2017-02-28 - 15:48
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
CHP'nin Grup Toplantısı'na engelli vatandaşlar da katıldı. Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun konuşması kürsüden işaret diline çevrildi.
CHP'nin emek büroları uygulamasına değinen ve emeğin önemine işaret eden Kılıçdaroğlu, "CHP olmasaydı, taşeron işçilerin durumunu hiçbir siyasi parti ağzına dahi almayacaktı. Ne zaman ki biz taşeron işçilerin haklarını savunduk, onlar 'Biz de savunuyoruz' dediler. Ama şu ana kadar vadettiklerini yerine getirmediler. Sözüm söz, taşeron işçilerin haklarını teslim edeceğiz." diye konuştu.
CHP'li Kocaeli eski Büyükşehir Belediye Başkanı Sefa Sirmen'in de Grup Toplantısı'na katıldığını belirten Kılıçdaroğlu, Sirmen'in hakkındaki iddiaları hatırlatarak, onu mahkum edenlerin tamamının ya hapiste olduğunu ya da görevlerine son verildiğini vurguladı.
Sirmen'in haksız bir infazla karşı karşıya kaldığını anlatan Kılıçdaroğlu, "Ama hakkını sonuna kadar arayacak. Siz bir adalet mağdurusunuz biliyoruz. Her zaman gönlümüz, yüreğimiz sizinle olacak. Bizim verilmeyecek hesabımız yoktur, yeter ki adalet terazisi doğru olsun. Adalet terazisinde denge bozulunca haklı olanlar da bazen hapse girebiliyorlar. Ama biz haklılığımızı kanıtlamak için sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve 128 kişinin beraat ettiği yolsuzluk iddiası davasına da değinerek, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin başarılarından rahatsızlık duyanların sahte delillerle ve gizli tanıklarla başkan ve çalışanları hapse atmaya çalıştıklarını ifade etti.
İzmir Büyükşehir Belediyesinin uluslararası kredi notunun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin notundan daha iyi olduğunu, İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri metro projelerini tamamlayamazken, İzmir'in bu alanda büyük aşamalar kaydettiğini anlatan Kılıçdaroğlu, bu başarıların Kocaoğlu ve ekibini hedef haline getirdiğini savundu.
Kocaoğlu ve arkadaşlarının beraat ettiğine değinen Kılıçdaroğlu, CHP'li belediyelerin görev alanlarındaki hiçbir vatandaşı ötekileştirmediğini, çalışmalarını bu anlayış içinde yürüterek, başarılara imza attığını kaydetti.
Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün 28 Şubat. 28 Şubat'ta bir postmodern darbe yaşamıştı Türkiye. Bazı kişiler, öğretim üyeleri, öğretmenler, kamu görevlileri, ya inançları ya da siyasal fikirleri dolayısıyla devletin dışına itilmişlerdi. Açık ve net söylüyoruz, herkes bilsin, herkes duysun, herkesin görüşüne, inancına, kimliğine saygımız var. Devlet dediğiniz kurum vatandaşına hizmet eder, elinde sopayla vatandaşını dizayn etmez. 28 Şubat darbesine ne kadar karşıysak, 20 Temmuz darbesine de o kadar karşıyız. 28 Şubat'ta görevine son verilen öğretmenlerin sayısı 3 bin 527. 20 Temmuz sonrası görevine son verilen öğretmenlerin sayısı 30 bin 470. Yükseköğrenim kurumlarından ihraç edilen akademisyenler, 28 Şubat'ta 139 kişi, 20 Temmuz'dan sonra 4 bin 811."
28 Şubat ve 20 Temmuz sonrasına görevlerinden ihraç edilen başka meslek gruplarına ilişkin de rakamlar veren Kemal Kılıçdaroğlu, CHP olarak mağdurların yanında olmaya devam edeceklerini bildirdi.
Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu'nun üniversitedeki görevinden KHK ile ihracını da eleştiren Kılıçdaroğlu, Kaboğlu'nun pasaportuna el konulduğu için yurt dışındaki derslerine de katılamadığını, bunun kabul edilemez bir durum olduğunu belirtti.
İhraçlar sonrasında intihar vakalarının bile yaşandığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Sayın Başbakan diyor ki 'Hata olmuş olabilir. Kurunun yanında yaş da yanmış olabilir'. Nereden nereye geldik biliyor musunuz? Hazreti Ömer'in 'Dicle'nin kenarında bir koyun kaybolsa, sorumlusu benim' anlayışından, 'Masum insanları da hapse atabiliriz' anlayışına geldik. Nasıl bir mantık bu?"
Türkiye'nin iyi yönetilmediğini savunan Kılıçdaroğlu, vatandaşların 15 yıl önce kömüre muhtaç olduğunu, AK Parti iktidarı ile geçen 15 yılın sonunda da yine kömüre muhtaç bir halde bulunduğunu kaydetti.
İktidarın, 15 yılda vatandaşın gelirini üç kat artırdığını savunduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, "Gelir arttıysa, bu vatandaşlar hala neden kömüre muhtaç?" diye sordu.
"Kendi gelirleri altı kat arttı, muhtaç ailelerin geliri artmadı." diyen Kemal Kılıçdaroğlu, ihtiyaç sahiplerine yardım yapılmasına karşı olmadıklarını belirterek, "Devletin önceliği işsizliği azaltmak, gelir düzeyini yükseltmektir." ifadesini kullandı.
Kılıçdaroğlu, değerlendirmelerine şöyle devam etti:
"Sorunlarımız büyük. Her alanda sorunumuz var. '15 yılda gelir, üç kat arttı diyorlar', 6,5 milyon işsizimiz var. Nasıl oluyor bu iş? Kriz dönemlerinden daha yüksek bir işsizlikle karşı karşıyayız. Demek ki Türkiye iyi yönetilmiyor. Birileri için Türkiye cennet, birileri için cehennem konumunda. Şunu sormak gerekiyor, madem kişi başına gelir üç kat arttıysa, neden çiftçiler iki Trakya büyüklüğü alanı ekmiyorlar? 'İstikrar gerekiyor, bizi tek başımıza iktidar yapın' diyorlardı. 15 yıldır tek başınıza iktidarsınız, bundan büyük istikrar mı olur?"
İktidarın terör ve dış politika konusunda da 15 yılda başarısız politikalara imza attığını ileri süren Kılıçdaroğlu, Türkiye'de bulunan Suriyeli sayısının dahi bilinemediğini söyledi. Sayının 4 milyonunun üzerinde olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, "Bizim gençlerimiz, çocuklarımız Suriye için Suriye'de şehit oluyor. Anadolu'nun gariban ailelerinin çocukları, Suriye için gidiyorlar Suriye'de şehit oluyorlar. Onların gençleri Türkiye'de. Nasıl oluyor bu? Üstelik iş bulup çalışıyorlar. Bizim evlatlarımız işsiz, onların işi var. Sigortaları yok, düşük ücretle çalışıyorlar, bizim çocuklarımıza iş kapısı kapanmış oluyor. işsiz genç arkadaşım hala isyan etmeyecek misin? Hala demeyecek misin, 'Artık yeter. Ben bu düzene hayır diyorum' demeyecek misin?" diye konuştu.
Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin Suriyelilere yardım etmesine karşı olmadıklarını, ancak ülkeye gelen bu kişilerin mutlaka kamplarda barındırılmaları ve kayıt altında tutulmaları gerektiğini vurguladı.
Ülkenin 81 ilinde Suriyelilerin yer aldığını kaydeden Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:
"İş yeri açıyor, esnafın yanında. Açsın mı? Açsın. Bizim esnaf vergi veriyor, Suriyeli vermiyor. Bu mudur rekabet? Esnaf kardeşim hala uyanmadın mı? Sen de hala bu düzene 'Hayır' demeyecek misin? Şimdi diyorlar ki 'Suriyelilere vatandaşlık hakkı vereceğiz'. İnsaf. Niye veriyorsun, hangi gerekçe ile veriyorsun? İstiyorsa sözüm söz, Suriyelilere vatandaşlık verilsin mi verilmesin mi referanduma gidelim. Hep demiyorlar mı 'Millet bilir' diye. Milletten korkma kardeşim, gel Suriyeliler için referanduma gidelim. Milletten korkmayacaksınız."
Kılıçdaroğlu Suriyeliler için 36 milyar lira harcandığına dikkati çekerek, vatandaşların Suriyeliler nedeniyle kendi ülkesinde birçok hizmeti alırken, ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğünü savundu.
Vatandaşlardan bu düzene "Hayır" demelerini isteyen Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Şimdi tutturmuşlar, 'Rakka'ya gideceğiz'. Birileri talimat vermiş. Onlara göre üst akıldan talimat aldılar, Rakka'ya gidecekler. Söylüyorum, Rakka'ya gidelim mi gitmeyelim mi diye referandum yapalım. Millete soralım. Rakka'ya bu ülkenin, Anadolu'nun gariban çocukları, gitsin mi gitmesin mi? 'Milletin sözünü dinleyeceğim' diyorsun. Gel beraber gidelim, soralım millete. Benim evladım Rakka'ya gitsin mi, gitmesin mi? Anadolu'nun gariban çocukları Rakka'ya gidecek orada şehit olacak, beylerin çocukları Ankara'da, İstanbul'da paraları, dolarları istif edecekler, onlara, bir şey olmayacak."
Anayasa değişikliğinin, seçilme yaşını 18'e indirdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, çocukları bu yaşta olan ailelerin işsizlikten yakındığını, çocukları için istihdam beklentisi içinde olduğunu aktardı.
Milletvekili seçilen bu gençlerin askerlikten muaf tutulması yönünde açıklamalar bulunduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, "18 yaşı milletvekilliğini kimin için getiriyorlar? Kendi çocukları için. Bakkalın 18 yaşındaki çocuğu milletvekili olacak mı? Hayır. Manavın, çiftçinin, memurun 18 yaşındaki çocuğu milletvekili olacak mı? Olmaz. Bunlar kendi çocuklarına istikbal hazırlıyorlar." diye konuştu.
Milli Savunma Bakanı Fikri Işık'ın, bir televizyon programında "TSK'ya 30 bin personel alınacağını açıkladık. Çok sevindirici olan 30 bin kişilik alım için, 534 bin kişinin müracaatı oldu' dediğini aktaran CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "30 bin kişi için, 534 bin kişi başvurmuş bunun için seviniyor. Bu senin işsizliğinin hangi boyutlarda olduğunu gösteriyor. 1 milyon işsiz başvursa daha da memnun olacak. Ne kadar işsiz olursa bunlar o kadar memnun oluyorlar. Akıl mantık alacak şey değil." dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "(Evet) oyunun vebali ağırdır, çocuklarınıza, bayrağınıza, vatanınıza saygı duyuyorsanız bu işin tek yolu vardır, bu kadar yetki bir kişiye verilmez 'hayır' diyeceksiniz. 'Hayır' oyunun vebali var mı? Hiçbir vebali yok. Huzur içinde kullanabilirsiniz." dedi.
Kılıçdaroğlu, işsizlik rakamlarına değindi.
Batman'da bin 400 kişinin alınacağı "geçici işçilik" için 24 binden fazla başvuru yapıldığını aktaran Kılıçdaroğlu, "Bu tabloya hala 'hayır' demeyecek misin sevgili vatandaşım?" diye sordu.
CHP olarak kendilerinin derdinin bunlar olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Bu sorunların çözülmesi lazım. Hükümete diyoruz; 'bize ne düşüyorsa biz hepsini yaparız.' Bu sorunun çözülmesi için Meclise kanun mu getireceksiniz. Her türlü desteği veririz. Ama onlar bütün bunları unutmuşlar. 'Tek adam rejimi kuracağız' diyorlar. 'Benim için Türkiye'nin hiçbir sorunu önemli değil, bir kişinin sorunu önemli. Türkiye'yi gerekirse tek adama feda ederim' mantığıyla yola çıkmışlar. Benim aklımın almadığı konu da budur. Ülkenin bu kadar sorunu varken neden rejim değişikliği? Bunlar işsizliği çözmek için mücadele ettiler de parlamenter sistem mi buna engel oldu? Siz terörü bitirmek için her türlü çabayı gösterdiniz de size parlamenter sistem mi engel oldu? Siz bütün komşularla dost olmak istediniz de parlamenter sistem mi size engel oldu? Çiftçinin mazotundaki KDV'yi, ÖTV'yi sıfırlamak istediniz de parlamenter sistem mi buna engel oldu? Bu parlamenter sistem hangi engeli getirdi sizin önünüze?"
BM'nin yayınladığı Bilişim ve İletişim Teknolojisi Endeksi'nde Türkiye'nin 2007 'de 59'ncu sırada olduğunu ancak geçen yıl 70'nci sıraya gerilediğini belirten Kılıçdaroğlu, eğitim sisteminin tam bir felaket olduğunu savundu.
Kılıçdaroğlu, "Biz 'illa tek adam rejimi olsun' derken, 15 Şubat 2017'te Hindistan uzaya roketle 104 nano uydu gönderdi ve bir dünya rekoru kırdı. Biz neyle uğraşıyoruz?" ifadesini kullandı.
"Siz köprü, yol yaptınız, baraj yaptınız da parlamenter sistem size engel mi oldu?" diye soran Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Hiçbir şey olmadı. Peki o zaman neden tek adam rejimi, hangi gerekçeyle? Neden bu anayasa değişikliğine millet 'evet' desin. Bir Allah'ın kulu çıkıp anlatsın. Buldukları tek şey var; 'hayır oyu kullananlar teröristtir.' Bu kadar. Kamuoyundan büyük tepki alınca bundan vazgeçtiler. Bunu söyleyen adamlar terör örgütlerine yardım ve yataklık yapanlardır, işin garip tarafı da bu. Soruyoruz, neden 600 milletvekili? 550 milletvekili neyinize yetmiyor? Milli iradeyi temsil eden parlamentoya sahip çıkacağınıza neden bir kişiye kalkıp meclisi feshetme yetkisini veriyorsunuz. Bir partinin genel başkanı nasıl hakim tayin edecek? O hakim nasıl tarafsız olacak? Bunların cevabını bekliyoruz. Sadece ben değil, vatandaş da sorsun."
Kemal Kılıçdaroğlu, sürekli TBMM'yi gündeme getirmelerinin sebebini "ortak akla" verdikleri önem olarak açıklarken, Türkiye'de "Akıl akıldan üstündür", "beşer şaşar" gibi sözler olduğunu da anımsattı.
Aileden bir kişinin hata yapması durumunda faturayı o ailenin ödeyeceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Tek adam rejiminde bir kişi hata yaparsa faturayı o ülke eder." dedi.
Kılıçdaroğlu, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:
"Bir kişi istediği kadar başkan yardımcısı atayacak. Afganistan'da başkan yardımcısı sayısı 2 ve seçimle geliyorlar. Biz de seçimle gelmeyecek. Kaç kişi olacağını da kimse bilmeyecek. Bize diyorlar ki 'evet' oyu kullanın, niye kardeşim? Bana mantıklı bir gerekçe göster ben de 'evet' oyu vereyim ama ben sana yüzlerce mantıklı gerekçe gösteriyorum, sevgili vatandaşım git, namusunla, şerefinle, onurunla 'hayır' oyunu kullan diyorum. Huzur içinde oyunu kullan. Diyorlar ki 'millet hata yapan adamı oraya seçer mi? Siz millete güvenmiyor musunuz?' Yıllar yılı Orhan Gencebay'ın çok güzel bir şarkısını dinledik, söyledik. 'Hatasız kul olmaz' diye. Evet, hata insana mahsustur, insanlar hata yapabilir, önemli olan hatadan ders çıkarmaktır. Bir kişiye devleti teslim edersiniz. O kişiyi herhangi bir güç yanıltırsa, kandırırsa devleti 12 saatte ele geçirir. Çünkü kararname çıkarma yetkisi var. Bütün valiler, bütün büyükelçiler, bütün komutanlar, bütün polis amirleri istenirse bir kararnameyle tamamı değiştirilir. Bir adamı kandıracaksınız ve bu olacak. Böyle bir maceranın içine Türkiye sürüklenebilir mi? Sürüklenmemeli.
CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici'nin güzel bir sözü vardır, Anadolu'da söylenir; 'bu kadar yetkiyi evliyaya versen evliyayı azdırırsın' diye. Aynı tabloyla karşı karşıyayız. Bu kadar yetkiyi evliyaya versen evliyayı azdırırsın. Bu kadar yetki bir kişiye verilemez. Doğru değildir."
Salonda muhtarlar olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, düzenleme ile cumhurbaşkanın bir kararname ile muhtarlığı kaldırabileceğini söyledi.
Muhtarlardan bunun için "hayır" demelerini isteyen Kılıçdaroğlu, annelere de seslendi.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Sevgili anneler, çocuklarınızın sizin için ne kadar değerli olduğunu biliyorum. Siz çocuklarınızı nereye gittiğini bilmediğiniz bir trene bindirir misiniz? Sonunun ne olacağını bilmediğiniz bir yolculuğa gönderir misiniz? Yoksa dağın ötesindeki felaketi görüp bugünden tedbir mi alırsınız. 'Evet' oyunun vebali ağırdır, çocuklarınıza, bayrağınıza, vatanınıza saygı duyuyorsanız bu işin tek yolu vardır, bu kadar yetki bir kişiye verilmez 'hayır' diyeceksiniz. 'Hayır' oyunun vebali var mı? Hiçbir vebali yok. Huzur içinde kullanabilirsiniz. Çünkü 'hayır' oyu kullanırsanız, bildiğiniz bir yol var. En kestirme yol, bildiğiniz yoldur. Ben söylemiyorum, yüzyılların birikiminden süzülüp gelen bir sözdür. Parlamenter demokratik sistem en iyi bildiğimiz yol. Sonunun ne olacağını biliyoruz ama 'evet' olursa sonunun ne olacağını kimse bilmiyor. Türkiye sonu bilinmeyen bir maceranın içine sürüklenir. Çocuklarını seven her annenin bunu düşünmesi lazım. Bu bir parti meselesi değildir, bu hepimizi ilgilendiren bir konudur. Demokrasi benim için de geçerli benim gibi düşünmeyen için de geçerli. Olaya bu çerçevede bakmamız lazım. 'Hayır' oyu kullanmanın güzel bir huzuru ve bereketi vardır. Bilinen yoldan dönmemek, o yolu sağlamlaştırmak, güzelleştirmek varken, bilinmeyen bir yola neden bu milleti sürüklüyoruz?"
CHP'nin Grup Toplantısı'na engelli vatandaşlar da katıldı. Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun konuşması kürsüden işaret diline çevrildi.
CHP'nin emek büroları uygulamasına değinen ve emeğin önemine işaret eden Kılıçdaroğlu, "CHP olmasaydı, taşeron işçilerin durumunu hiçbir siyasi parti ağzına dahi almayacaktı. Ne zaman ki biz taşeron işçilerin haklarını savunduk, onlar 'Biz de savunuyoruz' dediler. Ama şu ana kadar vadettiklerini yerine getirmediler. Sözüm söz, taşeron işçilerin haklarını teslim edeceğiz." diye konuştu.
CHP'li Kocaeli eski Büyükşehir Belediye Başkanı Sefa Sirmen'in de Grup Toplantısı'na katıldığını belirten Kılıçdaroğlu, Sirmen'in hakkındaki iddiaları hatırlatarak, onu mahkum edenlerin tamamının ya hapiste olduğunu ya da görevlerine son verildiğini vurguladı.
Sirmen'in haksız bir infazla karşı karşıya kaldığını anlatan Kılıçdaroğlu, "Ama hakkını sonuna kadar arayacak. Siz bir adalet mağdurusunuz biliyoruz. Her zaman gönlümüz, yüreğimiz sizinle olacak. Bizim verilmeyecek hesabımız yoktur, yeter ki adalet terazisi doğru olsun. Adalet terazisinde denge bozulunca haklı olanlar da bazen hapse girebiliyorlar. Ama biz haklılığımızı kanıtlamak için sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve 128 kişinin beraat ettiği yolsuzluk iddiası davasına da değinerek, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin başarılarından rahatsızlık duyanların sahte delillerle ve gizli tanıklarla başkan ve çalışanları hapse atmaya çalıştıklarını ifade etti.
İzmir Büyükşehir Belediyesinin uluslararası kredi notunun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin notundan daha iyi olduğunu, İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri metro projelerini tamamlayamazken, İzmir'in bu alanda büyük aşamalar kaydettiğini anlatan Kılıçdaroğlu, bu başarıların Kocaoğlu ve ekibini hedef haline getirdiğini savundu.
Kocaoğlu ve arkadaşlarının beraat ettiğine değinen Kılıçdaroğlu, CHP'li belediyelerin görev alanlarındaki hiçbir vatandaşı ötekileştirmediğini, çalışmalarını bu anlayış içinde yürüterek, başarılara imza attığını kaydetti.
Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün 28 Şubat. 28 Şubat'ta bir postmodern darbe yaşamıştı Türkiye. Bazı kişiler, öğretim üyeleri, öğretmenler, kamu görevlileri, ya inançları ya da siyasal fikirleri dolayısıyla devletin dışına itilmişlerdi. Açık ve net söylüyoruz, herkes bilsin, herkes duysun, herkesin görüşüne, inancına, kimliğine saygımız var. Devlet dediğiniz kurum vatandaşına hizmet eder, elinde sopayla vatandaşını dizayn etmez. 28 Şubat darbesine ne kadar karşıysak, 20 Temmuz darbesine de o kadar karşıyız. 28 Şubat'ta görevine son verilen öğretmenlerin sayısı 3 bin 527. 20 Temmuz sonrası görevine son verilen öğretmenlerin sayısı 30 bin 470. Yükseköğrenim kurumlarından ihraç edilen akademisyenler, 28 Şubat'ta 139 kişi, 20 Temmuz'dan sonra 4 bin 811."
28 Şubat ve 20 Temmuz sonrasına görevlerinden ihraç edilen başka meslek gruplarına ilişkin de rakamlar veren Kemal Kılıçdaroğlu, CHP olarak mağdurların yanında olmaya devam edeceklerini bildirdi.
Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu'nun üniversitedeki görevinden KHK ile ihracını da eleştiren Kılıçdaroğlu, Kaboğlu'nun pasaportuna el konulduğu için yurt dışındaki derslerine de katılamadığını, bunun kabul edilemez bir durum olduğunu belirtti.
İhraçlar sonrasında intihar vakalarının bile yaşandığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Sayın Başbakan diyor ki 'Hata olmuş olabilir. Kurunun yanında yaş da yanmış olabilir'. Nereden nereye geldik biliyor musunuz? Hazreti Ömer'in 'Dicle'nin kenarında bir koyun kaybolsa, sorumlusu benim' anlayışından, 'Masum insanları da hapse atabiliriz' anlayışına geldik. Nasıl bir mantık bu?"
Türkiye'nin iyi yönetilmediğini savunan Kılıçdaroğlu, vatandaşların 15 yıl önce kömüre muhtaç olduğunu, AK Parti iktidarı ile geçen 15 yılın sonunda da yine kömüre muhtaç bir halde bulunduğunu kaydetti.
İktidarın, 15 yılda vatandaşın gelirini üç kat artırdığını savunduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, "Gelir arttıysa, bu vatandaşlar hala neden kömüre muhtaç?" diye sordu.
"Kendi gelirleri altı kat arttı, muhtaç ailelerin geliri artmadı." diyen Kemal Kılıçdaroğlu, ihtiyaç sahiplerine yardım yapılmasına karşı olmadıklarını belirterek, "Devletin önceliği işsizliği azaltmak, gelir düzeyini yükseltmektir." ifadesini kullandı.
Kılıçdaroğlu, değerlendirmelerine şöyle devam etti:
"Sorunlarımız büyük. Her alanda sorunumuz var. '15 yılda gelir, üç kat arttı diyorlar', 6,5 milyon işsizimiz var. Nasıl oluyor bu iş? Kriz dönemlerinden daha yüksek bir işsizlikle karşı karşıyayız. Demek ki Türkiye iyi yönetilmiyor. Birileri için Türkiye cennet, birileri için cehennem konumunda. Şunu sormak gerekiyor, madem kişi başına gelir üç kat arttıysa, neden çiftçiler iki Trakya büyüklüğü alanı ekmiyorlar? 'İstikrar gerekiyor, bizi tek başımıza iktidar yapın' diyorlardı. 15 yıldır tek başınıza iktidarsınız, bundan büyük istikrar mı olur?"
İktidarın terör ve dış politika konusunda da 15 yılda başarısız politikalara imza attığını ileri süren Kılıçdaroğlu, Türkiye'de bulunan Suriyeli sayısının dahi bilinemediğini söyledi. Sayının 4 milyonunun üzerinde olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, "Bizim gençlerimiz, çocuklarımız Suriye için Suriye'de şehit oluyor. Anadolu'nun gariban ailelerinin çocukları, Suriye için gidiyorlar Suriye'de şehit oluyorlar. Onların gençleri Türkiye'de. Nasıl oluyor bu? Üstelik iş bulup çalışıyorlar. Bizim evlatlarımız işsiz, onların işi var. Sigortaları yok, düşük ücretle çalışıyorlar, bizim çocuklarımıza iş kapısı kapanmış oluyor. işsiz genç arkadaşım hala isyan etmeyecek misin? Hala demeyecek misin, 'Artık yeter. Ben bu düzene hayır diyorum' demeyecek misin?" diye konuştu.
Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin Suriyelilere yardım etmesine karşı olmadıklarını, ancak ülkeye gelen bu kişilerin mutlaka kamplarda barındırılmaları ve kayıt altında tutulmaları gerektiğini vurguladı.
Ülkenin 81 ilinde Suriyelilerin yer aldığını kaydeden Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:
"İş yeri açıyor, esnafın yanında. Açsın mı? Açsın. Bizim esnaf vergi veriyor, Suriyeli vermiyor. Bu mudur rekabet? Esnaf kardeşim hala uyanmadın mı? Sen de hala bu düzene 'Hayır' demeyecek misin? Şimdi diyorlar ki 'Suriyelilere vatandaşlık hakkı vereceğiz'. İnsaf. Niye veriyorsun, hangi gerekçe ile veriyorsun? İstiyorsa sözüm söz, Suriyelilere vatandaşlık verilsin mi verilmesin mi referanduma gidelim. Hep demiyorlar mı 'Millet bilir' diye. Milletten korkma kardeşim, gel Suriyeliler için referanduma gidelim. Milletten korkmayacaksınız."
Kılıçdaroğlu Suriyeliler için 36 milyar lira harcandığına dikkati çekerek, vatandaşların Suriyeliler nedeniyle kendi ülkesinde birçok hizmeti alırken, ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğünü savundu.
Vatandaşlardan bu düzene "Hayır" demelerini isteyen Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Şimdi tutturmuşlar, 'Rakka'ya gideceğiz'. Birileri talimat vermiş. Onlara göre üst akıldan talimat aldılar, Rakka'ya gidecekler. Söylüyorum, Rakka'ya gidelim mi gitmeyelim mi diye referandum yapalım. Millete soralım. Rakka'ya bu ülkenin, Anadolu'nun gariban çocukları, gitsin mi gitmesin mi? 'Milletin sözünü dinleyeceğim' diyorsun. Gel beraber gidelim, soralım millete. Benim evladım Rakka'ya gitsin mi, gitmesin mi? Anadolu'nun gariban çocukları Rakka'ya gidecek orada şehit olacak, beylerin çocukları Ankara'da, İstanbul'da paraları, dolarları istif edecekler, onlara, bir şey olmayacak."
Anayasa değişikliğinin, seçilme yaşını 18'e indirdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, çocukları bu yaşta olan ailelerin işsizlikten yakındığını, çocukları için istihdam beklentisi içinde olduğunu aktardı.
Milletvekili seçilen bu gençlerin askerlikten muaf tutulması yönünde açıklamalar bulunduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, "18 yaşı milletvekilliğini kimin için getiriyorlar? Kendi çocukları için. Bakkalın 18 yaşındaki çocuğu milletvekili olacak mı? Hayır. Manavın, çiftçinin, memurun 18 yaşındaki çocuğu milletvekili olacak mı? Olmaz. Bunlar kendi çocuklarına istikbal hazırlıyorlar." diye konuştu.
Milli Savunma Bakanı Fikri Işık'ın, bir televizyon programında "TSK'ya 30 bin personel alınacağını açıkladık. Çok sevindirici olan 30 bin kişilik alım için, 534 bin kişinin müracaatı oldu' dediğini aktaran CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "30 bin kişi için, 534 bin kişi başvurmuş bunun için seviniyor. Bu senin işsizliğinin hangi boyutlarda olduğunu gösteriyor. 1 milyon işsiz başvursa daha da memnun olacak. Ne kadar işsiz olursa bunlar o kadar memnun oluyorlar. Akıl mantık alacak şey değil." dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "(Evet) oyunun vebali ağırdır, çocuklarınıza, bayrağınıza, vatanınıza saygı duyuyorsanız bu işin tek yolu vardır, bu kadar yetki bir kişiye verilmez 'hayır' diyeceksiniz. 'Hayır' oyunun vebali var mı? Hiçbir vebali yok. Huzur içinde kullanabilirsiniz." dedi.
Kılıçdaroğlu, işsizlik rakamlarına değindi.
Batman'da bin 400 kişinin alınacağı "geçici işçilik" için 24 binden fazla başvuru yapıldığını aktaran Kılıçdaroğlu, "Bu tabloya hala 'hayır' demeyecek misin sevgili vatandaşım?" diye sordu.
CHP olarak kendilerinin derdinin bunlar olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Bu sorunların çözülmesi lazım. Hükümete diyoruz; 'bize ne düşüyorsa biz hepsini yaparız.' Bu sorunun çözülmesi için Meclise kanun mu getireceksiniz. Her türlü desteği veririz. Ama onlar bütün bunları unutmuşlar. 'Tek adam rejimi kuracağız' diyorlar. 'Benim için Türkiye'nin hiçbir sorunu önemli değil, bir kişinin sorunu önemli. Türkiye'yi gerekirse tek adama feda ederim' mantığıyla yola çıkmışlar. Benim aklımın almadığı konu da budur. Ülkenin bu kadar sorunu varken neden rejim değişikliği? Bunlar işsizliği çözmek için mücadele ettiler de parlamenter sistem mi buna engel oldu? Siz terörü bitirmek için her türlü çabayı gösterdiniz de size parlamenter sistem mi engel oldu? Siz bütün komşularla dost olmak istediniz de parlamenter sistem mi size engel oldu? Çiftçinin mazotundaki KDV'yi, ÖTV'yi sıfırlamak istediniz de parlamenter sistem mi buna engel oldu? Bu parlamenter sistem hangi engeli getirdi sizin önünüze?"
BM'nin yayınladığı Bilişim ve İletişim Teknolojisi Endeksi'nde Türkiye'nin 2007 'de 59'ncu sırada olduğunu ancak geçen yıl 70'nci sıraya gerilediğini belirten Kılıçdaroğlu, eğitim sisteminin tam bir felaket olduğunu savundu.
Kılıçdaroğlu, "Biz 'illa tek adam rejimi olsun' derken, 15 Şubat 2017'te Hindistan uzaya roketle 104 nano uydu gönderdi ve bir dünya rekoru kırdı. Biz neyle uğraşıyoruz?" ifadesini kullandı.
"Siz köprü, yol yaptınız, baraj yaptınız da parlamenter sistem size engel mi oldu?" diye soran Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Hiçbir şey olmadı. Peki o zaman neden tek adam rejimi, hangi gerekçeyle? Neden bu anayasa değişikliğine millet 'evet' desin. Bir Allah'ın kulu çıkıp anlatsın. Buldukları tek şey var; 'hayır oyu kullananlar teröristtir.' Bu kadar. Kamuoyundan büyük tepki alınca bundan vazgeçtiler. Bunu söyleyen adamlar terör örgütlerine yardım ve yataklık yapanlardır, işin garip tarafı da bu. Soruyoruz, neden 600 milletvekili? 550 milletvekili neyinize yetmiyor? Milli iradeyi temsil eden parlamentoya sahip çıkacağınıza neden bir kişiye kalkıp meclisi feshetme yetkisini veriyorsunuz. Bir partinin genel başkanı nasıl hakim tayin edecek? O hakim nasıl tarafsız olacak? Bunların cevabını bekliyoruz. Sadece ben değil, vatandaş da sorsun."
Kemal Kılıçdaroğlu, sürekli TBMM'yi gündeme getirmelerinin sebebini "ortak akla" verdikleri önem olarak açıklarken, Türkiye'de "Akıl akıldan üstündür", "beşer şaşar" gibi sözler olduğunu da anımsattı.
Aileden bir kişinin hata yapması durumunda faturayı o ailenin ödeyeceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Tek adam rejiminde bir kişi hata yaparsa faturayı o ülke eder." dedi.
Kılıçdaroğlu, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:
"Bir kişi istediği kadar başkan yardımcısı atayacak. Afganistan'da başkan yardımcısı sayısı 2 ve seçimle geliyorlar. Biz de seçimle gelmeyecek. Kaç kişi olacağını da kimse bilmeyecek. Bize diyorlar ki 'evet' oyu kullanın, niye kardeşim? Bana mantıklı bir gerekçe göster ben de 'evet' oyu vereyim ama ben sana yüzlerce mantıklı gerekçe gösteriyorum, sevgili vatandaşım git, namusunla, şerefinle, onurunla 'hayır' oyunu kullan diyorum. Huzur içinde oyunu kullan. Diyorlar ki 'millet hata yapan adamı oraya seçer mi? Siz millete güvenmiyor musunuz?' Yıllar yılı Orhan Gencebay'ın çok güzel bir şarkısını dinledik, söyledik. 'Hatasız kul olmaz' diye. Evet, hata insana mahsustur, insanlar hata yapabilir, önemli olan hatadan ders çıkarmaktır. Bir kişiye devleti teslim edersiniz. O kişiyi herhangi bir güç yanıltırsa, kandırırsa devleti 12 saatte ele geçirir. Çünkü kararname çıkarma yetkisi var. Bütün valiler, bütün büyükelçiler, bütün komutanlar, bütün polis amirleri istenirse bir kararnameyle tamamı değiştirilir. Bir adamı kandıracaksınız ve bu olacak. Böyle bir maceranın içine Türkiye sürüklenebilir mi? Sürüklenmemeli.
CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici'nin güzel bir sözü vardır, Anadolu'da söylenir; 'bu kadar yetkiyi evliyaya versen evliyayı azdırırsın' diye. Aynı tabloyla karşı karşıyayız. Bu kadar yetkiyi evliyaya versen evliyayı azdırırsın. Bu kadar yetki bir kişiye verilemez. Doğru değildir."
Salonda muhtarlar olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, düzenleme ile cumhurbaşkanın bir kararname ile muhtarlığı kaldırabileceğini söyledi.
Muhtarlardan bunun için "hayır" demelerini isteyen Kılıçdaroğlu, annelere de seslendi.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Sevgili anneler, çocuklarınızın sizin için ne kadar değerli olduğunu biliyorum. Siz çocuklarınızı nereye gittiğini bilmediğiniz bir trene bindirir misiniz? Sonunun ne olacağını bilmediğiniz bir yolculuğa gönderir misiniz? Yoksa dağın ötesindeki felaketi görüp bugünden tedbir mi alırsınız. 'Evet' oyunun vebali ağırdır, çocuklarınıza, bayrağınıza, vatanınıza saygı duyuyorsanız bu işin tek yolu vardır, bu kadar yetki bir kişiye verilmez 'hayır' diyeceksiniz. 'Hayır' oyunun vebali var mı? Hiçbir vebali yok. Huzur içinde kullanabilirsiniz. Çünkü 'hayır' oyu kullanırsanız, bildiğiniz bir yol var. En kestirme yol, bildiğiniz yoldur. Ben söylemiyorum, yüzyılların birikiminden süzülüp gelen bir sözdür. Parlamenter demokratik sistem en iyi bildiğimiz yol. Sonunun ne olacağını biliyoruz ama 'evet' olursa sonunun ne olacağını kimse bilmiyor. Türkiye sonu bilinmeyen bir maceranın içine sürüklenir. Çocuklarını seven her annenin bunu düşünmesi lazım. Bu bir parti meselesi değildir, bu hepimizi ilgilendiren bir konudur. Demokrasi benim için de geçerli benim gibi düşünmeyen için de geçerli. Olaya bu çerçevede bakmamız lazım. 'Hayır' oyu kullanmanın güzel bir huzuru ve bereketi vardır. Bilinen yoldan dönmemek, o yolu sağlamlaştırmak, güzelleştirmek varken, bilinmeyen bir yola neden bu milleti sürüklüyoruz?"
