci yarısında kaldırılan eyalet yönetiminin nelere yol açtığını, hangi isyan ve kalkışmalara kapı araladığını bilmeyecek kadar tarih bilgisinden ve tarih bilincinden uzak olduğunu ileri sürdü.

Bazı dönemlerde devlet yönetimindeki sorumsuz kişilerin ikbal ve mevki beklentisiyle, bilerek veya bilmeden gaflet ve dalaletle bölücülüğe ivme verdiklerini ifade eden Bahçeli, bu konuda Tanzimat Fermanı'nın bir eşik ve dönüm noktası olduğunu vurguladı. Bahçeli, ''Dua ve hürmetle yad ettiğimiz aziz ecdadımız bölücülüğe ve bölünmeye yeltenenleri darağaçlarında sallandırmış, devlet nizamını, toprak bütünlüğünü korumak için can almış, can vermiştir'' dedi.

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın bunları bilmediğini, okusa da hiçbir sonuca ulaşamayacağını iddia ederek, şu ifadeleri kullandı:

''Zira Başbakan, her şeyiyle millet ve tarih şuuruna kapalı olduğunu defalarca göstermiş ve ortaya koymuştur. Başbakan Erdoğan, kendisine ille de tarihten bir örnek alacaksa, ona tavsiyemiz, hamam tellalı Patrona Halil'i öğrenmesi, yenilik düşmanı Kabakçı Mustafa'yı okuması ve gövdesiyle başı başka başka yerlerde bulunan Tepedelenli Ali Paşa'yı anlamasıdır. Daha da yetmezse, kendisinin ve müzakereci dostlarının izinden gittiği, Balkan Dağları'nda silahlarından Türk kanı damlayan çetelerin, Osmanlı'nın başını ezdiği ve hayatlarını zindan ettiği isyan elebaşlarının, emperyalistlerle emel birliği yapan, değişik kisve ve hedeflerle başkaldıran suçluların, 'devlet ebet müddet, millet ebet müddet' anlayışını çiğnemeye kalkışan bedbahtların ibretlik sonunu incelemeli ve gerekli dersleri çıkarmalıdır. Başbakan unutmasın ki, büyük Kürdistan'ı akıllara sokmak için tarihi tahrif etmesi, yalpalayarak kendisine tutunacağı dal araması beyhude bir uğraştır.''

Bahçeli, Türk tarihinin hiçbir sayfasında ihanete cevaz ve rıza bulunmadığını, Türk milletinin ihanete göz kırpması, müsamaha göstermesi ve sırtını sıvazlamasının mümkün olmadığını, milletin sadakatsizlerin, vefasızların ve hıyanete bulaşanların her daim tepesine bindiğini, gırtlağına çöktüğünü ve kahrıyla da helak ettiğini söyledi.

Bahçeli, ''Başbakan'ın bizimle tarih konusunda aşık atmasına nefesi ve birikimi yetmeyecek, her şey bir yana, isyankarlara ve hainlere karşı sergilediği özel ilgisi hayatı boyunca bir gölge gibi varlığını takip edecektir'' dedi.

Devlet Bahçeli, ''silah değil, siyaset konuşsun'' diyerek terör örgütüne tüm pazarlık kanallarını açan Başbakan'ın, şimdi de teröristlerin silahla sınır dışına çıkmalarını müdahale edilmesi gereken bir durum olarak izah ettiğini, güvenlik güçlerinin silahlı militanlara müsaade etmesinin ise yardım ve yataklık suçu olacağını seslendirdiğini belirtti.

Silahını mağaraya veya meçhul bir yere bırakan teröristin aklanmış olacağını, birden bire temize çıkmış sayılacağını öne süren Bahçeli, şu soruları yöneltti:

''Böylesi keyfi bir hukuk uygulaması dünyanın neresinde vardır? Mehmetçiğimiz, özel harekatçı polislerimiz kendilerine kurşun sıkanları seyretmeye nasıl tahammül edecekler, bu zillete nasıl katlanacaklardır? Teröristlerin kaçının eyleme girdiği, kaçının vatan evlatlarımızın canına kıydığı nereden bilinecektir? Terör suçluları elini kolunu sallayarak, kurban olarak gördüğü güvenlik güçlerimizin önünden nasıl ve hangi yüzle yürüyüp sınırlarımızdan çıkacaklardır-

PKK ile helalleşip, güvenlik güçlerimize sırt mı dönülecektir- Teröristlerin tek suçu silah taşımak mıdır? Başbakan Erdoğan PKK'ya genel af vaat ettiğinin farkında mıdır? Teröristlere güvence verme yetkisini nereden almakta, 'hadi gidin, işiniz rast gelsin', deme densizliğini kendisine nasıl yakıştırmaktadır? PKK'lılar ülke dışına göstere göstere giderken hangi hukuk kuralı uygulanacaktır? Başbakan Erdoğan'a önerimiz kendisinin de teröristlerin arasına karışması ve sınırlarımızdan dönmemek üzere çıkıp gitmesidir.''

Bahçeli, tek çıkışın PKK'lıların silahlarını güvenlik güçlerine teslim etmesi ve Türk mahkemelerinde yaptıklarının hesabını vermeleri olduğunu ifade ederek, bunun dışında başka bir yolun, başka bir çarenin bulunmadığını söyledi.

PKK militanlarının, silahlı veya silahsız sınır ötesine geçişlerine izin vermenin alenen suç olduğunu, cezasız kalmayacağını kaydeden Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, askeri, polisi teşebbüs ettiği ''ihanetine'' ve ''suçuna'' ortak edemeyeceğini belirtti.

Başbakan Erdoğan'ın ''İmralı canisinin'' yaptıklarını övünerek anlattığını, bunun da skandal olduğunu savunan Bahçeli, Öcalan'a televizyon verilmesini ve spor yapması için yeni imkanlar sunulmasını eleştirdi.

Başbakan Erdoğan'ın, ''verip vereceğim bu kadar'' diyerek, medya üzerinden terör örgütü elebaşına mesaj gönderdiğini iddia eden Bahçeli, şunları söyledi:

''Başbakan sorarım sana, bundan sonra terörist başına daha ne verebilirsin ki? Müebbet terör suçlusunu siyasal aktör haline getiren sensin. İmralı'yı ayak yoluna çeviren sensin. Pazarlıklarla yakanı kaptıran, siyasi şerefini hiçleştiren ve milli gururunu zelil eden de sensin. Artık İmralı canisi daha ne isteyebilecek, daha ne bekleyebilecektir- Her şeye sayende kavuşmuş, fiili özgürlüğünü zorlamalarla elde etmiştir. Sayın Başbakan, bize göre yapacağın tek şey kalmıştır: O da, Başbakanlık makamından kalkman ve yerine canibaşıyı oturtmandır. Başbakan Erdoğan, İmralı canisiyle madem bu kadar yakınlık kurmuştur, o halde bu ikili yandaş bir televizyon kanalında İmralı adasından yapılacak canlı yayına birlikte katılarak düşüncelerini milletimize açıklamalıdırlar. İmralı canisi demokratik konfederal yönetimi, Başbakan da BOP'u anlatmalı ve Türk milleti bu iki bölünme simasını tüm yönleriyle tanımalıdır.''

AK Parti'nin çözüm sürecini bölücü teröre taviz ve teslimiyet üzerine bina ettiğini ileri süren Bahçeli, sürecin iflas sınırına dayandığını, falso verdiğini belirtti.

''PKK süreci sönmeye başlamıştır'' diyen Bahçeli, Türk milletinin bütünüyle bu sürece karşı çıktığını ve onay vermediğini savundu.

Bahçeli, İmralı ve PKK ile yapılan görüşmelerin hesabının mutlaka sorulacağını ifade ederek, ''Milliyetçi harekete bölücü diyen bereketsiz ağızlar, soyunda maraz, hamurunda leke olan yaygaracı hasisler, çatışmadan beslendiğimizi, öfkeden, nefretten, kırıp dökmekten feyizlendiğimizi söyleyen terörist diller, şehit istismarı yaptığımızı, kandan geçindiğimizi, terörü siyasetimize alet ettiğimizi hayasızca gündeme getiren eşkıya yedekleri inşallah gerekli cevabı Türk milletinden fazlasıyla alacaklardır. AKP'nin her taraftan silmeye çalıştığı 'Ne Mutlu Türküm Diyene' seslenişi kabusu olacak ve bu siyaset bezirganlığını siyasetten silip süpürecektir'' diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan bilmez midir ki Cumhuriyet'i yıkmak, Türkiye'yi etnik coğrafi bölgelere ayırmak, kurulu düzenimizi çatlatmak küfürdür, düşmanlıktır ve azgınlıkla eşdeğerdir'' dedi.

Bahçeli, gelecek yıl yapılan yerel seçimlere değinerek, AK Parti'den, 3 Kasım 2002'nin rövanşının mutlaka alacaklarını iddia etti.

Bahçeli, 2012'de yüzde 2,2 olan büyümenin beklentileri boşa çıkardığını söyledi. Bu sonucun işsizlik anlamına geldiğini ifade eden Bahçeli, sıcak paradan geçinen, düne kadar küresel imkanlardan faydalanan ve üretimi dışlayan bir ekonomi politikasıyla ilerleme kaydedilmesinin imkansız olduğunu vurguladı.

Bahçeli, 2/B'nin kanayan ve bir an önce çözülmesi gereken bir mesele olduğunu ifade ederek, hükümetin 2/B arazileri konusunda, ''vicdansız, adaletsiz ve insafsız'' kararlar aldığını savundu.

AKP'nin amacının, ''yandaşa rant yaratmak, buraları da rayiç bedel üzerinden peşkeş çekmek' olduğunu savunan Bahçeli, ''Hükümet terör örgütüyle Türkiye'yi konuşmaktadır, ama 2/B mağduru kardeşimizi ciddiye almamaktadır. Başbakan Erdoğan, İmralı canisine iyilik perisi kesilmiştir, ama Kaş'tan Gazipaşa'ya kadar her kardeşimi kasıp kavuran 2/B sorununu ağzına dahi almamıştır. Bu haksızlıktır, bu insafsızlıktır ve mutlaka düzeltilmelidir'' dedi.

Bahçeli, Türk milletinin buhranlı dönemlerinde, pusuya yatmış sinsi niyetlerin, kalleş düşüncelerin, düşman tavırların birden bire belini doğrulttuğunu ve harekete geçtiğini anlatarak, ''Tarihimizin zorluklarla iç içe geçmiş herhangi bir dönemini numune olarak alıp inceleyiniz, eminim ki fırsatçıları, etnik leş avcılarını, münafıkları, işgüzarları ve işbirlikçileri anında tanımanız mümkün olacaktır'' diye konuştu.

Hangi devirde yaşarsa yaşasın bunların birbirine benzediğini dile getiren Bahçeli, ''Bunlar, fikir ve düşünce konusunda aralarında herhangi bir aykırılık bulunmayan vicdanı silik, irfanı delik, milli ahlakı bitik bir zümrenin temsilcileridir'' dedi.

Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

''Bunların vatanı ruy-i zemin, milleti nev-i beşerdir. Her durumda yabancıları öven ama yerliyi mahkum eden bunlardır. Çanakkale önleri şehadet denizine, Çanakkale sırtları mahşer ortamına dönmüşken; yabancılara göz kırpan, rahatlarını bozmamak için her ahlaksızlığa dümen çeviren bahsettiğim bu zümrenin uzantılarıdır. Sarıkamış'ta onbinlerce vatan evladı soğuk havada ecelle boğuşup ruhlarını teslim ederken, Beyoğlu'nda kahkahalarla birbirlerini ısıtan, eğlence mekanlarında kendilerinden geçen gafiller bu zümrenin elebaşlarıdır. Milli mücadele ateşi Türk milletinin bahtını ve alnını aydınlatırken, memleketin her köşesi esarete başkaldırmışken, işgal komiserleriyle gizli anlaşmalar yapan, bağımsızlıktan ödleri kopan vatan ve millet cellatları bu zümrenin referanslı isimleridir. Mehmetçik giyecek çarık, yiyecek ekmek, içecek su bulamazken; bireysel çıkarları doğrultusunda yabancı postalları yalayacak, emperyalizmden kariyer vesikası umacak kadar alçalmış ve insanlığından olmuş maskeli yüzler, bu zümrenin hatırlı kişileridir. Tendürek'te, Allahuekber'de, Cudi'de, Kato'da, Yüksekova'da, Şırnak'ta, Tunceli kırsalında, hülasa vatanın her köşesinde Türk milletinin hak ve helalini canı pahasına savunan askerimiz, polisimiz, korucumuz şehit olurken, şampanyanlar patlatıp, göbekler atan, sonra da demokrasi ve özgürlük mavalı okuyan bu zümrenin torunlarıdır.''

Dün demokrasiye küfredip, bugün tam zıt konumda misli görülmemiş bir heyecanla duruş gösterenlerin ve bölücü demokratlıkta tez yazacak kadar ilerleyenlerin, bu zümrenin nesli olduğunu savunan Bahçeli, ''Barış diyen, çözüm ve süreç yaygarası koparan, Kandilseverler arasında bulunarak PKK'ya methiyeler düzen, hayatlarında her şey olup da, bir tek Türk olamayan, Türk milletinin hakkını teslim edemeyen bu çürümüşlerdir'' dedi.

Bunların yeri gelince Komünist, yeri gelince liberal, bir gün demokrat, diğer gün otokrat, bazen Marksist, bazen özgürlükçü, işlerine gelince muhafazakar, işlerine gelmeyince ilerici sıfatlarını anında kullanabildiklerini belirten Bahçeli, ''Bunlar ki işgal yıllarında İngilizci, Fransızcı, Wilsoncu, sömürge soytarısıdır, bugünkü zaman diliminde Kürtçü, PKK'lı, bölücü, BOP'çu, çözümcü olarak görülmektedir'' diye konuştu.

Bunların kalbinde kilise, dilinde cami bulunduğunu ifade eden Bahçeli, bunlara göre bölücü olmanın, bölen sıfatını taşımanın zamanın ruhunu yakalamak, modernliğin gereğini yerine getirmek olduğunu öne sürdü.

''Bunların sayısı öyle çoğalmış, öylesine artmıştır ki, hayrete düşmemek, kaygıya kapılmamak mümkün değildir'' diyen Bahçeli, AK Parti hükümetinin bastırılmış tüm uç, uçuk ve uçarı fikirleri canlandırdığını, milli varlığın üzerine sevk ettiğini iddia etti.

Bahçeli, geçmişte Türkiye'nin üniter ve milli devlet yapısını gizli veya açık, ağır veya yumuşak tonlarla tenkit edenlerin, şimdi tam bir fikir, eylem ve ağız birliği içine girerek sözde çözüm ve barış mevzisinde buluştuklarını öne sürdü.

Bu gelişmelerin tesadüf olarak görülmemesi gerektiğini, büyük ve hain bir planın adım adım yürütüldüğünü, Türk milletini çözmek, kötürüm bırakmak ve bölmek için her oyunun oynandığını, her kurnazlığın sahnelendiğini savunan Bahçeli, Türkiye'yi tasfiye etme, Türk milletini parçalara ayırma konusunda fazla iştahlı olan bölünme aktörlerinin, AK Parti öncülüğünde tüm milli ve manevi emanetlere düşmanca davrandığını iddia etti.

Bahçeli, önlem alınmazsa, Türk milleti olan bitenleri fark etmezse, Başbakan Erdoğan'ın ustalık döneminin yıkımın, yıkılışın ve yok oluşun karanlık bir devri olacağını ileri sürerek, ''AKP'nin küresel hedefler doğrultusunda planladığı, ardından İmralı canisiyle kurduğu ihanet masasında son rötuşlarla olgunlaştırdığı ve nihayetinde de ilan ettiği 'Yeni Türkiye' vaadi bu felaketin sadece bir bölümüdür'' dedi.

AK Parti ve yanında hizalanan çok sesli ''ihanet'' ittifakının, on yılı aşkın bir süredir, ellerine geçen her fırsatı kullandığını belirten Bahçeli, bu kirli ittifakın içinde bahsettiği zümrenin bir hayli belirleyici ve etkileyici olduğunu kaydetti.

Bahçeli, bunların, ihanetin normal görülmesi ve AKP'nin istenilen kıvama gelmesi için epey efor ve emek sarf ettiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

''Girişim, dayanışma, platform, oluşum gibi adlarla bir araya gelerek ihanete çanak tutan terör ve bölücülükten nemalanan mihraklar, akil olarak övülen akılsız ve vicdansızlar sıra sıra dizilmişlerdir. Milletimizin tam karşı cephesinde yer alan fikirleri, bilimsel temele oturtmak için üniversite zeminlerini alet eden laçkalaşmış demokrasi taraftarları yan yana gelmişlerdir. Küresel telkinlere ve yönlendirmelere maruz kaldıklarından haberli ya da habersiz, tasarlanan çöküş ve çözülme güzergahının tetikçisi haline gelmiş sözde strateji kuruluşları yer almaktadır. Ekranlarda çok bilmişlik taslayan, yorumlarıyla milletimizi yanıltmayı meslek edinmiş, kafaları karıştırmak ve algıları şekillendirmek için talimat üzere hareket eden ne idüğü belirsiz uzmanlar, çanak soru soran ucube moderatörler bulunmaktadır. Milletimizi yanlışa düşürmek, kanaatini etkilemek amacıyla, çoğunlukla siyasetin ve gücün kontrolüne girmiş, sipariş anketlerle topluma istikamet çizmeye çalışan kamuoyu araştırma şirketleri kurulan bu mekanizmanın önemli halkaları arasındadır. Sahip oldukları gazete ve televizyon imkanlarını tamamen iktidar emrine vermiş, yandaşlığın, tarafgirliğin üst bir formuna geçmiş bazı medya sahipleriyle, kalemlerini kiralamış, aydın geçinen, aslında karanlığın ta kendisi olan yazar-çizer takımı süreç mekanizmasının gözü kapalı savunucuları olarak dikkat çekmektedir.''

Bahçeli, medya vasıtasıyla, demokratik özerlik, bölgesel yönetim, eyaletleşme, federalizm, yerel sembol ve bayrak, farklı dillerde eğitim gibi kabul edilemeyecek tekliflerin, iktidar ve bölücü ortakları tarafından tartışmaya açıldığını belirtti. Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan kendi egolarını, bölünmeye dönük adımlarını ve bireysel hedeflerini gerçekleştirmek için her değerimizle uğraşmaya, her mirasımızla boğuşmaya, her dokunulmaz hakkımızla didişmeye başlamıştır. Bu zihniyet nefisinin ve yabancı projelerin kuklası olduğunu, PKK'nın kuyruğuna takılarak yapmayacağı tahribatın olmayacağını artık net olarak göstermiştir'' ifadelerini kullandı.

Başbakan Erdoğan'ın, ''eyalet sisteminin güçlü devletlerde sorun ve endişe yaratmayacağını, 2023'de Başbakan olursa bunu önereceğini'' soğukkanlılıkla söylediğini belirten Bahçeli, ''Anlaşılan bu şahsiyet aklını peynir ekmekle yemiş ve bitirmiştir'' diye konuştu.

Bahçeli, eyalet sisteminin tam anlamıyla federal bir yönetim olduğunu, kalkınma ajanslarıyla bunun tohumlarının saçıldığını, Yeni Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile de federal yönetim yapısının yeşermesinin sağlandığını savunarak, şu görüşleri dile getirdi:

''Artık mızrak çuvala sığmamaktadır. Türk milleti, toptan imha olacağı kıyamet gününe adım adım götürülmektedir. Başbakan Erdoğan ile terörist Öcalan, aynı kundakta pışpışlanan kanlı ve bölücü felaket elçileri haline gelmişlerdir. İmralı canisiyle Başbakan, aynı zamanda Türk milletinin gardiyanı olmaya namzet olduklarını her türlü açıklama ve ifadeleriyle kanıtlamışlardır. Başbakan Erdoğan bilmez midir ki böylesi bir teşebbüs, böylesi bir eğilim ve böylesi bir tavır ihanettir, hainliğin ötesidir. Başbakan Erdoğan bilmez midir ki sözleri, düşünceleri ve saçmalıkları suçtur ve büyük bir rezalettir. Yine Başbakan Erdoğan bilmez midir ki, Cumhuriyet'i yıkmak, Türkiye'yi etnik coğrafi bölgelere ayırmak, kurulu düzenimizi çatlatmak küfürdür, düşmanlıktır ve azgınlıkla eşdeğerdir.''

Bahçeli, Türkiye Cumhuriyeti'nin, lütuf ile kurulmuş bir sömürge artığı olmadığını vurgulayarak, ''Türk milleti, tesadüfen zuhur etmiş, alt kimliklerin ortaklığı ve ittifakı değildir. Binlerce yılda kardeşlik ve kucaklaşma ile oluşan, milli kültürün, milli kimliğin ve milli şuurun tecelli ettiği ve yükseldiği muhteşem bir terkibin tanımıdır, ifadesidir. Bu şekilde devamlılığını sağlamaya da, Başbakan'a, canibaşına, bölücü güruha, küresel planlara rağmen Allah'ın izniyle devam edecektir'' diye konuştu.