TBMM Başkanvekili Buldan, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi.
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Sait Yaz, Diyarbakır'ın dini ve sosyolojik yapısının Türkiye için rol model teşkil ettiğini, şehrin farklı kimlik, kültür ve inançların bir arada yaşayabildiği güçlü bir toplumsal hafızaya sahip olduğunu söyledi.
Bugün herkesin rahatlıkla iş imkanına sahip olduğu, çiftçinin daha ucuz üretebildiği, sanayicinin daha fazla yatırım yapabildiği, üniversitelerin bilim ve teknoloji ürettiği, kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha güçlü katkı sağladığı Diyarbakır'ın inşasının barışı daha kalıcı hale getireceğini belirten Yaz, şöyle konuştu:
"Toplum olarak geçmişimizin acılarından hep birlikte ders çıkarmalıyız. Çünkü geleceğimizi geçmişin yüküyle değil, ortak umutlarımızla inşa etmek zorundayız. Terörün yerine demokrasinin, ayrışmanın yerine kardeşliğin, umutsuzluğun yerine umudun ve kalkınmanın konuşulduğu bir Türkiye hepimizin ortak hedefi olmalıdır."
Yeni Parti Mersin Milletvekili Talat Dinçer, sorunlarına çözüm bekleyen esnafın hiçbir talebinin yerine getirilmediğini ileri sürdü.
Esnafın ve ticaret erbabının zor durumda olduğunu dile getiren Dinçer, "Hala vergi almak için elinizden gelen her şeyi yapıyorsunuz. Sinekten yağ çıkarırcasına mücadele ediyorsunuz ama öbür taraftan sıkıntıda olan ne çiftçiye ne esnafa ne geleceği yok olmuş gençlere, emeklimize, memurumuza herhangi bir şey yapıyorsunuz." ifadesini kullandı.
Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, İstanbul Sarıyer'de hazine arazileri, belediye mülkiyeti, özel mülkiyet ve hisseli parseller nedeniyle yıllardır çözülemeyen hak sahipliği sorunları bulunduğunu söyledi.
Mülkiyet, yapı riski, altyapı, sosyal kırılganlık, tarım, mera ve kamusal alanlara ilişkin verilerin tek sistemde toplanmasını ve halkın bu verilere erişiminin sağlanmasını isteyen Kaya, yetkililere ve kurumlara Sarıyer'in imar ve tapu problemlerinin çözümü için çağrıda bulundu.
TBMM Genel Kurulu'nda siyasi partilerin grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, Gazze'deki ateşkese rağmen İsrail'in saldırılarının sürdüğüne dikkati çekti.
Barış Kurulu'nun, Hamas ve Gazze'deki diğer silahlı gruplarla silahların bırakılması konusunda anlaşmaya varıldığını duyurduğunu anımsatan Özdağ, "Bu bir projedir ve bu projede Hamas'ın, Hizbullah'ın silahlarını bırakması İsrail'i orada çok rahat bir şekilde ve başka yerleri işgal etmesi ve güçlenmesi noktasında yapılmış bir çabadır." diye konuştu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın yer aldığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin eleştirilerde bulundu.
Son derece "anlamsız ve tehlikeli" bir anlaşmaya imza atıldığını iddia eden Çömez, "Bu anlaşma Anayasa 90'a göre burada onaylanmalı. Meclis'te bütün ayrıntılarıyla konuşulmalı ve tartışılmalı. Milletin gözünden, parlamentonun gözünden ve dikkatinden kaçırarak gidip Mekke'de imzaladığınız o anlaşmayla bu ülkenin istikbalini tehlike altına atamazsınız." ifadelerini kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Rahmi Aşkın Türeli, Türkiye'de çalışma yaşamında ciddi sorunlar bulunduğunu iddia etti, işsizlik, kayıt dışılık ve sendikalaşma alanlarındaki sorunları anlattı.
"Gelin bir üst kurul kuralım. Burada kamu, kamu standartları denetimi oluştursun ve kamuda çalışan iş güvenliği uzmanları bu kuruldan ücret alsın ve işini en iyi şekilde yapsın." diyen Türeli, asgari ücretlilerin toplam çalışan içindeki oranının yüzde 50'nin üzerinde olduğunu, bu oranın yüzde 4-5 civarında olması gerektiğini savundu.
- "Eşgüdüm en üst seviyeye çıkarılacak"
MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, dün Mekke'de atılan imzaların haber bültenlerinde öylesine alt yazı olarak geçiştirilecek, birkaç yorumcunun üstünkörü konuşup kapatacağı bir konu olmadığını vurguladı.
Ortada bir metinden daha fazlasının bulunduğunu belirten Kılıç, "Sınırın hemen ötesinde konuşlanan örgütlere karşı artık çok daha entegre bir mücadele yürütülecek. Öyle günler süren bürokratik yazışmalar beklenmeyecek. Güvenlik ve istihbarat kurumlarımız arasındaki eşgüdüm en üst seviyeye çıkarılacak." dedi.
Kurulan ortak yapının dışarıdan gelen müdahalelere karşı çekilmiş "net bir set" olduğunu dile getiren Kılıç, şöyle konuştu:
"Irak'ta, Suriye'de masa başında harita çizenler artık karşılarında ortak hareket eden, ne istediğini bilen bir irade bulacaktır. Bizim devlet aklımız meselelere sadece günlük çıkarlar, anlık kar-zarar hesapları üzerinden bakmaz. Orta Doğu'da, Afrika'da, atalar yurdumuz Türkistan'da gelişmeler yaşanırken biz buraları salt petrol varili veya pazar payı olarak göremeyiz. Gönül coğrafyamız oralardadır. Kerkük'te olan biten de bizim derdimizdir. Gazze'deki insanlık dramı da Doğu Türkistan'daki katliam da. Bu mesele çok çok önemlidir bizim için."
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin bir yasa olmanın ötesinde çok daha büyük anlama sahip olduğunu aktardı.
Teklifin eksikleri, eleştirilecek tarafları bulunduğunu ifade eden Temelli, "Önemli bir adım çünkü önemli bir yolu açıyor. O yolda birlikte yürümeye davet eden bir anlayışı var, bir müzakere aklı var. Bugüne kadar bu meseleyi müzakereden kaçıran, siyasetten kaçıran bürokratik aklın dar kuyularına hapseden anlayışa karşı siyaset söz almıştır. Siyaset artık 'Ben buradayım.' demiştir. Dolayısıyla o müzakereden gelen gücüyle bir adım atmıştır. Bu kıymetlidir. Önümüzdeki süreçte artık bütün problemlerimizi, hangi sorunumuz varsa bunu burada, bu müzakere zemininde, bu Meclis'te çözebilme şansına dair önemli bir adımdır." değerlendirmesinde bulundu.
Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Pakistan ile Suudi Arabistan'ın çatışma ve savaş risklerini üstlenen bir anlaşma olduğunu savundu.
Anlaşmanın gerekçelerini anlamakta güçlük çektiklerini dile getiren Emir, anlaşmanın Pakistan ve Suudi Arabistan'ın içinde bulunduğu bölgesel çatışmalara Türkiye'yi bir şekilde taraf yapacağını iddia etti.
Türkiye'yi, söz konusu ülkelerin "paralı muhafızına dönüştürecek" bir anlaşmayı kabul etmediklerini kaydeden Emir, "Bölgesel riskleri üstlenmemizin hiçbir gereği yoktur ve bu maceracı, kişiselleşmiş ve tek kişinin bireysel diplomasi üzerinden, lider diplomasisi üzerinden pazarladıkları böylesine maceralara ülkemizi sokmaya hakkı yoktur. Biz de yüce Meclisimizde bu anlaşmayı bekliyoruz ve buradan Türkiye Cumhuriyeti'nin niye böylesine riskleri üstlendiğinin açık bir şekilde anlatılmasını talep edeceğiz." diye konuştu.
- "NATO'yu ihlal eden bir anlaşma da değil"
AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Meclis'e geleceğini ve Anayasa'nın 90'ıncı maddesine uygun olarak Genel Kurul'da görüşüleceğini belirtti.
Anlaşmanın bölgede heyecan uyandırdığını vurgulayan Zengin, şunları söyledi:
"Bu anlaşma bölgesel anlamda bir ortak savunma stratejisi geliştirme adına önemli bir anlaşma ve bölgenin daha istikrarlı olması için planlanan, var olan problemleri bölgenin kendi içinde kendi gücünü birleştirerek çözmesini hedefleyen sorun çözme odaklı bir anlaşma. Aynı zamanda bu anlaşma çerçevesinde sadece 3 ülkenin değil, istenmesi halinde bölgedeki başka ülkelerin de katılımına açık olan bir anlaşma. Hiçbir ülkeye karşı yapılmış bir anlaşma değil, NATO'yu ihlal eden bir anlaşma da değil. Böyle bakıldığı zaman, Suudi Arabistan'ın, Türkiye'nin ve Pakistan'ın bugün ve geleceğe dönük olarak bölgesel konularda problem çözme kabiliyetini geliştirecek, aynı zamanda silahlanma ve o bölgedeki planlamalar açısından da bakıldığı zaman savunma stratejisi açısından son derece önemli bir anlaşma."
Zengin, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin pazartesi günü Genel Kurul'a gelmesini beklediklerini de bildirdi.
Genel Kurulda, Yeni Partinin "tarımsal üretim", DEM Parti'nin "çiftçiler", CHP'nin "orman yangınları", İYİ Partinin "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", Yeni Yol Partisinin "üst düzey kamu görevlileri" ve AK Parti'nin "Genel Kurulun gündem ve çalışma saatleri"ne ilişkin grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.
Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ni eleştirerek, "Bir kök yasa getirdiniz, Anayasa'nın köküne aykırı. Biz de bu tutum ve yasaya kökten karşıyız." ifadesini kullandı.
Teklifin komisyondan hızlıca geçirildiğini, tali komisyonda görüşülmediğini ve etki analizinin yapılmadığını söyleyen Çömez, "Komisyonda etki analizi sorduk. Kaç kişi çıkacak, sonuçları ne olacak? Bu çıkanlar neyle karşılaşacak? Bu millet kendine silah doğrultan alçak teröristlerle aynı otobüse binecek, var mı etki analiziniz? Yok. Umurunuzda değil, birileri istedi, yaptınız." dedi.
Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, terör örgütünün silahları bırakmasının iyi bir şey olduğunu, silahların bırakılması gerektiğini ifade etti. Özdağ, "Gerçek demokrasilerde zor kullanma hakkı devlete aittir. Devlet de hukukla, anayasayla kaim olmalıdır." diye konuştu.
Türkiye'nin terörü bitirmek için çok çalıştığını belirten Özdağ, "Şimdi müzakere ile halledilmek isteniyor ama şunu yapalım, Terörsüz Türkiye'yi hukuklu Türkiye'de inşa edelim. Terörsüz Türkiye'yi şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir bir Türkiye'de inşa edelim. O nedenle herkesi duyarlı olmaya, gerçekten bu konuda siyasi rant elde etmemeye, gerçekten Türkiye'yi kucaklamaya davet ediyorum." dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Kadri Enis Berberoğlu, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne şans vermek gerektiğini dile getirerek, kanun teklifini desteklediklerini bildirdi.
Teklifin 7. maddesini anlatan Berberoğlu, "7. maddeyi tüm yasayı engelleyecek bir mazeret olarak, engel olarak kullanmayalım." ifadesini kullandı.
Yeni Parti Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, silahların bırakılmasının, terörün sona ermesinin önemli olduğunu söyledi.
Teklifin 7. maddesiyle kurul oluşturulmasının öngörüldüğünü belirten Bülbül, şöyle dedi:
"Hukuki ve siyasi haklarını kullanamayanlar, bu kurul tarafından talebi halinde, soruşturma ve kovuşturma evresinde Sulh Ceza Hakimliği tarafından ya da mahkemelerince, mahkumiyet verilmişse infaz hakimliği tarafından hak yoksunluğu kararı kaldırılacak. Kaldırıldıktan sonra da bu vatandaşlar gidecekler topluma intibak edecekler. Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu prensiplerine göre bir farklılık var. Türk Ceza Kanunu'nda 'kendi mahkemesince kaldırılır' hükmü karşılığında burada infaz hakimliği var. İnfaz hakimlerinin, hükümlülerin cezasının çektirilmesi aşamasında görevi var. İnfaz hakimlerinin hükümlü hakkında ıslahın gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden psikososyal değerlendirme görevi yok. Bu, sadece kararı veren mahkemelerin objektif kriterlerle yapacağı bir görev. Burada bir eksiklik var. Bu eksikliğin mutlaka giderilmesi gerektiğini biz komisyon görüşmelerinde açıkladık."
- "Bu süreç milli iradenin, devlet aklının ve milletimizin ortak kararlılığının bir sonucudur"
TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı ve AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk, Türkiye'nin, 40 yılı aşkın süredir enerjisini tüketen, insanını canından, bölgeyi refahtan eden terör belasını tamamen tarihe gömmek üzere kararlı bir eşikte olduğunu söyledi.
Terörsüz Türkiye vizyonunun 86 milyon vatandaşın hukukunu, can güvenliğini ve kardeşliğini güvence altına alma iradesi olduğunu vurgulayan Kayatürk, "Vatandaşlarımızın bu sürece desteği tamdır. Türkiye'nin tamamında hamdolsun, bir destek var. Çok büyük acılar, sıkıntılar yaşamış bölgemizde bu sürece çok büyük bir destek var. Bu süreç, milli iradenin, devlet aklının ve milletimizin ortak kararlılığının da bir sonucudur." dedi.
Kayatürk, terörün ve şiddetin gölgesinden tamamen arınmış bir Türkiye'nin, demokratik standartlarını yükselten, hukuk devletini pekiştiren ve uluslararası alanda elini çok daha güçlendiren bir Türkiye olacağını ifade etti.
Terörün bittiği yerde demokrasinin güçleneceğini, demokrasi ve hukukun güçlendiği yerde ise terörün zemin bulamayacağını dile getiren Kayatürk, "Orta Doğu'da bölgesel krizlerin derinleştiği bir dönemde milli birliğimizi pekiştirmek Türkiye için stratejik bir zorunluluktur. Gazi Meclisimiz bu sürecin meşruiyet merkezidir ve Komisyondan geçen bu süreç inşallah Genel Kurula gelecek. Hedefimiz, terörün olmadığı, gençlerimizin geleceğe umutla baktığı, doğudan batıya refahın ve huzurun egemen olduğu, şairin ifadesiyle tek şikayetin ölümden olduğu bir Türkiye'yi hep birlikte inşa etmek." diye konuştu.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda Yeni Parti, DEM Parti, CHP, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisinin grup önerileri kabul edilmedi.
- Pazartesi günkü birleşim saat 11.00'de başlayacak
AK Parti'nin, Genel Kurulun gündem ve çalışma saatlerine ilişkin grup önerisi ise kabul edildi.
Öneriye göre, şehit aileleri ve gazilerin haklarına yönelik düzenlemeleri içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi gündemin ikinci sırasına alındı, Genel Kurulun 10 Ağustos Pazartesi günkü birleşimi saat 11.00'de başlayacak.
Genel Kurulda daha sonra suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
