2010-06-01 - 13:40
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşymada, İsrail'in saldırısını ''her türlü laneti hak etmiş bir katliam'' olarak nitelendirerek, ''Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası hukukun ve diplomasinin bütün imkanlarını kullanmaktadır ve bundan sonra da kullanacaktır'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup
toplantısında yaptığı konuşmada, İsrail'in saldırısını ''her türlü laneti hak etmiş bir katliam'' olarak
nitelendirerek, ''Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası hukukun ve diplomasinin bütün
imkanlarını kullanmaktadır ve bundan sonra da kullanacaktır'' dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya, bugünkü
toplantının ''anlamlı'' olduğunu belirterek, ''Bugün sadece aziz milletime değil
bütün insanlığa seslenmek istiyorum. Bütün insanlığın vicdanına ve aklına
seslenmek, duygularımı açık yüreklilikle paylaşmak istiyorum'' diye başladı.

Başbakan Erdoğan, dün, gecenin en karanlık anında, iki kanlı saldırı
gerçekleştiğini ifade ederek, bunlardan birincisinin İskenderun'daki Deniz Üs
Komutanlığındaki askeri birliğe yönelik terörist saldırı olduğunu, hain saldırıda
6 askerinin şehit olduğunu, 7 askerin de yaralandığını kaydetti. İkincisinin,
fecir vaktinde Akdeniz sularında gerçekleştiğini belirten Erdoğan, insanlık
vicdanının tarihin en ağır yaralarından birini aldığını söyledi.

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

''İnsanlığın vicdanından süzülen yardım gemileri silahla, zorbalıkla
engellendi; yükü merhamet ve şefkat olan gemiler menzillerine varamadı, kana
bulandı. Dün sabaha doğru İsrail ordusuna ait silahlı unsurlar, Gazze halkına
insani yardım götüren 32 ülkeden 600 insanın içinde bulunduğu Gazze'ye Özgürlük
Filosu'na uluslararası sularda, tamamen hukuksuz bir şekilde saldırıda bulundu,
masum insanların kanını döktü.

Ölü ve yaralıların olduğu bu kanlı saldırıda, insani yardım gemilerine de
el konuldu. Kadınların, çocukların, din adamlarının ve tamamen sivillerin
bulunduğu gemilere yapılan bu insanlık dışı saldırıyı bir kez daha şiddetle
lanetliyoruz.

Şili'de açıkladım, burada bir kez daha vurguluyorum: İsrail'in Gazze'ye
insani yardım götüren gemilere yaptığı kanlı katliam her türlü laneti hak etmiş
bir katliamdır. Yapılan bu saldırı açıkça uluslararası hukuka yapılmıştır,
insanlığın vicdanına yapılmış, dünya barışına yapılmıştır. 'İnsanlığın vicdanına'
diyorum, zira o gemilerde her milletten, her dinden insanlar sadece ama sadece
abluka altındaki, ambargo altındaki Gazze'ye insani yardım götürüyorlardı.''

Gemilerin hareket etmeden önce, bütün dünyaya yüklerini, niyetlerini
açıkça deklare ettiklerini ifade eden Erdoğan, bu açık insani yardımın şahidi
olarak dünyadan ve Türkiye'den 60 gazetecinin Gazze'ye hareket eden yardım
filosuyla birlikte gemilere bindiğini anımsattı. Erdoğan, ''Uluslararası sularda,
açık denizde mazlum insanlara, yoksul insanlara, aç bırakılmış, evleri yıkılmış
Filistinlilere yardım götüren 600 insana ve 6 gemiye karşı yapılan bu silahlı
saldırının Birleşmiş Milletlerin temel felsefesine yapılmış bir saldırı olduğu
açıktır'' dedi.

Gerek Türkiye'den gerek diğer ülkelerden hareket eden gemilerin, tamamen
insani amaçlı yardım malzemeleriyle yüklü olduklarını ve uluslararası seyrü sefer
kuralları çerçevesinden sıkı bir şekilde kontrol edildiklerini anlatan Erdoğan,
gemilerde, sivillerden, yardım gönüllülerinden başka yolcu bulunmadığını ve
gemilere beyaz bayrak çekildiğini dile getirdi. Başbakan Erdoğan, tüm bu şartlara
rağmen gemilerin silahlı saldırıya maruz kaldığını söyledi.

Hatay'da meydana gelen menfur terörist saldırısı ve İsrail'in yardım
gemilerine yönelik hukuksuz saldırısı nedeniyle Şili'deki temaslarını yarıda
keserek Türkiye'ye döndüğünü, olayın ilk anından itibaren hükümet olarak
gelişmeleri yakından izlediklerini, gereken adımları atmaya başladıklarını
kaydeden Erdoğan, dün sabah 6.30'da Başbakan Vekili olarak Bülent Arınç, ilgili
bakanlar ve kurum temsilcileriyle değerlendirme toplantısı gerçekleştirerek,
meseleyi tüm boyutlarıyla ele aldıklarını anlattı.

Dışişleri Bakanlığının, istihbarat birimlerinin, ilgili kurumların ve
Silahlı Kuvvetlerin gelişmeleri çok yakından takip ettiklerini belirten Erdoğan,
''Dışişleri Bakanımız ve Savunma Bakanımız, İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak ile
telefon görüşmesi yaparak tepkimizi ve hassasiyetlerimizi ortaya koydu'' dedi.

Erdoğan, kendisinin de birlikte olduğu bakanlarla yaşananları gece
boyunca değerlendirerek, Türkiye ile sürekli temas halinde bulunduğunu
kaydetti.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bu çerçevede yapılması gerekenleri tüm boyutlarıyla masaya yatırdık,
ivedilikle gereken adımları atmaya başladık.

Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası hukukun ve diplomasinin bütün
imkanlarını kullanmaktadır ve bundan sonra da kullanacaktır.

Bu çerçevede, Türkiye'nin Telaviv Büyükelçisi geri çağrılmıştır. İsrail
ile gündemde olan üç tane müşterek askeri tatbikat iptal edilmiştir. Dışişleri
Bakanımız New York'a gitmiş ve BM Güvenlik Konseyi acilen toplantıya çağrılarak,
olağanüstü görüşme yapılması sağlanmıştır. BM Güvenlik Konseyi İsrail'i kınayan
bir açıklama yapmıştır. Açıklamalarda soruşturma açılması ve sivillerin ve
yaralıların derhal serbest bırakılması belirtilmiştir. İsrail'de bulanan Futbol
Genç Milli Takımımızın yapacağı maçlar da iptal edilmiştir. NATO Konseyi bugün
olağanüstü toplantıya çağrılmıştır. İKÖ Pazartesi günü toplanacaktır.''

Erdoğan, öncelikle insani yardım konvoyunun ve konvoydaki Türk
vatandaşlarının güvenliği, selametinin sağlanması; yaralıların süratle tedavi
edilmesi için gerekenlerin yapıldığını söyledi.

İsrail yönetiminin ''yaralıları biz gönderelim'' dediğini ifade eden
Erdoğan, ''Biz, kendi yaralılarımızı alacak iradeye ve güce sahibiz' diyerek
onların bu teklifini reddettik. İki askeri ambulans yaralıları almak için hareket
etmiştir ve şu anda oradan yaralılarımız almış, bu yöne dönmüşlerdir. Sivil
uçaklar da sağlık bakanlığımızın şu anda oraya ulaşmak üzeridir'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, olayın yaşandığı ilk andan itibaren uluslar arası
toplumun bilgi almasını engelleyen İsrail'in dünya kamuoyunu doğru
bilgilendirmesi ve uluslararası işbirliğinden kaçınmaması gerektiğini kaydederek,
''İsrail bir an önce durumun vahametini anlamalı ve yanlış yapmaya devam
etmemelidir. İsrail'in bu aşamada sergileyeceği tavır da bütün dünya kamuoyunca
ibretle izlenmektedir'' dedi.

İlgililerin, Konvoyda vatandaşları bulunan ilgili ülkelerle temas ve
eşgüdüm içinde olduğunu, bu ülkelerin de gereken tepkiyi ve duyarlılığı
sergilemesini beklediklerini kaydeden Erdoğan, ''Bu vesileyle bir kez daha ifade
ediyoruz: İsrail, Gazze'ye yönelik insanlık dışı ambargoyu derhal kaldırmalıdır.
Filistin halkına gönderilen insani yardımların yerine ulaştırılmasına engel
olmamalıdır'' diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
insani yardım gemilerine silahlarla saldırıda bulunmanın, masum insanları
katletmenin, sivil insanlara terörist muamelesi yapmanın ''insanlık açısından
büyük bir sukut, alçakça bir pervasızlık'' olduğunu ifade ederek, ''İsrail
hükümetinin bu cüretkar, bu sorumsuz, bu pervasız, bu hak-hukuk tanımayan, her
türlü insani erdemi ayaklar altına alan saldırısı mutlaka ama mutlaka
cezalandırılmalıdır'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM grubundan yaptığı konuşmada, İspanya ile
Medeniyetler İttifakı çalışması yürüttüklerini hatırlatarak, bundaki amacı farklı
dinlerin, medeniyetlerin, kültürlerin bir arada barış ve hoşgörü içinde
yaşayabilecekleri düşüncesini güçlendirmek, kin ve nefret yerine sevginin hakim
olması için çaba göstermek şeklinde tanımladı.

''Üzülerek söylemeliyim ki dün yaşanan olaylar, insanlığın ortak
medeniyeti ve kültürü açısından kara bir leke olmuştur, insanlık tarihi açısından
büyük bir ayıp olarak kayda geçmiştir'' diyen Erdoğan, şunları söyledi:

''İnsani yardım gemilerine silahlarla saldırıda bulunmak, masum insanları
katletmek, sivil insanlara terörist muamelesi yapmak, insanlık açısından büyük
bir sukuttur, alçakça bir pervasızlıktır. Biz biliyoruz ki savaşın da barışın da
bir hukuku vardır. Savaşta çocuklara saldırılmaz. Savaşta kadınlara, yaşlılara
saldırılmaz. Savaşta sivillere, din adamlarına saldırılmaz. Savaşta beyaz bayrak
çekenlere, sağlık görevlilerine, yardım görevlilerine saldırılmaz. Savaşta değil,
barışta bunlara saldıranlar ise sadece hukuku çiğnemekle kalmazlar, aynı zamanda
insanlığı da ayaklar altına almış, insanlıktan çıkmış olurlar. Zorbaların,
haydutların, korsanların bile belli hassasiyetleri olur, belli ahlak kurallarına
uyarlar. Hiçbir ahlak kuralına, hiçbir hassasiyete uymayana bu sıfatları
yakıştırmak bile iltifat olur.

İsrail, 32 milletten gönüllünün bulunduğu bir gemiye saldırarak, adeta
dünyaya meydan okumuştur. Dünya barışı çok büyük bir yara almıştır. İsrail
hükümetinin bu cüretkar, bu sorumsuz, bu pervasız, bu hak-hukuk tanımayan, her
türlü insani erdemi ayaklar altına alan saldırısı mutlaka ama mutlaka
cezalandırılmalıdır.

Yalan söylemeyi devlet politikası haline getiren ve işlediği suçtan yüzü
kızarmayan bir yönetimden soruşturma beklemek yerine, uluslararası camia bu olayı
tüm boyutlarıyla soruşturmalı ve hukuki karşılığını vermelidir. Türkiye olarak bu
işin peşini bırakmayacağız.''

''Türkiye yeni yetme, köksüz bir devlet değildir, bir kabile devleti hiç
değildir. Kimse Türkiye ile aşık atmaya, Türkiye'nin sabrını test etmeye
kalkmamalıdır'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türkiye'nin dostluğu ne kadar kıymetliyse, düşmanlığı da o kadar
şiddetlidir. Türkiye'nin dostluğunu kaybetmek bile başlı başına büyük bir
bedeldir.

Biz, İsrail halkıyla, Musevilerle her zaman tarihi bir dostluk ve
işbirliği içinde olduk. İnanıyorum ki bu kanlı saldırıyı gözyaşlarıyla izleyen,
şiddetle eleştiren İsrailli insanlar, bu olayın insanlık onuruna yakışmayan ne
kadar büyük bir yanlış olduğunu, iki ülkenin dostluğuna vurulmuş ne kadar ağır
bir darbe olduğunu çok iyi anlamaktadır.

Mesele, Türkiye ile İsrail arasında yaşanan bir mesele değildir. Mesele,
İsrail'in hak-hukuk tanımayan mevcut yönetiminin, insanlık dışı uygulamalarla
şiddet uygulaması, kan dökmesi, barışı tehdit eden yaklaşımlar sergilemesidir.
Türkiye, her zaman Orta Doğu'da barıştan yana olmuş, bölgesel istikrar ve
güvenliğe katkıda bulunmuştur.

Yakın geçmişte İsrail'in Filistin'le, Suriye ile Lübnan ile ilişkilerinin
normalleşmesi için çaba gösteren tek ülke yine Türkiye olmuştur. İsrail şimdi
bölgedeki en önemli barış savunucularından birini karşısına alacak tutumlar
takınmaktadır. İsrail artık yaptığı haksızlıkları güvenlik gerekçesiyle,
antisemitizm eleştirileriyle izah etme aymazlığından vazgeçmelidir. Artık mızrak
çuvala sığmamaktadır.

Ortada şiddeti politika haline getiren, zulüm yapmayı kendisi için mubah
gören, kan akıtmaktan çekinmeyen bir yönetim anlayışı bulunuyor. İsrail
yönetiminin hukuksuzluklarının örtülecek, tevil edilecek, görmezden gelinecek
hali kalmamıştır. Uluslararası toplumun 'yeter artık' deme zamanı gelmiştir.''
(13.40)