2009-10-27 - 16:50
CHP GRUP TOPLANTISI?
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, büyük heyecanla ve umutlarla uygulamaya konulan demokratik açılımdan neden vazgeçildiğini sordu ve 2 gün içinde bu konuda çark edildiğini söyledi. Baykal, '' Bu işi engelleyen ne Başbakandır, ne de başkasıdır. Bu işi engelleyen milletin kendisidir. Çünkü iş yanlıştır, millet yanlışı görmüştür.''dedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, büyük heyecanla ve umutlarla uygulamaya konulan
demokratik açılımdan neden vazgeçildiğini sordu ve 2 gün içinde bu konuda çark edildiğini
söyledi. Baykal, '' Bu işi engelleyen ne Başbakandır, ne de başkasıdır. Bu işi engelleyen
milletin kendisidir. Çünkü iş yanlıştır, millet yanlışı görmüştür.''dedi.

Baykal, şehit ailelerinin de katıldığı partisinin grup toplantısında,
çiftçilerin, tarım üretiminde girdilerdeki artışlar ve talepteki sıkıntılar
nedeniyle zor durumda olduğunu söyledi.

Elma yetiştiricilerinin büyük sıkıntı içinde olduğunu, ürün bedelinin
toplama masraflarını dahi karşılayamadığını kaydeden Baykal, işin altında yanlış
ekonomi politikalarının ve talebin çökertilmesinin bulunduğunu öne sürdü.

Baykal, bütçenin büyük gelir öngördüğünü, ancak bunun nereden
sağlanacağının belli olmadığını ileri sürerek, ''Çareyi zam yapmakta buluyorlar.
Uçan kuşa zam yapıyorlar'' diye konuştu.

TRT'ye kaynak sağlayan gelir kalemlerinin genişletilmesini de eleştiren
Baykal, şunları söyledi:

''TRT, Türkiye'nin televizyonu olmaktan çıkmış, iktidarın borazanı haline
gelmiş, AKP'nin çiftliği olmuştur. Bunun için TRT'ye kesinlikle çıkmıyoruz.
Kendileri çalıp, kendileri oynasınlar. TRT'ye bilerek çıkmıyoruz. Sen bu milletin
vergileriyle yayın yapıyorsun, 9 milyonun oy verdiği bir partiye hakaret
edemezsin. Kanada'dan bir ruh hastasını getireceksin CHP'ye küfrettireceksin.''

TRT'ye ek gelir konusundaki Bakanlar Kurulu kararının ''Yetki aşımı''
olduğunu savunan Baykal, ''Bunu derhal Danıştay'a götüreceğiz. Mahkemeden
döndüreceğiz'' diye konuştu.

''BİR-İKİ GÜNDE ÇARK EDİLMİŞTİR''

''Açılım'' (Demokratik) konusunda da değerlendirmeler yapan Baykal,
Türkiye'nin aylardır açılımla yatıp, açılımla kalktığını belirterek, Habur sınır
kapısında yaşananlara ilişkin eleştirilerini sürdürdü.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Habur'un ardından ''Tablodan duyduğu
memnuniyeti dile getirdiğini'', 1-2 gün sonra ise Ağrı'da ''Açılımı
methettiğini'', aynı gün Erzurum'da ''Sil baştan yaparız'', Pakistan yolunda ''Bu
işe ara verdik'' dediğini belirten Baykal, ''Bu süreci iyi anlamalıyız. Bir iki
gün içinde çark edilmiştir'' dedi. ''Bu süreç niye tıkanmıştır?'' diye soran
Baykal, şöyle devam etti:

''Ne olmuştur, ne yaşanmıştır da büyük heyecanla ve umutla uygulamaya
konulan bir politikadan 2 gün içinde çark edilmiştir. Bu süreç niye tıkanmıştır?
Taraflar anlaşamamıştır, birisinin istediğini öbürü verememiştir, istenenler
artırılmıştır, kavga çıkmıştır aralarında... Pazarlıkta uyuşmazlık var mı?
Pazarlıkta uyuştular... Kavga çıktı mı? Allah muhabbetlerini artırsın,
aralarından su sızmıyor, can ciğer kuzu sarması. Niye tıkandı? İşin esasında
kopmayı gerektiren bir ihtilaf mı var? Hayır. Ne var? Mutabakat sağladığınız
planı daha ilk adımda millet tepkisini koyarak uygulanamaz hale getirdi. Bu işi
engelleyen ne Başbakandır, ne de başkasıdır. Bu işi engelleyen milletin
kendisidir. Milletimiz gözüyle düşünür. Biz bunu anlatmaya çalıştık. Ancak
insanlar görünce anladı. Gidişatın nereye doğru olduğunu?''

Açılım politikasına medya, iş dünyası, ABD ve AB'nin destek verdiğini,
destekte eksiğin bulunmadığını belirten Baykal, ''Bir CHP, yok. Bu kadar desteğin
yanında CHP'nin lafı mı olur. El ele verdiniz, hadi uygulayın da bir görelim
bakalım? Niye tıkandı? Aralarında ihtilaf yok, birbirlerini seviyorlar. Niye
yapamadınız? Çünkü iş yanlış, işin özü, temeli yanlış. Millet o yanlışı gördü''
diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Hükümete, ''(Ara verdim) diyerek, vazgeçmeye mi çalışıyorsun
yoksa gerçekten hazmettirmek için mi ara veriyorsun?'' diye sordu. Baykal, ortaya çıkan
manzara karşısında ''ben devam edeceğim'' demenin, millete yapılacak en büyük saygısızlık
ve millet ile inatlaşmak olacağını söyledi.

Partisinin TBMM grubunda konuşan Baykal, terörle mücadele ve müzakerenin,
bir arada götürülemeyeceğini belirterek, ETA ve İRA örneklerini anlattı.

PKK, DTP ve terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın, siyasi bütünlük
içerisinde olduğunu savunan Baykal, iktidarın, bu üçlüyle işbirliği yaptığını,
birlikte plan hazırladıklarını, bunların sonucu olarak yaşananların ortaya
çıktığını söyledi. Baykal, ortada işbirliği bulunduğunu öne sürerek, ''Beraber
yürüyorlar, yollarda mı dağlarda mı?'' dedi.

Baykal, AK Parti'nin, PKK, DTP ve Öcalan ile birlikte ''iş tuttuğunu, bu
iş için işbirliği'' yaptığını ileri sürerek, birilerini suçlayarak, bunun ortadan
kaldırılamayacağını kaydetti.

''İmralı, Kandil ve DTP ile Tayyip Erdoğan arasındaki mutabakatın;
hukukun katledilmesiyle mümkün olduğunun görüldüğünü'' iddia eden Baykal, bu
mutabakatın uygulanması için hukukun katledildiğini savundu.

Baykal, Türkiye'de terör sanıklarının ayağına hakim taşımanın, hukukta
seyyar, mobil, çadır mahkeme kavramının olup olmadığını sordu.

Gelenlerin tutuklanmadığını, ellerini kollarını sallayarak serbest
kaldıklarını, kahramanlar gibi karşılandığını anlatan Baykal, bunun üzerine
milletin, ''Biz mi hainiz onlar mı kahraman?'' diye sormaya başladığını söyledi.
Baykal, ''Bu soruyu vatandaşlarınıza sordurduğunuz anda, siz bitmişsinizdir
demektir. İktidar, bugün millete bu soruyu sordurmuştur'' dedi. Baykal,
vatandaşları böyle düşündürterek ülkenin yönetilemeyeceğini, milletin
aldatılamayacağını dile getirdi.

''ARA MI VERDİN VAZ MI GEÇTİN?''

Baykal, işin özünün yanlış olduğunu, milletin de bu yanlışı görerek,
tepki gösterdiğini ifade ederek, bu tablo karşısında ''ara verdik'' denildiğini
söyledi. ''Ara mı verdin vaz mı geçtin?'' sorusunu yönelten Baykal, ''(Ara
verdim) diyerek, vazgeçmeye mi çalışıyorsun yoksa gerçekten hazmettirmek için mi
ara veriyorsun? 'Millet tepki gösterdi, şunu hazmettirelim, bir süre sonra devam
ederiz' planlaması mı yapıyorsun?'' dedi.

Terörün amacının, kavganın özünün; Türkiye'yi etnik temelde, önce millet
olarak ayrıştırıp, daha sonra siyasi anlam kazandırarak, ayrı bir devlet yapısına
çekmek olduğunu belirten Baykal, gerçek ırkçılığın bu olduğunu söyledi.

Baykal, bunun yanlışlığının anlaşılması için Ortadoğu'ya, Irak'a
bakılması gerektiğini dile getirdi.

Türkiye'nin kurulduğundan bu yana uluslaşma süreci içerisinde girdiğini,
bir millet olarak kaynaşmaya, kökenleri ne olursa olsun birlikte olduklarını
ortaya koymaya çalıştıklarını ifade eden Baykal, bu konuda büyük mesafe
aldıklarını söyledi. Baykal, ''Şimdi, bu kazanılmış mesafeyi kaybettirmek için
mücadele ediyorlar. Birileri, içeriden, dışarıdan Türkiye'de ortaya çıkan bu
bütünselliği dağıtmak için planlar, projeler yaptı, onları sahneye koyuyor. Irak,
Lübnan, Filistin'de konulduğu gibi'' diye konuştu.

''TERÖR MERKEZLERİYLE İŞ TUTARAK, BİR YERE VARAMAZSINIZ''

Kürt kökenli vatandaşların, ayrışma, teröre destek olma peşinde
olmadığına işaret eden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Onlar, PKK'nın militanı, fanatiği değil. Onlar, bu milletin, devletin
eşit vatandaşı olarak yaşamak istiyor. Şimdi bizim bunları bir yana bırakarak,
terör örgütünün karargahına gözümüzü dikerek, onlarla uzlaşmaya çalışarak,
işbirliği yaparak, bu konuları çözmeye kalkmamız, en büyük yanlıştır. Çünkü
onların derdi ayrıştırmaktır. Kürt kökenli vatandaşlarımızın derdi ayrışmak
değil. Haklı, meşru şikayetleri, talepleri var, çözüm istiyorlar. Açılım
yapılacaksa, bu Hükümetin yaptığı gibi gözünüzü PKK'ya, Öcalan'a, DTP'ye dikerek
yapılmaz. O bölgedeki Kürt kökenli insanlarımıza dikerek onu yapacaksınız,
onların taleplerini dikkate alacaksınız. Şiddet ve terör merkezleriyle iş tutarak
bir yere varamazsınız.

Ortaya çıkan tablo karşısında hükümet yol ayrımında; tamam mı devam mı?
Anadolu'da yaşanan gösteriler, örgütlü değil ama millet ayağa kalkmıştır. Bu
manzara karşısında 'ben devam edeceğim' demek, millete yapılacak en büyük
saygısızlıktır, millet ile inatlaşmak demektir. Kimseye tavsiye etmem; millet ile
inatlaşmanın sonu kötüdür.''

''PKK'YI EL ALTINDAN HİMAYEYİ BIRAK''

Baykal, dışarıdan Türkiye'yi etnik temelde ayrıştırma arayışlarını himaye
etmeye ve terör örgütlerini kullanmaya yönelik bir anlayışla karşı karşıya
olduklarını belirtti. Baykal, ''dışarısının, bu Hükümete veya başka hükümete,
Türkiye'yi etnik ayrıştırmaya götürecek kararları aldırtabileceğini umduğunu''
savundu.

''Hepimize düşen görev; dış dünyaya, 'PKK ile oynamayı, PKK'yı kullanma
anlayışını, PKK'yı açıktan değilse de dolaylı, el altından himaye etmeyi lütfen
bırak. Bu bölgenin, huzuru, barışı, güvenliği o zaman çok daha ileri olur'u
anlatmaktır'' diyen Baykal, Hükümetin; milleti yanlış istikamete sürükleyecek
aldatmacaların peşine düşmemesi, dış dünyaya, Türkiye'yi ayrıştıracak adımları
atmanın doğru, uygun olmayacağını açık biçimde ifade etmesi gerektiğini
belirtti.

Baykal, Türkiye'nin uluslaşma sürecini, kimsenin engellemeye kalkmaması
gerektiğini dile getirdi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''İrtica ile mücadele belgesi''ne ilişkin gelişmeleri
değerlendirirken, ''Türkiye'de birileri, Türkiye'yi ayrıştırma projesini etnik temelde değil de
kurumlar bazında tezgahlamak istiyorsa bunun da çıkmaz yol olduğunu herkes görecektir'' dedi.

Partisinin grup toplantısında ''irtica ile mücadele'' belgesine ilişkin
açıklamalarda bulunan Baykal, konunun Genelkurmay Başkanı, ordu komutanı problemi
haline geldiğini belirtti. Baykal, Türkiye'de 4,5 ay sonra Silahlı Kuvvetlerin
kurumsal kimliğini, komuta kademesini doğrudan hedef alan bir tablonun ortaya
çıkmaya başladığını söyledi.

''4,5 ay önce tartışmalı olan, aslı olduğu iddia edilen belgenin, şimdi
ortaya çıkan kişinin elinde olduğunun'' ortaya çıktığını belirten Baykal, şöyle
devam etti:

''4,5 ay önce bu konuyu niye çözmedik, niye bekledik de 4,5 ay önceki
albay problemini şimdi Genelkurmay Başkanı problemi, ordu komutanı problemi
haline getirdik? Tesadüfen mi oldu, kim yaptı bu planı? Yok böyle bir şey canım,
yok böyle bir şey. İnşallah yoktur. Bakıyorum, ihbar mektubunda belgeyle ilgili
ihtilaf bir yana bırakılmış, Türkiye'de siyasi partilere ilişkin ithamlar yer
almış. Eğer bu konuda bir büyük tartışmayı açma kararı alındıysa, bu tartışmaya
biz memnuniyetle gireriz. CHP olarak bizim bu konulardaki tutumumuz çok açıktır.
CHP, Silahlı Kuvvetler ile ilişkisini büyük bir sorumluluk içinde, kendi
demokratik, inanç ve ilkelerinin gereği doğrultusunda ama Türkiye'nin kurumlarına
gereken saygıyı göstererek sürdürmüştür. CHP, gün olmuştur Silahlı Kuvvetlerin
yaptığı yanlışları ortaya koymakta tereddüt etmemiştir. 1 Mart 2003'deki
tartışmaları hatırlayın. Dolmabahçe buluşmasının hiçbir şekilde devletin bilgisi
dışında tutulamayacağını, bunun yanlış olduğunu yine CHP olarak biz söyledik.
MGK'nın, açılımın arkasında olduğu izlenimi veren açıklamayı yaptıktan hemen
sonra bir an bile tereddüt etmeden bu politikanın ne kadar yanlış olduğunu en gür
sesle CHP ortaya koymuştur.''

"CHP'Yİ İTHAM EDİYORSA, ALTINDA EZİLİR''

Baykal, demokrasi konusundaki inançlarını, kimseye ispat etme
mecburiyetlerinin olmadığını belirterek, 12 Mart ve 12 Eylül'e yönelik
tavırlarına işaret etti.

Millet iradesine dayalı, demokratik siyasi sürecin içinde sorumluluk
yüklenmiş bir siyasi parti olduklarını ifade eden Baykal, ''Şimdi içinde
bulunduğumuz tabloda, Silahlı Kuvvetlere karşı, bu arada CHP'ye karşı, sanki iş
birliği içindeymiş gibi sunmaya yönelik bir ihbar mektubunu, diğer tarafını
bilemiyorum ama CHP'ye karşı o ithamı yapmış olması dolayısıyla onun samimiyetini
sorgulama hakkını kendimizde buluruz'' dedi.

Baykal, CHP'yi itham eden bir ihbar mektubunu tartışmaya açmanın
kaçınılmaz olduğunu dile getirerek, ''Eğer diğer iddialar da bizimki gibiyse her
şey ortadır. Bizimkinin doğru olmadığını en iyi bilme noktasında olan benim.
Benim ve arkadaşlarımın, hiçbir şekilde demokrasi dışında herhangi bir arayış ile
ilişkimiz olamaz. Eğer birisi CHP'yi itham ediyorsa onun altında ezilir kalır.
Biz böyle ithamlara alıştık'' diye konuştu.

''MEKTUBUN CİDDİYETİNİ ZAAFA UĞRATIYOR''

İhbar mektubunda CHP'ye yönelik iddiaların yer almasının, bu mektubunun
ciddiyetini zaafa uğratan en temel unsurlardan birisi olarak düşündüğünü kaydeden
Baykal, sözlerini şöyle tamamladı:

''Türkiye'de birileri, kurumlar arasında bir çatışma yaratarak gündemi
değiştirmek, açılım politikasının nasıl iflas etmekte olduğu gerçeğini milletin
dikkatinden kaçırmak istiyorsa ya da kendi başına Türkiye'de böyle bir çatışmadan
medet umuyorsa, Türkiye'yi ayrıştırma projesini etnik temelde değil de kurumlar
bazında tezgahlamak istiyorsa bunun da çıkmaz yol olduğunu herkes görecektir.
Herkes aklını başına alsın. Türkiye'de hukuk işlemelidir, dürüstlük işlemelidir,
kimse kimseye komplo yapmamalıdır, bel altından vurmaya kalkmamalıdır, devlet
imkanlarını elinde bulunduranlar, devletin dürüst namuslu insanlarına karşı
gerekli saygıyı her zaman göstermelidir.''